Tag Archives: kırmızı 4

Batıkent İki Eylül Kampüsü Otobüs Hattı

Batıkent‘te, Tepebaşı‘nda oturan kardeşler, dostlar umarım bu yazı işinize yarar.

Malumunuz İki Eylül Kampüsü‘ne gidebilmek için Cengiz Topel Caddesi ve devamında uzanan Üniversite Caddesi üzerindeki herhangi bir duraktan kırmızı 4 numaralı otobüse binmelisiniz. Zaten şehir merkezinde oturuyorsanız sıkıntınız yok. Ancak bizim gibi merkeze uzak oturuyorsanız mecburen iki vasıta yapmak zorundasınız. İşte bu zorunluluğu ortadan kaldırmak için belediye, ben okula 5 sene gittikten sonra, mezun olduktan sonra yepyeni bir otobüs hattı koydu Batıkent’e!

Haftaiçi her sabah tam 8 ve tam 9‘da Batıkent son duraktan özel bir otobüs kalkıyor ve doğruca İki Eylül Kampüsü’ne gidiyor. Aynı şekilde yine her akşam da saat tam 16, 17 ve 18’de de İki Eylül Kampüsü’nden bir otobüs kalkıyor ve dorğuca Batıkent’e gidiyor. Otobüs çevre yolundan bastırıp gittiği için de 25 dakikaya kampüse ya da eve varabiliyorsunuz.

Üstelik bu otobüse Ecazacılık‘tan da binebilirsiniz! Batıkent’ten kalktıktan 10 dakika sonra otobüs Eczacılık Durağı‘ndan da geçiyor. Hazırlıkta, mühendislikte, sivil havacılıkta ve besyoda okuyan arkadaşlar varsa ve evleri Tepebaşı’nda Uluönder, Eczacılık, Şirintepe ve Batıkent civarındaysa bu otobüs tam da sizler için ideal bir otobüs.

Artık çift bilet basmaya gerek kalmadı.

Otobüsün bir numarası yok. Önünde kırmızı bir levhada İKİ EYLÜL KAMPÜSÜ BATIKENT yazıyor. Aşağıda otobüsün hareket güzergahını görebilirsiniz. Belki sizin de bir gün işiniz düşerse kullanırsınız.

Tıklayarak büyük boyutta görebilirsiniz.

İşleri Yolunda Gitmeyen Adam

Bu öğlen işlerin yolunda gitmemesi olayında rekor kırdım sevgili okur. İşte yolunda gitmeyen işlerim:

  • Selami Abi’den almam gereken demoyu öğlen almayı planlıyordum. Ama yetişmemiş. O kadar yolu boşuna yürüdüm.
  • Hemen ardından geçen gün garantiye bıraktığım mouse’umu almak için gittim. Ama o da ne! Neymiş garanti belgesini koymamışım. O yüzden servisten yapılmadan gelmiş. Ulan ben garantiye verirken her şeyini götürdüm, oradaki adam sadece faturasını aldı. Garanti belgesini almadı. Benim suçum mu? İşin diğer bir boyutu da, ben zaten faturayı sana gösterebiliyorsam bu malı senden aldığımı kanıtlıyorum. Bir daha neden garanti belgesi istiyorsun? Ne yani bazı mallara garanti verip bazılarına mı vermiyorsun?
  • Yıldız Durağına gittim okula gitmek için. Kırmızı 4 gecikince dedim bari dolmuşla gideyim hemen diye. Dolmuşa bindim parayı verdim. Adama dedim gitmiyor muyuz? Meğer arabaya 7 kişi binmeden gitmiyormuş. O esnada Kırmızı 4 geçti. Ve dolmuş tam 20 dakika sonra kalktı. Salağım ben.
  • Okula gidince acil olarak Ömer Hoca’yı görmem gerekiyordu ama Ömer Hoca tam 1 aylık bir izne çıkmış.
  • Bari dedim Arzu Hoca’yı göreyim yüksek lisans için. O da yurt dışındaymış. Böylelikle tamamen avuçlarımı yalamış oldum.

Anadolu Üniversitesi 2011 Bahar Yürüyüşü

Alper ve ben

Bu sene 5. defa katılarak herhalde en çok katılan az sayıdaki öğrenciden birisi oldum sevgili okur.

Hazırlıktayken Rock Kulübü ile katılmıştım. İlk sınıftayken bizim fakülteyle katılmıştım. O sene “Sevgi anlaşmak değildir, mühendiste sevilir” tişörtleriyle katılmıştık. Tırt bi seneydi. Bir sonraki sene ben 2. sınıftayken Kırmızı 4 otobüsle katılmıştık. O sene epey ilgi çekmiştik. Geçen sene son gün karar verip V For Vandetta filmine gönderme yapıp maskeler ve pelerinlerle yürümüştük.

Tişört Baskıları

Tişört Baskıları

En nihayetinde bu sene ise, uzun süredir aklımızda olan tramvay ile katıldık. İki Eylül kampüsüne gelen bir tramvay çok mu hayaldir bilinmez ama biz bu hayalin küçük bir kısmını kartondan da olsa yapmayı başardık 🙂 ESTV falan çekti bizi. Tanımadığımız onlarca insana poz verdik 🙂 Önceki senelerde bize öğütlendiği gibi yine “sesimizi duyurduk” ve herkes çok mutlu oldu. Bu sene tramvayın yanında tişört de bastırdık. Tişörtte yer alan karikatürü Caner Somaklı kardeşim çizdi. Tramvayımızın son akseuarı da tam elli kişiye dağıttığımız taraftar düdükleri oldu. Anlayacağın epey gürültülü bir iş oldu 🙂

Tramvayı yapmak için tam 4 gece uğraştık Alper, Volkan ve ben. Epey de masraf ettik. İskeletini alüminyum doğramadan yaptık ve yağlı boya ile boyadık. Mühendislik yaptık anlayacağın sevgili okur. Alperlerin garajda çalıştık geceleri.

Ancak bu seneki yazımı bu kadar sevecen, mutlu ve hayata umutla bakan bir salak edasıyla bitirmeyeceğim. Çünkü okulun ve basının her sene yaptığı o inanılmaz bencillik ve gaflete daha fazla dayanamayacağım. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ BAHAR ŞENLİĞİ YÜRÜYÜŞÜ SADECE GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNE AİT DEĞİLDİR. Okulun kendi gazetesi de dahil olmak üzere her sene bu haber için kullanılan fotoğraf ve yorumlarda hep GSF’ye atıflar yapılmış. Sanki bu yürüyüş sadece o fakülteninmiş gibi. Yerel basın da ne buluyor anlamadım, sürekli bunları basıyor. Hadi basın neyse ya okulun gazetesi? Bir Anadolu Haber koleksiyoncusu olarak bunu açıkça ispatlayabilirim ki Anadolu Haber, özellikle bu bahar şenliği haberlerinde bilerek ayrımcılık yapıyor, sadece Güzel Sanatlar Fakültesi’ne ait fotoğrafları koyuyor. O meydana toplanan yüzlerce insanı yok sayıyor. Ayıptır yapma bunu!

Seda, Alper, Ahmet ve ben (Etkinliğe katılan son sınıf çevre mühendisleri 4 kişiydik)

Allahın Belası Gün!

Bu günün bu kadar iğrenç geçeceği sabah kırmızı 4‘te başıma gelenlerden belliydi zaten.

Eskartım da tek bir kredi olduğunu biliyordum. Ancak otobüse binip bastığımda hiç de öyle olmadığını gördüm. Daaaat diye öttü makine. O kadar da kötü bir haldeyim ki anlatamam. Zira üzerimde bırak bozuğu kuruş para yoktu, okuldan çekmeyi düşünüyordum. İçimden n’olur tanıdık birisi binsin diye dua etmeye başladım ama nafile. Çok ters bir saatte gittiğim için kimseye de rastlayamadım. Artık en son durakta bizim kampüste olduğunu bildiğim ama tanımadığım birisinden rica ettim kampüse gittiğimizde hemen birisinden bulur veririm herifin parasını diye. O çocuk da sağolsun hatta yüzlerce kere sağolsun benim yerime de okuttu kartını. Bu rezilliği böylece hallettim. Okula gelip indiğimizde bekledim ama adam inmedi otobüsten. O yüzden adını öğrenemedim arkadaşın. Ama kampüste göreyim tekrar tekrar teşekkür edeceğim.

Günün devamı daha da berbattı. Saat 11’deki Fotoğrafçılık finaline girmeden hemen önce 90’nın üzerinde beklediğim MATLAB finalinden 65 aldığımı öğrendim. İnanılmaz moralim bozuldu. Cevap kağıdıma baktım, 20 puanlık bir soruyu ufacık bir hata yüzünden komple kaybettiğimi gördüm 😦 Hemen ardından da Akışkanlar Mekaniği‘nin finalinden 15 alarak kaldığımı öğrendim. Bu durumun okulu 1 dönem uzattığını hemen ilave etsin kardeşiniz. Tam bir felaket!

Tüm bu felaketler eşliğinde saat 14.00’teki Temel İşlemler finaline çalışmaya çalıştım. Ancak kafam hiçbir şeyi almadı. Yolun sonuydu artık benim için. Final sınavına girdiğimde gördüm ki çözebileceğim 3 soru var. Sözel olanı yaptım. İlk soruda da daha önceden defalarca bakmama rağmen bir formülü hatırlayamayıp verileri yazamadım. Daha sonra bir soru da hoca 15 derece için bir sabiti vermemiş, “regresyonla bulmamızı” istemiş. Bulmadım 😦 Sınavın bitmesine bir saat kala veda ettim.

Çıkışta Erol‘la karşılaşıp biraz tartıştık. Ama kavga etmedik. Sadece tartıştık.

Ben artık daha yok mu lan üzerime gelen derken minibüse bindim. Bu seferde inanmayacaksın sevgili okurum, trafikte çevirme var diye yolun üçte birini Kemal Sunal’ın filmindeki gibi çömelerek geldim. Bacaklarım kopuyor!

Yarın daha da zor bir sınav olan Temel İşlemler Laboratuvarı var. Çok sinirliyim, çok öfkeliyim, şu an karnım çok aç ve çok yorgunum. Ancak benim bu gece de ders çalışmam hem de şu iki dersten kaldıktan sonra çok çalışmam gerekiyor.

Halbuki bugün güzel şeylerde olmuştu. Uzun süredir görmediğim bir arkadaşımı gördüm, Volkan’ı gördüm, Savaşalp‘i gördüm, Merve‘den iyi bir haber aldım, Sercan‘ın dileğinin kısmen gerçekleştiğini öğrendim. Ama bu güzel olaylar bile moralimi düzeltemedi. Neyse şimdi biraz dinlenip yarın ki sınava çalışıyorum. Bilgisayarı da az önce kalbini kırarak kaldırdığım küçük kardeşime teslim ediyorum.

Kendinize iyi davranın. Volkan yolun açık olsun. Ha bir de Alper dün ufak bir kaza yaptı. Çok şükür bir şeyi yok hem kendisinde hem de arabasında.

Proofhead Yeniden Basında!

Biliyorsunuz, dün gece Anadolu Üniversitesi‘nin sitesinden bile önce 2009 Bahar Yürüyüşü haberini ben yazmış, fotoğrafları ilk ben yayınlamıştım. Bugün yerel basında Kırmızı 4‘ümüzden epey bir bahsedilmiş. Ee bu da beni ziyadesiyle mutlu etti. Eskişehir Anadolu Gazetesi ve Sakarya Gazetesi sağolsun bizim fotoğraflarımıza yer vermiş. Şimdi beklentimiz okulun kendi gazetesi Anadolu Haber‘de de çıkmak. Aşağıda gazetelerin haber küpürleri var. Tıklayın ve göz atın isterseniz.

Sakarya Gazetesi: İnternet sitelerinden okumak için tıklayın.

Büyütmek İçin Tıklayın.

Büyütmek İçin Tıklayın.

Anadolu Gazetesi: İnternet sitelerinden okumak için tıklayın.

Büyütmek İçin Tıklayın.

Büyütmek İçin Tıklayın.

Haberlerin hepsi yanlış ifadeler içeriyor. Birisi “Otobüs güzergahlarının değiştirilmesini istiyorlar” yazmış. Diğeri “Mimarlık Fakültesi” yazmış. Ama olsun. Niyet yeter. Ya işte böyle, Proofhead kardeşin böyle böyle gündeme ortak oluyor işte.

İLAVE: Şu sitelerde de bizden ve otobüsümüzden bahsediyor. Okuyun 🙂

İLAVE 2: Şu gazetede de bizden bahsetmiş:

Burç Gazetesi

Burç Gazetesi

Burç Gazetesi

Bahar Şenliği Yürüyüşü 2009

Üç yıldır katılıyorum; bu sene katılmamam düşünülemezdi 🙂 Bizim üniversitenin en sevdiğim yönlerinden birisi de bu Bahar Şenliği Yürüyüşü. Üstelik bu sene diğerlerinden farklıydı. Uzun süredir aklımda

Otobüsü Bitirdikten Sonra

Otobüsü Bitirdikten Sonra

olan Kırmızı 4 Maketini yapacaktık. 6 arkadaş para topladık. Alper, Selma ve ben başladık yapmaya. Yürüyüş sabahı, yani bu sabah bitirdik Alper’le ve iki parça halinde Alper’in evinden Vilayet Meydanı’na kadar taşıdık. Orada da son sağlamlaştırmaları, kontrolleri yaptık. Önce geldi polis sordu ne ayaksınız diye. Bizde izah ettik gittiler. Sonra ince bıyıklı bir adam geldi biraz fırça attı çimleri eziyoruz diye. Bende ona; “çimler, ezildikçe gelişen bitkilerdir” dedim. O da, “Bi de mühendiz olacan, ben senin gafana bastırsam bööle (hakikaten elini başımın üzerine koydu) büyür müsün sen?” dedi ve gitti. Tabi biz uzun süre güldük. Sonra da bir temizlik görevlisi gelip çıkmamızı söyledi. Vilayet ona “Çıkarın oradan” demiş.

Yaksak mı lan diye düşündüğümüz an

Yaksak mı lan diye düşündüğümüz an

Bizim fakültenin gelmesini beklerken birer ikişer diğer fakülteler damlamaya başladı. Lan Güzel Sanatlar, Engelli Entegre, Endüstriyel Sanatlar her sene olduğu gibi bu sene de ilginç tasarımları ve kostümleriyle bir anda ilgiyi üzerlerinde toplayınca biz bir kenarda içimizden

Arkeoloji Kulübü

Yandan Görünüş

“Lan acaba yaksak mı bizim otobüsü?” diye geçirmeye başladık. Yani o eziklik hissini bilirsiniz değil mi 🙂 Neyse, neyse bizim fakülte geldi. Biz bizim arabayı yüklendik getirdik ortalarına koyduk. Aha! Tepkiler güzel 🙂 Yani en azından verilen mesajı almışlardı. Böyle de olunca otobüsün acemiliği

Güzel Sanatlar Fakültesi

Önden Görünüş

göze batmadı. Batsa da kimse dile getirmedi. Herkes fotoğraf çektirdi bizim otobüsle 🙂 O esna da Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ, basına açıklama yapıyordu. Biz yüklendik otobüsü ve resmen otobüsle daldık rektörün yanına. Bir anda kameralar döndü bize 🙂 Rektörümüz süper bir

GSF - Sub Zero

Beklerken

kahkaha ile karşıladı bizi. Sonra kulağımıza güzel şeyler fısıldadı. Sesinizi duyurun, dedi. Daha sonra iki adam geldi ellerinde telsizle gayet sakin bir şekilde, bunu yapmamızdaki amacı sordu. Bir şeyleri protesto falan etmiyoruz, dedim. Bu bizim fakültenin simgesi olduğu için

Moda Tasarım

Otobüs Ekibi

yaptık, dedim. Onlarda uzaklaştılar. Sonra fakültemiz Dekanı Sayın Prof. Dr. Hasan MANDAL hocamız girdi otobüsümüzün içine. Alkış tufanı koptu. Lan, bunlar gerçekten güzel anlardı sevgili okurum. Yani yaptığımız şey ne kadar basit olsa da işe yaramıştı işte. Katıldığım süre

Süleyman Hoca

Süleyman Hoca

içerisinde yürüşlerde hiç bir olaya girmeyen fakültemize, güzel bir eğlence olmuştu. Sonra rektör tekrar yanımıza gelip, İnsanlara sesinizi duyurun, derdinizi anlatın, dedi. Biz de mesajı aldık böylece. Sevgili okurum şunu anladım ki, Rektörümüz gerçekten süper bir insan. Karşındaki insanın niyetini anlarsın ya, işte biz bugün bizimle konuşan, destek

Hasan Mandal Hocamız

Hasan Mandal Hocamız

veren hiç bir hocamızdan olumsuz tek bir bakış, tek bir ifade duymadık. Prof. Dr. Süleyman KAYTAKOĞLU hocamız her sene olduğu gibi yine yalnız bırakmadı

Süper Fotoğraf Be:)

Süper Fotoğraf Be:)

fakültemizi.  Bir süre sonra yürüyüş başladı. Yolda insanların tepkileri süperdi. Yalnız fakülte olarak şu slogan, tezahürat işine biraz çalışmamız lazım yav. Seneye daha komik, daha sağlam şeyler bulmamız lazım. Yolda bir gazeteci Turgut’a (ki kendisi şoför konumundaydı) yaklaşıp ufak bir röportaj yaptı. O da anlattı, araç yetersizliği falan dedi. Sonra Adalar’ın sonunda yürüyüş bitti. Tam orada Savaşalp‘le Duran‘ı gördük. Süper oldu. Biz de maketi parçalara ayırdık. Şu an Alper’in balkonunda yatıyor Kırmızı 4‘ümüz.

Arkeoloji Kulübü

Arkeoloji Kulübü

GSF - Joker

GSF - Joker

GSF - Sub Zero

GSF - Sub Zero

Moda Tasarım

Moda Tasarım

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüşten Görüntü

Yürüyüş’ün ardından aklımda kalan bazı detaylar;

:: Sabah 10 Vilayet Meydanı’na gittik Selma, Alper, Turgut ve ben. Yürüyüş 12 de başladı. Öldük yorgunluktan.

:: Bizim Kırmızı 4 alandaki en basit ve acemi maketti. Ama çok ilgi çektiğini kimse inkar edemez.

:: 3 günde yaptık bu maketi, 80 lira verdik. 6 tüp boya, 14 tabaka karton, misina, yorgan ipi, alüminyum iskelet kulladık. Baskı işlerini (levha, plaka, yan taraf yazıları vs) ben yaptım. En çok Alper’in emeği var.

:: Alanda benim en beğendim Joker oldu. Herif baya baya yapmış mor falan.  Ha, bir de yanlış görmüş olabilirim, Sub Zero vardı, o da süperdi.

:: Bu seneye damgasını Antik Yunan vurdu. Arkeoloji Kulübü ve Engelli Entegre (olarak gördüm flamalarını) bu temayı kullanmış. Bir de Savaş Arabası vardı. Süper.

:: İBF, her sene ki klasik temayı, “Siz Yokken Biz Vardık” sloganını kullandı.

:: Yanlış anlamayın, kızmayın, artislik te yapmayın; bu gün alanda çok fazla sayıda güzel kız vardı.

:: Nerden baksan 200 – 250 fotoğrafa ortak oldu otobüsümüz ve dolayısıyla biz. Bilmiyorum, özellikle basının bizi çektiğine şahit oldum. Belki herkesi böyle çekmişlerdir. İlerleyen haftalarda göreceğiz bakalım.

:: Çok eğlendim bugün.Okula dönünce ekmek arası köfte verdiler sağolsunlar.

:: Şu an için tek beklentimiz okulumuz gazetesi Anadolu Haber’in yeni sayısında kapakta yer almak. Lan n’olur be 🙂

:: Seneye ne yapacağımız konusunda şu an bir fikrim yok. Ama kesin katılırım yürüyüşe. Bugün bizimle eğlenen, teşekkür eden, yaptığımız işi destekleyen herkese kendi adıma çok teşekkür ederim. Bu projemde bana inan ve yanına olan dostum Alper’e ve Selma’ya, Turgut’a, Emre’ye, Cem’e; meydanda yardım eden kankam Mert’e ve şu aklıma gelmeyen tüm dostlara tekrar tekrar teşekkür ederim.

:: Bu yazımda etiket rekoru kırdım.

:: Yazı bitti.

Bu yazıyı istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz fakat yayınladığınız yerde bu
sayfanın linkini vermek zorundasınız. Vermemeniz durumunda ayıp edersiniz. Ayrıca
emek hırsızlığı da yapmış olursunuz değil mi? Bu kadar tantanaya gerek kalmadan
siz en iyisi kaynak olarak buraya link verin kurtulun, rahat rahat yayınlayın.
Aklınıza bir şey takılırsa buraya tıklayıp bana ulaşın. 

İklim Çılgınlığı

Sabah evden çıktığımda açıkçası daha güneşli bir güne hazırlamıştım kendimi. Yere düşen kar tanelerini görünce canım sıkıldı doğal olarak. Neyse dedim, Allah’tan çok yağmıyor, çiseliyor sadece. Hakikaten de çarşıya indiğimde, kendi sözümü kanıtlarcasına kar sadece ufak tefek atıyordu. Yerler karla kaplı değildi en azından. Bu sözümün üzerine yatıp, 4 numaralı otobüse binip okula doğru yollandım. Kampüse inmemle dehşete düşmem bir oldu: Bizim kampüste bariz kış yaşanıyordu. Yerler, ağaçların üzeri olduğu gibi karla kaplıydı. Lan bu nasıl iş diye sordum kendime. Büyük bir moral bozukluğuyla, kapalı havalarda genelde böyle hissederim ben, Lineer Cebir dersine girdim. Neyse, ders geldi geçti. Öğle arası oldu. Alper, Selma, Emre ve ben yemeğe gitmek için binadan çıktık. Oha! İkinci şok: Güneş var tepede, ısıtıyor, yerler erimiş, kurumuş! Bir bismillah çekip gittik yemeğimizi yedik. Sabah o manzaranın fotoğrafını çekmediğime kahroldum. Okuldan çıkıp çarşıya indim, bu sefer hafif bir soğuk başladı. Daha sonra Haller Gençlik Merkezi’nde Kahve Evi isimli mekanda bir Nescafe içtim. 3 TL verip, daha doğrusu karttan çekip, çıktım. Bir de gördüm ki fırtına! Lan o nasıl soğuk, kuru ayaz! Alperlere uğrayıp eve gitmek üzere otobüse bindim. Az önce otobüsten indim. Duraktan eve yürürken kar yeniden yağıyordu.

Bir günde 4 mevsim yaşıyoruz Eskişehir’de. Bazen keyifli olsa da, çoğu zaman sıkıntılı oluyor. Ama olsun lan, seviyorum bu şehri.

Siyah 33 vs Kırmızı 4

İki Eylül Kampüsü’nde okuyanlarınız varsa bilirler kampüsümüzle 4 numaralı (kırmızı 4) belediye otobüsünün ne kadar özdeşleştiğini! Lan, okula bazen Kırmızı 4‘ten hariç önünde sadece “İki Eylül Kampüsü” yazan otobüslerle de gittiğim olmuştu ama 33 numara ile hiç gitmemiştim. Bizim sınıftan Murat’ın bize hep söylediği ama bir türlü denk gelmeyen o 33 numaralı otobüs ile geçen sabah okula gittim. İşin aslı, 33 numaranın bizim kampüsle alakası yok ama yoğunluktan dolayı adam kırmızı 4 tabelası bile bulamadan bu hatta çıkmış. Belli bir saati var. Aynı şöför, durağa yaklaşıp kapıyı açıyor ve “Kırmızı 4” diye bağırıyor. Komik ama etkili. Yani kimse bilmediği için siz hemen atlayıp yer kapabiliyorsunuz. Aklınızda bulunsun 😀