Tag Archives: mahmut

Efendi ile Arpej Yapım ve İstanbul Macerası

arpej002Böyle maceralar, sonradan anlatınca daha keyifli oluyor sevgili okur. Geçen haftalarda şipşak bir İstanbul maceramız olmuştu. Kısa ama çok önemli bir ziyaretti bu İstanbul’a. 2018 yılına çok iyi bir başlangıç yapan Efendi, yılın en önemli gelişmesinin hemen öncesinde İstanbul’da Arpej Yapım‘la anlaşmaya vardı. Biz de hep birlikte bu anlaşma için görüşmek üzere bir cumartesi sabahı erkenden yola çıktık.

ARPEJ-yeni-logo.pngTıpkı bir önceki Ankara konseri gibi, bu sefer de erken gitmek üzere sözleştik ve yine belirlediğimiz saatten daha geç ama yine de erken sayılabilecek bir saatte Alper‘in arabasıyla yola çıktık. Kim kimdik peki? Aykut, Utku, Alper ve ben. Yol boyunca Aykut’un grubun imajına uygun takım elbisesini konuştuk ve yeni albüm için kaydedilen parçaları dinledik. Güzel, sorunsuz ve sakin bir yolculuktan sonra saat 11.00 civarında Beşiktaş‘a ulaşmıştık bile! Görüşme saat 13.00 civarında olacaktı ancak hem yolların bomboş olması, hem de Arpej Yapım’ın ofisinin köprüye çok yakın olması sebebiyle erken gelmiş olduk. Aracı park edip ofise geçtik.

Kısa bir süre bekledikten sonra, Efendi’nin menajeri Özcan Abi sayesinde iletişim kurduğumuz firma yetkilisi Özlem Hanım‘la buluştuk. Yaklaşık bir saatlik görüşmede neler oldu anlatamayacağım tabi ki. Görüşme esnasında Umut Kuzey de bize katıldı. Bilmeyenler için Umut Kuzey, Arpej Yapım’ın da sahibidir. Olumlu geçen görüşmenin ardından yakında bulunan bir mekanda kahvaltı ettik. Bir hafta önce Ankara’da teyit ettiğimiz şeyi, bu sefer burada, İstanbul’da da teyit ettik ki “Kahvaltı Eskişehir’de yapılır.

arpej006

Kahvaltının sonlarına doğru kim geldi dersiniz? Mahmut! Efendi’nin gitaristi. Neredeyse iki yıldır görüşemiyorduk. Mahmut da geldikten sonra yeniden Arpej Yapım’a gittik ve burada grup, firmayla anlaştı. Umut Kuzey’le birlikte şu yukarıdaki zafer pozunu verdik. En az Efendi’nin üyeleri kadar sevinçliyim ben de. Zira Arpej Yapım’ın promosyon, reklam, tanıtım çalışmalarını önceden beri görüp imreniyordum.

arpej008

Anlaşma faslı mutlu şekilde sonlandıktan sonra, Beşiktaş’ta olduğumuz ve vapur iskelesi yakın olduğu için tüm grubu vapura binip karşıya, Kadıköy‘e geçmek için ikna ettim. Hemen de ikna oldular sağ olsunlar. Bu esnada Cihan da bizimle buluşmak için geliyordu, onu da iskeleye yönelttim. İskeleye ulaştık ve Cihan’la buluştuk. Bir süre bekledikten sonra vapura bindik ve ver elini Kadıköy. Peki neden Kadıköy? Çünkü Hammer Müzik orada.

arpej004

Hammer Müzik’te dostlarla.

Rıhtımdan Akmar Pasajı‘na ve orada da Hammer Müzik’e ulaşmamız 10 dakika sürmedi bile. Öyle bir hızla daldım dükkana. Lan kimi göreyim? Yaşru vokalisti, çok da sevdiğim insan Berk Öner! Yaşru’nun son albümü Ant Kadehi‘ni teslim etmek üzere o da Hammer Müzik’e gelmiş. Ben de hazır gelmişken alacaklarımın arasına Ant Kadehi’ni de ekleyebildim böylece. Hem de imzalı. Neler aldım peki? Deftones‘un White Pony albümünü plak formatında aldım nihayet. Bloodbath‘in Nighmares Made Flesh isimli muhteşem albümünü aldım. İkinci el olarak Duman’ın ve Hayko Cepkin’in albümlerini aldım. Enis Abi, alışverişin üzerine bir  de zeytinyağlı dolma ikram etti. Gamze ismindeki arkadaşımız yapmış ellerine sağlık.

arpej005

arpej007Hammer’da işimiz bittikten sonra yemek yedik. Mahmut’la da vedalaştık ve tekrar iskeleye geldik Beşiktaş’a dönmek için. Dönüş yolculuğu daha keyifliydi nedense. İndikten sonra bir taksiye atladık ve sabahtan arabayı park ettiğimiz yere kadar kısa yollardan, kestirmelerden gelebildik. Bu noktada, alışılanın aksine bir profil çizen taksiciyi kutluyorum. Arabanın yanına gelince de Cihan’la vedalaştık ve yola çıktık.

arpej003

Her şeyin bir şeyi var tabi. Benim ısrarımla plana eklenen bu Hammer Müzik macerası sebebiyle akşam trafiğine takıldık. Üstelik Utku da birazcık rahatsızlanınca epey vicdan yaptım 😦 Her neyse, dönüş yolculuğumuzda da bir sıkıntı, kaza, bela yaşamadık ve saat 23.00 sularında Eskişehir’e ulaştık.

Süper hızlı ve çok eğlenceli bir İstanbul macerasıydı bu. Efendi açısından çok önemli bir eşikti. Arkadaşlığımız dostluğumuz açısından en keyifli anlardan birisiydi. Başta söylediğimi sonda söyleyerek bitiyorum yazıyı. 2018, Efendi için çok iyi bir yıl olacak sevgili okur. Takipte kalmalısın 🙂

Reklamlar

Efendi’yle Roxy Müzik Günleri Macerası!

roxyŞu yazımda Efendi‘nin bu yıl düzenlenen 19. Roxy Müzik Günleri‘nde finale kaldığını ve 18 Mart günü final performansını sergilemek üzere İstanbul Roxy‘de sahneye çıkacağını yazmıştım.

Birkaç gün öncesinden plan yapıp geçtiğimiz pazar günü Eskişehir Otogarı‘ında buluştuk. Taksi tutmak yerine Alper‘in arabasıyla otogara gittik. İki günlük otopark parası, vereceğimiz taksi parasına eşitti çünkü. Otogar’da saat 14.00’e doğru buluştuk. Epey kalabalık bir gruptuk doğrusu: Alper, Utku, Ersan, Mahmut, Yağmur, Narin, Emre, Serbay, Merve ve ben. Otobüsün arka tarafı bize tahsis edilmişti sanki. İstanbul’a kadar güzel bir yolculuk oldu. Herhangi bir sıkıntı çıkmadı.

Otobüs akşam 20.00 civarında Alibeyköy Cep Otogarı‘na girdi. Biz buradan teyzeme geçtik. Grubun geri kalanı ise Taksim‘e gitmek üzere servis aracını beklemeye başladılar. Teyzemlere en son 4 Şubat 2014’te, askere gitmeden önceki gün gitmiştim. Hatta askere de teyzem ve Cihan tarafından az önce indiğimiz otogardan uğurlanmıştım. Şimdi aynı eve, bir yıldan daha uzun bir süre sonra gidiyorum ve bu sefer asker olan Cihan.

Ertesi sabah saat 11.00’e doğru gidip bir yerlerden İstanbul Kart bulup aldık. Bununla Alibeyköy’den binip Taksim Meydanı‘na ulaştık. İstiklal Caddesi‘ni devam edip Tünel‘e geçtik. Burada kendime bir Irish Flute aldım. Hatıra olsun dedim. Az sonra, Galata Kulesi’nin karşısında bulunan Lavazza isimli mekanda Efendi’nin yanına dahil olmuştuk. Önceki gün bizimle gelmeyen Aykut ve abisi Burak ile Caner de oradaydı. Burada biraz oyalanıp yarışmanın yapılacağı Roxy isimli mekana gitmek üzere yola çıktık. Ama ne yürüdük! Arkadaş ne yürüdük anlatamam! Kana tere batmış bir şekilde mekanın kapısına yığıldık hepimiz. Burada nihayet tüm ekip toplanabildik. Soundcheck için epey zaman varmış. Biraz kapı önünde lafladıktan sonra nihayet Efendi soundcheck için içeri girdi. Biz de bir kenardan sızıp mekana daldık.

roxy05Soundcheck devam ederken en son geçen sene Temmuz ayında gördüğüm asker arkadaşlarım, biricik kardeşlerim Selçuk ve Atilla çıkageldiler. Askerden sonra da görüşmeyi sürdürdüğüm bu adamlarla aylar sonra buluşmak paha biçilmezdi. Karnımız çok aç olduğu için Merve’yle ben kısa süreliğine bu ikiliden ayrılıp karnımızı doyurduk ve sonrasında Selçuk’un bir arkadaşının çalıştığı, arka sokaklardaki bir mekanda tekrar buluştuk. Birkaç saat sürecek mükemmel bir muhabbete böylece başlamış olduk. Selçuk, şu ve şu yazılarımda bahsettiğim kitapların yazarı. Atilla ise turizm sektöründe çalışıyor. Her ikisiyle de askerde çok fazla şey paylaştım. Asker sonrasında da iletişimimiz hiç kopmadı. Muhabbetimiz askerlikten çok, mevcut hayatlarımızı konuştuk. Atilla’nın o muhteşem maceralarını, Selçuk’un ciddi kararlarını dinledim. Onlar da benim seviyeli muhabbetimden keyif almışlardır kanımca 🙂 Muhabbet devam ederken Umur aradı ve yolda olduğunu söyledi. Ama Selçuk’a gelen bir telefonla aylar sonraki ilk buluşmamız sona erdi. Kardeşlerimle kucaklaştık ve ayrıldık.

roxy06Tekrar Tünel’e doğru yöneldim Umur’la buluşmak için. Ancak şansıma HDP mitingi vardı ve yol tıkanmıştı. Bunu tarif edebilecek sözcük kesinlikle buydu: tıkanmıştı. Hiç bilmediğim bu İstanbul’da bir ara sokağa saptım. Aylar önce İlkan Abi’den gördüğüm taktikle yolu bulmaya çalıştım ve bingo! Tam da mitingin bittiği noktada, kalabalığın arkasında tekrardan İstiklal Caddesi’ne çıktım. Umur’u Galata Kulesi’nin altında buldum. Birkaç önce görüşmemize rağmen sanki hiç görüşmemiş gibi kucaklaştık Umur’la. Yakın zamanda nişanlanacağı için sohbetimizin başlarında hep bu mevzulardan bahsettik. Sonra Umur’un beni kahkahalara boğan çıkışları eşliğinde can dostum Keyb ile buluşmak için Galatasaray Lisesi’nin önüne doğru yürüdük.

roxy08

Keyb, İstanbul’daki daimi plak tedarikçim, elinde Iron Maiden’ın Seventh Son Of The Seventh Son plağı ile bizi bekliyordu. Hızımızı kaybetmeden Roxy’e doğru yola çıktık. Sabah yürüdüğümüz o uzuuuun yolu bu sefer yürümedik. Çünkü öğle üzeri Selçuk ve Atilla’yla buluştuğumuzda bana kısa bir yol öğretmişlerdi. Beş dakikada mekanın önüne geldik. Burada tüm Efendi’yi sahneye çıkmak için bekler halde bulduk. Bizim çocuklar nasıl giyinmişlerdi bir görseniz. Gururla baktım lan hepsine. Mekanın önünde sadece biz değil, Koray Candemir, Harun Tekin, Aylim Aslım ve bir sürü tanınmış sima vardı. Mekanın ses düzeni ise hastası olduğumuz grup Dorian’ın vokalisti İlkin Kitapçı idi.

roxy04

İçeriye girmek üzere beklerken yolunu gözlediğimiz adamlardan ilki, Ahmet Ali Mert çıkageldi! Kardeşi Alper ve nişanlısı Petra da yanındaydı. En son düğünde görüşmüştük Ahmet’le. Sağolsun Efendi’ye destek için o da gelmişti. Tüm mekan dışarıdayken bir anda herkes içeri doluştu. Anlaşılan nihayet gece başlamıştı. Üç grup dinledik ve sıra Efendi’ye geldi. Bu esnada ilginç bir şey oldu. Mekanın kapısı açıldı. İçeriye bir sakal girdi. Neredeyse 3 senedir görmediğimiz dostumuz Erol’du bu. En öndeydik artık Erol’la birlikte. Diğer uçta ise Ahmet, Galaxy Note 4 ile 4K kalitesinde ve kesintisiz olarak performansı kaydetmeye başlamıştı.

roxy00

Yazının bu kısmında grupların sahne performanslarından bahsetmemi bekliyor olmalısınız. Ama yapmayacağım. İzlediğim gruplara dair elbette değerlendirmeler yaptım. Ancak şimdi bu yazıda ne yazarsam yazayım taraflı olacak. Düşüncelerim yanlış yorumlanacak. O yüzden grupların performanslarına ilişkin bir şey yazmıyorum. Buna bizim çocuklar da dahil. Ama çaldılar, çok güzel çaldılar valla 🙂

roxy03Efendi sahneden indiğinde, geceden beri ilk defa sahne önünde bu kadar çok kalabalık oluşmuştu. Alkışlar eşliğinde toparlanıp indiler. Sonra mekanın dışına çıktık. Kanat Atkaya’yı gördüm, tanıdım. Erol, elli tane daha adam tanıdı. Erol bunu hep yapar. Yalan yok, bir daha da içeri girmedik Erol’la. Mekanın önünde çöktük ve uzun, upuzun bir muhabbet başladı.

Belirtmeyi unuttum. Umur, ulaşım sıkıntısından dolayı Efendi’yi dinleyemeden mekandan ayrıldı. Efendi sahneden indikten sonra dışarıda Keyb yanında bir arkadaşla çıkageldi. Bu arkadaş, bizimkinin asteğmen olduğu yerde kısa dönemmiş. Ayak üstü biraz muhabbet ettik. Gayet kral bir elemana benziyordu. Keyb sağ olsun epey dil döktü gece ona gitmemiz için. Gitmedik, üzdük kardeşimi.

roxy02

Gece tüm performanslar bitti ve tüm bir ekip olarak yola düştük. Erol’la vedalaştık. Ahmet Ali bizimle kaldı. Bir süre Cihangir tarafında yürüdükten sonra güzel bir tepenin yamacına tırmandık. Burada nihayet midye yeme fırsatım oldu. Açlıktan öldüğümüz için hemen oradaki bir köfteciden önce beş sonra yedi sonra on bir tane köfte ekmek sipariş ettik. Güzel bir boğaz manzarası eşliğinde yemeğimizi yedik. Sonra Ahmet’le birlikte grubun diğer kalanından ayrıldık. Ahmet’in evi de Keyb gibi karşı taraftaydı. Buraya gitmek için harika bir yol varmış meğer: Taksim Meydanı’nın ilerisinden dolmuşlar kalkıyor ve 24 saat çalışıyorlar. Taksim Meydanı’nda Ahmet Ali’nin kardeşi Alper ve nişanlısı Petra ve arkadaşı Baran ile buluştuk. Hepimiz gittik ve bekleyen dolmuşlardan birine atladık. Dolmuşçu saatte 130 km hızla (ekmek çarpsın) bizi yaklaşık 20 dakikada karşıya geçirdi, Ahmetlerin mahalleye indik. Gece saat 3’e yaklaşıyordu ve yollar bomboştu. Ahmetlerde hiçbir şey yapmadık ve doğrudan uyuduk. Yorgunluktan kırılıyorduk hepimiz. Burada Ahmet ve Petra’nın müthiş misafirperverliğiyle ağırlandık. Her ikisine de teşekkür ederim. Hatta Petra için: Díky za vaši pohostinnost půvabné.

roxy01

Ertesi sabah da erkenden uyandık. Dün bindiğimiz dolmuşun bu sefer tersi istikametinde gidenine bindik. Ahmet sağ olsun durağa kadar bıraktı kardeşim. Sabah erken vakit olduğundan ve o gün resmi tatil olmasından dolayı yine trafik azdı ve bu sefer de yarım saatte karşıya geçtik. Dün bindiğimiz yerde, Meydanın yukarısında, dolmuştan indik. Kahvaltı yaptık. Önceki gün yarışmanın düzenlendiği yerde bir plakçı görmüştüm. Alperlerle buluşmamıza daha vardı. Biz de bu plakçıya gittik. Ancak kapalıydı. Geri dönerken yolda Efendi’yle karşılaştık ve hep birlikte tekrar İstiklal’e doğru yürüdük. Burada otobüse giden servis aracı kalkana kadar bir mekanda oturduk. Önceki gün hakkında değerlendirmeler yaptık. Saati geldiğinde servisin kalkacağı yazıhaneye gittik. Kısa süre sonra da servis geldi. Şaşılacak şey, 20 dakikada Alibeyköy Cep Otogarı’na geçtik. Otobüse bindik ve uyuduk! Cidden uyuduk. O kadar yorulmuştuk ki iki gündür… Bir ara gözlerimi açtım, otobüs İstanbul’dan çıkmak üzereydi. Sonra Sakarya Otogarı’na kadar yine uyudum. Ondan sonra da bir daha uyuyamadım. Eskişehir’e kadar birkaç film izledim. Saat 20.00’ye doğru Eskişehir Otogarı’na ulaştık ve iki günlük bu Roxy macerası bir süreliğine bitmiş oldu.

Yarışmaya katılan tüm gruplar. Tıklayın ve büyük halde görün.

Yarın (Cuma günü) yarışmanın sonuçları açıklanacak. Heyecanla bekliyor olacağız biz de. Merak etme sevgili okur, sen de sonuçları herkes önce buradan öğreneceksin. Bol şanslar EFENDİ!

NOT: Yakın zamanda grubun videolarını ekleyeceğim. Birkaç gün sonra yazıyı yine kontrol edin 🙂