Tag Archives: hepsiburada.com

Hayal Kırıklıkları: In Flames – I The Mask, Mikado Ses Sistemi

In Flames – I, The Mask

in-flames-i-the-mask.jpg

Zamanında her yeni In Flames albümü öncesinde, çıktığı günde ve sonrasında defalarca yazan bir blogun, My Resort’un geldi hale bak sevgili okur. Hayır ama, bu durum blogun değil, In Flames’in suçu. Dünya müzik literatürüne “Çok bozdular abi” sözcüğünü kazandırmakla kalmayıp iki de bir bunu pekiştiren bir şeye, In Flames diye tanıdığımız şeyden bambaşka bir şeye dönüştüler. Melodik death metalle başladıkları kariyerlerine rock grubu olarak devam ediyorlar. Bu nedir?

Kim, hangi otorite, hangi müzik sitesi bunlara “Abi başarınız giderek artıyor, kalite yükseliyor” diyor da, bu abiler her defasında bir öncekini bile aratan işler yapıyorlar? Pasifagresif‘te bu albümle ilgili inanılmaz güzel, her kelimesine katıldığım bir inceleme yayımlandı. Benim gibi, eski bir In Flames hayranı olan yazar belki de her birimizin içini acıtan şu haklı tespiti yapmış: “Eskiden şarkı sözlerine, kelimelerine, parça numaralarına kadar ezbere bildiğimiz grubun şu anda davulcusu ve bassçısı kim bilmiyoruz“. Lan bu kadar doğru bir tespit olamaz. İşte, In Flames bize bunu yaptı: Bizi kendisinden soğuttu. Üzdü. Kimiz oğlum biz? Aklı başında son albüm Come Clarity‘den, yani 2006’dan beri bekleyen, aradaki albümlerde tek tük çıkan güzel parçalarla avunan bir nesiliz lan. Umudu kesmedik. Bu sene de olmadı, belki bir sonrakine olur diyenleriz.

In-Flames-Band

Bence son on yıldır ve 2019’da, In Flames’in sıkıntısı şu: İsveç’ten vazgeçtiler. Amerikalı oldular. Grubun DNA’sı Avrupa’ya, İskandinavya’ya kodlanmışken, Amerika’dan adam almak, yılın yarısını oralarda turnede, bilmem nerelerde geçirmek neden? Gruptan giden adamlar bir araya gelseler, Öz Hakiki In Flames diye grup kursalar, şu anda içinde benim de olduğum milyonlarca fanları hazır, stok şeklinde bekliyor. Anders, artık scream vokal yapamıyor. Anders’in işine artık clean vokal yapmak geliyor. Grup korkuyor, lan sert bişey çıkmasın sakın, diyor. Sert oldu galiba, daya hemen çocuk korosunu, diyor. Metal müzik yapmak istemiyorlar. İmaj yumuşuyor, çocuklar görüyor her yerde.

Bak, yazmaya başladığımdan beri yeni albüm I, The Mask’ı dinliyorum. Bir tane de yeniden açtığım parça yok. Yok yani. Olmadı. Olmadı In Flames.

Düzeltme: Bir şarkısının sözünü yazmıştım. Tolga düzeltti sağ olsun. Sildim.

Mikado 2+1 Ses Sistemi

mikado

Aman diyeyim, sakın diyeyim sevgili okur. Alma. Aldırma. Mikado‘nun MD-2200 modelli 2+1 ses sisteminden bahsediyorum. Önceki hafta, durup dururken 4+1 ses sistemim arızalandı. Sol kanalı komple kaybettim. Kabloları falan kurcaladım belki düzelir diye. Ancak nafile. Düzelmedi. El mahkum girdim internete, kendime yeni bir 2+1 ses sistemi araştırmaya başladım. Kendim sonradan ilave aparatla birer çıkış daha çoğaltırım diye düşündüm. Araştırırken hepsiburada.com‘da satılan Mikado MD-2200 2+1 ses sistemini gördüm. Sözüm ona bilmem kaç liradan 150 liraya düşmüştü. Yorumlarına baktım. “Tam bir fiyat performans canavarı” diyen mi, “Çok başarılı, basslar çok iyi” diyen mi, hatta “cızırtı yapıyor” diyenlere “cızırtı falan yapmıyor, kabloları değiştirin” diye karşı çıkanlar mı ararsın… Ben de “Eh, deneyeyim bari” dedim.

Hemen, ertesi gün kargolandı ve kısa sürede elime ulaştı. Şu anda kullandığım ses sisteminin sadece subwoofer’ı büyüklüğünde bir kutu geldi. Gerçekten küçük bir sistemdi. Hoparlörlerin her biri en fazla 200 gr ağırlığında, inanılmaz tırt bir malzemeden imal edilmişti. Benzer şekilde subwoofer da. Bu kadar paraya bu kadar malzeme kalitesi Mesut’cum, dedim. (Ben kendime Mesut’cum derim.) Takayım da fişe, göreyim şu fiyat performans canavarını, dedim ve fişe taktım. Aletten ses çıkmadı. Ses kablosunu biraz eğip bükünce bir ses geldi ama sesten çok, dip sesti bu ve o anda fark ettim: Alet boştayken dahi dip ses ve cızırtı veriyordu! Aman yarabbim!

Hiç üstelemeden, bir kere daha denemeden, kutusuna koyup naylonlara sarıp, güzelce ambalajını geri paketledim ve iade ettim. İade süreci “Sürat Kargo” ile olduğundan, bunun da çok az şubesi bulunduğundan biraz sancılı oldu ama sonunda paramı geri aldım. Mikado’ya, takadoya falan bulaşma sevgili okur. Logitech ve Creative’in ölüsünde bile bir fiyaka var. İşin en güzel tarafı şu oldu. Aynı akşam bozuk sistemi açıp bir kontrol ettim. Birkaç vidayı sıktım, gevşettim ve yeniden çalışmaya başladı 🙂

Bilinçli Tüketiciye Tavsiyeler: Gillette, Kadılar Halı Yıkama

Evet sevgili okur, geçen hafta başımdan bir iki tane güzel alışveriş tecrübesi geçti. Kaliteyi en ucuza sunmayı her zaman kendine görev bilen My Resort, yine faydalı bir yazı ile karşında.

hepsiburadagillette

Hepsiburada.com, haftalık olarak kontrol edilmesi gereken, zaman zaman mağdur etse de, çoğunlukla sorunsuz alışveriş yapılabilen bir site, biliyorsun sevgili okur. İşte geçen hafta bu sitede, Gillette Mach 3 tıraş makinesi + 75 ml tıraş jeli, kargo bedava olarak 9.98 TL idi. Bu fiyat hem tıraş jeli, hem Mach 3 tıraş bıçağı ve makinesi olarak düşünülünce çok iyi bir fiyat. Tutmuşlar bunu bir de bedava kargo ile sunmuşlar! Hemen siparişi verdim. Ertesi gün akşam kargoyla geldi paket. Ancak az önce yazıyı yazarken girip baktım, fiyat hala aynı olmasına rağmen ücretsiz kargo seçeneğini kaldırmışlar. SG_9665315Yine Gillette’in bir başka güzel kampanyası da Gillette Mach3 Özel Tasarım Tıraş Makinesi Seti kampanyası. Bu setin içerisinde özel tasarım Gillette Mach 3, tıraş jeli, balm ve tıraş çantası yer alıyor. Fiyatı 17,90 TL. Kargo ücreti olarak 6,90 TL alıyor. Dolayısıyla eğer bugünlerde Hepsiburada.com’dan bir alışveriş yapacaksan muhakkak bu Gillette fırsat paketlerinden bir tanesini de ekle sepetine. Belirli aralıklarla da kontrol et, belki yeniden bedava kargo fırsatı çıkabilir karşına 😉

kadilar3Birkaç ay önce şöyle bir yazı yazmıştım başımdan geçen bir halı yıkamacı fiyaskosu hakkında. Önceki hafta da evdeki birkaç yolluğu ve küçük bir halıyı yıkatayım dedim. Ancak bir önceki seferden tecrübeli olduğum için bu sefer sağdan soldan araştırıp soruşturdum. Kadılar Halı Yıkama Fabrikası diye bir yer tavsiye ettiler. Buldum numaralarını aradım. Adamlar geldiler, halıları alıp karşılığında bir makbuz vererek gittiler. Bir hafta sonra teslim edeceklerini söylediler.

Bir hafta evde halı olmadan bekledik. Halısız ev cidden çok rahatsız edici oluyormuş, sabahları uyanıp taşa her bastığımda sövdüm. Bir haftanın sonunda adamlar güzelce paketleyerek getirdiler halıları. İlk dikkat ettiğim şey, halıların gerçekten kupkuru olmasıydı. Zira bir önceki seferde gelen halının eve serdikten sonra kuruması 3 gün sürmüştü. Antreye serdiğim kırmızı renkli halıyı açtığımda gözlerime inanamadım, çünkü halı parlıyordu 🙂 Diğer halılar da aynı şekilde tertemiz ve pırıl pırıldı. Adamlar cidden çok başarılı bir şekilde yıkamışlar. Yalnız bunlar da tıpkı önceki firma gibi halılara etiket zımbalamışlar. Bu nasıl bir mantık aklım almıyor? Halıya neden bir şeyler zımbalarsın ki? Hadi zımbaladın, bari teslim ederken zımbayı sök değil mi?

kadilar1

Zımbalanan etiket

kadilar2

Tıkla büyüsün.

Kadılar Halı Yıkama’nın bir güzelliği de halıları teslim ederken bilgilendirici broşür, teslim makbuzu ve faturanızı da veriyor olması. Adamlar tümbu süreçte sizinle konuşuyor, bilgi veriyorlar. Hem teslim alırken hem teslim ederken hangi lekelerin çıkacağını, hangi lekelerin nasıl çıkarılacağına dair bilgi veriyorlar. Teslimatta verdikleri bilgilendirici broşürü de özellikle ekliyorum ki halı falan vermeyi düşünürseniz adamların hangi işlemleri yaptıklarını önceden bilin.

Bu yazının yer aldığı Faydalı Mevzular kategorisini çok seviyorum sevgili okur. Eşe dosta çok faydası oluyor. İnsanlara faydalı olmanın çok kolay bir yolu bu kategoriye yazı yazmak oluyor.

Kill Bill II Soundtrack Plağı

89688334Geçen gün hepsiburada.com‘dan alamayınca çok içime oturmuştu. Ama şans yüzüme güldü ve yakın bir fiyatta başka bir yerden buldum bu plağı. Hemen sipariş ettim ve bugün geldi.

Herhalde aldığım plaklar arasında beni en çok mutlu edenlerden birisi bu olmuştur. Zira benim için Kill Bill I ve II‘nin soundtrackleri çok çok değerlidir. Özellikle Kill Bill II’nin soundtracki her biri birbirinden süper parçalar içerdiği ve Ennio Morricone‘nun efsanevi L’ Arena parçasını içerdiği için çok daha değerlidir.

Aldığım plak sıfırdı yani iğne değmemişti. Dolayısı ile sesteki kayıp sıfırdı. Hemen taktım plakçalara eve geldiğimden beri dinliyorum. Özellikle L’ Arena’yı belki 5 kere dinlemişimdir. Dediğim gibi o kadar mutluyum ki böyle bir plağı nacizane arşivime katabildiğim için anlatamam!

73737788

İleride biraz param olursa Kill Bill I’in de soundtrack plağını arayıp bulacağım ve alacağım sevgili okur. Ve sen o zaman da bunu görebileceksin. Neyse şimdi bu yazının şerefine belki sonsuz kere bir L’ Arena diyoruz ve bu yazıyı bitiriyoruz:

Hepsiburada.com İle Bir Alışveriş

hepsiburada-logoGeçen gün öyle boş boş hepsiburada.com‘da dolaşırken birden Kill Bill II Soundtrack albümünün plak versiyonunun 32 lira olduğunu gördüm. Tek bir saniye düşünmeden sepete attım. Ödeme kısmına geldim hemen. Taksit maksit yapıp alacaktım. Bir de baktım ki sipariş tutarı 50 TL’nin altında olunca taksit olayı olmuyor. Haydaaa diyerek iyi bari alacağım birkaç şey daha vardı onlarla 50’ye tamamlarım diyip birkaç parça birşey aldım. Böylece kargo margo dahil işte yaklaşık 60 liralık bir fiyat çıktı ortaya.

93102520

İlk sipariş

Kill Bill II OST Vinyl

Olsun dedim, sonuçta Kill Bill II’nin soundtrackleri efsaneydi, üstelik plaktaydı! Hem de 32 lirayaydı! Alışverişi bitirip heyecanla beklemeye başladım. Aşağı yukarı bir gün boyunca ürün tedarikçiden bekleniyor durumunda kaldı siparişim.

Sonraki gün hepsiburada.com’dan bir mail geldi. Mail de Kill Bill II plağının tedarikçiden sağlanamadığımı, istersem bu ürünün siparişini iptal edebileceğimi, istersem de iptal etmeyip hediye çeki olarak kullanabileceğimi söylediler. Ben de cevaben plağı iptal etmek istediğimi ve paramı geri almak istediğimi söyledim. Bana bu işlemimi sipariş listesindeki iptal butonuna basarak yapabileceğimi söylediler. Ancak şöyle bir sıkıntı vardı ki sipariş listemde iptal butonu yoktu!

24810572

80974407

Bakın bu noktada hepsiburada.com’un farkı işte ortaya çıkıyor. Tamam siparişler geç geliyor, bazen pahalı olabiliyor ama adamlar çok ciddi anlamda sizi kaale alıyorlar. Ben ekran görüntüsü alıp o butonun olmadığını söyledim ve ekran görüntüsünü yolladım. Ardından onlar bu iptal işlemini kendileri yaptılar ve bu plağın ücretini aynı anda kredi kartına yansıttılar. Kredi kartının dönem içi hareketlerini incelediğimde üst kısımda 60 liralık alışverişin 6 taksitinin ilki, bunun hemen altında da hepsiburada.com tarafından iptal ettiğim plağın geri ödemesinin ilk taksidi yer alıyordu.

Yani evet, adamların hakkını yemiyorum, sorun çıktı ama kısa sürede çözüp paramı iade ettiler. Ancak kazançlı çıkan yine onlar oldu. Çünkü ben bir plağı taksitle alabilmek için yanına ıvır zıvır başka şeyler de aldım. Ve sonuç olarak hiç hesapta yokken plağı iptal etsem bile bunları yine almış oldum.

Kısa Sürsün Sessizlik

Birkaç gündür yazı yazamadım sevgili okur. Bunu sebebi hem okuldaki ve dışarıdaki işlerin biraz yoğunlaşmasıdır. Ayrıca bir de bugün girdiğim Calculus II vizesi vardı.

Aşağı yukarı son bir haftamın tamamında Calculus II vardı. Hayatımda hiçbir dersi bu kadar kafa takmamıştım ve hiçbir ders de bana bu kadar takmamıştı sevgili okur. Son iki gecedir uyuyamıyordum artık stresten. Bu neden böyle oluyor, ben de bilmiyorum. Bu şekilde olması bana da zevk vermiyor üstelik! Her neyse, iyisiyle kötüsüyle nihayet bu sabah 9’da sınava girdim. Sınav zor gibiydi. Afallamadım ama emin de olamıyorum. Umarım sonuçlar açıklanınca hayal kırıklığına uğramam. Olurda mezun olabilirsem yazacağım yazı, anlatacağım başarı öyküsü hakkında küçük küçük notlar alıyorum. Alper‘le buna dair bir çalışma içerisine girdim.

Üye Kartları

Sınav bitince tabi geriye yapacak büyük bir şey kalmıyor. Okulda yürütmekte olduğumuz işler var tabiki halen. Bunların iş yükü de giderek artıyor. Cuma günü mesela Doğa ve Çevre Kulübü Üye Kartları’nı hazırlayacağız. Ayrıca şu sıra Alper’le bir makale yazımı işine kalkıştık. Bakalım sonuçları ne olacak.

Eskirock Metal Fest. Vol. IV‘ü yapacağız bu arada 12 Mart’ta. Bununla ilgili çalışmalara başladık. Konseri duyururken Eskişehirli gruplara ağırlık vereceğiz dedik ancak bakalım başvurular tatminkar olmazsa şehirdışından gruplar da misafir edeceğiz. Ancak tabiki bu benim tek başıma verebileceğim bir karar değil. Hatta bu konserde ben isteyerek bu grup seçimi sürecinin dışında kaldım da diyebilirim.

Bugün uzun bir aradan sonra Handan Girginer hocamı ziyaret ettim bugün Yabancı Diller Yüksekokulu‘nda. Sağolsun İtalya yazılarımı çok beğenmiş. Cesaretlendirdi beni. Hocam, bir süre önce Kamboçya‘ya gitmişti. Oradan benim koleksiyona Kamboçya dilinde gazeteler getirmiş sağolsun. Bunlar da nadide parçalar olarak yerini aldılar koleksiyondaki 🙂 Bu arada Handan Hocam mükemmel bir seyyahtır. Avrupa’da gitmediği ülke yoktur. Kendisi bize anlattığına göre hayatını ve servetini bu yönde harcamıştır ve bundan da zerre pişmanlık duymamaktadır. Bakınız ben de bir şeye böyle bağlanıldığında inanılmaz saygı duyuyorum. İşte bu yüzdendir ki Handan Hoca’mı çok severim.

Bu hafta umarım mezun olduğum hafta olur sevgili okur. Çünkü yapılacak çok iş var ve benim de morale ihtiyacım var. Bu arada kardeşim Murat, Volkan‘ın benim birkaç sene önce kırdığım gitarını yeniden yapıp boyadı. Gitarı daha önce yaptırmıştık ama bir türlü verim alamamıştık. Bakalım, şimdilik iyi görünüyor. Murat bu ara enstrüman yapımı işine sardırmış vaziyette. Bir arkadaşının sevgilisi için yaptığı çilek gitarı yan tarafa koydum.

Hepsiburada.com bana çok büyük yanlış yaptı sevgili okur! Şöyle ki bundan epey bir süre önce Kill Bill II‘nin soundtrack albümünü plak formatında sipariş etmiştim. Bugün mesaj atmışlar, tedarik edemiyoruz kusura bakmayın diye. Acayip sinirlendim. Siparişi iptal etmeleri için mesaj yolladım, bakalım ne yapacaklar.

Bu akşamlık bu kadar sevgili okur. Takipte kal, kârlı çık 🙂

RAM Aldım, RAM Satıyorum

Uzun süredir para biriktiriyordum sevgili okur. Amacım bilgisayarımı yenilemekti. Yavaş ama emin adımlarla yapıyorum bunu.

Geçen gün hem masaüstü bilgisayarıma hem de netbook‘uma ram aldım. Bu aralar neden bilmiyorum ama Hepsiburada.com‘da aradığım ürünlerin fiyatları çok uygun. Kargo geç geliyor yalnız. Aldığım 3 parça ürünü tek tek yolladılar.

Netbook Ram'i

Netbook’um için 41 liraya Kingston 4 GB 1333Mhz DDR3 Notebook Ram; ve masaüstü bilgisayarım için de 56 liraya Kingston 2 GB 800MHz DDR2 Ram aldım. Masaüstümde şu an 4 GB ram oldu. Netbook’umda da 1+1 GB ram vardı. Bu yeni aldığımı takınca şu an 5 GB ram oldu. Netbook’um HP dm1010 st modeli ve 5 GB rami destekliyor. İşletim sistemini de yakın zamanda 64 bit Windows 7 Ultimate yapacağım.

Şimdi tabi bu yeni ramleri takınca söktüğüm ramler satılığa çıktı 🙂 Netbook’tan söktüğüm 1 GB’lık Samsung ram’i orjinal parça olduğu için bir süre satmayı düşünmüyorum. Masaüstünden söktüğüm 1 GB’lık Kingston marka ram ise satılık. Orjinal kutusu ve kağıtları da duruyor üstelik. Bunu 25 liradan satıyorum. Almak isterseniz konuşalım, fiyatı ucundan bükebiliriz.

Aşağıdaki linklerden satın aldığım ürünleri görebilirsiniz. Gerçi fiyatları şimdi biraz zamlanmış. Ben bu iki ram’i ve bir de Rusça Parmak Sözlüğü toplam 100 liraya aldım kargo dahil.

::http://www.hepsiburada.com/Liste/ProductDetails.aspx?productId=bd190055&categoryId=47

:: http://www.hepsiburada.com/Liste/ProductDetails.aspx?productId=bd72719&categoryId=47

Yeni Donanımlarım ve Windows 7 64 Bit

Bilgisayarımın ekran kartı, güç kaynağı ve işletim sistemini değiştirdim sevgili okur.

Önceki ekran kartım olan Palit GeForce FX8500 GT 512 MB hem artık yetersiz kalıyordu performans olarak hem de fanı bozulduğu için bilgisayarı açtığımda elimle kasanın içerisinde fanını döndürüp başlatmak zorunda kalıyordum. Kartın ortalama sıcaklığı 55 derece civarındayken fan bazen kendiliğinden durunca sıcaklık 80 derecelere kadar çıkıyordu. Bu da resmen felaket demekti. O yüzden artık iyice sinirlenip babamla durumu konuştum ve yeni bir ekran kartı almamız gerektiğini anlattım. Sağolsun babam bu konularda önce bir parlar sonra da git al der. Bu sefer de öyle oldu, canı sağolsun.

Powercolor HD 5670

Ekran kartını çok uzun süre araştırıp nihayet Sercan‘la karar verip aldık. Powercolor HD5670 2GB 128Bit DDR3 modelini beğendik. Ben bilgisayarda oyun oynamadığım için bu bana çok rahat yeterli olabilecek bir karttı. Yalnız bu ekran kartı için güç ihtiyacı olarak minimum 400 Watt ile çalışır diyordu. Lan benim power supply zaten max 400 watt’a çıkabiliyordu. Sonra biraz forumları araştırdık. Bazıları 350 watt ile biraz daha yüksek modelleri kullanabildiklerini söyleyince bizde bir cesaret oldu ve hepsiburada.com‘dan kargo dahil 157 TL‘ye o an için piyasanın en ucuz fiyatını görüp 12 taksite aldık. Ancak siparişin onaylanması tam bir gün sürdü. 2 gün de tedarik sürecinde bekledi sipariş. Nihayet kargolandı ve aldıktan 4 gün sonra geldi elime. Paketin üzerinde harici güce ihtiyaç duyar, minimum 450 watt ile çalışır yazıyordu. Hemen korkarak taktım pc’ye. Lan! Değil çalıştırmak, ekran kartının fanı dönmedi bile.

Meğer bu ekran kartlarının güç ihtiyacı için harici bir güç kablosu oluyormuş power supply’larda. Benim eski nesil power’ımda yoktu böyle bir kablo. Dolayısı ile artık tüm işaretler bana yeni bir power almam gerektiğini söylüyordu.

High Power Performance 550 Watt

Buna biraz direndim. Ama oturup +/- tablosu yapınca karşıma şu sonuç çıktı. Bilgisayarımda zaten güç yetersizliğinden kaynaklı bazı sorunlar yaşıyordum zaman zaman ve performansa da yansıyordu. Ayrıca zaten artık tüm yeni sistemler minimum 450 watt üzerinden tasarlanıyordu. Yine hepsiburada.com’a bakınca High Power Performance 550W Aktif PFC 12cm Fanlı Power Supply (HP-550-A12S) isimli güç kaynağını gördük Alper‘le. Bu da kargo dahil 133 TL idi. Yapılacak en mantıklı hareketi yapıp bunu da 6 taksite aynı fiyata aldık. Ürün hemen onaylandı ancak bu da yine tedarik sürecine girdi. Bu sefer çok uzun sürdü. Araya bayram girdi ve nihayet bugün sabah geldi güç kaynağım. Böyle canavar gibi, dev gibi bir şey 🙂 Kocaman bir fanı var ve fan kasanın içine üflüyor. Gerçek 550 watt güç kaynağında çılgınlar gibi çıkışlar vardı. 3 tane ide çıkışı, 6 tane sata çıkışı, 2 tane ekran kartı güç çıkışı ve diğer gerekli çıkışlar. İnanılmaz sessiz bir güç kaynağı bu arada.

Sistemin bu parçalarını yenileyince uzun süredir saçmalayan Windows XP‘me de veda etme vaktim geldiğini farkettim. Hazırlıkları yapıp formata başlamaya karar verdim. Ancak bu sefer de sorun şuydu: Yıllarca 32 bit bir hayat yaşadıktan sonra acaba yine Windows 7 Ultimate 32 bit mi kursaydım yoksa 64 bit mi? Bu noktada da yardımıma değerli arkadaşlarım koştular. Serkan Demirci, Mert Coşkun ve Ayberk Kaba‘nın tavsiyelerini harmanlayıp 64 bit kurma kararı aldım. İlerleyen dönemde de 3 GB olan ramimi yükseltmeye karar verdim.

64 bitlik Windows 7 Ultimate çok iyi sevgili okur. Şu an için sıkıntı çıkartan bir tek scanner’ın driver’ı oldu. Bakalım bulabilecek miyim driver… Onun dışında şimdilik herşey çok iyi ve stabil. Nazar değmez umarım lan.

2 Lira’ya Ogün 5 Lira’ya Pentagram!

Hepsiburada.com‘da arefe günü inanılmaz bir indirim vardı sevgili okur. Hala var mıdır bilmiyorum da o gün denk geldi ve inanamadım yani.

Ogün Sanlısoy‘un Üç albümünün CD’sini neden ve nasıl bilmiyorum, 1.69 TL’ye; Pentagram‘ın meşhur kapaklı Popçular Dışarı CD’sini de 5 TL’ye veriyordu hepsiburada. Yani kargo dahil hepsi 10 liraya geliyordu ki bu da inanılmaz hesaplı ve avantajlı oluyordu. Aldım hemen.

Şimdi Ogün Sanlısoy’un Üç albümünün geçmişe dayalı bir hatırası var. O yüzden hep içimde kalan bir ukte idi, hallettim. Popçular Dışarı albümü de sırf Black Magic coverı için bile alınabilecek bir live albüm bence.

Bunları almışken küsüratı ayarlamak için uzun süredir çok ciddi biçimde ihtiyaç duyduğum bir geometrik şekil şablonu ile bir 30 cm’lik çelik cetvel de aldım. Bu açıdan iyi bir alışveriş oldu yani.

Bir Netbook Alamama Hikayesi

HP DM1 1010ST

Uzunca bir zamandır Asus N10JC markalı netbook’unu aramaktaydım. En son bu İstanbul ve Ankara gezilerimde bilgisayarsızlığın çok acısını çektiğimden iyiden iyiye kararlıydım da. Neyse. Bu dediğim netbooku bir forumda satan bir kişiye ulaştım. Ancak adam ben ona ulaşmadan kısa süre önce satmış. Aynı forumda o adamın sattığı fiyattan 150 lira daha pahalıya yani 850 liraya satan birini gördüm. Onunla irtibata geçtim. O kadar bir param vardı. Bu ikinci adamla konuşurken ilk görüştüğüm arkadaş ki ismi de Uğur‘dur sağolsun, bana aslında Asus N10JC’nin verimsiz olduğunu söyledi. Aletin HDMI çıkışı var ama kullanamıyorsun ki dedi. Meğer 720, 1080 çözünürlüklü filmlerde çuvallıyormuş! Aha dedim benim zaten istediğim olay film izlemek. O anda soğudum aletten. Diğer satan elemana da sordum bu durumu. O da çelişkili cevaplar verince bir de sattığı aletin ekranı çizikmiş ne bileyim 2. el makineye o kadar para verilir miye döndü olay.

Tam o anda Uğur, bana HP DM1 1010ST isimli bir netbooktan bahsetti. Alet şu anda piyasadaki en iyi netbookmuş herşeyiyle. Hakketen inceleyince öyle olduğunu gördüm. Üstelik adamın benzetmesi “N10 bunun yanında traş makinesi” şeklinde olunca daha bir ısındım ben 🙂 Ancak aletin fiyatı 1200 TL’ler civarıydı. Uğur ise 850 liraya sıfır kutulu almış. Nasıl almış? Sahibinden.com‘daki bir ilandan. Şimdi düşündüm ulan daha iyi aletin sıfırını 850 liraya alabilecekken neden köt alete hem de 2. el 850 lira vereyim?

İlandaki telefon numarasını aradım. Ankara’dan Murtaza isminde birisi. Evet netbook sıfır, kutulu. Elinde de iki tane kaqlmış ama adam dükkanda değil, dışardayım diyor. Adamın telefoncu dikkanı var ve bu netbook Turkcell‘in bir kampanyasında verildiği için adam kampanyadan ayrı satıyor. Neyse, ertesi gün erkenden parayı pulu hazırlayıp indim çarşıya. Adama parayı yollayacağım ve o da kargo numarasını verecek. Lan adamı aradım, aha da! Meğer o dükkanda yokken kardeşi satmış o iki kalanı da. Haydaa! Ertesi gün haber verecem yenisi gelecek dedi. Hala heber verecek 🙂 Aradım az önce yok dedi yalan oldu.

Asus N10 JC

Neyse, o adamdan ses çıkmayınca tekrar baktım sahibinden.com’a. Bu seferde İzmir’den birisi aynı netbooku 15 gün kullanmış satıyor. Hemen İzmir’de oturan dayım vasıtasıyla irtibata geçtim. Meğer adam aynı günün sabahı hem de 700 liraya satmış netbooku! Lanet ettim ağlamaya başladım 🙂

Babamın tavsiyesi ile aynı malın sıfırına bakmaya başladım. Önce İstanbul Bilişim isimli bir mağazayı aradım. Buranın ünü var forumlarda. Adamların taktiği ucuz fiyat verip stoğu sorun diye yazıyorlar. Aradığınızda stokta yok diyorlar, kesin bir tarih veremiyorlar ve başka bir ürünü övmeye başlıyorlar 🙂 Aynı şekilde hepsiburada.com‘ da acayip yuvarlak cevaplarla yardımcı oldu bana 🙂 Bimeks‘te vardı bir tek. Bugün gittim Eskişehir mağazasına. Teşhir ürününe 1140 lira fiyat çekince vazgeçtim netbook almaktan.

Gördüğün üzere sevgili okur, birşeyler yapmak isteyince herşey benim karşımda duruyor ya sinir oluyorum. Sözün özü uzunca bir süre herhalde almayı düşünmeyeceğim. Belki bana gülmeyen o şans bir gün benimde kapımı çalar ucuz yollu bulurum birşeyler.

Bu arada geçen bir konferans oldu. Şu kişisel gelişim saçmalıklarından. Bir salon dolusu sertifika bekleyen (evet bu 3-4 saatlik şov için sertifika veriyorlar ve bunun arkasına sığınanlar da alıp bunu ileride iş ararken CV’sine koyacak; ne kadar bol sertifika o kadar bol işe girme şansı 🙂 ) insan vardı. Adamlar ödül veriyorlardı bulduğunuz ‘yaratıcı’ fikir karşılığında. Şu yaratıcı fikre forma veren zihniyetleri tebrik ediyorum: “Filmlerdeki gülme seslerinin yerine kendimiz sesler kaydedelim.” Aklıma geldi yazayım dedim.