Tag Archives: Hybrid Lying Machine

God Mode – Hybrid Lying Machine (2016)

god00 Togay, arkadaş grubumuzdaki en üretken müzisyendir. Buna kimse de karşı çıkmaz ve çıkamaz. Kurduğu her grupla muhakkak en az bir albüm kaydetmiştir. Bu grupların sonuncusu olan God Mode ise Togay’ın bana göre diğerleri içerisinde ayakları en yere basan projesidir.

2013’te God Mode kurulduğunda, Togay müthiş bir heyecanla ilk besteleri dinlettiğinde, bu parçalarda farklı bir matematik olduğunu söylemiştim. İlk dikkati çeken şey davullardı. God Mode,  ilk kadroyu oluşturan isimlerin ağırlığıyla, çok kısa sürede 8 parçadan oluşan bir albüm kaydetti (Tempus vs Mortis) ve Youtube’da üç video yayımladı. Kendi adıma ben, büyük bir beğeniyle dinledim bu ilk albümü.

god01

Aradan geçen bir yılda,  grupta Togay ve Tayfun haricindeki tüm üyeler değişti. Açık konuşmak gerekirse bu değişimler beni başlangıçta biraz tedirgin etti ancak birkaç haftadır dinlediğim yeni albüm “Hybrid Lying Machine” bu tedirginliğimi boşa çıkardı. Albümü tanıtmaya başlamadan önce albüm kadrosundan bahsedeyim biraz. God Mode’da gitarlar Togay Çalıkoğlu ve Tayfun Deniz‘in tekelinde. Bu ikili, çok uzun süredir birlikte çalıştıkları için artık birer beste makinesine dönüşmüş durumdalar. Metalcore’un da formülünü açıkça çözmüşler. Vokalde Erdinç Öztan var. Burada hemen bir anektoda yer vereyim. Yıllar önce Nokia Super Sound isimli bir yarışma düzenlenmişti. Düşün, o zaman Nokia 6600 kullanıyoruz, Nokia’nın dev olduğu zamanlar. Yarışmaya İzmir’den Guardinals isimli bir grup katılmıştı. Şarkının adı “Darkness and Silence” idi sanırım. O zaman ADSL falan yok, internet şimdiki gibi yaygın değil. Dream TV‘de ara ara yarışmacıların demolarını gösteriyorlar klip şeklinde. Bilgisayarın mikrofonunu TV’ye dayayıp öyle kaydetmiştim o parçayı. Çok merak ettiyseniz şuraya tıklayıp dinleyebilirsiniz. İşte o Guardinals’ın vokalisti Erdinç Öztan, şu anda God Mode’un vokalisti. Hakkında en az bilgiye sahip olduğum elemanlar ise bass gitarda Tuna Dinçer ile davulda Berk Sualtı. Her ikisinin de eline emeğine sağlık, umarım kısa sürede kendileriyle de tanışacağız.

god02

god03

Albümde 10 parça var ve toplam çalma süresi 40 dakika. Sözler Erdinç Öztan tarafından yazılmış. Tam da sevdiğim şekilde, şarkı sözleri kartonette yer alıyor. Davullarda Ali Erdem Uzunay kompozisyonlarını dinliyoruz. Albüm kapağı ve kitapçık tasarımı İrem Şahinbaş tarafından yapılmış. Albüm Baran İşmenHousehold Production ve Stüdyo Frekans‘ta kaydedilmiş. Bildiğim kadarıyla mix ve mastering işlerini de Baran yaptı. Bu albümün bir önceki God Mode albümüne göre en büyük artısı sözlerin ve vokallerin ciddi anlamda kalitesinin artmış olması. Benzer şekilde, davullarda da diğer albümdeki tempoyu ve stili yakalayabildikleri için gayet memnun oldum.

İlk albüme göre melodiklik nispeten daha az olmuş. Ancak, Togay yine aralara ufak sürprizler yerleştirmekten alıkoymamış kendini. (Her ne kadar metalcore diye adını koymuş olsalar da, çok temiz death metal soundu alıyorum albümden.)

Albümü iki haftadır sürekli dinliyorum. En sevdiğim parçalar 12400, Generation-Z, Alienated ve Kleptomaniac. Bunlardan Generation-Z’deki clean vokal kısmı pek sevemedim yalan yok. Ancak yine aynı parçanın girişi, albümdeki en iyi başlangıçlardan biri. Albümde Healing Process isimli enstrümental bir parça var. Akustik bir düzenleme gibi düşünebilirsiniz. Akustik diyince aklınıza çerez bir parça gelmesin, disstortion ve davul kullanılmamışlar sadece. Gerisi bildiğin metal. Şarkılar içerisinde ismiyle dikkat çeken bir parça daha var: “0100000101000100“. Fark ettiyseniz bu bir binary code. Sekizli bloklar halinde ayırıp okuttuğumuzda karşılık gelen sözcük “AD” oluyor. Yani şarkının adı “AD”.

Albümün arka kapağında şarkı listesinin yanında insanoğlunun evrimini farklı bir açıdan ele alan bir yaklaşım görüyoruz. Ön kapakta ve sözlerde de aynı tema işlenmiş zaten.

god04

Albümü şuradan kesintisiz olarak dinleyebilirsiniz. Yakın zamanda da çeşitli konser ve festivallerde God Mode’u izleyebilirsiniz. Youtube kanallarında yayımlanan şu videoya bakılacak olursa albümün ilk klibi de Alienated’a çekilecek.

God Mode’un yakın zamanda sahne alacağı konser ve festivaller hakkında şakayla karışık bilgi aşağıda yer alıyor. Yine en aşağıda grubun Facebook sayfası yer alıyor. Burayı da çok basit olarak “Beğen“irseniz grup hakkındaki tüm güncellemelere ulaşabilirsiniz.

god05

13198622_1096762810388727_657467291191025837_o

Hafta Sonundan Süzülenler

Uzun süre sonra, çok uzun bir süre sonra ilk defa geçen hafta sonunda olduğu kadar dolu dolu bir hafta sonu yaşadım sevgili okur. Detayların pek çoğunu unuttum. Yeni başlayan hafta da çok yoğun devam ettiğinden ancak yazabildim. Yazmasam olmazdı.

3Kanat_CD_DigipackCuma günü süper başladı: Efendi‘nin ilk albümü Hangi Rüya nihayet yayımlandı. Bir süredir tanıtımıyla ilgili çalışıyorduk. 29 Nisan sabahı hem basılı CD olarak müzik marketlerde, hem de dijital platformlarda albüm yayına girdi. Tüm gün, bunun heyecanıyla su gibi aktı geçti. Haftanın son gününün vermiş olduğu o mutluluk adeta ikiye katlandı.

http://www.efendiband.com/

revenge

Aynı akşam Utku‘nun süper davetine icabet ettik. Bir cuma gecesinden beklenen her şey vardı. Ama çok daha fazlası için birkaç saat daha beklemek gerekti. Saat gece yarısına yaklaşmışken Sabhankra tam 9 senedir beklediğimiz yepyeni albümü REVENGE‘i yayımladı! Tam 9 sene dile kolay. Yıllardır bekliyordum. Şarkıların tamamını biliyordum ama yeni düzenlemelerin neredeyse hiç birinden haberim yoktu. Dolayısıyla 29 Nisan’ı 30 Nisan’a bağlayan gece sadece benim için değil, tüm Sabhankra fanları için unutulmaz bir gece oldu. Birkaç sene önce, şansa bak ki aynı gecede, yine güzel olaylar olmuştu. Sabhankra’nın yepyeni albümü başka bir yazının konusu olacak. Burada yazmaya başlarsam yazı bitmez.

Vakit epey geç olduktan sonra Utku sağ olsun eve bıraktı bizi. Aslında biraz daha abartıp film de izleyebilirdik şimdi düşünüyorum da. Filmden bahsetmişken hemen ekleyeyim. In the Heart of the Sea filmini izle sevgili okur. Sıkılmadan izleyeceğin, güzel bir macera filmi. Gerçi şimdilerde senin gözün Game Of Thrones‘dan başkasını görmüyordur değil mi 🙂 Aralara da Supernatural‘in bölümlerini çakıyorsundur, ohh. Ben de öyle yapıyorum, rahat ol. İkinci bölüm şu anda torrentte iniyor. İlk bölüm açıkçası çok da tatmin etmedi. Aralıksız devam edeceğini umduğum kalan dokuz bölümde utandırırlar umarım. Game Of Thrones bu şekilde başlamışken halen devam eden Supernatural’de sezon içinde verilen aralar canımı sıkıyor. Geçen yine 3 haftalık bir ara verdiler. Daha sonra geçiştirme bir bölüm geldi. Daha çok Darkness görmek istiyoruz. Dünya’nın en güzel elmacık kemiklerinden mahrum bırakmayın lan insanı!

efendistand

Cumartesi sabahı albümlerin satılacağı standı tasarlayıp deneme baskısını aldım. Albüm Eskişehir’deki satış noktalarında bu stantlarda satılacak. Daha sonra havanın iyi oluşunu fırsat bilip dolaşmaya çıktık. Hiç hesapta yokken muhteşem bir etkinliğin ortasında bulduk kendimizi. Espark’ın yanında kurulmuş olan kitap fuarına gittik. Sevdiğim sevmediğim, duyup duymadığım bir sürü yayınevi stant açmıştı. Birkaç kitap aldık. Bol bol promosyon doldurdular çantamıza. Tübitak Yayınları‘ndan iki tane güzel kitap aldık. Bunlardan “Petrol, Su ve İklim” özellikle aradığım bir kitaptı. Jules Verne‘in İthaki Koleksiyonu‘ndan bir kitap daha aldım. Ayrıca Kitab-ül Hiyel‘in yeni baskısını aldım İletişim Yayınları‘ndan. Puslu Kıtalar Atlası‘nın çizgi romanının özel ayracını bastırmışlar. Dört beş tane aldım.

kitaplar

fuar01 fuar02 fuar03 fuar04 fuar05 fuar06

Bu dolaşmadan sonra eve kafamızda efsane bir hamburger yapma fikriyle döndük. Hamburgerleri yapmamız yaklaşık bir saat sürdü. Söylemesi ayıptır, çok çok iyi oldu. Hamburgerin yanına bir de fırında mantar yaptım. Bunu ben yaptım bak! Hamburger yapımındaki bu başarımızı gördükten sonra daha da dışarıda hamburgere para vermem. Şaka lan, efsane piliç burger olursa veririm. Onu da yapmanın bir yolunu bulana kadar…

Aynı akşam saat 20.00’de Togay ve Volkan‘la buluştuk. Daha sonra sırasıyla Yağızhan ve Alper geldiler. Çok uzun süredir bu kadroyla buluşamıyorduk. Ne muhabbet ne muhabbet anlatamam! Öyle ki mekana sığamadık, başka bir yere geçtik. Burada Yağızhan’la birlikte o kadar güldük ki karnım ağrıdı. Alper ve Togay, birbirlerinden habersiz olarak kendi gruplarının yeni albümlerini masaya çıkardılar. Togay’ın grubu God Mode, İzmir’de ilk albümleri olan Hybrid Lying Machine nihayet yayımlanmıştı. Nihayet diyorum, çünkü albüm kaydedildikten sonra basım süreci biraz uzamıştı. Ama Togay, iş bitiriciliğiyle nihayet yeni albümü önümüze koyuvermişti. O anda masada iki tane gıcır gıcır albüm duruyordu. Her iki albüm de başlı başına birer yazının konuları olacak, merak etmeyin.

albumler

toplant

Gece saat 23.00 civarında ben Peyote‘ye geçtim. Neden? Çünkü burada Black Omen konseri vardı. Çok uzun süredir Black Omen’i sahnede izleyemiyordum. Türk Black Metal gruplarının en uzun süredir aktif olup en çok sayıda albüm kaydeden gruplarından birisi Black Omen. Melodik Black Metal alt türünde ise bana göre rakipleri yok. Eskişehir’de Black Metal konseri yapılabilecek Peyote’den başka bir mekan var mıdır bilmiyorum. İşte bu “tek olma” avantajını Peyote iyi kullanıyor ve dinleyiciyi kaliteli metal gruplarıyla sürekli olmasa da zaman zaman buluşturuyor. Black Omen konseri başlı başına bir yazının konusu olacak. Gece saat 01.30 civarında konser bitti. Tüm eski dostlar sarılıp kucaklaşıp ayrıldık. Başımı yastığa koyduğumda kulağımda Curtains Of Imaginary Vortex‘in giriş melodisi çalıyordu hala.

blackomen

Fotoyu kimin çektiğini bilmiyorum.

Pazar sabahı, saat 10.00 olmadan uyandım. Son bir yıldır yaptığımız en hızlı kahvaltıyı yaptık ve Alper geldi. Neden? Çünkü sezonu açıyorduk, pikniğe gidiyorduk. Ama bu sefer Utku’nun ayrıcalığından yararlanacaktık. Toplandık ve Utkular geldikten sonra “resmi piknik alanımıza” gittik. Burada pikniğe dair çok fazla detay vermeyeceğim. Bu konu, başka bir yazının da konusu olmayacak. Ancak çok uzun süredir bu kadar keyifli vakit geçirmiyorduk. Pazar günü sabah uyandığım andan itibaren beni sarıp sarmalayan o boğulmuşluk hissinden tamamen kurtuldum o gün. Akşam eve dönünce tüm bir hafta sonunun nasıl geçtiğini düşündüm. Tam 3 tane yeni albüm yayımlandı, kitap fuarı gezdik, pikniğe gittik, efsane bir hamburger yaptık, konsere gittim ve yakın arkadaşlarımla buluştum. Bu, bir hafta sonundan süzülebilecek en güzel anlardı işte.