Tag Archives: Nokia 1200

USB Kablo Dönüşümleri

Etrafıma bakıyorum da tüm elektronik ıvır zıvırlar artık USB ara yüzü üzerinden şarj olabiliyor. Bak sayıyorum; tabletim, Nokia 1200 cep telefonum, walkman’im, mp3 çalarım, fotoğraf makinem. Elbette bunların her birinin birer de adaptörü var. Ancak her birinin 5 volt ve yaklaşık 1 amperlik bir güç kaynağıyla şarj edilebileceğini görünce bende bir ışık yandı ve şu yazıda anlattığım kabloyu yaptım. Tek bir güç kaynağı kullanarak tüm bu aletleri şarj edebileceğimi anladım.

Geçen sene cep telefonumu şarj etmek için bir USB kablo yapmıştım. Geçen hafta yıllık izinde olmamı fırsat bilerek yeni kablolar da yapabildim. Önce walkman’le başladım. Güç girişine göre bir soket aldım ve elimdeki eski farelerden birinin USB girişi ile birleştirdim. USB kablonun içerisinde genellikle 4; bazen de 5 farklı kablo oluyor. Bu kablolardan ikisi veriyi, ikisi de elektriği taşıyor. Bir standart olmasına rağmen bu renkler hiçbir zaman aynı olmuyor. Ucunu kestiğim USB kabloyu avometre ile deneyip elektrik uçlarını buluyorum. Daha sonra da kullanacağım aletin polaritesine göre (+) ve (-) uçları ayarlıyorum. Sonra lehimleme ve yalıtım işi bitiyor ve şarj kablosu hazır!

kablo1Walkman’den sonra bir süredir temassızlık yaparak beni dinden imandan çıkaran tabletin şarj aletini parçaladım. Parçaladım dediysem kırıp atmadım. Adaptör kutusunu maket bıçağı ile 20 dakika uğraşıp güzelce kestim ve adaptörün iç kısmını çıkardım. Daha sonra yeni bir kablo alıp adaptör devresi üzerindeki miniş deliklere lehim yaptım. Ancak bir sorun vardı, prize takılı olmasına rağmen elektrik gelmiyordu şarj ucuna. Daha sonra fark ettim ki lehim yaparken adaptörün devresine zarar vermişim. Böylece adaptörü çöpe attım. Hazırladığım yeni soketin ucuna yine bir USB kablo bağladım ve bingo! Tablet şarj olmaya başladı.

Yıllar önce aldığım ve halen daha kusursuz çalışan bir fotoğraf makinem var. Bunun tek kusuru data kablosunun uzun süre önce bozulmuş olmasında dolayı çalışmamasıydı. KODAK öyle bir kablo ara yüzü yapmış ki Dünya’da tanımlanmış herhangi bir standardı yok. Dolayısı ile makinenin bilgisayar bağlantısı ve şarj edilebilme imkanı ortadan kalktı. Ben de adaptörü harici olarak şarj edebileceğim bir aparat almak durumunda datacablekalmıştım. Çektiğim fotoğrafları da makinenin hafıza kartını çıkartarak alabiliyordum. İşte geçen hafta tüm bu kablo işlerine girişince dedim lan dur şuna da bir bakayım.

Avometre

Önce data kablosunu sokete yakın bir yerden kestim. İçinden beş farklı kablo çıktı. Daha sonra soketin minik kutusunu açtım bir de baktım ki bu beş kablodan iki tanesi lehim yerlerinden kopmuş! Ancak o kadar minik noktalara lehimliler ki anlatamam. Dolayısıyla şimdiye kadar yapacağım en hassas lehimler bunlar olacaktı. Eski USB kablosunu kullanmadım. Elimdeki çok iyi ancak bozuk bir mouse’un müthiş kaliteli kablosunu kestim ve şansıma bundan da aynı renklerde beş tane kablo çıktı. Yemin ederim ki 0.5 mm kalemin ucu kadar dört tane deliğe bu kabloları lehimledim. Her bir delik için çok az lehim kullandım. Çünkü yandaki deliğe taşması halinde mümkün değil bir daha temizleyemezdim. Lehimler bitti ve her bağlantıyı tek tek avometre ile kontrol ettim. Sonra sıcak silikonla devrenin lehim kısmını örttüm. Daha sonra da soketin kutucuğunu kapattım dikkatlice, güçlü yapıştırıcıyla yapıştırdım. Heyecanla fotoğraf makinesini yıllar sonra data kablosuyla bilgisayarıma bağladım. Bir süre hiçbir şey olmadı ve sonra “Yeni aygıt bulundu” balonu pop’ladı 🙂 Olmuştu işte. Artık fotoğraf makinemi de data kablosuyla USB üzerinden kullanıp şarj edebiliyorum.

Mikro usb ucu

Şu an Apple haricindeki hemen hemen tüm firmalar bildiğiniz üzere telefonlara ve tabletlere şarj ve data kullanımı için mikro usb arayüzünü standart hale getirdiler. Bu sayede de taşınabilir güç kaynakları ortaya çıktı. Bunların çıkış voltajları 5 V oluyor. Kendinize kapasitesi ve çıkış akımı güçlü bir taşınabilir güç kaynağı alırsanız elinizdeki tüm elektronikleri tek bir kablo ile çalıştırıp kullanabilir, şarj edebilir, adaptörle uğraşmak zorunda kalmazsınız.
kablo2

2014 Yılımın Değerlendirmesi

Yıllar bir biri ardına geçiyor, hayatlarımız değişiyor sevgili okur. Hayatımın belki de en önemli yılıydı 2014 ve en çabuk geçen yılı oldu.

Her yıl yazdığım ve geride bıraktığım yılı değerlendirdiğim yazılardan birisi olacak bu da. Geçen sene yazdığım, 2013 Yılı Değerlendirmesi‘ni okudum az önce. Blogun en hantal yılı olarak bahsetmişim. Ancak, bu yıl beş yıllık My Resort Tarihinin en kötü yılı olmuş, onu anladım. Çünkü altı ay süren bir askerlik ve bir ay süren bir evlilik sürecinde tamamen blogdan uzaktaydım. Tek bir kelime yazmadım. Haliyle reytingler de düştü. Ancak olsun, bunu dert etmiyorum. İnternet alışkanlıklarında belirli dönemler vardır. Örneğin 2000’lerin başında forum siteleri çok revaçtaydı. Sonra sözlükler birden moda oldular. Sonra blog dönemi başladı. Akıllı telefonlarla birlikte bu sefer de fotoğraf ağırlıklı içeriklerin yer aldığı sosyal profil siteleri popülerleşti. Dolayısı ile kişisel blogların artık iki kuşak geride kaldığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Özellikle video ve fotoğraf paylaşımlarına olan ilgi bu denli yoğunken kelimelere ilgi gösteren okuyucuların sayısı ciddi oranda azaldı. Okumaya devam et

Tatilin Tam Ortasındayız

69-t0sv

Kurban Bayramı!

Bugün dokuz günlük bayram tatilinin tam ortasındayız sevgili okur. Kendi adıma bu beş günün özetini şu iki kelime ile yapabiliyorum: Fena değildi.

842-holq

Fosmodern

Pazartesi akşamı Bilecik‘e gittim. Salı sabahı görevli olduğum için geceyi Bilecik’te, yalnız ve açıkçası bomboş geçirdim. Günün belki de en önemli olayı yıllardır kullandığım faturasız hattımı faturalıya geçirmem oldu. Bununla ilgili ayrıca  bir yazı yazacağım zaten.

Salı sabahı erkenden kalktım. Öğlen vakitlerine kadar çalıştım. Daha sonra da son gaz Eskişehir‘e döndüm. Gördüklerim, denetlediğim yerler, insanlar kendi kendime sorular sormama sebep oldu. Geçtiğimiz cumartesi gününden beri evden çıkmıyorum. Bilecik’e gidip gelmeyi saymıyorum elbette. Birazdan çarşıya çıkacağım ve uzun süre sonra bizimkilerle buluşacağım. Çıkmadan bir şeyler yazayım istedim.

Yaklaşık birkaç aydır yaptığım bir iş vardı. Pazartesi günü bitti. Pazartesi günü son parçasını da yapıştırdım. Şimdi bununla yapmayı planladığım şeyi yapacağım ve tahminimce epey bir bonus kazanacağım 🙂

834-41v2Dün Batıkent’te her yer kapalıydı. Akşama doğru çıkıp biraz dolaştık. Şansımıza bir tek İsmar açıktı. Girdik duş jeli aldık. Tatildeki en büyük eksiğimizdi zira. Akşam da milli maçta yenildik. Gerçi oturup en fazla yirmişer dakika izlemişimdir her iki devreden. Olmadı lan, n’apalım.

Harddisk düzenleme işini bitirdim sayılır. 1 terabaytlık yavruya Bluray filmler, BRRip filmler, Kemal Sunal arşivi, film serileri ve South Park (17 sezon ve ekstralar) arşivini yedekledim. Bu harddiski güzelce sarıp sarmalayıp kaldırdım el ayak altından. Onun dışında sezonluk dizileri falan bilgisayarda bir harddiskte biriktirdim. Bunları da düzenleyip DVD’lere çekeceğim. Solid state disklerin boyutları iyice artıp fiyatları da iyice düşmediği sürece galiba en ucuz ve güvenli saklama yolu halen kutusunda saklanan DVD’ler. Birim maliyet olarak harddisk almak daha ucuza geliyor gibi görünse de, harddisk de sonuçta elektronik bir alet ve tüm arşivinizi kaybetmeniz ufak bir elektrik dalgalanmasına bakıyor. Tecrübeyle sabittir 🙂

600-4h9s

Tatille ilgili olarak her şey planladığım gibi gidiyor. Bilgisayar masamın altına yepyeni bir çekmece monte ettim mesela. Hatta Japonlara gösterdim inanmadılar. Ha, internette artık Japon arkadaşlarım var. Hepsiyle tanışacaksınız, az sabredin.

Müzik konusunda Sabhankra‘yı bekliyorum umutla ancak bu tatilde yetişmeyecek anlaşılan Seers Memoir. Ha unutmadan söyleyeyim, Bilecik’te bir türlü vakit bulup çalamadığım midi klavyemi Eskişehir’e getirdim. Time Of War çalıyorum deliler gibi 🙂

842-o0wv

842-q7p5Uzun süredir kullanmadığım bir telefonum var, Nokia 1200. Hatta onunla ilgili şöyle de bir yazı yazmıştım. İki üç aydır çekmecemde yatıyordu. Geçen açtım bir baktım ki bunun bataryası falan hep şişmiş! Orijinal Nokia bataryası böyle şişer miymiş arkadaş! Adeta bir baloncuk olmuş.

Bu tatil, askere gitmeden önceki son uzun boylu tatilim oldu. Askere gidiyorum evet Şubat ayında. Bir aksilik olmazsa. Neyse, şimdilik bu kadar. Öpüyorum hepinizi.

Pavlov’un Alarm Sesi – Reed

Geçen gece Alper’in evde kalmıştım hatırlarsınız hani. Sabah Alper‘in kurduğu ama kalkıp kapatmadığı seri alarmlarıyla uyamınca aslında kendimde yıllardır böyle bir bilinçaltı oluştuğunu farkettim. Ben günün hangi saatinde olursa olsun, alarm sesi duyunca, özellikle de kendi alarm sesimi, tedirgin ve huzursuz oluyorum. Bu tedirginlik ve huzusuzluk sabah uykudan kalkan bir insanın hissettiği ile aynı şekilde oluyor. Üniversitenin son dört yılında sürekli olarak her sabah yaz kış demeden okula gitmek için kalktığımdan dolayı, alarm sesi bende böyle bir kontrol dışı etki bırakmış.

Bu etkiyi en iyi şekilde Pavlov‘un meşhur köpek deneyi ile de açıklayabilirim. Zira onun gözlemledikleriyle benim kendimde gözlemlediklerim çok benzer sonuçlar. Wikipedia’dan aşağıda okuyacağınız paragrafı doğrudan aktardım:

Pavlov’un köpekler üzerinde yaptığı klasik koşullanma deneyleri ünlüdür. Köpeğe ilk olarak birkaç kez zil çalınır. Fakat köpek tepki vermez. Sonradan et verilir. Köpeğin salyaları akar. Sonra et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin salya salgıladığı görülür. Şartlı ya da şartlandırılmış refleks denen olay da budur. Pavlov, bu davranışın, psikolojik etkinlikle özdeş olan yüksek düzeyde sinir etkinliğinin belirtilerinden biri olduğunu öne sürer ve psikoloji alanında geçerli tek yaklaşımın deneysel yöntem olduğunu vurgular.

Bende de bu koşullanma fazlasıyla mevcut şu an. Nokia 1200‘ın Reed melodisini duyduğumda yer zaman farketmeksizin içim huzursuz olur, tedirginleşirim. Bunu yakınımda olan insanlar hatta deneyebilirler üzerimde. Tamamen istemsiz olduğum bir zamanda pekala bunu deneyebilirsiniz. Bu etkiden de nasıl kurtulurum açıkçası bilmiyorum. Ama böyle bir psikolojik sorunum var bunu açıkça ifade ediyorum. İçinizde aşağıdaki bu sesi duyunca benzer şeyler hissedenler varsa lütfen yorum bırakmaktan çekinmesinler. Yalnız değilsiniz…

EKLEME: 06.05.2013. Bugün bu yazım Gizem’i biraz üzdü, ona yakın zamanda kaybettiği anneannesini hatırlattı. Gizem’i bir anlığına öyle görmek bile beni üzmeye yetti.

Chaos Fest V’e Son Hazırlıklar

Chaos Fest V Bileti

Sevgili okurum söz verdiğim gibi yapabildiğim tüm promosyonu yaptım. Ve bugün gidip tam 7 tane bilet aldım. 87,5 lira verdim hepsine. Murat abi duy bunları 🙂 Ayrıca henüz geleceği kesin olmayan 2 tane de arkadaşım var. Onlarla birlikte 9 bilet eder. Normalde olsa sadece Volkan’la ben gidecektik. Ama bu sefer sayıdan da anladığın üzere epey kalabalık olacak. Haa, şunu hemen itiraf edeyim, bu gelen arkadaşlarımın hepsi Sabhankra için geliyor 🙂 Tadının damağımızda kalması dileğiyle.

Bugün Fen Fakültesi‘ne gittim. Sor bakalım nasıl gittim? Dönemin ilk dersini kırdım 🙂 “Enerji Üretiminden Kaynaklı Çevre Sorunları” dersine girmedik.Yeri gelmişken pek bir hevesle aldığım Hava Kirliliği Laboratuvarı dersini bıraktık yav. Onun yerine Bilişim Teknolojileri dersini aldık. Ayrıca Yeşil Mühendislik dersini de bırakmaya karar verdik. İyi yaptık, artık perşembe öğleden sonramız boş 🙂 Bu arada ders seçme sisteminde çok ciddi bir hata olduğunu gördük. Kendi hesabımla girdiğimde karşıma bambaşka birinin hesabı çıktı. Aynı anda başka birinin de benim ders programıma baktığını gördüğümde deliye döndüm. Sistemdeki bir açıktan dolayı laboratuvardaki bilgisayarlar sanki tek bir giriş yapılmışçasına karşınıza bambaşka kişilerin ders seçme sayfalarını getiriyor. Yani eğer kötü niyetli iseniz bunlarda kolaylıkla değiştirmeler yapıp adamın hayatını karartabilirsiniz. Böyle aptalca bir hataya izin verdikleri için BAUM‘u tebrik ediyorum. Kendilerine attığım onlarca mailin tek bir tanesine bile cevap alamam zaten işlerini ne kadar ciddiye aldıklarını gösteriyor.

Neyse, fen fakültesinde uzun süredir görmediğim eski bir dostu da gördüm. Ama hiç beklediğim gibi olmadı. Ne yalan söyleyeyim zaman soğutmuş bizi birbirimizden. Üzüldüm. “Vakitler bunlar boşa harcanan, eski dostun seni unutmuş bile; sevemiyor eskisi gibi besbelli…”

Çarşıda biletleri aldıktan sonra Sercan’dan sipariş ettiğim 2. el Nokia 1200 telefon ve bir adet sıfır orjinal Nokia Travel Charger cihazını 30 TL gibi çok sevap bir fiyata aldım. Kardeşimsin Sercan. Volkan’ın gitardan da haber var. Bitmek üzereymiş. Yarın onu da gidip alacağız Volkan’la. Bakalım Taylan Abi nasıl bir işçilik yapmış göreceğiz. İçimden bir ses çok memnun kalacağız diyor. 70 liraya anlaşmıştık. Gitara yeniden bir sap yapacaktı.