Tag Archives: gittigidiyor

Kandırıldım: Daktilo Aldım

Epey oldu aslında alalı ama bir süre beklemek zorunda kaldım bu yazıyı yazmak için. Şu an itibariyle kesinleşmiş oluyor ki evet, kandırıldım.

10603020_10202328417563369_1439416605_n

Daktilom işte bu.

Askerden döndükten sonra hemen her gün internetteki alışveriş sitelerinde alınabilecek temiz bir Q klavye daktilo aramaya başladım. Birkaç hafta içinde ofistebirgenc isimli bir satıcının Diyarbakır’dan sattığı bir daktilo buldum ve hemen mesaj attım, Q klavye mi diye. Fotoğrafta Q klavye olarak görünüyordu ve ben de teyit etmek istedim. Satıcı evet dedi, Q klavye ve çok iyi durumda. Verdiği fiyat o tip bir daktilo için biraz pahalıydı ama Q klavye ise değerdi. Silver-Reed 200 marka modelliydi daktilo. Seiko firmasının üretimi ve Made In Japan bir aletti. Neyse, gelen cevap olumlu olunca daktiloyu hemen o gece satın aldım. Sonra pazartesi günü Bilecik’e döndüm. Daktilo da aynı gün akşam saatlerinde ben evde yokken, üst komşumuz Burcu‘ya teslim edildi. Kardeşimi aradım, daktiloda bir sorun var mı diye. Almış o da bakmış ve birkaç tuşun basılı kaldığını ama çok ciddi olmadığını söyledi. Daktilonun çok bakımsız olduğunu ve şeridinin ölü olduğunu söyledi. Bu iki hususu satıcı önceden söylediği için çok umursamadım. Sonuçta sağlam bir Q klavye daktilo bulmuştum.

Cuma günü Bilecik’ten eve dönünce yaptığım ilk şey daktiloya bakmak oldu ve ne göreyim! Daktilo F klavye, standart bir Devlet Malzeme Ofisi çıkması daktilo. Hemen satıcı ile iletişim kurdum. Doğru dürüst bir cevap veremedi. Neden Q klavye dediğiniz halde F klavye gönderdiniz, diye sordum. Kem küm etti, depoma bakayım falan dedi. Bu şekilde bir hafta kadar geçti ve en sonunda kendisiyle telefonla görüştük ve bana yeni alacağım bir Q klavyeli daktilonun ücretinin yarısını kendisinin vereceği taahhütünde bulundu. Pekala dedim.

Aynı gün ve sonraki günüm internetten Q klavyeli daktilo aramakla geçti. Şans ya, buldum bir tane. Fiyatının yarısını değil, üçte birini göndermesi için önceki gün konuştuğum satıcıya IBAN numaramı yolladım 🙂 Aradan neredeyse 15 gün geçti sevgili okur. O para halen gelmedi ve evet gelmeyecek, biliyorum. Böylece normalinden daha pahalı fiyata, tipik, bakımsız ve şeridi ölü bir F klavye daktilo almış oldum.

Bu yazının vermek istediği ana fikir, Gittigidiyor benzeri sitelerden alışveriş yaparken satıcı ile iletişimi çok düzgün kurun ve ürüne onay vermek için son günü bekleyin. Vaat edilen ürünün gönderildiğinden iyice emin olun. Hatta mümkünse Gittigidiyor’dan böyle şeyler almayın. Çünkü Gittigidiyor’da satış sonrası destek sıfır. Satıcı ile doğrudan iletişim imkanı yok. Onay verdiğiniz ürün ertesi gün bozulsa bile iade etme şansınız yok. Daktiloyu daha iyi kullanılabilir hale getirmek için yaptığım çalışmalar başka bir yazının konusu olacak. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

EKLEME: Bir yıl sonra, bu daktilo verip yerine bu sefer çok mükemmel ve sapasağlam  klavyeli bir daktilo aldım.

Yurtiçi Kargo’nun Büyük Soygunu

Sevgili okuyucu belki şu yazımdan hatırlayacaksın Yurtiçi Kargo’yu ne kadar sevdiğimi. Bugünden itibaren Yurtiçi Kargo’yu sevmiyorum lan! Neden? Çünkü müşterilerine fahiş fiyatlarla hizmet verdikleri için.

Geçen gün Gittigidiyor.com‘dan açık arttırma ile şu plağı kazandım. Satıcı Ankara‘da oturuyordu. Ben Eskişehir‘de oturduğum için ve satıcının yollayacağı nesnede 50 gr ağırlığında ve 30 cm x 30 cm ebatlarında bir plak olacağı için kargonun az tutacağını hesapladım. Böylece açık arttırma ile aldığım plak hesaplıya gelmiş olacaktı. Satıcı satışın hemen ertesi gün ürünü kargoya verdi. Cumartesi kargoya verildi ürün ve pazar tatil olduğu için pazartesi evime teslim edildi, ancak gayet yuhani bir fiyata: 9.23 TL.

Plak özel bir pakette gelmedi. Yani ekstra koruma özelliği olan bir pakette falan değildi. Kargo ile gelen faturada verilen “hizmetin” fiyatları da yer alıyordu. Ankara’dan Eskişehir’e 50 gr.lık bir paket standart taşıma hizmetine giriyormuş ve fiyatı 5.86 TL imiş. Kargomu şubeden ben almadığım ve onlar evime getirdikleri için 1.56 TL “adrese teslim ücreti” ilave edilmiş. Bir de “Alıcı Ön Bilgi Hizmeti” adı altında 0.40 kuruşluk bir ücret eklenmiş ki bunun alınması zaten başlı başına yanlış. Zira beni ne arayan oldu ne de mesaj atan. Şimdi bu şekilde toplayınca 7.82 TL’lik bir fiyat çıkarmışlar. Bu toplam fiyata bir de %18 KDV eklenince fiyat olmuş 9.23 TL!

Lan ayıptır ayıp. Ankara’dan Eskişehir’e 15 liraya adam taşıyorlar otobüsle. Bu fiyata kargoculuk mu olur? Hizmet olarak çok iyisin Yurtiçi Kargo ama fiyat olarak kesinlikle çok kötüsün, adeta soyuyorsun müşterilerini. Hem de sürekli olarak seni tercih eden devamlı müşterilerini. Yapma böyle, n’olur yapma.

Burada bence Gittigidiyor.com‘a da bir görev düşüyor. Sonuç olarak uyguladıkları satış sisteminden kendileri de para kazandıkları için bizler Gittigidiyor’un da müşterileri oluyoruz. Ve müşteriler olarak bu kargo ücretlerinden hiç memnun değiliz. Koskoca Gittigidiyor’un bence ülkedeki tüm kargo şirketlerinin dikkatini çekebilecek kadar bir işlem hacmi ve günlük satış/kargolama sayısı vardır. Bence bu işi bir ihaleye dönüştürüp kullanıcıları için en iyi hizmeti ve fiyatı veren kargo firmasıyla anlaşıp site için resmi firma olarak belirleyebilir, biz müşteriler de böylece belirli bir tek fiyat üzerinden, ama makul bir tek fiyat üzerinden şimdiki gibi 10 TL değil, kargo hizmeti alırız. Çoğu zaman alacağım çoğu şeyi almaktan sırf kargoya ödeyeceğim saçma ücretler yüzünden vazgeçiyorum. Lütfen Hepsiburada, bu çağrımıza kulak ver!

Alper’den Süper Keşif

cccatchGeçen gün Alper, Sercanlarda otururken şu şarkıyı keşfetmiş. İlk başta adını falan bilmiyorlarmış. Daha sonra Sercan’ın telefona bir program yükleyip dinletip bulmuşlar. Cause You Are Young isimli bu şarkı tek kelimeyle mükemmel! Hemen sen de dinle mutlu ol. Bu arada bu şarkıcıyı da araştırdım. İsmi Caroline Müller. Adından anlayacağınız üzere Alman bir sanatçı. Hemen plaklarına baktım. Evet, bu şarkı 1985 yılında çıkardığı bir single imiş ancak Gittigidiyor‘da bulamadım. Bulsam inan o gazla alacaktım sevgili okur.

NOT: Birkaç yıl içerisinde o plağı da buldum.

01-32

 

İyileştim Gibi Lan Sanki

Sevgili okur bir haftadır beni halsiz kılan, başımı ağrıtan, sağımı solumu inleten, midemi müthiş bir kıvranma hissiyle yakan hastalığım bitti gibi sanki. Dün gidip doktordan ilaç milaç aldım. Bu sabah biraz daha iyiyim. Yataktan müthiş keyifle kalktım. Ancak yazılacak konuların epey biriktiğini görünce bunların her birini ayrı ayrı değil de aynı başlık altında yazayım dedim. Bu haftanın genel bir özeti gibi olacak bu yazı.

Dersin Kitabı

:: Bu hafta nihayet Çevre Politikaları dersine başladık. Süper bir ders oldu. En azından Alper, Emre ve ben böyle düşünüyoruz. Bu ders eğer bu şekilde konferans tadında geçerse epey eğlenceli olacak. Dersle ilgili aldığım onca notun arasında seninle şu notu paylaşayım sevgili okur. Ethem Hoca‘ya göre Çukurova yöresinin flora faunasını araştırmak istiyorsan Yaşar Kemal‘in romanlarını okuman yeterli 🙂

:: Çevre Yönetimi dersleri de nihayet başladı sevgili okur. Bu sene Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunu hazırlayacağımız konuyu da seçtik: Doğalgaz Çevrim Santrali! Danışmanımız da Ozan Hoca oldu süper oldu. Aynı derste artık yepyeni bir yazılım da öğrenmeye başladık: ArcGIS.

:: Artık okuldaki CADCAM Laboratuvarı‘nda sorunsuz bir şekilde internete girebiliyorum. Bunun ne demek olduğunu MMF’de okuyan okurlarım anlayacaktır. Nasıl mı? Bir sonraki yazıyıda yazacağım.

:: Bu haftaki Tehlikeli Atık dersine de Turgut damgasını vurdu. Hoca evimizdeki tehlikeli atıklardan bahsediyordu. Antifirizin buna bir örnek olduğunu, toksik, aşındırıcı vs bir sürü özelliğinden bahsetti. Kokusu çok hoştur ancak asla koklanmamalıdır demişti ki bizim Turgut geriye dönüp “tadı da tuzlu lan” dedi. Bunu dedi. Tadı tuzluymuş, tadına bakmış parmağına dökülünce.

:: Hayatımda ilk defa USB’den işletim sistemi kurduk. Volkan‘ın laptopun harddiski yanmış, DVD sürüsü de ölmüştü. Yeni bir 2.5 inc harddisk alıp usb ile Windows 7 Ultimate 32 Bit kurduk. Tertemiz oldu makine. USB’den işletim sistemi kurarken şu adresteki talimatlara uyduk. Volkan’a aldığımız harddisk Seagate’in 160 GB’lık IDE 5200 rpm harddiski. Gittigidiyor‘dan 100 liraya aldık.

SENNHEISER HD407

:: Sercan‘ın en son soyduğu bankanın etkileri halen devam ediyor. Sercan’a gittik Koçtaş‘tan 45 liraya büyükçe bir kitaplık, 90 liraya da gayet havalı ve hoş bir “yönetici” koltuğu aldık. Ayrıca Sercan geçen gün cep telefonunu değiştirip gayet havalı bir model aldı. Dokunmatik elbette (artık bununda suyu çıktı), q klavyeli falan. Ayrıca bir de Volkan’ın I-POD’unu satın alacak. Yetmedi bir de bir yerlerden nasıl buldu nasıl etti bilmiyorum Sennheiser HD 407 marka bir kulaklık edinmiş. Allah daha çok versin.

:: Savaşalp‘in doğum günüydü sevgili okur. Müthiş bir akşam oldu. O gün o ortamda kimler mi vardı? Volkan, ben, Savaşalp, Duran (ki kendisine göre bıyıkları epey ön plandaydı), Gil, Dilara, Monica, Ayberk, Ayberk’in kız arkadaşı, Dilara’nın 3 tane arkadaşı ki Kıvanç’tı sanırsam çok iyi çocukmuş. Güzel eğlenceli, sen bilmesen de benim için ilklerin yaşandığı bir akşam oldu sevgili okur. Kardeşimin doğum günü yeniden kutlu olsun.

Anadolu Üniversitesi ÜYEP

:: Ufak kardeşimi ÜYEP programı dahilinde cumartesi günü seçme sınavına götürdüm. O hasta halimle sabah saat 9’dan öğlen 12’ye kadar okuldaydım. Eğitim Fakültesi’nde kardeşim sınava girerken ben, annem ve Merve birlikte Volkan Pastanesi’nde bekledik. Öldüm bittim. Aynı saatlerde Volkan da meğer kulüp yöneticilerine yapılan bir etkinliğe katılmış. Akşam öğrenecektim ki Volkan’ı bu etkinlik bitirmişti, çocuk epey halsizleşmiş olacaktı.

:: Artık AutoCAD‘de öğrenmeye başladık. Alper Hoca ile gayet emin adımlarla ilerlediğimize inanıyorum sevgili okur. Bakalım bu hafta ödev olarak kendi evimizi çizmemizi istedi. Ödev demişken bu hafta başladı lan gene ödevler mödevler, quizler falan. Off, ders çalışmak gerek!

İki Yeni Plağım ve Manowar Kasedi

Bu ara plak koleksiyonuma biraz yatırım yapıp kendime iki tane long play plak aldım. İlk plağı çok da aramadan, Media Markt‘ta görüp aldım sevgili okur.

Manga – Şehr-i Hüzün

Tamamını olmasada yaptığı bir takım şarkıları ciddi anlamda başarılı bulduğum Manga grubunun ikinci albümü sınırlı sayıda plağa basılmıştı. Bunu okuduğumu iyi hatırlıyorum. İşte Media Markt’ta o plağı görünce hemen plağın ileride yapabileceği primi düşünüp aldım lan 🙂 10 TL’lik hediye çekim vardı onu da kullandım alırken. İyi denk gelmiş oldu yani.

Dire Straits – Dire Straits

Bir diğer plağımı da tamamen şans eseri olarak Pilot Bar‘da Çevre Modelleme dersinin ilk ödevini yaparken internetten birşeye bakarken aldım. Bir anda kendimi gittigidiyor‘da bir açık arttırmaya teklif verirken buldum:) 24.5 liraya Dire Straits‘in aynı adı taşıyan 1978 İngiltere basım long play’ini aldım. Bu albüm içerisinde bir klasik olan Sultans Of The Swing‘in de bulunduğu albüm. Ve elimdeki kopya çok iyi korunmuş neredeyse sıfır gibi 🙂 Tekrar tekrar baktım yeni basım falan değil, taş gibi 78 basım 🙂 O açıdan değerli bir parça oldu.

Manowar!

Son parça ise bir kaset. Geçen gün şans eseri yine denk geldi aldım hemen 1 liraya! Manowar‘ın en bilinen albümü Warriors Of The World albümünü 1 liraya aldım lan! Kaset maset, elimde orjinalinin olması çok harika değil mi:) Hemen sardım sarmaladım koydum arşivin derinliklerine.Volkan‘ın Blue Jean‘den kazandığı ile kıyaslanamasa da yine de güzel bir cevap oldu.