Tag Archives: John Hurt

Olaylar: 1984, Buluşmalar

Marmaris’le alakalı şu fotoğrafı koymayı unutmuşum. Biz çekerken çok eğlenmiştik. Blogta da bulunsun istedim.

Tıklayınca büyür

Evet, eğitime gittiğim gün okumaya başladığım ve eğitimden dönerken yolda bitirdiğim muhteşem bir romandan bahsedeyim biraz da: 1984. George Orwell‘in kült romanı. Daha önce okumamıştım. Çok büyük hata yapmışım. Kurgu müthiş! Detaylar inanılmaz. Kitap çok akıcı bir biçimde ilerliyor, olaylar aniden gelişiyor. Kitabın sonlarına doğru biraz sıkıldığım bölümler oldu gerçi ama kitabın genelini büyük bir keyifle okudum.

Kısaca kitabı özetlemek istiyorum. Kitap bir kurgu dünyasında geçiyor. 1984 yılında Dünya’da üç büyük devlet vardır. Bu devletler sosyalizm benzeri bir yönetimle yönetiliyor, halk adeta robotlaştırılmış. Olayların geçti ülke olan Okyanusya‘da iktidarda olan ve “Parti” diye adlandırılan yapı, İngiliz Sosyalizmi -ingsos- sistemi ile halkı her anlamda kontrol etmektedir. Öyle ki Parti, geçmişi değiştirebilmekte böylece insanların kıyaslayabileceği bir kanıt kalmadığı için daima yanılmaz olan Parti olmaktadır. Kitaptan bununla ilgili müthiş bir örnek vereyim. Parti, halka dağıtılacak günlük çikolata hakkını 30 gramdan 20 grama düşürüyor. Halka bu şekilde duyuruluyor. Ertesi gün halk, günlük çikolata hakkının “20 grama çıkarılmasını kutlamak için” sokaklara dökülüp sevinç gösterileri yapıyor. Yani kimse bir gün önce olanları hatırlamıyor, hatırlamak istemiyor, kanıtlayamıyor.

Big Brother Is Watching You!

Big Brother Is Watching You – Büyük Birader Seni İzliyor!” Bu mottoyu muhakkak duymuşsunuzdur. İşte, büyük birader kavramının çıkışı da bu kitaptır. Sürekli izlenen, evlerine yerleştirilmiş tele-ekran denilen cihazlarla sürekli takip edilen bir toplum. 1984, okunması gereken bir kitap. Zaten Dünya Edebiyatı’na da bir kült olarak geçmiş durumda. Kitap 1949 yılında yazılmasına karşın Türkçe’ye 1984 yılında çevrilmiş, tam da kitabın adıyla aynı tarihte. Ve yine tam da 1984 yılında kitabın filmi çekilmiş. Filmde John Hurt başrolde oynuyor. Kitap Türkiye’de Can Yayınları‘ndan çıkıyor ve sürekli basımı yapılıyor.

Kitapla ilgili çok fazla detay vermeyeceğim. Çünkü bahsettiğim filmi de buldum ve izleyeceğim. Filmi de izledikten sonra bütüncül bir 1984 yazısı yazmak çok daha iyi olacak.

Cumartesi akşamı bizimkilerle birlikte, belki de aylar sonra tam kadro olarak, Pilot Bar‘da buluştuk. Uzun süredir görüşemeyince konuşacak o kadar çok ve o kadar farklı konular oldu ki. Alper, Togay, Volkan, Levent, sahnede olan Yağız, Ender, Mert, Korhan ve yeni klavyeci dostumuz Burak ile gece boyu mükemmel muhabbetler daldık çıktık. Levent’le neredeyse bir yıldır görüşmüyorduk mesela. Koskoca ekipte geriye bir tek Togay ve benim metalci kaldığımız gerçeğiyle yüzleştik bir süre. Sonra Alperler’in grupla ilgili konuştuk. Hatırlarsanız şu yazımda bahsettiğim klipleri yayımlanmıştı geçtiğimiz gün. Volkan okulda  harikalar yarattığından bahsetti. Yağızlar sahneye çıktılar, güzel güzel söylediler, eğlendik. Ben bunlara iki senedir Bora Duran İnsan’ı çaldıramıyordum.  O gece bir sürpriz yaptılar ve hepimiz bana bir sürpriz yapıp çalacaklarını beklerken yine çalmadılar. Bu, inanılmaz bir sürpriz oldu. Çok teşekkür ederim 🙂 Şu aşağıdaki video aynı gece çekildi. Yağızhan şarkıyı söylerken kimin gözlerinin içine bakıyorsun?

Buluşmalar bugün de devam etti. Çok uzun süre sonra önce dayımın yanına, sonra Arzu Hoca‘nın evine, Togay’ın evine gittim. Neredeyse iki yıl sonra Ufuk kardeşimle karşılaştım yolda. Togay’ın evinde, hayatımda görüp keşke benim olsa diye heveslendiğim, en çok heveslendiğim o gitarı gördüm. Resmen kıskandım, yanlışlıkla yere falan düşürmek istedim gitarı ama gitar o kadar iyi ki kıyamadım yere düşürmeye bile. Oradan Orhan Abi‘ye uğradım. Daha sonra da en son askere gitmeden önce gördüğüm Ahmet‘le buluştum. Ahmet’le yine ne biçim muhabbetler ettik. Öeff 🙂

Togay ve ben depresifken.

 

Yanından ayrıldığım herkes beni sonsuzluğa uğurlar gibi veda ediyor anlamadım bu işi bir türlü.

Merlin 2008

Merlin 2008

Hayatımda izlediğim en güzel serilerden birisi diyebilirim. Bu benim fantastik filmlere olan ilgimden kaynaklanıyor tabii ki. BBC One güzel bir iş yapmış tebrik etmek lazım adamları.

Şimdi diziyi güzel yapan en önemli etken hep bildiğimiz Merlin hikayesinin bambaşka bir şekilde anlatılıyor olması. Merlin karakteri alışılmışın dışında, öyle sakalı göbeğinde değil bu dizide 🙂 Bildiğiniz kepçe kulaklı, yumurta gibi bir çocuk. Merlin’in gençliği yani.

Dizide başrolde oynayan iki eleman ki bunlar Merlin ile Arthur, öyle çok meşhur elemanlar değil. Hatta tüm dizi cast’i için aynı şeyi söyleyebilirim. Yalnızca Uther ile Gaius’u daha önce görmüştüm. Bu tip dizileri ben daha çok seviyorum aslında. Gerçek oyunculuğu görebiliyor insan bu sayede. Mesela, Merlin efsanesinde geçen bir Gunivere vardır. Güzelliği dillere destandır. Ama dizide bu karakter gayet ortalama hatta çirkin sayılabilecek bir oyuncu tarafından canlandırılmış:) Yapımcılara sorunca nedenini adamlar mükemmel oynadığı için seçtik diyorlar. Helal olsun. Şimdi bi karakterlere göz atalım:

Colin Morgan (Merlin): Olay bunun etrafında dönüyor. Büyücü, aynı zamanda prensin hizmetçisi. Camelot’ta büyü yasak olduğu için büyücü olduğunu saklamak  zorunda.

Bradley James (Arthur): Prens bu işte. Çok cesaretli, dürüst ama salak!

Anthony Head (Uther): Kral, adamım 🙂 Çok cesaretli, büyüden nefret ediyor. Her seferinde göt oluyor ama yine de ders çıkarmıyor aptal herif. Çok katı, anlayışsız bir kişiliği var. Ee, kral olmak kolay değil.

Richard Wilson (Gaius): Merlin’e sahip çıkan saray doktoru, eski büyücü. Az üçkağıtçı değil 🙂 Ama çok bilgili ve Merlin’i çok seviyor.

Katie McGrath (Mogana): Valla çok sağlam bir hatun. Prenses değil ama kralın koruması altında. İlerleyen bölümlerde kötülük tarafına geçeceğini bilmek üzüyor.

Dizi her bölümde ayrı bir macera işliyor. Bazı bölümlerde ise önceki bölümlerde olan olaylarla bağlantılar kuruluyor. O yüzden baştan izlemek şart. Şu an dizinin ikinci sezonu da bitti. İkinci sezon ilk sezona göre çok daha güzeldi yalnız.

Haa neredeyse unutuyordum. Aşağı yukarı her bölümde ortaya çıkan bir ejderha var. Bütün olaylara hakim bu yaratık ve Merlin’e acayip yardım ediyor. Lakin ileride çok şaşırtıyor bizi. Bir bölümde Merlin aşık oluyor bir kıza. Kral Uther bir trole aşık oluyor. Dizinin senaryosu hem komik, hem fantastik, hem gerilimli. Yani mutlaka bir ucu size hitap edecektir.

Eskiden Zeyna, Herkül vardı. Bu dizi de aynı tadı veriyor. Büyü, gizem, efsanevi yaratıklar falan.  Güzel yani. BBC One‘ın en çok izlenen dizilerinden birisiymiş. Biz de CNBC-e veriyor. Cumartesileri İngiltere’de yeni bölümü çıkıyor.

Dizide kral Uther Pendragon karakteri, ki kendisi kral ve Arthur’un babasıdır, büyüden nefret ediyor ve her daim büyü ile savaş içerisinde. Laakin gelin görün ki kendi oğlu da büyü sayesinde dünyaya gelmiştir. Ancak karısı ölünce suçu büyücülere atmıştır. Camelot’un başına gelen her türlü kötülükten büyücüleri sorumlu tutmaktadır. Ama halen farkına varamamıştır ki kendisi de çok iyi bir insan değildir. Sadece şüphe duyduğu için bile onlarca insanı büyücü diye öldürmüştür. Aslında herkesin istediği tek bir şey vardır. Uther’in ölmesi. Böylelikle Arthur kral olacak ve Merlin ile birlikte yazılan kaderi onun çok büyük bir kral olmasını sağlayacaktır. Neredeyse her bölümde Merlin Arthur’un başını beladan kurtarır, ama büyücü olduğunu gizlemesi gerektiği için bunu söyleyemez ve beceriksiz Merlin sıfatını taşımaya devam eder.

Dizinin birkaç bölümünü Metin Hüseyin isminde İngiltere’de doğmuş büyümüş bir Türk yönetmen de yönetti.

Dizinin IMDB linki burada:  http://www.imdb.com/title/tt1199099/

Şunlar da çıkan bölümlerin listesi:

Sezon 1

Episode 1 ~ Dragon’s Call
Episode 2 ~ Valiant
Episode 3 ~ The Mark Of Nimueh
Episode 4 ~ The Poisoned Chalice
Episode 5 ~ Lancelot*
Episode 6 ~ A Remedy To Cure All Ills
Episode 7 ~ The Gates Of Avalon
Episode 8 ~ The Beginning Of The End*
Episode 9 ~ Excalibur*
Episode 10 ~ The Moment Of Truth
Episode 11 ~ The Labyrinth Of Gedref
Episode 12 ~ To Kill The King
Episode 13 ~ Le Morte d’Arthur

Sezon 2

Episode 1 ~ The Curse Of Cornelius Sigan
Episode 2 ~ The Once And Future Queen
Episode 3 ~ The Nightmare Begins
Episode 4 ~ Lancelot And Guinevere
Episode 5 ~ Beauty and The Beast, Part One*
Episode 6 ~ Beauty and The Beast, Part Two*
Episode 7 ~ The Witchfinder*
Episode 8 ~ The Sins Of The Father
Episode 9 ~ The Lady Of The Lake*
Episode 10 ~ Sweet Dreams*
Episode 11 ~ The Witch’s Quickening*
Episode 12 ~ The Fires Of Idirsholas*
Episode 13 ~ The Last Dragonlord*

*’lı olanlar çok kral bölümlerdir.

NOT: Bu yazıyı daha önceden yazmıştım. Ancak gelen tepkilere baktığımda bende fark ettim ki çok kötü bir yazı olmuş. O yüzden elimden geldiğince yeniden düzenleyip yayınlıyorum. Umarım bu sefer güzel olur.