Tag Archives: Harikalar Diyarı

Böyle Bir Doğum Günüm Oldu

Google böyle kutladı

Google böyle kutladı

Bugün tam 25 yaşındayım sevgili okur. Önceki gün, yani cuma günü doğum günümdü. Blogun en eğlenceli yazılarından birisi doğum günü yazıları olduğu için ve senede bir defa yazabildiğim için fazlasıyla şımarık bir yazı okuyabilirsiniz.

Seneler geçtikçe daha da sönükleşen ve galiba biraz da yalnızlaşan doğum günleri yaşıyorum sevgili okur. Çok da dert etmiyorum açıkçası:) Herhalde büyümek buna deniyor.

Image Hosted by ImageShack.us

Perşembe gecesinden itibaren anlatıyorum doğum günümün nasıl geçtiğini. Perşembe akşamı Bozüyük‘ten dönerken Şemre‘nin aldığı Transformers Optimus Prime Kre’o‘su ile başladı bu yıl ki doğum günü şenliklerim. İlk ve tek hediyemi de dolayısı ile Şemre almış oldu. Yıl boyu bekleyip, doğum günümde kendime hediye alma geleneğimi bu yıl da bozmadım ve kendime bir GORMITI oyuncağı aldım.

Image Hosted by ImageShack.us

Gece yarısı doğum günümü en önce Black Omen’dan Serkan Abi kutladı Facebook‘tan. Sonra sağolsunlar bütün eş dost kutlama mesajlarını göndermeye başladılar.

Image Hosted by ImageShack.us

Ertesi sabah diğer günlere göre biraz daha erken sayılabilecek bir saatte işe gittim. Yapılacak çok işim vardı. Ancak kimse gelmeden ufak çaplı bir Sabhankra ziyafeti çektim kendime 🙂 Daha sonra saat 8’de gelip, doğum günümü iş yerinden ilk kutlayan Sinem oldu. Sonra gün içerisindeki koşturmacadan ne doğum günümü anlayabildim, ne de aklıma geldi zaten. Hafta içerisinde Note II için sipariş ettiğim aksesuarların ikisi de geldi. Kendime aldığım bu çok iyi iki hediye keyfimi iyice yerine getirdi. Bunlarla ilgili bir yazı yazacağım.

Akşam saat 16.00’da gelen bir şikayet üzerine apar topar göreve çıktık Bozüyük’e. Burada işimiz saat 18.30 civarında bitti ve nihayet Eskişehir’e dönebilmek için Bozüyük’ten otobüse bindim. Saat 19.00’u biraz geçmişti Batıkent‘te indiğimde. Gün içerisinde telefonla arayıp doğum günümü kutlayan pek çok arkadaşım oldu bu arada. Eve gittiğimde de bir süre bu telefon trafiği devam etti.

Akşam evdeydim. Aslında Mustafa The Russian ile birlikte Sivrihisar‘a gidecektim Ahmet‘in yanına. İzmir’den de Burak gelecekti. Ama planda ufak değişiklikler olunca günün geri kalanını evde kitap okuyarak geçirdim. Saat 23.30 gibi Togay aradı. Epey dertliymişiz herhalde ki uzun bir konuşma yaptık. Gece, saat 23.59’da, çok uzaklardan, Alis’in Harikalar Diyarı‘ndan bir çağrı geldi. Herhalde bu da son doğum günü kutlamam oldu.

Şimdi bu kısmı her sene yazdığım için bu sene de üşenmeden yazacağım. Burayı okumayabilirsiniz. Ancak ufak bir sevgi gösterisi olması bakımından şöyle bir teşekkür listesi yaptım: Telefonla arayan dostlar (Alper, Mustafa, Volkan, Sercan, Koray, Togay, Yağızhan, Ender, Betülcük, Oğuzhan, Murat, Seval, Ramazan), Sabhankra vurgusu yapanlar (Gürkan ve Plamen), mesaj atan dostlar (Ergin, Savaşalp, Levent, Ufuk, Nil, Murat Chaos, Mehmet Şahin, Betül, Erkin, Gökhan Abi, Tolga, Serkan, Esra, Türker, Hicran, Dilek, Ulaş, Veysel Abi, Orbay, Büşra, Serkan Abi), iş yerinde kutlayan dostlar (Sinem, Adnan Bey, Nurcan, Canan Hanım, Elif, Yeşim Hanım, Özgür, Ramazan), Facebook’tan tebrik bırakan dostlar (Ahmet Mert, Oğuzhan, Bilge, Karolina, Cem, Sibel, İlker, Alper Canyas, Nurdan, Turgut, Müjgan, Handan Hoca, Burcu, Esen, Hande, Emrah, Levent, Murat Kahvecioğlu, Tacettin, Naciye, Erman, Caner, Karahan, Sedat, Seda, Özlem Hoca, Pelin, Aslan, Hatice, Emre, Alper, Arzu Hoca, Pelen, Gülay, Orcan, Tuna, Atila, Seda, Akçay, Fulya, Serkan, Rabike, Emre Kızıl, Kübra, Şahin, Kenan, Kübra Vardar, Gamze, Mert, Rızvan Teyze, Buğra). Hepinize teşekkür ederim. (EKLEME: Büyük bir eşşeklik sonucu unutmuşum yazmayı, kusura bakmayın Beril Hanım 🙂 )

Bence doğum gününde şöyle bir liste elde etmek en güzel hediye olmalı 🙂 Evet, senede bir defa yazdığım bu yazıların bir diğer özelliği de daha önceki senelerde doğum günümde neler yaptığımı hatırlatması bakımından önceki yıllara ait doğum günü yazılarını da paylaşmam oluyor. Merak edenler 2009’dan beri doğum günümde neler yaptığıma bakabilirler.

2012 yılı yazısı
2011 yılı yazısı
2010 yılı yazısı
2009 yılı yazısı
2008 yılı yazısı (yayın tarihine bakmayın. Diğer blogdan aktardığım için öyle görünüyor)

Doğum günüm adına bir de şarkı paylaşayım. Son bir haftadır aralıksız Wintersun dinliyorum. Galiba giderek bağımlılık halini alıyor.

2011’de Özgün’le ufak bir çalışma yapmıştık. Sırf o çalışmanın anısına bugün ben bu videoyu Özgün ve Mert’e hediye ediyorum.

Proofhead Sincan Harikalar Düğün Sarayı’nda!

Pazartesi sabahı annemle birlikte Sincan‘a gittik sevgili okur. Amcamın oğlu Ferit, uzun yıllardır sevdiği kızla nihayet mutlu sona varmıştı. Önce köyde bir düğün yaptılar. Malum, memleketimiz uzak olduğu için gelemeyen diğer akrabalar için de Ankara’da bir düğün organize etmişler.

Hızlı trenle gidiş dönüş olmak üzere toplamda 64 lira tuttu biletlerimiz. Şansımıza tren Sincan’a kadar gidiyormuş. Sabah tam 11.15’te hareket ettik. Ters koltuk denk geldi. Ben çok umursamadım ama annem mecburen yana dönük oturmak durumunda kaldı. Tren tam da bilette yazdığı saatte, 12.25’te Sincan Garına girdi, durdu. Helal olsun, dedim.

Eniştemiz bizi alıp halamlara götürdü. Orada iki amcamla da hasret giderdim. Önce bir tanıdığın evine hasta ziyaretine gittik. Sonra eve dönüp yemek yedik ve üzerimi değiştirdim. İki senedir bir fiil tüm resmi organizasyonlarda giydiğim takım elbisemi giydim.

Kısa bir oyalanma sonrasında gelinin evine doğru hareket ettik. Buradan gelini aldıktan sonra hep birlikte hareket etmedik. Gelin ve damat fotoğraf çekimine gitti. Biz de bu evin önünde beklemeye başladık. Epey bir süre sebepsizce bekledikten sonra insanlar birer ikişer ayrılmaya başladılar. Ben orada bir hata yapıp annemin sözünü dinledim ve bir arabaya atlayıp düğün salonuna gittim. Geride en küçük halam ve annemi bıraktım. Orada kalanların hiçbiri de annemleri araçlarına almayınca evin önünde kala kala ikisi kalmışlar. Neyse ki sonradan eniştem gelip onları da almış ve düğün salonuna getirmiş. Annem ve halam geldiklerinde epey canları sıkkın ve sinirliydiler.

Evet, düğün salonu Sincan’daki Harikalar Diyarı isimli bir parkta aynı ismi taşıyan ortalama bir salondu. Yavaş yavaş tüm misafirler gelirken bende amcamla birlikte dışarıda bekledim. Herhalde çok benziyor olacağım, gelen herkes bana Aytekin‘in oğlu muyum diye sordu. Evet, Aytekin’in oğluydum.

rs100_6917

Gelin ve damatla çektirdiğim tek kare

Düğün önce Ankara havalarıyla başladı. Sonra bizim Terekeme havalarıyla devam etti. Arada sanatçı diye çıkan hanımın her şarkının sonunda zılgıt çekmesi de ayrı bir saçmalık oldu. Zılgıt olabilir, evet çekilebilir. Kültürüne, türküsüne, yöresine göre gayet de güzel olabilir. Ancak biz Terekemeyiz ve böyle bir olay biz de yoktur. Nasıl ki bir zeybekle zılgıtın uzaktan yakından alakası yoksa, ya da bir Çerkez vuiki ile uzaktan yakından alakası yoksa bizim Terekeme halaylarıyla da alakası yoktur. En sonda artık saf davul zurnaya dönünce olay halaylar daha bir güzelleşti.

Çocukluğumuzdan beri gittiğim Terekeme düğünü sayısı belki beş belki altı olduğundan halaylarımızı beceremiyorum ben malesef ki. O yüzden fotoğraf ve video çekme işiyle yetindim.

vlcsnap-2012-07-04-13h39m34s222

Kılıç ve pasta dilimi

Valla daha başka kaydadeğer ne anlatabilirim bilemedim şimdi. Ha, evet pasta seramonisi: Gelinle damat pasta kesecekler diyip altı katlı 3+1 kombili bir pasta getirdiler. Pasta yakına gelince baktım ki polyesterden yapmışlar. Pastanın hemen önünde bir tabakta bir dilim gerçek pasta duruyordu. Her neyse, kınında bir kılıcıçıkartıp, evet kılıç, gelinle damada pasta kestirdiler. Bu kesinlikle çok hoşuma gitti. Benim düğünde de katana kullanacağım. Kestirdiler diyorum, kılıcı polyestere kesiyormuş gibi değdirdiler. Sonra da tabaktaki pastadan birer çatal aldılar. Böylece bu ritüel de gerçekleşti.

vlcsnap-2012-07-04-13h40m03s1

Halalarımın ve amcalarımın çocukları içerisinde bugüne kadar en az muhabbetim olan kişi büyük halamın kızı İlkay idi. Bu düğünde kendisi ile dans ettim. İlkay’ın üç tane de erkek kardeşi var ki bunlardan Olgun abi epey komik bir adamdır. Olgun abinin de eş adayını görme fırsatımız oldu. Eş adayı demişken Yavuz abinin de nişanlısı ile tanıştım.

rs100_6954Gelinimizden bahsetmedim hiç. Kendisi Gazi Üniversitesi‘nde Biyoloji Bölümü‘nde araştırma görevlisiymiş. Hiç muhabbet etme fırsatım olmadı, dolayısı ile detay veremiyorum sevgili okur. Zaten bu yazıyı buraya kadar okuduysan helal olsun sana. Ama iyi oldu bak, Terekemeler hakkında biraz da olsa bilgi sahibi oldun.

Eve dönüşümüz biraz heyecanlı oldu. Sabah 10.30’da halamlardayken bizi gara bırakabilecek kimse yoktu. Taksi tuttuk biz de. İyi oldu, rahat geldik. Ama tren biletinden ettiğimiz kârı taksiye bırakmak zorunda kaldık.

Valla genç çifte hayat boyu mutluluklar dileyerek bu yazıyı bitirmenin mantıklı olacağı kanaatindeyim ve öyle de yapıyorum.

rs100_6922