Tag Archives: Japon

Akvaryumda Neler Oluyor?

akvary00

akvary04

Sunsun HW-602B

En son şu yazımda, zavallı Japonum, biricik İmpuru‘mun ölüm haberini vermiştim sevgili okur. İmpuru’nun ölümü, akvaryumla ilgili bir takım değişiklikler yaparak, kullandığım sistemlerde değişiklik yapma ihtiyacını doğurdu. Şansıma, Gökhan isminde bir arkadaşla tanıştım ve uzun süredir almayı istediğim dış filtre hakkında epey bilgi sahibi oldum sayesinde. Böylece aylar aylar önce Serdar Hoca‘mın tavsiye ettiği dış filtre sistemine nihayet geçiş yapabildim.

 

Sunsun HW-602B marka ve modelli ürün orta boyutlu akvaryumlar için çok ideal bir dış filtre. İnanılmaz sessiz çalışıyor. Eski sistemimde büyük bir iç filtre kullanıyordum. Özellikle misafir geldiği zamanlarda, motor gürültüsüne aşina olmadıkları için inanılmaz rahatsız oluyorlardı. Film vs. izlerken ne yalan söyleyeyim, ben de rahatsız oluyordum.  Okumaya devam et

Reklamlar

Bendeki Bu Japon Merakının Kaynağı

japanBende bir aşk var sevgili okur, onu hep gözler önüne yaşadım. Sen de biliyorsun. Bu blogda sık sık Japonları okudun. Samurayları anlattım, öykülerime serpiştirdim. Kısık gözlerine övgüler yazdım.

Bendeki bu Japon ve Japon kültürü sevgisinin annemden genetik olarak aktarıldığını geçen gün keşfettim sevgili okur. Annemin, henüz evlenmeden önce yaptığı bir el işini buldum. Kars‘tan dönerken yanlarında getirmişler. Burada yan tarafta gördüğünüz çalışma tamamen renk renk boyanmış süpürge çöplerinden yapılmış. Uzunluğu yaklaşık 70 cm. civarında. Dikkatle bakınca üzerindeki tarihi, 26.04.1987 olarak okuyabiliyoruz. Annem bu yaptığı Japon kıza bir de isim vermiş: MABİ. Aradan geçen neredeyse 29 yıla rağmen bu kadar sağlam kalabilmesine inan çok şaşırdım. Gerçi üzeri ve siyah kumaş zemini tozlarla kaplıydı ama nemli bezle dikkatlice temizledik.

Şimdi boyanmış süpürge çöplerini de bir kere daha dikkatlice vernikledikten sonra güzel bir çerçeve içerisinde yerleştireceğiz.

Okulun İlk Günü

24 yaşında bir adam olarak hala böyle bir başlık atıp böyle bir yazı yazabildiğime inanamıyorum. Evet, bugün okuldaki uzatmalı dönemimin ilk günüydü sevgili okur. Sabah erkenden kalkıp Yunusemre Kampüsü‘ne Fen Bilimleri Enstitüsüne gittim Özel Öğrencilik başvurusu için. Şartları falan öğrendim. Yarın gidip başvurumu tamamlayacağım. Enstitüden sonra Erdem Hoca ile Orkun Hoca‘nın mekanına uğradım. Erdem Hocam vardı bir tek. Onunla lafladık ayak üstü. Sonra ayrıldım.

Serkan'ın paint çalışması

Oradan da İki Eylül Kampüsü‘ne Alper‘in yanına geçtim. Serdar Hoca‘ya borcum olan 20 lirayı verdim. Kendisine yine Çin’den bir takım IPOD ıvır zıvırı sipariş ettirmiştim. Daha sonra gidip yıllığımı aldım. Ancak yıllığın üzerinde resmim basılı plaketin yamuk yumuk olduğunu gördüm. Saat zaten öğlene yakın olduğu için kısa bir süre sonra yemeğe çıktık. Yemekte çıtır mezgit vardı da pek iştahla yiyemedim doğrusu. Yemekten sonra Arzu Hoca‘yı bulmak üzere bölüme döndüm. Bu esnada tüm hocalarımla hasret giderdim iyi oldu.

Arzu Hoca ile de konuştum. Yarın ders programımı götüreceğim böylelikle çalışma saatlerimi ayarlayacağız.

Akşam saat 17.30’a kadar öğrenci işlerinden öğrenci belgesi alabilmek için bekledim sevgili okur.  Bu sürenin bir kısmında bana Volkan eşlik etti. Yalnız kaldığım zamanda da oturup staj raporumu yazmaya devam ettim. Bu arada öğrenci kimliğime 5. bandrolümü de yapıştırdım bugün.

Bugünün belki de en rahatlatıcı anları okuldayken Akif Hoca‘nın odasında yaptığımız muhabbet oldu. Okuldan ayrıldıktan sonra Japon, Halil ve Volkan’la buluştum.

Eskişehir’in geceleri soğumaya başladı sevgili okur. Bu arada bu soğuk Eskişehir akşamlarında yürürken artık yeni bir eğlencem var: Çekirdek çitlemek! En az müzik dinlemek kadar keyif veriyor tavsiye ederim.

Eskiden okulun ilk günlerinde daha heyecanlı, daha coşkulu olurdum sevgili okur. Ancak bu sefer kendimi daha çok karamsar gördüm. Üzüldüm kendime. Bu arada kayıt sistemi arap saçına dönmüş, bugün mağdur olan bir sürü arkadaşımı gördüm. Üzüldüm.

Anlatıyorum İyi Dinle!

Türker

Japon‘un biraderi Türker, yeni yepyeni bir blog ve formatta karşımızda bu sefer: Anlatıyorum İyi Dinle! Şimdiye kadar yaptığı bence en iyi tasarım da bu blogun olmuş. Renk seçimi ve kendi suratı ile oluşturduğu logo bana Kentucy Fried Chicken‘ın generalini hatırlattı ama 🙂 O açıdan daha bir sevdim. Bu yeni blogu inşallah uzun ömürlü olur. Takipteyiz vesselam.

http://anlatiyorumiyidinle.blogspot.com/