Tag Archives: kanlı dolunay

Temmuz Dolunayı: Bir Ay Tutulması

tutulma2Yalnızdım o gece. Bu nasıl bir tesadüftür bilmiyorum. Ama yalnızdım. Tüm Dünya, yüz elli yılda bir görülen, nadir, apaçık ve büyüleyici bir doğa olayını gözlemlemek için gökyüzünü tarıyordu. Gözler göğe çevrilmişti. Bilim insanları, uyanık vatandaşlar, romantikler, duygusallar, karizmalar, sarhoşlar, hiç bir iddiası olmayanlar… Tüm bu alem, kendilerinden binlerce kilometre uzakta arz eden bu olaya şahit olmakla kalmıyor, elindeki, cebindeki, boynundaki ya da aklındaki kamerayla ölümsüzlüğe ortak olmaya çalışıyordu.

tutulma3Ay tutulması, kanlı dolunay, dip diri bir Mars ve yılın en güzel ayı Temmuz. Dünya’da böyle bir gece çok az oluyor. Bazı televizyon kanalları, o akşam büyük skandallara imza atarak astronomlar ile astrologları birlikte çıkardılar canlı yayınlarına. Bir tarafta bilim insanı anlatıyor, bu dizilimin nasıl meydana geldiğini, ortaya çıkan görüntünün neden kırmızı renkte göründüğü, gözle bu kadar net görülebilmesinin gerekçesini, ay tutulmasının ilkel toplumlarda nasıl değerlendirildiğini, eski çağlarda bu tür doğa olaylarını doğru hesaplayabilen kimselerin toplumlarda nasıl saygı gördüğünü, büyücü olarak adlandırıldığını… Diğer tarafta ise astrolog çıkıyor, efenim Yengeç burçları bu ay paraya sıkışacak diyor. Lan? Paraya sıkışmadığımız ay mı var? Ben bir bilim insanının yanına çıkıp da bu lafları etmeye utanırım yahu.

tutulma1Arka balkonumda, o çok özel geceye şahit oldum. Burası, sana en yakın olduğum yerdir her zaman. Bir süre önce aldığım monoküler dürbünümü kurdum üç ayağa. Yapılacak tek şey oturmak ve izlemekti artık. Bir yandan tabletimden Instagram’ı ve Facebook’u takip ediyordum. Şansıma tutulmanın ilk dakikalarında Ay buluta girdi. Uzunca bir süre gökyüzünde hiçbir şey göremedim. İşte o anlar düşüncelerde boğulduğum anlardı. Alper aradı hiç ummadığım bir anda. Ve hemen peşi sıra tüm dostlarım yazmaya başladılar. Sonra bulutlar dağıldı ve tutulma tutulma4açıkça görülmeye başladı. Ulan ne güzel dakikalardı be. Seni gördüğüm normal bir dolunay gecesi bile aklımı başımdan alıyorken, böylesi bir gecede bana neler olabileceğini hayal et. Vakit geçti, tutulma başlayıp şölene dönüşünce işler çığırından çıktı ve bir ayine dönüştü. İşte o gece, o vakitte yazdığım her şey:

Merhaba. Ara vermeksizin Ay tutulmasını gözlemliyorum. Bu , tıpkı seninle baş başa kalmak gibi bir şey. Gözlerimi gökyüzüne dikmiş, aklımda senin olduğun hayaller, çok uzakta giderek kıpkırmızı bir hale dönen Dolunay… Biriciğim çok özlüyorum. Evrenin farklı köşelerinde olsak da, ben seni çok özlüyorum.

Yüz elli yılda bir meydana gelen muazzam bir olay bu. Düşünsenize, milyarlarca insan böylesi bir güzellikten mahrum kalarak yaşadı ve öldü. Şu anda bir gözüm sende, bir gözüm ise giderek kaybolmaya başlayan dolunayda. İlk defa bir ay tutulmasını bu kadar net ve sorunsuz gözlemleyebiliyorum. Google’ın sesli yazma sistemi sayesinde gözleme ara vermeden anlık olarak yazı yazmaya devam edebiliyorum. Bir gök cismini gözlemlemek gerçekten çok zor. Bunun sebebi, Dünya’nın ve gözlemlediğimiz nesnenin eş zamanlı olarak dönmeye devam etmeleri. Gözünüzü bir an olsun dürbününüzden ya da teleskobunuzdan ayırıp dakikalar sonra yeniden baktığınızda, büyük ihtimalle bakmakta olduğunuz nesnenin orada olmadığını fark edeceksiniz. İşte bu ince ayarları gelişmiş teleskoplarda yapmak çok daha kolay. Ancak benim gibi, bir binanın yedinci katında, arka balkonunda monoküler dürbün kullanarak üç ayak yardımıyla gözlem yapıyorsanız, sürekli olarak Ay’ın konumunu takip etmek durumundasınız. Bu çok sabır isteyen bir iş. Binlerce yıl boyunca Dolunay, sayısız kurguya, fanteziye, sanata edebiyata ve hatta dine konu olmuş önemli bir sembol ve kültür ögesi olarak değerlendirilmiştir. Yalan yok, ben gerçek Dolunay’ı ilk defa yalnız başıma kaldığımda fark ettim. Gündüzün parlak güneşi yerine gecenin asil Dolunay’ını, onu da ayda yalnızca birkaç gece görmek pahasına tercih ettim.

Bitmiyor, bitmeyecek. Bir süre buralarda olmayacağım. Bir sonraki yazıyı kim bilir nereden yazarım. Beklemede kal ve göze alabiliyorsan şunu dinle.

NOT: Dolunay görselleri, o gece çekilen gördüğüm en iyi fotoğraflar olduğu için Rızvan teyzeme ait. Emeğine sağlık.

Reklamlar

Bu Geceki Ay Tutulması

Astronomik bakımdan çok önemli bir gece bu. Bu gece kanlı dolunay var. Üstelik bu dolunay bir de tam ay tutulmasına sahne olacak. Bu olay yaklaşık 500 yıllık periyotlar halinde gerçekleşiyor. Bu yıl bir önceki kanlı dolunay (blood moon) 14 Nisan’ı 15 Nisan’a bağlayan gece gerçekleşmişti. Ben askerdeydim o esnada.

Bu gece ise yine bir kanlı dolunay var ve bir tam ay tutulması ile birlikte gözlenebilecek. Ay tutulması gündoğumu ile çakıştığında gökyüzünde kızıl bir ay seyredeceğiz. Gökyüzünün en güzel süsü Ay, en güzel formunda Dolunay’da, bu sefer kızıl saçlarını dökecek omuzlarından.

Astrologlar bu muhteşem güzelliğin burçlar üzerindeki etkileriyle uğraşadursun, bizler uykularımızdan feda edip güneşin doğumunda bu gökyüzünün en güzel süsünü izleyeceğiz. İlkokulda “Dünya’dan Ay’ın hep aynı tarafı görünür” bilgisini öğrendiğim günden beri Ay’ın hep karanlık yüzünü merak etmişimdir. Yıllar boyu Ay’ı çıplak gözle gözlemledim. Ay’ın Dünya’ya dönük yüzünde bazen gözünde güneş gözlüğüyle bir kadınının yukarı doğru baktığını görüyorum. Yıllardır bu tasvir hiç değişmedi. Ancak karanlık yüz halen keşfedilmemiş bir cennet benim için.

Müptelası olduğum kurt adam hikayelerini bir kenara bırakıp dolunayın bende yarattığı bu manevi etkiyi düşünüyorum. Buna, Dünya’da şahit olan iki kanlı canlı insan var. (Asker arkadaşım Umur, elini göğsüne götürebilirsin.) Bir dolunayın ben de yarattığı tek baskın duygu var: Yazma isteği. Ay da bir ya da iki gece, dolunay oluyor. Kesinlikle izole olmuş bir şekilde, herşeyden uzak, önümde daktilom ya da daha da basiti, elimde kalemim, belki kulağımda bir kaç özel parça, ertesi günü düşünmeden yazmak istiyorum. Bunu bazen o kadar çok istiyorum ki hayatımı gözden kaçırıveriyorum. Her dolunayda dinlediğim, hiç eskimeyen, hiç bıkmadığım şu şarkıyı da paylaşmazsam bu gece ölürüm.