Tag Archives: Hülya Hanım

Vega – Delinin Yıldızı Plağım

delinin002

delininyildiziSon yıllarda çıktığı günden beri aralıksız dinlediğim az sayıdaki albümden birisiydi Delinin Yıldızı. Az değil, tam 12 sene sonra yayımlandığında, benzeri pek çok grubun aksine, kaldığı yerden devam etti müziğine Vega. Şaşırtmadı belki ama üzmedi de. İşte bu yüzden Vega, Delinin Yıldızı ile kendi tarzında son yılların en doğru dürüst işini yaptı diyebilirim.

Albüm çıkmadan hemen önce ön siparişi vermiştim. Şansıma Eskişehir‘deki konserinden önce CD’sini almıştık. Ancak birkaç ay sonra, grubun bağlı olduğu firma Gergedan Müzik, albümün plak formatında da yayımlanacağını duyurduğunda artık beklenecek üç şey kalmıştı: İlk klip, albümün plağı ve ilk reaksiyon. İlk reaksiyonu boş verin, onu daha sonra açıklayacağım. Okumaya devam et

Reklamlar

Antalya’da Hasta Oldum!

Bloga “hasta oldum” başlığı ile yazdığım 5. yazı olmuş bu 🙂 Malumunuz üzere geçtiğimiz haftasonu Antalya‘daydım. Cuma sabahı otele giriş yaptıktan sonra kısa bir süreliğine sahile gitmiştim üzerimde gömlekle. Acayip bir esinti vardı. Sonra geri döndüğümde oda buz gibiydi. Üzerime bir “yorgan alıp” öylece uzandım yatağa, sonra yemeğe gittim. Akşam üzeri de odadaki klimayı en sıcağa aldım ve altında uyudum. Muhtemelen bu üçgenin bir köşesinde olan oldu ve soğuk aldım. Aynı akşam pek belli etmesem de (hatta oturup bloga yazı yazdım) üzerimde hafif  bir kırgınlık vardı.

Eğitimin ilk günü Eskişehir‘den dostlarım Halil Bey, Hülya Hanım ve Sanem Hanım‘la yeniden görüştük. Uzun süre olmuştu görüşmeyeli. Halil Bey ve Hülya Hanım’la 2008’de Eskişehir İl Çevre ve Orman Müdürlüğü‘nde yaptığım stajdan; Sanem Hanım’la da 2011’de Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi‘nde yaptığım stajdan tanışıyorduk. O akşam lobide vakit geçirdikten sonra odaya döndüm. Tam odaya girecekken Yasin Abi aradı ve tekrar lobiye döndüm. Edirne’den Kerim Abi‘yle epey bir sohbet muhabbet olayına girdik. Renkli ışıklar altında onlar dans ederken ben daha fazla dayanamayıp odaya çıktım. Uyudum. Ancak çok doğru dürüst bir uyku uyuyamadım: Hastalanmıştım zira.

Hastalık meselesi başa belaydı ancak eğitim de önemliydi. İkinci gün ne kahvaltı da ne öğle yemeğinde bir şey yiyebildim. Bir de öğleden sonra  Antalya’da bulunan Hurma Atıksu Arıtma Tesisi‘ne gittik uygulama eğitimi için. Yaklaşık 2 saatlik gidiş geliş beni iyice sersem bir hale getirdi. Sağolsun Halil Bey’in verdiği “A-ferin“i içip sarıldım yorgana. Akşam saat 21.30 civarı tamamen sulara batmış olarak Halil Bey’in telefonuyla uyandım. Sağolsun nasıl oldum diye sormak için aramış. Hemen kalkıp bir duş aldım. Üstümü başımı değiştirdim ve odadan dışarı çıkmadım. İşte o gece Beşiktaş‘ın maçı vardı hani Fener’i son dakika golüyle yendiği. Yasin abi de oradaydı. Oda da yalnızdım.

Çok uzun süredir hem yalnız hem de hasta olmamıştım. Biraz hüzünlü de olsa garip hissediyordum. Şansıma Tipsy Channel‘de Pink Floyd Gecesi varmış. Açtım. Ardı ardına geliyordu David Gilmour‘ın şifalı sözcükleri kulağıma. Bir süre sonra tamamen ayılıp kendime geldim. Yasin abi de geldi. Oturduk gece yarısını biraz geçene kadar internetten eski Şahan videolarını izledik. Sonra uyuduk. Ertesi gün öğleden sonra artık yola çıkacaktık.

Dönüş yolculuğu bu zamana kadar yaptığım en güzel dönüş yolculuğu oldu. Bilecik’ten Onur, Yasin, Şemre ve ben yani dört kişi ve İstanbul’dan da Orhan Bey olmak üzere toplamda 5 kişi Onur Bey’in arabasıyla yola çıktık öğleden sonra. Yavaş yavaş geldik. Gece geç saatte geldiğimizde hastalıktan kurtulmuş olmanın verdiği sevinç, yolculuğu vermiş olduğu yorgunluk ve kavuşmanın vermiş olduğu hüzünle yatağıma çullandım adeta.

Her gidişimde bana başka bir şey öğretiyorsun Antalya. Sana karşı çok “hisli duygular” içerisine girmeye başladım. Diğer seferlerden farklı olarak bu sefer otelde iki tane de bayan futbol takımı vardı. Bir tanesi Moskova’dan “SHVSM IZMAILOVO” takımı; diğeri ise Alman bir takım ama adlarını hatırlamıyorum. Benim hasta olmama tezat hava epey hoş geçti. Yani otelde falan sürekli olarak denizden dönen turistleri gördüm. Muhtemelen geçen sefer Sinem‘le çok dalga geçtiğim için, bu sefer ben aynı duruma düştüm. İnsanlar şort tişört gezerken ben kot montla gezdim.

Eğitime geri dönecek olursak şimdiye kadar katıldığım en kaliteli eğitimdi. Şöyle ki kendi adıma çok verimli geçti. Özellikle dağıttıkları dökümanlar çok kaliteli idi. Her ana başlık altında gerekli olabilecek tüm kaynakları tek bir rehberde toplamak çok akıllıca olmuş. Ayrıca eğitim süresince izlenen program da çok başarılı ve yerindeydi. İlk defa anlatılanların uygulaması da yapıldığı için her şey dört dörtlük oldu ve bitti. Değerlendirme sınavı beklediğimizden çok farklı çıktı. Epey zordu ve tam 50 soruydu. Yavaş ama emin adımlarla çözdük teslim ettik kağıtlarımızı.

Proofhead In Da Staj – 1

Çok heyecanlıydım. Çünkü benim böyle anlarda heyecanlanmak gibi gereksizliklerim vardır. Allah’tan kusmadım. Neyse, saat 08:40’ta minibüsten inip 222‘nin yanından giden o ıssız yola girip beklemeye başladım. Zira birkaç gün önceden sorup soruşturup saat 8’e 5 kala oradan bir servis geçtiğini öğrenmiştim. Oradan taa İl Çevre ve Orman Müdürlüğü‘ne yürümek istemediğimden servise biner giderim diye düşündüm. Neyse beklemeye başladım. Ulan saat 07:57’de bir servis geçti ama baktım önünde İl Özel İdaresi yazıyor. Dedim bu değildir. El kaldırmadım. Lan sonra baktım servis mervis gelmiyor, mecbur yürüdüm. Evet, stajın ilk gününde staja geç kaldım.

Neyse, oraya vardığımda Allah’tan millet çay may içiyordu. Meğer o servis buranın servisiymiş. İhsan Bey‘e gittim. Kendisi Çevre Yönetimi Şube Müdürü. Sağolsun 10 numara bir adam çıktı. Gayet sevecen ve babacan tavırlarla anlattı ne yapacağımı ne edeceğimi. Orada dört birim varmış. Katı atık, hava, su ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) birimi. Bunların herbirinde 7’şer gün, toplamda da 28 gün. İşte bitti gitti staj 🙂 İlk durağım katı atık oldu. Burada Halil Bey (daha önceki geldiğimde tanışmıştım) ve Hülya Hanım olmak üzere iki çevre mühendisi çalışıyordu. İkisi de çok iyiler. Yani şu ana kadar kötü bir şey olmadı. Velhasıl Halil Bey’in tavsiysiyle şu ana kadar sadece adını bildiğim ve sadece laboratuvar derslerinde arkalarındaki tablolardan derişim değerlerine baktığım tüm yönetmelikleri incelemeye karar verdim. Bugün Çevre Kanunu ile Ambalaj Atıkları Yönetmeliği‘ni bitirdim. Çok güzel şeyler buldum lan. Hepsini söyleyeceğim staj sunumumda. Tahminim böyle giderse stajdan çıktığımda yönetmeliklerle ilgili epey bir şey öğrenmiş olurum. Yarın bir aksilik olmazsa denetime de gideceğiz. İnşallah güzel olur ya.

Öğln yemeklerinde servisle çarşıya geliyoruz Orman Müdürlüğü‘ne. Yemek beleş değil bize. Stajer olduğumuzdan kelli 3 lira veriyoruz. Olun, zaten önümüz ramazan.

Oradaki herkesin bugün bana söylediği, benim çok şanslı olduğumdu. Çünkü şu anda müdürlükte İlker isminde çok kafa bir stajer ve benden başkası yok. Dolayısıyla her denetime gidebileceğiz inşallah. Benden önce bir ara 11 tane stajer varmış. Karışıklık oluyormuş epey.

Neyse ilk gün için bu kadar yeter. Güzel bir ilk gündü. Bir tek Sercan aradı sağolsun. Merve, Volkan, Savaşalp, Koray falan hiç aramadı.