Tag Archives: hasta

Bu Yılın Hastalığını da Atlattım

Bu yıl bir tek mart ayında yatağa düşecek kadar hastalanmıştım o da hepi topu bir gece sürmüştü. Pek çok insan gibi ben de yılda bir defa hastalanıp yataklara düşerim. Bir iki gün sürünür, daha sonra iyileşir zıplar kalkarım.

Bu sene ki sürünmem de dün başıma geldi. Epeydir soğuk algınlığım vardı, bir vites düşürüyor, bir vites yükseltiyordu, hatta salı günü öğle arası biraz kötü olmuştum. Ancak daha sonra toplarladım ve hatta aynı gün kaburgamdaki bir ağrıdan dolayı hastaneye gittim. Burada tamamen şans eseri olarak gayet süratli bir şekilde tedavi oldum, film çektirdim. Doktor çekilen filme bakıp önemli bir şey olmadığını söyledi ve bir ağrı kesici ile kas gevşetici hap yazdı bana. Bir de merhem yazdı. Ertesi gün sabah her zaman olduğu gibi 07.30’da uyandım. Bir bardak süt içtim. Kahvaltı yapmadım. Evden çıkmadan da önce kas gevşetici hapı, sonra da doktorun bana yazmadığı ama önceki gün öğle arasında içip epey rahatladığım Parol isimli ağrı kesiciden içip iş yerine gittim.

Saat 9’a doğru vücudumda çok şiddetli bir titreme ortaya çıktı. Anlamadığım anlam da veremediğim bir titremeydi bu. Zor bela arkadaşlardan yardım istedim. Bülent Abi, Zülali Abi, Sinem ve Yeşim Hanım apar topar bir gün önce geldiğim hastanenin bu sefer Acil Servis‘ine getirdiler beni. Şimdi bu titremeyi şöyle tarif edeyim. Şiddetli ve karşı koyamadığınız bir titreme hali bu. Üşüyorsunuz gibi ama yanıyor aslında vücudunuz. En kötüsü de kendinizi kasmaktan dolayı kaburgalarınız ve belinizdeki her bir kemiğin adeta batıyor gibi acı vermesi.

Hastanede hemen bir yere yatırdılar. Serum veriler. Bu esnada EKG, tansiyon ve ateşimi ölçtüler. Bir de hemşire kız kan aldı bir şırınga. Serumun yarısına doğru titreme olayı seyrekleşti. Nöbet gibi geldi gitti geldi gitti. Yavaş yavaş kayboldu bir saat içinde de. O esnada Metin Bey‘in, Adnan Bey‘in, Kemal Abi’nin ve daha sonra Nurcan‘ın geldiğini hatırlıyorum sağolsunlar. Serum bittikten sonra ultrasona gittim. Geldiğimde bir serum daha yüklediler bana. O arada da Feride geldi sağolsun. Öğlen 12’ye doğru hastaneden çıktık. Üşütmüşüm. Epey üşütmüşüm hemde. Doktor ayrıca kas gevşeticinin de etkisi vardır mutlaka dedi. Daha önce kullandın mı dedi, hayır dedim. Tamam, artık kullanma, dedi. İyice dinlen, dedi. Peki, dedim. Hastane aşamasında Bülent Abi ve Zülali Abi sağolsunlar çok yardımcı oldular. Krallar ikisi de.

Hastaneden çıkıp yemek falan yedik. Daha sonra da eşyalarımı toplayıp Eskişehir’e doğru yola çıktım. O gece epey bir terledim. Üç dört defa üzerimdeki sırılsıklam çamaşırları değiştirdim. Bugün itibariyle iyiyim diyebiliyorum sevgili okur. Bu hastalık sürecinde ilk defa ultrason ve EKG tecrübelerim oldu. EKG’de elime yarım metrelik bir şerit veriler. Bir yerinde 125 bpm yazıyor. Onun dışında nedir ne değildir hiçbir şey anlamadım. Ultrason için de şunu söyleyebilirim, iğrençlik lan. Üstüm başım, her yerim jel oldu. Karnıma sürdü o buz gibi jeli. Nasıl bastıra bastıra dolaştı vıcık vıcık.

Evde olunca, hastalıktan biraz vakit bulup uzun süredir yapmayı ertelediğim ıvır zıvır bazı işleri yapayım dedim. Bir ay kadar önce Bilecik‘teki bir demir çelik fabrikasına denetime gitmiştik. Buradaki atıklar arasında şu aşağıda yanda görünen kesim artığı parçayı buldum. Tahminimce bir metal parçayı kalıplar halinde kesmişler, bu parça da ondan artan fazlalıktan ibaret. Neyse bunu görünce dedim alayım, ben bununla bir şey yaparım. Ve evet, dün nihayet bir şey yaptım:

Eh, en azından bir işe yaradı artık değil mi 🙂

Erzurum Askeralma Bölge Başkanlığı‘ndan Şubat ayında askere alınacağıma dair yazı dün elime ulaştı. Galiba bu yazı ile askerlik şubesine gitmem gerekiyor. Onu bir halletmem gerekecek de bana şöyle şu işlerden anlayan birisinin akıl vermesi lazım. Askere gitmek için şubeye hangi evrakları falan götürüyoruz?

Bu arada çok yakında Alper‘le ilgili çok güzel haberler duyacaksınız. Birkaç gün daha beklemede kalın sevgili okurlar. Yazıya ultrason sonuç raporumdan bir alıntı yaparak son veriyorum:

“Intra ve ekstrahepatik safra yollarına ait dilatasyon saptanmamıştır. Pankreas tabi eko ve formdadır. Dalak normal boyutlarda olup parankim homojen izlenmektedir.”

Hasta Oldum da Yazamadım!

Son yazımdan beri epey zaman geçmiş sevgili okur. İnan hasta olduğum için yazamadım. Bir de internet kesintilerim eklenince tabloya, böyle bir sonuç çıktı. Geçen hafta sonu cumartesi akşamı, akşam koşusundan gelip duşa girmek üzere beklerken terli terli camın açık olması sonucu cereyanda kaldım. Daha sonra girip duş aldım almasına da o kırgınlığı bir türlü atamadım üzerimden. Akşam koşusunu da göbeği eritmeye bir faydası olsun, en azından yeni bir katman çıkmasın diye yapıyorum.

Ertesi gün resmi olarak adını koyup hastalandım. Antibiyotik ve ağrı kesici aldım ilaç olarak. Gece sabaha kadar uyuyamadım. Ertesi gün sürekli meyve yedim. Yine antibiyotik içtim. Gece yine uyuyamadım ve sabaha karşı kustum. Ama ne kustum! Midem zaten çok dolu olmadı için zehir gibi acı bir su geldi. Dilim kalibre oldu. Muhtemelen ilacın etkisiydi bu. Bundan sonra biraz rahatlayıp sabaha kaşı uyudum.

Aynı gün akşama kadar baş ağrım devam etti. Akşam sıcak bir duş alıp bu sefer terleme yöntemine başvurdum. Kalın kalın giyinip bir de battaniyeye sarılıp yattım. Yatağımı da kendi odamdan oturma odasına aldırdım. Burada gece 3 defa tepeden tırnağa suya battım çıktım. Hatta birinde öyle bir terlemişim ki yatağa mı kaçırdım acaba diye şüpheye bile düştüm. Yok, kaçırmamışım.

Tabi epey bir rahatladıktan sonra uyudum. Sabaha karşı da yine yastığımın terden sırılsıklam olduğunu gördüm. Bir sonraki gün, salı günü artık iyileşmiş gibiydim. Ama bu sefer de midem bir ağrı başladı. Bu sefer de karın ağrısı rahat vermiyordu. Lan ne yapsam ne yapsam diye düşünürken annem bir çay kaşığı dolusu kimyonu yedirip bir bardak su içirdi. Kusacak gibi oldum ama kusamadım da. Sözde bu bağırsakları falan epey rahatlatıyormuş. Ama işe yaramadı. Tuvalete gidemedim. Sonra soda içtim, biraz rahatladım. Gece yine terlemiş olarak uyandım. O esnada galiba terli terli evin içinde dolaşınca karnıma yine bir ağrı saplandı. Mutlulukla en doğru yere yöneldim.

Evet, şu an için iyiyim. Dikkat edin sizler de iyi olun. Aman bu günlerde hasta olmayın. Cereyanda en çok kaldığımız zamanlar tam da bu zamanlar. Malum serinleyelim diye camı çerçeveyi açıyoruz. Dikkat edelim yani.

Hastayım!

Yaklaşık üç gündür sebebini bilmediğim bir kırgınlık ve baş ağrısından muzdaribim sevgili okur. Dolayısı ile eve geldiğimde hiçbir şey yapamıyorum. Bugün için aklımda pek çok şey vardı yapmayı ve yazmayı planladığım. Ancak son ders’e kadar ağrımayan iyileşen başım,  Emre‘nin giderken artık gitgide uzayan saçlarımı tutup kökünden asılması sonucu o andan beri dinmeyen bir ağrıyla tanıştı. Halen başım ağrıyor. Dolayısıyla bugün de yazamıyorum. İnşallah yarın gece tüm aklımdaki yazıları yazar, aradan çıkarırım.

Kendinize dikkat edin, hasta olmayın.

21 Yılda İlk Kez!

Şeftali!

Şeftali!

Bugün öğle yemeğinde öyle bir şey yaptım, öyle bir şey yaptım ki kendime “Ulan yıllardır çektiğin bu işkenceye değdi mi?” sorusunu sorup durdum tüm gün. Evet 21 yıl sonra ilk defa bir şeftaliyi tüylü haliyle elime alıp, soymadan tüyleri ile ısıra ısıra yedim. Evet, yaptım! Hatırlıyorum ortaokulda sınıf arkadaşlarımın beni nasıl da ifrit ettiğini. Bırakın şeftaliyi elime almayı, adını duyunca tüylerim diken diken oluyordu. Önce bu zaafımı yendim geçen sene. Ama yine de soymadan daha doğrusu birisine soydurmadan yiyemiyordum. Volkan sağolsun çok çekti kahrımı 🙂 Bugün yemekhanede yemeğin yanında meyve olarak şeftali vermişlerdi. Açıkçası utandım ya soydurmaya yanımdakilere. Bismillah deyip aldım elime ve hart! Bir ısırık 🙂 Ardından devamı kolay geldi zaten.

Allahım çok mutluyum yav 🙂 İlk fırsatta tekrar yiyorum birader. O an gaza geldim, devam etsin kurtulayım şu hastalıktan yav 🙂

Daha pek çok bu tip anten rahatsızlığa sahip olan ben inşallah zamanla hepsinin üstesinden geleceğim ve bunu seninle de paylaşacağım okurum. Sevgiyle kal olur mu?

Hastalandım Lan!

Evet, kötü oldu baya. İşin kötüsü küçük kardeşime de bulaştırdım, kıvranıyor çocuk.  Muhtemel iki sebep var; ya soğuk aldım ya da çarşamba günü girdiğim mikrobiyoloji laboratuvarında çalıştığım bakterilerden bir kısmını yedim! Zira Alper’den ve birkaç kişiden daha aynı şikayeti duyunca bu ihtimale daha çok imkan tanımaya başladım. Her neyse, olan oldu ve ben şu an inanılmaz bir baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısı çekiyorum. O yüzden yarın gitmemiz gereken solunum testine de gidemeyeceğim. Lan belki şeyden de olmuş olabilir aşırı yorgunluk ve stresten. Evet bak, bu da mantıklı geldi. Bu aralar gerçekten moral bakımından zemindeyim. Yani geçenlerde bir tavan yaptım, sonra yine yavaş yavaş yere indim. Lan bazen içinizde haykıracak onlarca gerçek olduğunu farkedersiniz de; yine de susmanız gerekir, herşeye göz yumarsınız ya, içinizi yaksa bile. Bu durumun adını koyamıyorum işte. Savaşalp’le bugün biraz bunu da konuştuk. Abi siz eskisi gibi devam edin 🙂

Bursa’dan Geldim

Az önce odaya girdim ve hemen yazıma başlıyorum. Güzel bir tatil oldu. Tabii, birkaç can sıkıcı olay da olmadı değil hani. Başlıklar halinde anlatmak daha keyifli olur herhalde;

:: Kuzenimin Satışı ve Bursa Keşifleri: Sözde bana sinirlenen kuzenim tarafından Bursa’nın göbeğinde terkedildim! Bende Alper’i aradım; akşama kadar takıldık, eğlendik. Baya da süper oldu. Sonra gece dayımlara geçmem gerekti. Bu sayede bu metro olayını falan epey bir çözdüm 🙂 Kolaymış yani. Haa bak lan unutuyordum, Alper’e bir teşekkür borcum var. Uzun bir süre sonra midye yedim sayesinde 🙂

:: Hasta Oldum!:
Olacağı buydu, hasta da oldum! Bir gün yattım. Önce kuzenin dikim atölyesinde kumaş tozundan hapşırmaya başladım. Ertesi gün acayip bir kırgınlık ve baş ağrısı ile uyandım. Şansa bak.

Hasta Oldum Lan!

Bu ara dikkatli olmam gerekiyordu ya, ondan heralde, hasta oldum lan! Grip olmuşum, ağzım burnum birbirinde. Başım ağrıyor, boğazım acıyor, halsizlik falan. Günde nereden baksan bir kaç litre sümük akıntısı da cabası. Bilirsiniz işte. Sabah okul gidemedim. Akşama doğru biraz iyiydim ama bugün yapılacak Türk Sanat Müziği Final Sınavı’ na (evet lan ilk final sınavıma girdim) gidince tekrar eskiye döndüm 😦 Nasıl olacak ne zaman iyileşeceğim bilmiyorum. İşin kötüsü yarın deney var, akşamına Ahmet geliyor, Can’ın ARES’ te doğum günü partisi var. Pek çoğu aksayacak. Dahası inşallah cumartesiye iyi olurum zira çalışma var. Hayırlısı bakalım. Dua et benim için. Yarın deneyden sonra Mavi Hastane‘ye bir gideyim bakalım ne olacak. Öle işte.