Tag Archives: Menekşe

Özlem & Ceyhun Mutluluklar, Kocaeli Ziyareti

ozlemdavetiye.jpg

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’daydım sevgili okur. Biricik arkadaşımız Özlem’in kına gecesi vardı. İstanbul’da yapılacak olan düğüne katılamayacağım için Ankara’daki kınaya gitmeye karar verdim. Cumartesi günü öğleden sonra hızlı trene bindim. Trendeki derginin bulmacasını çözdükten sonra uyumuşum. Gözlerimi açtığımda tren Eryaman istasyonuna gelmişti bile! Uykuda ısrarcı olup Ankara’da gara girene kadar uyudum. Tren yolculuklarının en güzel yanı da bu deliksiz uykular… Trenden indikten sonra, garın hemen dışında Özge ve Alper beni bekliyorlardı. Zaten çok yakında olan Hamamönü tarafına gittik.

Burası, birkaç yıl önce bir akrabamızın da nişanının yapıldığı yerdi. Zaten bu Hamamönü dedikleri mevkide kına/nişan konseptinde bir sürü mekan vardı. Her biri iki katlı, Anadolu’nun pek çok şehrinde gördüğümüz konak mimarisiyle inşa edilmiş yapılar. Özlem’in eğlencesi saat 19.00’da başlayacaktı. Mekana girince aynı sabah gelmiş olan Menekşe’yi ve Büşra’yı gördüm. Menekşe’yle sık sık görüşüyoruz ama Büşra’yı son gördüğümden bu yana herhalde dört sene geçmiştir.

ozlcyn03

Büşra – Menekşe – Mehtap

Kızlarla merhabalaştıktan sonra bu sefer gelin ve damadın, Özlem ve Ceyhun’un yanlarına çıktık. İki ay önceki dolunayda yine birlikteydik. Beklediğimin aksine, ikisi de o kadar rahattılar ki neredeyse ben onlardan heyecanlıydım 🙂 Kına ve nişan organizasyonlarında, bir noktadan sonra gelin ve damat için durum “bitse de gitsek” kıvamına geliyor. İşte bu anlarda da inanılmaz rahatlıyorsunuz.

ozlcyn01

Özlem, Ceyhun, Alper, Özge, Menekşe, Büşra, Serap ve ilk defa orada tanıştığım pek çok kişiyle, hazır mekan boşken rahat rahat fotoğraf çekildik. Sonra saat 19.30’a doğru artık içerinin dolmasına paralel olarak kına gecesi başladı. Mekanın üst katında, salon

ozlcyn02

Tüm o yer darlığına rağmen bu bebek arabası, bizi bir an olsun yalnız bırakmadı

tamamen doluydu. Pek çok kadın, erkek, çocuk ve bir de bebek arabası olarak oynamaya hazırdık 🙂

Adına kına gecesi diyorum ama aslında ufak çaplı bir düğün provasıydı bu. Neler yaptık, neler çaldı tek tek anlatmaya gerek yok. Özlem ve Ceyhun’un sayesinde yıllardır görmediğimiz birkaç arkadaşımızı da görme şansımız oldu. Bölümden arkadaşım Burçin mesela. Bu zamanları seviyorum, eşle dostla uzun süren ayrılıkların kavuşması çok keyifli oluyor zira. Epey bir eğlence oldu. Yemesi içmesi kahkahası boldu. Hayatımda duymadığım şarkılar çaldı.

Nihayet o kadar eğlenceden sonra, saat 22.30 civarında yeni çiftimiz ve arkadaşlarla vedalaşıp oradan ayrıldık. Özlem ve Ceyhun’un düğünleri yarın (benim bu yazıyı yayımladığım tarihin ertesi gün) İstanbul’da olacak. Her ikisine de sonsuz mutluluklar diliyorum. Birlikleri daim olsun.

ozlcyn04

Sonrasında Alperler beni Keçiören’e bıraktılar. Ertesi sabah da erkenden kalkıp Eskişehir’e döndüm. Çünkü Pazartesi günü öğlen vakti yeni bir yolculuğa çıkacaktım. Biliyorsun, annemler geçen yıl kardeşimle beraber Kocaeli’ye gittiler. Okul zamanı orada kalıyorlar. Geçen sadece bir kere, İstanbul’dan dönerken uğrama fırsatım olmuştu. Ancak hiç kalamamıştım. Bu sene böyle bir fırsat geçince elime değerlendirmek farz oldu artık.

Pazartesi günü, Cumhuriyet Bayramı sebebiyle yarım gün tatil olunca ben de öğlene doğru yine tren garına, bu sefer Kocaeli’ye gitmek üzere, geldim. Bilet alma işini son günlere bırakınca ayazda kaldım tabii ki. Bırak boş yeri, trenlerde engelliler için ayrılmış koltuklar bile doluydu. Abartmıyorum, on dakikada bir mobil uygulamadan boş koltuk var mı diye kontrol ettim. Bir önceki sabah Ankara’dan dönüşte, trenden inmek için dakikaları sayarken uygulamada tek bir koltuğun boşaldığını gördüm. Business class falan dinlemeden aldım. Gidişi halletmiştim, ancak dönüş? O hala muallaktı…

Yalan yok, hayatımda ilk defa business class vagonuna biniyordum. Nispeten rahat ve geniş koltuklar, kahve ve kahvaltı/bisküvi ikramı dışında pek bir ekstrası yoktu. Zaten gideceğim yere gitmekten başka bir beklenti içerisine de girmemiştim.

departedYolculuğum The Departed filmini izleyerek geçti ve bitti. Muazzam, muhteşem bir film. İzlemediyseniz muhakkak izleyin. Merve kızacak belki ama bir kere daha onunla izlerim, o derece. Bu arada tren tam olması gerektiği saatinde İzmit Garı’na girdi. Gara gidince çok şaşırdım. Çünkü Eskişehir’in garının yanında burası küçük ilçe terminalinden halliceydi.

İnanılmaz bir şekilde, tıpkı önceki gün olduğu gibi, trenden inmek üzereyken ertesi gün akşam 20.00 trenine, yine business class’tan bilet bulabildim. Böylece business class’tan, üstelik gidiş dönüş olarak da alamadığım biletler yüzünden, maddi olarak beklediğimden daha fazla içeri girdim. Olsun, canları sağ olsun. Mustafa garın kapısında beni karşıladı. Yarım saatlik bir yolculuk ve kısa bir alışverişten sonra Kocaeli’de Umuttepe Kampüsü yakınlarında bulunan Dünya Bankası Konutları denilen yere ulaştık. Annemler burada, her biri diğerinin aynısı binalardan oluşan bir yerde, giriş katında oturuyorlardı. Aşırı nemden dolayı tüm binaların kolon ve kirişleri dışında renkleri atmış, gri-siyah arası renklere bürünmüşlerdi. Dış yalıtım olmayan binalarda kiriş ve kolonlar terleme yapmadığı için karalanmış kağıda sürülen silgi izleri gibi bembeyazdı.

Kocaeli’de okumanın en güzel ya da en kötü yanı, okuldan başka yapacak bir şey olmaması… Çocuklar, şehir merkezinden uzaktaki Umuttepe denilen yerde ve civarında konaklıyorlar. Çarşıya gitmelerine çoğu zaman gerek kalmıyor. Biz de eve gittikten sonra akşam üzeri çıkıp üniversite tarafına gittik. Kardeşimin okulunu ve kampüsü gezdik. Daha sonra o ana kadar gördüğüm en güzel manzaralı Starbucks’ta oturup muhabbet ettik.

Hava değişikliği beni epey şok uğratmıştı. Burnum akmaya, başım ağrımaya başladı. O gece uyumaya çalışmak da epey zor oldu bu yüzden. Neyse ki ertesi sabah daha rahatlamış olarak uyandım. Kahvaltıdan sonra Mustafa’nın arkadaşları geldiler. Bu gençlerin adlarını aylardır duyuyordum ancak ilk defa tanıştım: Pelin, Melih ve Cansu. O gün onlarla epey vakit geçirdik. Kardeşimin arkadaşlarıyla galiba ilk defa sultanitakılıyordum 🙂 Bir abi olarak ben de sınırlarımı zorluyorum galiba. Sayılı zaman çabuk geçermiş. Öyle de oldu. Zaman adeta uçtu gitti.limonata

O gün akşam saat 20.00’de İzmit Garı’nda, yalnız başımaydım. Ahmet Ümit’in çok satan romanı “Sultanı Öldürmek” elimde duruyordu. Başlamak için daha güzel bir yer olamaz dedim ve ilk iki bölümü okuyup bitirdim. Trene bindikten sonra ise bu sefer Ali Atay’ın yönettiği Limonata filmini izledim. İyi ki (!) tren 25 dakika rötar yaptı, yoksa filmin sonunu getiremezdim.

Yorgun, argın ama mutlu bir şekilde eve geldiğimde saat çok ama çok olmuştu. Özlem ve Ceyhun’un mutluluğu, bizimkilerin mutluluğu derken iki günüm olabilecek en güzel şekilde geçmişti. Sağ olun, var olduğunuz sürece mutlu olacağım.

Harry Potter Özel Kutulu Set

hpbox02Aykut‘la aynı enstrümana gönül vermemizin yanı sıra, ortak özelliklerimizden bir tanesi de şüphesiz Harry Potter evreni. İlk kitabın Türkçe’ye çevrildiği yıldan beri (ki onu da Ahmet‘in sayesinde okuyabilmiştim) Harry Potter evrenine olan ilgim ve sevgim hiç azalmadı.

Zamanla birer ikişer tüm seriyi ve hatta diğer bonus kitapları da topladım. Bu durumda elbette koleksiyoncu olmanın da bir payı var. Ancak her zaman olan şey yine oldu ve yayıncı firma tutup özel bir kutulu set üretti. İkinci jenerasyon baskıların tamamını bu özel kutuyla birlikte piyasaya sürdü. Bu elbetteki büyük bir haksızlık. Yani kitapları tek tek alanlar yine kaybetmiş oldu.

Ancak tam da bu zamanlarda ortaya çıkan bir kahraman her zaman oluyor. Tolkien Mirası serisinde Caner‘in üstlendiği bu kahramanlığı, bu sefer de Aykut yaptı. Doğum hediyesi olarak gelen kutuyla birlikte benim eve geldi.

hpbox05

hpbox03

Toplamda beş yüzeyi olan basit bir kutu aslında. Her bir yüzeyi tarattıktan sonra bire bir ölçülerle Photoshop’ta hazırladım. Daha sonra da folyoya bastırıp mukavvaya sıvadım. En nihayetinde ta daa! Set hazır.

hpbox01

Şimdi burada dikkat ederseniz benim elimdeki kitaplardan dördüncü ve beşinci kitaplar ilk jenerasyon, şömizli baskılar. Bu baskılar, ikinci jenerasyon sadece kapak baskılı olanlara göre daha ince olduğu için kutunun içerisine hiç sevmediğim zorlama sekizinci kitap da sığdı. Ancak muhtemelen dördüncü  ve beşinci kitapların yeni baskıları da temin edilince kutuyu tamamen doldurmuş olacağım.

hpbox04

İlham verdiği için Menekşe‘ye, kaynak sağladığı için de Aykut’a teşekkürler. Google’da bu kutuyu aratıp, bu yazıya ulaşan okuyucular, blogun iletişim bölümünden bana ulaşırsanız size de baskıya hazır şablonu yollayabilirim.

2017 Yılımın Özeti

owl-illustration.jpgDaha başlarken katliama sahne olan, yıl boyunca göz yaşının, ölümlerin, vedaların eksik olmadığı, bir önceki yıldan hiç de arta kalmayan, toplumun artık geri dönülemez şekilde ayarlarının bozulduğu, müzikten başka hiçbir şeyin tat vermediği bir yılı, 2017’yi de geride bıraktık sevgili okur. Bu yıl çok fazla sağlık sorunu ve hastane problemleriyle uğraştım. Yıldım. Ama nihayet bitti ve blogun geleneksel yıl özeti yazısına hoş geldin. Uzun bir yazı olacak ama keyifli bir yazı olması için de elimden geleni yapacağımdan şüphen olmasın.

31 Aralık tarihleri yılın son günü olmasının yanında benim için meslek hayatımın başlangıcının yıl dönümüdür. Bu yıl mesleğimde beşinci yılımı doldurdum. Şüphesiz yılın en önemli olaylarından birisi, uzun süredir beklediğim bir şey gerçekleşti ve Eskişehir’e tayin oldum. Kadere bak ki sevgili okur, Eskişehir’de de tıpkı Bilecik gibi, yılın son iş gününde, 29 Aralık tarihinde iş başı yaptı. Bazı sağlık sorunları nedeniyle böyle oldu. Zaten bu sağlık sorunları da yılın son iki ayında bize bir türlü huzur vermedi. O açıdan 2017 bir an önce bitmesini istediğimiz bir yıla dönüştü.

Bu yıl, blogta reytingler önceki yıla göre ciddi bir artış gösterdi. Özellikle yeni okurlara teşekkür ederim. Eski okurun ise gönlümde tahtı altındandır! Ancak yazıların en çok geciktiği yıl galiba bu yıldı. Olaylar olup bittikten sonra yazma fırsatı bulabildim çoğunlukla. Bunun bir sebebi malum, yıl boyunca Bilecik’e yaptığım git gel durumu idi. Diğer sebebi de bu yıl kayıt olduğum Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü ile halen devam eden Doktora derslerimdi. Olsun lan, okumak güzel şey.

Evet, haydi bakalım bu yıl blogta neler oldu neler bitti. Aylara göre önemli olaylar nelerdi? Okumaya devam et