Tag Archives: Mahalli Çevre Kurulu

Hastalandım, Orta Dünya’ya Veda

randmillAşağı yukarı geçen hafta perşembe gününden beri hastayım. Özellikle haftasonu çok daha ciddiydi durumum. Terlere battım çıktım. Haliyle bu durum beni herşeyden alıkoydu. Neyse ki Merve ve annem sayesinde iyileştim. Gerçi boğazımda halen yutkundukça acı veren bir kitle var. Antibiyotikle bunu da muhtemelen bu haftasonuna kadar temizlerim.

Önceki gün Bilecik’te İlkan Abi‘nin aile hekmine gittim sağlık ocağına. Doktor boğazıma baktı ve “Ooovv bu son zamanlarda gördüğüm en kötü boğaz, çok kötü iltihap kaplamış” dedi. Sonra ateşimi de ölçtü. Şaşkınlıkla “olum senin ateşin de var, sen hastasın” dedi. 1000 mg’lık Klamoks antibiyotik yazdı. Bu ilacı 8 gün boyunca 12 saat arayla kullanmak gerekiyormuş.

Bu hafta işler epey yoğun. Bugün Mahalli Çevre Kurulu toplantısı vardı mesela Valilik’te. Onunla uğraşıyordum günlerdir. Bugün sabahtan itibaren de içine gömülmüş durumdaydım. Neyse ki öğlen saat 14.00’de toplantı başladı ve saat 15.30 civarında bitti ve kurtuldum. Güzel gitti herşey. Ancak tabiki önümüzdeki yıl “Temiz Hava Eylem Planı” hazırlayacağımız için sevincim çok da uzun sürmedi. Yıl bitiyor, hemen her sektörde olduğu gibi bizde de işler yoğun.

Dün gece, üniversite 1. sınıftan beri beklediğimiz film serisi, The Hobbit‘in son kısmı “The Battle of the Five ArmiesBeş Ordunun Savaşı“nı izlemeye gittik. Üç yıllık bir macera da (filmi IMDB’de gördüğümüz andan itibaren beklediğimiz süreyi de sayarsak aşağı yukarı 7 sene olmuş) böylece bitti. Bakalım Peter Jackson‘ın bir sonraki J.R.R. Tolkien uyarlaması ne olacak? Ya da olacak mı? The Hobbit’in ilk iki bölümünü topluca izlemiştik. Bu bölümü de vizyona girmesinden ancak bir hafta sonra birlikte izleyebildik. Her birimiz topluca gideceğimizi bildiği ve ortak bir gün belirleyebilmek epey zor olduğu için birazcık geç oldu ama temiz oldu.

Orta Dünya’ya Veda” diye yazdım başlıkta. Evet, uzun bir süre Orta Dünya hakkında yapılmış yeni bir film olmayacak gibi duruyor. Peter Jackson, her ne kadar The Hobbit’te b.kunda boncuk bulmuşsa da diğer Tolkien kitapları için bunu yapamayacaktır. Hobbit gibi tek ciltlik bir romandan üçer saatlik üç film çıkarmak için kitapta yeri olmayan epey bir takım kurgular eklemiş. Serinin son filmini de getirmiş Yüzüklerin Efendisi‘nin ilk filmine bağlayıp bitirmiş. Benim aklıma hemen Star Wars serisi geldi böyle olunca 🙂 Filmi bu kadar uzun tutup, bu kadar eklemeler yapıp da şöyle efsane bir cenaze töreni eklememiş mesela. Şüphesiz ki filmin en keyifli anları ikinci yarıdan itibaren başlayan ve filmin sonuna dek süren aralıksız savaş sahneleri. İlk defa bir cüce ordusu görmüş olduk böylece. Ancak o yetenekli cüceleri daha çok takım taklavat, techizatla görmeyi yeğlerdim. Oysa gördüğümüz başlarında bir domuzu binek olarak kullanan kralları ve bir cüce ordusu oldu. Tavsiyem şu ki bu filmi muhakkak sinemada izleyin. Olur da Peter Jackson bir daha film yapmazsa Orta Dünya hakkında yapılmış son filmi sinemada izledim diyebilirsiniz.

Eve aldığım LG marka televizyonun yanında verdikleri 3D gözlükleri de sinemada kullanabildiğimi farkettim. Demek ki 3D teknolojisi olarak aynı teknoloji. Aynı şekilde filme girerken ilave 2 TL karşılığında aldığınız gözlükle de LG televizyonun 3D gösterimlerini izleyebiliyoruz. Demek ki yeni televizyon alacaklar 2 adet gözlük hediye bilmem ne ekstralarına kanmasınlar. 2 liralık gözlük.

Son olarak, geçen gün yıllar önce Volkan‘ın evinde dinleyip bilinçaltıma kazıdığım şu şarkıyı yeniden hatırladım (yine Volkan’ın sayesinde). Birkaç gündür dinliyorum.

Fevzi Hoca İle ÇED Dersi – 2 –

Bu hafta tahminimce son defa yazıyorum. Zira notlarım uzun oluyor. O yüzden yazması epey zaman alıyor açıkçası sevgili okur. Ama eğer özellikle isterseniz yorumlarda diğer notları tarayıp koyabilirim her hafta. Size kalmış.

Biz Fevzi Hoca‘ya, hoca da bize alıştıkça dersin de gidişatı yavaştan belli olmaya başladı. Çalıştığı uzun yıllar boyunca edindiği deneyimin boyutları ciddi anlamda belli oluyor. Ders esnasında çok kereler kendi kurumunu da eleştirmesi, olaylara gayet açık yorumlar getirmesi bakımından gayet ilgi çekici bir biçimde ilerlediğimizi söyleyebilirim derste. Hocanın anlattıklarından tuttuğum notları buraya yazıyorum. Umarım bir şekilde birilerinin de işine yarar.

:: ÇED, yaklaşık 10 sene kadar kanunda yer almasına rağmen işletilememiş. Çünkü o zamanlar ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik şartlar buna elverişli değilmiş.

:: Çevre olaylarının farkına varılması açısından ülkemiz için milat 1986 yılındaki AB üyelik başvurusudur.

:: Resmi Gazete’yi çıkaran başlı başına bir Genel Müdürlük varmış. Kanunlar ve Prensipler Genel Müdürlüğü.

:: “Demokrasiyle yönetiliyorsak, siyasi iktidarın kanun ve yönetmeliklere kendi damgasını vurması kaçınılmazmış, hakkıymış o iktidarın.”

:: ÇED bir taahhütler manzumesidir.

:: 2002 ile 2003 yıllarında çok kısa aralıklarla ÇED yönetmeliğinin değişmesinin sebebi iktidarın değişmesidir.

:: Kütahya Atıksu Arıtma Tesisi 1993 yılında açılabilmiş de Eskişehir’e Porsuk Barajı‘ndan su verilebilmiş. Ondan önce kuyulardan su çekiyormuş Eskişehirliler.

:: Mahalli Çevre Kurulu, vali ve ildeki tüm müdürlerin katılımıyla toplanır. Burada kurulun eskiden ne kadar işevsiz olduğuna yönelik çok iyi bir eleştiri getirdi hoca. Alper‘le çok beğendik.

:: İnsan sağlığı ön planda olduğu için ve ülkemizin ekonomik durumu ekonomik olarak iyi olduğu için ithal kömür kullanıyormuşuz. Bizim ülkedeki kaynakların büyük bölümü kalitesiz. Mesela en kötüsü de Kütahya Seyitömer linyiti. Çok dandik bir kömür olup kalorisi 1800’müş.

:: 2008’de Fevzi Hoca bir tebliğ çıkarmış. Buna göre ister ilgili yönetmeliğin EK I’ine dahil olsun, ister EK II’sine dahil olsun, tüm ÇED dosyaları ÇED Yeterlilik Belgesi‘ne sahip firmalarca hazırlanmalıdır. Bu da bizim için iyi olmuş, bir milat olmuş.

:: Çevre Danışmanlığı sektörü çok büyüyecek sevgili okur. Kafkas ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri arasında çok önemli bir konuda olacak Türkiye.

:: 1993’te ÇED Yönetmeliği çıkarken bir muafiyet tanınmış: Yatırım programına giren faaliyetler için ÇED aranmaz diye. Bu hüküm 24 Ocak 2011’de ÇMO‘nun açtığı dava sonucu iptal edilmiş.

:: 1997’de ÇED Yönetmeliği’nden “Hassas Yöreler” eki çıkarılmıştır.

:: ÇED’in en kabaca olarak düşünüldüğünde baktığı hususlar “yer seçimi” ve “teknoloji alternatifleri“dir.

:: “Allah düşmanımı ÇED’im eline düşürmesin.” Kemal Unakıtan

:: “ÇED Gereklidir” ya da “ÇED Gerekli Değildir” terimleri ilk defa 2002 yılındaki ÇED Yönetmeliği’nde ortaya konmuştur.

:: 2008 yılında yönetmelikte yapılan revizyonla HES’ler için 10 MW’lık sınır değer 0.5 MW’a indirilmiş. ( Bu sınırın ne için olduğunu unuttum.) Bu noktada hoca, gayet açık ve takdire layık bir biçimde müteahitlerin bu kadar canavarlaşabileceğini tahmin edemedik itirafını yaptı. Helal olsun dedim.

:: Kadim Su Hakları: Geçmişe dayalı su haklarıdır. Şöyleki kullanma ve ziraat için gerekli olan su miktarıdır. Bu arada Türkiye’de yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının tümünün sahibi kanunla DSİ‘dir.

:: Can Suyu: Çevresel debi demektir. Mevsime göre değişmekle birlikte 10-20% arasında değişmektedir. Ekosistemin varlığını sürdürebilmesi için gerekli su miktarıdır. Şu linkte bu konuyla ilgili çok güzel açıklamalar yapmışlar. Okuyun kesin çevre mühendisleri.

:: Feyezan Mevsimi: Akarsularda ani debi artışına sebep olan olayların gerçekleştiği dönemlerdir.

:: Tennant Metodu: Hidrobiyolojik yaşamın devamı için bırakılması gereken su miktarının tespitinde kullanılır.

:: 2002’de ÇED Yönetmeliği daha çevre korumacı bir yapıda iken, 2003 yönetmeliği yatırımcıya karşı daha bir yumuşatılmış.

:: “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu“, 2003 yönetmeliği ile oluşturulmuştur.