Tag Archives: hastalık

16 İğnelik Hastalık Maratonu

Bayramdan önceki haftanın benim için önemi, şüphesiz yıllar sonra, yediğim iğneler oldu. Üşütmüşüm. Hep üşütürüm. Üst solunum yollarım çocukluğumdan beri hep sorunlu olduğu için bu organlara bağlı olarak türlü türlü hastalıklar yaşıyorum. Her sene istisnasız hastalanır, çoğunun ayakta geçirdiği hastalıklar beni yataklara düşürür ve boğazımı mahveder.

igne01

İlk aldığım ilaçlar

Birkaç hafta önce, Mustafa Rusya’ya gitmeden hemen önceki günlerde, birkaç gece dışarı çıktık. O akşamlardan birinde üşüttüm. Pazartesi sabahı dayanılmaz bir baş ağrısı ve halsizlikle Bilecik’e geldim. Aile hekimim boğazıma bakınca hemen bir günlük rapor ve bir de antibiyotik yazdı. Eğer çarşambaya kadar iyileşemezsen gel, iğne yazacağım, dedi. Ben de hemen watsapta bir grup kurdum hastalığımla ilgili olarak ve Hazal‘ı, Utku‘yu ve Alper‘i ekledim. Bunlar benim hasta olmama inanmadılar. Zaten hep inanmazlar. Neyse, salı sabahı, bir önceki günden daha kötü uyanınca Acil’e gitmeye karar verdim. Böylece bunlar da inanmış, görmüş oldular ve bana inanmadıkları için çok pişman olup özür dilediler.

Hastalandığımda boğazımı doktora göstermek çok enteresan oluyor. Eline abeslangı alıp dilime bastırınca, gözleri büyüyor hepsinin. Tıpkı aile hekimi gibi, acildeki doktorun da tepkisi bu oldu: Uff, çok fena. İlaçlarımı gösterdim. Hepsini bırak, iğneye başlıyoruz, dedi. Hemen orada bir tane penisilin kendi vurdu. Bir de reçete yazdı ve sabah akşam dedi. Çıktığımda sabah akşam diyorsa iki üç gün gelirim herhalde diye düşünmeye başladım.

igne02

Penisilin iğnesini yedikten sonra inan kendime geldim sevgili okur. Gün içinde yaptıklarımı bir kenara bırakıp, akşam nöbetçi eczaneden ilaç almaya gittiğim sahneye geliyorum. Eczacıya reçeteyi uzattım. Reçete dediğim de ufacık bir kağıt, üzerinde barkod var. Eczacı hemen tezgahın altından 15 tane enjektör çıkardı. O kadar enjektörü bir arada görünce ne olduğumu bilemedim, başım döndü. Adam turuncu renkli 14 kutuyu (İecilline) gösterip,  “Bunları sabah akşam vurduracaksın, bu yeşil olanı da (Deposilin 1.2) son iğneden bir gün sonra vurdur. Bu sonuncu depo penisilindir.” dedi. O akşamdan başlayarak tam bir hafta boyunca, her sabah Bilecik Devlet Hastanesi Acil’inde ve akşamları Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi Acil’inde iğne yaptırdım. Bilecik’te değil ama Eskişehir’de bir baktım ki hemen herkes aynı iğneyi yaptırıyor. Bana iğneyi yazan doktorun tarzı bu şekildeymiş demek ki 🙂

igne03

Penisilin iğnesi yakıyor. Gerçekten çok yakıyor. Bunun sebebi iğnedeki solüsyonun pH değerinin çok düşük olması, yani asidik olması. O yüzden iğneyi batırdıktan sonra ilacı yavaşça vermek daha da çok yakıyor. En çok yakan da depo antibiyotik dedikleri Deposilin 1.2. Çünkü bunun solüsyonu, dolayısıyla ilaç miktarı daha fazla. Unutmadan söyleyeyim, bu iğneleri aile hekimleri yapmıyor. Özel hastaneler de yapmaktan imtina ediyor ve sizi devlet hastanesine yönlendiriyor. Çünkü söz konusu penisilin olduğu için her zaman alerji oluşturma riski varmış. Bana istisnasız tüm iğneleri olduktan sonra en az 10 dakika daha hastanede beklememi söylediler. Neyse ki herhangi bir terslik olmadı ve bir haftalık iğne tedavisinden sonra şu anda sapasağlamım.

Hastalandım, Orta Dünya’ya Veda

randmillAşağı yukarı geçen hafta perşembe gününden beri hastayım. Özellikle haftasonu çok daha ciddiydi durumum. Terlere battım çıktım. Haliyle bu durum beni herşeyden alıkoydu. Neyse ki Merve ve annem sayesinde iyileştim. Gerçi boğazımda halen yutkundukça acı veren bir kitle var. Antibiyotikle bunu da muhtemelen bu haftasonuna kadar temizlerim.

Önceki gün Bilecik’te İlkan Abi‘nin aile hekmine gittim sağlık ocağına. Doktor boğazıma baktı ve “Ooovv bu son zamanlarda gördüğüm en kötü boğaz, çok kötü iltihap kaplamış” dedi. Sonra ateşimi de ölçtü. Şaşkınlıkla “olum senin ateşin de var, sen hastasın” dedi. 1000 mg’lık Klamoks antibiyotik yazdı. Bu ilacı 8 gün boyunca 12 saat arayla kullanmak gerekiyormuş.

Bu hafta işler epey yoğun. Bugün Mahalli Çevre Kurulu toplantısı vardı mesela Valilik’te. Onunla uğraşıyordum günlerdir. Bugün sabahtan itibaren de içine gömülmüş durumdaydım. Neyse ki öğlen saat 14.00’de toplantı başladı ve saat 15.30 civarında bitti ve kurtuldum. Güzel gitti herşey. Ancak tabiki önümüzdeki yıl “Temiz Hava Eylem Planı” hazırlayacağımız için sevincim çok da uzun sürmedi. Yıl bitiyor, hemen her sektörde olduğu gibi bizde de işler yoğun.

Dün gece, üniversite 1. sınıftan beri beklediğimiz film serisi, The Hobbit‘in son kısmı “The Battle of the Five ArmiesBeş Ordunun Savaşı“nı izlemeye gittik. Üç yıllık bir macera da (filmi IMDB’de gördüğümüz andan itibaren beklediğimiz süreyi de sayarsak aşağı yukarı 7 sene olmuş) böylece bitti. Bakalım Peter Jackson‘ın bir sonraki J.R.R. Tolkien uyarlaması ne olacak? Ya da olacak mı? The Hobbit’in ilk iki bölümünü topluca izlemiştik. Bu bölümü de vizyona girmesinden ancak bir hafta sonra birlikte izleyebildik. Her birimiz topluca gideceğimizi bildiği ve ortak bir gün belirleyebilmek epey zor olduğu için birazcık geç oldu ama temiz oldu.

Orta Dünya’ya Veda” diye yazdım başlıkta. Evet, uzun bir süre Orta Dünya hakkında yapılmış yeni bir film olmayacak gibi duruyor. Peter Jackson, her ne kadar The Hobbit’te b.kunda boncuk bulmuşsa da diğer Tolkien kitapları için bunu yapamayacaktır. Hobbit gibi tek ciltlik bir romandan üçer saatlik üç film çıkarmak için kitapta yeri olmayan epey bir takım kurgular eklemiş. Serinin son filmini de getirmiş Yüzüklerin Efendisi‘nin ilk filmine bağlayıp bitirmiş. Benim aklıma hemen Star Wars serisi geldi böyle olunca 🙂 Filmi bu kadar uzun tutup, bu kadar eklemeler yapıp da şöyle efsane bir cenaze töreni eklememiş mesela. Şüphesiz ki filmin en keyifli anları ikinci yarıdan itibaren başlayan ve filmin sonuna dek süren aralıksız savaş sahneleri. İlk defa bir cüce ordusu görmüş olduk böylece. Ancak o yetenekli cüceleri daha çok takım taklavat, techizatla görmeyi yeğlerdim. Oysa gördüğümüz başlarında bir domuzu binek olarak kullanan kralları ve bir cüce ordusu oldu. Tavsiyem şu ki bu filmi muhakkak sinemada izleyin. Olur da Peter Jackson bir daha film yapmazsa Orta Dünya hakkında yapılmış son filmi sinemada izledim diyebilirsiniz.

Eve aldığım LG marka televizyonun yanında verdikleri 3D gözlükleri de sinemada kullanabildiğimi farkettim. Demek ki 3D teknolojisi olarak aynı teknoloji. Aynı şekilde filme girerken ilave 2 TL karşılığında aldığınız gözlükle de LG televizyonun 3D gösterimlerini izleyebiliyoruz. Demek ki yeni televizyon alacaklar 2 adet gözlük hediye bilmem ne ekstralarına kanmasınlar. 2 liralık gözlük.

Son olarak, geçen gün yıllar önce Volkan‘ın evinde dinleyip bilinçaltıma kazıdığım şu şarkıyı yeniden hatırladım (yine Volkan’ın sayesinde). Birkaç gündür dinliyorum.

Hastalık & Diş Çektirmek

Bu tip hastalandım, diş çektirdim şeklindeki yazıları biraz da kendim için yazıyorum sevgili okur. Aradan zaman geçince unutuyorum en son ne zaman hastalandığımı falan.

Geçen haftanın tamamını çok ciddi hasta bir şekilde geçirdim. 28 Ekim salı günü üşüttüm biraz. Aynı gece titreyerek girdim yatağa. Ertesi gün, 29 Ekim’i yatakta geçirdim. O hafta cuma gününe kadar her gece üç dört defa terlere batıp çıkarak geçti. Cuma günü sabahı kendimi iyileşmiş olarak hissettim. Bu arada diş etlerim kanamaya başlamıştı. Bu yüzden cuma sabahı Bilecik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi‘ne gittim. Bu problemlerin ağzımda bulunan kaplama dişlerden kaynaklı olduğundan emindim çünkü.

Tıpkı düşündüğüm gibi diş hekimi bana, ağzımdaki tüm bu sıkıntıların kaplamalardan dolayı oluştuğunu, kaplama dişlerden ikisinin altında kist oluştuğunu, artık dişi tamamen çekip temizlemekten başka yol kalmadığını söyledi. Ancak bu kistler çekime engel oluşturacağı için bir hafta süreyle antibiyotik kullanmamı söyledi. Haftaya cuma da dişlerden durumu en kötü olanı çekecekti.

Ertesi gün, cumartesi günü annemle dışarı çıktık ve ben o gece yine hastalandım, bu sefer çok fenaydım. Tam iki gün iki gece terledim. Pazartesi işe hasta olarak gittim. Pazartesi gecesi yine aynı şekilde yatakta geçti. Salı sabahı bu sefer Bilecik Devlet Hastanesi‘ne, Acil’e gittim. Acil’deki doktora dişçinin yazdığı antibiyotiği gösterince başka bir ilaç yazmaya gerek duymadı ve bir iki gün daha iyileşmezsem yine gelmemi söyledi. Bu arada dişçinin yazdığı antibiyotik Klamoks BID 1000 mg ve bir de Apranax Fort ağrı kesici. Gerçekten de perşembe günü kendimi çok daha iyi hissediyordum, sadece bademciklerim halen acıyordu.

Cuma günü soğuk algınlığını atlatmış olarak dişçiye gittim. Bir de bir hafta süreyle antibiyotik kullandığımdan dişlerimin arkaları sararmıştı. Doktor önce bir iğne yaptı çekeceği dişe. Sonra uyuşup uyuşmadığını kontrol etti. Hayır,

Daha önce çektirdiğim azı dişim

Daha önce çektirdiğim azı dişim, üç köklü

uyuşmamıştı. Bir iğne daha yaptı ve kaplamanın üst kısmını söktü. İç kısmını oymaya başlamıştı ki canım yandı. Bu sefer ya sabır diyip bir iğne daha yaptı. Sonra dişin içini oymaya başladı. Kerpetenle asıldı ancak nafile. Dişim yerinden oynamadı bile. Bu sefer dişi iki üç parçaya ayırıp o şekilde çekeceğini söyledi ve başladı kesmeye. Ağzımdan o yanık diş kokusu burnuma geliyordu. Dişi kestikten sonra zor bela bir parçasını sökebildi. O arada bir iğne daha yaptı. Diğer parçayı sökmeye çalıştı ama yine olmadı. Bu sefer diş etimi kesti ve kalan parçayı o şekilde çıkarmaya çalıştı. Normalde üst dişler üç köklü oluyormuş. Ancak benim alt dişim de üç köklüydü ve köklerden birisi kanca kökmüş. Doktor bunu farkedince çok şaşırdı.

İşlem bittiğinde yaklaşık bir saat geçmişti ve doktor kan ter içinde kalmıştı. Dişime üç dikiş attı ve bir hafta sonra alınacağını söyledi dikişlerin. Yüzüm acayip şişti o gün. Bugün biraz daha iyiyim. Ağrısı da azaldı epey. Umarım kısa sürede düzelir.

Kaktüsüm Hasta Oldu

NOT: Ben de hastayım. Çok kötü hastayım. Salı günü başladı, çarşamba öğleden sonra iyice arttı hastalığım. Önce bahar alerjisi olarak canıma okudu. Ancak perşembe günü akşamdan itibaren de soğuk algınlığı ile birleşti ve beni mahvetti. Hala da hastayım.

cactus.pngDaha önce defalarca blogda da bahsettiğim bir kaktüsüm var sevgili okur. Çocukluğumdan beri bizdedir bu kaktüs ve bakımı bana aittir. Evcil hayvan değil ama kaktüs beslediğimi her fırsatta söyler dururum.

Bugünlerde bu hayvancık hasta oldu. Üst kısmındaki yaprakları sararmaya ve gövdelerindeki dikenlerin dip kısımları çürümeye başladı. Önce birkaç tane hastalıklı yaprağını koparıp attım. Ancak halen düzelmedi. Sarılığı durdu gerçi. Ancak çürüyen kısımları kurtarmak maalesef mümkün olmadı.

Bunun üzerine mevcut toprağı üzerine yeni toprak ilave edip hava almasını sağlamak için toprak içerisine delikler açtım. Büyük yaprakların üzerini yıkadım spreyle. Kaktüsün sürekli güneş gören tarafı ile arkada kalan tarafını değiştirdim. Çürümüş kısımları kestikten sonra kesik yerleri toprak ile sıvadım. Böylece doğrudan hava ile olan temasını kestim. Ayrıca kaktüsün çiçek açmasına yarayan ve çiçek açtıktan sonra birkaç güm içerisinde kendiliğinden kuruyarak dökülen kısımlarını kopardım. Böylelikle besinin bu kısımlara gelmesini engellemiş oldum. Sararmaya yüz tutmuş ve yer yer çürümüş olan yaprakları da büyük bir dikkatle kestim. Kaktüsten bir defada çok fazla parça koparmamaya dikkat etmek lazım. Eğer bu dengeyi iyi koruyamazsak kaktüs çok kısa süre içerisinde kuruyup ölür çünkü.

Şimdi birazcık daha iyi görünüyor ancak hastalık geçmiş değil. Kaktüsün tamamını ele geçirir de öldürür diye korkuyorum sevgili okur. Zira bu kaktüsün anlamı çok fazla benim için. Bu kaktüsü benim dışımda seven bir kaç arkadaşım daha var. Onları da üzmek istemiyorum daha fazla.

İyileştim Gibi Lan Sanki

Sevgili okur bir haftadır beni halsiz kılan, başımı ağrıtan, sağımı solumu inleten, midemi müthiş bir kıvranma hissiyle yakan hastalığım bitti gibi sanki. Dün gidip doktordan ilaç milaç aldım. Bu sabah biraz daha iyiyim. Yataktan müthiş keyifle kalktım. Ancak yazılacak konuların epey biriktiğini görünce bunların her birini ayrı ayrı değil de aynı başlık altında yazayım dedim. Bu haftanın genel bir özeti gibi olacak bu yazı.

Dersin Kitabı

:: Bu hafta nihayet Çevre Politikaları dersine başladık. Süper bir ders oldu. En azından Alper, Emre ve ben böyle düşünüyoruz. Bu ders eğer bu şekilde konferans tadında geçerse epey eğlenceli olacak. Dersle ilgili aldığım onca notun arasında seninle şu notu paylaşayım sevgili okur. Ethem Hoca‘ya göre Çukurova yöresinin flora faunasını araştırmak istiyorsan Yaşar Kemal‘in romanlarını okuman yeterli 🙂

:: Çevre Yönetimi dersleri de nihayet başladı sevgili okur. Bu sene Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunu hazırlayacağımız konuyu da seçtik: Doğalgaz Çevrim Santrali! Danışmanımız da Ozan Hoca oldu süper oldu. Aynı derste artık yepyeni bir yazılım da öğrenmeye başladık: ArcGIS.

:: Artık okuldaki CADCAM Laboratuvarı‘nda sorunsuz bir şekilde internete girebiliyorum. Bunun ne demek olduğunu MMF’de okuyan okurlarım anlayacaktır. Nasıl mı? Bir sonraki yazıyıda yazacağım.

:: Bu haftaki Tehlikeli Atık dersine de Turgut damgasını vurdu. Hoca evimizdeki tehlikeli atıklardan bahsediyordu. Antifirizin buna bir örnek olduğunu, toksik, aşındırıcı vs bir sürü özelliğinden bahsetti. Kokusu çok hoştur ancak asla koklanmamalıdır demişti ki bizim Turgut geriye dönüp “tadı da tuzlu lan” dedi. Bunu dedi. Tadı tuzluymuş, tadına bakmış parmağına dökülünce.

:: Hayatımda ilk defa USB’den işletim sistemi kurduk. Volkan‘ın laptopun harddiski yanmış, DVD sürüsü de ölmüştü. Yeni bir 2.5 inc harddisk alıp usb ile Windows 7 Ultimate 32 Bit kurduk. Tertemiz oldu makine. USB’den işletim sistemi kurarken şu adresteki talimatlara uyduk. Volkan’a aldığımız harddisk Seagate’in 160 GB’lık IDE 5200 rpm harddiski. Gittigidiyor‘dan 100 liraya aldık.

SENNHEISER HD407

:: Sercan‘ın en son soyduğu bankanın etkileri halen devam ediyor. Sercan’a gittik Koçtaş‘tan 45 liraya büyükçe bir kitaplık, 90 liraya da gayet havalı ve hoş bir “yönetici” koltuğu aldık. Ayrıca Sercan geçen gün cep telefonunu değiştirip gayet havalı bir model aldı. Dokunmatik elbette (artık bununda suyu çıktı), q klavyeli falan. Ayrıca bir de Volkan’ın I-POD’unu satın alacak. Yetmedi bir de bir yerlerden nasıl buldu nasıl etti bilmiyorum Sennheiser HD 407 marka bir kulaklık edinmiş. Allah daha çok versin.

:: Savaşalp‘in doğum günüydü sevgili okur. Müthiş bir akşam oldu. O gün o ortamda kimler mi vardı? Volkan, ben, Savaşalp, Duran (ki kendisine göre bıyıkları epey ön plandaydı), Gil, Dilara, Monica, Ayberk, Ayberk’in kız arkadaşı, Dilara’nın 3 tane arkadaşı ki Kıvanç’tı sanırsam çok iyi çocukmuş. Güzel eğlenceli, sen bilmesen de benim için ilklerin yaşandığı bir akşam oldu sevgili okur. Kardeşimin doğum günü yeniden kutlu olsun.

Anadolu Üniversitesi ÜYEP

:: Ufak kardeşimi ÜYEP programı dahilinde cumartesi günü seçme sınavına götürdüm. O hasta halimle sabah saat 9’dan öğlen 12’ye kadar okuldaydım. Eğitim Fakültesi’nde kardeşim sınava girerken ben, annem ve Merve birlikte Volkan Pastanesi’nde bekledik. Öldüm bittim. Aynı saatlerde Volkan da meğer kulüp yöneticilerine yapılan bir etkinliğe katılmış. Akşam öğrenecektim ki Volkan’ı bu etkinlik bitirmişti, çocuk epey halsizleşmiş olacaktı.

:: Artık AutoCAD‘de öğrenmeye başladık. Alper Hoca ile gayet emin adımlarla ilerlediğimize inanıyorum sevgili okur. Bakalım bu hafta ödev olarak kendi evimizi çizmemizi istedi. Ödev demişken bu hafta başladı lan gene ödevler mödevler, quizler falan. Off, ders çalışmak gerek!