Tag Archives: güneş

İsmimiz Güneş’e Gidiyor!

missionsun

Burada gördüğün sertifika, NASA tarafından yürütülen Parker Solar Probe projesi kapsamında, insanoğlunun Güneş‘i araştırmak üzere yaklaşık 3 ay sonra, bu yılın sıcak yaz aylarında göndereceği ilk uzay aracında ismi yer alacak kişiler için düzenleniyor. Ve Güneş’e gidecek tam 1.137.202 tane isimden iki tanesi bize ait 🙂 Bu müthiş bir şey sevgili okur. İnsanoğlu’nun Güneş’e yapacağı en yakın görev, Parker projesi kapsamında gerçekleştirilecek. Bu yönüyle proje, NASA’nın son yıllarda hayata geçireceği en önemli projelerden birisi hiç şüphesiz.

Anti-Ram-Facing-View.pngTam olarak nerede gördüğümü hatırlamıyorum, ancak NASA’nın doğrudan Güneş’i incelemek üzere başlatığı bu proje kapsamında, başvuran herkesin isminin bir çip içerisinde Güneş’e gönderileceğini okudum. Bunun üzerine hemen proje için NASA tarafından oluşturulan internet sayfasına girip kayıt yaptırdım. Görev kapsamında yapılacak incelemeleri gerçekleştirecek uzay aracındaki özel bir çipin içerisindeki birkaç bit’lik kısımda “Mesut Proofhead Ciftci” yazacak 🙂 Bu yolculukta elbette ki, gönderilen aracın Güneş’e inmeyi bırak, güneşin birkaç bin kilometre yakınına bile gelmesi olanaksız. Ancak isminizin böyle özel bir şekilde atmosferin dışına çıkmasını sağlamak çok keyifli 🙂 Üstelik bir de, her başvuran için anı olması bakımından, özel üretilmiş numaralı bir sertifika – HOT TICKET – veriliyor.

Yukarıda da yazdığım üzere tüm Dünya’dan bu proje kapsamında ismi gönderilmek üzere 1.1 milyondan fazla kişi başvurmuş. Ülkemizden ya da hangi ülkeden kaç kişi başvurmuş onu bilemiyorum. Sitede böyle bir istatistik de yayımlanmamış. Belki de kalkış gerçekleştirildikten sonra bu istatistiki veriler paylaşılır. Son olarak, projeye ilişkin bilgilerin yer aldığı ve muhtemelen kalkış anının da zamanı geldiğinde canlı olarak yayımlanacağı sitenin adresi aşağıda yer alıyor:

http://parkersolarprobe.jhuapl.edu/

Reklamlar

Bir Adım Atsam Cehennem

between_wishes_and_stars_by_veelocity-d6ega70

Güneş battığında şehrimde,
Uzaklara bakıyorum, gözlerimi kırpmadan.
Kıpırdamadan üstelik, sanki bıçağın sırtındayım,
Uzaklar daha bir varılmaz oluyor, Dünya daha çekilmez;
Böyleyken, yaşamaya çalışanları izliyorum öylece,
Kıpırdamadan, kaçamadan sıçrayan çamurlardan.
Sevdiğinin yüzünde tek bir iz ararsın ya,
Senden yadigar bir küçük çizgi belki,
Kulağının ucundaki bir leke gibi,
Bir iz ararsın, uğruna ölünebilecek bir iz…

Uzaklar kararıyor şehrimde, gece üşütüyor,
Aynı yerde aynı taşa dokunuyor ayağım,
Kıpırdayamıyorum,
Bir adım atsam cehennem,
Geriye dönsem “yaşamak” ızdırabı,
Bari sesini duyayım diyorum, sonra kurtulurum,
Eceliyle çürümek en büyük ödülken insana,
Yaşamayı terk edip sığınırım çamura,
Artık gidiyorum,
Çünkü senin günahınla yanmayı seçmek çok kolay.

Senin Dünyanda Yaşamak

Dünyamıza hoş geldin,
Biz güneş nedir bilmeyiz.
Doğar ve her akşam ölür,
Yeni bir can daha doğar peşi sıra,
Ve ölür…
Dünyamıza hoş geldin.

Korkularımız yoktur, aklımız bomboştur,
“Biz” olabilmek için vazgeçebilmek gerekir,
Evinden, hayatından, hırslarından ve tüm arzularından…
Arzuladığın her kadının güldüğünü,
Sana bakıp gülümsediğini unutacaksın.
Ölüm onları da silip süpürecek ne de olsa…

Gerçeği yalnızca gece saklar içerisinde,
Güneşi unutacaksın, sileceksin aklından,
Aşkı sildiğin, hüznü sildiğin ve sadece sırlarınla kaldığın gibi,
Geceler boyu konuştukların da uçuverecek aklından,
İz bıraktığın tüm dudaklar da.
Ancak o anda diyebileceğiz, hoş geldin.

Gözlerimiz değdiğinde birbirine,
Ya sen kaçıracaksın bakışlarını, ya da ben aklımı;
Bitecek tüm bu sır.
Bir defa öğrenince içinde yerimi,
Bir kere daha sormayacağım,
Ve sen çoktan ulaşmış olacaksın, hoş geldin.

M.P.Ç. (1932, Gaipten Sesler)

Hafta İçi

Shadow Of Colossus

Kendiliğinden gerçekleşmesini bekleyerek sonuna kadar bekledim önceki gün. Güneş doğdu, güneş battı. Yine olmayışını çaresizce izledim. Tekrar ve tekrar mağlup oldum sana.

Unutulmuş bir kutu buldum dün. İçerisine tüm çocukluğumu sığdırabilmişim. Bir küçük misket ve bir kaç kibrit çöpü. Biri yanmış, diğeri sapasağlam duruyor. Babamın gürleyen sesi hala kulaklarımda. Okunan ezanların eve dönüşü haber vermekten başka bir amacının olmayışı o zamanlarda…

Bugün dayanamayıp senin numaranı çevirdim. Açılmadı telefonun. Ne sen açtın, ne de bir başkası. Sadece uzun bir sessizlik geldi ahizeden. Üzgün, yorgun ve umutsuz bir sessizlik duydum. “Her ses, sessizliğin bir taklidi” oldu yine.

Yarın başım ağrıyacak. Kokun burnuma gelecek, saçların yüzüme değecek ama benim başım ağrıyacak. Bu heyecan vücudumu esir edecek. Korkup kaçsam mı durup sana sarılsam mı bilmiyorum. Etil alkolün zehirlediği bedenine kendimi de ortak etmek çok mu kabaca olurdu? Uyuşmuş ayaklarının örtünün dışında kalması çok gecikmesin artık. Uyumalısın.

Bir sonraki gün olmayacak.

Bırak Güneş Gülsün

Dungeon Master's Guide II - The Saltmarsh Barracks does double duty as a jail

Güneş gülerdi gözlerimize,

Ellerimizden tutardı rüzgârlar

Kötülüğü kovardık şehrimizden,

Saygı görürdü değerli olanlar

Yağmur gibi aniden geldiniz,

Yarattıklarımızı silip süpürdünüz,

Acımadan, sızlanmadan marifetinizle

Sizler güneşi söndürdünüz.

Ateşleriniz yakarken yüreğimizi,

Kül etti içimizdeki sevgiyi,

Merhameti alıp götürmeye

Yemin ettik,

Güneşi yeniden güldürmeye…

Korkuyu unutmuş gözlerimizde gördünüz;

Kendi sonunuzu, siz korktunuz!

Kendi ülkeniz çok büyüktü

Kontrol edemiyordunuz.

Şimşekler gibi çaktık üzerinize,

Kabus olduk sizler gibi,

Karanlığı delip geldik almaya,

Kaybettiğimiz o güneşi.

NOT: Okuyacağını biliyorum. İşte işaret bu.