Tag Archives: Mitsubishi Road Trip 12

2012 Yılımın Değerlendirmesi

534-84122126

Tüm yıl boyunca bir sürü yazı yazdım. Sizler de okudunuz, yorum yaptınız. Hepinize teşekkür ederim. Tıpkı bir önce yaptığım gibi bu sene de geride bıraktığımız yıla dair bir değerlendirme yazısı yazacağım. Bu yazımda kısa notlar halinde 2012’yi özetleyeceğim. Bunu aylar bazında yapacağım. Yazının sonunda bir takım istatistiksel bilgiler de vereceğim sizlere. Her ayda olan herşeyi buraya yazmayacağım elbette. Sadece bloga o zaman yazdığım başlıkları tarayıp en kayda değer olanları aktaracağım.

OCAK 2012

Bu ayda tam 27 yazı yazmışım. Bu çok iyi bir performansmış. Bu ayın şüphesiz en büyük olayı mezun olmamdı.

ŞUBAT 2012

Ocağa göre nispeten daha sakin bir ay olmuş. 20 yazı yazmışım. Yüksek lisansa başlamam bu ayın en önemli gelişmesi oldu. Ayrıca KPSS kursuna da gitmeye karar verip kayıt oldum.

MART 2012

21 yazı yazmışım bu ay da. Hayatımın sıradan bir zamanıydı. Tek eğlencem, cuma günleri gittiğim Bilim Etiği dersleri idi.

NİSAN 2012

Elbetteki yeni televizyonum bu ayın en güzel gelişmesi oldu. O kadar ay geçti, halen daha oynatamadığı bir video çıkmadı. Bloga 17 yazı yazmışım. Yazı sayısının az olmasının sebebi bu ay içerisinde özellikle iş yerinde çok fazla yapılacak şeyin olmasıydı.

MAYIS 2012

Bu ay 19 yazı yazmışım. Bu ay yılın en kötü zamanı idi. Çünkü Neşe ablam vefat etti. Bunun etkilerini üzerimizden yeni yeni atabildik. Özellikle ölümü sonrasında yaşananlar bizi en az ölümü kadar üzdü. Bu ay içerisinde yıllar sonra ilk defa Kars’a da gittim. Dedemi gördüm yıllar sonra.

HAZİRAN 2012

17 yazı yazdığım bir diğer ay daha olmuş. Okulun kapanması, tatilin başlaması derken eğlenceli bir ay olmuş. KPSS hazırlıklarına da tam gaz devam ettiğim bir aydı bu ay.

TEMMUZ 2012

Yaz sıcağının en güzel zamanlarıydı ah ulan ah. KPSS falan da geçtikten sonra bir rahatlamıştım ki sormayın gitsin. Hayatımın temmuz ayları hep böyle dolu dolu geçmişti. Bu ay da toplam 20 yazı yazmışım bloga. Gangnam Style, bu ay piyasaya çıktı.

AĞUSTOS 2012

Bu ay 14 yazı yazarak yılın en düşük ikinci ayını geçirmişim. Bu ayın en güzel iki olayı Mustafa ile barışmam ve İhsan Oktay Anar‘ın Yedinci Gün kitabı idi.

EYLÜL 2012

Yılın en düşük ayıymış bu ay, 13 yazı yazabilmişim. Bu çok kötü bir ortalama. Yıllardır bu ortalamaya düşmemiştim. Ancak bunun en büyük sebebi neredeyse ayın 10 gününü arazi çalışmasıyla geçirmemiz oldu.

EKİM 2012

Bu ay 16 yazı yazmışım. Epey de yer gezmişim. Güzel bir ay olmuş. Eğlenmişiz epey.

KASIM 2012

18 yazı ile geçirdiğim bir ay olmuş. Çok güzel bir aydı. Midi klavye almam, Eskirock Konseri, hayatımızdaki en güzel hafta sonu tatili ve tabii ki yerleştirilme sonucum bu ayın en müthiş olaylarıydı.

ARALIK 2012

Yılın son ayını 15 yazı ile tamamladım. Bunun sebebi de hem atanma işleri ile uğraşmam hem de dayımların bize gelmeleriydi. Sude ile oynadım bir hafta boyunca 🙂 Ancak yılın en güzel ayı bu ay oldu. Çok fazla mutluluk yaşadım. Geçen sene olduğu gibi bu sene de en çok okunan yazım aralık ayı içerisinde okundu. En çok görüntülenme rekorumu bu ayda kırdım.

Bu yılın en popüler yazısı Hepimiz Hackerız: Windows 7 0xC004F200 Hatasını Çözdüm yazısı oldu. Bana en çok ziyaretçi Facebook üzerinden gelmiş. 96 farklı ülkeden ziyaretçi gelmiş. Türkiye haricinde en çok okur Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Rusya, Bosna Hersek’ten gelmiş. Bu yıl bana en çok yorumu kardeşim Alper yapmış.

Geçen sene kendime bazı hedefler koymuştum Bakalım bunların hangilerinde ne durumdayım?

  • Klavye çalmayı epey ilerletmek (Evet, geçen seneye göre epey ilerledim)
  • İkinci bir yabancı dili temel düzeyde de olsa konuşabilmek (Almanca hariç) (Evet, Rusça öğrendim.)
  • Radyo yayınlarını düzenli hale getirebilmek (Hayır, bu olmadı işte.)
  • Godspel’in albümünü yayınlayabilmek (Hayır, bu da olmadı işte. Ancak yakın zamanda tamam gibi)
  • Alper’le planımızın yarısını tamamen halledebilmek (Evet, bu oldu. Planın yarısını hallettik.)
  • Doğa ve Çevre Kulübü ile Çevşen 3′ü efsane olacak şekilde organize edebilmek (Efsane olmadı belki ama hallettik)
  • Rock Kulübü ile AU Rock Konserleri Vol. II etkinliğini düzenleyebilmek. (Hayır, olmadı.)
  • Eskirock Metal Fest Vol. IV’ü yapabilmek (Evet, hem 4’ü hem de 5’i yaptık.)
  • Kendime bir şekilde bir IPod Touch alabilmek :) (Bu olmadı malesef, ancak bir noktadan sonra ben de vazgeçtim)

Ve şimdi de gelecek sene kontrol edebilmek adına yine bazı hedefler koyuyorum:

  • Yüksek lisans tezimi hazırlamak
  • Klavyede Sabhankra’nın Cursed Sword’u çalabiliyor duruma gelmek
  • Yeni bir işlemci ve anakart almak
  • Öğrenim Kredisi borcumu tamamen ödemek
  • Alper’le birlikte planın diğer yarısına dair somut adımlar atmak
  • Godspel’in albümünü yayınlamak
  • Samsung Galaxy Note II ya da benzeri bir alet alabilmek
  • Uygulamalı Matematik dersini geçmek
  • İşimle ilgili o hedefi gerçekleştirmek

Şimdi de bu yılın en güzel anlarının fotoğraflarını koyuyorum.

41-78770929

Çanakkale Şehitler Abidesi’nin en üstü

90-53056271

Merve ve Sercan’ın mezuniyet balosu

195-71873438

Dragon Yarışlarında Porsuk Nehri üzerindeyiz

217-53733143

57. Alay Şehitliği

405-43373084

Sercan’ın mezuniyeti

515-56490221

Mitsubishi Road Trip Ekibimiz

Unuttuğum olaylar ve fotoğraflar olabilir, onları da güncelleme ile eklerim. Bu yeni yılın hepimize uğurlar ve başarılar getirmesi dileğiyle sevgili dostlar, okuyucular.

Mitsubishi Road Trip ’12 – Araçlara Dair Teknik Değerlendirme

mits7440

Profesyonel bir yolcu olmama rağmen, amatör bir sürücü olduğum için yolculuğumuz boyunca test ettiğimiz 3 aracın değerlendirmesini test pilotlarımız Alper ve Volkan bizler için yaptı. Birazdan okuyacaklarınız sırasıyla Alper‘in ve Volkan‘ın kişisel gözlemleridir.

————–o————–

Alper UĞURLUOĞLU, Mühendis, 26 yaşında, 8 yıllık aktif araç kullanımı, Arazi araçları konusunda deneyimli

mitsalperBu yazısında değerlendirmelerime yer verecek olan Mesut kardeşime teşekkür ederek başlıyorum sevgili Proofhead My Resort okurları. Takip etmiş olduğunuzu düşündüğüm üzere, geçtiğimiz hafta sonu harika bir yolculuk yaptık Mitsubishi sponsorluğunda. Yola çıkacağımız 3 araç da Mitsubishi’nin önde gelen klasman araçlarıydı.

İlk olarak Mitsubishi Lancer ile İstanbul’un trafiğini tatma fırsatı elime geçmişti. Mitsubishi Lancer 1590 cc motor hacmine sahip benzinli bir araç olarak beklentileri bir nebze de olsa yüksek tutmamı sağlamıştı. Ne de olsa Evo gibi bir büyüğü vardı başında.  Beklentiler demişken, benim otomobillerde aradığım en önemli özeliklerin başında ivmelenme yani hızlanma kabiliyeti gelir. Rahatlık ve konforu, rahatsız etmediği sürece geri plana atabilirim. Bu gezide de öyle oldu diyebilirim. Lancer, sınıfı açısından Pajero ve ASX ile karşılaştırılamayacak bir araç! Fakat yere yakın olmayı ve  hızı sevenler için ideal olabilir. Hoş ilerde de değineceğim, fakat hız olarak ASX bana Lancer’ı aratmamakla beraber daha fazla performans sağladı. Evet, bana karşı ASX’in tavırları bir sevgili gibiydi.   1.8 lik dizel  4×4 ASX beni tavlamıştı.  Şehir içi, şehir dışı, yokuş, arazi her türlü şartta tıpkı bir dağ keçisiydi. Bu kadar övgüye nail olan ASX, Pajero’yu sattığınız takdirde iki tane alınabilecek bir araç.

Bir pajero gerçeği…

mitspajeroPajero, Dakar Rallisi‘nde yıllarca liderliğini kaptırmayan bir araç ve bu alanda rakip tanımıyor. Güzergahımız gereği Pajero’nun bu asi tavrıyla karşılaşamadık, umuyorum ki yeni bir organizasyonda bunu gerçekleştirebiliriz yine ekipçe. Evet! Pajero diyorduk, içi adeta bir ev!  Sadece mutfağı ve banyosu olmayan bir yaşam alanı. Her türlü konfor sağlanmış durumda. Isıtmalı koltuklardan tutun da en iyi sinema ses sistemlerini aratmayacak bir ses sistemine kadar. Açılır tavan,  geniş iç hacim,  koltuk arası mesafeler… Rahatlık deyince akla gelebilen herşey… Hele ki kaydırabilen ve saklama gözü olarak da kullanılabilen ön kol dayanağı harika bir buluş. Aslında anlatılabilecek çok fazla daha detay çıkarabilirim fakat işin keyfi bu rahatlıkları keşfetmekte.  O yüzden bir gün elinize bir Pajero geçtiğinde onu iyice kurcalayın 🙂

mits7682

Gelelim performansa… Pajero, 3.2 lt motorlu devasa bir makine. Otomatik vitesi çok büyük rahatlık ki ben manuel araçları hiç birşeye değişmeyen biriyim diyebilerek bunu söylüyorum. Triptronik kullanım için de hali hazırda bir sistemi var Pajero’nun ve ben bu kısımdan daha keyif aldım.  Kullandığımız üç araç da sınıflarının üst donanımlarına sahip test araçları olduğundan, gerçek performansları konusunda şüphelerim var. Otomatik Pajero, ivmelenmede sıkıntı yaşıyor. Bu durumun otomatik şanzımanlı olmasından kaynaklanması muhtemel ki bunu triptronik kullanımda farkedilebilir derecede çözebiliyoruz. Yine de gaz pedalı ile motor arasında geçen 2 saniyelik süre sürüş keyfini düşürüyor.

mits02

ASX ile flört etmeye başladığımız için onu değerlendirmemde sona bırakmak istedim. Daha önce de bahsettiğim üzere çok kaçak bir araba! Elbette şunu tekrar eklemek isterim ki bunlar test araçları olduğundan geneli göz önünde bulundurmadan bu yorumları yapıyorum. Lancer ve Pajero’ya haksızlık olmasın.  ASX konfor açısından Pajero’dan bir tık, bir sınıf geride, fakat yine de elektronik ayarlanabilir ısıtmalı koltuklar, otomatik klima, cam tavan (açılmıyor) gibi üst sınıf özellikler mevcut. Cam tavan arasında LED ışıklar kullanıldığında içerisine farklı bir hava katabiliyor. ASX’in bu yolculukta en büyük eksikliği, benim için, USB girişi olmayan bir ses sisteminin olmasıdır. Ayrıca ses sistemi de Pajero ile kıyaslanamayacak kadar kötü.

mits06

Yola çıktığımız bu 3 araç arasında şahsi görüşlerime dayanarak aşağıdaki tabloyu oluşturdum. Sanırım yazımın özeti bu tablo olabilir.

Lancer Asx Pajero
Sürüş  Keyfi (%25) 3 2 1
Rahatlık (%20) 3 2 1
Ses Sistemi (%15) 2 3 1
Performans (%40) 3 1 2
Toplam (%100) 2.9 1.8 1.4

Puanlar 3 puan üzerindendir. Görüldüğü üzere kendimce kriterler oluşturdum. Peki nedir bu yüzdeler? Daha önce de bahsettiğim üzere performans benim için ön sırada gelir. Bu puanlamayla 1 puana en yakın araç gönlümde yatan ASX olmasa da, hakkını veren Pajero çıktı.  ASX’in de ondan aşağı kalır tarafı yok elbette. Bu sürüş deneyiminde ise biraz ön yargılı da davranmış olabileceğim Lancer sonuncu sırayı aldı.

Ne olursa olsun Mitsubishi bir Japon ve bu araçların hepsi Japonya’da üretilip, orada testlerden geçtikten sonra onaylı olarak geliyormuş. Dolayısı ile siz araç içerisinde o Japon havasını fazlasıyla alıyorsunuz 🙂 Hepinize keyifli sürüşler Proofhead My Resort Okuyucuları.

mits04

————–o————–

Volkan VARDAR, Mühendis, 25 yaşında, 7 yıllık aktif araç kullanımı, Uzun mesafeli sürüşler konusunda deneyimli

mitsvolkanPajero; bu seyahatimiz boyunca kullandığımız en güçlü ve en konforlu olan araç. Jeep statüsündeki Pajero zaten otomobil yarışlarıyla ilgilenenlerin oldukça iyi bildiği Dakar Ralli’sinin vazgeçilmezlerindenmiş. Hatta yıllardır kazanan araç Pajero’ymuş. Biz aracı herhangi bir zorlu arazi şartlarında denememiş olsak da yol boyu verdiği rahatlık çukurlardan veya tümseklerden geçerken sağladığı rahatsızlık hissini ortadan kaldıran konforu harika! Araç içerisinde uzun mesafe bir yolculukta ya da engebeli bir arazide geçecek yolculukta gereken şeyler düşünülmüş. İç hacminin inanılmaz geniş olması, koltukların genişliği, ısıtmalı koltuklar, panoramik ve açılabilir cam tavan… Hepsi birbirinden güzel…

Aracın en harika özelliklerinden birisi içerisindeki ses sistemi! Son ses açtığınızda kulak zarınızı patlatabilecek şiddette, buna rağmen sesin kalitesini hiç bozmayan harika bir ses sistemi. En metal parçadan en dubstep’ine ya da popuna kadar, hepsinde ses bir harika.

mits05

Konfor olarak çok ileride olsa da aracın problemi hızlanmasında… Belki otomatik vites olmasından belki de çok ağır bir araç olmasından orasını bilemiyorum. Fakat araç gaza bastıktan bir süre sonra hızlanmaya başlıyor. Yokuşlarda oldukça performans kaybediyor bir arazi aracına yakışmayacak derecede. Hatta geride kalabilir bazen.

mitsasxASX; üçlüde ilk denediğim araç olması sebebiyle oldukça sevdiğim bir araç oldu. Diğer araçlara göre daha atik bir araç. Bastığınız anda hızlanıyor ve durma kalkma konusunda sorun yaşanmıyor. Start stop engine teknolojisi olan araç, normalde çok güzel çalışırken yokuşta mola verip devam etmeye çalışınca Start Stop olayı çalışmayabiliyor.

Konfor olarak orta karar bir araç. Böyle bir araçta müzik sistemi pek hoşnut bırakmıyor kendisinden. Panoramik cam tavan yine bu araçta da var ve cam tavanın kenarlarında olan LED ışıklar arabanın içine güzel bir hava katıyor. İçerisi yine geniş ve havadar bir araç olduğu için hem şehir içi hem şehir dışı seyahatler için tercih edilebilecek bir araç.

mits03

LANCER; en az denediğim araç bu. Nedense Pajero ve ASX’e bindikten sonra pek denemek istemediğim bir araçtı. Ben ki konforu seven bir insan olarak Pajero’ya büyük bir bağ hissetmiş birisi olarak Lancer gözümde tutmuyordu açıkçası. Fakat kullanınca Lancer’in de oldukça güzel bir tercih olabileceğini gördüm. Yere çok yakın bir araçtı. O yüzden kullanırken bir yere sürter miyim diye korkmadım değil. Ama öyle bir şey olmadı. Aracın iç konforu teknolojik olarak en gelişmiş araçtı. Dokunmatik LCD ekranı, navigasyon, micro SD kart sistemi, gelişmiş ekran vs… Bunlara rağmen araçta kasvetli bir hava vardı. Diğerlerinin içinin çok geniş olması sebebiyle bu araca binince içerisi çok karanlık gelebiliyor. Hatları çok kalın olduğu icin belki isik girmiyor dedik belki de gozumuz yaniliyor orasi bilinmez. Geel olarak çok arada kalmış bir otel gibi düşündüm. Pajero konforlu, ASX hızlı, Lancer ise ikisinin ortasında bir araçtı. Sıralama yapacak olursak; Pajero en konforlu fakat en yavaşı, ASX en hızlısı, orta konforlu Lancer hem orta konfor hem orta hız ama karizmatik.

mits7721

Bu yazı dizisine ait diğer başlıklar:

mitsekibimiz

Bu maceranın başından sonuna kadar vakit geçirdiğimiz tüm ekibimiz

Mitsubishi Road Trip ’12 Macerası – Son Gün

-Yolculuğun ilk kısmını okumak için tıklayın-
-Yolculuğun ikinci kısmını okumak için tıklayın-

road00

İlk gün TEMSA’dan çıkarken

road36

Anzak Koyu

Maceramızın son günü sabah 8’de, otelin kahvaltı salonunda başladı. Yemeye epey meraklı olan bizler için açık büfe kahvaltı demek, güne en güzel şekilde başlamak demekti. Biz de böyle yaptık, güne en güzel şekilde başladık. Peyniri çok sevdiğimden peynir ağırlıklı bir kahvaltı yaptım.

road34

Yıllarca kullanacağımız otel terk fotomuz

Kahvaltımız devam ederken her biri birbirinden alımlı yaklaşık 10 kadar güzel bayan kahvaltı salonuna girdi. Biz hiç tenezzül etmedik, çaktırmadan bize falan baktılar, biz hiç dönüp bakmadık. Ben portakal suyu almaya gittiğimde yanıma geldi hatta biri, bana bakmıyormuş gibi yaparak elma suyu doldurdu ve sanki bana bakmıyormuş gibi arkasını dönüp gitti.

road18

Kahvaltı faslından sonra otelin içinde birkaç fotoğraf çektirip yola koyulduk. Yolda polis durdurdu. Arabalarımızın yanına yapıştırdığımız Road Trip magnetlerini sökmemizi istedi. Biz de söktük. Karşıya geçmek için feribota son dakikada yetiştik. Bir önceki gün yaptığımız feribot yolculuğumuz yaklaşık 4 kilometrelik bir mesafeydi. Ancak bugün yaptığımız çok daha kısaydı zira Boğaz’ın en dar yeriydi geçtiğimiz yer ve uzunluğu 1000 metrenin biraz üzerindeydi. O sebepten yolculuğumuz da kısa sürdü ve karşı kıyıda gün boyunca bize rehberlik edecek olan Alan Kılavuzu Ali Hikmet Karakaş ve Tamer ile buluştuk. Emekli bir asker olan Hikmet Hoca, Çanakkale hakkında 200’den fazla kitap okumuş ve bölgenin en iyi rehberlerindenmiş. Buna da gün boyu şahit olacaktık zaten.

Çanakkale’deki turumuz 6 saatten fazla sürdü. Ben bu anların çok azını kayıt altına alabildiğim için ve yanlış bir bilgi vermek istemediğim için olanları sırasıyla değil ama aklımda kalan önemli noktalar olarak sizlere anlatacağım.

road31

Abidenin alt kısmında

road16

Kurtuluş Savaşı Gravürü

  • Çanakkale Şehitleri Abidesi‘nin üzerine çıktık! Normalde buraya çıkmak kesinlikle yasak. Ancak biz buraya çıktık. Abidenin dört bacağından üç tanesinin içi dolu, ancak bir tanesinin içerisinde 40 metre yukarıya kıvrılarak çıkan bir merdiven var. Hangi bacağında olduğunu söylemiyorum. Bu ben, Sercan, Alper, Volkan ve Deniz abi ile aramızda bir sır. Buraya çıktığınız tüm Çanakkale ayaklarınızın altında oluyor. 1960’dan bugüne kadar abidenin en üstüne çıkan kişi sayısı sadece 1000 civarındaymış. Bunlar da törenlerde çıkan korumalar ve bakım için çıkanlardan ibaretmiş.
  • Alçıtepe Köyü‘nde bir köfteci var. Kesinlikle tavsiye ederim. Çok lezzetli yapıyor.
  • Çanakkale’de şehir merkezinde herhangi bir hediyelik eşya almayın. Gelibolu’da daha ucuz ve daha çok çeşit var.
  • Biz bulamadık ama eğer olur da siz bir mermi ya da savaştan kalan bir şey bulursanız mutlaka saklayın.
  • Conkbayırı‘na mutlaka gidin. Orada savaşın kaderinin nasıl değiştiğini göreceksiniz.
  • Anzak Koyu‘nda kafanızı yukarı kaldırıp karşıya baktığınızda başında enveriye şapkası pala bıyıklarıyla bir Türk askeri sfenksini göreceksiniz. Bu tamamen doğal olarak oluşmuş.
  • road38

    Mehmetçiğe Saygı Anıtı

    Mehmetçiğe Saygı Anıtı‘na giderseniz mutlaka civarında yetişen dağ çileklerinden yiyin. Aynı çileklerden bir de Fransız Mezarlığı‘nda var.

  • road17
  • İngilizler 1930 yılında Gelibolu’da ölen tüm askerlerinin kimliklerini tespit etmiş, mezarlarını yapmış ve çekilmiş. Ancak biz Türkler bu işi ancak 1960 yılında bitirebilmişiz. Aşağıda çeşitli milletlere ait askerlerin mezarları yer alıyor.
  • 253.000 şehidimizin ancak ve ancak 50.000 küsür tanesinin adı ve memleketi tespit edilebilmiş. Geriye kalanları meçhul.
  • Şehitler Abidesi’ni yapan ilk müteahit parayı alıp kaçtığı için abide bitirilememiş, Milliyet Gazetesi‘nin ülke çapında topladığı bağışlarla bitirilebilmiş.
  • Abideye, garip bir şekilde, uzaktan bakıldığında sadece üç ayağı görülüyor ve devasa bir M harfi okunuyor. Bu mehmetçiğimizin M’si. Ayrıca abidenin dört ayağının olması da yurdun dört bir yanından askerlerimizin gelip burada şehit olmasını temsil ediyormuş.
  • Savaş esnasında lağımcılık işi de epey yapılmış. Aşağıdaki fotoğrafta askerlerimizin kazdığı bir tanesi görülüyor. Lağım nedir bilmiyorsanız İhsan Oktay Anar‘ın Puslu Kıtalar Atlası‘nın Yeraltı kısmını okuyun.
  • Abidenin boyu 40 metre + Atatürk’ün boyu = 41,7 metre
  • Şehitlikte bir meçhul asker mezarı var. Bu mezar, savaş bittikten sonra şehit ettiği bir askerimizin kafasını kesip hatıra diye ülkesine götüren bir Anzak askerinin ölümüne yakın torunlarına durumu anlatıp o kesik başı ülkemize geri yollamasıyla kazılıp gömülmüş. Bu bir savaş suçudur.
  • Çanakkale’de müthiş bir şehitlik turizmi oluşmuş. Avustralya‘dan ve Yeni Zelanda‘dan bir sürü insan buraya dedelerinin mezarını bulmak, görmek için geliyor. Üç hükumet ortak anma törenleri düzenliyor.
  • road21Efsane 57. Alay‘ın şehitliğine mutlaka uğrayın. Bilmeyenler için anlatayım. 57. Alay’ın özelliği en rütbesiz erinden en rütbeli subayına kadar tüm askerlerinin şehit olmasıdır. Bugün bu sebepten dolayı ordumuzda bir 57. Alay yoktur. Zira onlar kahramandır.
  • Yine buna benzer bir şekilde tüm ülkeden okullarını bırakıp cepheye koşan gençlerden oluşan bir alay daha var. Bunların da tamamı aynı gece şehit düşmüşler. Bu sebepten pek çok lise ve üniversite o sene mezun vermemiş.
  • Alçıtepe Köyü’nde bir müze var, kişisel müze. Orayı kesinlikle görmelisiniz.
  • Çanakkale Savaşı’nda Güney ve Kuzey Cephesi diye iki kısım var. Güney’de Fransızlarla savaşmışız. Kuzey Cephesi’nde ise Anzaklar’la. Dolayısı ile Kuzey Cephesi çok daha kanlıymış ve burada şehit olan asker sayısı çok çok daha fazla.
  • Özellikle tabyalarda kullandığımız topların tamamı Alman yapımı.
  • Ah Bir Ataş Ver, isimli türkümüz 1953 yılında 81 denizcimizle batan Dumlupınar denizaltısı için yazılmıştır.

Aklımda kalanlar işte bunlar. Zaman zaman mutlaka bir şeyler daha hatırlarım. Onları da yazarım buraya.

 

road20

Savaş alanındaki yer altı siperleri

road25

En son gördüğümüz yer Seyit Ali Onbaşı‘nın görev yaptığı Rumeli Mecidiye Tabyası oldu.  18 mart 1915’te İngiliz Donanması Boğaz’ı geçerken hepimizin bildiği üzere onbaşı topun vinci çalışmadığı için 275 kiloluk mermiyi Niğdeli Ali Çavuş isimli arkadaşının yardımıyla topa yerleştirmiş ve İngilizler’in Ocean gemisini batırmış. Bununla ilgili detaylı hikayeleri her yerde bulup okuyabilirsiniz.

road32

road30

Şehitliklerde yaptığımız geziler çok iyi geçti. Bunun sebebi rehberimiz Hikmet Karakaş’ın konvoy halinde seyir ederken bile telsiz ile bize sürekli olarak bilgiler aktarmasıydı. Hikmet Bey’e ve asistanı Tamer kardeşimize, ki kendisi bir önceki gün de bizimle birlikteydi, veda ettikten sonra iyice acıkmış olduğumuzdan Yelkenci Restorant‘a doğru sür’atle yol almaya başladık.

Buradaki yemeğimiz herhalde iyice yorulduğumuzdan olacak epey sessiz geçti. Burada da lezzetli bir balık yedik. Daha sonra son hazırlıklarımızı yapıp İstanbul’a doğru yola çıktık. Yolculuğumuzun bitiyor olmasının verdiği hüzünle geri dönüş yolu telsizlerle zaman zaman yaptığımız muhabbetler dışında genelde sessiz geçti. Önemli bir olay olmadı. İstanbul’a geldiğimizde saat gece 11’i geçmişti. Yaklaşık yarım saat kadar TEMSA Global A.Ş.‘nin önünde oyalandık. Eşyalarımızı Alper’in arabaya yükleyip Buğra abimize veda ettik ve Eskişehir’e doğru yola çıktık. Dönüş yolculuğumuz çok heyecanlı ve gürültülü başladı. Ancak zaman geçtikçe önce Volkan, sonra ben uyuduk. Sercan da Alper’i uyutmamak içim uyanık kaldı.

Saat 03.00’ü biraz geçe Eskişehir’e varmıştık. 3 günlük maceramız nihayet bitmişti ve olabilecek en güzel şekilde geçmişti. Bu yarışmayı kazanmamızı sağlayan siz değerli okurlara teşekkür ederim. Bize her türlü misafirperverliği gösteren değerli insanlar başta Buğra abi olmak üzere Deniz abi ve Arda abi‘ye ve Nilpar Hanım‘a teşekkürlerimi sunarım. Hayatımda ve yüksek ihtimalle Volkan, Sercan ve Alper’in de hayatlarında yaşadıkları en güzel yolculuktu bu üç gün. Son olarak Mitsubishi’ye de teşekkür ediyor ve yazımı bitiyorum.

road99

Mutlu Son

Gezimizden çeşitli fotoğraflar:

road37

Anzak Koyu

road39

57. Alay Şehitliği

road22

57. Alay Anıtı

road24

Alper’in ve benim giydiğim başlık: Enveriye

 

road29

Sol alttakiler Fransızların mermileri küflenenler ise bizimkilerin

 

road40

Sağdaki kararmış olanlar Fransız; soldaki küflenmiş olanlar Türk mermileri.

road35

road23

Lancer – ASX – Pajero

road19

Yalnız Çam Tören Alanı

KPSS 2012/2 Yerleştirme Sonucum: Bilecik Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü

Ekran AlıntısıBu hayat bana iyi şeyleri de kötü şeyleri de hep peş peşe verdi sevgili okur. Yani kötü olaylar hep üst üste geldi. İyi şeyler hep aynı zamanda oldu. Hayatımın bu dönemi de galiba yine iyi şeylerin zincirleme geldiği bir dönem oldu.

Kısa süre önce Mitsubishi Road Trip ’12‘yi kazandık. Topladığımız puanlarla Türkiye’de ilk sırayı aldık ve yarın yolculuğumz başlıyor. Temmuz’da girdiğimiz KPSS‘den 88 puan almıştım ve o günden beri yerleştirmelerin yapılmasını bekliyordum. Yarışmayı kazandığımızı öğrendiğimiz gün yerleştirmeler için tercihler de başlamıştı. Şaşırılacak bir şekilde bugün, yani tercih süresi bittikten iki gün sonra, Bilecik Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü‘ne yerleştirildiğimi öğrendim.

İstanbul’da Arkaoda isimli bir barda otururken babam aradı ve yerleştirme sonuçlarının açıklandığını söyledi. Alper‘le elimiz ayağımıza dolaştı ve hemen siteye girdik bakmaya. Ancak ben şifremi hatırlamıyordum. Hemen evi arayıp not aldığım yerden öğrendim şifremi ve Alper’e söyledim. O da bakıp müjdeli haberi bana veren adam oldu.

Beni nelerin beklediği konusunda en ufak bir fikrim yok. Bilecik’e mi taşınırım, git gel mi yaparım, ne yaparım en ufak bir fikrim yok. Pazartesi ya da salı günü Alper’le gidip bakacağız nasıl bir yer, nedir, ne değildir diye. Kayıt için ne istiyorlar onu da bilmiyorum. Anlayacağınız kafam çok karışık sevgili okurlar. Çok daha iyi pozisyonlara umarım sizler de gelirsiniz ya da yükselirsiniz bir gün.

Mitsubishi Road Trip ’12 Macerası – 1. Gün

mistubishi

19 Kasım Pazartesi gününden beri sevinçten kendimize gelemediğimiz için yazmak bugüne kaldı sevgili okur. Evet, Mitsubishi Road Trip 12‘yi biz kazandık. Biz kimiz? Ben, Alper, Sercan ve Volkan.

Haftalar önce Sercan’ın kurduğu takıma son olarak ben girdim. Yakın çevremdeysen zaten muhakkak karşına çıkmışızdır bizi destekle diye 🙂 Yarışmada tam da tahmin ettiğimiz ve beklediğimiz düzeyde gitti puanlarımız. Ancak açıkçası kazanır mıydık bilmiyorduk. Elimizdeki tüm sosyal kanalları kullanıp insanların desteğini almayı başardık, bundan şüphemiz yoktu ama işte rakiplerimiz ne yapıyordu, kaç puandaydılar onu bir türlü kestiremiyorduk.

Nihayet geçen pazartesi sabahı aldığımız bir maille yarışmadaki durumumuzu öğrenmiş olduk. Hemen iletişime geçip detayları da öğrendikten sonra ufak çaplı bir kutlama hazırlığı yaptık. Aynı gün öğleden sonra resmi siteden kazandığımızın açıklandığını gördüğümüzde ise… Gördüğümüzde ise… Kazandığımızı görünce…

folder

Çıldırdık! Alper kendini kaybetti, gözleri doldu ağladı. Ben, 25 yaşındaki ben, laboratuvarın ortasında parendeler atmaya başladım. Alper sevinçten önüne çıkana sarılıyordu. Volkan’a ve Sercan’a da hemen durumu mesajla bildirdik. Volkan dersteydi o esnada. Fazla duramadığından olacak beş dakika sonra koşa koşa geldi. Sarılıp halay çektik!

Böyle bir mutluluğu en son dördüncü sınıfta Çevre Yönetimi dersinin sunumunu kazandığımızda yaşamıştık Emre, Alper ve ben. Şimdi Emre belki çok uzağımızdaydı ama Alper’le birlikte yine aynı sevinci yaşadık.

Şimdi tam olarak kazandığımız ödül şu:

Yarışmada birinci olan ekip 1-2 Aralık 2012 tarihlerinde 1.500 kilometre uzunluğunda keyifli bir yol macerasına 3 Mitsubishi otomobil ile çıkacak. Takım mensupları Mitsubishi Motors’un binek segmentindeki güçlü temsilcisi Lancer Sport Sedan, crossover segmentindeki iddialı aracı ASX ve Dakar “efsanesi” Pajero‘yu hem kullanma hem de yakından tanıma fırsatı bulacak. Bu keyifli yolculukta kazanan takım; efsanelerin yazıldığı Çanakkale Şehitliği, 400 yıllık geçmişe sahip Gelibolu Mevlevihanesi ve Namık Kemal’in mezarı gibi önemli tarihi mekanları da gezme fırsatı yakalayacak.

Bu sabah bizim evde kahvaltımızı yaptıktan sonra yola çıktık sevgili okurlar. Bir önceki gece Alper İstanbul’a otobüs bileti bulmuştu. Ancak sonradan bilet fiyatının kişi başı 45 lira gidiş olduğunu öğrenince yuh dedik. Dört kişi gidiş dönüş toplamda 360 lira tutacaktı. Alper, hareket saatine bir saat kala biletleri iptal ettirdi. Çünkü arabayla gidersek daha ucuza mal olacağını hesaplamıştı. Biz de bunun üzerine perşembe gecesi yerine ertesi gün yola çıkmaya karar verdik ve bu sabah saat 10.30’da yola çıktık. Tahmin ettiğimizden çok daha keyifli bir yolculuktan sonra nihayet saat 15.15’te İstanbul’a ulaştık. Buluşacağımız adam yarışmayı yöneten reklam ajansından Arda Bey idi. Alper’in arabası Flash’ı nereye park edeceğiz diye kara kara düşünüyorduk. Arda Bey imdadımıza yetişti ve arabayı girip Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı‘nın altındaki otoparka bıraktık. Burası hem çok güvenli hem de çok ucuz bir park yeri.

Kısa bir bocalamadan sonra Bahariye‘de Barlar Sokağı denen yere gittik. Buradaki Arkaoda isimli mekanda nihayet Arda Bey’le buluştuk. Bu bar, kapısında adı yazmayan garip bir yerdi ama ortamı çok iyiydi. Burada Mitsubishi’de çalışan çok hoş bir hanımla, Nilpar, ile tanıştık. Hemen ardından konvoy liderimiz Buğra Bey geldiler. Burada her türlü imza ve kağıt işlerini halledip koyu bir sohbete başladık.

O esnada KPSS yerleştirme sonuçlarının açıklandığını öğrendik. Hemen baktık ve mutlu sonucu öğrendik: Bilecik İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü‘ne yerleştirildim. Artık bir devlet memuru oldum. Bununla ilgili detaylı bir yazı da yazacağım.

Ekran Alıntısı

Saat 18.00 civarında bardan kalkıp hemen karşısındaki bir dürümcüye girdik. Burada çok lezzetli bir işkembe çorbasıyla ortalama bir dürüm yedikten sonra geriye, stadyumun altındaki otoparka geldik.

Gece kalacağımız yer Göztepe tarafındaydı. Yolda giderken Marmara Üniversitesi yakınlarında kuzenim Cihan‘la görüştüm. Sonra yola devam edip nihayet kalacağımız yere, Alper’in liseden arkadaşı Ali‘nin evine geldik. Şu an Ali’nin salonundan yazıyorum bunları.

Yarın sabah erken saatte başlıyor yolculuk. Bugün konuştuklarımızdan çıkardığımıza göre bizi çok eğlenceli iki gün bekliyor. Proofhead My Resort’u takip ederek sen de bu macerada bizlere eşlik edebilirsin. Desteğin için teşekkür ederim 🙂