Tag Archives: Güven Erkin Erkal

Güven Erkin Erkal’la “En Başından Günümüze Türkiye’de Rock Tarihi”

Bir Türk rock müzik dinleyicisinin, bir türk metalcisinin bence muhakkak izlemesi, katılması, soru sorması gereken bir etkinlikti bu. O gün katılan 80-100 arasındaki arkadaşa en derin sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Bu sene Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü olarak biz, tüm zorluklara göğüs gerip sponsor dahi bulmadan (bulamadan demek daha doğru olur, çünkü biz kişisel gelişim saçmalıkları benzeri etkinlikler yapmıyoruz. Yapıp insanlara siz süpersiniz, her biriniz teker teker de süpersiniz, ikiyle çarpıp üçe bölünce de süpersiniz desek, bunun da adına etkinlik desek acayip sponsor bulurduk, neyse) etkinliklerimizi sürdürüyoruz.

Bu etkinliğimizde de konuğumuz Türkiye’ye rock müziği ve metal müziği tanıtan, piyasanın bilinen isimlerinden radyocu, televizyoncu, dergici ve aklınıza gelebilecek hemen her pozisyonda gönüllü olarak başarılı işler çıkarmış Güven Erkin Erkal oldu. Güven Abi asistanıyla birlikte pazar günü akşam 6 gibi Eskişehir’e indi. Volkan’la karşıladık, hemen otele getirdik. Eşyalarını yerleştirip hiç hız kesmeden Barlar Sokağı’na geçtik. Güven Abi’nin eskiye dayanan bir tavla maçı varmış zira. Neyse Güven Abi’yi tavlayla bırakıp biz de akşamki konser için hazırlandık.

Konsere gittik. Konser boyunca da yakın durduk birbirimize. Konserden sonra Güven Abi’yi oteline bıraktık ve bir sonraki gün olan pazartesiyi beklemeye başladık.

Pazartesi günü Güven Abi’nin yüzü suyu hürmetine hayatımızda ilk defa beş senenin ardından TAŞ BİNA‘ya yemek için girdik Alper, Volkan, ben ve misafirimiz. Yıllardır taş duvarların ardında neler vardır lan acaba diye düşlüyorduk. Girince ve yemek yemeye başlayınca gördük ki pek de birşey yokmuş sevgili okur. Fiyatları da normal. Abartılacak bir yer değil. O yüzden çok üzülmeyin.

Yemek faslından sonra hemen bizim kampüse geldik Alper ile ben. Sunumumuz vardı. Onu hallettik hemen. Daha sonra paldır küldür tekrar diğer kampüse geçtik görevliydik zira.

Neyse biz gelene kadar Volkan sağolsun yerleştirmiş panel için gerekli görsel ve işitsel malzemeyi salona. Gittiğimizde Güven Abi hazırdı. Kısa bir süre sonra da başladı zaten.

Anlattıklarından tek bir kelime dahi bahsetmeyeceğim burada. İnanılmaz emek verilerek hazırlanmış bir çalışma olmuş. Güven Abi bizlere çok nadir parçaları dinletti. Süper videolar gösterdi.

Etkinliğin sonunda ise İstanbul Agop Zilleri‘nin süpriz hediyelerini dağıttı. Bir tişört ve bir Alchemy laz balıkçı beresi. Sağolsun varolsun 🙂

Başarılı bir organizasyon olduğu kanısındayım sevgili okur. Yani kulüp olarak elimizden gelenin en iyisini yaptık. Bu arada söylemeyi unutmayayım, OGÜ Rock Kulübü‘de sağolsunlar destek verdiler. Fotoğraf makinemin şarjı bittiği için yine Volkan’ın çektiklerini kullandım bu yazıda.

Etkinlikten hemen sonra Güven Abi’yi ve asistanını yolcu ettik İstanbul’a. Ardından da söz verdiğimiz gibi ağlamadık.

Alper - Volkan - Güven Erkin Erkal - ben - Halil

15 Mayıs 2011 – Haggard Konseri

Tek bir şarkısının adını bildiği bir grubun konserinde ne kadar eğlenebilir insan? Bu soruya belkide aklımızda oluşan ilk cevap az eğlenir olacaktır. Ben de öyle düşünüyordum Haggard konserine kadar. 222 Park‘tan Özgür Abi‘mizin mükemmel kıyağıyla bu konsere katılmaya karar verdik.

Aynı günün akşamında konserden birkaç saat önce bir sonraki gün “En Başından Türk Rock Tarihi” isimli paneli gerçekleştirmek üzere İstanbul’dan Türk Rock piyasasının yakından tanıdığı isim Güven Erkin Erkal konuğumuz olarak Eskişehir’e geldi. Kendisini karşıladık ve hemen oteline yerleştirdik. Otelde işlerimizi halettikten sonra Güven Abi’yi Barlar Sokağı‘nda bir arkadaşının yanına bırakıp biz de hazırlıklarımızı yapmak üzere evlerimize döndük.

Konserin kapı açılışına 2 saat varken Volkan, Yunus ve ben mekana gittik. Özgür Abi ile konuştuk bir süre. Sonra yavaş yavaş eş dost gelmeye başladı. Halil de geldi ardından. Halil yalnız bizimle kısa bir süre takılıp eski bir arkadaşının yanına geçip bizi sattı adi herif 🙂

Vokal Gitar Asis

Konseri beklerken Togay‘ın gelemeyeceğini öğrenip hemen Sercan‘ı çağırdık sözümüz vardı. Bekleme aşaması süper geçti sevgili okur. Önce girdik kaçamak bakışlarla soundcheck’i izledik 15 dakika. Sonra biri geldi bizi kovdu 🙂 Dışarıda beklerken kimlerle görüşmedik ki… Hope To Find‘dan dostlarımız abilerimiz ve hala tabları yollamayan Erdem Abi ile eşi; Black Omen’dan Serkan Abi ve Tolga kardeşimiz ve tabiki de Godspel 🙂 Güven Abi de mekana geldikten sonra içeri geçtik ve 23.30’da çıkmasını beklediğimiz grup saat gece yarısını 5 geçe sahneye çıktı.

Yazının başında dediğim gibi Haggard dinlerim evet, ama sadece bir şarkılarını ismen biliyorum. Grubun parçaları çok uzun ve senfoni gibi olduğundan oturup bu parça şuydu falan diye öğrenme gereği duymadım hiç. Ben de olan birkaç albümleri de winamp’tan sırayla çalıyor işte. İsmen bildiğim tek parça “Chapter III: Awaking The Centuries” isimli parçalarıdır yani.Bundan yaklaşık 2 ay önce grubun “Awaking The Gods: Live In Mexico” DVD’sini edinmiştim. DVD’deki performansları süper ötesi sevgili okur. Bu konser bu dvdnin de etkisinde kalarak izleyeceğim bir konser olacaktı benim için.

Grup mükemmel bir başlangıç yaptı. Sahnede tam 12 kişi izledik. Davulcu, iki gitar, bas gitar, klavye, üç keman, bir viyolonsel, bir yan flüt, bir soprano ve bir obua çalan müzisyen vardı sahnede. Bunlardan özellikle yan flüt çalan Catalina’ya salondaki tüm erkekler aşık olacak, hayatımızı, yuvamızı, okulumuzu feda edip yanına göç edecek duruma gelecektik.

Grubun şişman vokalisti ve gitaristi Asis Nasseri cidden mükemmel bir müzisyenmiş sevgili okur. Yani yarattığı tüm o kompozisyonları izleyince üstünü üstlük bir de soprano vokalin insanı alıp götüren danslarına uydurunca gözlerinizi müziğin akışının sizi tahrik ettiğine şahit oluyorsunuz farkında olmadan. Kemancıların ve üflemeli takımının gitaristlerden hiç de aşağıda kalmayan o mükemmel kafa sallama ritüelleri dinlediğiniz melodilerin ardında gizlenen asıl duyguyu her bir şarkıda başka bir şekilde ortaya koyuyordu. Ben bu düşüncelerde grubu izlerken grubun kısa boylu solo gitaristi birden “bluetoothlu” gitarıyla dalıverdi seyircilerin arasına. Ardından da şişman olan ama boyuyla bunu süper kapatan bass gitarist geldi. Bu adamlar geze dolaşa çaldılar o parçayı.

Victory parçasında Asis, bayan seyircilerden parçanın vokallerine eşlik etmelerini istedi. Ancak hanım kızlarımız bağırmaya çekinince adam parçayı çalmadı. Evet. İki üç parça çaldıktan sonra çaldı.

İşte o melek!

Yan flüt çalan hatun, Catalina, öldürdü bizi sevgili okur. Çok değerli abimiz Güven Abimiz bile bizi onayladı gece sonunda. Sercan bir ara gözlerimin dolduğunu falan söylese de ben inanmıyorum Sercan’a. Çok güzeldi kız sahnede. Volkan’ın çektiği 700’e yakın pozdan temiz 400 tanesinde bu kızı çektiğini söylersem anlarsınız herhalde.

Grup inanılmaz ve bazen de insanı sinir eden bir rahatlıkla çalıyordu sahnede. Viyolonsel çalan sarı saçlı abi, süper karizmasıyla ve elinde enstrümanla gitaristlerin yanına gelişleriyle acayip puan topladı. Gitar vokal Asis de özellikle Sercan’a şişmanların da karizma olabileceğini kanıtladı. Solo gitarist çizgi sakallarıyla bir garipti ama iyiydi. Davulcuları grubun en farklı görüntüye sahip üyesiydi. Ama iyi çaldı herif. Yalnız kick davulun tonunu gökgürültüsü gibi ayarlaması bir noktadan sonra ben de şu fikri uyandırdı: Bu davulla twin atarken ritim kaçırsan da çok belli olmaz. Bassçıyı çok beğendim. Adam acayip sevimli bir tipti, tam Alman’dı. Keman çalan iki hatundan bir tanesi neredeyse topuklarına değecek kadar uzun sarı saçlarıyla bizi aldı götürdü bu diyarlardan. Aklımıza Yüzüklerin Efendisi’ndeki Galadriel geldi lan. Bir acayip olduk. Volkan’ın dediğine göre piyano çalan takkeli amca süper sarhoştu.

Grup son parça olarak benim adını bildiğim o parça Awaking The Centuries’i çaldılar. Süper de çaldılar. Sonra grup sahneden indi gitti. Lan ne oluyo falan dedik önce. Sonra bari dışarıda kaçırmayalım derken gitar seslerini yeniden duymaya başladık. Grup tekrar sahneye çıktı. Vokal “sizi kandırdık ehe” vari bir konuşma yaptı. Çok hareketsiz ve tepkisiz olduğumuzu söyledi. Bir parça daha çaldılar. Bu sefer cidden indiler sahneden ve bu süper konser sona erdi.

Catalina'nın imzası

Konserden sonra bekleyip konserden önce bastırdığım posteri imzalattım elemanlara. Bir mutlu oldum ki sormayın sevgili okur.

Konserden ufak notlar vereyim:
:: Asis, grup üyelerini tanıttı performansın ortalarına doğru. O esnada çaldıkları parça Metallica‘nın Sad But True‘su oldu.
:: Bir yerde neden gaza gelmiyorsunuz gibisinden birşeyler söyleyip Slayer – South Of Heaven‘ın girişini çaldı, söylemeye başladı. Ama “Before you see the light, you must die” diyip bitirdi ve kendi parçalarına geçitler.
:: Bununla da kalmayıp Pantera‘dan da birşeyler çaldılar yine böyle. Onu da yarım kestiler.
:: Güven Erkin Erkal’ın söylediğine göre bu konser İstanbul’dakinden daha iyi olmuş. Hem samimi bir ortam hem de performans olarak.
:: Konserin sonunda kendi adıma yaptırdığım bir posteri imzalattım gördüğüm her elemanına. Süper oldu.
:: Yazı boyunca kullandığım görseller (poster imzası hariç) Volkan Vardar tarafından çekilmiştir.

kişi başına bin 370 kg petrol eşdeğeri birincil enerji tüketimi ile 69’uncu sırada yer alabildi