Tag Archives: Mehmet Akçay

Eskirock Metal Fest Vol. IV ‘ün Ardından

Pazar gününün yorgunluğunu üzerimden anca atabildim ve sanırım artık Pazartesi günü 222 Park‘ta gerçekleştirdiğimiz Eskirock Metal Fest. Vol. IV ile ilgili değerlendirme yazımı yazabilirim.

Pazartesi günü ilk iş olarak Merve‘yi tren garından aldık Volkan‘la. Onu evine bırakıp, bir süre önce sponsorumuz ROCKAMANIA tişörtlerinin yollamış olduğu hediye tişörtleri aldık. Daha sonra Halil‘i evinden almak üzere yola çıktık. Halil’i de alıp Karakedi Stüdyosu‘una gittik ses sistemini almak için.

Rockamania Tişörtleri

Bu esnada Togay‘la da konuştum. Bir önceki gece İstanbul’da sahne alıp sabah 07.00’de Eskişehir’e geldiği için tüm kafile yorgunluktan ölmek üzereydi. Dolayısı ile Togay’a iyice dinlendikten sonra gelmesini söyledik.

Ses sistemini mekana taşıdık. Daha sonra Alper ve Volkan, Togay’ın ve Ufuk‘un evinde geceyi geçiren misafirlerimizi almak üzere gittiler. Bu esnada ben de 222’de davulu kurdum. Tonmaister ile birlikte sistemi hazırladık. En baştan teşekkür edeyim, Mehmet Akçay‘ın zil sehpalarını ve twin pedalını kullandık konserde. Sağolsun yardımını esirgemedi.

Mekanı hazırladıktan sonra, artık beklemeye başlamıştık. Derken Mary Jane Hits grubundan arkadaşlar geldiler önce. Sonra İzmir ekibinin tamamı geldi. Uzun süredir görmediğim Hande ile hasret giderdik 🙂 Sonradan Tayfun falan da geldi.

Bu konserin süprizi In Flames Tribute grubu olacaktı. Kimseye duyurmadık ama bu grup aslında bizdik. Bu konserin bizim için özel bir anlamı olduğundan o gün sahneye çıkacak her grubun vokalistinden bizim için bir şarkı söylemesini rica ettik. Sağolsun onlar da kırmadılar. Ses kontrolleri In Flames Tribute ile yaptık. Herşey bittiğinde saat 18.30 civarındaydı ve biz de beklemeye başladık.

Kapı açıldı. İlk etapta gelen seyirci sayısı saatin erken olması sebebiyle biraz az oldu. Ancak bu sayı konserin sonlarına doğru artacak hatta son grup sahnedeyken dahi bilet alıp giriş yapan katılımcılar olacaktı.

İlk grup olarak sahneye duyurduğumuzdan 20 dakika daha geç çıktık. Bu erteleme konser sonuna yaklaşık 45 dakika olarak etki etti. Sahneye çıktık. Beş şarkı çalacaktık. Her biri de In Flames’in en bilinen parçalarıydı. Dediğim gibi diğer gruplardan farklı olarak sadece bu konser için kurulan bir grup olduğumuz için, hatta grup bile olmadığımız için eğlenceye odaklandık. İlk önce maskelerle çıkalım dedik, sonradan vazgeçtik. Neyse sahneye çıktık ve Lamb Of God Tribute grubunun vokali Türker bize eşlik etti ilk şarkıda: Dead Eternity. Türker’den sonra sahneye The Trusted‘tan Tayfun ve Fire and Forget‘ten Hande çıktı. Gyroscope‘u çaldık bu sefer de 🙂 İşin ilginç tarafı o gün Türker hariç hiçbir vokalle konser öncesinde çalışamamıştık başka şehirde olduklarından. Biz albüm versiyonları çaldığımız için sorun olmadı vokallere de. Gyroscope bittikten sonra sıra Episode 666‘ya geldi ki çaldıklarımız içinde en sevdiğim parça da buydu sevgili okur. Bu parçayı da ağırlıklı olarak Tayfun söyledi Hande ile birlikte. Episode’dan sonra da son parçamız olan Only For The Weak‘e geldi sıra. Yağızhan’ın en sevdiği parça buydu. Bu parçayı da Mary Jane Hits’in vokali ile birlikte söyledik. Yağız’a bakamadım ama Togay’ın çılgınlar gibi kafa salladığını gördüm, acayip gaza geldim oturduğum yerde sevgili okur. Son parça bittikten sonra İzmirliler “Göztepe Göztepe” diye bir sevinç gösterisinde bulundular 🙂

Black Omen

Bizden sonra sıra Black Omen‘a gelmişti. Çıkmak üzere olan bir albüm, bir demo ve iki bandrollü albüm ile diskografisi ve kalitesi gayet üst düzey bir gruptur Black Omen. Melodik Black Metal yapan ülkemizin sayılı gruplarındandır. Black Omen sahnede hem önceki iki albümden hem de yeni albümden parçalar çaldı. Eskilerden olmazsa olmazlar Black Candle, Gate Of Darkness ve When The Sun Rises‘da sahne önündeydim. Ancak Loki‘yi çalmadılar üzüldüm epey. Tüm grup hem sahne kostümleri hem de performansları ile epey alkış topladı. Bu arada vokal Karahan Abi, tüm

Uçan Onur

Eskirock Metal Fest.’lerde sahneye çıkan ilk tek müzisyen olma sıfatını devam ettirdi 🙂 İlk konserde Garmadh‘la, ikinci konserde Truck‘la, üçüncü konserde yine Garmadh’la ve son konserde de Black Omen ile sahne aldı. Desteği için teşekkür ediyorum. Reha, Serkan ve Murat Teğmenim ile birlikte sahne önündeydik hep. Bu üç arkadaşıma da teşekkür ediyorum. Murat Teğmenim demişken, A’khulion‘un vokalisti Murat kardeşimiz askerden dönmüş ve ilk iş olarak da bizim konserimize gelmişti.

Reha, Serkan, Murat, Ben

Tolga ve Ben

Black Omen’dan sonra İzmirli dostlarımız The Trusted sahne aldı. Bu grupta Tayfun gitar çalıyordu aynı zaman da Fire and Forget’te de bass çalıyordu. In Flames’te de iki şarkı da vokal yapınca gecenin en çok sahnede kalan elemanı da Tayfun olmuş oldu 🙂 Grup İzmir’den gelmiş olmasına rağmen sahne önü boş değildi. İzmirlilerin de birbirine desteğini görmeliydin sevgili okur 🙂

Fire and Forget

Trusted’tan sonra canımız ciğerimiz, her bir üyesi kardeşimiz olan Fire and Forget‘imiz sahne aldı. Böylece topluluğumuz bünyesindeki her grubumuz da festivallerimizde ikişer defa sahne almış oldu. Fire and Forget’i koşuşturmacadan dolayı ancak performansının sonlarına doğru izleyebildim. Ama en sevdiğim iki şarkıları en sona kaldığı için de kaçırmamış oldum. Togaykardeşimle bakışarak kesişerek

Togay Çalıkoğlu

karşılıklı sevgi gösterilerinde bulunarak son şarkılarını da bitirdik ve sahneden indiler. Yağızhan‘ın ciddi biçimde gaza getirici olarak sallandığı bir performans oldu. Mehmet çok iyi çaldı. Togay’ın upuzun saçları yerleri falan süpürdü bir ara! Bence Fire and Forget, tarzında öncü gruplardan biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor sevgili okur. Bunu birkaç sene içerisinde göreceğimizden eminim.

Hair Metal!

Bu arada içerideki kalabalık da artmaya başlamıştı. Sahneye yine İzmir’den gelen Mary Jane Hits grubu çıktı. Groove metal yapan bu grubun Eskişehir’deki ilk konseriydi. O esnada dışarı da olduğumdan performanslarını izleyemedim. Ancak tepkiler gayet olumluydu.

Lamb Of God Tribute

Şimdi bu paragrafa da bir itiraf ile başlayayım. Konserin son grubu Lamb Of God Tribute’du. Bu gruptan beklentimiz vardı, vardı ancak şok edecek kadar değildi sevgili okur. Saat 00.10 civarında Lamb Of God Tribute sahneye çıktı ve dışarıdan içeri geldiğimde gözlerime inanamadım! İnsanlar sahne önünü tıka basa dolmuştu ve tüm salon gruba eşlik ediyordu! Olamazdı lan böyle birşey! Herkes poga yapıyordu, headbang yapanlar, bağırıp çağıranlar… Konserin süpriz grubuydu kısacası Lamb Of God Tribute. Kerem‘in gitaristliği, Yusuf‘un davulculuğu, Türker’in vokalleri ve diğer grup elemanları Cem ve Mert, Volkan’ı ve beni şaşırttı. Genelde son gruplara doğru katılımcı sayısı azalırdı

Lamb Of God Tribute - Yusuf

ancak bu konserde hiç de öyle olmadı. Lamb Of God’ı Erasmuslular da dahil yüzden fazla kişi sahne önünde izledi sevgili okur. Ve konser de bu gazla sona erdi.


Konser bittikten sonra Eskirock ekibi için bu sefer bambaşka bir uğraş başladı. Sahneyi toparladık. Hesabı kitabı yaptık, ödenecek ücretleri ödedik. Ödeyemediklerimizi vade yaptık 🙂 Sonra nakliye ile ekipmanları kiraladığımız yere götürüp bıraktık. Ve gece iki buçuk üç gibi kendimizi yorgun argın bir çekyata atıp uyuduk 🙂 Çok dramatik oldu.

Konsere gelip bizi destekleyen onlarca arkadaşımız var ama özellikle adını vermek istediğim şu insanlara teşekkür bir borçtur: Alper, Sercan, Merve, Ender, Bilge, Ufuk, Nil, Merve, Anıl, Özge, Anıl’ın kardeşi, Ergin, Yunus.

Bu konser sadece grupların müzikalitesi ile değil pek çok yönden benim için çok değerli bir konser oldu. Bir kere en yakın müzisyen dostlarımla aynı sahneye çıkabildim 🙂 Daha sonra çok sevdiğim insanlarla muhabbet etme fırsatı buldum. Murat Teğmen, Sertan Hocam, kardeşi Süheyl, Black Omen ekibi, Garmadh Serkan, Hande, Tayfun ve Emre Oduncu şimdi bir seferde hatırlayabildiklerim. Hatırlayamadıklarıma  da sevgiler.

Sponsorumuz Rockamania Tişörtleri

Bu konserimizde ilk defa bilboard çalışması yaptık. 10 metrekarelik bir bilboard astık. Ayrıca ilk defa bu konserimizde Eskirock Üye Kartı‘na büyük ilgi oldu. Tüm ilgi gösteren arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç biliriz.

O gece bize büyük destek veren Hz. Özgür Demirtaş‘a da en derin saygılarımızı iletiyorum.

Sahneye çıkan grupların profilleri:

NOT: Bu yazıyı önümüzdeki bir hafta içerisinde sürekli olarak güncellenecektir. Yeni videolar ve fotoğraflar eklenecektir. O yüzden ara ara kontrol etmen senin menfaatine olacaktır.

EKLEME 1: Evet, aradan bir hafta geçti ve yavaş yavaş materyaller gün ışığına çıktı. İlk olarak Hürriyet Eskişehir‘de çıkan haberimizi sunuyorum sevgili okur:

Metalle Sallandı

Fire and Forget – Good Morning Baghdat (Live):

In Flames Tribute Project Live:

KPSS Denemesi

KPSS'ye giren kızlar

Bugün bir KPSS denemesine girdim sevgili okur. Çok kötü geçti. Yani konu olarak çok eksiğim var, bir de süre sıkıntım var. Mesela 11 Vatandaşlık sorusundan sadece 4 tane yapabildim. Çok canım sıkıldı. Sonuçlarıma baktım, muhtemelen bir önceki denemede aldığıma yakın bir puan alacağım.

Kim bu Erol Kuru diyenler için (Erol Kuru, Mesut Kuru, Alper Kuru)

Deneme sınavından çıktım ve önce bir kahvaltı yaptık Mervelerde. Sonra da bizimkilerle buluştum Hera‘da. Diğer günlerden farklı olarak bugün bize süpersonik insan Erol Kuru da katıldı. Kendisini Bankamatik’de hiç parasının kalmadığını gördükten hemen sonra gördüm. Aldım yanıma Hera’ya getirdim. Bu arada Halil‘le Yunus birlikte eve çıkıyorlarmış. İş güç konuşup dağıldık.

Togay‘la birlikte 222 Park‘a uğrayıp küçük bir işi hallettik. Daha sonra da gidip Özbesin Market’ten marulla maydanoz aldım. Yarın evde kısır yapacağım sevgili okur. Marul maydanozdan sonra Volkan ve Mehmet Akçay‘la Kahve Dünyası‘nda buluştum. Bizimkilerden bir kadro yine buradaydı 🙂 Mehmet’le de sağolsun konuşup anlaştıktan sonra atladım dolmuşa eve geldim. Oh, bir rahatladım bir rahatladım ki sorma.

Yarın çok işlerim var. Dolayısı ile bu gece birkaç dizi izleyip yatacağım sevgili okur.

Kızıl saçlı kadınların %95'i güzeldir

Bu arada sırf yolda muhabbeti açıldı, aklıma geldi diye yazıyorum. Yeni doğmuş bir bebeğe insanları renklerle anlatmak istesem hangi renkleri seçerdim diye düşündüm. Kadınları kırmızı ile, çok güzel kadınları kızıl ile, erkekleri gri ile ve çocukları da beyaz ile anlatırdım herhalde. Yani bu renkleri seçerdim. Aklıma ilk gelenler bunlar oluyor. Kadın güzelliği nedense ben de kızıl ile kodlu. Çocuklar da beyaz.

Bugünün tek kârı Alper‘den hacıladığım silgi oldu bu arada. Bir de az önce Ergin‘in yolladığı şu harika şarkı var.

Eskirock Metal Fest Vol. III – Kısım 1

Uzun bir yazı olacağından iki kısım halinde yayınlayacağım.

Pazar günü saat 14.50’de tren garından Elif‘siz Sabhankra‘yı almamla başladı herşey. Ertesi günün gecesinde yine aynı mekanda süper bir şekilde bitecekti.

eskirockson

Ankaralı misafirlerimizin sahne alamaması sebebiyle konser afişimizin son hali bu oldu

Konserden bir gün önce Savaş Abi, Süha, Mehmet, Doğukan ve Mert olarak geldi Sabhankra. Birkaç gün önce de Çanakkaleli misafirlerimiz Blackmail gelmişti zaten. Savaş Abi’leri gardan alıp önce Barlar Sokağı‘nda Tugies‘e götürdüm. Burada daha kapının önündeyken Mert’in Estonya’dan mı nerden bir yerden getirdiği katalizör kod adlı icatla tanıştım. Bu icat size yemek borunuzun nereden geçtiğini gösteriyor. Çok acayip bir şey. Neyse, Tugies’den sonra Hera Cafe‘ye geçmek için hareket ettik ki günün süprizini yaptım gruba. Şu an askerde olan kardeşimiz Sabhankra basçısı Gürkan izin alıp gelmişti Uşak’tan. Grup ufak çaplı bir şok yaşadı 🙂 Gürkan’ı da yanımıza aldık Hera’ya geçip grubun enstrümanlarını bıraktık. Daha sonra acıkan ekibi müdavimi olduğumuz Yıldız Lokantası‘na götürdüm. Burayı “başarılı” bulduklarını söylediler 🙂 Yemekten sonra Hera’ya geri döndük. Hera’dayken Togay, Halil, Yunus, Volkan, Ender, Ufuk geldiler. Yağız da gelmiş yanlarında Sabhankra’yla bir alakası olmadığı halde anlayamadım. Allahalla?

Hera’da otururken gidip Süha’ya boğazı için bir pastil aldık. Bu esnada Mehmet çok yorgun olduğu için bizden ayrılıp akrabasının evine gitti. Hera’da tatlı tatlı vakit geçirirken Ankara’dan bir telefon geldi. Tuna Abi, Van Depremi‘nden ve şehitlerimizden dolayı sahneye çıkamayacaklarını ve albümlerini yayınlamayı da daha ileri bir tarihe ertelediklerini söyledi. Ancak bizim konseri erteleyebilmemiz mümkün değildi. Zira grupların yarısı zaten Eskişehir’deydi. Biz de şu şekilde düşündük, konseri ertelemek ya da iptal etmek yerine daha yararlı bir hale getirelim dedik. Böylece 222 Park ile de konuşup konserden elde edeceğimiz tüm geliri Van’daki depremzedelere bağışlamaya karar verdik. Ayrıca gruplarla da görüşüp merchandise standında satılan ürünlerin de gelirlerini bağışlamak konusunda anlaştık. Son olarak da yardım etmek isteyen herkese ulaşması için bir bağış kutusu oluşturmaya karar verdik.

Ankaralı misafirlerimiz sahneye çıkamayacağından geriye 4 grubumuz kalmıştı: Sabhankra, Baht, Garmadh ve Blackmail. Biz acilen 222 Park’a gittik Volkan, Togay ve Halil’le. Sabhankra’yı ve Hera’da kalan diğer dostlarımızı Barlar Sokağı’na çağırdık. Yine Tugies’te toplandık. Konserin yapılacağını garantiye aldıktan sonra sözleşmemizdeki ilgili maddeleri de düzeltip işin yardım konseri olduğunu da belgeye dökmüş olduk. Bu duyuruyu önce Tuna Abi sağolsun kendi profillerinden yaptı. Sonra biz de etkinlik sayfasından ve Eskirock profilinden duyurduk. Tuna Abi’ler sahneye çıkmayacağı için biletlerini iptal ettiğini söyleyen bir kaç kişi dışında Ankaralı 2 grubumuz da dahil herkes verdiğimiz kararı mantıklı buldu ve sağolsunlar bizi desteklediler. Aşağıda yaptığımız açıklama yer alıyor:

Ulkemizde son zamanlarda yasanan uzucu olaylar, tum milletimizi uzdugu gibi bizi de uzmus, moralimizi bozmustur.

Yarin yapilacak olan EskiRock Metal Fest. Vol.3. Etkinliginin gelirinin tamamini, merchandise standinda satilacak urunlerin gelirlerinin de tamamini depremzede vatandaslarimiza gonderme karari aldik. Ayni gece yardim etmek isteyen arkadaslarimiz icin de bir yardim kutusu olusturulacaktir. Bu sayede sizlerin de yapacagi yardimlar depremzedelerimize ulasacaktir.

EskiRock olarak bu konseri iptal etmek yerine bu sekilde bir yardim kampanyasina donusturmesi mantikli bulduk.

Konser kadrosunda ve siralamasinda bu sebepten dolayi olusabilecek degisiklikler daha sonra aciklanacaktir.

Tum milletimizin basi sagolsun.

Tugies’ten bir ara ayrılıp Sabhankra’yı hastası oldukları Donas‘ı yemeye götürdüm. Yine bunu da tekrardan “çok başarılı” buldular. O gece özel bir işim olduğu için saat 21.00 civarında Tugies’ten ayrıldım. Sabhankra da Togaylar’a geçti. İşimi halledip gece yarısına yakın bir saatte Togaylar’a geçtim bende. Tüm gece gülmekten karnımız ağrıdı. Gitarda perdenin ortasına nasıl basınca ne gibi sesler çıkar bunu denedik ağızla. Yağız gene şakalar yaptı. Türkiye’nin her yerinde metal konserleri nasıl yapılıyormuş bunu tartıştık. Süha gitar çaldı. Savaş abi şakalar yaptı. Gürkan kızdı 🙂

Gece Ufuklar’a geçtik Yağız ve Ender’le. Orada uyumuşum. Sabah erkenden kalkıp ayrıldım evden zira dersim vardı. Okula geldim. Okuldaki işleri yoluna koyup saat 13.00 gibi çarşıya indik Alper’le. Vakit geldiğinde ses sistemini Karakedi‘den alıp hep çalıştığımız nakliyeci abinin kamyona yükleyip 222’ye getirdik. Ben hemen kamyondan inip tren garına geldim. Zira dün Savaş abilerin geldiği trenle bugün de Elif ve Baht grubu gelecekti. Önce Elif’i gördüm. Sonra da Baht grubunu buldum. Grup halinde 222’ye doğru hareket etmeye başladık.

Baht grubunu bizzat ben davet etmiştim konsere. Bizimkiler de sağolsunlar beni kırmamışlardı. Müzikal anlamda cidden çok başarılı buluyorum kendilerini bilesiniz. Neyse, 222’ye geldiğimizde Togay’ın Sabhankra’yı getirmiş olduğunu gördüm. Böylece grubu tamamlamış olduk klavyeci de gelince. Baht bir süre sonra ayrıldı yanımızdan ve şehre geçtiler. Biz de soundcheck, sahne kurulumu falan bir sürü ıvır zıvır işle uğraşmaya başladık. Bu esnada bir takım sıkıntılar oldu. Jack eksikliği, zil sehpası eksikliği gibi. Sağolsun bizim Mehmet Akçay kendi sehpalarını getirince sıkıntı çözüldü. Blackmail grubu soundcheck almak için içeri  girince iyice acıkmış olduğumdan Sabhankra’yı da alıp yine Donas’a gittim. Karnımızı doyurup mekana döndük.

Mekan yavaş yavaş dolmaya başlıyordu. Bu esnada birkaç kişi biletini iptal ettirmek için geldi. İade ettik paralarını. Saat gelip en nihayet kapıları açtığımızda artık performansları beklemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı.

(devamı 2. kısımda olacaktır.)

AÜ Rock Konserleri Vol. I

Bundan tam bir hafta önceki bir yazıyı şimdi yayınlıyorum. Özür dilerin sevgili okur.

10 Nisan Pazar gecesi Sinema Anadolu’ya gelmeyen talihsiz insanlar için yazıyorum bu yazıyı. Daha yazının başında ben şahsen sahne alan gruplarımız Hope To Find, Floyd Trio ve Volkan Yırtıcı ve ekibine teşekkür ederim.

Bir konseri yorumlarken o organizasyonun ne tarafında bulunduğunuzun çok önemi varmış sevgili okur. Son iki organizasyonumuzdan sonra bunu anladım. Sadece izleyici olarak gelip biletini alıp bir konseri izlemek, arka planda yaşanan sorunlardan bihaber olarak sadece müziğe kilitlenerek o geceyi yaşamak işin en güzel ve kolay kısmı sevgili okur. Olması gereken de budur bence. Ancak bu konser yorumu yazısını bizzat o konserin organizasyonunda yer alan üç kişiden birinin ağzından dinleyeceksin şimdi. O üç kişinin diğer ikisi olan Volkan ve Sercan’a selamlarımı iletiyorum ayrıca.

Konser sabahı saat 11.00’de okula geldim sağanak yağmur altında. Kulüp odamızdan zil sehpalarını, zilleri ve kaşeleri alacaktık sözde. Volkan ve Sercan’da benim hemen ardımdan geldiler. Ancak pazar günü Öğrenci Merkezi kapalı olduğundan bu iş yalan oldu. Boşuna beklemiş olduk. Çok acıktığımızdan Volkan Pastanesi’ne gidip içinde peynir olmayan peynirli poğaça ile zeytinli poğaça yedik.

Pastaneden çıkıp Sinema Anadolu’ya giderken orada çalışan adamı da gördük birlikte sinemaya geçtik. Sistemi kurmaya başladık hemen. Davulda aksaklık hemen peydah oluverdi. Bir önceki organizasyonda davulun vidalarından birisi düşmüştü. Daha sonra bir şekilde bu sorunu çözdük. Bizi okulun güzel yanı her şeyin sapasağlam olması sevgili okur. Kablolar olsun, diğer bağlantı elemanları olsun bir çırpıda bağladık. Mehmet Akçay’ın davul zillerini getirmesin beklemeye başladık. Bu arada Hope To Find geldi salona. Onlardan bir yarım saat sonra da Volkan Yırtıcı ve ekibi geldi minibüsleriyle. Konuklarımızı yerleştirip sahnedeki ayarlamaları yapmaya devam ettik. Alper Abi’nin 85 tane

Volkan Yırtıcı

klavyesini yerleştirdik önce. Sonra gitar ve bass’ın tesisatını kurduk. Volkan Yırtıcı’nın birbirinden atarlı ekipmanlarını da sahneye dizdikten sonra hızlıca ses kontrollere başladık. Önce Hope To Find kontrollerini yaptı. Sonra Volkan Yırtıcı ve ekibi yaptılar. Bu ses kontrol süreci acayip sıkıntılı bir süreçmiş sevgili okur onu anlamış oldum. O gün teknik ekip olarak 5 kişi yardım etti bize. Tonmaister’ımız ses mühendisi olan bir arkadaştı. Bir de caz kulübünden Barış arkadaşımız yardım etti sağolsun. Gecenin en hızlı ses kontrolünü Floyd Trio yaptı. Özellikle davulcuları çok kısa sürede bitirdi.

Ses kontrol olayının halen daha düşünüp de çözemediğimiz bir nedenden dolayı planlanandan çok uzun sürmesi sebebiyle saat 18.00’de yapacağımız kapı açılışını saat 19.15’te yapmak zorunda kaldık. İşte açık açık söylüyorum ki organizasyon olarak çuvalladığımız tek nokta da buydu zaten. Bu sebepten dolayı o gün oraya gelip beklemek zorunda kalan herkesten çok özür dileriz.

Neyse saat 19.15’te kapıyı açtık. Yaklaşık 5 dakika içerisinde insanlar salonu doldurdu ve kısa bir beklemenin ardından Floyd Trio sahnedeki yerini aldı. Grupla önceden anlaştığımız üzere sadece konser değil; konserin yanında Pink Floyd dokümanlarından oluşan bir görsel şölen de hazırlanmıştı. Sahne almalarıyla birlikte bu görüntüler de sahneye yansıtıldı. Bana göre çok iyiydiler. Gitaristleri aralarda ufak hatalar yapsa da grubun tamamına bunu asla yansıtmadı ve ustalıkla üstesinden geldi. Davulcuları Haldun Abi için çelenk göndermişlerdi sevgili okur. O açıdan acayip bir durum oldu, çok sevindik. Özellikle bu grubu dinlemek için gelen çok fazla seyirci vardı bir de. Grubun bass vokali Furkan Abi, kimse alınmasın, mükemmel performans gösterdi. Özellikle birkaç gün önce de yazmıştım bu grubun stüdyosunu. Aynen oradaki gibiydi sesi yine.

Floyd Trio

Konser boyunca gecenin hareketi denilebilecek 3 hareket oldu. Bunların ilki Floyd Trio sahnedeyken oldu. Grup Money’i çalarken parçanın saksafonlu kısımlarında arkadan bir saksafon sesi duyulmaya başladı. Bir süre sonra insanlar bu sesin kaynağını bulabilmek için bakınmaya başladılar. İşte tam o anda sahneye elinde saksafonuyla yandaki fotoğrafta gördüğünüz abimiz çıktı ve alkış koptu! Şanslısın sevgili okur çünkü bu anın videosunu da koyuyorum senin için!

Hope To Find

Floyd Trio’dan sonra hepimizin sabırsızlıkla beklediği grup Hope To Find saheneye çıktı. O gece grubu izleyenler grubun davulcusunun jübilesini de izlemiş oldu. Bilmeyenler için Orkun Abi artık grubu bıraktı. Bizi terketti, yapayalnız bıraktı, çok üzdü. Hope To Find sahnede gecenin en rahat grubu oldu. Aksaklıklar oldu birkaç defa ses sistemi kaynaklı. Son parçalara doğru sistem iyice çuvallamaya başladı. Grupla konserden hemen önce anlaştım ve grup klip parçaları City Soul’u çalarken eş zamanlı olarak projeksiyona parçanın klibini verdim. Mükemmel oldu sevgili okur. Az önce bahsettiğim gecenin hareketlerinden ikincisi grup son parçasını çalarken iyiden iyiye gaza gelen bizi de gaza getiren davulcu Orkun Abi tarafından yapıldı! Parçanın arasında bir yerde bagetini hava kaldırıp “Eskişehirrr!” diye bağırdı ve o bağırtıyla bir alkış koptu öff ne biçimdi o an! Hope To Find sahneden inerken gözümüzde yaşlarla koştuk sahneye. Evet. Hızl diğer grup için sahneyi hazırlamaya başladık. (Tamam lan sadece ben koştum ve ağlamıyordum.) Hope To Find sahnedeyken çok kızdığım bir olay oldu. O da şu ki seyircilerden birisiin parça aralarında bası duyamıyoruz, vokal yok abi, gibi cümlelerle gruba müdahele etmesi. Kıl oldum.

Volkan Yırtıcı ve Ekibi

Gecenin headliner’ı Volkan Yırtıcı ve ekibi oldu. Grup hemen kısa bir ses kontrol alıp başladı çalmaya. Kimse alınmasın da hakikaten çok iyiydiler. Bildiğimiz ve bilmediğimiz (yeni albümünden) birçok parça çaldı. Volkan Yırtıcı’nın sadece kendisi değil; ekibi de çok iyiydi. Bassçısı Koray Ergünay gecenin en iyi üç hareketinden üçüncüsünü yapan adamdı. O acayip bas gitarı ile acayipten daha acayip sololar attı. Bas gitarı hayatımda duyup görmediğim kadar ince perdelerine kadar ustalıkla kullandı adam. Bu arada kendisi “Yardımcı Doçent Doktor” ünvanına sahiptir Hacettepe Üniversitesi’nde. Grupta o gece davullarda Cenotaph, Self Torture ve Seth.Ect ile çalan Semih Örnek vardı. Bu dev adam hiç hata yapmadı! Klavye de ise karizmasıyla genç kızların kalbini çalan (bunu ben söylemiyorum valla kuliste konuştuk)  Ozan Dündar yer alıyordu. Back vokalleri hatta yer yer vokalleriyle çok başarılıydı. Konserin sonuna doğru iyice azalan seyirci sayısına rağmen grup kalitesinden hiçbir şey yitirmedi.

Volkan Yırtıcı’nın playlistini sahnesi biter bitmez koşup çaldım! O gece ele geçrdiğim şeyler arasında neler yoktu ki! Hope To Find’dan Zafer Abi sağolsun iki tane pena verdi. Orkun Abi’nin de Vic Firth markalı süper bagetlerini aldım koleksiyona. Volkan Yırtıcı’dan bir pena ben aldım, bir pena da Murat almış. Koray Ergünay’dan birşey alamadım zira adam parmakları ile çalıyordu. Ama Semih Örnek’in o güzelim Vic Firth bagetlerine acımadım ve koleksiyonuma bir çift daha kattım, yaptım bunu!

Herkesle güzel bir şekilde vedalaştık. Volkan Yırtıcı’yı yolcu ettik. Ekipmanları toplarladık. Mekandan ayrılırken hiç hesapta olmayan 200 liralık bir borcumuz olduğunu öğrenip yamulsak da belli etmedik. Alper’le Murat yolda ayrıldılar. Biz de tam evlere dağılacakken Volkan’ın bize çorba ısmarlayacağı tuttu. Gittik Urfalı Yedi Kardeşler’e. Birer işkembe söyledik. Adamlar getirip üzerine tereyağı döktüler öff nefis. Hesabı öderken anladık ki bu üzerine döktüğü tereyağı için de 1 lira alıyormuş. O gece öylece bitti.

Etkinlikten okulun e-gazete’sinde bahsedilmiş ama Anadolu Haber’e çıkmamışız. Çok üzüldük. Ayrıca koskoca etkinliğin sadece 5 dakikalık bir anına ait bir fotoğrafı kullanarak haber yapmak da nasıl bir durumdur anlamadım. İşte o link: http://e-gazete.anadolu.edu.tr/ayrinti.php?no=9690

NOT: Şimdi benim muhakkak unuttuğum noktalar vardır sevgili okur. O yüzden buı yazıyı bir kaç gün sonra bir kere daha kontrol etmende fayda var.
Kısa bir süre sonra Hope To Find ve Volkan Yırtıcı’nın da videosunu ekleyeceğim.