Tag Archives: Hangi Rüya

Efendi – 2020 Single’lar Yılı

“Bazen bir fırtınayla öldürürsün kaşifleri.”

Geride bıraktığımız hafta içerisinde Efendi, Neden Bilmem isimli yepyeni parçalarını yayımlayınca, uzunca bir süredir bloga grup hakkında yazı yazmadığımı fark ettim. Yazının sonuna eklediğim bir anketle birlikte, Efendi hakkında Türkçe yazılmış en uzun yazıyı yazdım. My Resort, Türkiye’de Efendi hakkında en çok yazan sitedir. Benim burada yazdıklarımı kaynak göstererek ya da göstermeden alıp yayımlayan çok fazla müzik sitesi de oldu hatta.

Bu yıl tüm Dünya’yı etkileyen pandemi süreci başta ekonomi olmak üzere günlük hayatımızın pek çok alanında etkisini gösterdi. Etkinlikler azaldı, iptal edildi ve hala süreç eskisinin yarısına bile ulaşamadı. Ancak tüm bu eve kapanma sürecinin bazı müzisyenler için avantaja dönüştüğünü fark ediyorum şimdi. Bu yıl çıkan bir birinden harika metal albümleri oldu. Galiba bazı müzik insanları, günlük hayatın sıkıcı rutinlerini pandemi “sayesinde” geride bırakınca ortaya çok kaliteli işler koyabiliyorlar.

Efendi, bu yıl üç parça yayımladı. Yılın tamamına neredeyse eşit zamanlamayla yayımlanan parçalar ise ayrı ayrı yorumlanmayı hak ediyor. Bu yazıda, Efendi cephesinden neler olup bittiğinden ve yeni şarkılardan bahsetmeye çalışacağım. Grubun solisti Utku ve gitaristi Alper‘le yaptığım telefon görüşmelerinde aldığım notlardan faydalanacağım 🙂

Bu yılın ilk çeyreğiydi galiba, Spotify‘dan grubun 2016 tarihli ilk albümü “Hangi Rüya“yı aratınca “bulunamadı” diye bir hata aldım. Grup üyelerine ulaştım. Belki sistemsel bir arıza vardır diye. Ancak sorunun kaynağı ilk albümün yapımcısı olan firma çıktı. İlk albüm Hangi Rüya’yı yayımlayan firma, Spotify’ın yıllık ücretini yatırmamış. Üstelik Spotify firmayı birkaç kere mail’le uyarmasına rağmen. Akıl alır gibi değil! Neyse ki grup elini taşın altına koyuyor ve yapımcının yapması gerekeni kendi yapıyor, bu ücreti kendisi ödüyor. Bu sorun böylece aşılıyor. Albüm yeniden Spotify’a yükleniyor ancak ne yazık ki eski reytingleri uçuyor. Bir de parça adlarında yazım hatası oluyor. “Ben Hep Öyle” isimli şarkı “Ben Hep Böyle” olarak yüklenmiş mesela 🙂 Youtube ve diğer platformlara da bu şekilde yansımış. İlk defa dinleyecek olan dinleyicilere uyarı, bu albüm 2020’de değil, tam dört yıl önce 2016’da yayımlandı.

Çok değil birkaç ay önce grup üyelerinin tamamı Eskişehir‘de yaşıyordu. Ancak yakın zamanda Alper Ankara‘ya taşındı. Ancak bu durum teknolojinin de sayesinde, grubun üretim sürecini hiç etkilemedi. Bu süreçte, kayıtların büyük kısmı Utku’nun ev stüdyosunda alındı. Davulların bir kısmı, vokal ve bass gitar kayıtları ise Ufuk Bulut Stüdyosu‘nda yapıldı. Miks ve mastering de de önceki çalışmalarda olduğu gibi Ufuk Bulut imzası var. Çok yaşasın.

Neden Bilmem, geçen hafta yayımlandı. Açıkçası ilk dinlediğimde bende çok easy-listen bir hava bıraktı. İngilizce yazdım kusura bakmayın. Kolay dinlenebilir desem olmaz, çünkü vermek istediğim anlam o değil. Parçayı değersizleştiriyorum gibi bir anlam çıkmasını istemiyorum. Parçanın tek sindiremediğim kısmı solosu oldu. Akustik düzenleme olarak yayımlanınca bunun acaba davullu bir düzenlemesi de gelecek mi diye bekliyorum. Bu single için hazırlanan kapak resmi Cem Kater‘e ait.

Sen Varsın Diye, şaşırtıcı bir şekilde sample davullarla kaydedilmiş. Efendi, bugüne dek, pek çok grubun aksine kayıtlarda davulları canlı olarak kaydederdi. Şarkıda ise altyapı olarak eklenmiş. Henüz ilk notayı duymuşken başlayan sözleriyle insanı hemen içine çekiyor. Birkaç yıl önce İstanbul’a gidişimizi hatırlıyorum. Orada grubun prodüksiyon şirketiyle birlikte birkaç demo dinlemiştik. Bu grubun kurulduğu ilk günden beri altını çizdiğim bir husus var. “Tüketilebilir” pek çok şarkının aksine, Efendi şarkılarında çok ön plana çıkan bir şarkı sözü kalitesi var. O gün prodüksiyon şirketinin de üzerinde ısrarla durduğu husus buydu. Tüm bu notalara bezenmiş kelimeler, Utku’nun en güzel şiirleri. Utku’dan sıkça duymayı beklediğimiz vokal oyunlarıyla bitiyor parça. Kapak çalışması Büke Sevindi‘ye ait. Kendisiyle ben de tanışmış misafiri olmuştum. Selamlar.

Ada. Efendi’nin bana göre en sıra dışı şarkılarından birisi. Tam bir vokal şöleni. İlk notalarını duyunca “yoksa siz de mi üçüncü yeni akımına dahili oluyorsunuz?” diye sormuştum. Synth destekli bir ana melodi, hemen ardından gelen neredeyse arabesk bir solo ile tamamlanmış. Saykodelik grupların bu kolajı sıkça yaptığını biliyoruz. Oysa bu parçada sözlerin hüznüyle bambaşka bir duygu seli başlıyor. “Yarın yokmuş, gemiler gitmiş, rüzgarda boğulmuş bir çiçek, denize düşmüş…” Şarkının neredeyse her sözü çerçevelenecek kalitede. Yazının ilk cümlesi gibi. Kapak resmi bizzat Utku tarafından çekilmiş.

Şimdi bir müjdeyle bitirelim. Yaklaşık iki hafta sonra yepyeni bir şarkı daha yayımlayacak Efendi. Bu yılın son şarkısı olacak bu da. Kişisel olarak, gruptan beklentim çok fazla. Aslında bu üç şarkı da bana göre müzikal bir evrimin işaretleri. Özellikle grubun sahip olduğu donanım ve kayıt imkanlarının bu dönüşüme katkısı olacağına eminim. Ve son bir beklenti: Bu şarkılar mutlaka plak olarak basılmalı. Çünkü Efendi şarkıları pikapta dinlenebilecek naiflikte olmalarının yanı sıra, ortalama frekanslarıyla plağa basılmak için en uygun aralıktalar.

Haydi bir anket yapalım şimdi. Varsayalım ki Efendi bir EP yani 45’lik çıkarmak istiyor. Bunun için iki şarkı seçmemiz gerek. Siz hangi şarkıları seçerdiniz? (Mobil cihazlarda anket görünmeyebilir)

https://www.instagram.com/efendi.band/

Efendi – Hangi Rüya (2016)

3Kanat_CD_DigipackKardeşiniz albüm yayımlasa ne hissederdiniz? Bir proje, daha küçücük bir tohum iken onu avucunuza aldığınızı, filizlendiğini ve nihayet çiçek açtığını gördüğünüzde hissettiğiniz şey mutluluk ve heyecandan başka ne olabilir ki? İşte, yakın arkadaşlarımın grubu Efendi‘nin benim için böyle bir önemi var. Bir sonbahar öğleden sonrasında, Muttalip Mahallesi‘ndeki bir lokantada Alper‘le konuşmaya başladığımız albüm projesi nihayet sonuçlandı ve Efendi, ilk albümü Hangi Rüya‘yı 29 Nisan’da yayımladı.

Albümü değerlendirmeye başlamadan önce biraz gruptan bahsetmekte yarar var. Grup 2014 yılında Eskişehir’de kuruldu. Grubun kurucu üyesi Utku Kuyubaşı, kendisine ait besteleri düzenleyip kaydetmek niyetiyle önce Aykut Yüceünüvar ve Ersan Kara‘yı, daha sonra da Alper Uğurluoğlu‘nu projede buluşturdu. İlk çalışmaları Yıldız Tilbe‘nin “El Adamı” şarkısına yaptıkları cover oldu. Bu parçada gruba Seda Sarımeşe eşlik etti. Daha sonra grubun ilk bestesi Hangi Rüya, bir anda klibiyle birlikte Youtube’da dönmeye başladı. Vokal ve ritm gitarda Utku, solo gitarda Alper, bass gitarda Ersan ve davulda Aykut’tan oluşan grup, bu videodan sonra beste çalışmalarına ağırlık verdi. Bu süreçte Utku’nun tamamen vokale yoğunlaşmasını sağlam için gruba ritm gitarda Mahmut Ercan katıldı. Grup bu kadro ile Youtube’da iki yeni parça daha yayımladı: Dönüyorsa Dünya ve Unutmak. Klibinde Ali Lidar‘ın oynadığı Unutmak isimli parça büyük beğeni kazandı. Bu dönemde grup Roxy Müzik Günleri Yarışması‘nda da finale kaldı.

Roxy Müzik Günleri deneyiminden sonra grupta, biriken besteleri albüme dönüştürme fikri giderek ağır basmaya başladı ve bu fikirlerle dolu olarak kayıt sürecine girdiler. Eskişehir’de Ufuk Bulut aranjörlüğünde tamamlanan kayıt ve miksaj sürecinin sonunda Ankaralı firma Art Line Müzik – Hakan Nart ile anlaşan grup 29 Nisan 2016’da bu firmadan ilk albümü Hangi Rüya’yı yayımladı. Albüm hem CD formatında hem de dijital formatta satışa sunuldu.

Albüm, grubun en eski bestesi olan Hangi Rüya parçasıyla aynı adı taşıyor. (Bu parça, grubun davulcusu Aykut’un düğününde ilk dans parçası olarak çaldığımız parça aynı zamanda. Aykut o anda dans ettiği için, gruba davulda ben eşlik etmiştim 🙂 ) fendi, albümün adını koyarken sosyal hesaplarında bir de anket yapmıştı. Çıkan sonuç da verilen kararı destekliyordu.

Albümde 8 beste yer alıyor. Albümdeki söz ve müzikler Utku Kuyubaşı’na, düzenlemeler ise Efendi ve Ufuk Bulut’a ait. Kayıtlar ve miksaj Eskişehir’de Ufuk Bulut Stüdyosu’nda yapıldı. Mastering ise Ankara’da Hakan Nart tarafından tamamlandı.

Albümün açılış parçası Hangi Rüya, grubun en çok bilinen ve dinlenen parçası. Eskişehir’de geçen bir de klip çekilmişti parçaya. Efendi’nin yaptığı müziğin her açıdan çok iyi bir özeti. Albümde dinleyecekleriniz hakkında fikir veren çok iyi bir giriş parçası. Grubun pop ve rock temelli müziğinin çok ince hesaplarla harmanlanmış bir hali. Hiç beklemediğiniz bir anda duymaya başladığınız vurmalı ritmleri ve melodi ile Efendi, parçanın sonunda bile sizi şaşırtabiliyor.

İkinci parça Kimse Bilmezmiş, albümün tamamına hakim olan hüznün başlangıç parçası. Rock tabanlı ve klavyeyle desteklenmiş nakarat melodisiyle insanın dikkatini çabucak çeken bir parça.

Aşkla ve Düşle, çok özel bir parça. Albümdeki en özel parçalardan birisi. Neden özel olduğunu ben söylemiyorum. Bu parçada gruba eşlik eden ya da grubun kullandığı tabirle “şarkıyı sesiyle büyüten ve dönüştüren” isim Sıla Yüksel. Geçenlerde “erkek erkeğe düet” polemiği yapıyordu birileri. İşte, Aşkla ve Düşle, bir kadın ve erkeğin sesinin bir birlerine ne denli yakışabileceğinin apaçık bir kanıtı olarak yer alıyor albümde.

Dördüncü parça, bana göre Efendi’nin en iyi şarkısı ve en sevdiğim şarkısı olan “Olmaz Mı?“. Çok gaz bir girişi var. Bir konsere başlamak için çok iyi bir tercih olabilir. İlk notalarını duyduğum günlerden şimdi bu yazıyı yazarken kulağımda çalan ana kadar hiç sıkılmadan dinlediğim tek parçası Efendi’nin. Utku’nun söz yazımının ve yarattığı melodilerin bir birine ne kadar yakışabileceğini duyuyoruz kulaklarımızda. Efendi’nin tek bir parçasını tanıtma hakkım olsaydı bu parçayı seçerdim.

efendi01

Dönüyorsa Dünya, tıpkı bir önceki parça Olmaz Mı gibi, albümün melankolik havasına biraz ara verip bizi yeniden heyecanlandırıyor ve umut veriyor. Ah, umut! Sen de artık tüketince, hayat ne kadar hafifliyor gözlerimde…

Albümde düzenleme olarak içime sinmeyen tek parça Ben Hep Öyle. Benim böyle dediğime bakmayın, gerçek müzik zevkimin ne olduğunu bildiğiniz için yadırgamamışsınızdır bu değerlendirmemi. Ancak ben her ne kadar çekimser kalsam da Ben Hep Öyle, albümde akılda kalan parçalardan birisi. Özellikle Utku’nun “umut” temalı sözlerinin en iyilerinden. Albümdeki tüm parçalar, dinleyince hak vereceksiniz, akustik olarak kolaylıkla yorumlanabilecek trafiklere sahipler birkaç istisna dışında. Ancak Ben Hep Öyle, doğrudan akustik olarak düzenlenip kaydedilmiş.

Yedinci parça Erken Ölürüm, tıpkı Olmaz Mı gibi girişiyle ve parça boyunca kulağımıza çalınan piyano partisyonlarıyla akılda kalıyor. Yeri gelmişken yazayım, gruba kayıt sürecinde klavyelerde Burak Ceberut (SET) ve Özgen Sabuncu (Simge Sağın) eşlik etmiş. Viyola’da ise Yağmur Aydoğan‘ın ismini görüyoruz.

Albümün kapanış parçası Unutmak. Albümdeki hüznün tavan yaptığı harika bir piyano parçası. Dört dakikalık şarkı başladığı gibi bitse Efendi’nin bu ilk albümünü “hüzün dolu” olarak yorumlayacak ve bitirecektim. Ancak ikinci dakikadan itibaren grup, parçayı öyle bir yükseltiyor ki parçanın adıyla tezat şekilde, size kolay kolay unutamayacağınız bir albüm dinlediğinizi hatırlatıyor. Böylesi bir albüm için bu çok cesur bir çıkış. Grup, “bir sonraki albümü bekleyin” mesajını daha güzel nasıl verebilirdi bilmiyorum.

efendi02

Albüm, digipack formatında basıldı. Şu anda iTunes ve Spotify‘da satışa sunuldu. Ayrıca Eskişehir’de İnsancıl Kitabevi‘nin tüm şubelerinde, Adımlar Kitabevi‘nde, Kıraathane Kültür Sanat Evi‘nde ve Ufuk Bulut Stüdyosu‘ndan temin edilebilir. Çok yakında online alışveriş sitelerinde de yer alacak.

Albüm görseli Duncan Long tarafından hazırlandı. Kartonetin tasarımı ise Büke Sevindi tarafından yapıldı. Büke’ye ve küçük kızına buradan sevgiler.

Albümdeki tüm parçaları Youtube’dan dinleyebilirsiniz. Grubun sosyal mecralardaki tüm hesapları da aşağıda yer alıyor. Bu yazıyı okuyor ve yukarıda adı geçen adamlardan birini bile tanıyorsanız albümü satın alarak destek olmak için lütfen bir kere daha düşünmeyin.

“Unutmak, çok uzak eski bir liman…”

http://www.efendiband.com/

Efendi Twitter Hesabı 

Efendi Youtube Kanalı

Efendi Facebook Sayfası

Albümü iTunes’tan satın almak için tıklayın.

Albümü Spotify’dan satın almak için tıklayın.

bannersatış

Gruba destek için Facebook kapak fotoğrafınızı güncelleyebilirsiniz.

Hafta Sonundan Süzülenler

Uzun süre sonra, çok uzun bir süre sonra ilk defa geçen hafta sonunda olduğu kadar dolu dolu bir hafta sonu yaşadım sevgili okur. Detayların pek çoğunu unuttum. Yeni başlayan hafta da çok yoğun devam ettiğinden ancak yazabildim. Yazmasam olmazdı.

3Kanat_CD_DigipackCuma günü süper başladı: Efendi‘nin ilk albümü Hangi Rüya nihayet yayımlandı. Bir süredir tanıtımıyla ilgili çalışıyorduk. 29 Nisan sabahı hem basılı CD olarak müzik marketlerde, hem de dijital platformlarda albüm yayına girdi. Tüm gün, bunun heyecanıyla su gibi aktı geçti. Haftanın son gününün vermiş olduğu o mutluluk adeta ikiye katlandı.

http://www.efendiband.com/

revenge

Aynı akşam Utku‘nun süper davetine icabet ettik. Bir cuma gecesinden beklenen her şey vardı. Ama çok daha fazlası için birkaç saat daha beklemek gerekti. Saat gece yarısına yaklaşmışken Sabhankra tam 9 senedir beklediğimiz yepyeni albümü REVENGE‘i yayımladı! Tam 9 sene dile kolay. Yıllardır bekliyordum. Şarkıların tamamını biliyordum ama yeni düzenlemelerin neredeyse hiç birinden haberim yoktu. Dolayısıyla 29 Nisan’ı 30 Nisan’a bağlayan gece sadece benim için değil, tüm Sabhankra fanları için unutulmaz bir gece oldu. Birkaç sene önce, şansa bak ki aynı gecede, yine güzel olaylar olmuştu. Sabhankra’nın yepyeni albümü başka bir yazının konusu olacak. Burada yazmaya başlarsam yazı bitmez.

Vakit epey geç olduktan sonra Utku sağ olsun eve bıraktı bizi. Aslında biraz daha abartıp film de izleyebilirdik şimdi düşünüyorum da. Filmden bahsetmişken hemen ekleyeyim. In the Heart of the Sea filmini izle sevgili okur. Sıkılmadan izleyeceğin, güzel bir macera filmi. Gerçi şimdilerde senin gözün Game Of Thrones‘dan başkasını görmüyordur değil mi 🙂 Aralara da Supernatural‘in bölümlerini çakıyorsundur, ohh. Ben de öyle yapıyorum, rahat ol. İkinci bölüm şu anda torrentte iniyor. İlk bölüm açıkçası çok da tatmin etmedi. Aralıksız devam edeceğini umduğum kalan dokuz bölümde utandırırlar umarım. Game Of Thrones bu şekilde başlamışken halen devam eden Supernatural’de sezon içinde verilen aralar canımı sıkıyor. Geçen yine 3 haftalık bir ara verdiler. Daha sonra geçiştirme bir bölüm geldi. Daha çok Darkness görmek istiyoruz. Dünya’nın en güzel elmacık kemiklerinden mahrum bırakmayın lan insanı!

efendistand

Cumartesi sabahı albümlerin satılacağı standı tasarlayıp deneme baskısını aldım. Albüm Eskişehir’deki satış noktalarında bu stantlarda satılacak. Daha sonra havanın iyi oluşunu fırsat bilip dolaşmaya çıktık. Hiç hesapta yokken muhteşem bir etkinliğin ortasında bulduk kendimizi. Espark’ın yanında kurulmuş olan kitap fuarına gittik. Sevdiğim sevmediğim, duyup duymadığım bir sürü yayınevi stant açmıştı. Birkaç kitap aldık. Bol bol promosyon doldurdular çantamıza. Tübitak Yayınları‘ndan iki tane güzel kitap aldık. Bunlardan “Petrol, Su ve İklim” özellikle aradığım bir kitaptı. Jules Verne‘in İthaki Koleksiyonu‘ndan bir kitap daha aldım. Ayrıca Kitab-ül Hiyel‘in yeni baskısını aldım İletişim Yayınları‘ndan. Puslu Kıtalar Atlası‘nın çizgi romanının özel ayracını bastırmışlar. Dört beş tane aldım.

kitaplar

fuar01 fuar02 fuar03 fuar04 fuar05 fuar06

Bu dolaşmadan sonra eve kafamızda efsane bir hamburger yapma fikriyle döndük. Hamburgerleri yapmamız yaklaşık bir saat sürdü. Söylemesi ayıptır, çok çok iyi oldu. Hamburgerin yanına bir de fırında mantar yaptım. Bunu ben yaptım bak! Hamburger yapımındaki bu başarımızı gördükten sonra daha da dışarıda hamburgere para vermem. Şaka lan, efsane piliç burger olursa veririm. Onu da yapmanın bir yolunu bulana kadar…

Aynı akşam saat 20.00’de Togay ve Volkan‘la buluştuk. Daha sonra sırasıyla Yağızhan ve Alper geldiler. Çok uzun süredir bu kadroyla buluşamıyorduk. Ne muhabbet ne muhabbet anlatamam! Öyle ki mekana sığamadık, başka bir yere geçtik. Burada Yağızhan’la birlikte o kadar güldük ki karnım ağrıdı. Alper ve Togay, birbirlerinden habersiz olarak kendi gruplarının yeni albümlerini masaya çıkardılar. Togay’ın grubu God Mode, İzmir’de ilk albümleri olan Hybrid Lying Machine nihayet yayımlanmıştı. Nihayet diyorum, çünkü albüm kaydedildikten sonra basım süreci biraz uzamıştı. Ama Togay, iş bitiriciliğiyle nihayet yeni albümü önümüze koyuvermişti. O anda masada iki tane gıcır gıcır albüm duruyordu. Her iki albüm de başlı başına birer yazının konuları olacak, merak etmeyin.

albumler

toplant

Gece saat 23.00 civarında ben Peyote‘ye geçtim. Neden? Çünkü burada Black Omen konseri vardı. Çok uzun süredir Black Omen’i sahnede izleyemiyordum. Türk Black Metal gruplarının en uzun süredir aktif olup en çok sayıda albüm kaydeden gruplarından birisi Black Omen. Melodik Black Metal alt türünde ise bana göre rakipleri yok. Eskişehir’de Black Metal konseri yapılabilecek Peyote’den başka bir mekan var mıdır bilmiyorum. İşte bu “tek olma” avantajını Peyote iyi kullanıyor ve dinleyiciyi kaliteli metal gruplarıyla sürekli olmasa da zaman zaman buluşturuyor. Black Omen konseri başlı başına bir yazının konusu olacak. Gece saat 01.30 civarında konser bitti. Tüm eski dostlar sarılıp kucaklaşıp ayrıldık. Başımı yastığa koyduğumda kulağımda Curtains Of Imaginary Vortex‘in giriş melodisi çalıyordu hala.

blackomen

Fotoyu kimin çektiğini bilmiyorum.

Pazar sabahı, saat 10.00 olmadan uyandım. Son bir yıldır yaptığımız en hızlı kahvaltıyı yaptık ve Alper geldi. Neden? Çünkü sezonu açıyorduk, pikniğe gidiyorduk. Ama bu sefer Utku’nun ayrıcalığından yararlanacaktık. Toplandık ve Utkular geldikten sonra “resmi piknik alanımıza” gittik. Burada pikniğe dair çok fazla detay vermeyeceğim. Bu konu, başka bir yazının da konusu olmayacak. Ancak çok uzun süredir bu kadar keyifli vakit geçirmiyorduk. Pazar günü sabah uyandığım andan itibaren beni sarıp sarmalayan o boğulmuşluk hissinden tamamen kurtuldum o gün. Akşam eve dönünce tüm bir hafta sonunun nasıl geçtiğini düşündüm. Tam 3 tane yeni albüm yayımlandı, kitap fuarı gezdik, pikniğe gittik, efsane bir hamburger yaptık, konsere gittim ve yakın arkadaşlarımla buluştum. Bu, bir hafta sonundan süzülebilecek en güzel anlardı işte.