Tag Archives: Harry Potter

Eskişehir Kitap Fuarı – 2018

Güzel bir tesadüf oldu ve bu sene düzenlenen 2. Eskişehir Kitap Fuarı‘nı tek başıma gezme şansım oldu sevgili okur. Geçen sene Türker‘le birlikte gitmiştik, yine süper keyifliydi. Bu sene yalnız gitme fikrine ilk başta tereddütle yaklaşsam da fuar alanına gittikten sonra, yalnız olmanın verdiği huzurla, gerçek yüzümü gizlememe gerek kalmadı. Abi ne gezdim ne muhabbet ettim anlatamam.

Anlatırım aslında da uzun sürer. Biz hemen bu senenin “fuardan düşenlerine” odaklanalım. Yazının en başında şunu belirtmeme izin verin, Türk Dil Kurumu Yayınları haricinde, aldığım tüm diğer kitapları, idefix ya da kitapyurdu‘ndan çok daha ucuza alabiliyordum. Bu çok net. O yüzden birazdan da belirteceğim gibi fuar işini biraz daha cazip hale getirmek lazım. Yayınevleri sözüm size.

Tübitak Yayınları haricinde, takip ettiğim tüm yayınevleri fuara katılmıştı. Pek çoğunda ancak %15-20 kadar indirim vardı. Bazıları da sadece belirli kitaplarda indirim yapmıştı. İlk olarak Yapı Kredi Yayınları‘nın standına uğradım. Çocukluk tutkusu olan Harry Potter serisine şöyle bir baktım. Ancak indirimli hali bile çok pahalı lan kitapların. Ben de ufak ufak tezgahın etrafında dolaşmaya başladım. Hayatımızın özetini bizim için yazan, okudukça sızlatan; geçmişi bırak silip atmayı, giderek yüreğimize, düşlerimize işleyen adam, Sabahattin Ali‘nin kendi el yazısıyla yazdığı şiirlerinin derlendiği müthiş bir albüm/kitap buldum. O çok sevdiğim “Eskisi Gibi” şiirini bulup açtım. Fazla bir şey demeden aldım.

Başkalarına gülsem de
Senden uzak kalsam da,
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sana vurgunum.
(…)
Gönlüm seninkine yardı,
Aynı şeyleri duyardı
Ayaklarımız uyardı…
Ben gene sana vurgunum.

Buradan bir de Salinger‘in meşhur “Çavdar Tarlasında Çocuklar” romanını aldıktan sonra rotamı İş Bankası Yayınları‘na çevirdim. Sait Faik‘in “Alemdağ’da Var Bir Yılan” romanı aylardır “Okunacaklar Listemde”, tam karşımda asılı duruyordu. Bunun yanına bir de bir hayli ilgi çeken, rengarenk kapağıyla Sunay Akın‘ın “Hayal Kahramanları” kitabını aldım. Bunu aldım çünkü bir roman değil, çocukluğumuzdaki tüm o kahramanlara dair süper derlemeler içeriyordu. Bir koleksiyoncu ve blog yazarı için yeni ufuklar açabilir diye düşündüm.

Daha sonra diğer yayınevlerinin stantlarını dolaştım. KAFA Dergisi de stant açmıştı. Lan çok ilginç, OT Dergisi‘nin standı mesela, tıklım tıklımdı. Ancak KAFA’nın standında kimseler yoktu. Bende olmayan en eski üç sayısını aldım. Bir de zaten alacağım yeni sayıyı aldım. Çıkışa doğru yönelmişken Türk Dil Kurumu standını gördüm. Bir birinden farklı alanlarda düzenlenmiş onlarca sözcük ve derleme çalışması vardı. “Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra – Kaşgarlı Mahmud ve Divani Lügati’t-Türk” isimli mükemmel bir kitap buldum. Kuşe kağıda basılmış, eserin orijinal çizimlerini de içeren, muhteşen figür ve çizimler içeren başarılı bir derleme çalışması olmuş. Ve o anda uzun süredir alınacaklar listesinde olan, benim için anlamı çok büyük olan “Ömer Seyfettin – Bütün Nesirleri” isimli muazzam derlemeyi gördüm. Lan fiyatına bakmadım bile. Sizi bilmem ama benim çocukluğum Ömer Seyfettin’in bir birinden gaz, bir birinden kurnaz öyküleriyle geçti. O yüzden bu adamın adını nerede görsem, duysam saygı duruşuna geçerim. Bu eser ise, TDK tarafından yayımlanan ve gözden geçirilmiş baskısıyla büyük üstadın öykü haricinde yazdığı her şeyi içeriyor. Sıra ödeme gelince afalladım. Meğer tüm kitaplarda tam %50 indirim varmış! %50 diyorum. Zaten piyasaya göre ucuz olan eserler, bir de yarı fiyatına! Örneğin, Ömer Seyfettin’in Bütün Nesirler’i üzerinde etiket fiyatı 30 TL yazıyor. Ancak ben bunu 15 TL’ye aldım. 15 TL’ye bunun boş kağıdını vermezler. O derece.

O gazla ayaklarım kıçıma vura vura ayrıldım fuar alanından. Bak şimdi yazarken bile mutlu oldum sevgili okur. İşte okurların bir kitap fuarından beklentisi tam olarak da budur: İndirim ve özel içerikler. Kitapları internetten, çoğu zaman kargo bedava, mağazalara göre çok daha ucuza zaten alıyoruz. Fuar yapacaksanız indirimlerle okuyucu mutlu edin. Stokları eritin. Yeni yazarları keşfetmeyi sağlayın. Sadece o fuara özel basımlar ve ürünler getirin. Kitap kapaklı defter satma saçmalığından vazgeçin. Bir de son olarak çok seviyorsanız, unutamayın, yüreğiniz yansın, kulaklarınız bayram etsin 🙂

Plak Mecmuası – Jules Verne – Kızıl Pelerin

Süper bir yazıyla daha karşındayım sevgili okur. Sonbaharın gelmesiyle birlikte  giderek eve kapanmaya, koleksiyon işlerine daha fazla vakit ayırmaya başladım. Şu sıralar elime geçen dergi ve kitaplardan bahsetmek istiyorum biraz.

plakmec01Plak Mecmuası, bu ülkede plak kültürü ve teknolojileri hakkında yayımlanan en kapsamlı yayın olarak hayatına devam ediyor. Üç aylık periyotta yayımlanan derginin üçüncü sayısı bir ay gecikmiş olarak yayımlandı. Temmuz ayında yazdığım şu yazıda derginin yayın hayatına son vermiş olabileceği riskinden söz etmiştim. Neyse ki yalnızca bir aylık bir gecikme olmuş. Haziran ayını pas geçip, Temmuz-Ağustos-Eylül sayısı yayımlandı. Ancak, Eylül ayı da bitip Ekim ayı başlamasına rağmen henüz dördüncü sayıdan haber yok. Belki dördüncü sayıyı alır, o şekilde yazarım diye beklemeyi düşündüm. Ama ne yalan söyleyeyim güvenemedim.

Olsun, sorun yok. Dergi zaten çok uzun yıllar bir başvuru kaynağı olabilecek nitelikte. Seçilen konuların bir kısmı gündeme ilişkin. Ancak bu yelpazenin kalan kısmını da plak genel kültürü üzerine derlenen diğer çok başarılı içerikler oluşturuyor. Örneğin bu sayıda, benim de hayatıma dokunan, en unutulmaz ve unutulmayacak şarkılardan birisi olan “Sultan-i Yegâh” konu alınmış. Geçtiğimiz aylarda burada da yazdığım Mor ve Ötesi cover’ına ve sınırlı sayıda plak baskısına geniş yer vermişler. Yetmemiş, bir de Nur Yoldaş‘la bir röportaj yapılmış. Güzel bir röportaj ama biraz eksik. Sırf bu şarkı üzerinden yapılan bir röportajda insan çok daha özel detaylar, anılar bekliyor. O açıdan röportajı biraz zayıf buldum. Okumaya devam et

Harry Potter Fan Filmleri

Tabii biz (Yağızhan, Cihan, ben) şimdi büyük Harry Potter fanı olduğumuz için, olaya senin baktığından çok daha farklı bakıyoruz sevgili okur. J. K. Rowling‘in yazdığı toplam 7 + 3 kitaplık Harry Potter ve büyücülük dünyası serisini okuyup bitirdiğimizde “böyle bir yaşam mümkün lan aslında” demeye başlamıştık bile. Bu kimilerine göre saçmalık, kimilerine göre çılgınlık, kimilerine göre ise düpe düz delilikti! Öyle ya elde asa, üstte cübbe, sağda solda expeliarmus diye bağırmanın muggle’lar tarafından komik göründüğüne şüphe yok!

0000000717001-1.jpgJ. K. Rowling, Harry Potter serisinden sonra yayımladığı Boş Koltuk isimli roman tutmayınca rotayı yeniden HP dünyasına çevirdi. Ne yalan söyleyeyim hiç üzülmedik bu duruma. Serinin devamı niteliğindeki 8. kitap “Lanetli Çocuk“, bir tiyatro oyunu olarak yazıldı ve tiyatro metni olarak da basıldı. Gayet güzel tepkiler aldı ve filme çekilmesi için beklemeye geçtik.

Bir diğer haber de yazının ilk paragrafında 7 + 3 kitap olarak bahsettiğim, + 3 kitaplardan biri olan “Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar?” isimli kitaptan geldi. Yüz sayfalık bir kitaptan nasıl bir film çektiler diye merak ettim durdum. Öyle ya, bu kitap bir ders kitabı şeklinde yazılmışı ve 0000000114771-1.jpgherhangi bir olay akışı dahi içermiyordu. Ancak Rowling ablamız, kitabı esas alarak çekilecek beş filmlik bir seri için yeni baştan senaryo yazım olayına girmiş. Kuş kadar Hobbit‘ten üç film çıkaran Peter Jackson‘ın yaptığı hataya düşmemişler ve öykünün zaten bilinmeyen kısımlarını, bizzat Rowling tarafından yazılacak yeni senaryoyla doldurmayı tercih etmişler. Ve tıpkı Yıldız Savaşları‘nda olduğu gibi, olayları ilk HP filminden de çok önce bir tarihte başlatmışlar.

Çok uzun bir girizgahtan sonra gelelim bu yazının konusu olan Harry Potter Fan Filmlerine. Filmler Youtube’da Broad Strokes Productions tarafından yayımlanmış ve
fanlar tarafından çok sevilmiş. Öyle ki çekilen iki filme, tüm dünyadaki HP fanları tarafından onlarca dilde altyazı ve dublaj hazırlanmış.

folder.jpgFilmler, bildiğimiz klasik öyküdeki iki güzel boşluğu dolduruyor. Üç yıl önce çekilen “The Greater Good (Çoğunluğun İyiliği)” isimli filmde, Dumbledore ile Voldemort’tan önceki karanlık büyücü Grindelwald arasındaki arkadaşlığın nasıl düşmanlığa dönüştüğünü görüyoruz. Bu filmi, “Fantastik Canavarlar Nelerdir”i izlemeden önce muhakkak izlemeniz lazım. Böylece, kitapları okumasanız dahi filmde geçen olaylar hakkında ön bilgi sahibi olabilirsiniz. Filmde, Dumbledore ile Grindelwald anlaşmazlığa düşüyorlar. Dumbledore’un kız kardeşi de bu ikisi arasında çıkan düelloda seken bir kaza “avada kedavra“sıyla hayatını kaybediyor.

snape-marauders-final2Diğer film ise yaklaşık bir yıl önce çekilmiş  ve bence efektler olarak ilk filmden daha başarılı. Filmin ismi: Severus Snape and the Marauders (Severus Snape ve Çapulcular). Filmde, Harry Potter’ın babası James Potter ve kankalarından oluşan Çapulcular isimli grubun dönem arkadaşları Snape’e nasıl pislik yaptıkları konu alınıyor. James Potter’dan soğuyup Snape’e kanınız kaynıyor. Ben zaten serinin başından beri Voldemort’u saymazsak Dumbledore’dan sonra en iyi büyücünün Snape olduğunu düşürdüm. Filmde de dört kişiye karşı savaşarak bunu gösteriyor. Özellikle Snape’in sonlara doğru bir sahnesi var ki izlerken “Allah’ınız yok mu lan!” diye bağırasın gelir sevgili okur.

Her iki film de “fan movie” olarak çekilmiş ancak prodüksiyon kalitesi olarak, serinin orijinal stüdyo filmlerinden bir farkları yok. Soundtrack bile filmler için özel olarak kaydedilmiş. Sihir efektleri çok başarılı. Oyuncular gayet iyi oynamışlar. Yani demesem ki bu bir fan filmidir, sen demezsin ki bu bir fan filmidir. O kadar!

Broad Strokes Productions’ı takip et sevgili okur. Bakarsın yine güzel bir film yaparlar.

Blogdaki Aksamaların Nedeni

Arkadaşlar bir süredir farkettiyseniz yazılarım seyrekleşti. Ancak bunu sebebi tamamen okuldur. İnanın ödev yapmaktan, proje hazırlamaktan vakit bulduğum ilk anda yazıyorum bloga. Lütfen takipte ısrarcı olun, okuyun, sevin beni 🙂

Bu arada nerden geldi aklıma bilmiyorum. Harry Potter‘ın son filmini izledim. Süper olmuş. Çok beğendim, ikinci kısmı merakla bekliyorum. Film de özellikle Ginny‘nin ne kadar taş bir hatuna dönüştüğünü görmek beni fazlasıyla memnun etti. Niye etti onu bilmiyorum ama. Bir de yine aklıma geldi, geçen Emre‘nin yüksek tavsiyeleri ile “From Hell“i izledik. Bu zamana kadar izlemediğim için kendime salak dedim. Film mükemmelmiş meğer sevgili okur.

10 Nisan’da Anadolu Üniversitesi’ndeki konserimize az bir süre kaldı. Volkan‘ın olağanüstü gayretleri ile mükemmel bir konser izleyeceğiz. Bir aksilik olmazsa aynı şekilde bahar şenliklerinde bir rock müzik günümüz olacak. Üstelik bir de süper grup çıkacak. Vee tüm bunların dışında mükemmel bir haber daha var. Bir sıkıntı çıkmazsa mayısta Eskirock Metal Fest Vol. II geliyor ki ne geliyor!

Yarın bölümün bahçesinde kendi aramızda bir etkinlik düzenledik bu arada. Bakalım yarın epey eğleneceğiz gibi duruyor. Veleybol falan da oynarız hatta (voleybol değil evet).

O şekilde yani.