Tag Archives: onur özçelik

Black Omen – Psytanalysis

Çok uzun süredir beklediğimiz bir albüm nihayet geçtiğimiz haftalarda çıktı sevgili okurlar. Albüme yorum yazmak için grubun promo yollamasını beklemeden gidip hemen aldım ve dinleyip iyice benimsedikten sonra sizler için bu yazıyı hazırladım.

Her şeye en baştan başlayacak olursak, Eskişehirli ilk dönem Melodik Black Metal ve bu albümden itibaren de tarzını giderek Dark Metal‘e kaydıran emektar grubumuz Black Omen, diskografisinin 3. stüdyo albümü Psytanalysis‘i nihayet çıkardı. Grubun bundan önce yayınlanan iki stüdyo albümü ve bir de demosu var.

Black Omen, Eskişehirli metal dinleyicisi için Episode 13 ile birlikte her zaman vazgeçilmez olmuştur. Belki de yaşadıkları onca probleme rağmen yıllardır sapasağlam ayakta kalmaları ve giderek güçlenen müzikal yapıları sebebiyle hala rağbet görüyorlar ve konserleri ilgiyle izleniyor. Kalitelerini ifade ederken kaç yıldır müzik yaptıklarından ziyade, nasıl müzik yaptıklarını anlatıyorlar. Ben de dahil tüm Black Omen fanlarını da etkileyen bu samimiyet oluyor zira.

Psytanalysis, çıkması yılan hikayesine dönen bir albüm aslında. Grubu en azından sürekli olarak takip ettiğim için önce çok kısaca bu albümün hikayesine değineceğim. Piyasamızdaki tüm kaliteli metal grupları gibi Black Omen da albümünü bastıracak bir firma bulamadı öncelikle. Yurtdışı firmalarının teklifleri de gruba cazip gelmediği ve grubun hayranları artık iyice yeni albümden ümidi kesmeye başladığı için verilebilecek en cesur kararı verdi grup ve albümü self-release dediğimiz formatta, yani firma bağımsız olarak kendi adları altında çıkardılar. Bir anlamda kendi şirketleriyle çıkardılar. Bu bence artık tüm metal gruplarının cesurca tercih etmeleri gereken bir yol. Bu arada şunu da hemen ilave edeyim, bir albümü self-release olarak yayınlamakla boş cd’ye çekip üzerine cam kalemiyle isim yazıp zarfta dağıtmak tamamen farklı şeylerdir. Self-release olayında grup matbaada bastırdığı albümünü, kalite olarak firma baskılarından farksız olarak, kendisi dağıtır.

Albümün artwork’ü Moon Ring Design isimli stüdyo ile hazırlanmış. İnternet sitelerini incelediğimizde adamların Dünya’nın dört bir yanına kapak tasarımı yaptıklarını görüyoruz. Zaten açıkça söylemek gerekirse Black Omen’ın en iyi albüm kapağı da bu olmuş diyebiliyoruz.

Albümde 10 parça yer alıyor. Açılış parçası Eternal In Nothingness hiç beklenmedik bir şekilde yüksek tempoyla başlıyor. Parçanın hemen devamından anlıyoruz ki bu melodik yapısıyla tipik bir Black Omen parçası ancak çok büyük ve albümün de tamamına yansıyan bir farkla: gitarlar gayet ön plana alınmış.

Shadows Over Existence, albümde en sevdiğim ikinci parça ve albümün de ikinci parçası. Black Omen’ın melodiyi klavye temelli değil, bu sefer gitar temelli olarak oluşturduğunun en büyük kanıtı. Evet, bir gitar parçasından söz ediyorum, orta kısımlarda başlayan solosuyla ve devamında gelen melodik kısımlarla albümde diğer albümlerle en keskin ayrımın yapıldığı bir parçadan. Tears Of Hatred, özellikle davul partisyonlarıve klavyenin ani yükselen tonları ile yine sevilen bir parça olmuş albümde. Bu parçada da yine baskın olarak duyduğumuz ses gitar sesi. Dikkat ettiyseniz iki paragraftır bu gitar sesine vurgu yapıyorum çünkü Black Omen özellikle bundan önceki iki albümüyle bir takım kesimlerce klavye grubu olarak lanse ettirilmeye çalışılıyordu. Tabiki bu asılsız bir çıkıştan ve grubu üç parçasından ibaret sananların düşüncelerinden öte bir şey değil. Her neyse, bu albümde işte gitarların daha baskın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Spring Rains, bu albümde de duymayı beklediğim yine tipik bir bayan vokalli ve soft Black Omen parçası olmuş. Aslında tüm albümlerdeki sırf bu parçaların varlığı bile grubun yaptığı ve yapmayı hedeflediği müziğin tanımı olabilir. Buradaki vokali Gamze O’Kaya yapmış. Hemen ardından başlayan The Secret is Once Found Out, 30. saniyeden itibaren yakaladı beni. Bir kaç yerde Serkan Abi‘nin bass’ı göz kırptı kulaklarıma 🙂 Genel melodisi bence çok başarılı parçanın, kim bulduysa tebrik etmek lazım.

Ve, altıncı parça Ancient Town, bana göre albümün en iddialı parçası. Girişindeki klavye olsun, devamında gelen vokal olsun ve söz kısmına kadar devam eden orkestrasyon olsun bence çok başarılı hepsi. Karamsar bir havayla devam eden parça bence ortalarında bir yerde başlayan bir soloyla birden bire aydınlanıveriyor. Bu parçanın sahip olduğu atmosferin yanın da bir özelliği de ortaya çıkma şekli. Parça Serkan Abi’nin (grubun basçısı) gördüğü bür rüyayı senaryolaştırmasıyla ortaya çıkmış. Parçanın soz sözleri “The deads are free now” diye bitiyor ve hemen ardından kaliteli olduğu kadar damar bir piyano solosu başlıyor ve parça böylece bitiyor. Black Omen, bunca yıldır hiç klip çekmedi. Bence bu parçalarına bir klip çekmeliler.

Losses Of Destruction, melodik yapısıyla bana biraz albümün kolajı gibi geldi. Ortalama bulduğum bir parça bu. Beast In The Necropolis‘in, karmaşık davul trafiği çok ilgimi çekti. Hazır yeri gelmişken belirtmekte fayda var. Black Omen bu albümde tüm davulları canlı olarak çalıp kaydetti. O açıdan özellikle davulların dikkatle dinlenip o şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Albümdeki en uzun parça Breathless Call, bana önceki Black Omen albümlerini hatırlattı özellikle yoğun klavye altyapısı ile. Bu parçanın tek kusuru ortalarından itibaren parçanın sonuna kadar bir tekrara girmesi bence.

Albümün son parçası, küçük bir süpriz de sayılabilecek, Nocturnal Tears II (Autumn Version). 2005’teki ilk albümden tanıdığımız bu inanılmaz melodiyi, 7 sene sonra bu sefer başka bir editle duymak beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Bu hüzünlü melodi bana hep mutluluk verir nedense. Albümün belki bu hisle bitmesi grubun istediği bir şey değildi, ama benim için çok anlamlı oldu. Mutlu oldum. Sonbahar hep kaybettiklerimin mevsimi olacak değil ya!

Özetle söyleyecek olursak, grubun en iyi albümünü elimde tutuyorum şu an. Müzikal olarak en bana göre en aştıkları, müzikalite olarak da en başarılı kayıtları olmuş Psytanalysis. Klasik Black Omen çizgisini bozmayan, sertleşeceğim diye kaliteden ödün vermeyen başarılı bir albüm olmuş. Çıkışı uzun süre beklendi. Özellikle Eskişehirli metal müzikseverler olmak üzere, alınıp arşivlenmesi şart bir albümle karşı karşıyayız. Böyle bir tarz icra edip üç tane albüm basan grup sayısı o kadar az ki, çıkan her albüm bence desteklenmeli. Elbette Facebook’a destekleyin yazmak yerine konserlere gitmek, bilet/merchandise için para ödemek, albüm satın almak gerekli.

Black Omen’ın bu albümdeki kadrosu şu şekilde:

  • Serkan Kaya – Bass
  • Onur Özçelik – Davullar
  • Tolga Uz – Klavye
  • Baran Akalın – Gitarlar
  • Karahan Karaoğlu – Vokal

Albüm Ankara’da  Deep Stüdyoları‘nda Ünsal Özata tarafından kaydedilip düzenlemiş. Mastering ve miksaj da yine aynı isim tarafından yapılmış. İç kartonette özellikle beni çok mutlu eden bir detay daha var. Ne olduğunu söylemiyorum, merak ediyorsanız albümü satın alabilirsiniz.

Eskirock Metal Fest. Vol. 5

eskirockmetalfest5Artık geleneksel hale gelen bir metal müzik festivalinden söz ediyorum sevgili okur. Yaklaşık 2.5 senedir yılda iki defa düzenle(yebil)diğimiz Eskirock Metal Fest serisinin son ayağını da 12 Kasım Pazartesi günü 222 Park‘ta gerçekleştirdik. Bu yazıda kısaca konser öncesi ve konser anında yaşananlardan bahsedeceğim.

Organizasyon aşamasında herhalde en çok sıkıntı yaşadığımı konserimiz bu oldu sevgili okur. Zira ilk tercih ettiğimiz tarih olan 29 Ekim tarihi Cumhuriyet Bayramı ile ilgili bir kutlamayla çakıştığı için etkinliği bir süre ertelemek durumunda kalmıştık. 29 Ekim’in devamındaki hafta ise bizim fakültelerde sınav haftası başlıyordu. Dolayısı ile bir sonraki haftayı, yani 12 Kasım’ı işin hayrı bakımından uygun bulduk. Ancak o hafta da Anadolu Üniversitesi‘nde tek vize yapan birimler için sınav haftasıydı ama Osmangazi Üniversitesi‘nin tamamında ve Anadolu Üniversitesi’nin iki vize yapan fakültelerinde sınav olmadığı için tarihi değiştirmedik.

Hayatın her gün pahalandığı bir ülkede takdir edersiniz ki cebimizdeki para azalırken masraflarımız da hergün artıyor, harcamalar her ay bir önceki aya göre pahalanıyordu. Üstelik bir de İstanbul-Eskişehir arasındaki tren seferlerinin yapılamıyor olması yol maliyetlerini iki katına çıkarmıştı. Bira pahalanmış, kiralar artmış, donasa bile zam yapılmıştı 🙂

Derin bir nefes alıp yaşadığımız tüm aksilikleri geride bıraktık. Önce diğer konserlerden iyi ya da kötü, alışkanlık haline getirdiğimiz şu konser teaser’ımızı hazırlattık Ayberk ve Gil‘e. Videonun başındaki o karga, bizim için yapılan bir animasyondur, yani herhangi bir yerden alınmamıştır, emek verilmiştir. O açıdan bu iki dostumuza bir kere daha teşekkür ederim Eskişehir Rock Topluluğu adına.

Konserden bir gece önce, 11 Kasım Pazar gecesi, diğer festivallerden farklı olarak ilk defa bir Eskirock Gecesi düzenledik. Konser öncesinde bir toplanalım istedik. Prison Bar‘da Kayra ile anlaşıp ön satış bileti alan müzik severlere indirim sağladık. O akşam pek çok eski dostumuz ile görüşme fırsatımız oldu. Güzel bir akşam geçirdik. Sonra hemen eve gelip uyudum iyice dinlenebilmek için.

Pazartesi sabahı okula gittim. Öğleden sonra çıkabilmek için hocamdan izin aldıktan sonra okuldan ayrıldım yemek yiyip. Saat tam  14:00’de yanında Halil ve sponsorumuz IMG Music‘ten on numara insan Hicri abi olduğu halde Nakliyeci Hasan Abimiz kamyonuyla geldi 222’nin önüne. Kamyonetten ekipmanları indirip sahneye taşıdık. Zaten kısa bir süre sonra da gecenin ilerleyen saatlerinde işinde gösterdiği üstün başarılardan ve bize yaptığı “katkılardan” dolayı plaket vereceğimiz tonmaisterimiz, canımız Serdar Abimiz geldi. Sahneye davulu kurduktan ve amfileri yerleştirdikten sonra kablo tesisatını da kurdu Serdar Abi. Bu esnada gruplar da yavaş yavaş gelmeye başladılar. Tanıdıklarımızla hasret giderdik, tanımadıklarımızla tanıştık. Zaten bu konserlerin bizim için en heyecanlı yanı da yeni insanlarla tanışmak oluyor.

Konser için belirlediğimiz sahne sıralaması şu şekildeydi:

  • Heretic Soul
  • UÇK Grind
  • Carnophage
  • Episode 13
  • Lamb Of God Tribute

Soundcheck süreci planladığımızdan biraz geç bitti, bu gecikme de kapı açılış saatine yansıdı dolayısı ile. Planladığımızdan yaklaşık 40 dakika sonra açtık kapıları ve soğuktan üşüyen metal müzikseverler içeri doluştular. Kapı açılışından da kısa süre sonra konser başladı. Biz de nefesimizi tutup bakalım bu konserde neler olacak diye beklemeye başladık.

Heretic Soul ve ben

Güne şanssız başlayan dostlarımız, Heretic Soul ilk sırada sahneye çıktı. Süpersonik davulcuları Erhan‘ın davulları ve Sarp‘ın harika vokalleriyle sevdiğim bu grup tam da tahmin ettiğimiz gibi bir açılış yaptı. Kendi tabirleriyle Nihilistik Death Metal‘in ağa babaları olduklarını gösterdiler. Güne şanssız başladıklarını söylemiştim. Şöyle oldu: Basçıları Eskişehir’e gelirken cüzdanını düşürmüştü ve buna bağlı olarak bir gecikme yaşadılar. Ancak kısa sürede ses kontrollerini tamamlayıp sahneye çıktılar ve seyirciyi coşturdular. Zaten Erhan’ın davullarıyla coşmayacak death metalci yoktur herhalde. Heretic Soul sahnedeyken tüm UÇK Grind ekibi de grubu ilgiyle izledi. Gerçi herhalde ilk defa bu konserimizde, bütün gruplar bütün grupları izleyebildiler. O açıdan da çok hoş bir ortam oldu. Heretic’in en sevdiğim parçası Mental Decay‘de ben de dayanamayıp sahne önüne koştum, kalabalığa karıştım işi gücü bırakıp. Grup gayet iyi dileklerle sahneden indi 🙂 Togay‘la ben içimizden helal olsun lan dedik.

UÇK Grind

Ufak bir aradan sonra UÇK Grind sahneye çıktı. UÇK Grind, yakın zamanda kadrosunda bir takım değişiklikler yaşamasına rağmen, bu değişimleri hep pozitif yönde kendisine katan; Türk metal piyasasının en saygıdeğer gruplarından biridir. Konser gününe kadar açıkçası kişilikleri konusunda bir bilgi sahibi olmadığımız grup üyelerinin çok iyi birer dost olabileceğini de öğrendik. Sevdiğimiz insanların, kendi aralarında birbirlerini de sevdiklerini görünce özellikle Volkan‘la ben de daha bir sevindik 🙂 Neyse, UÇK sahneye çıktı ve şöyle bir baktı seyirciye. Tanju Abi, o her zaman ki yüksek enerjili performansıyla tüm o seyirciyi ezdi geçti. UÇK’yı herkes Tanju Abi ile tanıyıp sevse de biz ekip olarak Levent Abi‘nin hayranıyız onu da söylemeden geçmeyeyim. Grup, Trust or Grind isimli parçalarında bir önceki davulcuları Savaş Abi‘yi sahneye çağırdı ve bu parçayı bu şekilde icra ettiler. Tanju Abi, insan ırkının yok edilmesine dair manifestolarını açıkladıktan sonra efsane parçaları The Human Race Must Be Destroyed‘ı da çaldılar. UÇK Grind, sahneden alkışlar eşliğinde indi. En son 3 sene önce Chaos Murat Abi‘nin getirdiği grubu, yıllar sonra tekrar kendi organizasyonumuzda dinlemenin haklı gururunu yaşadık biz de o alkışları yüreğimizde hissederek 🙂 Çok dokunaklı oldu lan farkındayım.

Tanju Abi ve ben

Tanju abi ile birlikte fotoğraf çektirdikten sonra içeri koştum. Sahneye bir Eskirock efsanesi Onur kardeşimizin grubu Carnophage çıkacaktı. Bugüne kadar yaptığımız 5 konserin dördünde 3 farklı grupla sahneye çıkan Onur, bu rekorunu kendisi gibi dört konserde 3 farklı grupla sahneye çıkan Karahan‘la paylaşıyordu. O açıdan Onur’un ve Karahan’ın bizdeki kredileri epey fazladır 🙂 Her neyse, Carnophage özellikle hızlı ve teknik riffleriyle ön plana çıkan Ankaralı bir Death Metal grubudur eğer halen duymayanlar varsa. Vokalleri Oral Abi, Cidesphere grubunun da eski vokaliymiş üstelik konser günü öğrendiğime göre.

Carnophage

Carnophage’ı daha önce iki defa izlemiştim. O yüzden parçalarını ve sahnelerini gayet iyi biliyordum. Bu gruptan da bassçıları Bengi hocamızı ayrı bir severim 🙂 Kendisiyle ayaküstü biraz sohbet fırsatı buldum ve konuştuk.

Carnophage’ın davulcusu Onur, bana ve Alper‘e göre Türkiye’nin en iyi üç metal davulcusundan birisi olduğu için biz kamerayı ekipmanı kurup sadece Onur’u çektik videoya konser boyunca. Böyle bir davranış geliştirdik herifin yeteneğine karşı 🙂 Carnophage, Episode 13’ün tarzının verdiği avantajı saymazsak, gecenin en öfkeli grubu oldu. Sahne önünde de çok büyük ilgi vardı. Ortalık fena karıştı. Kardeşim Murat falan düştü masaları devirdi, oturan kızlardan biri yere düştü falan. Öyle bir karıştı yani ortalık. Fazlasıyla can yakan bir performans oldu yani.

Episode 13 (Mehmet Şahin Tabak)

Carnophage sahneden indiğinde saat 23.00’e yaklaşıyordu. Sırada Eskişehir’de kurulan ve Black Omen‘la beraber şehrimizin en başarılı grubu olan Episode 13 vardı. Grup uzun vadede çok fazla eleman değişikliği yaşamıştı. Ancak kadrosunda her daim orjinal kadrodan birilerini bulundurabilmişti. Nursuz‘un gruptan ayrıldığını duyunca üzülmüştüm ama konser günü grupla birlikte görünce epey sevindim. Biraz muhabbet ettik. Bu arada grubun yeni gitarist ve davulcusu ile de tanıştık. İkisi de İzmirli olan bu müzisyenlerin çok kaliteli müzik adamları olduklarını Togay’dan ve sahnelerinden öğrendik. Episode 13’de Ozan‘ın vokalleri zaten meşhurdu. Bunun üstüne bir de ekibin geri kalanının müzikalitesi eklenince pek çok izleyiciye göre gecenin en başarılı performansını sergilediler. Grup küçük bir talihsizlik yaşadı ancak. Performansın ilk dakikalarında gitaristleri bir problem yaşadı ve bu problemi bir başka gitar bularak telafi ettik. Episode 13, vites düşürmeden devam etti böylece. Grubun sahne performansı sonradan Shining’in turne menajeri olduğunu öğrendiğimiz birisi tarafından detaylı olarak kameraya alındı. Bu görüntüler nerede nasıl ortaya çıkacak heyecanla bekliyoruz. Episode 13, gayet olağanüstü bir şekilde şovlarını bitirdi ve sahneden indi. Bu arada Togay’ın yanına gidip ben de İzmir’den hakikaten müzisyen çıkıyor lan dedim.

Lamb Of God Tribute (Türker)

Episode 13 sahneden indikten sonra organizasyonun birkaç ufak tefek sıkıntısını çözüp sahneyi Lamb Of God Tribute için hazırlamaya başladık. Bir önceki konserimizde Lamb Of God Tribute efsane bir performans göstermişti ve konserden sonra bile günlerce sohbetlerimizin konusu olmuşt. Türkiye’nin ilk ve tek Lamb Of God Tribute grubu olmaları açısından ben Eskişehir’deki Lamb Of God fanlarını çok şanslı buluyorum. LOG Tribute, vokalleri Türker‘in kendine has sahne ağzıyla birer birer vurmaya başladı izleyenleri. Sıra Redneck‘e geldiğinde ben de dayanamadım ve üstü başı çıkarıp Ergin‘e emanet ettikten sonra daldım sahne önüne. Parçanın ortasında Kerem‘le Yusuf bize bir süpriz

LOG Tribute sahne önü

yapsalar da devamında Walk With Me In Hell‘i bağlamaları gecenin en efsane anı oldu benim için. İlk defa bir Eskirock konserinde stage dive yapıldı. Çok kıskandım elemanı. Lamb Of God Tribute, wall of death yaptırıp artık yapılacak bir şey kalmadı diyip bitirdi performansını ve Eskirock Metal Fest. Vol 5 bitmiş oldu. Saatler 01.30’u gösteriyordu bittiğinde konser. Planlanandan tam 1.5 saat geç bitti yani.

Tonmaister Serdar Abi’ye vereceğimiz plaketi takdim etmeden hemen önce

Konsere gelen tüm müzikseverlere ve Eskişehir Rock Topluluğu üyelerine teşekkür ederiz. Ayrıca organizasyon ekibimiz, kardeşlerim Volkan, Togay ve Halil’e de teşekkür ederim.

Hürriyet

Yerel ve ulusal basında da konserimizle ilgili ufak tefek de olsa haberler çıktı. Bunları ilerleyen zamanlarda buldukça buraya ekleyip güncelleyeceğim zaten. Hatalı ve yanlış bilgilerle dolu olanları ile buraya koymaya gerek yok.

Bu konserimizde de diğer konserlerimizde olduğu gibi bilboarlar bastırdık. 222 Park’ın duvarında görüp önünde fotoğraf çektiren varsa bana ulaştırsın, süpriz bir hediye vereceğiz.

Ayrıca aylık kültür ve sanat dergisi IDEA Magazine‘de bir tam sayfa ayırıp konserimizin afişini yayınlamış destek olmak için. Çok teşekkür ederiz editör dostumuz İlker Şimşekcan‘a.

Bu konserimizde katılımın artık yerel bazdan çıkıp tamamen ulusal boyutlara ulaştığını görüp çok sevindik. Erasmusluları ve Norveç’ten gelen iki misafirimizi saymazsak; başta Ankara, Afyon ve Kütahya olmak üzere İstanbul, İzmir ve Adana’dan ve daha pek çok ilden doğrudan katılımcılar vardı.

Hürriyet – 16 Kasım 2012

18 Kasım – Sakarya Gazetesi

Özellikle Audio Kombat kardeşleri (Sertan Hocamı ve Süheyl‘i) görmek beni çok mutlu etti konserde. Bu benim için büyük bir destekti. Süheyl’le dertleştim biraz, sağolsun epey moral verdi 🙂 Manevi desteğin yanında ekipman desteği ile sponsorumuz olan IMG Music ve İlkay Abi ile; Serdar abiye, Onur Özçelik ve Umut Kaya‘ya özellikle davul konusundaki ekipman destekleri için minnettarız.

UÇK Grind – Sınır Ötesi (2012)

Birkaç gün içinde yine blogda okuyacaksınız gerçi de, UÇK Grind’ın belki de Türkiye’de ilk defa olarak özel bir format ve tasarımla hazırlayıp 2012’de sınırlı sayıda çıkardığı Sınır Ötesi isimli EP’sini hediye etti Tanju Abi. Beni fazlasıyla mutlu etti. Buradan olur da okursa bu yazdıklarımı kendisine çok teşekkür ederim.

Bu geceden hareketle yepyeni bir keşifte bulundum: Dark Eden. Episode 13’ün gitaristi Mehmet Şahin Tabak‘ın vokal ve gitaristliğini yaptığı bu İzmirli melodik black metal grubu son zamanlarda yaptığım en sağlam keşiflerden biri oldu. The Crimson Path isimli parçaları ve klipleri çok başarılı. Bu açıdan muhakkak takip edilmesi gereken bir grup. Çok kısa sürede de albümleri çıkacakmış zaten. Kendilerini takip etmek sadece 1 tık kadar yakın: https://www.facebook.com/darkedentr

Yazıda kullandığım görsellerin bazılarını Hicri Abi’den aldım. Bir tanesini de Buğra çekti sağolsun. Hepsine teşekkür ederim. Birkaç gün içinde sayfayı yeniden kontrol edebilirsiniz. Zira bir takım video ve görseller daha ekleyip güncelleyeceğim.

Etkinliğin halen açık facebook sayfası: https://www.facebook.com/events/504845039530554/?ref=ts&fref=ts

EPISODE 13 (Eskişehir) https://www.facebook.com/episode13official

CARNOPHAGE (Ankara) https://www.facebook.com/pages/CARNOPHAGE/9765924066?fref=ts

UÇK GRIND (Istanbul) https://www.facebook.com/pages/UCK-GRIND/12842079537?fref=ts

HERETIC SOUL (Istanbul) https://www.facebook.com/hereticsoul1

LAMB OF GOD TRIBUTE BAND (Eskisehir) https://www.facebook.com/lamb.of.god.tribute.band

Hatamız olduysa affedin, bir sonraki konserde görüşmek dileğiyle.

Mesut Proofhead Çiftçi

GÜNCELLEME: 16 Kasım. Hürriyet haberi eklendi. 18 Kasım. Sakarya haberi eklendi.

İki İyi Haber = Bir Kötü Haber

Güne kaç aydır II. taksitini yatırmadığım Açıköğretim Fakültesi harcımın 273 TL olduğunu öğrenerek başladım. Beklediğimin çok altında çıktığı için sevindim. Demek ki 6 ayda neredeyse hiç faiz gelmemiş. Zaten almadağım bir hizmetin parasını ödeyeceğim, bari az olsun lan 🙂 Bu birinci iyi haber oldu.

Daha sonra okula gidip Zerrin Hoca’dan staj raporlarının teslim tarihinin bir hafta uzatıldığını öğrenip epey bir sevindim. Bu ikinci iyi haber oldu. Gerçi sonrasında Zerrin Hoca okuldan çıktıktan sonra beni gayet üzen bir şey oldu ama onu saymıyorum.

Öğlen alt sınıflardan ve daha sonrasında teyit ettirdiğim Ozan Hocamdan kasımda Antalya’da yapılacak olan kongreye gidilmeyeceğini, okulumuzun bir türlü ısınamadığım Doğa ve Çevre Kulübü‘nün süper (!) bir koordinasyonla ve ayrımcılıkla (evet çekinmeden bunu söylüyorum) her zamanki isimleri İzmir’de yapılacak olan “Su Kongresi”ne götüreceğini öğrendim. Kafamdaki herşeyin allak bullak olduğu andı bu evet.

Şu aralar okuldan en nefret ettiğim zaman. Zira yine okulun bursuna başvurma zamanı geldi ve yine herkes gizli gizli bursa başvurup, kimseye bir şey söylemiyor. Bende üç senedir yaptığım gibi, bu sene de başvuracağım. İhtiyacım olduğu için çıkacağını pek zannetmiyorum.

Bugün nacizane davul geçmişimde önemli bir karara vardım. Arkadaşım Onur’un bana aylar önce tavsiye ettiği kick tekniğine geçiyorum.

Bu şarkı da rahmetli Zeki Müren’den canımı sıkan herkese geliyor. Alın ulan!

28 Aralık Black & Death Metal Gecesi

Tamam, çok yaratıcı bir başlık bulamadım. Ama cidden dün geceyi nasıl anlatacağım; hangi benzetmeleri yapacağım bilmiyorum. Aygün’ün söylemesi sayesinde ayın 28’inde, yani dün yapılacak olan bu konserden haberim oldu. Neyse, çıkacak grupları da duyunca o an karar verdim gitmeye. Kendime ortak olarak ta Volkan’ı seçtim. Volkan, önceleri death ve black metal dinleyen ama son iki senedir ev arkadaşı Benan’ın sayesinde heavy metale gönül veren bir arkadaşım. Dedim yeniden başlar belki death dinlemeye 🙂 Neyse, efendim araları geçiyorum ve mevzuya geliyorum. Parayı pulu ayarladık, zaten 7 liraydı bilet fazla kalın gelmedi, gittik mekanın kapısına. İkimizde daha önce gitmemişiz bilmiyoruz ki nerde! Neyse, bulduk bulduk. Dikkat edersen okurum, o kısmı da uzatmıyorum. Biraz bekledikten sonra içeri girdik. Mekan küçük bir yerdi ama underground falan hoşumuza gitti, ne yalan söyleyeyim şimdi. Mekanda bangır bangır müzik çalıyordu. Winamp’tan tabiki 🙂 Yalnız parçaların hepsi özenle seçilmiş heavy metal parçalarıydı. Tabii bu durum en çok bizim Volkan’ın işine geldi. Adamlar sıradan Judas Priest (hatta tahmin ettiğimiz iki parçayı da Breaking The Law ve Painkiller), AC-DC, Black Sabbath falan çaldılar. Müzik giderek sertleşti. Saat 20:40 civarı ilk grup Impatience çıktı. Bu noktadan sonra izlenimlerimi grup grup anlatacağım.

IMPATIENCE: Gecenin ilk grubuydu. Sahnenin sol tarafından ritim gitaristleri Görkem’le burun buruna izledim konseri. Davulcuları çok iyiydi. Ama benim sahnede favorim gitarist Görkem’di. Acayip sempatik ve sevimli bir herif. Grubun şarkıları güzeldi. Yalnız vokalistin sahnenin altında duran kağıttan sözleri okuması biraz garipti. Ayrıca grubun tümüne baktığımızda vokalist pek bi eli yüzü düzgün kalıyordu. Yani dışarda görseniz “Abi bu herif kesin Clubber’dır” dersiniz o kadar. Tabii bu benim nacizane görüşüm. Elemanda sağlam scream vokal vardı hakkını yemeyeyim. Sahneden inerken gitarist ve davulcuların tebrik ettim. Performanslarına nacizane görüşüm 10 üzerinden 7 verdim. Puanı nerden kırdın peki Mesut? Vokalin sözleri okumasından kırdım. Bu arada grubun basçısı bayandı ve gecenin tek bayan müzisyeniydi. Ayıptır söylemesi sonraki iki grubu (Amoral Vusat ve Black Omen) yanyana izledik. Alçak gönüllü biri. Grup sahneden indikten sonra gittim ki Volkan bayılmış vaziyette 🙂 Dedi, abi ben giderim birazdan. Ve hakikaten bir sonraki gruptan sonra Volkan’ı gitmiş olarak bulacaktım. Bu arada Black Omen ve Carnophage (gecenin headlinerı-son grubu-) davulcusu, bir süredir Myspaces’ten konuştuğum Onur ile de tanıştım. Gecenin güzel olacağının ilk sinyalleri bu oldu. Adam o kadar kafa, rahat ve dost canlısı göründü ki bana anlatamam. Bir süre muhabbet ettik, sonra ayrıldı. Daha sonra Onur’la da tekrar konuşacaktık.

AMORAL VUSLAT: Basçıları Ali abi önceden beri tanıdığım ilk konserlerinin afişi duvarımda asılı duran grup. Bir süredir sesleri çıkmıyordu. Meğer davulcuyu falan değiştirmişler. Grubu yine sahnenin en önünden, basçı Ali abinin önünden izledim. Performansları gayet iyiydi. Gecenin ilginç noktalarında biri Amoral Vuslat’ın davulcusu ve gitaristi ile bir önceki grup Impatience’nin davulcusu ve gitaristi aynı adamlar. Yani bu iki adam sahneden hiç inmedi desem yeridir. Ama tabii gruplar arasında 10 15 dakikalık boşluklar oldu. O arayı yine Winamp doldurdu 🙂 Neyse, Amoral başladı. Melodik Death’ten Brutal Death metale döndüklerini vokalist söylemeye başlayınca anladım. Tamam lan, önceden de biliyordum. Ali abiyle konuşmuştuk performanstan önce. Abi acayip çaldılar. Hatta bir ara galiba Lamb Of God’dan bir parça çaldılar. Vokalist anons etti falan sahnenin önünü açın diye. Abi o ne poga? Lan millet manyak yemin ediyorum. Neyse, konumumu bozmadan takıldım ben. Dokunan olmadı Allah’tan. Vee, Amoral bestlerini çalmaya başladı: Lost Time. Lan yemin ediyorum, sahne önü bir ağızdan söylemeye başladık. Lan nasıl tutmuş parça! Amoral’ı bir kez daha tuttum içimde 🙂 Ardından bir de Slayer’dan Blood Line’ı girdiler. Yıkıldı salon. Neyse, 7 yada 8 parça sonra indiler sahneden. Bu sefer başta yine davulcuları ve Ali abi olmak üzere hepsini tebrik ettim. Lan çok komik oluyor. Hepsi gayet sağlam ve komik adamlar. Amoral inince bende ufak bir heyecan başladı. Lise 2’den beri dinlediğim grubum Black Omen birazdan burada olacaktı canlı canlı.

BLACK OMEN: Ne yalan söyleyeyim benim için gecenin headlineri bunlardı. Aygün’le sahnenin önüne gittik. O makinasını hazırladı, ben de kendimi. En öndeyim yine. Amoral’ı izlediğim noktada. Önümde Serkan abi, ki kendisiyle üç beş defa otobüste dolmuşta falan karşılaşmışlığım, konuşmuşluğum vardır, ve grubun klavyecisi vardı. Serkan abi basçısı, Tolga’da klavyecisi oluyor Black Omen’in bu arada. Davulda da az önce konuştuğum Onur vardı. Lan küsmesin diğerlerini de yazayım: Elektro gitar Baran abi ve vokalist Karahan ki ben kendisine “DEV” lakabını taktım. Allah belamı versin, adam panzer! Neyse, yaklaşık 10 dakikalık bir soundcheck (ses kontrol)’ten ve klavye krizinin giderilmesinden sonra (lan klavyeden ses çıkmadı nasıl iş anlamadım) ki bu da tamamen mekanın denyoluğundan kaynaklanıyordu, konser başladı. Ama ne başlayış: “Angels alwasy deserve to die!” diye bir girdiler abiler… Bak parçayı tam hatırlamıyorum ya şimdi, şüpheye düştüm. Ama evet ya, “Elegy Of Infernal Angels” dı sanki. Neyse lan, Karahan ilk defa Eskişehir’de sahneye çıkıyormuş. Abi, gecenin belki de en çok kendini izlettiren, şarkıyı yaşatan vokalisti oldu. Brutal ve scream vokali öyle bir yapıyordu ki, ciddiyim hayran oldum. Serkan abi zaten önümüzde çalıyordu, klavyeciyle selamlaştık falan. Ya mükemmeldi. Vokalin bir ara sesini duyamaz olduk. Lan anlamadık arkadan mı kıstılar naptılar 🙂 Yalnız ben en önde klavyeyi duyamadım. Meğer arka kolonlara verip, sahnedekileri kısmışlar. Şarkılarını, en çok ta Black Candle ve When The Sun Rises’ı hep bir ağızdan böğüre böğüre söyledik. Bu iki şarkı, Black Omen’in en eski şarkılarıdır. Neyse, 6 – 7 şarkı sonra Black Omen’i izlemiş olmanın mutluluğuyla “Kara Şeytan”lar sahneden indiler. Meğer gecem asıl o zaman başlıyormuş. O gece yanımda grubun ben lise 2’deyken çıkardıkları demosunu götürmüştüm. Gitarist Baran abi’yi gördüm birden. Hemen gittim, elini sıktım. Tebrik ettim. Demoyu söyleyip imzalayıp imzalamayacaklarını sordum. Olur, dedi. Demoyu görünce sevindiğini anladım. İmzaladı hemen sağolsun.Sonra açtı kapağı biraz konuştuk. O zaman ki kadrodan sadece kendisi ve basçı Serkan abi kalmıştı. İmzadan sonra dur bekle fotoğraf çekilelim dedi, çekildik lan 🙂 Üstüne bir de “Yarın Myspaces’te görürsün resimlerimizi” dedi. Uçtum lan şerefsizim. Serkan abiyi de gördüm. Ona da imzalattım. Sonra grubun tamamıyla iki fotoğraf daha çektirip mutluluk sarhoşu bir vaziyette Carnophage’ı beklemeye başladım. Aha bak bunlar da resimlerimiz:

CARNOPHAGE: Headliner grup. Heriflerin davulcuları Black Omen’in davulcu Onur’du 🙂 Onur gecenin sonunda 24 parça çalmış olacaktı. İzlediğim en öfkeli, en çok poga yaptıran grup. Yalnız sesleri iyi ayarlayamadılar. Basın sesi zınk zınk geldi. Gitarlar da bir ara iyice teneke gürültüsüne döndü ama dediğim gibi adamlarda ki o öfke, çaldıkları coverlar falan müthişti. İzletti yani. Onları da sahnenin tam önünden izledim. Aşağı yukarı tüm şarkılarda poga yapıldı. Tam yıttım kazasız belasız derken son pogada cüssesi devasa olan bir herif bir koydu bana, öldüm sandım yemin ederim. Bu arada Black Omen vokali Karahan’la yanyana izledik. Adam haribiden panzer ya! Hatta çıktı bir parça daha söyledi Carnophage ile. Carnophage bitirince sahnesini hemen basçısından ve elektrocusundan penalarını aldım.(üzeri Carnophage baskılıydı) Sonra sahneye çıkıp zillerini toplayan Onur’dan bagetlerini aldım. Aygün bir de fotoğrafımızı çekti. Tekrar tebrik edip, bu arada sırtından sular süzülüyordu, oradan ayrıldım yalnız başıma.

Gecenin Ardından: Muhtemelen oradan en mutlu ayrılan ben oldum. Nedenlerini sıralıyorum:

  1. Aşağı yukarı her grubun tüm elemanlarıyla tanıştım, konuştum.  Black Omen’la tam kadro! Hatta Onur’la baya bir konuştuk. Lan fotoğraf bile çektirdim. İlk grubun davulcu, gitarist ve basçısıyla; Amoral’ın basçısıyla (davulcu ve gitaristle zaten konuşmuştum); Carnophage’in bas ve vokaliyle tebrikleştik 😀
  2. Gecenin sonunda elimde; imzalı bir albüm, Black Omen’la çekilmiş üç poz fotoğraf, iki pena ve bir çift baget vardı 😀 Penalardan birini beni evde bekleyen Volkan’ a verdim. 
  3. Tüm grupların üyeleri acayip alçak gönüllü ve kafa adamlar. Impatience’nin vokaliyle konuşmadım, nasıl biridir bilmem ama Black Omen ve Carnophage harbi bu alçak gönüllülük tanımına uydular. (Hele ki Onur 🙂 ) 
  4. Tüm performansları en önden izledim. Sahne şovu olarak bir numara yoktu ama sahne kostümü olayına bir tek Black Omen girmişti. Klavyecileri süperdi bu arada 🙂 
  5. Lan bu kadar hatırlıyorum ya. Bir dünya olay olmuştu ama… 
  6. Aha bak aşağıya da adı geçen grupların myspace adreslerini ve resimlerimi koyuyorum 😀

Amoral Vuslat –  http://www.myspace.com/amoralvuslat
Black Omenhttp://www.myspace.com/blackomenturkey
Carnophagehttp://www.myspace.com/carnophageturkey

Gecenin ResimleriFlash Olarak İzlemek İçin   Albüm Halinde İzlemek İçin

Vee Benim Olduğum Resimler (he he 🙂 ) –

Baran Abi ve ben ve ilk Demoları
Tüm grup ve ben
Son fotoğrafım

Baran Abi ve Ben                 Tüm grup ve ben                 Son kez tüm grup ve ben (en sağdaki Onur)

Sonuç olarak, gittiğime asla pişman değilim. Harika bir geceydi. Gecenin en sağlamları Black Omen ve Amoral Vuslat’tı bence. Umarım yakın zamanda yeniden gelirler ve ben de gidebilirim. Daha buraya ekleyemediğim onlarca fotoğraf var Aygün’de. Onları da alınca eklerim.Buraya kadar okuduysan valla helal sana be okurum!