Tag Archives: Mor ve Ötesi

Plak Mecmuası – Jules Verne – Kızıl Pelerin

Süper bir yazıyla daha karşındayım sevgili okur. Sonbaharın gelmesiyle birlikte  giderek eve kapanmaya, koleksiyon işlerine daha fazla vakit ayırmaya başladım. Şu sıralar elime geçen dergi ve kitaplardan bahsetmek istiyorum biraz.

plakmec01Plak Mecmuası, bu ülkede plak kültürü ve teknolojileri hakkında yayımlanan en kapsamlı yayın olarak hayatına devam ediyor. Üç aylık periyotta yayımlanan derginin üçüncü sayısı bir ay gecikmiş olarak yayımlandı. Temmuz ayında yazdığım şu yazıda derginin yayın hayatına son vermiş olabileceği riskinden söz etmiştim. Neyse ki yalnızca bir aylık bir gecikme olmuş. Haziran ayını pas geçip, Temmuz-Ağustos-Eylül sayısı yayımlandı. Ancak, Eylül ayı da bitip Ekim ayı başlamasına rağmen henüz dördüncü sayıdan haber yok. Belki dördüncü sayıyı alır, o şekilde yazarım diye beklemeyi düşündüm. Ama ne yalan söyleyeyim güvenemedim.

Olsun, sorun yok. Dergi zaten çok uzun yıllar bir başvuru kaynağı olabilecek nitelikte. Seçilen konuların bir kısmı gündeme ilişkin. Ancak bu yelpazenin kalan kısmını da plak genel kültürü üzerine derlenen diğer çok başarılı içerikler oluşturuyor. Örneğin bu sayıda, benim de hayatıma dokunan, en unutulmaz ve unutulmayacak şarkılardan birisi olan “Sultan-i Yegâh” konu alınmış. Geçtiğimiz aylarda burada da yazdığım Mor ve Ötesi cover’ına ve sınırlı sayıda plak baskısına geniş yer vermişler. Yetmemiş, bir de Nur Yoldaş‘la bir röportaj yapılmış. Güzel bir röportaj ama biraz eksik. Sırf bu şarkı üzerinden yapılan bir röportajda insan çok daha özel detaylar, anılar bekliyor. O açıdan röportajı biraz zayıf buldum. Okumaya devam et

İlkyazım! Biricik Dolunayım!

dolnask02

Merhaba,

Bahar geldi artık. Hatta biraz da acele etti ve neredeyse yaza döndü yüzünü. Her sabah yalnız başıma, Eskişehir’in bahar sabahlarını adımlıyorum. Belki seneler sonra, bu şehre dair hatırlayacağım en güzel anları yaşıyorum bir başıma.
dolnask09Bu ay enfes bir dolunay var gökyüzünde. Üstelik ilginçtir, tam üç gündür öylece parlıyor. Fersah fersah uzakta ancak ışığı sıcacık, aydınlığı çok berrak. Baktıkça güzünü alamıyor insan. Sana çok yakınım biliyordum ama uzanıp dokunmak için bir hamle yapmıyordum. Yapmadım da. Döndüm ve geldim o küçük dünyama yine. Çirkinliğimi bağışla, inan içim seninle dolu.

Mor ve Ötesi büyük bir sürpriz yapmıştı hani geçen ay. Biriciğimiz, Sultan-ı Yegâh‘ımızı yeniden yorumlamıştı. İşte sürprizin büyüğü, bu teklinin plağa basılması oldu. Dayanamadım, sınırlı sayıda basılan kırkbeşliklerden bir tanesini sipariş ettim. Heyecanla beklemeye başladım. Şimdiye kadar aldığım en kaliteli kaliteli baskıya ve malzeme kalitesine sahip dış kabıyla çıktı geldi plağım.

Atilla İlhan, süper yazmış eyvallah da, Ergüder Yoldaş‘ın mucizesine her seferinde şaşırmak da neyin nesi? Bunca ay geçti, bir sana bakmaktan bir de bu şarkıyı dinlemekten bıkmadım.

dolnask03Bu tekli, ülkemizi yıllar sonra kaliteli baskı plaklarla yeniden tanıştıran, Rainbow45 Records tarafından 500 adet sınırlı sayıda yayımlandı. Ambalajda yer alan etikette de bu ibare yer alıyor. Bu noktada, Rainbow45’i bir kere daha tebrik etmek lazım. Çünkü ülkede plağa basılmayı hak eden ne kadar kaliteli albüm varsa birer ikişer yayımlamaya devam ediyorlar. Her ay muhakkak sitelerini (http://www.rainbow45records.com/)kontrol ediyorum. Plak koleksiyonculuğuyla ilgilenen herkesin de takip etmesinde fayda var. Çünkü ülkemizde plak basan firma sayısı çok az. Rainbow45’ten başka bir de Sony Music bu işi yapıyor ama açık söylemek gerekirse çoğu işi sırf para tuzağı, başka bir şey değil. Çok kaliteli materyaller sunamıyor.

dolnask01

Geçen hafta, dergileri düzenlerken OT‘un bir sayısında, bloga eklemek için işaretlediğim sayfaları fark ettim. İşaretlediğim dizelerin özellikle çizimleri beni benden aldı. “Neden herkes güzel olmaz?” diye soruyor. Neden herkes sen olmaz? Nedir seni, benim olarak gören her gözden çektiğim? “Seni görünce, aynı anda geçer aklımızdan aynı düşünce… Bir duvar gibi aramızdan.” El ayak çekildiğinde, karanlık bir gecede, sessizce bekleyen benim. Ne olur gözlerim kamaşsa ve kesilse soluk alış verişim?

Bu manzaraları eklemek artık geleneksel bir hal aldı. Belki aynı kareler diyebilirsin. Ancak yanılıyorsun. Her biri tam da o gün çekilen, o anı anlatan kareler. Hiçbir şey aynı kalmıyor. Bir sonraki dolunay, biraz daha yaşlanmış oluyor. Tıpkı büyüyen bir bebeğin fotoğrafını, her ay çekmek gibi düşün. Büyüyen yalnızca et ve kemik değildir onda. Düşüncelerdir, hislerdir ve en önemlisi içindeki o en gizli karanlıktır. Kendisiyle baş başa kaldığında duymaya başladığı o sestir, kendisidir. O hiç susmayan itiraftır. Sen de büyüyorsun dolunayım. Belki gökyüzünde, belki benim içimde…  Değişiyorsun, eskiyorsun, ama hiç bitmiyorsun. Biz göremiyoruz sendeki o tükenişi. Sahi, kim biliyor? Kaç kişiye fısıldıyorsun aklındakileri?

dolnask05

Ulus’a giden yol

dolnask06

Bariyer

Gün batımı

dolnask08

Gizli

Glass Harmonica

İki farklı şeyden bahsedeceğim. Biri animasyon olan glass armonica, diğeri ise bir enstrüman olan glass armonica.

Image Hosted by ImageShack.usMor ve Ötesi‘nin 2004’de çıkardığı ve çıkardığı dönemde epey bir ses getirmiş olan efsane albümü Dünya Yalan Söylüyor, bir biri ardına çıkardığı hitlerle ve bu parçalara çekilen kliplerle çok uzun süre müzük kanallarında yer almıştı. Albüm, halen ülkemizin en çok satan Rock albümüymüş. 10 parçalık albümün yarısına klip çekildi. Cambaz, Bir Derdim Var, Sevda Çiçeği, Aşk İçinde ve Uyan albümün klip parçaları oldular. Yalan yok, kendi tarzında iyi bir albümdü. Klipleri falan da fena değildi. Ancak benim için hepsi bır yana, Uyan parçası ve parçaya çekilen klip bir yanaydı. Ben klip ilk çıktığında, Mor ve Ötesi’nin sırf bu şarkı için hazırlanan bir animasyon klibi olduğunu düşünmüştüm. Ancak yıllar sonra tamamen şans eseri aynı görselleri bambaşka bir yerde görünce şaşkınlıktan ağzım açık kaldı.

Uyan, süre olarak 5 dakikadan biraz daha uzun bir şarkı. Klip de aynı uzunlukta hazırlanmış. Bu arada, Dünya Yalan Söylüyor’da Uyan parçasının uzunluğu (albümün CD versiyonunda) 27 dakika olarak görünüyor. Zira bu parçanın sonunda ismi track listte yer almayan bir hidden track var. Yani gizli parça. Hiç dinlemediyseniz üşenmeyin 🙂 Neyse, klipten bahsediyorduk. Klip, Rus Andrei Khrjanovsky tarafından 1968’de çekilmiş yaklaşık 20 dakikalık “The Glass Harmonica (Steklyannaya Garmonika)” isimli bir animasyon kısa filmden kareler alınarak hazırlanmış. Şuradan İngilizce altyazı ile izleyebiliyoruz:

Sarı Şeytan

Alkışlarla Yaşıyorum‘da yazdığına göre “Filme konu olan Harmonica iyi bir usta tarafından yapılmıştır ve dinleyeni iyi eylemlere yöneltmektedir. Lakin bir gün sarı şeytan(para) ortaya çıkarıp bu güzel eylemleri yapmayı sağlayan davranışları ortadan kaldırmış ve yerine yeni bir düzen getirmiştir.(kapitalizm) Düzeni konu alan bu çalışma zamanında yasaklanmış bir çalışmadır“.

Image Hosted by ImageShack.usŞimdi animasyonda da bahsedilen bir enstrüman var. Biçim olarak animasyondakine benzemesede, gerçekten bir cam armonika var. Benjamin Franklin tarafından icat edilmiş bu alet. Mekanik olarak, pedallara basıldıkça dönen bir cam silindir üzerindeki belirli noktalara ıslak olarak sürülen parmaklarla çalınan garip bir enstrüman. İlk çıktığı dönemde böylemiş. Tabi zamanla pedal olayı kalkmış, silindir bir elektrik motoru ile, hem de istenen devirde dönebilir hale getirilmiş. 1762 yılında ilk defa bu aleti çalan isim Marianne Davies olmuş ve tarihe geçmiş.

Yukarıdaki videoda izlediğimiz sanatçı, Fransız Thomas Bloch. Cam armonikada bugün bilinen en iyi isim. Tabi aletin böyle güzel bir sesinin olması yanında belki de asıl ilgi çekici durum, uzun süre dinlenildiğinde delirttiği iddiası. İddialar, enstrümanın sesinin insanı çok yoğun bir depresyona sürüklediği yönünde. Dolayısı ile 18. yüzyılda Almanya’da yasaklanmış. Ancak, özellikle bu yazıyı yazarken ve öncesinde de uzun süreler dinlememe rağmen en ufak bir depresif etki yaratmadı bende. Şu alttaki video da hem görsel hem de işitsel bir armonika ziyafeti yer alıyor. Afiyet olsun.

Image Hosted by ImageShack.usŞanslıyız ki armonikanın çalışma presibini evimizde de deneyebiliriz. Sinem ve Şemre Çorum‘dayken birkaç şahit oldular benim yaptığıma. Ben de bunu bir Faslı‘dan öğrendim inanır mısınız. Bir kadehe, ama şu yanda gördüğünüz gibi bir kadehe, yarısına kadar su doldurun. İki parmağınızla kadehin altına bastırın iyice. Yani masanın üzerindeki o tablasına sıkıca bastırın. Daha sonra diğer elinizin tercihen orta parmağını ıslatıp yavaşça kadehin üst çeperlerinde, tam ağız kısmında dolaştırın, daireler çizmeye başlayın. Yeterince sabırlı olursanız bir süre sonra beklenmedik bir titreşimle ve yükseklikte, ıslığımsı bir sesin çıktığını göreceksiniz.

İlim irfan yuvası, bilgi kültür hazinesi Proofhead My Resort‘te yine yepyeni şeyler öğrendik, yine ağzımız açıkta kaldı. Herkese iyi günler.

Pentagram Geçmişin Yükü Klibinde Gördüklerimiz

grup

Birkaç gün önce şu yazımda sizlere grubun çıkarmış olduğu yeni albüm MMXII‘yi yorumlamıştım.

Bu yazımda da albüme çekilen ilk klip olan Geçmişin Yükü‘ne dair bir takım bilgiler vereceğim.

Klipte bariz bir hikaye anlatılmıyor. Pentagram’a yakın olan ve pek çoğunu da popüler medya ve internet aracılığıyla tanıdığımız simaları görüyoruz klipte. Bu simaların hepsi çok farklı alanlardan seçilmiş üstelik. Klibin yönetmenliğini Hakan Ketche yapmış. Ketche, özellikle geçmişte Pentagram’a ve Türk metal müziğine çok destek vermiş bir kişi olarak anlatılıyor internette. Gruba olan yakın duruşu sadece klibi çekmekle değil, Pentagram’ın birkaç albümünde brutal back vokal olarak katılmakla da alakalıymış. Sadece klip değil, reklam ve film de çekiyor (Romantik Komedi).

hakan

Hakan Utangaç

Şarkının klibi Osmanlı döneminden kalma eski bir yapıda, İstanbul Balat’ta yaklaşık 12 saatte çekilmiş. Görüntü yönetmeni Soykut Turan, Fransız editor Fred Boudet ve Sinefekt’in de katkısıyla bir haftada montajlanmış. Grup üyelerinin hepsi açık açık görülüyor klipte. Yalnız ben en çok Hatan Utangaç‘ı beğendim duruş ve poz olarak. Şimdi klibi alt kısımdan açalım ve belirme sırasına göre tanıdığım ve bulabildiğim ünlü simaların kimler olduğuna bakalım.

kiskender1

kiskender2

Küçük İskender

ogun

Ogün Sanlısoy

vlcsnap-2012-06-04-20h40m43s201

Nejat İşler

vlcsnap-2012-06-04-20h40m53s45

Nejat İşler

vlcsnap-2012-06-04-20h42m39s89

Nikki Wild

vlcsnap-2012-06-04-20h42m57s17

Nikki Wild

vlcsnap-2012-06-04-20h48m47s176

Athena

vlcsnap-2012-06-04-20h43m25s10

Athena

vlcsnap-2012-06-04-20h45m05s17

Şebnem Ferah

vlcsnap-2012-06-04-20h45m59s211

Oky

vlcsnap-2012-06-04-20h46m14s183

Gözde Kansu

vlcsnap-2012-06-04-20h46m40s186

Mor ve Ötesi

vlcsnap-2012-06-04-20h49m45s255

Janset

vlcsnap-2012-06-04-20h49m48s34

Janset

vlcsnap-2012-06-04-20h49m01s63
Murat Garibağaoğlu

 

Evet, buraya kadar gördüğünüz isimler kesin olarak ya da çok az tereddütle saptayabildiğim isimler. Aşağıdaki iki kişinin kim olduklarını ise bilmiyor ancak çok merak ediyorum. Bu iki kişi dışındakilerin de tamamı grubun yakın çevresindeki fanlarıdır. Arada yine kaçırdığım isimler olabilir. Olurda onlardan birisi bir gün bu yazıya denk gelirse kaçıncı saniyede göründüğünü yorum olarak bırakabilir.

vlcsnap-2012-06-04-20h50m39s16

Tanımadığım Kişi 1

vlcsnap-2012-06-04-20h48m08s46

Tanımadığım Kişi 2

Evet sevgili okur, peki son olarak bana göre kimler olmalıydı bu klipte? Ben böyle bir klip çeksem, ya da böyle bir klibim çekilse veya Pentagram olsam Demir Demirkan ile Hayko Cepkin‘i de mutlaka bu videoda görmek isterdim.

Klipte oynayanlar: Athena, Şebnem Ferah, Janset, Küçük İskender, Murat Garibağaoğlu, Nejat İşler, Mor ve Ötesi, Nikki Wild (Punk Levent), Ogün Sanlısoy, Gözde Kansu, Oky.

EKLEME: 03.07.2012 Grup bir de kamera arkası görüntüleri yayınladı.

Benzerlikler & Çakmalıklar: Verenpisara vs Mor ve Ötesi

Evet sevgili okurum, bir çakmalıkla bir benzerlikle daha karşındayım 🙂 Bugün Mehmet Ayrancı sayesinde keşfettim bunu da. Buna da çakmalık diyemedim kendi içimde. Sen dinle ve kararını ver arak mı esinlenme mi?

Bu yazıya konu olan benzerlik bugün Amorphis diye bilinen grubun üyelerinin yan projeleri olan Verenpisara grubunun bir şarkısıyla Mor ve Ötesi grubumuzun bir şarkısı arasındaki ilginç benzerlik olacak.  Verenpisara grubunun 2003 yılında çıkan Happosadetta adlı albümlerinin Juomarahat adlı parçasının introsu Mor ve Ötesi’nin en popüler parçalarından birisi olan Bir Derdim  Var‘ın introsuna acayip benziyor. Ve sıkı durun: Mor ve Ötesi bu albümü 2004’te çıkardı! Ben ilk dinlediğimde dedim “Aha kesin arak!” Tabi daha sonra insan sakin kafayla dinleyince “Lan acaba esinlenmişler midir?” diyor. Neyse sevgili okurum sen dinle ve karar ver bakalım. Dosyaların boyutları küçük merak etme. Ayrıca sana bir ipucu: Fareni şarkı adının üzerine getir ama tıklama. Bir pencere çıkacak o pencereden direk indirmeden dinleyebilirsin.

Verenpisara – Juomarahat | Mor ve Ötesi – Bir Derdim Var

Baya benziyorlar değil mi 🙂