Tag Archives: Küçük Prens

Küçük Prens’in Dil Serüveni – Müze Girişimi

kp03Antik Mısırca (Hiyerogliflerle), Alur dilinde, Habeşçe, Aramice, Esperantoca, Asamca, Mirandca, Brentonca…

Yukarıda saydıklarım, Dünya’nın en ilginç dilleri listesi değil sevgili okur. Bu diller ve lehçeler, Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry‘nin artık bir kült, popüler kültür macunu ve Dünya’nın en bilinen eseri olma yolunda ilerleyen masal kitabı Küçük Prens‘in (Le Petit Prince) basılmış olduğu diller ve lehçelerden sadece birkaçı. Kitap an itibariyle Dünya’da var olan (ölü ve halen konuşulmakta olan) toplamda 300 farklı dil ve lehçede yayımlandı. Bu rekor, kutsal kitapların bile kıramadığı bir rekordur.

Biz Küçük Prens’in Dil Serüveni‘yle ilk defa şu yazımda tanışmıştık. O sergi, daha çok Ali Lidar‘ın kişisel koleksiyonu olarak tanıtılmıştı katılımcılara. Ancak, özellikle Ali Hoca’nın bu girişimlerinden sonra, ülkemizde Küçük Prens eserine olan ilgi epeyce arttı. Kürk Mantolu‘dan sonra Instagram kahve fotoğraflarının vazgeçilmezlerinden oldu.

KPMG_son_kucukBu yıl, birkaç ciddi koleksiyoner sayesinde Küçük Prens’in Dil Serüveni bir müze girişimi başlattı. Ülkemizde özellikle son birkaç yılda onlarca farklı yayınevi, onlarca farklı şekilde bu kitabı yayımladı. Geçtiğimiz aylarda Adımlar Kitabevi‘nde de “Küçük Prens’in Dil Serüveni” isimli sergi açıldı ve epey bir uzun süre de açık olarak kaldı. Bir önceki yıl, Ali Hoca’nın sergisinden farklı olarak bu sene içerik ve konsept tamamen değişmişti.

Eh, öyle bir niyetim yok ama olur da başlarsam, sırf ülkemizde yayımlanan kopyalarla bile çok ciddi bir koleksiyon yapılabilir. Müze Girişimi bir de internet sitesi açmış. Site muhteşem. Farklı dillerde ve lehçelerde yayımlanmış olan tüm Küçük Prens kitaplarına ulaşabiliyor, özelliklerini görebiliyorsunuz. Ancak girişimin en harika eseri, yayımladıkları iki kitap olmuş bence. Gerçi basılı değil ama zaten sürekli içeriği değişecek nitelikte olduğu için basılı olmaması da iyi bir tercih. Zaten girişim kitapların ön sözünde de, her iki kitabın da sürekli güncelleneceğinin sözünü vermiş, bastırmayın demiş. Her iki kitabın da editörleri Mehmet Sobacı ve Yıldıray Lise. Kitapların önsöz kısımlarında Müze Girişimi’ne ilişkin bilgi verilmiş, eğer destek olmak isterseniz neler yapabileceğinizden bahsediliyor.

kp01İki kitaptan ilki “Dünya’nın Küçük Prens Kitapları“. Tam 400 sayfa. İçerisinde yüzlerce farklı dilde yayımlanmış eserlerin görselleri, baskılarına ilişkin detaylı bilgiler yer alıyor. Adını duymadığınız dillerde basılmış kitapları görünce eh şaşırıyorsunuz biraz. Bir de aynı dile ait farklı lehçelerde de basılmış kitaplar var. Örneğin Türkçe. Hem günümüz Türkçesi, hem Osmanlıca hem de Göktürkçe basılmış mesela. İtalyanca’nın 35 farklı lehçesinde ve 3 farklı özel baskısıyla basılmış ki rekor bu dilde zaten. Özel baskılar da çok ilginç geldi. T9 diliyle, Mors koduyla, Braile alfabesiyle, minyatür boyutlarda, ayna görüntüsüyle yapılan baskılar da mevcut. Kitabın sonunda Dil Serüveni’nin tamamını görebileceğimiz bir zaman tüneli yer alıyor.

kp02Diğer kitap ise tamamen Türkiye’de basılmış olan Küçük Prens kitaplarını içeriyor ki bir gün koleksiyon yapmaya başlarsam işte bunu baz alabilirim. Bu kitap da 250 sayfa. Kitapları basıldığı yıllara göre ele alıyor. Kitabın sonunda Türkiye’deki dil serüveninin gösteren bir zaman tüneli yer alıyor.

Bu kitaplarda aşağıdaki adreste bulunan “Dosyalar” menüsünden ulaşabilirsiniz.

http://www.kucukprensmuzesi.com/

Evet sevgili okur, sen de bu güzel masalın, bu kitabın bir hayranı isen, Küçük Prens kültüne ilgi duyuyorsan, müze girişiminin sitesine göz atmanda fayda olabilir. Umarım Adımlar Kitabevi seneye daha da geniş bir koleksiyonla bizleri buyur eder sergiye. Aşağıda müze ziyaretimizden birkaç kare yer alıyor. Ayrıca birkaç ilginç kitabı da seninle paylaşıyorum sevgili okur.

Reklamlar

Şubat Ayı – Dolunay Project – Moonlight

lightsbynightŞubat ayı ne güzel ay değil mi? Kısacık, çabucak. Şubat ayı dolunayı da bu aya yaraşır şekilde geldi geçti, kısacık ve buz gibi. Yazı gecikti farkındayım. Bunun sebebi Alper ve Yağızhan’la giriştiğimiz akustik projeydi. Çok uzun zamandır Alper’le aklımızda olan Sabhankra şarkılarını akustik yorumlama fikrine Yağızhan’ı da dahil ettik. İlk düzenlemeyi yaptıktan sonra kayıt ve montaj işini bir türlü beceremedik ama.

Ben de bir son dakika fikriyle hem yazılımın bir denemesini yapmak için, hem de işin ileri aşamalarında bizi nelerin beklediğini önceden kestirebilmek adına şu aşağıdaki videoyu yaptım. Sabhankra’nın en unutulmaz parçası, Moonlight’ı akustik olarak yorumladım. Çok kısa oldu, tadımlık. Farkındayım davul tonu ve senkronunda da problemler var. Ama yapabiliyor olmanın verdiği mutlulukla yükledim Youtube’a. Evet harika değil ama idare et işte 🙂

prens02Geçen hafta sonu, yine Küçük Prens sergisi vardı Adımlar’da hem de tam dolunayın çıkacağı günde: Küçük Prens’in Dil Serüveni adıyla. Geçen seneki sergiye göre epey bir geliştirmişler. Baskıların çeşitliliği artmış. Çok ilginç baskılar gördük. Mesela İspanyolca T9 sözlük açıkken yazılmış bir baskı ya da aynadan ters olarak okunabilen baskı… Mikro boyutta resimlendirilip basılmış kitaplar, üç boyutlu kitaplar ve baskısının yılına, özelliğine göre çeşitlenmiş onlarca kitap… Neden bilmiyorum, bir edebiyat müzesi neden böylesine romantik hissettiriyor? Bu sergiyle ilgili başlı başına bir yazı yazacağım. Söz.

prens01
prens03 prens04

Küçük Prens sergisini gezmenin en büyük ödülü de aylar sonra yeniden Volkan’ın ailesiyle buluşmak oldu. Volkan’ın babasını çok severiz. Bir ilkokul öğretmeninden ziyade, bir üniversite hocasına benzer. Duruşu, konuşması ve samimiyetiyle her zaman gönlümüzde taht kurmuştur. (Gerçi çok şükür, dört arkadaş her birimizin ailesinde şahsına münhasır anne ve babalarımız var.) İşte şimdi tüm bu iltifatları alıp ikiyle çarpın. O kişi de Volkan’ın annesi oluyor (üniversite hocası kısmını saymazsak). Rızvan teyzemizin Volkan’la devam eden komik mücadelesi yıllardır anlatageldiğimiz esaslı bir mücadeledir.

Uzun süre görüşemeyince, gelişmelerin de üzerinden yeniden geçmek gerekiyordu. Biz de öyle yaptık. Sonra omzuma biri dokundu: Serkan abi! Günün güzelliğine bakar mısın! Serkan abiyi de uzun süredir görmüyordum. Yarıyıl tatili sebebiyle Trabzon’dan gelmişti ve daimi adresi olan Adımlar Kitabevi’nde takılıyordu. Sağ olsun ayak üstü görüştük biraz.

Daha sonra, hem Serkan Abi’yle hem de Volkanlarla vedalaşıp eve döndük. Uzun süre sonra ilk defa o gece uykum kaçtı. Uyuyamadım ve hatta uyuyamadık. Aklıma gelen senaryoları bir türlü kovamadım. Başladım masallar yazmaya. Ellerini tuttum ve maceradan maceraya koştum. Sana neler oldu bilmiyorum ama ben çok yaralandım. Neyse ki kötüler hak ettikleri cezayı buldular. Zira benim masallarımda kötüler hep kaybederler. İyiler ise asla iyileşemezler.

Eskişehir’de Bir Küçük Prens Sergisi

fft99_mf3336808Ali Lidar‘ı belki sizler yayımlanmış iki kitabı, çeşitli fanzinlerde sürekli veya aralıklarla yazdığı yazılarla yada Efendi‘nin Unutmak şarkısının klibinden biliyorsunuzdur. Ancak Ali Lidar’ı ben ilk defa Küçük Prens Koleksiyonu ile tanıdım. Eskişehir Anadolu Lisesi’nin fenomen felsefe hocası ve müthiş bir Küçük Prens koleksiyoncusu Ali Hoca olarak tanıdım. Eskişehir küçük yer. İnsanlarla sık sık karşılaşıyorsunuz. Ben Ali Lidar’ı her zaman bambaşka imajlarda görüyorum. En son kardeşim Mehmet Mustafa‘nın okulunda, veli toplantısında görmüştüm.

Dün Utkular‘la otururken Eskişehir’de yepyeni bir sergi açıldığını gördük. Adımlar Kitabevi‘nde ki biz burayı da Serkan Abi varken keşfetmiştik, belki de Türkiye’nin ilk Küçük Prens Sergisi açılmıştı. Serginin sahibi Ali Lidar idi. Yıllardır onlarca farklı dil topladığı Küçük Prens kitapları ve figürleriyle, tüm meraklıları için sevimli bir sergi oluşturmuşlar. Adımlar Kitabevi’nin böyle güzel işleri artarak devam eder umarım.

alilidarDünyada en çok konuşulan dillerin haricinde, yapay dillerde bile yazılmış Küçük Prens çevirileri ile doluydu sergi. Pek çok figür, Ali Hoca’nın sağdan soldan topladığı eşyalar, çizimler… Onlarcası serginin duvarlarını süslüyordu. Bir köşede ise Lidar’ın yayımlanan iki kitabı Alengirli Şiirler ve Tesirsiz Parçalar ile Küçük Prens’in Can Yayınları‘ndan ve İthaki Yayınları‘ndan çıkan basımları satılıyordu. Bende Can Yayınları’ndan çıkan basımı mevcuttu zaten. Ancak İthaki Yayınları’ndan çıkan basımda önsözün Ali Lidar’a ait olduğunu bilmiyordum.

Koleksiyonlar pek çoğuna göre “gereksiz” ve “ıvır zıvır” diye nitelendirilse de, en basitinden bir peçete koleksiyonu bile insanın en antik genlerinden beri taşıdığı biriktirme, saklama dürtüsünün verdiği haz ile doludur. Bu hazzın doruk noktası ise şüphesiz tüm bu birikimin diğer insanların beğenisine sunulduğu andır. Bir koleksiyoncu size koleksiyonunu gösteriyorsa ona bunun için teşekkür edin. İlginizi gösterin ve yorumlarınızı esirgemeyin. Umarım bu Küçük Prens koleksiyonu da böyle güzel sergiler sayesinde giderek tanınır ve genişler. Nihayet dünya çapında bir ün kazanır. Çok daha güzel işlerde görüşmek dileğiyle Ali Hocam. Sevgi ve saygılarımla 🙂