Tag Archives: Güzel Sanatlar

Dolunay ve Açıköğretim Mezuniyeti Sevinci

İki yıldır, zaman zaman hakkında yazdığım, müthiş keyifli ve bir o kadar da öğretici, eğitici Açıköğretim yolculuğumun sonuna geldim sevgili. Geçen hafta Perşembe günü mezuniyet töreni vardı. Yazmak için dolunayı beklemeye karar verdim. Bu bir mezuniyet yazısı olacağı için birazcık uzun olacak.

dolunay0619

Dolunay biraz nankördür. Bir ay yüzünü bile göstermez, bir diğer ay ışığı düşer yastığınıza…

mezuniyetposterGeçtiğimiz hafta Açıköğretim Fakültesinin final sınavları açıklandı. Böylece, toplamda dört dönem süren Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Programı’ndan mezun oldum. Geride bıraktığım dört dönem içerisinde, dönem ortalamamın en yüksek olduğu dönem son yani dördüncü dönemdi. Programı 3,70 genel not ortalamasıyla bitirdim. Eğer ilk dönem, şimdi sahip olduğum öngörüye sahip olsaydım inan bu ortalamanın daha da yüksek olmaması için hiçbir neden yoktu. Üstelik vereceğim tavsiyelere uyan herkes en az bu şekilde bir ortalama yaparak bölümden mezun olabilir. Ha, şu da var tabi ki: Ortalamaya yapmaya ne gerek var? Hiçbir gerek yok 🙂

Ben Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Programına 11 Eylül 2017’de kayıt oldum. Toplamda dört dönem, yani iki yıldan ibaret bir programdı. Yıllardır okuduğum, Fen bilimleri alanından farklı bir alanda okumak, eğitim almak istediği her zaman olmuştur bende. Hatta doktorada da, önce Sosyoloji Anabilim Dalı’na başvurmuştum. Başvurum, alan farkı yüzünden kabul edilmeyince Sosyal Bilimler alanına olan hırsım daha da arttı.

Muhakkak hepimizin içinde, güzel sanatların bir kısmına ya da tümüne karşı bir ilgi vardır. Ben de yıllarca özellikle resim sanatına çok büyük ilgi duydum. Özellikle filmlerde, sosyal çevrede ünlü ressamlar ve tabloları, eserleri hakkında bilgi birikimine sahip insanlar gördükçe, ne yalan söyleyeyim, hep imrendim. Sanatın bu en renkli dalı, sanat akımları, sanat tarihine geçmiş en ilginç ve özel anlar gibi konular hep ilgimi çekti.

İşte okuduğum bölüm, yalnızca fotoğraf sanatı ve sinema hakkında değil, sanatın tüm branşları, iletişim, reklam, sosyoloji gibi alanlarda da inanılmaz bilgiler ve değerler kattı.

dersler

Bu tabloda her dönem aldığım dersler yer alıyor. Bunlardan renkli olarak belirttiklerim en keyifle okuduklarım oldular. Bu konularda inanılmaz bir genel kültür de sağladılar. Açıköğretim Fakültesinin diğer bölümlerinden farklı olarak, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’nün kitapları cidden piyasada sürekli alıcı bulabiliyor. Çünkü özellikle fotoğrafla ilgili teknik kitaplar, akademik, güncel ve doğru bilgiyi içeriyor. Ülkede bu şekilde güncellenebilen bir başka yayın evi daha yok. Ayrıca bana göre, ülkemizde fotoğrafın yaşayan efsanelerinden Levend Kılıç da, bölümdeki çoğu kitabın editörlüğünü ve derslerin hocalığını yapıyor.

mezu2019temsilci

Sınavlara hazırlanırken yalnızca Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi için geliştirilen “E-Kampüs” sistemini kullandım. Hem çevrim içi olarak soru çözmek hem de basılı yayın temin etmek için burası vazgeçilmez oldu. Programın ikinci döneminde Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim sisteminde basılı kitap vermekten vazgeçti. Bu karara başlarda büyük tepki gösterdim. İlk katıldığım Kalite Elçileri toplantısında bu durumu da dile getirdim. Ancak sonradan anladım ki bu şekilde olması çok daha mantıklı ve hesaplı oluyor. Çünkü bu sayede, belki de çoğu kişinin yüzüne bile bakmadığı milyonlarca kitap basılıyor, kaynak israfı oluyor. Bunun yerine tüm kitapların dijital hallerini sisteme yükleyip, benim gibi ille de kitap isteyenlere de “Kitap Satış Sistemi” üzerinden istedikleri kitapları satmak çok daha mantıklı. Üstelik bu sayede, yıllık harç ücretlerinde de hatırı sayılır bir indirim yapılmış oldu.

mezun05

Bu fotoğrafı yüksek çözünürlükle yükledim. Yerdekiler kitaplarım. Siyah ve mavi kitaplar ise ayrıca ciltlettiğim özetler, deneme sınavları ve çıkmış sorular. Yukarıdaki mavi ve bordo renk kitaplar ise ciltlettiğim ders notlarım

Her sınav döneminde, e-kampüs üzerinden tüm derslere ait deneme sınavları ile çıkmış soruları PDF formatında indirip düzenledim ve kitapçık şeklinde bastırdım. Yine ünite özetlerini de aynı şekilde bastırdım. Böylece elimde kalıcı bir sürü materyalim oldu.

onurbelg

Ders çalışırken de her üniteyi bir yandan okuyup diğer yandan da ufak notlar çıkardım. Bu notları ilk dönem elimle yazıyordum. Ancak daha sonra tablet ve bilgisayarda yazmaya başladım, çok daha hızlı oldu. Bazı derslerde de doğrudan PDF üzerinden kopyaladım. Bu çok daha hızlı bir yöntemdi. Böylece sınava girmeden önce kitapların tamamını okumuş oluyordum. Bir de not çıkardığım için en önemli noktalar hep aklımda kalıyordu. Eh bunun üzerine sınavdan bir gün önce de çıkmış soruları ve deneme sınavlarını çözünce iyice oturuyordu. Sınava gireceğim okula gideceğim sabah bir saat kadar erken gidip bir de kendi çıkardığım notlara göz gezdiriyordum. İnan bu şekilde, son dakikada görüp de yakaladığım bir sürü soru oldu. Eh, yöntemin başarılı olduğu da ortada ki genel ortalamam 3.70 oldu 🙂 Ayrıca her dönemde not ortalamam 3,5 üzerinde olduğu için Yüksek Onur Belgesi aldım. Lisans eğitimimde değil yüksek onur belgesi almak, ortalamayı 2’nin üzerinde tutmak bile benim için büyük bir olaydı. Açıköğretim sayesinde bu keyfi de yaşamış oldum.

mezun06

Tuttuğum notları bu şekilde ciltlettim

Geride bıraktığımız hafta Perşembe günü, Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsünde bulunan Açıköğretim Fakültesi Binası’na gittim. Önce kalite temsilcileri arasında yapılan bir toplantıya katıldım. Kalite temsilcisi olmak, Açıköğretim Sistemi’nin güzelliğine ve tadına varmak için büyük bir ayrıcalık. Olabiliyorsanız siz de muhakkak olun sevgili okur. Bu toplantıdan sonra hiç üşenmeden gittim kendime cüppe, kep, püskül, kep yüzüğü ve mezuniyet şalı aldım ve o gün yapılacak mezuniyet törenine katıldım.

fbthdr

O öğleden sonra hafif bir yağmur çiseliyordu ve biz de yaklaşık 500 kişilik bir topluluk olarak törenin yapılacağı çim sahaya doğru gidiyorduk. Ülkenin çeşitli şehirlerinden gelen bir sürü insan vardı. Farklı yaşlardan, mesleklerden yüzlerce insan mezuniyet coşkusunu yaşıyordu. Gecikmeler olunca birkaç çıkıntı tip peydah oldu. Seslerini yükseltip kendi kendilerine protesto falan etmeye kalktılar. Güldüm içimden. Yıllar önce lisanstan mezun olurken bizim törenimiz Atatürk Stadyumu’nda yapılmıştı. Saatlerce beklemiş ve dikilmiştik ayakta. Ama hiç birimiz uf dememiştik. Öylesine keyifli bir akşamdı bizler için.

mezun04

Dekan Hocamız Prof. Dr. Yücel GÜNEY ve ben

Hemen yanımda duran, Aşçılık Bölümü’nden 3,97 ortalamayla mezun olduğu halde bölüm birincisi olamadım diye üzülen bir kadınla tanıştım. Bahar Hanım. İstanbul’dan mezuniyet için gelmiş ancak son dakika yetiştiğinden kep ve cüppe almamış kendine. İşaret gelince stada hep birlikte girdik. Epey bir tanıdık hoca gördüm kalabalıkta. Orkun Şen hocama buradan sevgiler 🙂 Katılanları selamladıktan sonra yerlerimize geçtik.

cof_soft

He-man’in abisi Çetin

Rektörün konuşmasının ardından beklenen o an geldi ve 2011’den tam 8 yıl sonra, bir kez daha kepimi fırlattım havaya 🙂 O gün törene beni izlemeye yalnızca Merve ve Enes gelmişlerdi. Yaklaşık yarım saat süren törenden sonra onlarla buluşup fotoğraf çektirdik. Daha sonra, ödünç aldığım cüppeyi teslim ettik. Böylece mezuniyet töreni sona ermiş oldu.

Yıllar önce lisanstayken almış olduğum bir seçmeli Fotoğrafçılık dersiyle başlayan fotoğraf maceram, İkinci üniversite kapsamında okuduğum Fotoğrafçılık ve Kameramanlık ön lisans programını tamamlayarak taçlanmış oldu. Çok isterdim beni görmeni sevgili okur.

 

mezun01

Orada, en arkada, en çok sevinen birisi var.

Ekleme: 04.07.2019. Dört dönem boyunca, dönem ortalamam 3,50 üzerinde olduğu için Yüksek Onur Öğrencisi olarak mezun olmuşum 🙂

15053256434_mezun_yuksekonur

Vay Be ÖSS – 2

ÖSS

Geçen sene şu yazıyı yazarken aslında içten içe bir beklenti içerisinde olduğumu farkettim tekrar okuyunca. Özellikle o sene yapılan %15’lik kontenjan arttrıma olayına canım epey sıkılmıştı. Ve sanki geçen sene ki artış yetmezmiş gibi, artış bu sene de devam etti. Evet, belki duymayanlarınız vardır. Tıpkı 2008 yılında yapıldığı gibi, 2009 ÖSS‘de de kontenjanlar devlet üniversiteleri için %15, vakıf üniversiteleri için %20 oranında arttırılmış.

Bu sene üniversite başvurularında kayda değer bir düşüş yaşandığı malum. Hatta YÖK Başkanı bile basın toplantısında bu durumu, ilginç bir durum olarak nitelendirip, sebebini araştıracaklarını söylemişti. Bana göre bu düşüşün sebebi pek çok adayın artık üniversite okumanın da bir işe yaramadığı düşüncesine yavaş yavaş inanması. Bilmiyorum, geçen seferde olduğu gibi bu sene de mezun vermeme gibi bir durum söz konusu mu? Bu düşüş ve kontenjan arttırımı sebeplerinden dolayı pek çok aday muhtemelen şu anda (ben bu yazıyı yazmaya başladığı da sınav başlayalı 15 dakika olmuştu) bu sene çok şanslı olduklarını düşünüyordur. Hatta nereden duyduğumu şimdi hatırlamıyorum, pek çok dersanede, öğrencilere bu sene üniversiteye girme şansının diğer senelere göre %30 daha fazla olduğu söyleniyormuş. Bu yüzdeyi nasıl buldular onu da bilmiyorum.

Arkadaşlarımla hep konuştuğumuz, hatta arada takıldığımız durum ise şu an üniversite okuyan çoğu gencin ki bende bunlardan birisiyim, boşuna okuduğunu düşünmesi. Birkaç belli başlı bölüm haricinde haksız da sayılmayız. İnsanlara Çevre Mühendisliği okuduğunuzu, Biyoloji Bölümü okuduğunuzu ya da ne bileyim Basın Yayın okuduğunuzu ve hatta Güzel Sanatlar’da okuduğunuzu söylediğinizde halen daha yüzlerindeki “hee, boşa okuyorsun yani” ifadesini görmeye biz alışalı çok oldu. Arkamızdan gelen alt devrelerimizde alışıyorlar. Ve aslında uğruna çalıştıkları üniversitenin, aslında hiç bir dertlerine çözüm getirmediğini gördüklerinde “Bunun için miydi?” diyiveriyorlar. Şu noktaya dikkat: Üniversiteyi kötülemiyorum, bana göre dünyanın en güzel şeylerinden birisi üniversite öğrencisi olmak. Ama sorun şu ki, biz galiba üniversitenin geleceğimize getirisini biraz fazla abartmış olarak, hatta geleceğimiz için tek yol olarak görüp  geliyoruz kampüse. Üniversiteyi seviyorum çünkü burası bana, hayatta başka neler yapabileceğimi, hayatta daha başka nasıl başarıya ulaşabileceğimi öğretiyor. Bunu bir genelleme olarak almayın, benim okulumda ben bunları keşfedebiliyorum. Sizin okulunuzda durum sizin açınızdan nasıldır bilemem.

Üniversitenin bu müthiş kurtarıcılığı aslında bize yıllardır anne babalarımızın, daha da gerçekçi bir yaklaşımla çevremizin yansımalarından kaynaklanıyor. İlkokula giderken üniversiteli demek benim için öğretmenin bir alt seviyesiydi 🙂 Ortaokulda biraz daha ayaklarımın üzerine basıp, Bilgisayar Mühendisliği okuyucam ben!, diyebildim. İşte lise de bunun o kadar da kolay olmadığını keşfediverdim 🙂

Hepimizin yaptığı bir sorgulamadır bu: “Ulan bu kadar bilgisayar biliyorum, tam bilgisayar mühendisi olacak adamım ama çevre okuyorum 🙂 ” ya da şunu hep söyleriz “Olum dört sene resim çizsem ben mimar değil, ressam bile olurum be!”. Bu noktada şunu farkettim: Benim yıllardır planladığım, annemin babamın hayal ettiği geleceğe aslında benim katkım çok az lan! Benim kaderimi ÖSYM belirliyor! Eskiden TV8’deydi, şimdi hangi kanalda bilmiyorum bir program vardı, Hayatımız Sınav diye. Bayılırdım lan o adama. ÖSS‘de bir şeyler bilmenin tek başına yetmeyeceğini ben bu amcadan öğrendim. Aklımda kalanlarla şöyle demişti; Sınav sabahı 100 tane Türkiye 1. si uyanır. Sonra girerler sınava, daha şanslı olan, o sabah moralini daha yüksek tutabilen, hastalanmayan, yolda gelirken canı en az sıkılan 1. olup çıkar sınavdan 🙂 Evet, şans diyordu amca.

Oturduğum çevrede Düz Lise’ye gidenlere kaybetmiş gözüyle bakardık. Onlar şanssızdılar. Neden? Biz Anadolu Lisesi’ydik çünkü. O zaman ki saçmalağımın şimdi farkına varabilmem bile mutlu ediyor beni. Meğer eğitim sistemimizmiş bizi ÖSS‘ye odaklayan:

– Abi ben Anadolu Öğretmen Lisesi‘ne gidecem.

– Niye ki lan?

– Olum ÖSS‘de çok deli ek puan veriyo!

– Abi herifin üniversite garanti zaten.

– Neden abi?

– Olum adam Fen Lisesi‘nde!

Yıllarca bu geyiği döndürmüşüz. Etkisinde kalmamak mümkün mü? Neyse yazı giderek uzuyor. Vayy be ÖSS, bak yine neler yazdırdın bana 🙂 Ömrüm olursa, seneye yeni bir ÖSS sınavında devam ederim 🙂 Hatam olduysa affola.

Bu yazıyı istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz fakat yayınladığınız yerde bu
sayfanın linkini vermek zorundasınız. Vermemeniz durumunda ayıp edersiniz. Ayrıca
emek hırsızlığı da yapmış olursunuz değil mi? Bu kadar tantanaya gerek kalmadan
siz en iyisi kaynak olarak buraya link verin kurtulun, rahat rahat yayınlayın.
Aklınıza bir şey takılırsa buraya tıklayıp bana ulaşın.

Bahar Şenliği Yürüyüşü 2009

Üç yıldır katılıyorum; bu sene katılmamam düşünülemezdi 🙂 Bizim üniversitenin en sevdiğim yönlerinden birisi de bu Bahar Şenliği Yürüyüşü. Üstelik bu sene diğerlerinden farklıydı. Uzun süredir aklımda

Otobüsü Bitirdikten Sonra

Otobüsü Bitirdikten Sonra

olan Kırmızı 4 Maketini yapacaktık. 6 arkadaş para topladık. Alper, Selma ve ben başladık yapmaya. Yürüyüş sabahı, yani bu sabah bitirdik Alper’le ve iki parça halinde Alper’in evinden Vilayet Meydanı’na kadar taşıdık. Orada da son sağlamlaştırmaları, kontrolleri yaptık. Önce geldi polis sordu ne ayaksınız diye. Bizde izah ettik gittiler. Sonra ince bıyıklı bir adam geldi biraz fırça attı çimleri eziyoruz diye. Bende ona; “çimler, ezildikçe gelişen bitkilerdir” dedim. O da, “Bi de mühendiz olacan, ben senin gafana bastırsam bööle (hakikaten elini başımın üzerine koydu) büyür müsün sen?” dedi ve gitti. Tabi biz uzun süre güldük. Sonra da bir temizlik görevlisi gelip çıkmamızı söyledi. Vilayet ona “Çıkarın oradan” demiş.

Yaksak mı lan diye düşündüğümüz an

Yaksak mı lan diye düşündüğümüz an

Bizim fakültenin gelmesini beklerken birer ikişer diğer fakülteler damlamaya başladı. Lan Güzel Sanatlar, Engelli Entegre, Endüstriyel Sanatlar her sene olduğu gibi bu sene de ilginç tasarımları ve kostümleriyle bir anda ilgiyi üzerlerinde toplayınca biz bir kenarda içimizden

Arkeoloji Kulübü

Yandan Görünüş

“Lan acaba yaksak mı bizim otobüsü?” diye geçirmeye başladık. Yani o eziklik hissini bilirsiniz değil mi 🙂 Neyse, neyse bizim fakülte geldi. Biz bizim arabayı yüklendik getirdik ortalarına koyduk. Aha! Tepkiler güzel 🙂 Yani en azından verilen mesajı almışlardı. Böyle de olunca otobüsün acemiliği

Güzel Sanatlar Fakültesi

Önden Görünüş

göze batmadı. Batsa da kimse dile getirmedi. Herkes fotoğraf çektirdi bizim otobüsle 🙂 O esna da Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ, basına açıklama yapıyordu. Biz yüklendik otobüsü ve resmen otobüsle daldık rektörün yanına. Bir anda kameralar döndü bize 🙂 Rektörümüz süper bir

GSF - Sub Zero

Beklerken

kahkaha ile karşıladı bizi. Sonra kulağımıza güzel şeyler fısıldadı. Sesinizi duyurun, dedi. Daha sonra iki adam geldi ellerinde telsizle gayet sakin bir şekilde, bunu yapmamızdaki amacı sordu. Bir şeyleri protesto falan etmiyoruz, dedim. Bu bizim fakültenin simgesi olduğu için

Moda Tasarım

Otobüs Ekibi

yaptık, dedim. Onlarda uzaklaştılar. Sonra fakültemiz Dekanı Sayın Prof. Dr. Hasan MANDAL hocamız girdi otobüsümüzün içine. Alkış tufanı koptu. Lan, bunlar gerçekten güzel anlardı sevgili okurum. Yani yaptığımız şey ne kadar basit olsa da işe yaramıştı işte. Katıldığım süre

Süleyman Hoca

Süleyman Hoca

içerisinde yürüşlerde hiç bir olaya girmeyen fakültemize, güzel bir eğlence olmuştu. Sonra rektör tekrar yanımıza gelip, İnsanlara sesinizi duyurun, derdinizi anlatın, dedi. Biz de mesajı aldık böylece. Sevgili okurum şunu anladım ki, Rektörümüz gerçekten süper bir insan. Karşındaki insanın niyetini anlarsın ya, işte biz bugün bizimle konuşan, destek

Hasan Mandal Hocamız

Hasan Mandal Hocamız

veren hiç bir hocamızdan olumsuz tek bir bakış, tek bir ifade duymadık. Prof. Dr. Süleyman KAYTAKOĞLU hocamız her sene olduğu gibi yine yalnız bırakmadı

Süper Fotoğraf Be:)

Süper Fotoğraf Be:)

fakültemizi.  Bir süre sonra yürüyüş başladı. Yolda insanların tepkileri süperdi. Yalnız fakülte olarak şu slogan, tezahürat işine biraz çalışmamız lazım yav. Seneye daha komik, daha sağlam şeyler bulmamız lazım. Yolda bir gazeteci Turgut’a (ki kendisi şoför konumundaydı) yaklaşıp ufak bir röportaj yaptı. O da anlattı, araç yetersizliği falan dedi. Sonra Adalar’ın sonunda yürüyüş bitti. Tam orada Savaşalp‘le Duran‘ı gördük. Süper oldu. Biz de maketi parçalara ayırdık. Şu an Alper’in balkonunda yatıyor Kırmızı 4‘ümüz.

Arkeoloji Kulübü

Arkeoloji Kulübü

GSF - Joker

GSF - Joker

GSF - Sub Zero

GSF - Sub Zero

Moda Tasarım

Moda Tasarım

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüş’ün ardından aklımda kalan bazı detaylar;

:: Sabah 10 Vilayet Meydanı’na gittik Selma, Alper, Turgut ve ben. Yürüyüş 12 de başladı. Öldük yorgunluktan.

:: Bizim Kırmızı 4 alandaki en basit ve acemi maketti. Ama çok ilgi çektiğini kimse inkar edemez.

:: 3 günde yaptık bu maketi, 80 lira verdik. 6 tüp boya, 14 tabaka karton, misina, yorgan ipi, alüminyum iskelet kulladık. Baskı işlerini (levha, plaka, yan taraf yazıları vs) ben yaptım. En çok Alper’in emeği var.

:: Alanda benim en beğendim Joker oldu. Herif baya baya yapmış mor falan.  Ha, bir de yanlış görmüş olabilirim, Sub Zero vardı, o da süperdi.

:: Bu seneye damgasını Antik Yunan vurdu. Arkeoloji Kulübü ve Engelli Entegre (olarak gördüm flamalarını) bu temayı kullanmış. Bir de Savaş Arabası vardı. Süper.

:: İBF, her sene ki klasik temayı, “Siz Yokken Biz Vardık” sloganını kullandı.

:: Yanlış anlamayın, kızmayın, artislik te yapmayın; bu gün alanda çok fazla sayıda güzel kız vardı.

:: Nerden baksan 200 – 250 fotoğrafa ortak oldu otobüsümüz ve dolayısıyla biz. Bilmiyorum, özellikle basının bizi çektiğine şahit oldum. Belki herkesi böyle çekmişlerdir. İlerleyen haftalarda göreceğiz bakalım.

:: Çok eğlendim bugün.Okula dönünce ekmek arası köfte verdiler sağolsunlar.

:: Şu an için tek beklentimiz okulumuz gazetesi Anadolu Haber’in yeni sayısında kapakta yer almak. Lan n’olur be 🙂

:: Seneye ne yapacağımız konusunda şu an bir fikrim yok. Ama kesin katılırım yürüyüşe. Bugün bizimle eğlenen, teşekkür eden, yaptığımız işi destekleyen herkese kendi adıma çok teşekkür ederim. Bu projemde bana inan ve yanına olan dostum Alper’e ve Selma’ya, Turgut’a, Emre’ye, Cem’e; meydanda yardım eden kankam Mert’e ve şu aklıma gelmeyen tüm dostlara tekrar tekrar teşekkür ederim.

:: Bu yazımda etiket rekoru kırdım.

:: Yazı bitti.

Bu yazıyı istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz fakat yayınladığınız yerde bu
sayfanın linkini vermek zorundasınız. Vermemeniz durumunda ayıp edersiniz. Ayrıca
emek hırsızlığı da yapmış olursunuz değil mi? Bu kadar tantanaya gerek kalmadan
siz en iyisi kaynak olarak buraya link verin kurtulun, rahat rahat yayınlayın.
Aklınıza bir şey takılırsa buraya tıklayıp bana ulaşın.