Tag Archives: harddisk

Harddiskler ve Arşiv Yönetimi

Audio CD

Müthiş faydalı, bir o kadar keyifli ve eğlenceli bir yazı olacak bu sevgili okur. Yaklaşık 15 yıldır aktif olarak dijital veri üretiyor, bu verileri arşivliyor; çeşitli türden medyaların arşivini yapıyorum. Bu durum elbette iyi bir altyapı kurarak mümkün oluyor. Aksi durumda biriktirdiğiniz her şey çöp olmaya başlıyor. Hayatımın yaklaşık üçte birinde bu blog vardı. Bu blogtan daha eski olan tek projem de birazdan anlatacağım veri arşivciliği projesi.

On beş yaşından beri bilgisayarım var. O günlerden bu günlere, data teknolojisinde yaşanan devrimlerin başı var sonu yok. Gelişen teknolojiyle birlikte birim veri başına saklama maliyetleri inanılmaz düştü. 2000’li yılların başında CD ve DVD teknolojisi altın çağlarını yaşadı. 1,44 MB’lık disketlerden sonra 700 MB’lık CD’ler ve hemen ardından gelen 4.4 GB’lık DVD diskler kullanıcılar için arşivcilik denen olayı başlattı. Burada Bluray ne yazık ki öncülleri olan medyalar kadar başarılı olamadı. USB bellek teknolojisi ise hiç bir zaman arşivcilik için kalıcı bir çözüm olamadı. Ancak kapasiteleri artan harddiskler, her zaman gözde oldular ve o şekilde de kaldılar.

Sahip olduğum dijital verileri saklamak için dört grup ekipman kullanıyorum: Harddiskler, writerlar, yazılı medyalar ve USB bellekler. Bunlar da kendileri arasında alt başlıklara ayrılıyor. Şimdi bu veri yönetimi ağacını bir inceleyelim. Ardından da tek tek her bir basamak hakkında bilgi vereceğim.

Dahili Harddisklerim: Bunlar halen kullandığım bilgisayarlarda takılı olan diskler. Sürekli elektrik bağlantıları olduğu için de en büyük risk grubu bunlar. Kendi evimde kullandığım bilgisayarımda bir adet SSD takılı. Bunlar, teknoloji olarak çok güvenilir. Ancak kapasitesi daha düşük olduğu için bu diskte herhangi bir arşiv verisi saklamıyorum. Kardeşimin kullandığı masa üstü bilgisayarda ise üç farklı harddisk takılı. Bir tanesi işletim sisteminin kurulu olduğu disk. Diğer bir 150 GB kapasiteli olan disk, sürekli çalışıyor ve torrent verilerini tutuyor. Buraya inen dijital veri, düzenlenerek diğer ortamlara aktarılıyor. Mümkün oldukça bu disk üzerinde önemli veri tutmuyorum. Üçüncü disk ise 1 TB kapasiteli. İki kısma ayırdım bunu da. Video içerikleri bir kısmında; fotoğraf, ses ve belgeleri de diğer kısmında depoluyorum. Buradan da nihai olarak harici kutulu disklere aktarıyorum.

Yukarıda da belirttiğim üzere, bilgisayarın üzerinde çalıştığı için en büyük risk grubu işte bu harddiskler. Dolayısıyla bunların çok iyi gözetilmesi, mümkün oldukça yedeklenmesi gerekiyor. Eskiden harici depolama yöntemleri çok popüler ya da çok ucuz değilken, sürekli bilgisayara yeni harddiskler takmak gerekiyordu. Ancak günümüzde benim tavsiyem, asla ve asla bilgisayar üzerinde büyük miktarda veri depolamamanız. Masaüstü ya da dizüstü fark etmez. BOrtalama kapasiteli bir SSD alın ve bilgisayarınızı daha verimli kullanın. Verilerinizi de periyodik olarak harici ortamlara yedekleyin. Okumaya devam et

USB Ölücüsü: Harddisk, Optik Sürücü

lightning

Lightning

USB arayüzü kim ne derse desin, bilgisayar teknolojisinde kendine yer bulduğundan beri pratikliği ve kullanışlılığı sayesinde en büyük vazgeçilmezlerden birisidir. Aklı başında her ürün tasarımcısı, üreteceği cihaza muhakkak bir USB portu yerleştirir. Bu konuda Apple‘ın Allah belasını verecek sadece. Her ne kadar Mac’lere USB arayüz koysalar da halen daha iPhone‘lara koymamakta direniyorlar. Lightning arayüzü kullanıyor iPhone’lar. Ama bu artistlik kablonun diğer ucunda bitiveriyor. Çünkü bir ucu Apple’a özel Lightning bağlantısına sahip kablonun diğer ucunda babalar gibi standart USB portu bulunuyor.

USB’nin bu denli vazgeçilmez olmasının sebebi, bazı diğer arayüzler gibi sadece veri, ses ya da video aktarımında değil, enerji aktarımında da kullanılabiliyor olmasıdır. Yani telefonumuzu bilgisayara bağlayınca bir yandan da şarj edebiliyoruz örneğin. Ya da bir USB kablosuyla cihazımıza sadece enerji transfer edebiliyoruz.

Bu yazıda, elime geçen eski bir laptopu yavaş yavaş nasıl değerlendirmeye başladığıma dair bildiğiniz, fakat unuttuğunuz bazı ipuçları vereceğim. Bu blogun, ne kadar USB sever bir blog olduğunu hatırlamak için arama kutusuna USB yazıp enter’a basın.

Eski bir notebookta öncelikli olarak harddiski değerlendiriyoruz. Eğer cihazın harddiskle alakalı bir sıkıntısı varsa yeni bir harddisk takarak sorunu çözebiliriz. Ama benim şimdiye kadar gördüğüm arıza yapmış notebookların çok azında harddisk hatası vardı. Notebooklarda arızalar genellikle sıcaklığa bağlı olarak ekran kartında ya da anakartta ortaya çıkıyor. Ancak çarpma ya da düşürmeye bağlı olarak ekran ve harddisk hataları da ortaya çıkabiliyor. Notebooklarla ilgili en güzel şey, arka panellerinde çıkarılabilir birimler için birer kapak bulunması. Yani notebookun ram ve harddiskini kasanın tamamını hdd.jpgsökmeden çıkarabilmenizi sağlayacak iki, hatta bazen fanlar için de bir tane olmak üzere üç kapak bulunur. Biz yavaş ve kendimizden emin bir şekilde üzerinde şu yandaki sembol olan kapağı söküyoruz. Bu işi yapmak için bir yıldız tornavida tutabilmek yeterli. O kadar kolay yani. Laptoplarda 2.5 inçlik harddiskler kullanılıyor. Bu harddiskler, abileri olan 3.5 inçliklerin aksine, harici bir güç kaynağına ihtiyaç olmadan, USB üzerinden sağlanan enerji ile çalışabiliyor. Eğer söktüğünüz notebook eski bir cihaz ise harddiski IDE dediğimiz bağlantı türüne, yeni bir cihaz ise SATA bağlantı türüne sahiptir. Hemen bunların neler olduğunu göstereyim:

SATA Harddisk

SATA Harddisk

IDE Harddisk

IDE Harddisk

Evet, harddiski söktükten sonra giriyoruz bir alışveriş sitesine. Arama kutusuna yazıyoruz: 2.5 inç harddisk kutusu usb 3.0.  Söktüğümüz harddisk sata arayüzüne sahipse bu harddisk için USB 3.0 bir harddisk kutusu alabiliriz. Bunların kargo dahil fiyatı en çok 40 liradır. Montajı da çok kolaydır. Eğer harddiskiniz daha eskiyse bunun bağlantı arayüzü IDE’dir. IDE arayüzü için USB 2.0 desteklenir. IDE harddisk için USB 3.0 kutu almayın, boşuna para verirsiniz. Bir de Çin mallarında şöyle bir sıkıntı var. USB 3.o’ın rengi mavidir. Yani size mavi renkli bir kablo satan Çinlinin muhtelemen sıradan bir kablo satma olasılığı çok daha fazladır.satakutu02

satakutu01

USB 3.0 bağlantı soketi

optikutu03Her neyse, bu anlattığım zaten pek çok orta seviyeli kullanıcı için bilindik, sıradan bir değerlendirme yöntemi. Notebooktan değerlendirebileceğimiz bir diğer parça da var ki bence harddiskten daha kullanışlı bence. O da optik sürücü! Notebooklardan sökülen optik sürücüleri harici olarak kullanabilmek için harici kutular satılıyor. Ben bilmiyordum, fark edince hemen aldım. Notebooktan optik sürücüyü sökmek için klavyeyi söktükten sonra birkaç vida sökmek gerekiyor. Bu vidanın hangisi olduğunu anlamak çok basit aslında. Klavyeyi söktükten sonra optik sürücüyü tutan tek bir vida göreceksiniz. Bu markaya göre değişir gerçi. Ama olsun yapabileceğinizi biliyorum.

optikutu01

Söktükten sonra yine giriyoruz bir alışveriş sitesine. Arama kutusuna yazıyoruz: USB Sata Harici Kutu. Optik sürücüler zaten genellikle SATA oluyor. Ben henüz IDE olanını görmedim. USB ile çalışan tüm aygıtlar gibi SATA kutunun içerisine optik sürücüyü yerleştirmek de çok basit. Bunların fiyatları da kargo dahil en fazla 25 TL. Daha fazla para vermeyin.

Böylece eski notebookumuzun parçalarını kullanarak kendimize bir tane harici harddisk ve harici optik sürücü yaptık. Özellikle benim gibi netbook kullanıyorsanız ve dahili optik sürücünüz yoksa, bu USB cihazlar sizin için çok çok faydalı olacaktır. Çünkü kullandığım netbookta bir adet SSD takılı. Onun da kapasitesi 100 GB olduğu için depolama konusunda sıkıntı yaşıyorum. Böyle harici diskler özellikle büyük boyutlu dosyaların depolanması için harika bir çözüm.

optikutu02

Proofhead FM, Ejderhalar, İtalya Filmi

İtalya dönüşü epey bir sıkıştı yine iş güç sevgili okur. Yapılması gereken çok fazla iş, çekilmesi gereken çok fazla dert var yine. Ama bu sıkışıklıkta dahi yine de kendime vakit ayırmaya önem veriyorum.

İtalya’dan geldiğim gün 1 TB‘lık harddiskimin çöktüğünü gördüm. İçerisindeki yüzlerce albüm gitmiş, binlerce klibim yalan olmuştu. Aşağı yukarı beş gündür parça parça da olsa bu albüm ve klipleri toparlamaya çalıştım yedeklerden. Ancak henüz yedeklemediğim bir klasörüm vardı. İçerisinde de yaptığımız işlerin tasarım dosyaları vs duruyordu. O klasörün gitmesi beni mahvetti. Neyse, yavaş yavaş da olsa telafi ediyorum.

FlatCast

Bir süredir 20 kadar arkadaşımla oluşturduğum bir sms listesinden şarkı isimleri paylaşıyorum. Bunu da bir radyo formatında yapıyorum. Komik oluyor bazen, bazen can sıkıcı oluyor, bazen listedekilerin de istek parça istediği falan oluyor. Listedekiler demişken kim bunlar hemen hatırlayalım: Alper, Ender, Erol, Sercan, İlker, Koray, Levent, Murat, Mustafa, Savaşalp, Ahmet, Merve, Aslan, Cihan, Ezgi, Halil, Orcan, Özge, Seval, Anıl ve Togay kardeşim. Uzun ama epey uzun süredir aklımda olan hatta bir ara Eskirock için denediğimiz ama sora bıraktığımız şu radyo yayını olayına girebilir miyim diye bir araştırma yaptım. Çok kısa sürede ücretsiz yayın yapmanıza izin veren bir siteye kayıt olup, yapmak istediğim şeyi yapabildiğimi gördüm. Yani bilgisayarımdan yaptığım yayını diğer bilgisayarımdan dinleyebildim 🙂 Güzel oldu.

Ancak bazı sorunlarım var. Birincisi dinleyiciler bir eklenti kurmak zorundalar. İkincisi ise yayın kalitesi birazcık düşük. Her neyse, şimdi bir kamuoyu yoklaması yapıp belki de haftanın bir günü birkaç saatlik radyo programları yapabilirim. Eğlenceli olur. Çok fazla kişinin dinlemesine de gerek yok üstelik. SMS radyomdan takip eden kişiler ve belki birkaç kişi daha fazlası yeter de artar bile 🙂

Ejderhalar dedim. Dünya üzerinde bir ejderhanın yaşabilmiş olma ihtimali var mıdır acaba? Olsa süper olurmuş. Neyse, blogun üzerindeki reklam banner’ına güzel bir ejderha koyayım diyorum. Aslında kararsızım. Belki de kolaj yapmalıyım çeşitli fotoğraf ve çizimlerden. Bu konuda yardım bekliyorum. Bana 990×180 piksel genişliğinde bir görsel lazım.

Hayır, İtalya'da Pisa Kulesi'ni görmedim.

Ve İtalya filmi demişim. İtalya’da elbette videolar da çektim. Bunların çoğunun arka planında ben konuşuyorum. Ama kendi sesim bana çok komik geliyor sevgili okur. Bu video blog olayını da o yüzden bir türlü cesaret edip koyamıyorum. Neyse, bu İtalya’da çektiğim videolardan kısım kısım alıp Hope To Find‘ın bir şarkısının altına ekleyeyim diyorum. Ne yaparım, nasıl yaparım bilmiyorum. Deneyeceğim bakalım.

Harddisk’im Yandı!

80 GB’lık Seagate marka ve yaklaşık 7-8 yıllık olan harddiskim dün gece saat 23:35’de yandı sevgili okur. Ağladım. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Gece ikiye kadar düzeltmeye çalıştım ama nafile.

Harddiskin içerisinde bugüne kadar topladığım müzik arşivimin en çok kulladığım kısmı duruyordu. Aşağı yukarı 400 tane düzenlenmiş, ip gibi dümdüz ve kusursuz albümden bahsediyorum. Hepsi tek tek klasörlenmiş, albüm kapakları eklenmiş, yılları yazılmış, parça isimleri “no – Parça İsmi” şeklinde düzenlenmiş ve mp3 bilgileri tam ve eksiksiz olarak girilmiş dosyalardı. Ancak hepsi gitti. Bunun yanında internetten yeni indirip henüz dvd’ye yedeklemediğim pek çok albüm, terekeme arşivim, makine ile çekip yedeklemediğim 100’e  fotoğraf, uzun süredir üzerinde uğraştığım beste çalışması da gitti. Aklıma gelmeyen pek çok dökümanım vardı harddiskimde ve hepsi buhar oldu.

Harddisk tıkırdıyor çalışırken. Yani kafası ölmüş anladığım kadarıyla. İşin güzel ama zahmetli yanı bu arşivin yaklaşık %80’ini dvd’lere çekmiş olmam. Ancak tabiki bunlar bilgisayardakiler kadar düzenli değil. O yüzden yine acayip bir yükün altına girdim sevgili okur. Şimdi kendime artık satalı 1 tb’lık bir dahili harddisk alayım diyorum. Yine Seagate alacağım. Çünkü resmen üzerinde zıplamama rağmen emektar harddiskim beni tam 7 sene idare etti. Sağolsun toprağı bol olsun. İnternetten bu harddisk kurtaran firmalara baktım da 100 dolar yazmışlar fiyat olarak. Çok korktum lan 😦

Şimdi benim biraz para bulup kendime bir harddisk almam lazım sevgili okur. Harddiskin yanması çok kötü lan aslında. Yani bildiğin patlıyor harddisk. Artık hiçbir işe de yaramıyor. Ancak işte içindekiler yok mu o içindekiler, asıl onlar mahvediyor sizi.

Sabahtan Alper, Selma, Funda ve Seval geldiler Çevre Yönetimi dersi için hazırladığımız ara rapor için. Baya iyi oldu. Çalıştık, yemek yedik falan. Onlar gittiğinden beri dvdlerden mp3lerimi yüklüyorum bakalım. Epey sıkıntılı oluyor bu iş tabiki. Özellikle bazı dvdler okunmuyor ya deli oluyorum. Ama sabrımı korumam lazım değil mi 😦

NOT: Bu yazıyı yazarken hüznüme tezat bir biçimde Ergin‘in yolladığı şu acayip şarkıyı dinleyip durdum sevgili okur.