Tag Archives: Metro Turizm

Salda Gölü – Doğum Günü – Antalya

Uzun zaman oldu yine yazmayalı sevgili okur. Ama inan vakit bulamadım. Biraz uzun bir gezi yazısı olacak bu okuyacağın. Yazı içerisinde çok ciddi ve çok önemli tespitlere, tavsiyelere yer vereceğim. Okumanda fayda var yani. Ben yazarken çok eğleneceğim umarım okurken de sen eğlenirsin.

O hafta sonu için Alper’in birkaç gün önce yaptığı teklifin cazipliğine dayanamadım ve yıllık izin almayı düşündüğüm hafta için yaptığım planı değiştirdim. Daha doğrusu  bu planda küçük bir değişiklik yaptım diyelim. Biz, Antalya’ya gitmeyi planlıyorduk. Ancak Alper’in teklifi bizi yola iki gün daha önce çıkardı. Burdur’a, Salda Gölü’ne gidiyorduk ve sabah saat 05:00’te yola çıkmıştık bile! Bu kadar çabuk karar alıp yola revan olmanın verdiği keyifle güneye, “el değmemiş” topraklara gidiyorduk!

İki araçta toplam altı kişiydik. Birkaç gün önce elimizdeki malzemeyi kontrol edip Dechatlon’dan yeni malzemeler almıştık. Ben bu mağazaya ilk defa, iki buçuk yıl önce İzmir’de gitmiştim. Ancak geçen sürede, özellikle de internet mağazasıyla, ülkede outdoor sporları yapan herkes için vazgeçilmez bir platform olmuş Dechatlon. Çadırlarımızı, matlarımızı ve birkaç ufak tefek eksiğimizi tamamladık. Yanımıza üç tane taşınabilir güç kaynağı, bir tane 12 volt akü, iki tane şarjlı LED ışıldak, küçük tüp, mangal, dört tane katlanabilir sandalye, üç tane çadır, bir tane şişme yatak ve şu an aklıma gelmeyen iki bagaj dolusu malzemeyi aldık. Okumaya devam et

Reklamlar

Tek Günlük Ankara Çilesi

Yazının başlığından yazının tamamında ne okuyacağınıza dair herhalde fikriniz olmuştur sevgili okur.

Aday memurluk olayının son aşaması olan “Tamamlayıcı Eğitim Sınavı” için 81 ilden yaklaşık 450 kişi 31 Ekim Perşembe Ankara Macunköy‘deki İller Bankası Sosyal Tesisleri’ne çağrıldık. Hepimiz 2012-1 atamaları ile atanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı personelleri idik ve Bakanlığın yayımladığı 60 sayfalık ders notlarından sınav olacaktık.

Sınav perşembe sabahı saat 10’da olacağı için Çarşamba akşamı Ankara’ya gitmeye karar verdik. Bizim kurumda toplamda üç aday memuruz: Ben, Şemre ve Sinem. Çarşamba günü mesai çıkışına az bir zaman kala Bilecik’ten Metro Turizm ile Eskişehir Otogar‘ına geçtik. Şansımıza Otogar’a gidişimizden yaklaşık 5 dakika sonra otobüse binmiştik Bilecik’te. Eskişehir Otogar’da indikten sonra ilk değil ama ikinci tramvayı yakalıp doğruca Çarşı‘ya geçtik.

Eskişehir’de bilen bilir, Adalar‘daki Sağlık Pide‘yi. Eskişehir’de yaşadığım zamanlarda sıkça giderdik. Şemre’yle Sinem’i de götürdüm oraya. Giderken çok gizli barların çok gizli yan masalarından geçtik. Sağlık Pide’de karnımızı doyurduktan sonra bir hamleyle çabucak tren garına geçtik.

Image Hosted by ImageShack.us

Trenimiz saat 19.00’da hareket ediyordu. Biz bindikten çok kısa bir süre sonra hareket etti. Hızlı trende karşılıklı koltuklara denk geldik. Şemre sağolsun o şekilde almış biletleri. Cam kenarında yalnız oturdum ben. Diğer ikisi de yan yana oturdular. Sonradan gelip yanıma oturan kıza, yol boyunca Sinem baktı baktı güldü.

Image Hosted by ImageShack.us

Tren yolculuğu çok iyi geçti. Yarın gireceğimiz sınavın notlarına göz gezdirdik. Aynı işi Bilecik’ten Eskişehir’e gelene kadar zaten yapmış oldukları için Sinem ve Şemre bir süre sonra sıkılıp bıraktılar. Ben tam notları okumayı bitirmiştim ki Ankara’ya indik.

Hijyenik olmayan el kurutucusu, çok daha hijyenik olan turnike üstü peçete sistemiyle değiştirilmiş

Sinem’in kalacağı yer, ertesi gün sınava gireceğimiz İller Bankası Sosyal Tesisleri’ndeki misafirhane idi. Burada Afyon’dan arkadaşımız Sanem ablayla kalacaktılar. Tren Garı’ndan çıkıp önce metroya bindik. Macunköy İstasyonu‘nda inip bir taksi çağırdık. Bulunduğumuz noktadan gideceğimiz yer aslında 2 km.den biraz daha uzaktı. Ancak hem saat geç olduğu hem de epey yorulduğumuz için taksi çağırdık. Taksi zırt diye geldi, bizi pırr diye aldı, zınk diye indirdi sosyal tesislerde.

Sinem’i bıraktığımızda saat 22.00’ye geliyordu. Fazla oyalanmadan Emre’nin Keçiören Etlik’teki evine gitmek üzere ıssız bir otobüs durağında beklemeye başladık. Sağolsun oradaki bir benzinlikte rastladığımız birisi bıraktı durağa bizi. Biraz geçmişti ki beklediğimiz otobüs geldi ve atladık. Eskişehir’dekinin aksine Ankara’da para ile binilen otobüsler varmış. Ne güzel dedim. Eskiden Eskişehir’de de vardı. Bu otobüsle yaklaşık 25 dakikalık bir yolculukla Kızılay’a geldik.

Image Hosted by ImageShack.usAkşam saatlerinde Kızılay gerçekten harika oluyormuş. Kimileri aksini söylese de işportada cidden apayrı bir lezzet var sevgili okur. Kayıt dışı ekonominin o dayanılmaz çekiciliğine kendimizi kaptırdık ve Şemre bir çanta aldı. Ben ise Eifel Kulesi şeklindeki bir zımbırtıyı almamak için kendimi zor ikna ettim.

Kızılay’da çok oyalanamadan bu sefer Meşrutiyet Caddesi‘ne yöneldik. Burada bir durakta otobüs beklemeye başladık. Durakta bulunan bir direğe güzel bir şekil çizdim ve adımı yazdım, derken otobüs geldi yine. Yaklaşık 10 dakika beklemiştik oysa 🙂 Otobüse bindik, şansımıza oturacak yer de vardı. Tam yarım saat sürdü yolculuğumuz Keçiören’e, Şemre’lerin mahalleye varmamız. Yol boyunca yanımda çok sert bakışlarla camdan dışarıyı seyredip, Sincanlı Mustafa dinleyen arkadaşa baktım göz ucuyla. Aşırı sert bir abiydi, tespihi de vardı.

Şemreler’in mahallede inince bu sefer Şemreler’in evi tahmin etme oyununa başladım. Saat zaten 23’ü geçmişti. Erdal Emlak’ı dönünce ikinci değil üçüncü apartman, dedim. Yanıldım. Dördüncü apartmanmış.

Sağolsun Şemre’nin annesi ve babası o geç saate rağmen bizi beklemişlerdi. Hızlıca bir yemek yedikten sonra çay içtik. Sonra biraz daha ders notlarına baktık, hiçbir şey anlamayınca uyumaya karar verdik. Gece saat 01.00 civarında uyudum. Gece de hiç rüya görmedim, midem bulanmadı.

Ancak sabah 06.30’da acayip bir karın ağrısı ve bulantı ile uyandım. Bu tedirginlik bulantısı idi. 25 yıllık tarihimin aktif olarak en az 16 senesini öğrencilikle geçirmeme rağmen şu sınav illeti bitmiyordu sevgili okur. Bu karın ağrısı da işte o karın ağrısıydı.

Sabah çok hafif bir kahvaltı yapıp saat 07.00’yi biraz geçe yola çıktık. Zira cehennemin dibine gidecektik. Gittik durağa beklemeye başladık. Ankara’da süper bir uygulama başlamış. Bulunduğunuz her durağın bir numarası var. Bu numarayı ve beklediğiniz otobüsün numarasını otobüs işletmelerinin internet uygulamasına giriyorsunuz ve beklediğiniz otobüsün bulunduğunuz durağa kaç dakika sonra geleceğini söylüyor. İki defa denedim, ikisi de bire bir tuttu lan!

Kızılay’a binen otobüse bindik. Sabah trafiğine takıldığımız için Ulus‘da inip Metro’ya binmeye karar verdik. Süper bir karar vermişiz. Zira inip Metro’ya binip Macunköy durağında indiğimizde saat tam 08.30’du. Bir önceki gün yorgunluktan göze alamadığımız yolu, bu sefer yürüyelim dedik. Zira taksiyle gitsek 3 dakikaya gidecektik ve 1.5 saat orada sınavı bekleyecektik.

Yürümeye başladık. Epey bir yürüdükten sonra tesislere geldik ve halen 1 saatimiz vardı sınav için. Tesislere girdiğimiz andan itibaren pek çok tanıdık yüz gördük. Yalova’dan Şahin usta, Afyon’dan Sanem abla, Balıkesir’den Betül, Denizli’den Orhan kardeşim

Image Hosted by ImageShack.us

Sınavın yapılacağı salona 450 kişilik bir topluluk halinde girerken herkesin ağzında tek bir kelime vardı: Çalışmadım. Şemre ile benim ağızlarımızda da iki kelime vardı: Çok çalıştık. Şaka bir yana doğru dürüst çalışamadım ben. Kardeşimin hastane vs. durumlarından dolayı. Ama çok çakal bir not çıkardım.

Sınava girdik. Sınav 100 soru. Hakikaten kolay bir sınavdı. Kopya çekmeye dahi gerek yoktu. Çıkardığım notları bire bir sordukları için Çengel Bulmaca çözer gibi işaretleyip çıktım. Çıkarken de bizimkilere hadi siz de gelin dedim.

Dışarı çıkıp Bolu’dan arkadaşım Ahmet‘le lafladık biraz. Peşimden gelin, dediğim Şemre’yle Sinem ve hatta Sanem abla, tam 40 dakika sonra çıktılar. Haliyle planımızdan epey gecikmiş olarak Kızılay’a vardık yine bir Metro yolculuğuyla.

Kızılay’da bizimkilerden bir süreliğine ayrılıp bazı başka işlerin peşine gittim.

Sonra yine bizimkilerle Kızılay Alışveriş Merkezi’nin 8. katındaki yemek bölümünde buluştum. Açlık ve yorgunluktan kendimden geçmiş bir halde yemek yedim. Sonra Sanem abla’nın fikriyle kitap almaya gittik. Aldık ta. Açlık Oyunları, Alamut, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve İlber Ortaylı’nın Seyahatname‘sini aldım.

Saat 15.00’deki trenimizin kalkmasına yaklaşık yarım saat kaldığı için aceleyle Metro’ya bindik ve Ulus’ta indik. Gar’a doğru yürümeye başladık.

Sağolsun Şemre bizi yolcu etti. Tren çok kısa süre içerisinde hareket etmeye başladı. Sinem’le geliş yolunca anlaştığımız için ikimizde yorgunluktan bitmiş bir halde tren koltuğunda uyumaya başladık. Kulağımda Sabhankra ile uykuya daldım. Yorgunluktan yine rüya göremedim. Sonra uyandım birden. Baktım Sinem uyuyor hala. Birkaç komik fotosunu çektim. Sonra yine uyudum. Bu sefer de Sinem’in telefonu çaldı. Yeşim Hanım aramış sağolsun.

Eskişehir’de saat 16.40’da trenden inip hiç vakit kaybetmeden Otogar’a geçtik. Saat 17.15 civarında Otogar’a gelip her seferinde binmemeye tövbe ettiğimiz ama aksi gibi en uygun saatte otobüsleri olan Buzlu Turizm‘in sözüm ona 17.45 otobüsüne bindik. Otobüs çok eskiydi ve tam bir kültür mozağiyiydi. Suriyeleriler, hemen arkamızda bir Uzakdoğulu çift, muavinin dediğine göre Iraklılar falan epey bir doluydu otobüste. Yazıhanede, 17.45’te kalkacağına yemin billah edilen otobüs, saat 18.05’te Eskişehir Otogar’dan çıktı. Rezil bir yolculuktan sonra Bilecik Otogar’ına indiğimizde Sinem’in de benim de gözümüzdeki ferler sönmüştü. Tükenmiştik.

Alt kattan Şemre’nin unuttuğu kimliğini yarın otobüsle Ankara’ya yollamak üzere alıp kendimi odama zor attım. Gücümün son kırıntıları ile bu yazıyı yazıp bir duş alacağım ve uyuyacağım sevgili okur.