Tag Archives: IMDB

Christopher Nolan ve Filmleri Üzerine

Christopher Nolan’ı Dark Knight serisinden biliriz malum. Sadece Dark Knight üçlemesi mi? The Prestige, Inception (hayatımdaki en önemli beş filmden birisi) ve 2014’ün en iyi filmlerinden birisi olan Interstellar’ı izlemeyen kaldı mı? Kalmadı. Az kaldı ya da.

Nolan’ın IMDb sayfasına daha önce bakmamıştım. Bugün aklıma geldi baktım. Adam resmen son dönem popüler sinemasının ilahı! İnsan çektiği filmleri bir arada görünce anlıyor bunu. Nolan’ın olayı, bir projeyi hem yazıp hem yönetip hem de yapımcılığını üstlenmesi. Bakın şimdi şu şekilde:

Yıl Film Katkısı Hasılat
Yönetmen Yapımcı Senaryo
1998 Following + + + 0.24 milyon $
2000 Memento + + 40 milyon $
2002 Insomnia + 114 milyon $
2005 Batman Begins + + 374 milyon $
2006 The Prestige + + + 110 milyon $
2008 The Dark Knight + + + 1.005 milyar $
2010 Inception + + + 826 milyon $
2012 The Dark Knight Rises + + + 1.084 milyar $
2013 Man of Steel + + 668 milyon $
2014 Interstellar + + + 673 milyon $

Yönetmenliğini yaptığı tüm filmlerini izledim. Favorim elbette Inception. Şunu fark ettim, Nolan filmleri bir kitaptan uyarlanmış gibi gelir bana izlerken. Kurgular, öyküler o kadar güçlüdür ki. Olayların gelişimi, filmi izlerken çok karmaşık gelir. Ancak film bittiğinde aklınızda kalanlar bir su kadar berraktır artık. Bu tip iyi olay örgülerine kaliteli romanlarda rastlarız. Romanlardan uyarlanan sinema filmlerinin de çoğunlukla iyi yapımlar olmasının sebebi budur bence. İşte Christopher Nolan filmleri, belki de Nolan kendi yazdığını yönettiğinden, aynı tadı bırakıyor bende. The Prestige’in final sahnesinde, Inception’ın final sahnesinde, The Dark Knight’ın final sahnesinde hissettiğimiz heyecan hep aynı oldu. Üç saatlik filmleri izleyip bittiğinde “hemen bitti” diyorsak (ki ben hep diyorum Batman serisini izlerken) Nolan’ın üstün yeteneğine şapka çıkarmamız lazım.

Yapılacak şey tüm bu filmlerin DVD’lerini, hatta Bluray disklerini bulup arşivlemek. Eksiksiz olarak tamamlamak. Sinema bir sanatsa, Nolan bu sanatın günümüzdeki en güçlü bestecilerinden, ressamlarından birisidir.

Vikipedi’nde okuyunca fark ettim, tüm filmlerin oyuncu kadrolarına baktım. Gerçekten de adamın son filmlerinin hepsinde Michael Caine oynuyor. Michael Caine filmlerin hepsinde sağduyusuna ihtiyaç duyulan babacan amcayı oynuyor.

Nolan filmleri IMDb’de de çok seviliyor. Adamın filmografisinin neredeyse tamamı IMDb’nin en iyiler listesinde yer alıyor. The Dark Knight 8,9 puanla şu an dört numarada. Vizyona girdiği sene haftalarca ilk üçte kalan Inception şu anda 8,7 puanla 14. sırada. Interstellar 8,6 puanla 26. sırada. Memento 8,5 puanla 45. sırada.

Hala izlemediyseniz Inception’ı muhakkak izleyin. Eğer izlediyseniz yarın akşam yine izleyin. Olabilir mi? Rüyaların içinde böyle dünyalar yaratmak mümkün olabilir mi? Olabilir sevgili okur. Nolan bu Dünya’yı nasıl kurguladı? Bu nasıl bir yaratıcılık? Taklit etmekten utanmıyorum bazen. Umarım yeni bir Inception çekilmez. Yeni bir Interstellar çekilmez. Bu filmlerin devam yapımlarının öncekilere göre bir derece daha kötü olması ihtimali bile çok can sıkıcı değil mi?

Dizi Sezonu Başladı

Dizi sezonu başlayalı çok oldu aslında sevgili okur. Ancak ben oturup da ne izlemeye ne de yazı yazmaya vakit bulduğum için bu tatil yardımıma yetişti 🙂 Dediğim gibi, aslında bazı dizelerin sezonu epeydir başlamıştı ama ben tatilde oturup ilk defa izlediğim için rahatlıkla yeni sezon yorumları yazabileceğim.

Sezonunda düzenli olarak takip ettiğim diziler öyle çok spesifik diziler değil. Gayet popüler kültür malzemesi olmuş diziler. Ama işte her birini en kötü ihtimalle 6 sezondur takip ettiğim için, yeni yayın dönemlerinde de izliyorum. Takip ettiğim en uzun soluklu diziler şu an için South Park (17. sezonu başladı), How I Met Your Mother (9. sezonda) ve Supernatural (9. sezon). Bunun dışında Big Bang Theory (7. sezon) de yine takip ettiğim o popüler dizilerden. Şimdi bu dizilerin yeni sezonlarında bende nasıl bir izlenim bıraktığına bakalım:

Not: Yazının bazı yerleri feci şekilde spoiler içeriyor olabilir.

How I Met Your Mother

02 9Yazıyı yazdığım tarih itibariyle 5 bölüm yayımlandı. Açıkçası artık usandırıyor. Komik mi? Eh, komik diyebiliriz. Yani klişe HIMYM espirileri halen dizi de var. Ani çıkışlar, bir anda tersine dönen durumlar falan. Bunlar halen var ama, adı How I Met Your Mother olan bir dizinin 9. sezonunda annenin ortaya çıkmış olması bence biraz suyunu çıkarmak oldu. Yayımlanan 5 bölümün sadece birinde anne var. O da Lily ile birkaç sahne. Beşinci bölüm bitti ve Robin‘le Barney’in düğününe hala 48 saat var. Bu sezon umarım daha iyi bir gidişatla devam eder. Artık Ted ile annenin tanışmasını ve en azından bir sezon da anne ile grup arasındaki etkileşimleri izlemek istiyoruz.

Supernatural

04 4Dizi bu kadar popüler olmamışken ve henüz 2. sezondayken izlemeye başladım Supernatural’ı. O zamandan beri her hafta yeni bölümlerini indirir izlerim sezonunda. Eh, Supernatural’de de konu bitmiyor nasılsa. Pek çok kişi diziyi artık sıkıcı bulsa da ben halen büyük bir keyifle izliyorum sevgili okur. Bu yeni sezon güzel başladı diyebilirim. Sam‘in başı yine belada. İlk bölümde ekibe yeni biri dahil oluyor. Yazıyı yazdığım tarih itibariyle iki bölüm yayımlandı. Geçen sezondaki kadro aynen bu sezon da devam ediyor. Bobby‘i bir anlık da olsa görmek iyi oldu 🙂 Bu sezon da Supernatural belki çok efsane olmaz ama ortalamadan da aşağı kalmaz gibime geliyor.

South Park

05 4İlginç bir şey oldu. 17. sezonun dördüncü bölümü planlanan tarihte yayımlanmadı. Buna sebep olarak da stüdyodaki elektrik kesinti sebep gösterildi. İlgili haber şurada. South Park’ta bu sezon dikkatimi çeken en önemli ayrıntı giriş kısmı oldu. Malum, gelişen animasyon teknolojisine inat, South Park halen iki boyutlu ve basit çizgilere sahip. Bunu değiştirmek demek zaten South Park’ı bitirmek demek. Ancak giriş kısmında bu sezon, 3 boyutluya yakın bir animasyon kullanılmış. Şaşırdım ama beğendim de. Yazıyı yazdığım tarih itibariyle biri gecikmeli olarak 4 bölüm yayımlandı. Son bölümde uzun süredir görmediğimiz Gotik Çocuklar‘ı göreceğiz. South Park’ın böyle salt karakter temalı bölümlerini hep sevmişimdir. Cartman, Kyle ve Stan haricindeki karakterler üzerine kurgulanmış bölümler güzel oluyor. (Yayımlanamayan bölüm yerine en efsane South Park bölümü olan Scott Tenorman Must Die yayımlandı.) Cartman bu sezon da bir efsane olarak başladı. Hadi bakalım neler olacak.

The Big Bang Theory

03 6Neden bilmiyorum, geçen seneki ve hatta önceki senelerdeki sezon finallerinden sonra acaba neler olacak diye beklerdim. Ama bu sezon öyle olmadı ve dizi gayet ortalama bir şekilde başladı. Ne ekibe yeni biri katıldı, ne de herhangi bir değişim oldu grupta. Neyse ki dizi sıkmıyor insanı. Yalnız bu sezonda Sheldon‘ın dizideki komedi etkisi nispeten azaltıldığını gözlemledim. Bu doğru bir karar. Koca diziyi Sheldon alıp götürecek değil herhalde. Geçen sezonlarda ara ara Raj‘a yüklenirdi bu misyon ve hakikaten efsane bölümler çıkardı ortaya. Bir de artık kişisel bir beklenti olarak, Sheldon’ın Amy ile öpüşmesini falan bekliyorum. Eminim ki kahkahadan yırtılacağımız bir bölüm olurdu.

The Legend Of Korra

01 2Bu gece 7. bölümü yayımlanacak ikinci sezonun. Ancak iMDB‘ye baktığımda bu yeni bölümlerin hepsi birinci sezon içerisinde görülüyor. Anlayamadım olayı. Diziye dönecek olursak, bu yeni sezonda da tıpkı bir önceki gibi Korra’nın ergenlikleri canımızı sıkıyor. Avatar serisindeki o esprilerin o komikliklerin çok azını bulabiliyoruz. Önceki seride hava bükücü Aang ile bükücü olmayan Sokka bizi kahkaha krizine sokardı. Bu seride de yine Aang’in torunu hava bükücü Meelo ile Aang’in oğlu bükücü olmayan Bumi bu rolü üstleniyor. Demek ki komiklik hava bükücülerin geninde var. Bu yeni sezonda ilk sezonda görmediğimiz dört önemli aktör var dizide: Avatar Korra’nın amcası Unalaq, Usta Tenzin’in iki kardeşi Bumi ile Kya ve çakal tüccar Varrick. Dizi şu an sıkıcı bir şekilde devam ediyor. Ruh bükme olayına sarmış durumdalar ve su kabilelerinin arasında bir savaş çıkmak üzere. Aralara biraz Meelo serpiştirmenin vakti geldi kanımca.

06 3Sezonluk diziler bunlar. Peki sezonunda takip etmediğim diziler hangileridir, diye soracak olursanız Game of Thrones ilk sırayı alıyor. Sezonunda her hafta takip edip yeni bölümlerini indiriyorum ama izlemiyorum. Daha sonra (tıpkı bu tatil gibi) uzun bir boşluk bulunca hepsini üç günde (3 + 3 + 4 şeklinde) izliyorum. Zaten her sezon 10 bölüm. Böylece harika bir üç gün geçirmiş oluyorum. Bunun dışında düzensiz bir şekilde izlediğim The Mentalist ve Teen Wolf var. Bunları da ne yaparım, sonuna kadar izler miyim bilmiyorum.

07 2Yeni sezonunu dört gözle beklediğim tek bir dizi var: Sherlock. Bunun yeni sezonu çıksın, süper kapsamlı bir yazı yazacağım sevgili okur. Ama önce şu Hobbit filminin çekimlerinin bitmesi lazım. Zira Dr. Watson‘umuz Bilbo Baggins; Sherlock Holmes‘umuz ise Smaug’u seslendiriyor.

Quentin Tarantino‘yu Neden Severim?

03 25

Django (En iyi senaryo Oscar’ı)

Hemen yazının başında belirtmekte fayda var, bu yazıyı bir film eleştirmeni, sinema yazarı edasıyla yazmıyorum. İnternette spesifik olarak bu konuda yayımlanmakta olan yüzlerce kaliteli blog ve internet sitesi var. Dolayısı ile okuyacaklarınız hiç bir iddiası olmayan bir takım saptama ve beğenilerin dile getirilmesinden ibarettir.

07 5Benim Quentin Tarantino ile tanışmam 2004 yılında oldu. Sivrihisar ilçe pazarında bir korsan tazgahında Kill Bill isimli bir filmin sarı renk kapaklı bir korsan vcdsini almıştım. Yalan yok, Uma Thurman‘ın kılıçlı pozu etkilemişti beni. O sıralar Sivrihisar’da hayatı ezbere yaşadığımızdan ve şimdiki gibi geniş internet olanaklarımız olmadığından ne filmin yönetmenine dair detaylı bilgi bulma şansım oldu ne de filmin o sıralar dünyada fırtınalar kopardığından haberim oldu. Çok umrumda da değildi zaten. Ergen dönemlerimdi zira. Lise 1’e gidiyordum ve aşıktım.

Birkaç yıl sonra Eskişehir’de liseye devam ederken, muhtemelen lise son sınıfta, bir gün bu Kill Bill muhabbeti 05 15yine açıldı ve ben o zamana kadar halen Kill Bill II’yi izlemediğimi farkettim. Birkaç gün içinde ikinci filmi de bulup izledim ve o günden sonra sırasıyla Kill Bill ve Quentin Tarantino hayranı oldum.

Bu yazı bir Tarantino hayranlık yazısı olacağından birazcık da uzun olacak. Zira yazıyı IMDB, ekşi sözlük ve Vikipedi‘nin hem İngilizce hem de Türkçe sayfalarından alacağım bilgiler ile zenginleştireceğim.

Pornocu kılıklı bir herif Tarantino, ama bana göre bir sinema dehası. Pek çok kişinin popüler kültür sinemacısı dediği bu adam bence popüler kültürle, sinema klişeleriyle en zekice biçimde dalga geçebilen az sayıdaki adamlardan birisi. Tarantino, sadece bir yönetmen değil, yapımcı, oyuncu ve aslında çok iyi bir senaristtir. Sektörün her dalında proje üretebiliyor olması, belki de tezgahından çıkan karelerin bu denli ses getirmesinin yegane sebebi.

13

Kill Bill Vol. I’in soundtrack albümünde iç kapakta bu fotoğraf vardır.

09 4Kendisi hipster olarak tanımlanıyor. Röportajlarından anladığım kadarıyla bu yakıştırmadan hiç de rahatsız değil. Sonuç olarak övündüğü yegane şeyler ortaya koyduğu, koyabildiği şeyler. Yapabileceğinin üzerinde işlerle kendisini pazarlamaya çalışmıyor. Ancak belki de işin en kötü yanı, giderek Tarantino isminin markalaşıp sırf “Tarantula film yapmış, gidelim” bayat esprilerine mahal vermesi. Tarantino, eleştirdiği popüler kültürün karşısında giderek popülerleşen ve özellikle son dönemde de tavan yapan bir adam oluyor.

02 29Tarantino denince akla gelen ilk unsurlardan birisi elbette ki oluk oluk akan kandır. Hemen her filminde vurulma, yaralanma sahneleri, abartı denecek kadar kanlıdır. Bir noktadan sonra bu abartı artık sizi rahatsız etmemeye başlar. Evet, bugüne kadar hiç “Ayy çok kanlıydı dayanamadım kapattım” diyen duymadım. Burada Tarantino, şiddetin aslında sürekli olarak etrafımızda bulunduğuna vurgu yapar.

Tarantino, çok iyi bir Western izleyicisidir. Kill Bill’de ve son filmi Django‘da bunu çok açıkça görebiliyoruz. Filmleri için seçtiği soundtracklerde çoğunlukla Ennio Morricone‘nin efsaneleşmiş Spagetti Western müzikleri yer alır. Filmlerindeki müzik kullanımı çok başarılıdır. O sebeptendir ki filmlerin soundtrack albümleri de en az filmleri kadar ünlüdür ve satış 01 33başarısı yakalamıştır. Benzer şekilde filmlerinde Spagetti Westernlere ve Japon sinemasına yaptığı atıflar daha çok bir saygı duruşu niteliğindedir. Pek çok filmindeki pek çok sahne (düello sahneleri) Western filmlerinden alınmadır. Çoğunluğu Spagetti Western’lerin de özellikleri arasında yer alan özel kamera açıları, karakterlerin gözlerine yapılan yakın çekimler, kadraj dışındaki karakterinin sesinin duyulurken uzun süre konuşmayan başka bir karaktere yapılan yakın çekim, kapı açma/kapama sahneleri, karakterlere verilen takma isimler ve bu karakterlerin çoğunlukla melez ırklardan oluşması (Japon-Fransız, Çinli-Amerikan,  birer klasikleşmiş Tarantino özellikleridir.

Filmlerindeki detaylar hiç şüphesiz bir diğer Tarantino sevme nedenini teşkil ediyor. Kahvaltılık gevrek takıntısı pek çok filmde ön plana çıkar. Hayali markalar yaratması da yine bu detayların sürekli olanlarındandır. Meksika açmazı denilen ve üç ya da daha fazla karakter aynı anda birbirlerine silah doğrulttuğu sahneleri Tarantino filmlerinde görebiliriz.

06 10Rezervuar Köpekleri filmi adamın üslubuna ve sinema anlayışına yönelik müthiş bir eserdi. Filmin başında aralıksız 5 dakika boyunca bir birlerine küfreden adamlar, olay örgüsü, kameranın çekim açıları vs. Herşeyi görmeye çalışıyor; sözlüklerde, internet sitelerinde okuduğum detayları filmin içerisinde bulmaya çalışıyordum. Tarantino’nun ses getiren ilk filmi olması ve yıllardır biriken sinema deneyiminin ekrana yansıması sebebiyle vizyona girdiği zaman inanılmaz bir ilgiyle karşılanmış. Bu film vizyona girdiğinde ben 5 yaşındaymışım. Muhtemelen de Tunceli’de oturuyorduk ya da Eskişehir’e yeni taşınmıştık.

04 20Inglorious Basterds, belki de İkinci Dünya Savaşı dönemini anlattığı için, bana hep diğer filmlerinden ayrı gelmiştir. Elbette bu sadece bir his. Yoksa filmde klasik Tarantino özellikleri fazlasıyla yer alıyor. Kill Bill projesinden de önce çekilmesi planlanmış bu filmin. Ancak izlemesi taa 2009’a nasipmiş. Bu filmde biraz da ticari bir kaygı ile Brad Pitt oynamıştır ama ön plana çıkan adam başkadır. Hans Landa rolünde oynayan adam ile Django’da King Schultz rolündeki adam aynı kişi, Christoph Waltz. (Zaten bu sene de Django’yla oscarı aldı.) Tarantino filmlerinde aynı aktörleri görmeye alışmak gerekiyor. Önceki projelerinde de aynı şeyi yapmıştı zira. (Samuel Jackson, Uma Thurman gibi.)

Çok iyi bir senarist olması onun filmlerinde kullandığı öykü anlatma şekillerini de çeşitlendirmiştir. Geriye dönük ve bölümler halinde anlatım Tarantino’nun öyküleme 08 5biçimleridir. Özellikle Kill Bill’deki bölümlemeler gayet başarılıdır.

Tarantino filmlerinde erotizm pek fazla bulunmaz (Inglorious Basterds’ta vardı gerçi bir ufacık sahne). Ancak Tarantino açıkça bir ayak fetişisti olduğu için hemen her filminde bir kadın ayağına yakın çekim yapılır. (Kill Bill’de gaza basma sahnesi, domuzcuklar sahnesi; Death Proof’un giriş sahnesi; Jackie Brown‘da Bridget Fonda ayak yüzüğü; Karanlıktan Şafağa bar sahnesi vb.) Özellikle yönetmediği ama senaryosunu yazdığı Karanlıktan Şafağa filminde kendisinin bu fetişik arzularını tamamen doyurduğunu görebiliyoruz 🙂

Yönetmenliğini yaptığı filmlerde Tarantino küçük, çoğunlukla önemsiz ve çabuk ölen roller oynar. (Django’da havaya uçtuğu sahne bugüne kadar en sevdiğim oldu bu arada.)

Yönettiği, oynadığı, senaryosunu yazdığı, yapımcılığını üstlendiği onlarca filmiyle bence Tarantino yaşayan bir efsane, pornocu kılıklı herifin tekidir. Şu anda tüm dikkatimizi Kill Bill 3’ün ne zaman çekileceğine vermeliyiz. Aferin Quentin.

tarantinodeathlist

Tarantino filmlerinde ölenlerin sayısı ve ölüm şekilleri

NOT: Tarantino filmografisini aşağıya yazıyorum. Oturup izleyin.

  1. Django Unchained (2012): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  2. Inglourious Basterds (2009): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  3. Death Proof (2007): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  4. Grindhouse (2007): Senarist (kısmen), Yönetmen (kısmen)
  5. Kill Bill Vol. I (2003): Yönetmen, Senarist
  6. Kill Bill Vol. II (2004): Yönetmen, Senarist
  7. Jackie Brown (1997): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  8. Pulp Fiction (1994): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  9. Reservoir Dogs (1992): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  10. From Dusk Till Down (1996): Senarist, Oyuncu
  11. Skuyaki Western Django (2007): Oyuncu
  12. Planet Terror (2007): Oyuncu

10 4