Tag Archives: laboratuvar

Teleskop, Dolunay, Sınavlar

Doktora teziyle ilgili çalışmalar başladı artık. Ekoloji alanında devam edeceğim. Ocak ayında yeterlilik sınavına giriyorum. Panik halindeyim. Tezde kullanacağım verilerin toparlanması için arazi çalışmalarına bu mevsim itibariyle başladı. Yıllar sonra laboratuvara girdim. Yıllardır dolapta duran önlüğümü büyük bir heyecanla giydim. Laboratuvarda çalışmayı özlemişim gerçekten.

lab01

Çalıştığım laboratuvar

lab02

Yardımcılarım 🙂

Üstelik eğitim öğretim alanındaki tek gelişmeler bunlar da değil sevgili okur. Hafta sonu Açık Öğretim Fakültesi sınavları vardı. Bu sene Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü‘nde ikinci sınıftayım. Geçen sene çokça yazmıştım burada. Bu sene ki dersler de en az geçen sene olanlar kadar keyifli ve bilgi patlaması yaratıyor bünyede. Sayısal Fotoğraf İşleme Teknikleri, Sayısal Fotoğraf Baskı Teknikleri, Kamera Tekniğine Giriş, Fotoğrafın Kullanım Alanları, Sayısal Fotoğraf Makineleri ve Toplum ve İletişim dersleri var bu dönem programda. Hafta sonu da sınava girdim toplamda altı dersten. Fena değildi. Büyük bir sürpriz olmazsa güzel notlar alırım.

teleskopBu ayın en güzel gelişmelerinden bir tanesi nihayet kendime bir teleskop almam oldu. Bir yerden başlayıp amatör falan bakmadan bir teleskop aldım. Bu daha ileri modeller için cesaret vermeye yetecek mi göreceğiz. Teleskop kullanmak kesinlikle sabır isteyen, bambaşka bir olay sevgili okur. Bu modelde bile istediğiniz hedefi bulmanız dakikalar sürüyor. Netlik ayarı çok hassas ve en nihayetinde gördüğünüz görüntü ters! Bu ay olmadı ama umarım önümüzdeki ay, daha açık bir gökyüzünde marifetlerimi gösterebilirim.

Güzel yüzlüm, bu dolunayda seni bulutların ardına feda ettik. Göremedik doğru dürüst. Ama üzülmedim. Bak ben ne yapıyorsam sana biraz daha yakın olabilmek için yapıyorum. Gerçi işin içerisinde biraz da optik ve astronomi merakı giriyor, ama olsun.

İşin özeti özledim. Bunca koşturmaca, okullar, laboratuvarlar, dersler, sınavlar bir yana ben özledim. Yeniden özgür olmayı, yeniden rüyalar görebilmeyi, karanlık bir gecede ışıl ışıl oluşunu özledim.

KEŞİF: Bayılacaksın, sözlerine de bak.

flies

 

Bugün Aksilikler Günüydü

 

Bugün çok aksilik oldu sevgili okur. Önce laboratuvardaki hassas terazi bozuldu. Sonra gittik baktık bozulmamış. Açtık kapattık düzeldi alet. Standart kütle ile ölçüm yaptım, çok iyi bir sonuç verdi. Dün aleti temizlerken üstündeki tablasını düşürmüştüm masaya, sonra taktım herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Ölçümlerimi yaptım, tüplerimi falan hazırladım. Bu sabah Betüller açmaya çalışmışlar teraziyi, açılmamış, saçmalamış falan. Sonra Alper‘le baktık, ölçümde falan bir sorun yok. Zaten daha sonra hem standart kütle ile hem de Semra Hoca ile olan konuşmamız bir sıkıntı olmadığını teyit etti bana. Hayır aletin parası pulu sıkıntı, bir de inanılmaz zaman kaybı yaratacaktı. Allahtan olmadı öyle birşey. Ama bundan kaynaklı moral bozukluğum gün boyu devam etti. Hocamız ezelden beri çok kral olduğundan, en ufak bir tepki göstermedi bana. Kızsaydı falan herhalde 9 ml nitrik asit çözeltisini içerdim.

Bir diğer aksilik de Alper’in maaş kağıdında çıktı. Alper İtalya’dayken ki Alper İtalya’ya benim kadar sık sık gidip gelmez, bunun maaş kağıdını ben hazırlamıştım. Şimdi en hata yapılmayacak bir yerde ne olmuş nasıl olmuşsa hata yapmışım. Dolayısı ile Alper’in ve diğer herkesin maaşı gecikti. Zaten iki hafta geciken maaş bir de böyle gecikti. O da acayip canımı sıktı.

Şimdi sevgili okur, gördüğün üzere hatalar yapıyoruz. Hatalardan ders çıkarıyor muyuz? Evet. Mesela bu hassas terazi ile ilgili çok radikal kararlar almayı teklif edeceğim iş arkadaşlarıma. Ayrıca Alper’e de yine bir ufak hediye mediye artık Allah ne verirse birşeyler alırım.

Sabah çok komik bir şey oldu bu arada. Uygulamalı Matematik dersinde sınıf birbirinden habersiz olarak iki parçaya bölünüp zemin kattaki ve 1. kattaki amfilerde beklemeye başladık. Alper aşağıdan bana, nerdesin, diye mesaj attı. Ben de, dersteyim, dedim. O da, lan ben de dersteyim nasıl oluyor, dedi. Meğer hoca alt katta insanları görünce direk girip orada başlamış derse. Sonra herkes üst kata bizim olduğumuz sınıfa çıktı. Hoca da derse yeniden başladı.

Bu ara biraz psikolojik olarak gergin olduğumun farkına vardım bugün. Sercan‘la epey konuştuk, Merve‘yle epey konuştuk rahatladım. Bir de yarın yapacağım konuşmalardan sonra tamemen rahatlayacağımı düşünüyorum. Evet öyle yani.

 

Alper’den Süper Keşif – 3

Milyon dolarlık (!) laboratuvarımızda manyetik ısıtıcı üzerinde kahve yaptı bize Betül. Betül’ün kahve yapma konusunda ödülü bile varmış!

Kahveyi pişirirken Alper kardeşim yine o olağanüstü yaratıcılığını konuşturup kahve cezvesinin üzerine havalandırıcıyı getirdi! Bunu nasıl düşündü bilmiyorum ama bizim Alper’in vardır böyle olayları. Bunu da tarihe bir not düşebilmek adına yazıyorum.

Laboratuvar Bunalımları

2 haftadır yaşadıklarımı en iyi anlatan bu olur galiba.  Bunalım! Bir önceki haftanın deney raporunu yetiştireceğiz diye zaten önümüzü arkamızı şaşırır olmuşken bir de laboratuvara girip fırça yemek, asistanların gazabına uğramak herhalde bu bunalımın ve korkunun (evet korkunun) başlıca sebebi. Artık pazartesi akşamları psikolojik sorunlarla çıkar oldum laboratuvardan.

Her şey geçen hafta başladı. O deneyde epey ezilen ve hor görülen kardeşiniz bir de iyi geçtiğini düşündüğü deney kısa sınavının aslında o kadar da iyi olmadığını öğrenince iyice afalladı. Deneyin öğlen ikide başlayıp akşam 6’da bitmesi, bu süreyi ayakta, adam başı sorulan yüze yakın soruyu (abartıyorum evet) cevaplamaya çalışmakla geçirmek bu bunalımın temelinde yatıyor. Dönem projemizin de hiç sevmediğimiz bir konudan gelmesi bu bunalım pastasına konulan çilekler oldu. Aerobik reaktör deneyi esnasında eskiden ne kadar uslu bir çocuk olduğumu ama son zamanlarda çenemin düştüğünü öğrendim bir de. Zaten en çok üzen de bu olmadı mı? Evet bu oldu. Çok konuşma Mesut!

Bugün kü deney de öbür deney gibi atıksuyun o saf dışkı kokusu eşliğinde başladı. Bu sefer reaktör anaerobikti. Lakin geriye kalan herşey aynıydı. 5 soruluk bir kısa sınavdan, deneye devam edebilmek için aşmak gereken 50 puan barajını zar zor geçebilecek kadar puan alabilmişim. Halbuki o deneye bir sayfa not çıakrıp kantinde çalışmadım mı 2 saat? Çalıştım. Salağım o zaman. Deney boyunca bilemediğim tüm sorulara Turo’nun cevap vermesi ise canımı sıkan başka bir olay oldu. Hadi Turo ile aramızda tatlı bir rekabet var diyelim o yüzden umursamıyorum. Ama bu haftaki asistanımız Zehra Hoca’nın da hakkımda,  Zerrin Hoca ile aynı görüşleri paylaştığını öğrenmek daha bir üzdü lan beni. İki sevdiğim asistan da benim yaramaz, geveze olduğumu düşünüyorlarmış meğer 😦 Halbuki yaramaz ve geveze değilim ben, korkuyorum ya. Bariz korkuyorum, deney esnasında devam eden soru bombardımanına elimde şemsiye ile giriyorum o kadar. Bilememenin verdiği o korku öğrenmenin en büyük engeli değil midir? Dürüst olacağım burada asistanın elbette suçu yok. Keşke diyorum bazen, ezberim daha iyi olsaydı da 5 dakika önce okuduğumu unutmasam; en azından böyle kısa sınavlarda mantık falan aramama gerek kalmazdı.

Sonra bugün beni üzen başka birşey daha oldu. Benim için deneyin en önemli kısmı olan tartışma ve öneriler kısmı bu sene 15 puan getiriyor. Bende geçen sene ve dönemlerde bu kısma acayip önem verirdim. Bu dönem bu kısma az puan verildiğini için içimdeki hevesin kırıldığını dile getireyim derken bir anda “tartışma ve önerileri sallayan mesut” durumuna düştüm. Çok kötü! Bizimkilerin de bu anda kahkaha atmaları zaten bu yanlış anlaşılmayı iyice yoldan çıkardı.

Her neyse, daha fazla ağlamayacağım size. Ama böyle işte. Laboratuvarlardan nefret eder oldum anlayacağınız. Bakalım ilerleyen günlerde tersine döner belki işler sevgili okurum. Öptüm. Bugün güzel bir şeyde oldu lan. Erlen kırdım bir tane 😀

Bu Nasıl Bir Yoğunluk?

Bak yemin ediyorum pazartesiden beri bir türlü rahata, huzura eremedim. 2 tanesi Mikrobiyoloji ve 1 tanesi Çevre Kimyası olmak üzere 3 adet rapor, Çevre Kimyası ödevi, Lineer Cebir ödevi ve Statik ödevi! Çevre Kimyası ödevini yazıp verdim. Pazar gecesini komple kapattı sağolsun. Raporlar canımı çıkardı yeminle. Dün gece saat 2:30 da bitirdim ve dümdüz uyudum. Sabah geç kalıyordum neredeyse. Statik ödevini bugün okulda bitirdik Alper’le. Allah razı olsun demekten kendimi alamıyorum. Ama geriye en baba, en insanlık dışı, en hamallık gerektiren ödev, Lineer Cebir ödevi kaldı. Muhtemelen tüm soruları yapamayacağım. O haliyle bile en az 15 kağıt tutacağından eminim ya. Ve en güzel haber; haftaya vizeler var. Lan ekmek çarpsın açık bir lokma çalıştıysam. Bugün yapmamız gereken Çevre Kimyası deneyi de iptal edildi zaten sinir oldum. Neyse, durumlarım bundan ibaret sevgili okurum. Haa, aklıma gelmişken bugün hazırlık sınıfından Writing dersi instructor’ım, değerli insan Nazmi Hoca’yla buluştuk öğle arasında. Az katılımlı (Feridun, Ergin, Volkan, Hüseyin ve ben) bir toplantı oldu. Ama her çarşamba yapmaya karar verdik. Şimdi benim statik ödevimi temize çekmem lazım. Bu arada bak yine aklıma geldi. Bugün postacılık oynadım akşama doğru. Güzel bir duyguydu, inşallah sonucu da güzel olur 🙂

Mikrobiyoloji Yerim Seni

Çok enterasan bir başlık oldu bu. Bugün Mikrobiyoloji Laboratuvarı kapsamında ilk defa mikroskop kullandık. Vee, daha önceden duyduğum işin püh noktası olan “İki Gözle Tek Görüntü Görebilme” olayını iki denemede kaptım! Süper be:) Önce Selma’nın saç telini inceledim. Sonra da hep birlikte “Soğan Zarı” inceledik. Eğlenceli olacağa benziyor, dur bakalım. Zaten Hicran Hoca’nın da asistan olması ayrıca güzel oldu 🙂 Öle işte, bir de üstüme bir mikroskop zimmetlediler. Kırıp dökmesek bari…

Nasıl Bir Laboratuvar Oldu Bu?

Lan bu gün belki de hayatımın en enteresan laboratuvarına girdim: Çevre Kimyası 2 Laboratuvarı. Yani dersin geneli için konuşmuyorum. Sadece bugün yaptığımız deneyde olanları düşünerek yazdım bu cümleleri. Deney asistanı Akif Hoca, yeni Araştırma Görevlisi olmuş. Valla benim gördüğüm kadarıyla süper birisine benziyor ama tabi şu andan kesin konuşmak istemiyorum. Ama yanılmayacağım gibi geliyor, neyse.

Abi her şey güzel başladı aslında.  Ama ne zaman ki quiz kağıdı geldi önüme, aha dedim Mesut bittiğin andır. Hakikaten de 3 sorundan sadece 1 tanesini ki “What is  heavy metal? Give four examples” gibisinden bir soruydu, yaptım verdim. Moralim haliyle öpüştü yerlerle. Sonra deneye başladık. Lan ne güzel; tarttık,  ölçtük, biçtik koyduk materyali fırına. Şimdi deneyin ne deneyi olduğundan falan bahsetmeyeceğim. Neyse, abi sen tak! Elektrik kesil… Ee, hocam ne olacak falan, hocamız dedi ki, sabah yapan grubun numunelerini inceleyin artık. Biz tuttuk tüm tüpleri yıkadık. Hoca yanımıza geldi ve “bir buçuk saat sonra gider, inceleriz makinede” dedi. Tam o esnada elektrik geldi.  Biz de dedik hocam madem vaktimiz var, hazırlayalım yeniden. Neyse abi, başladık hazırlamaya. Fırına koyduk. 15 dakika 175 C’de pişirdik 🙂 Neyse, 5 dakikalık bir soğuma süresi başladı. Lan fırının ekranında şöyle yazdı: “Press Any Key!” Şimdi ben dedim lan bak 2 dakikadır soğuyor hala 175 derece. Bence bir herhangi bir tuşa basalım abi. Neyse biraz daha geçti 1 dakika kaldı, ben dayanamadım “5” numaralı tuşa bastım. Lan alet durdu! Tabi bizim grupta bir bağrışma bir çağrışma. Lan n’oluyo be 🙂 Görsen okurum, laboratuvarda asistanlar dahil herkes bana böyle nasıl bakıyor! Hele bir de yan gruptan laf maf söylediler acayip canım sıkıldı. Neyse, hocayı çağırdık. Hafif fırça attı bize. Sonra durdurdu falan. Tüpleri aldık içinden. Bekledik saat 17:00’de bitmesi gereken laboratuvardan 17:43’te çıktık. Geberdim yorgunluktan. Hele hele bu deneyin raporunu düşündükçe…