Tag Archives: Mamak

Proofhead Ankara Konservatuvar Düğün Salonları’nda!

Geçtiğimiz pazar günü Ankara‘da halamın oğlu Yavuz abimin düğünü vardı sevgili okur. Uzun yıllar birlikte olduğu sevgilisi Yasemin ile nihayet “dünya evine” giriyorlardı. Tabii bu mutlu günlerinde ben de onları yalnız bırakamazdım.

Pazar sabahı erkenden halamların evinin önüne geldik babam, Ahmet amcam, Kurban amca ve Mert ile. Mert, Yavuz abimin amcasının oğlu olur bu arada. Kendisi Konya’da Çevre Mühendisliği Bölümü okuyacak bir meslektaş adayımız. Her neyse, biz bu kadro ile bir gece önce halamların evinde değil de, Mertler de kaldığımız için sabah da kalkıp erkenden düğün evine geçtik. Yavuz abi, kardeşi Oğuz, Mert, büyük amcaları ve ben önce kalkıp gelin arabası süsletmeye gittik.

Gelin arabası süsleme işi kadar saçma ve bedava para kazanılan bir iş daha görmedim ben sevgili okur. Biz gerçi para vermedik, zira araba süsleme parası, Yavuz abinin ödediği 7 bin liralık düğün paketinin içerisindeymiş. Bu pakete ayrıca düğün fotoğrafları, gelin damat albümü de ilaveymiş. Gerçi düğün esnasında çekilen fotoğrafları çerçevesizler 10 TL, çerçeveliler 20 TL olmak üzere gayet fahiş fiyatlardan sattılar, o nasıl oldu bilmiyorum bak.

Neyse, arabayı süsletip önceki gün giremediğim eve, halamların evine nihayet girdim. Uzun süredir göremediğim bir cümle akrabayı gördükten sonra gelini almak için yaklaşık 45 km uzaklıktaki Çubuk ilçesine gideceğimizi öğrendim. Senede bir gün, o da düğünde falan giydiğim takım elbisemi giydim yine.

O davulcu!

Ondan sonra toplamda beş araba kalktık yola çıktık Çubuk’a doğru. Ben, Ahmet amcamla birlikte Mertlerin arabasına bindim. O sıcakta takım elbise yaktı kavurdu bizi ne yalan söyliyim. Düğün evi beklediğimden biraz daha sönüktü. Bir davulcu ve zurnacı tutmuşlar. Davul zurna ile karşılandık. Davulcu da zurnacı da Ankaralı olduğundan bizim Kars havalarını çalmalarını beklemedik, onlar da çalmadılar zaten. Gelin nihayet kapıda göründüğünde bir alkış koptu. Arabaya bindiler. Klasik gelin arabasını bilirsiniz. Arka koltukta gelin damat ve bir yancı, ön tarafta şoför ve bir – bazen iki – yancı, doluşur giderler. Ama bu sefer öyle olmadı. Arabaya sadece Yavuz abim ve Yasemin bindiler.

Buradan yine Çubuk’un içinde yer alan kuaföre gittik. Gelini buraya bıraktıktan sonra biz yine aynı ekiple 5 araba olarak Ankara’ya, Mamak‘a döndük. Acayip bir sohbet faslı başladı. Zaten babamlar ne zaman buluşsalar hepsi birbirinden komik geçmiş hikayeler anlatılır. Bizlerin de gülmekten karınlarımız ağrır. Yemek falan da yedikten sonra bu sefer yine gelini kuaförden alıp önce fotoğraf çekimine Dikmen Vadisi‘ne, sonra da düğün salonuna götürmek üzere bu sefer Yavuz abim, büyük amcası ve ben yola çıktık yine Çubuk’a doğru. Hemen ardımızdan bir araba ile de Atilla abi, Mert ve fotoğrafçı geldiler. Yine epey bir yol gittikten sonra Çubuk’a vardık. Bu yolculuklarımızda daha önce görmediğim bir teröre şahit oldum sevgili okur: Gelin arabası önü kesme terörü. Lan çoluğun çocuğun korkusu yok! Arabanın önüne, sağına soluna, sileceğine atlıyorlar, manyak gibi camları yumrukluyorlardı. Üstelik düğün sezonu ve hafta sonu olduğu için neredeyse her trafik ışığında bir çete vardı. Bakın çete diyorum, durum o kadar ciddiydi yani.

Çekime hazırlanırken

Neyse, gelini Çubuk’tan alıp bu sefer fotoğraf çektirmek için Dikmen Vadisi denen o süper yere doğru yola çıktık. Lan ne güzel mekanmış! Son günlerin en moda düğün fotoğrafı çektirme mekanıymış üstelik onu öğrendik. Bizden hariç en az 6 tane daha yeni çift fotoğraf çektiriyorlardı. Çimlerde yatan, fıskiyeye bakan, havaya atlayan, merdivende oturan… Buradaki işimiz de yaklaşık 1 saat sürdü. Saat 19.30’da başlayacak düğüne geç kalmamız söz konusu olabilirdi artık. Yola iki araç olarak yine devam ettik. Ben öndeki araçta Atilla abi ve Seyfettin amca ile birlikteydim.

Bahsettiğim mahalle

Yolda giderken ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum, diğer arabadan Yavuz abi aradı ve dedesinin de elini öpmek istediklerini söyledi. Biz tamam dedik ama dedenin oturduğu ev, Ankara’nın en kötü yerindeydi. Ulucanlar Cezaevi ile Ankara Kalesi arasındaki mahallede oturuyorlardı. Bu mahalleye çekine çekine gittik. Zira az önce bahsettiğim gelin arabası teröristlerinin kaynağı zaten bu mahalleymiş 🙂 Arabayı sessizce mahalleye soktuk. Cezaevinin duvarlarının yanına yanaştık. Gelin ve damat dedelerinin evine doğru giderken Mert’le ben de ürkek bakışlarla arabanın yanında bekledik. Bir süre sonra geri döndüklerinde hemen tam gaz Ankara trafiğine daldık. Burada da yine yer yer tacizlere uğrayıp nihayet düğün salonuna ulaşabildik. Derin bir oh çektikten sonra ben salona girdim. Bütün sülalem düğündeydi adeta. Yanımda babam da olduğundan benim tanımadığım onlarca insan, Aytekin’in oğlu diye benle de tanıştılar.

Ortalıkta dolaşan şöyle bir tosun vardı.

Düğün biraz da gecikmeyle saat 20.00’ye doğru başladı. Önce Ankara havaları çaldı epey bir süre. Sonra bizim halay havaları başladı. Burada da yine bizim halaylarla gaza gelen Ankaralıların “zılgıtları” ile şaşkına döndük. Kısa bir süre sonra sahneye bir hanım çıktı. Sima olarak acayip sevdiğim bir insana benzettim kendisini. Bu hanım da epey bir Ankara havası söyledi. Sonra türkülerle devam etti. Bu hanım sahneden indikten sonra pasta kesildi. Bir süre disko müziğine dönüldü. Mr. Saxobeat bile çaldılar! Galiba ondan sonra da takı töreni oldu.

Sahneye son çıkan eleman ise yine önce Ankara havaları ile başladı. “Performansı” esnasında aralarda söylediği komiklikler, şakalar ile seyirciyi kendisinde tutmayı daima başardı. Birkaç parça Ankara havası söyledikten sonra herif 180 derece döndü ve önce Azeri havalarıyla, ardından da bizim sözsüz

Böyle bir bakış yakaladım

Terekeme halaylarıyla adeta bayram havası estirdi. Düğün yeni başlıyordu sanki. Halayla süper hızla döndü. Sarhoşlar vardı ortamda bir iki tane. Onlarda epey dolandıktan sonra ortadan kayboldular. Pist 4 kuzenime kaldı. Bunlar da yine çılgınlar gibi halay çektiler, Azeri oynadılar. Lan hepsine helal olsun!

Ben Cansu Ferit

Düğün bittiğinde bir süre karışıklık oldu, kim nereye gidecek bilemedik falan, sonra yine aynı düzen kalktık Mamak’a Yavuz abinin yeni evine geldik. Gelini burada evine uğurladıktan sonra herkes uyuyacağı eve doğru yola çıktı. Biz de yine Mertler de kaldık.

Düğün güzeldi kısacası. Ömür boyu mutluluklar diliyorum Yavuz abime ve Yasemin’e 🙂