Tag Archives: kaktüs

Emre – Alper – Kaktüs

Geride kalan haftada yazamadığım birkaç güzel gelişme oldu. Emre‘nin yıllar sonra yaptığı ziyaret, Alper‘in doğum günü ve neredeyse benimle birlikte büyüyen kaktüse yıllar sonra yaptığımız bakım. Buyurun başlayalım.

Emre’yi en son 2014 Kasım’da, benim düğünde görmüştüm. O günden beri evet sürekli görüştük ama hiç buluşamadık. Emre, Ordu‘da çalışıyor ve orada yaşıyor. Alper’in Ankara’da olması sayesinde, Emre’nin Ankara’ya yaptığı iş seyahatleri sayesinde ikisi birçok defa buluşabildiler. Ama benimle değil.

Geçen gün akşam telefona bir mesaj geldi. Hemen ardına da bir fotoğraf 🙂 Emre Eskişehir’e gelmiş. Tamamen ani gelişen bir plan sonucunda, bir geceliğine Eskişehir’e gelmiş arkadaşıyla. Konuştuk ve ertesi sabah buluşmak için plan yaptık.

emre01

Ertesi sabah, kahvaltı yapacağımız yere gidince, aradan geçen beş yılın Emre’yi hiç değiştirmediğini gördüm 🙂 Herif nasıl bıraktıysam o şekilde duruyordu karşımda. Epey bir muhabbet ettik, eskilerden, yenilerden, yaptığımız iş dolayısıyla güzide Bakanlığımızdan konuştuk. Kısacık bir zaman diliminde de olsa, Emre’yle görüşmek çok iyi geldi. Sonrasında geri dönecekleri için ayrıldık, yolcu ettim.

alpedog03Emre’nin ziyaretinde tek eksik Alper’in o sıralar şehir dışında olmasıydı. Çok uzun süre sonra üçümüz yine bir araya gelebilecektik. Olsun, belki de başka bir düğünde… Alper demişken devam edelim Alper’in doğum günüyle. Bu yıl, şehir dışında olması sebebiyle Eskişehir’de kalanlar olarak ayarladık işleri. Daha önce birkaç defa gidip güzel yemek yediğimiz mekanı ayarladık.

Vakit geldiğinde buluştuk. Aslında yavaş yavaş bu işler sürpriz olmaktan çıkıp belki de buluşmak için bir bahane yaratmaya dönüşüyor. Bunu önümüzdeki yıl için bu şekilde planlamalıyız aslında. Neyse, vakit geldiğinde buluştuk mekanda. O ana kadar menü istememiştik. Menüdeki fiyatları görünce şaşıp kaldım. Çünkü bu fiyatlar birkaç ay öncesine göre en az %40 daha pahalıydı. Bunun üzerine, yemek yemekten vazgeçip bir süre sadece bir şeyler içtikten sonra uzun süredir gitmeyi istediğimiz başka bir mekana doğru yola çıktık.

Mekana ulaşınca heyecanla herkes siparişini verdi. Eskişehir’in en iddialı pizza restoranlarından birisindeydik. Daha önce birkaç defa gittiğim Pizza Local denen mekanın en büyük rakibi – Pizza Il Forno‘daydık. (Il forno – Fırın)

alpedog01

Özellikle yanında bir misafirin varsa gidebileceğin, güzel bir mekandı burası. Gecenin geç saatlerine kadar oturduk, muhabbet ettik. Böylece Alper, bir yıl daha koydu yaşadıklarının üzerine. Yeni yaşın kutlu olsun 🙂

alpedog02

Doğum günün kutlu olsun !

Bu art arda gelen etkinliklerin ardından bir günü de yıllardır büyüttüğüm, hatta blogda da çok defa yazdığım kaktüsüme ayırdım. Sivrihisar‘da yaşarken evimizde olan (hatta bazı fotoğraflarda bile gözüküyor) kaktüs, aradan geçen onca yıla rağmen hala sapasağlam, yeni sürgünler veriyor, yılda bir defa sadece bir gün çiçek açıyor. Yıllar önce aldığım saksı artık ona yetmez hale gelince gidip en büyük boy plastik bir saksı aldım. Standart bir varilin yarıya kesilmiş hali gibi düşünebilirsiniz boyutunu. Bitkinin boyutu da yetişkin bir insanın boyunda. Gövdesinin kalınlığı 20 cm.den daha fazla. Dikenlerinin ortalama uzunluğu ise 6-7 cm arasında.

kaktus2019

Bir yılı aşkın süredir annemlerin evinin bodrum katında, ortak kullanım alanındaydı kaktüs. Annem ve babamla birlikte gidip önce eski saksısını parçaladık. Sonra iki kişi güçlükle yerinden kaldırıp yeni saksısına aktardık. Gelişme yönünü sınırlandırmak için gövde üzerindeki yeni yaprakları kestik. Ayrıca destek çubuğu çaktık. Kenar kısımlarındaki boşluklara da ilave toprak ekleyip bu sefer eve çıkardık. Ön balkona, güneşi görecek, rüzgar ve yağıştan etkilenmeyecek şekilde kaldırdık. Artık kolay kolay hastalık falan da bulaşamaz.

Bu emektar bitkinin, benimle birlikte büyüyen bu güzel kaktüsün uzun yıllar bizimle olması dileğiyle.

NOT: Kaktüsler, hafif kumlu toprağı seviyorlar.

Kaktüsüm Hasta Oldu

NOT: Ben de hastayım. Çok kötü hastayım. Salı günü başladı, çarşamba öğleden sonra iyice arttı hastalığım. Önce bahar alerjisi olarak canıma okudu. Ancak perşembe günü akşamdan itibaren de soğuk algınlığı ile birleşti ve beni mahvetti. Hala da hastayım.

cactus.pngDaha önce defalarca blogda da bahsettiğim bir kaktüsüm var sevgili okur. Çocukluğumdan beri bizdedir bu kaktüs ve bakımı bana aittir. Evcil hayvan değil ama kaktüs beslediğimi her fırsatta söyler dururum.

Bugünlerde bu hayvancık hasta oldu. Üst kısmındaki yaprakları sararmaya ve gövdelerindeki dikenlerin dip kısımları çürümeye başladı. Önce birkaç tane hastalıklı yaprağını koparıp attım. Ancak halen düzelmedi. Sarılığı durdu gerçi. Ancak çürüyen kısımları kurtarmak maalesef mümkün olmadı.

Bunun üzerine mevcut toprağı üzerine yeni toprak ilave edip hava almasını sağlamak için toprak içerisine delikler açtım. Büyük yaprakların üzerini yıkadım spreyle. Kaktüsün sürekli güneş gören tarafı ile arkada kalan tarafını değiştirdim. Çürümüş kısımları kestikten sonra kesik yerleri toprak ile sıvadım. Böylece doğrudan hava ile olan temasını kestim. Ayrıca kaktüsün çiçek açmasına yarayan ve çiçek açtıktan sonra birkaç güm içerisinde kendiliğinden kuruyarak dökülen kısımlarını kopardım. Böylelikle besinin bu kısımlara gelmesini engellemiş oldum. Sararmaya yüz tutmuş ve yer yer çürümüş olan yaprakları da büyük bir dikkatle kestim. Kaktüsten bir defada çok fazla parça koparmamaya dikkat etmek lazım. Eğer bu dengeyi iyi koruyamazsak kaktüs çok kısa süre içerisinde kuruyup ölür çünkü.

Şimdi birazcık daha iyi görünüyor ancak hastalık geçmiş değil. Kaktüsün tamamını ele geçirir de öldürür diye korkuyorum sevgili okur. Zira bu kaktüsün anlamı çok fazla benim için. Bu kaktüsü benim dışımda seven bir kaç arkadaşım daha var. Onları da üzmek istemiyorum daha fazla.

Tas Kebabı Kola

 

İnternet bağlantımda bu akşam bir sorun var sevgili okur. Kopmalar yaşıyorum. Neden oluyor anlayabilmiş değilim. Turkcell Superonline ne yapıyorsun, bana da bilgi ver.

Sıkıntılıyım sevgili okur. Kafamda onlarca şeyi tartıp, kurutuyorum. Ölçüp biçiyorum ama yine de bu sıkıntılarım bitmiyor. Bu yazımda biraz da bu sıkıntıları unutabilmek adına bir takım sözcükleri yanyana getirmeyi deneyeceğim.

Biliyorsun KPSS‘ye hazırlanıyorum. Artık buna ne kadar hazırlanmak denirse… Deneme sınavları oluyor, yaprak testler oluyor. Tüm bunlar beni tedirgin ediyor. Mesela cumartesi günü yine bir deneme olduk. Neden bilmiyorum, korkuyorum lan artık. Cevaplarımı kontrol edeyim dedim az önce. Türkçe’yi kontrol ettim 3 yanlış çıktı. Sonra matematiğe bakamadm. Kitapçık şurada duruyor, belki birazdan içimden gelir de bakarım diye umutla bekliyor zavallıcık.

Çalıştığım ortamda şimdi yeni bir döneme girdik. Ben bu döneme “hesap kitap abonman” dönemi demeye karar verdim. Yapılacak bir sürü iş baş gösterdi yine. Bunlar ne zamana bitecek, ne zamana kafam rahat olacak kestiremiyorum. Sadece yapmak gerek anlaşılan. Mantığını aramadan yapmak. Ama bunu da benim vicdanım kaldırmıyor. Dolayısı ile kendi içimde büyük bir vicdan muhasebesi yaşıyorum.

Bu ara yine çerkez müziklerine sardırdım. Çalışırken açıyorum bir yandan ufak ufak çalıyor. Hepsi dans müziği olduğu için melodikliği had safhada. Hayatın anlamı bana göre melodilerdedir sevgili okur. Düşün bakalım sence de öyle değil mi?

Normal işimin yanında bir de Doğa ve Çevre Kulübü ile yapacağımız bir etkinliğin organizasyon sıkıntıları var. Levent‘le birlikte bugün yine koşuşturduk. Alper eğer araç desteği sağlamasaydı mahvolmuştuk sevgili okur.

Mesela bak sana sevgili okur diyorum. Sana karşı doğrudan ve samimi bir hitap kullanıyorum. Çünkü ben bunun çok daha güçlü olduğuna inanıyorum. Şuraya kadar yazdığım 250 sözcükten belki bir tanesini bile okumayacak sevgili okurlarım da olacak. Ama sevgili okur sen, bu kardeşinin yine bunaldığı, canının sıkkın olduğu bir anda onu dinlediğin için benden taraf artı puan kazanacaksın.

Bugün mesela Togay ve Yağız‘la buluştum. Mervik, Togay ve Yağız’la Hera’da birkaç saat öldürdüm. Ama güzel bir “birkaç saat” oldu. Dolayısı ile faydalı bir iş için ölmüş oldu.

Tas kebabı

Dolmuşta gelirken daha geçen Yağız’a anlattığım “dolmuşta o kadar boş yer varken bu kız niye benim yanıma oturdu tribi“ni bir kez daha yaşadım. Eve geldim sonra. Ayıptır söylemesi annem tas kebabı ile patates püresi yapmıştı. Ufak kardeşimi gidip kola almaya ikna edemedim. Hava karardı diye evden çıkmadı lan çocuk. Kolasız, ayransız yedim yemeğimi. İçeri geçerken kaktüsümün rahatsızlandığını gördüm. Hayvancağız saksısında boynunu bükmüş, birkaç yaprağı da sararmıştı. Yarın bir bakım yapayım diye aklımın bir ucuna not ettim.

Kafamı yeterince dağıtabildiğime göre herkese iyi geceler diliyorum, sevgili okur.

 

Kaktüs Seviyorum

37747119En son hatırladığım kadarıyla 2001’den beri beslediğim, büyüttüğüm bir kaktüsüm var sevgili okur. Ben kedi ve köpek kılından tiksindiğim için bu tip hayvanları besleyemem. Kuş beslemek de çok acımasızca geliyor. Akvaryumları severim.  Bir dönem akvaryumumuz da oldu. Ancak zavallı balıklar 6 ay sonra ölünce bu akvaryum işi de sarmadı beni.

Bir noktadan sonra kaktüsümle aramdaki bağ daha da bir arttı sevgili okur. Ne de olsa bana ihanet etmiyordu. Yaşı arttıkça daha bir heybetli oluyordu. Çok dayanıklıydı. Kendime evcil hayvanım olarak kaktüsümü seçtim. “Ben evcil bir kaktüs besliyorum.” Kaktüsümün latince adı: Opuntia howeyi

22431149Şimdi kaktüsümün boyu 1.5 metreyi aştı. Gövdesi artık odunlaşmaya başladı. Yaprakları çok büyüdüğü için dikenleri de inanılmaz sertleşip uzadı. Dönem dönem bu dikenlerin dibinden bildiğimiz toz şeker benzeri bir madde çıkıyor. Küçükken bunları annem döküyor sanardım. Tadma imkanınız olsaydı keşke.

Kaktüsün eski toprağına ilaveten torf denen bir toprak ekledim. Toprağı kalın şişlerle delik deşik ettim, alt taraflara hem hava hem de su ulaşabiliyor böylece. Saksısı çok büyük benim kaktüsün bu arada. Annem bazen yanları topraklara soğan moğan sokuşturuyor bir iki tane. Büyüyünce söküyor.

Kaktüsümün en güzel özelliği yılda bir defa çiçek açması. Ben de denk geldikçe bu çiçeklerin fotoğraflarını çekerim sevgili okur.

Bu kadar büyük bir kaktüsü evde ancak ön balkonda tutabiliyorum. Yarın öbür gün taşınırsak nerede tutarım bilmiyorum. Bakalım kısmet herşey 🙂 Çiçeğimin sadece üç dalını başkasına verildi yetiştirmeleri için. Bir tanesini yan komşumuza vermiş annem. Onlar taşındı gitti. Bir tanesini de babam alt komşuya vermiş. Onlar bakamamış öldürmüşler. Bir tanesi de Merve‘de. O da bakıyormuş, iyimiş kaktüs. Şu aşağıda sırasıyla 2005, 2007, 2008 ve 2010 yıllarında açan çiçeklerin fotoğrafları var.