Tag Archives: Kentsel Katı Atık Yakma Tesisi

Katı Atık Projesi Bitti

Bugün teknik gezi sunumlarımızı yaptık ve bitti.

Fizibilite Raporu CDsi

Neredeyse dönemin başından beri hazırladığımız ve inanılmaz efor sarfettiğimiz “Kentsel Katı Atık Yakma Tesisi Fizibilite Raporu‘muz nihayet bitti. Bugün seminer salonunda yapılan teknik gezi sunumlarıyla da noktayı koyduk.

Projenin sonunda diyebilirim ki yakma tesisi meselesi çok zor mesele arkadaş! Her şey para! Allah’tan biz binaları falan biraz ucuza malettik de, giriş sermayemizi biraz az tutabildik. Üstünü de kredi çekip tamamladık.

Neyse şimdi projenin detaylarından bahsetmeyeceğim. Zaten kaç aydır bunaldım. Özellikle şu son 3 gündür uykunun haram olduğu, lan döner fırın ne kadardır diye düşünmekten kendimi alamadığım; lan cürufu napsak kime satsak diye türlü türlü yer aradığım; acaba ara depolamayı sponsor mu alıp yaptırsak diye işin çakallığına girmeye çalıştığım yetti.

Bugün yaptığımız teknik gezi sunumlarında da hocalarımız sağolsunlar çok beğenmişler. Bizim gruba Anadolu Üniversitesi kupası hediye ettiler. Özellikle yeni bir kupaya ihtiyacı olan Alper, bu tip hediyeleri seven Seval ve elimdeki kupaların sayısı artmaya başladıkça içimden lan acaba bi kupa koleksiyonu mu yapsam diye düşünen ben çok sevindik bu işe.

Sevgili okur çok sıkıntılı oldu. Alperde kalmam gerekti gecelerce. MSN’den yazıştık saatlerce. Belki de milyonlarca kere klavye tuşlarına bastık. Yanlışlar yaptık. Yeniden yazdık. Turgut yanlışlar yaptı, düzeltmek zorunda kaldık. Şebnem sorular sordu, Selma‘nın laptopunun monitörü bozuldu, Emre müdür oldu falan…

Bu proje boyunca setek veren herkese sunumlarda teşekkür edemedim burada teşekkür edeyim. Teknik gezi için bizimle Kocaeli’ye gelen değerli dostlarımız Cem ve Volkan‘a; mimari çizimleri yapan Didem‘e; Alper’le canım sıkıldığında patlat bi Witness diyerek tekrardan gazlanmamızı sağlayan Hope To Find‘a;  İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nden İsmail müdürümüze ve Halil Bey‘e; zırt pırt odasına gidip rahatsız ettiğimiz tüm hocalarımız özellikle de Aysun Hocamız, Ozan Hocamız, Akif Hocamız ve Zerrin Hocamıza ve elbette dersimizin hocasına büyük teşekkür ederiz.

Projedeki firmanın adı MORDOR olsun diye uğraştım olmadı. KATYAK oldu. Ben de bu ekinden bir tohum da olsa barındırsın diye nihai raporları bastığımız cd’nin sticker’ını Yüzüklerin Efendisi filminin bir ekstra dvd’sinin baskısı ile yaptım 🙂 Oh.

Teknik Gezi Maceraları – Kocaeli

Birazdan okuyacağınız olayların tamamı yaşanmıştır.

Bu seneki Katı Atık Yönetimi dersi sebebiyle her proje grubunun proje konusu ile alakalı bir tesise teknik gezi yapması gerekiyordu. Biz de proje konumuz Kentsel Katı Atık Yakma Tesisi olduğu için ülkemizin ilk yakma tesisi olan İZAYDAŞ‘a gitmek istedik. Diğer bir yandan derste hocamızın elektronik atıkların geri dönüşümü sektörünü epey övmesi ve yükselen bir sektör olarak bahsetmesi üzerine Türkiye’nin ilk elektronik atık geri dönüşüm tesis olan Exitcom A.Ş. ‘ye gidelim dedik. İki tesisin de Kocaeli ili sınırlarında olması işimizi ve seçimlerimizi kolaylaştıran bir unsur oldu.

Görüşmelerimizi yaptık ve 3 Aralık Cuma günü için her iki tesisten de gerekli izin ve randevuları aldık. Grup toplantısı yaparak bu gezi için gerekli olabilecek ekonomik giderleri vs hesapladık.

Herşeyi halledip cuma gününü bekledik. Toplamda 9 kişi olarak Kocaeli’ye gidecektik. İki araçta 2 grup olarak gidecektik. İlk grupta Volkan (sürücü), Alper, Selma ve ben vardım. Diğer grupta ise Cem (sürücü), Turgut (aşırı sürücü, co-pilot, ileri sürüş teknikleri uzmanı, E sınıfı ehliyet sahibi), Emre, Seval ve Şebnem vardı. Perşembeyi cumaya bağlayan gece saat 04:45’te kalkıp Volkanlara gittim. Volkan’ın arabasının aküsü bitik olduğu için aracı vurdurarak çalıştırmamız gerekiyordu. Neyse saat 05:30’a kadar çalıştıramayınca Alperler diğer araba ile geldiler. Çalıştırdık Volkan’ın Doğan SL‘sini. Planladığımız üzere Alper, Sapanca Gölü‘nü kıyısında yapacağımız piknik için arkaya bir de mangal yükledi. (Ancak hava kararacağından pikik yapamayacaktık.) Açık bir börekçiden poğaça, börek falan alıp nihayet saat 06:00’da Eskişehir’den hareket ettik.

 

Diğer araba

Ortalama 95 km ile saat 06:30 civarında Bursa Bilecik kavşağını gördük. Hava da yavaş yavaş aydınlanmaya başladı. Saat 06:50’de aydınlık iyice arttı ve biz de arabada kahvaltı etmeye başladık. Bu esnada sevgili okur tam 2500 metrelik bir tünelden geçtik 🙂 Hemen ardından bi de 750 metrelik tünel geldi.

 

Bizim araba

Bu arada ben de Volkan’a yardımcı oldum. Sigarasını yaktım, çayını doldurdum, böreğini verdim falan. Alper de teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanıp Blackberry‘nin GPS’i ile yolu bulmamıza yardım etti. Biz öncü araçtık. Arada Cemler gençliğin verdiği heyecanla bizi solladılar falan.

Saat tam 08:00’de Sapanca Gölü’nü gördük. Bu noktada yol ikiye ayrıldı. Bir taraf paralı yol gölün aşağı kısmından, diğer taraf parasız yol gölün yukarı kısmından geçiyordu. Biz parasız kısma girdik. Saat 10:00’da randevulaştığımız İZAYDAŞ’a Alper’in olağanüstü gayretleri ve yol tarfileri, Volkan’ın 100-110 arası değişen hızlarla sürüşü sayesinde 08:45’te vardık. Volkan’ın araba tamamen iptal oldu. Yağ lambası yanıyordu ve aküsü tamamen bitmişti.

 

İzaydaş Genel Müdürlük

İzaydaş’ın kapısında 15 dakika oyalandıktan sonra içeriden bir araç bizi tesie aldı. Bu esnada Volkan’ın arabayı yine itekleyerek otopark’a çektik. Toplantı salouna girip oturduğumuzda saat 09:00’du.

İzaydaş’a daha önce de gitmiştim. Ancak bu sefer gittiğimiz gibi olmamıştı. Bu gezimiz gerçekten çok verimli ve çok başarılı oldu. Burada öğrendiğimiz teknik olayları anlatmayacağım. Onları teknik gezi sunumuna saklıyorum. Ancak diğer bazı olaylardan bahsedeyim.

 

İdari bina

İzaydaş’ın kalbine indik sevgili okur. Baretleri, maskeleri takıp tesisin fırınını, gaz temizleme kısmını ki epey büyük bir kısım, atık depolarını, atıkların fırına yüklendiği yeri, sistemi, enerjinin üretildiği türbinleri, kısacası herşeyi gördük. Özellikle bunker denilen deponun üzerinde vinci yöneten operatör ile epey eğlenceli vakit geçirdik. Bize

Baretler

sağolsun karıştırma falan yaptı. Tesisin kontrol merkezini de gördük. Bu esnada bizimle ilgilenen kimya mühendisi Sibel Hanım‘la Turgut ortak bir noktalarını buldular: İkisi de biyogaz çalışıyorlarmış. Sibel Hanım bize ileride Turgut’un bizi çok şaşırtacağını

Vinç Operatörü

müjdeledi. Turgut’ta “Ben iyi bir mühendis olucam Alper” dedi.

Saat 12:00’de öğle yemeğine davet edildik. Burada özellikle Alper, Volkan ve beni görmeliydin sevgili okur. Bu kadar söylüyorum sana 🙂  Yemeğimizi yedik ancak hareket etmek için Araç Bakım Ünitesi’nin cuma namazından dönmesini bekledik.

Ben

Cuma’dan geldiklerinde Alper gitti buldu o birimden bir kişiyi. Otopark’a gittik her beraber. Meğer Volkan’ın yağı bitmemiş, yağ lambası bozulmuş. Onu yapmaya çalıştı abi. Akü ölmüş bu arada onu öğrendik. Bu arada Turgut’ta kendi teşhisini koyup “Akü işemiş” dedi. Gerekli düzenleme ve son kontrolleri yapıp İzaydaş’tan ayrıldık. Saat 13:45 falandı. Yolda giderken gaz aldıp iki aracı da yıkattık.

 

Exitcom’un Önünde

GPS’imize bu sefer de internetten bulduğumuz Exitcom A.Ş.’ye dair adresi girdik. Alper yine tarif etti yolu. Gittik, gittik, gittik… Ana! Hiç bir yerdeyiz! Ciddi anlamda hiçbir yerdeydik. Meğer aynı isimde başka bir caddeye gitmişiz. Saat 14:40’ta nihayet Exitcom’u bulabildik. Bulana kadar herahalde 30 km boşuna yol gitmişizdir. Bir kişi de yanlış yol tarif etti bize. Neyse, Exitcom’a varınca burada da inanılmaz bir samimiyetle karşılandık. Gecikmeden dolayı özür dileyip hemen teknik muhabbetlerimize başladık. Burada da ne konuştuğumuzu anlatmayacağım.

 

Şebnem Selma Seval Alper

Tesisi daha önce gördüğüm için fazlaca etkilenmedim arka tarafta. Ancak Volkan, etraftaki onca kırık anakart, harddisk, dvdrom, fotokopi faks makinesini görünce çıldırdı! Exitcom işte tüm bunları alıyor, kırıyor, ve geri dönüştürülebilir kısımlarını dönüştürüyor. Burada Esra Hanım‘ın bize karşı olan samimiyetine ve ilgisine hayran kaldık grupça. Bu esnada grup olarak yorgunluktan yavaş yavaş dağılmaya başladık. Volkan elindeki çay bardağını tabağıyla düşürdü. Tabağı kırıldı. Turgut herkes çay istediğinde nescafe isteyerek ne kadar kaliteli ve aranan bir insan olduğunu yine sergiledi. Burada da Esra Hanım’la Turgut Bey’in ortak bir noktası çıktı: Denizli. Turgut yine “Ben iyi bir mühendis olucam Alper” dedi. Bu esnada yukarıda ilk toplantı odasındayken masadaki sodalarla yetinmeyip dışarıdan çay ve kahve söyleyen Selma ve Cem gözümden kaçmadınız.

 

Esra Hanım’la

Neyse, Esra Hanım’ın yemek davetini nazikçe reddedip buradan da karşılıklı iyi temennilerle ayrıldık. Saat 17:15’te tesisten ayrıldık. Bu esnada GPS bozuldu. Allaha sığınıp çevre yolunu bulabildik. Saat 18:15’te Sakarya‘ya girdik. Zira Selma’yı tren garına bıraktık burada. Buradan ayrıldığımızda saat neredeyse 18:45 falandı. Tüm o bekleme süresi boyunca araba tekrar çalışmaz diye korktuk ve arabayı stop ettirmedik. Sakarya’yı hiç sevmeyip hemen ayrıldık.

 

Köfte ekmek yerken

Saat 19:05’te adını hatırlamadığım bir yerde tuvalet molası verdik. Araba yine çalışmadığı için yine vurdurduk. Burada yemek çok pahalı geldi, yaklaşık yarım saat sonra Pamukova‘da bir pideciden köfteleri tam pişmemiş ekmek arası köfte aldık. Hemen yedik arabayı yine durdurmadan. Pamukova’da yemekten sonra artık durmamak özere sözleşip hareket ettik. Saat 20:05’te Eskişehir’e 123 km kaldığını gördük. Saat 20:33’te yine o 2.5 km’lik tünelden geçtik. Diğer araba bastırıp bitti ancak bizim arabada gaz bittiği için Eskişehir girişinde yine 20 liralık gaz aldık. Burada Emre gaza gelip siz binin ben iterim dedi ve arabayı tek başına ittirip çalıştırdı. Bu arada Selma gittiği için arabada artık Emre’de bizimleydi. Neyse nihayet saat 21:40’da varış noktasına ulaştık ve yolculuğumuz bitti.

Çok şükür kaza bela olmadı. Tatsız bir olay da yaşanmadı.

Toplamda arabalar ortalama 100 lira yaktı. Volkan’ın arabasını Sakarya’da ve yemek yerken hiç stop ettirmedik, ayrıca şehir içinde de baya yol gittik. Volkan’ın arabası 1600 motor Doğan SL, birim fiyatı 2.25 TL’den toplamda 110 liralık; Cem’in arabası 1500 motor Kia Shuma II brim fiyatı 2.25 TL’den toplamda 90 liralık gaz yaktı. Bu bilgileri veriyorum çünkü olurda birinin işine yarar diye.