Tag Archives: Melodik Death Metal

Cidesphere – Dawn Of New Epoch

Bu yılın son plağı, Cidesphere‘in bu yıl yayımlanan ve büyük beğeni toplayan albümü Dawn Of A New Epoch. Bir önceki gün elime ulaşan plağın ve aslında aylardır dinlediğim albümün yazısını yazmaya hemen başlayalım.

Ankaralı melodik death metal grubu Cidesphere’in tam 18 yıl sonra yeniden bir araya gelip çıkarttıkları ikinci albümleri Dawn Of A New Epoch, Alman Testimony Records tarafından basıldı. Albüm cd ve iki farklı renkte plak formatında basıldı. Ben “maroon” denilen kırmızı ve beyaz dalgalı olan plak baskısını aldım. Dediğim gibi albümü zaten ilk iki single çıktığı günden beri dinlediğim ve merakla beklediğim için bu plağın siparişini grubun vokalistine vermiştim. Plakların ülkeye geldiği gün de hemen iletişime geçtim ve aldım.

18 yıl aradan sonra gelen albümde kadroya Türk metalinin yüz akı, taçsız kral Goremaster‘ın katılması bile metal ortamlarında beklentiyi epey bir yükseltmişti. (İlk albümde çalan Onur Ertem‘e de sevgiler saygılar ve selamlar) İlk single olan Reborn Into Extinction yayımlandığı anda “yerli At The Gates” etiketi altında şarkı çokça paylaşıldı ve kesinlikle beğenildi. Özellikle davul partisyonlarını ve rifflerin şekillenmesini ben de kendi adıma benzettim. Albümden çıkan ikinci single ise Plague Of Greed oldu. Soundun ayrışmaya başladığı şarkı da buydu zaten. Melodik death metal adına tipik ögeler içeriyordu bu parça. Ancak ben özellikle vokalleri çok beğendim. Parçaya ilk giriş kısmı o kadar başarılı ki. Çok sürmedi zaten, albümün ilk klibi bu parçaya geldi.

Hemen ardından da albüm tüm dijital platformlarda yayımlandı. Arşivci metalci olunca ille de basılı materyal diye tutturduk. Çok geçmeden de CD ve plakların haberi geldi zaten.

Albümdeki kadroda, vokalde Oral Akyol, gitar ve bass Aydın Aytaç ile Başar Çetin, gitarda Taylan Fırat ve davulda da Goremaster şeklinde. Davullar ve vokaller Erkan Tatoğlu tarafından kaydedilmiş. Miks ve mastering ise Ünsal Özata tarafından yapılmış. Albümün akılları baştan alan artwork’ü Delic Saike‘ye ait. Bana göre albümün en iyisi Sacred Patronage. Hatta eğer çekilecekse ikinci klip muhakkak bu parçaya gelmeli. İlk iki single’la birlikte Sadist, Hate Design ve Death Is Only Ours diğer favorilerim. Yukarıda da bahsettiğim üzere albümün tamamını dinlediğimde, At The Gates’in yanı sıra In Flames’ten de izler buldum. Ve diğer melodik death metal gruplarından da. Cidesphere, “yepyeni” bir şey deneyip ortaya ne olduğu anlaşılmayan bir albüm koymaktansa, taş gibi bir melodik death metal albümü yazmayı ve bunu yaparken de ustalara selam çakmayı tercih etmiş. Bravo! (Hatta kendi kendime hayıflandım. In Flames, şunun yarısı kadar mükemmel bir albüm yapsa bile hala peşinden giderdim.) Neyse albüme dönelim. Albümün 10 parçalık şarkı listesi şu şekilde:

1.Reborn into Extinction04:04
2.Plague of Greed04:18
3.Living Scars04:28
4.Sacred Patronage03:36
5.Sadist05:05
6.Dawn of a New Epoch05:06
7.Death Is Only Ours04:10
8.March of the Backstabbers04:09
9.Hate Design03:49
10.Sui Caedere02:51

Gelelim plağa. Maroon denilen beyaz üzerine kırmızı baskılı tek disk olarak geliyor. Ben gatefold olur diye bekliyordum ancak Almanlar single fold yapmışlar. Neyse ki albümün kartonet bilgilerini ve şarkı sözlerini bir iç zarfa basmışlar. Galiba bunu ilk olarak sleeve olarak düşünmüşler ancak sonradan zarf yapmaya karar vermişler çünkü baskısız zarf, baskılı olanın içinden taşıyor. Bir de zarf üzerinde grubun promo fotoğrafında grup üyelerinin isimlerini ters basmışlar. Bu durum plağın belki sonraki baskılarında düzeltileceği için, mevcut kopyaya değer katan bir ayrıntı.

Açıkçası plağın ses kalitesini CD’ye göre biraz zayıf buldum. Başta pikabın iğnesinden şüphe ettim ancak başka plakları deneyip ses iyi sonuç aldım. Dolayısıyla bu ses kalitesi zayıflığının, plağın baskısından ya da plağa özel yapılan mastering’ten kaynaklı olabileceğini düşünüyorum. Bir yerlerde bu tip renkli plaklar ile picture disklerde ses kalitesinin normal siyah vinillere göre her zaman biraz daha kötü olduğunu okumuştum. Bununla alakası var mıdır bilmiyorum. Ancak koleksiyon değeri çok yüksek olan bir albümü almanın mutluluğu elbette tüm bu ufak pürüzleri geride bıraktı.

Kısacası, bu yıl ülkemizden çıkan en iyi metal albümlerinden birisi ve kendi türünün de en iyisi Dawn Of A New Epoch’u muhakkak arşive katmak gerekiyor. Cidesphere bu albümle yakaladığı başarıyı ve ivmeyi arttırarak devam ederse birkaç yıl içerisinde çıtayı göğe çıkartır. 2021’in hepimizin için daha iyi bir yıl olması gerek ki Cidesphere’i sahnede izleyelim. Ellerinize sağlık!

Dark Tranquillity Fiction Plağım!

01 11

Bu haftayı müzikal açıdan tamamen Sabhankra‘ya ayırdığım için bu yazı biraz gecikti sevgili okur. İş yerinde çalıştığım ofisi değiştirdim. Onun biraz yoğunluğu vardı. Bir de yüksek lisansta tez dönemine girdim artık. Onun hafif ve keyifsiz bir heyecanı var.

Dark Tranquillity‘nin 1995 çıkışlı The Gallery albümünden sonra herhalde kitlesel anlamda en büyük başarı gösterdiği albüm 2007’de çıkan Fiction olmuştur. Bakın ben taa 2009’da, bundan 4 sene önce, bu albümden şu yazımda bahsetmişim. Ve geçen sene yazdığım şu yazımda da baş ucu albümlerim arasında göstermiştim. Hatta bakın o yazıda bu albüm hakkında neler demişim:

Dark Tranquillity – Fiction (2007): Konu DT’den açılınca herkes The Gallery der. Ancak bence Fiction’dır albüm. Üçüncü parça Terminus’tan itibaren akıp giden bir albümdür. Grubun In Flames‘in aksine yıllardır bozmamaya dikkat ettiği çizgisini koruduğu ve her albümde biraz daha yerleştiği o Melodik Death Metal koltuğunu bence sağlamlaştırdığı, Gotenburg‘un muhtarı olduğu albümdür. Albüm tek kelime ile akışkandır. Nasıl yani? Şöyle, play tuşuna basıp hiçbir parçayı atlamadan, değiştirmeye gerek duymadan albümü bitirirsiniz. Çok sevidğim bir albümdir, başucu albümlerimden birisidir.

01 13İşte nihayet bu harika albümün de plak versiyonunu arşivime katabildim sevgili okur. Hem de müthiş bir sürüm ile. Albüm, gatefold olarak geliyor. İç kısımda şarkı sözleri yer alıyor. Kartonet mat karton. Kalitesi fena değil. Albüm kapağı, LP için tasarlanmış özel bir versiyonda.

03 9

Albümün plak versiyonunun yanında hediye olarak bir poster ve albümün CD basımı da geliyor. Orijinal CD albüm gelince hemen aklıma replika bir digipack kartonet tasarlamak geldi. Yarın yapacağım o işi de.

Plağın çalma listesi şu şekilde:

No. Parça Süre
A1 Nothing To No One 04:10
A2 The Lesser Faith 04:37
A3 Terminus (Where Death Is Most Alive) 04:24
A4 Blind At Heart 04:21
A5 Icipher 04:39
B1 Inside The Particle Storm 05:29
B2 Empty Me 04:59
B3 Misery’s Crown 04:14
B4 Focus Shift 03:36
B5 The Mundane And The Magic 05:17

Arşivimin en değerli plaklarından birisi oldu bu albüm. Elde etme sürecim de gayet sorunsuz geçti. Yazıyı albümdeki güzel parçalarla bitiriyorum. Üşenmeyin ve izleyin.

05 5

Başucu Albümlerim – Part 1

Öncelikle “başucu albümü” kavramını açıklamama izin ver sevgili okur. İTÜ Sözlükte tam da benim yazacağım açıklamayı verdikleri için aynen alıyorum: “Dinlemekten bıkılmayan, birey için asla eskimeyen, kabak tadı vermeyen ve çok özel olan albümlerdir.” Dolayısı ile burada bireyselliğin ön plana çıktığı görülmektedir. Yani tüm otoritelerce kabul edilmesine gerek yoktur, toplu bir beğeni kazanmasına gerek yoktur. Bir albümün başucu albümünüz olabilmesi için o albümde, o şarkılarda size dair ne bulduğunuz önemlidir. Dolayısı ile hiç kimseye neden bir Tarkan albümünü ya da Immortal albümünü başucu albümü yaptın diye eleştiremeyiz.

Benim başucu albümlerim listem de biraz karmaşık bu yüzden. Farklı tarzlardan albümler yer alıyor. Üstelik bu albümlerin birkaç tanesi başarılı bir albüm bile sayılmaz. Ancak kimisi ilk dinlediğim metal albümü olması dolayısı ile kimisi çok sevidiğim bir filmi hatırlaması dolayısı ile ve çeşitli diğer sebeplerden benim için kıymetlidir.

325714341. Sabhankra – Powercraft (2006): Hayatımın albümüdür. Sabhankra’yı tanımama vesile olan şaheserdir. İçerdiği ruh ile bende pek çok şeyin başlangıcıdır. City Of Tulips isimli mükemmel parçayı içermektedir. İstisnasız her parçası güzeldir, kusursuzdur. Geçmiş ve gelecek Sabhankra’ya dair ipuçları içermektedir. Türk metal tarihinde tarzında yapılmış en başarılı albümdür kanımca, Atlantis Müzik‘ten çıkmıştır. Galaksideki en büyük Sabhankra fanı olarak bu albümü bu listeye almaktan gurur ve onur duyuyorum. Aslında Sabhankra’nın tüm diskografisini de alabilirdim. Ancak bir nebze daha seçici olmak gerekli böyle bir başlık için.

883516192. Sabhankra – Swords Of The Night (2011): İçerdiği dört parçanın tamamı olağanüstü güzellikte olup, Sabhankra tarafından yayınlanan son EP’dir. EP’nin ilk parçası en uzun süreli Sabhankra parçasıdır. Albümün son şarkısı da aynı şekilde uzun süreli olup iki parçanın bileşiminden oluşmaktadır. Bunlardan Moonlight, Sabhankra konserlerinin kapanış parçasıdır. Eskişehir’de organize ettiğimiz konserde de bu şekilde olmuştu. Konserde tüm salon gruba eşlik etmişti. Albüm sertlik ve melodiklik bakımından tipik bir Sabhankra albümüdür. Self-release‘dir, internet ortamında dağıtımı serbesttir.

636045953. In Flames – Whoracle (1997): Melodik death metal‘in ders kitabı albümlerinden birisidir. İsveç Death Metali‘nin en zirve dört albümünden birisidir. Parçalarda yok yoktur. Jotun, Gyroscope, Episode 666, Dialogue With the Stars ilk etapta aklıma gelen parçalardır. Albüm, In Flames’in tarzındaki keskin değişimden önceki son albümdür. O yüzden çok değerlidir. Şu an ki gitarist Bjorn kardeşimizin son kez davulları çaldığı albümdür. Bu albümden sonra davulcu değişmiş, tarz değişmiştir. Melodik death metal dinliyorum diyen müzikseverlerin dinlemenin de ötesinde arşivinde bulundurması gereken bir albümdür.

672963964. In Flames – The Jester Race (1996): Her sene bir albüm çıkaran ilk dönem In Flames ekolünün baş yapıtlarından birisidir. İsveç Death Metali’nin en önemli dört albümünden birisidir bu albüm de. Bir yıl sonra çıkacak Whoracle’den bir derece alt kalitededir. Boş parça yoktur albümde. Moonshield, The Jester’s Race, Artifacts Of The Black Rain, Lord Hypnos, Dead Eternity, December Flower hiç aklımdan çıkmayan parçalarıdır. Dediğim gibi albümde boş, hit olmamış parça yoktur. Çok değerli bir albümdür. İlk dönem In Flames logosunun son kez kullandığı ve Jester‘ın bize gülümsediği bir kapağı da vardır.

inflames_comeclarity_kapak5. In Flames – Come Clarity (2006): Yeni dönem In Flames’in bana göre oturduğu albümdür. Albümdeki 13 parçanın tamamı aynı sertlik ve güzelliktedir. Dolayısı ile albümü çalmaya başladığınızda akıp gidiyor. Albümde bana göre en başarılı parçalar Crawl Through Knives, Come Clarity ve Take This Life. Ancak dediğim gibi diğer parçalar da çok başarılı. Vokal olarak nispeten daha kirli bir vokal, davul olarak da en zor albüm bu albümdür bence. Albüme iki tane de klip çektiler. Albümün Amerika’da yayınlanan versiyonunda son parça 5 dakika 25 saniye. Diğer international versiyonlarda 3 dakika civarında. Ayrıca albümle bereber bir de bonus dvd var ki içerisinde albümün tamamının stüdyoda grup tarafından çalınışının görüntüleri var.

865523126. Pentagram – Unspoken (2000): Herhalde sadece benim için değil, Alper için de bir başucu albümüdür bu. Bu albümdeki This Too Will Pass şarkısı çaldığım ilk metal parçasıdır. Alper’le birlikte çalmıştık. Lions In A Cage olsun, Pain olsun, F.T.W.D.A olsun, albüm baştan sona aynı ruhun etkisindedir. Doldurma bir albüm değil, devam eden bir albümdür. Türk metaline katkılar yapmış, elle tutulan işler ortaya koymuş bir grup olarak Pentagram’ın da en iyi albümüdür bence. Pentagram hayranı olmamakla birlikte bu albümünün hayranıyım sevgili okur.

80109334.jpg7. Suicide – One Of Your Neighbours (2004): En başarılı Türk Death Metal albümüdür. Death metalin ülkemizdeki en başarılı temsilcisi Suicide’ın tek albümüdür. Her parçası hittir, takdire şâyan’dır. (Melodik death metal albümü değildir bu albüm. Bu grup da bir melodik death metal grubu değildir. Death metal ile melodik death metal aynı şey değildir.) Albümdeki en başarılı parça Crimson River‘dır. Çıkarıldığı dönemi düşünerek rahatlıkla söylenebilir ki yol gösteren bir albümdür. İçerisinde yılların emeği ve birikimi vardır.

725975418. Immortal – Sons Of Northern Darkness (2002): Immortal fanı değilim. Ancak bu albümüne bayılırım. 8 parçada Norveç Black Metali antolojisidir bana göre. Peşinen söyleyim, “black metalci” değilim. Benim için Immortal, Dimmu Borgir gibi tanınan gruplar vardır. Birkaç tane de irili ufaklı grup. Her neyse, Immortal’ın bu albümü de otoritelerce başarılı bulunuyormuş. Antartica, Tyrants, One By One şimdi aklıma gelen parçalar. Bu albümün yayınlanmasından bir yıl sonra Immortal dağıldığını açıkladı. (Sonra yeniden toplandılar tabi.)

528737179. Immemorial – Split Demo (1997): Wintersun vokalisti Jari Mäenpää’nın 1997 yılında yaptığı 5 parçalık bir şaheserdir sevgili okur. Davulları yazma davuldur. Ancak gitarları ve vokaller, efsanedir. Çok büyük kitlelerce sevilen bir demodur. Ses kalitesi demo olmasından kelli düşüktür. Başucu albümüdür, neden? Çünkü bu demodaki melodik altyapı ve gitarlardaki üstünlük pek çok albümde dahi yoktur. Saygı duyulması gerek bence.

1697511410. Dark Tranquillity – Fiction (2007): Konu DT’den açılınca herkes The Gallery der. Ancak bence Fiction’dır albüm. Üçüncü parça Terminus’tan itibaren akıp giden bir albümdür. Grubun In Flames‘in aksine yıllardır bozmamaya dikkat ettiği çizgisini koruduğu ve her albümde biraz daha yerleştiği o Melodik Death Metal koltuğunu bence sağlamlaştırdığı, Gotenburg‘un muhtarı olduğu albümdür. Albüm tek kelime ile akışkandır. Nasıl yani? Şöyle, play tuşuna basıp hiçbir parçayı atlamadan, değiştirmeye gerek duymadan albümü bitirirsiniz. Çok sevidğim bir albümdir, başucu albümlerimden birisidir.

NOT: Bu yazının bir PART 2 kısmı olacaktır. O kısmı da merakla bekleyin. O kısımda da yine harika albümlerde bahsedeceğim. Üstelik bunların hepsi metal albümleri de değil. İkinci kısımda görüşürüz.

Dark Tranquillity – Misery’s Crown

Bu yazı birazcık da konuyla alakadar olanlara yönelik yazılmıştır. Adı geçen grup İsveçli bir Melodik Death Metal grubudur. Bir ara In Flames‘in rakibi gibiydi, şimdi açık ara In Flames’e çakmıştır. Yıllardır da çizgisini bozmamıştır.

Dark Tranquillity‘nin 2007’de çıkardığı Fiction isminde Allah’lık bir albümü vardır. Bu albüm bir grubun yıllar geçtikçe kalitesini nasıl yükselttiğine bir örnektir. Albümdeki istisnasız her parça süperdir, gazdır, kalitedir.

Bu albümde kendi adıma favori parçalarım; Terminus, Empty Me, Misery’s Crown, The Mundane And The Magic. Gördüğünüz üzere epey çok. O kadar sağlam yani albüm. İşte bu parçalar arasından da bir favorim vardı: Misery’s Crown.

Grup daha önceden Focus Shift ve Terminus’a videolar çekmişti. Ben ise yıllarca (2 sene) benim favorime klip bekledim durdum. Nihayet o klip geldi. Hem de ne geldi!

Grubun çok yakında bir de DVD’si çıkacak. Onu da heyecanla bekliyorum kendi adıma.