Tag Archives: Olağanüstü Yolculuklar

Jules Verne Koleksiyonumda 2021’e Merhaba

Geride bıraktığımız yılın özellikle son aylarında Jules Verne koleksiyonum için çok verimli bir arşiv dönemi geçirdim. Biraz da şansımın yardımıyla biraz da Murat Haser üstatla tanışmam sayesinde koleksiyonumda bu zamana kadar görülmemiş bir gelişme yaşandı.

İthaki‘nin yayımladığı Jules Verne Kitaplığı serisinde, yalnızca tek bir eksiğim, 46 numaralı On Beş Yaşında Bir Kaptan – 2. Cilt eksik kaldı. Elinde, rafında olan varsa insaniyet namına bana hediye etmesini ya da uygun bir fiyata satmasını istiyorum. Eğer bana bu konuda yardımcı olan olursa da blogun Jules Verne sayfasında en başa ismiyle ve isterse fotoğrafıyla birlikte desteğini ölümsüzleştireceğim.

İthaki’den yayımlanan en önemli Jules Verne eserlerinden bir diğer ise Murat Haser’in koleksiyonunda görüp aldığım Volker Dehs‘in Jules Verne – Eleştirel Bir Biyografi isimli eseri. Piyasaya ciltli ve karton kapaklı olarak sürülen bu eserin karton kapaklı baskını bulabildim. Aşağıdaki fotoğrafta geri planda görülen resim ise aslında bir pul. Murat Haser’in koleksiyonundan görüp paylaşmasını istediğim, Verne’nin en meşhur eserlerine dair çizimleri içeren bir hatıra pulu. Fildişi Sahili menşeli bu pul şimdiye kadar gördüğüm en iyi hatıra pullarından birisi olabilir. Boyutlarını biraz büyütüp çerçeveleterek odama astım hemen.

İthaki serisinden sonra aslında birkaç yıldır başlamaya cesaret edemediğim bir seriyi, ALFA Yayınları‘nın Olağanüstü Yolculuklar serisini toplamaya başladım. O da şöyle oldu. Bir gün Migros’tan alışveriş yaparken fırsat sepetinde bu seriden tam 6 tane kitap gördüm. Ben daha önce serinin 20 no.lu kitabı Bütün Öyküler‘i almıştım. Bu şekilde her biri birkaç liraya satılan 6 kitabı görünce aldım ve seriyi biriktirmeye başlamış oldum.

Sahip olduğum ve tamamlaması neredeyse imkansız olan bir başka seri ise İnkılap ve Aka Yayınevi‘nden çıkan ve Ferid Namık Hansoy çevirisi olan kitaplar. Aşağıdaki fotoğraflarda altta yer alan “Beş Yüz Milyonluk Miras” ve “Cenup Yıldızı” isimli iki eser, bu seriye eklenen kitaplar oldu. Dolayısıyla bu seride toplam 21 kitabım oldu. Dilek Yayınevi‘nden çıkan Michel Strogof ile İnatçı ise özellikle eksiksiz çevirileriyle arşivde yer almayı hak ediyorlar. Bu arada bu kitapların en genci 40 yaşında 🙂 Yani basılış tarihleri 80, 70, 60 ve hatta 50’lere kadar gidiyor.

Karbon Kitaplar, cep kitabı formatında birkaç Jules Verne eseri bastı geçen yıl. Bunların ilki iki cilt halinde basılan Seksen Günde Devri Alem. Bu ikiliden bir tane de Koray‘a hediye ettim. Diğerleri ise Aya Yolculuk ile Dünyanın Merkezine Seyahat‘in kısaltılmış versiyonu.

Elma Yayınevi, Jules Verne takipçileri için geçen yıl müthiş bir iş çıkardı. Daha önce “Türkçede Hiç Yayımlanmamış Öyküleri“, üç cilt halinde bastı. Ben bu ciltlerden ne yazık ki 2 ve 3. ciltlere sahibim. Ancak yıl sonunda Öyküler adında ciltli 620 sayfalık özel basım bir kitap yayımlandı ve daha önce yayımlanan tüm hikayeler tek bir ciltte toplandı. Koleksiyon açısından yılın en önemli eseri buydu bence.

Benim daha önce tamamlandığını sandığım bir diğer seri ise İş Çocuk Klasikleri‘nden çıkan Jules Verne romanlarıydı. Ancak Murat Haser sayesinde bu seriden de bir eksiğim olduğunu fark ettim. Serinin eksik kitabı olan “Bir Gazetecinin Yolculuk Notları“nı hemen Nadir Kitap‘tan bulup aldım. Böylece altı kitaplık bu seriyi bu sefer gerçekten tamamlamış oldum.

Bu yıl ilk önceliğim İthaki’den ve Elma Yayınları’ndan eksik kalan tek kitapları bulup tamamlamak. Daha sonra ise ALFA’nın Olağanüstü Yolculuklar serisine hız verebilirim. Murat Haser üstada yaptığı ve yapacağı yardımlar için şimdiden teşekkür ederim. Facebook ve Instagram’da çok keyifli birer Jules Verne sayfası var. Hatta o sayfalardan birinde bir diğer okuyucumla tanıştım. Meğer o da benim Jules Verne yazılarımı ve sayfamı takip ediyormuş. Evet, Jules Verne cephesinde işler yolunda gidiyor. Kendinize iyi bakın 🙂

Proofhead Ankara’da!

Peki neden? Bunca işin gücün arasında Ankara‘da ne işin var Proofhead? Çünkü çalıştığım Bakanlık burada bir eğitim düzenledi. Daha önce hiç yapmazdı, Ankara’da eğitim düzenlemezdi. En azından böyle üç günlük bir eğitim hiç olmadı. Bu bir ilk. Bana denk gelen bir ilk…

Ankara’da olmaktan memnun muyum? Burada olmazsam, nerede olmak zorunda kalacağımı bildiğim için memnunum. Neden bilmiyorum, Ankara benim korktuğum; sokaklarında gezerken içimin sızladığı bir şehir. Bu histen kurtulamıyorum. Şehir huzursuz ediyor o yüzden.

Salı günü trene bindiğimde bir süredir grup olarak yaşadığımız eski sevgiliyle karşılaşma korkumu yendiğimi gördüm fark ettim. Yanıma oturan kişi hemen uyumaya başlayınca, ben de trende bulduğum dergiyi ilk satırından son satırına dek okudum. Aralıksız müzik dinledim. Ankara Garı’na girip üç beş adım atmıştım ki eğitimde birlikte konaklayacağım arkadaşım ve adaşım, Mesut’u gördüm garda. Meğer aynı trenle gelmişiz. Mesut’la birlikte taksiye atlayıp otele geldik.

anka03

Otelin terasından Anıtkabir görünüyor

anka04

Otelin önündeki Central Park

anka05

Ankara Tıp ve Hacettepe

Otel, Kızılay‘a çok yakın, yürüme mesafesinde bir yerde, Bera Hotel. Güzel, mütevazi bir hotel. En güzel yanı da internetin sınırsız, ücretsiz  ve her yerde çekiyor olması. Üstelik odalar da bir de lan kablosu var, doğrudan kabloyla bağlanabiliyorsunuz. Harika lan! (LAN’lı espri yaptım.)

Saat 18.30 civarında otele geldik ve yerleştik. Akşam yemeğinden sonra odaya çıktık. Mesut’un söylediğine göre yaklaşık 2.5-3 saat bilgisayar başında kalmışım. O süre içerisinde bir mahkeme savunması hazırladım. Sonra gece yarısı uyuduk.

Bugün, yani salı günü, eğitimin başlama saatinden hemen önce, dün gece yazdıklarımı iş yerine yolladım. Daha sonra eğitim başladı. Konu, kimyasallar ve bunların sınıflandırılması, etiketlendirilmesine ilişkin hususlardı. Mesleki detayları anlatmıyorum.

anka01Akşam ders bittikten sonra epey vaktimiz olduğunu fark ettik ve Kızılay’a gittik. Burada sürekli uğradığım iki plakçı, üç tane de sahaf ve kitapçı var. Bunlara gittim yine. Jules Verne koleksiyonuma eksik birkaç parça bulup aldım. Bu arada, Jules Verne’nin eserlerinden oluşan, Alfa Yayınlarından çıkan, sekiz kitaplık yeni bir seri yayımlandığını gördüm: Olağanüstü Yolculuklar. Lanet olsun ki, bir süre sonra, en azından İthaki serisini tamamladıktan anka02sonra, bu seriyi de almak zorunda kalacağım. Ben bu yeni yayın evine söverken sağ olsun, bu dakikalarda Mesut adaşım, bana eşlik etti. Bu gezintiden sonra otele döndük ve ben yeni bir savunma yazısı hazırladım. Savunma yazısı, dünküne çok benzediği için daha az vaktimi aldı. Yemeğe yalnız indim. Yemekte, Balıkesir’den muhteşem bir insanla tanıştım. Aralıksız üç saat muhabbet ettik. Sonra izin isteyip odaya çıktım ve bu yazıyı yazmaya başladım.

Ankara’da işim cuma günü bitecek. Dolayısıyla epey vaktim var. Umarım eğitimler biraz daha çabuk biter de planlarımı gerçekleştirebilirim. Yeni planlarda, yeni olaylarda  görüşmek üzere sevgili okur.