Tag Archives: Nikola Tesla

Proofhead Balkanlar’da 2 – Belgrad

İlk bölümü okumak için tıklayın. Yazının ilk bölümü şimdiden birilerinin işine yaramaya başlamış bile. Balca’dan çok güzel bir geri dönüş aldım. Teşekkür ederim. Bu kısım biraz uzun oldu ama gezinin de en keyifli kısmıydı.

Çılgın bir açlıkla şehre ayak bastık. Kalacak yeri önceden rezerve ettiğimiz için aklımızda ilk olarak yemek vardı. Tüm o saatler süren yolculuk bizi acıktırmıştı. Şansımıza çok merkezi bir yerde boşluk bulup aracımızı park ettik. Yürüme mesafesindeki Republic Square (Cumhuriyet Meydanı) ulaştık. Burada Sırpların meşhur Prensleri Mihailo’nun  (Miloş) heykeli var. Heykelin bulunduğu alan şehrin buluşma noktası olmuş. Hemen yakında Knez Mhailova Caddesi var ki burada o Avrupa şehri havasını hemen hissedebiliyorsunuz. Biz bu şekilde açlıktan kırılarak ama tüm detayları da atlamadan dolaşa dolaşa Restoran Prolece’ye geldik. Sokağa yayılmış, sevimli, geleneksel yemeklerin de bulunduğu bir mekan burası.

balk44

Republic Square

balk40

Knez Mihailova

balk41

Tıkla büyüsün

İşletmeci sekiz kişilik kafilemizi görünce koşarak geldi yanımıza, şaka yok. Okumaya devam et

Proofhead Hırvatistan’daydı!

01
Aslında gezi kategorisindeki yazıları çok fazla geciktirmek hem benim hem de okuyucu için sevimsiz oluyor. Yazıya asıl tadı veren detayları unutuyorum zamanla. Ancak geçen cumartesi yaşanan katliamdan sonra bilgisayarı bile açmak gelmedi içimden. Kaldı ki facebook’a da giremeyince iyice boş verdim.

5 Ekim Pazartesi sabahı Hırvatistan‘a gittim sevgili okur. Zagreb‘te Bakanlığımızın da paydaşı olduğu bir AB Projesi kapsamında, Çevre Denetimlerinin Planlanması konulu bir çalıştaya katıldım.

Pazartesi günü 12.15 treniyle Ankara‘ya gittik. Burada Merve‘yle vedalaştım ve Belko Air‘e bindim Gar’ın önündeki durağından. Burada Ankara Arena‘nın hemen önünden, Türkiye Motorsiklet Federasyonu binasının karşısından yer alıyor durak. Buradan Belko Air’e bindim ve yaklaşık kırk dakika sonra Esenboğa Havalimanı‘nda İç Hatlar Terminali’ne indim. Buraya son gelişimden beri değişen hayatımı düşündüm 🙂 İç Hatlar Terminali’ne geldim çünkü Zagreb’e İstanbul aktarmalı olarak gidecektim.

Bakanlıkta görevli Hatice Hanım ile terminal girişinde buluştuk. Uçak saat 16.00’da kalkacaktı. Hava alanı içerisinde işlemleri bitirdikten sonra uçuş saatini beklemeye koyulduk ve nihayet yolcuları uçağa almaya başladılar. Uçak kalkış süresinden yaklaşık 15 dakika sonra havalandı. Ankara’dan İstanbul’a uçakla gitmek nasıl olur diye hep düşünmüşümdür. Süper oluyormuş sevgili okur. 45 dakika sürüyor yolculuk. Uçak kalktıktan sonra hostesler ikram servisine başladılar. İkram servisi bittiğinde, ekmek çarpsın yalanım varsa, pilot anons geçti: İniş için alçalmaya başlıyoruz. Çok şaşırdım bu kadar kısa sürmesine her 06şeyin. Ancak iniş için alçalmaya başlayan pilot bir süre iniş yapamadı. Muhtemelen pistte sıra gelmedi bir türlü. Marmara Denizi üzerinde bir “U” çizdik. Bunu uçağın ekranındaki rota haritasından anladım. Bu gecikme bizi giderek tedirgin etmeye başladı çünkü bağlantılı uçuşumuza kırk dakika kalmıştı. Uçak hava alanına indikten sonra uçaktan inişimiz 15 dakikayı buldu. Koşa koşa pasaport kontrolüne girdik. Burada da yanlışlıkla engelli önceliği olan sıraya girmişiz. Burada da epey vakit kaybettik. Zagreb uçağı için son çağrı anonsunu duyunca kapıya doğru koşmaya başladık. Hostesler bizi görünce içeriye “son iki yolcu da geldi” diye anons geçtiler. Uçaktaki yerimize geçtiğimizde uçak kalkış için hareket etmeye başlamıştı.

Burada beş kişilik ekibimizin diğer üç üyesi ile de tanıştık. İzmir’den Mehmet Ali Bey, Tekirdağ’dan Kaan Bey ve Edirne’den Yener Bey. Bunlar hava alanına bizden önce gelmişler ve bizim gelmemizi bekliyorlarmış sağ olsunlar. Yerlerimize geçtik ve uçak kalkış için piste girdi. Ankara uçağının aksine fazla oyalanmadan kalktık. Uçakta yine en arka koltuk denk gelince içimden gülmek geldi 🙂 Havanın batıya doğru yavaş yavaş kararmasını bulutların üzerinden izleye izleye Zagreb’e indik sevgili okur.

15

Zagreb, Hırvatistan’ın başkenti. Başkent olunca insan büyükçe bir hava alanı bekliyor. Yok lan nerede? Avrupa Birliği bayrağı ve Hırvatistan yazısını görüp bir salona giriyorsunuz. İki bankoda iki polis bekliyor pasaport kontrolü için. Aha bunları geçin, Avrupa’dasınız. Pasaport kontrolünde gri renkli hizmet pasaportundan olacak, çok bir sıkıntı yaşamadım. Polis çok fazla soru da sormadı. Gülümsedi, kaşeledi ve welcome dedi. Bu esnada arkamızda bekleyen üç kişilik bir grubu fark ettim. Ben nereden bilecektim ki bu hanımlar ertesi gün eğitimde önümüzdeki sırada oturacaklar?

20

Kuna

Burada Kaan Bey, hususi pasaportuyla ve Schengen vizesiyle giriş yaptı. Pasaport kontrolünde onu biraz beklettiler. Birkaç ilave belge daha istediler ama sonunda sıkıntı çıkmadı. Böylece nihayet çantamdaki 150 ml.lik deodorant ve tentürdiyot şişesi ile Hırvatistan’a ayak bastım. Tentürdiyot ne için mi? Şurayı okuyun. Terminalden çıkıp hemen ilk danışma ofisine girdim. Burada kalacağımız otelin yerini, nerede para dönüşümü yapacağımızı ve nereden taksi bulabileceğimizi sordum. Hırvatlar, ne kadar AB üyesi olsalar da para birimleri Euro değil, Kuna. Yanımda Euro vardı ancak Kuna yoktu haliyle. Danışmadaki kız bize değişimi hava alanında yaparsak çok zarar edeceğimizi, şehir merkezinde gerçek kur üzerinden yapmamızı söyledi. Şehir merkezine gitmenin tek yolu da taksiymiş o saatte. Ancak taksiye hava alanının önünden binmeyin, biraz yürüyüp ileriden binin dedi.

Okumaya devam et