Tag Archives: orphaned land

Darbuka Aldım

darbukaEn gerekli şeyleri almaya devam ediyorum sevgili okur. Uzun süredir ihtiyacım olan şeyi, bir çömlek darbukayı geçen gün aldım. Askerden dönünce aldığım ilk şey oldu üstelik. Şimdi diyeceksin neden darbuka Proofhead? Beni bir darbuka almanın gerekliliğine ikna eden süreci şimdi anlatıyorum.

Bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce Orphaned Land‘ın Ocean Land ve Myrath‘ın Merciless Times şarkılarıyla epey kafayı bozmuştum. Bunlar oryantal metal şarkıları olduğu için şarkıların giriş kısımlarında ve şarkı boyunca  bendir ve darbuka sesini çok net ve etkili bir şekilde duyabiliyoruz. Kaldı ki bu grupların tüm diskografisinde darbuka ve benzer perküsyonlar bolca kullanılıyor. İşte o zamanlar bendir, darbuka ve bilimum perküsyon aletlerine sahip olmanın gerekliliğine inanmaya başladım.

Zaman geçti ve Alper, Efendi Band‘ın kadrosuna dahil oldu. Bir besteleri için benden bir fikir istedi. Bir parçanın içine darbuka ya da bendir tarzı bir perküsyon kısmı koymak istediklerini söyledi. O zaman oturup yine kafa yormuştuk. O gün Alper’e de demiştim, darbuka lazım Alper, diye.

Yine zaman geçti ve askere gittim. Selçuk ve Onur‘la birlikte Bölge Bando Komutanlığı‘na gittik bir gün. Orada da darbuka çalma imkanım olunca ve çömlek darbukanın ne kadar rahat çalınabildiğini görünce bu fikrimi kesinleştirdim: Askerden dönünce bir darbuka alınacak. Ve aldım.

Yakın zamanda bu darbukayla neler yaptığımıza dair videolar koyacağım buraya sevgili okur. Özellikle Alper’le eğlenceli şeyler yapmayı planlıyoruz. Vakit kaybetmeden sen de kendi darbukanı temin etme yoluna git bence. Hem bu sayede belki de birlikte çalabiliriz 🙂 Şu aşağıdaki videoda perküsyon ve metal müziğin güzel bir etkileşimini görebilirsiniz.

Erkin Koray Meçhul Plağım

100_8328Erkin Koray, Türk Rock müziğinin babası; yıllardır albüm yapmıyor, yeni şarkı bestelemiyor. Son zamanlarda politik duruşunu, aslında hayatı boyunca yaptığı gibi, biraz daha fazla ön plana çıkartıyor. Ancak siyasi görüşü ne olursa olsun, toplumun her tabakasından insanlar tarafından seviliyor ve saygı duyuluyor.  Türkiye’ye pek çok ilki getiren adam dersek herhalde haksızlık etmemiş oluruz kimseye. Türkiye’de bırakın Rock müziği, doğru dürüst gitar müziğinin bile yapılmadığı yıllarda Saykodelik Rock‘ın, Folk Rock‘ın ve balladların ilk temsilcisi olmuş Koray. Dönemdaşlarından da çok keskin bir çizgiyle, tarzıyla, söylemiyle ve zamanının ötesinde fikirleriyle ayrılmıştır.

Erkin Koray’a çok kızıyorum aslında. Yaşadığı sürece albüm yapması gereken, üretmeye devam etmesi gereken bu müzik adamının yıllardır devam eden suskunluğu beni üzüyor. Kendisi son olarak 2010’da Orphaned Land‘in The Never Ending Way Of ORwarriOR albümünde Estarabim coverına eşlik etmişti. Bu benim bildiğim son müzikal çalışması oldu Erkin Koray’ın. Hatta grup bu çalışmanın kısa bir özetini “The Father Of Turkish Rock” isimli bir teaserla yayınladı. Bugün özellikle Orta Doğu ülkelerinde Erkin Koray’ı adı önemli kitlelerce biliniyor. Kendi ülkemizdeki durum da ortadadır: şu yazıyı okuyan herkesin en az bir Erkin Koray parçası bildiği gibi.

 

Bundan birkaç ay önce, IDEA Magazine için aylık yazımı hazırlarken gözüme Erkin Koray’ın yeni bir albümünün sınırlı sayıda plak formatında ve sadece Amerika’da yayımlandığını okudum. Üstelik yayım tarihi Temmuz 2011’di. Aradan geçen bunca zamana rağmen haberim olmamıştı. Çok heyecanlandım. Hatta dergiye de o şekilde yazmıştım. O zaman, albümün yurtdışında çıktığını öğrenince Türkiye’de bulmanın çok zor olacağını; kolay olsa da fiyatının uçuk olacağını anlamıştım. Ancak zaman geçti ve çeşitli imkanlarla bu albüm uygun fiyatlarla ülkemizde de bulunabilir hale geldi ve ben de hiç kaçırmadan aldım. Albüm’ü ülkemize Equinox Music firması getirdi.

Meçhul, Erkin Koray diskografisinde yeni bir çalışma. Ancak içeriğinde yeni işler yok malesef. Albüm, Erkin Koray’ın 1970 ile 1979 yılları arasında yayımladığı Single’larından bir toplama albüm. Toplamda 11 parçalık bir derleme. Ancak elbette öyle alâlâde bir iş kesinlikle değil.

100_8332

Albüm Amerikan Subilime Frequencies firması ile Erkin Koray’ın işbirliği sayesinde hazırlanmış. Parçalar, Erkin Koray tarafından bizzat kendi plak koleksiyonundan ve olabilecek en kaliteli şekilde derlenmiş ve hazırlanmış. Albüm, gatefold yani açılır kapak tasarlanmış. Klasik 180 gram siyah vinil (evladiyelik) üzerine basılmış parçalar 5 tanesi bir yüzde 6 tanesi diğer yüzde olacak şekilde. Ön kapakta Erkin Baba’nın 1974 yılında çıkan Krallar kırkbeşliğinin orijinal kapağı yer alıyor. Arka kapak ise yine Baba’nın 1986 yılında çıkardığı kırkbeşliği Gaddar‘ın albüm kapağı. İç kapakta 1970 yılında çekilen ve The Underground Four isimli Erkin Koray’ın o zaman ki grubuna ait iki siyah beyaz fotoğraf yer alıyor. O zamanki grubun kadrosu da detaylı olarak belirtilmiş.

100_8330

Bu müthiş plakta yer alan bir diğer önemli detay ise içerisinde şarkı adları haricinde hiç bir Türkçe sözcüğün yer almaması ve baskının tamamen İngilizce olarak yapılması. Şarkı adları Türkçe orijinal adı, parantez içerisinde İngilizce yazılmış Türkçe okunuşları ve Türkçe adlarn İngilizce çevirileri şeklinde yer alıyor iç kapakta. Yani şu şekilde:

A Yüzü

A1. Meçhul (Maetch Hool) (Unknown) 1970
A2. Ve… (Waeh) (…And…) 1970
A3. Kendim Ettim Kendim Buldum (Candym Attym Candym Booldom)
(I Did It – The Fault, I Got It – The Punishment) 1970
A4. Gün Doğmuyor (Gyun Dough Moo Yoar) (No More Daybreak) 1970A5. Goca Dünya (Gocha Duen Yuah) (Oh, Big World) 1974
A6. Krallar (Crull Laar) (Kings) 1974

B Yüzü

B1. Cümbür Cemaat (Cuembuer Cae Maaht) (All Together “With Happiness”) 1976
B2. Hadi Hadi Ordan (Hudy Hudy Or Done) (Go Away “You Liar”) 1977
B3. Düşünüş (Dhyschy Nysch) (The Thought) 1977
B4. Olmayınca Olmuyor (All Mauynncha All Mooy Or) (Somehow It Doesn”t Realize) 1977
B5. Sevdigim (Saewdee Eem) (My Loved One) 1976

100_8331

Albümde yer alan parçalar, Koray’ın Avrupa’da (Almanya’da) çıkan ancak ülkemizde yayımlanmayan ve ülkemizde çok sınırlı sayıda yayımlanan albümlerinden derlenmiş ve birkaç tanesi haricinde genelde az bilinen parçalar.

Albüm pekçok farklı sitede de hem Türkçe hem de İngilizce olarak konuşuldu, yorumlandı. Değerlendirmeler ve verilen puanlar çok iyi genel anlamda. Özellikle meşhur Pitchfork müzik sitesinin verdiği 8.1 puan çok iyi bir puan.

Türkiye’de Rock müziğin ikonlarından Erkin Koray, son yıllarda Batı’ya da derleme çalışmalarıyla ulaştırılmaya başlandı. Böylece yeni dinleyiciler, Anadolu’ya Rock müziğini getiren adamı tanımış oluyor…Bu eşsiz koleksiyonu, Hendrix, Amon Duul gibi isimleri seven dinleyiciye tavsiye ediyoruz. Othermusic internet sitesi

Erkin Koray Türkiye’de rock müzik yapan ilk isimlerden biri. ABD’de dinleyicileriyle buluşacak olan Koray, birer kopyasını da imzalayacak. Kaçırılmaması gerekir.
San Francisco Chronicle

Albümdeki ’Kendim Ettim Kendim Buldum’, ’Hadi Hadi Ordan’ gibi parçalar insanı mutlu ediyor. Acaba Koray’ı turneye çıkarsalar çok mu fazla şey istemiş oluruz.
Aquarius  Records

 Albümü aldığım gün 5 kez dinledim. Erkin Koray, Elvis Presley, Jimi Hendrix ve Beatles’ı bir araya toplayan bir sanatçı.
Blastitude

Koray’ın ’Meçhul’ albümünü dinlemek, müziğin farklı dönemlerine tanıklık etmek gibi bir şey.
Blurt

100_8333

Ezanlı Metal

Minare!

Ezanlı Metal” kavramını duyunca aklınıza İslamik Metal gibi bir tarz falan gelmesin. Kanımca da yoktur herhalde öyle bir tarz, değil mi? Burada kastettiğim, parçaların içerisinde yer alan kimi zaman 5-10 saniyelik, kimi zaman da 1 dakikadan uzun süren ve genelde Arabistan taraflarından müezzinlerin okuduğu (bunu da okuyanın sesinin yakınlığından ve adamın kendi dilinde okuduğu için ezana hakimiyetinden anladım) ezan parçaları. Bu koyulan kısımlar kimi zaman okunduğu makama göre konurken, pek çok grup da özellikle sözlerin anlamına göre koymuş. Ezanın Türkçe anlamına bakarsanız şuradan, grupların parçalarında işlediği konulara göre uyum sağlayabilecek bazı noktaları olduğunu görebilirsiniz. (Ya da grupların alay edebileceği elbette.)

Daha önceden de bir iki parça dinlemiştim. En son Savaş Abi‘nin paylaştığı Kafir isimli parçada da duyunca böyle bir başlık açayım dedim. Kendi keşiflerimin dışında, biraz da internetten araştırdım. Bazı parçalarda gerçekten mükemmel oturmuş, melodiye dahil olmuş, dinleyeni titretiyor. Ancak bazılarında da zoraki koyulduğu belli ediyor, rahatsız ediyor insanı. Elbette bu öznel bir yargı olduğu için bu noktada karar siz dinleyenlerindir.

1. Constantinopolis – When The Night Falls: Sabhankra‘nın (ex-Constantinopolis) da böyle bir parçası olması güzel 🙂 For The Empire isimli albümün son parçası. Savaş Abi’ye sormak lazım aslında bunun başındaki ezan sesini nereden almış diye. Ezan sesiyle başlayan parça bomba sesleriyle devam ediyor. Bu  iki sesin eşliğinde de parça başlıyor. Her zaman ki gibi buram buram Türk melodisi kokan parçalardan birisi de bu. Ayrıca sevdiklerimden.

2. Rotting Christ – Enuma Elish: Grubun en sağlam 2. albümünün (Theogonia, 2007) en sağlam parçası diyebilirim. Ezanlı metal parçları içerisinde de en harika uyum bunda zaten. “Hayyalelfelah” sesleriyle devam eden nakaratı insanı daha doğrusu beni acayip etkiliyor. Seviyorum bu parçayı.

3. Orphaned Land – Ocean Land: Grubun sevilen parçalarından birisidir bu parça da. Zaten Orphaned Land’in gerek grup üyelerinin inançlarının çeşitliliği, gerek anlatmayı tercih ettiği konular ve gerekse de son albümüyle iyice benimsediği tarzı gereği böyle bir parça yapmaları gerekirdi. Ve yapmışlar da. Grubun yine en sevdiğim 2004 yılında çıkardıkları albümü Mabool‘da var bu parça. Bu parçanın sonunda vurmalı çalgılar eşliğinde “Hayyalessalah” diyor müezzin.

4. Nile – Kafir!: Bu parçayı beğenen dinden çıkar! 🙂 Benim insanlık dışı diye tabir ettiğim davulları, ve “There is no God” diye devam eden sözleriyle tam bir Nile klasiği. Bu parçayı bilmiyordum ben Savaş Abi paylaşana kadar. Ancak dinleyince göreceksiniz ki bunu dünyada Nile’dan başka yapacak grup yoktur. Sözler böyle başlıyor diye kestirip atmayın, diğer sözlerin de anlamlarına bakın lütfen. Parçanın dördüncü dakikasında ezan başlıyor. “Eşhedû enne Muhammeden resulullah, Hayya alel-salah” diye devam ediyor. Those Whom The Gods Detest (2009) albümünde bu parça. “Eşhedû ellâ ilâhe illallah” ile bitiyor. Ancak bunu kim okumuşsa normal ezandan biraz farklı geldi kulağıma.

5. Anathema  – A Dying Wish: Buradaki drum farklı. Burada da sesler çok uzaktan geliyor. Önce bunun ezan olduğunu sandım. Ancak biraz daha dikkatli dinleyip ve internetten de küçük bir araştırma sonucu doğrulayarak burada okunanın ezan değil de sela‘dan küçük bir kısım olduğunudüşünmekteyim. (6:25’te başlıyor) Parçanın atmosferinin de etkisiyle içiniz de küçük bir ürperme beliyor.

6. Moonspell – Allah Akbar! La Allah Ella Allah!: Parçanın adı zaten ne olabileceği hakkında fikir veriyor. 1993’deki Under The Moonspell albümünün introsu bu. “Eşhedû enla ilahe illallah” diyor müezzin yine alışık olmadığımız bir makam da. Çok da numarası olmayan bir parça ama yapım tarihi biraz daha eski olduğundan bilmekte fayda var.

7. Disturbed – Down With The Sickness: Bunu bilmiyordum. İnternetten araştırıp buldum. The Sickness albümünün 17. parçası bu. Albüm versiyonunda parça normal başlayıp bitiyor. Ancak bu dediğim live versiyonda parçanın başında ezan okunmaya başlıyor. Şarkının sözleri biraz absürd ve küfürlü olduğundan epey tepki çekmiş zamanında hatta. Ezanı en uzun olarak kullanan parça bu. Yalnız ezanı acayip hızlandırmışlar bir de ezanın normal okunuş sırasını bozmuşlar, sözlerin söylenme sırası ve yerini değiştirmişler. Hani en başta demiştim ya zorlamayla yapılmış diye. İşte bu parça güzel bir örnek.

8. Stratovarius – Babylon: Bu da ezan sesiyle başlayan parçalardan birisi. Bunu da araştırma sonucu buldum.Grubun Episode albümünden. “Hayya ale-salah, Allahu Ekber” sözleri duyuluyor. Sonrasında da güzel, gerçekten güzel olan parça başlıyor. Dinlenilesi yani 🙂

9. Venom- Cursed: Bu parça da eski olanlardan. 1992 tarihli The Waste Lands‘in açılış parçası. Parçada 1:30 civarında duyulmaya başlıyor ezan sesleri.

10. Dimesion F3H – The Dawn: Hiç yalan söylemeyeyim, böyle bir grubun ve şarkının varlığından haberdar değildim. Bunu da araştırıp buldum. Ancak parçada gerçekten ezan var mı yok mu bilmiyorum. Çünkü grup çoık az bilinen bir grup ve parçasını dinleyemedim. Bulup dinleyen varsa link verebilir.

Şimdi bu yazıyı okuyanlardan ricam, eğer sizin bildiğiniz ve burada yazmayan bir grubun böyle bir şarkısı varsa yorumlarda bunu belirtin. Bir şekilde google’dan falan ulaşanlar olursa bu yazı bu konuda bir rehber görevi görmüş olacaktır.

Bitirmeden şimdi tüm bu okuduklarınız hava kaldı sanıyorsunuz, çoğunuz üşendi aramak için şarkıları:) Bir “Proofhead My Resort Hizmeti” yaparak size burada adı geçen şarkıları topladım ve aşağı linkini koydum. Arşivlik indirmek isteyenler için afiyet olsun 🙂

Ezanlı Metal (9 parça ve 75 mb)

Sorularım ve Projelerim Var

Uzun süredir aklıma takılan şeyler vardı. Onları da bu başlıkta yazayım aradan çıksın gitsinler istedim. Lütfen sorularımın cevabını bilenler varsa yazsın. Yorum yazan her arkadaşa süpriz yapacam. Şakacı yönüm ön planda bu aralar.

1. Minibüs ve otobüslerde hızı gösteren ibre neden hep gazı devrini gösteren ibreden önce bozulur? Neden ikisini de aynı sistemle yapmazlar kafamı kurcalıyor lan. Bir de minibüsçüler ve otobüsçüler için hızı görmek önemli değil midir ki adamlar yaptırmaya tenezzül bile etmezler? Acaba deneyimden dolayı kaçla gittiklerini kestirebiliyorlar mıdır lan? Helal olsun hepsine saygı duydum.

2. Sürücü kursuna kaydoldum malum. Şimdi bunun dersleri başladı bugün. Teorik dersler yani. Kime sorsam boşver gitme, ne gerek var, o küçük kitaptan çalış, hepsi aynı zaten diyorlar. Doğru mu hakkaten? Doğru galiba ki ehliyet alanların hepsi aynı şeyi söylüyor. Madem öle kim gidiyor lan bu derslere? Bir de benim arabayla ilgili hakkaten hiç bilgim yok. Acaba diyorum sadece motor dersine gitsem olur mu? Yoksa onu da kitaptan öğrenebilir miyim? Ehliyeti olanlar hakkaten bi yardım edin.

3. Doktorlar neden bıçak parası diye bir para alırlar? Bunu neyin arkasına sığınarak yaparlar? Yani acaba bıçak parası verilmeyen bir doktorun ameliyatı yapmadığı ya da ameliyat esnasında bilerek adam öldürdüğü, sakat bıraktığı görülmüş müdür? Hakkaten öyle birşey yaptıysa bu adamın ettiği yemin neden onu çarpmıyor lan? Ayrıca nerede meslek etiği? Bir diğer nokta da, polis ya da herhangi bir devlet memuru rüşvet alınca suç sayılıyor da (haklı olarak elbette), doktorların bu durumu neden halka mâl edilmiş?

4. The Killers’ın When You Were Young ve Dolores O’riordan’ın When We Were Young isminde şarkılarının olmasını ve bu iki parçanın da kendi çaplarında güzel dinlenilesi şarkılar olması çok acayip değil mi ya 🙂 Yalan yok abi seviyorum. Hazır müzik yazmışken, bir süre önce beğendiğimi yazdığım Orphaned Land’in yeni albümü bir iki parçası haricinde neden giderek bir ilahi kaseti gibi görünmeye başladı gözümde?

Verisel Hata Döngüsü

5. Mesela Windows Xp‘de neden atıyorum 10 tane dosyayı kes dedikten sonra diyelim ki 3. dosyada bir hata verince 4. dosyadan devam edip taşımıyor da çaat diğerlerini taşımayı da bırakıyor? Bunu neden düşünememişler hakkikaten? Bir de Allah aşkına Windows ne zaman tam olarak hesaplayabilecek kopyalarken falan kalan zamanı? 39 saat kaldı diye başlayan kopyalama işlemi neden 2. dakikanın sonunda bitiyor? Neden? Aynı şekilde farkettiniz mi bilmiyorum mesela CD’den birşeyler kopyaladığımızda Verisel Hata Döngüsü genelde %99’da ya da bitime 3 -4 saniye varken çıkar. CD’nin hep en sonu mu bozuk lan! Nero, Nero titre ve kendine gel.

6. Telefonumda Neslihan diye kaydettiğimbir numaravar ama kim olduğunu bilmiyorum. Karşıma kimin çıkacağını bilmediğim için arayamıyorum da. Sileyim diyorum ama silemiyorum da.

7. Her gün okula giderken Cengiz Topel Caddesi esnafını neden sürekli asfaltı sularken görüyorum? Neden ya, mantığı nedir? Toz kalkmasın diye mi? Asfaltın üstünden mi? Millet olarak ne kadar çok seviyoruz sulamayı 🙂

Sorularım bunlardı. Şimdi de projelerim.

Türker tarafından çizildi

1. Guitar Hero Gitarım: Az kaldı, yeminle çok az kaldı. Bitti biticek. Kasasını henüz kestiremedim vakit bulup da. Onu da yaptırınca elektronik tesisat zaten hazır. Gitarın kasasının çizimini koyuyorum buraya.

2. Serkan’a söz verdim, bir buçuk sene bir program diline ait bulabildiğim her dökümanı okuyacağım. Daha sonra da yazma işine başlayacağım.

3. Yakın zamanda Can ile birlikte bir süper kahraman dizisine başlıyoruz. On bölümlük falan bir çizgi seri olacak. Güzel olur inşallah.

4. Eskirock Productions olarak başladık çalışmaya. Ekim ayında bir metal festivali düzenlemeyi planlıyoruz her şey yolunda giderse. Bugün Volkan ve Halil’le konsepti falan belirledik, bu arada siteyi de Volkan yavaştan iller hale getiriyor. Bakalım ne çıkacak ortaya.

Sevgili dostum Volkan’la sevgili bir diğer dostum Sercan, ev arkadaşı oldular sevindirdiler beni. Bakalım sonları hayırlı olur inşallah.

Sıkıntılı Günler

Vizeler yaklaşıyor sebebi bu. Bu aralar yapmam gerekenleri düşünüyorum da listenin sonuna gelemiyorum bir türlü. Ne kadar yoğun ve yorgun bir dönem olacak lan bu böyle! Bedenimde ağır bir yorgunluk var atamadığım üzerimden. Nasıl olacak lan böyle? Temel İşlemler dersinin yarattığı o karın ağrısı, diğer dersin verdiği o bilinmemezlik korkusu yine vizelerin en büyük yareni olacak bana.

Bugün Alper’in arabandan inerken cep telefonumu düşümüşüm caddenin ortasında. Farketmeyip gittim. Beş dakika sonra telefonumu kaybettiğimi anlayıp geri döndüm. Bir de baktım kuzu kuzu yatıyor asfaltın üzerinde. Üzerinden geçmiş bir araba lastik izinden belli. Dedim kesin gitti telefon. Ama yavrucak beni şaşırttı ve sapasağlam çıktı.  Samsung‘u buradan tebrik ediyorum. Aferin.

Uzun süre sonra rejim yapmaya karar verdim. Bu yüzden artık dışarıda yemek yemeyeceğim ve akşamları da uyumadan önce yemeyeceğim. Ayrıca ekmeği de acayip azaltacağım lan. Sağlığıma dikkat etmem lazım. O yüzden bugün son defa 1.5 Adana yiyerek veda ettim sahalara. Vizelerden sonra elimde iki aydır devam eden uyuşma için doktora gideceğim. Bugün Savaş abiyle konuştuktan sonra da iyice gerildim, evet evet kesin gideceğim. Bir de dişçiye gitmem lazım. Bu arada eskiden okulun hastanesine, Mavi Hastane‘mize giderdik mis gibi. Kılla tüyle uğraşmazdık. Onun da suyunu çıkaranlara teşekkür ederim. Yok babamın sigortası varsa bilmem nereye öğrenciyim diye kağıt götürücem, sonra ilacın yüzde 30’unu ben vericem, kalanı babamın maaşından kesilecek yok sigortam yoksa okula sigortam yok diye kağıt götüreceğim okul bana sağlık kartı verecek. Bu ne lan? Zaten sabah 9 akşam 3 çalışan bir hastane, daha ne diye zorlaştıtıyorsunuz işleri? Bunun böyle olmasını kim istiyor? Sinirliyim okulum sana.

Orphaned Land

Orphaned Land‘in son albümünün Allah belasını versin bu arada. Sonunda albüm beynimde oturdu ve albümün hitlerini çıkardım: Sapari, New Jerusalem ve Estarabim. Manyak gibi dinlemeye başladım. Özellikle Sapari parçası çektikleri kliple ve davulcularının insanlık dışı performansıyla aklımı aldı. Evet, insanı davula aşık eden bir yandan da davuldan nefret ettiren bir parça daha ekledim listeme. (Aklıma gelen bir diğeri City Of Tulips’tir) Seviyorum bu grubu.

Arkadaşlarım toplu halde ehliyet alıyor ve ben hala sadece gaz pedalının en sağda olduğunu biliyorum. Ona da bir yol, bir çözüm bulmak şart. Olmuyor böyle. Bir süre okuldan dönüşleri otobüsle yapmaya karar verdim. Kafamda bir ölçek var onu tuttabilecek miyim bakalım. Aslında kafamda çok şey var lan. Mesela kimse bilmiyor ama ben 2 gündür kantinde kim nereye oturmuş diye kendimce bir envanter tutuyorum. Bakalım tutarlı sonuçlar çıkarsa yazarım onu da buraya. Mimarlar beni şaşırtmıyor ve oturmak için hep aynı köşeyi seçiyor. Ve adını bilmediğim o çocukla o güzel kız da genelde yakın masalarda oturuyorlar. Langırt oynamaya ara verdiğimizde bakıyorum etrafa. Ara verdiğimizde diyorum çünkü bu artık sapıklık derecesinde bir tutkuya dönüştü. Kendimizi tutamayıp 10 el falan oynamaya başladık. Bağırıyoruz çağırıyoruz çok acayip.

Hürriyet Kampüs aramasına çıkan görsel

Çok korktuk Hürriyet Kampüs gazetesi bizi dolandırdı ve biriktirdiğimiz 5 kuponu alıp filmlerimizi vermeden kaçtı diye. Öyle değilmiş. Bakalım, alıyoruz yakında DVD’lerimizi. Yarın da Anayasa Kitapçığı veriyor. Bakalım adam akıllı birşey ise alacağım. Bendeki kopyası biraz eskidi. Hadi bakalım.

Orphaned Land Sürprizi

The Never Ending Way Of Orwarrior

Severek sayarak dinlediğimiz İsrailli bir grup Orphaned Land. Kendileri hastası olduğumuz death metalin oryantal bir versiyonunu icra ediyorlar ve çoğu şarkılarında “lan ben bu melodiyi biliyorum” hissiyatı yaşatıyorlar. 2004’teki Mabool albümleri ile tanıdım. Tanıdıkça eskiye doğru albümlerini taradığımda mükemmel şeyler keşfettim. Her neyse.

Orphaned Land’in bu sene (2010) çıkan yeni albümün adı: The Never Ending Way Of ORwarriOR. Albüm grubun en olgun, en pişmiş albümlerinden birisi olmuş. Henüz yeni yeni dinlememe rağmen çok melodisi falan aklımda yer etmeye başladım. Ancak bu yazıya söz konusu olan albümün kendisi değil bonus track’i. Bu sabah şans eseri buldum bu track’i. Orphaned Land konserine gittiyseniz (ben gitmedim ama gidenleri tanıyorum 🙂 ) grubun Erkin Koray‘a ait Estarabim‘i nasıl coverladıklarını bilirsiniz. Grup tutmuş bu cover’ı koymuş işte albümüne. Ve söyleyebileceğim tek şey: harika olmuş! Konser videolarında falan böyle güzel gelmiyor tabi. Ancak tertemiz kayıdı dinleyince mest oldum yeminle. Albümü bir şekilde edindiyseniz 16. parçanın bu olması gerek. Eğer yoksa sizde NEREDEN BULABİLECEĞİNİZİ bilemiyorum doğrusu 🙂

Ramahland Efsaneleri

NOT:Bir süre önce yazmıştım bu şiiri. Spaces’i açtığımdan beri fantastik bir şeyler eklememiştim. Bununla başlayayım dedim. Umarım beğenirsiniz. Okumaya başlamadan önce Orphaned Land grubunun The Birth Of Three parçasını açarsanız, benim bunu yazarken hissettiğim duygularu belki hissedebilirsiniz. Parçada söz kısmı başladığında siz de yavaş yavaş okumaya başlayın. Ve unutmayın ki bu fantastik bir şiirdir. Mesumharad oğlu Mesufinnen olayın kahramanıdır.

Sarıldılar ona,
Kurtulduk işte geldi ulumuz.
Sadece o gülmedi,
Üçü bir ananın evladıydı,
En büyük oydu,
Gülmedi, kan ağladı içinde…
Onlar sevinirken geldi diye ulumuz,
At sırtında gitti günleri, ayları…
Harcandı bu uğurda yoldaşları,
Kılıçları kırıldı, kalkanları parçalandı.
Kan düştü ekmeğine günlerce…
Diğer ikisi sarıldı boynuna ,
Ulumuz geldi, kanımız geldi diye.
O zaman gülümsedi,
Ne kadar da büyümüşsünüz,
İçiniz nasılda sevinçle dolmuş,
Kardeşiniz geldi diye…
Bilir misiniz ben neden gülmem?
Dağların ardını gördüm,
Karanlıkta yürüdüm bir başıma,
Türlü türlü melunla savaşarak,
Yol açtım kendime gövdeler biçerek.
Yoruldum, dizlerim değdi yere,
Kılıçlar kalktı üzerimde,
Siz yoktunuz,
Yoldaşlarım yoktu,
Bir ben vardım kendi içimde…
Ürperdim önce kıpırdayamadım,
Sonra geldi aklıma yurdum,
Yüksek ağaçlı tepeleriyle,
Yeşil daha çok yakışır buraya,
Gücümün son damlası akarken damarımdan,
Vurdum kılıcı son hamlemle !

Yutkundu herkes, gözler doldu,
Ulu kalktı ayağa,
Artık bitti, yıkım bitti !
Yeniden yapın evlerinizi,
Ekin buğdaylarınızı tarlalara…
Zordur elbet ayakta kalmak,
Bunun büyüsü içimizde olacak,
Son yakarışlarınızı yapın bir damla su için,
Açın ellerinizi!
O en yüceydi artık,
Dinledi herkes sözünü, kaldırdılar ellerini,
Gürledi gök!
Saçları savruldu beyaz tenli kızların,
Güneş değmemiş tenleri ürperdi bu kudretle,
Biri, yalnızca biri dimdik durdu ayakta.
Gülüşü silinmedi hiç…
Arayıp buldu gözleri ulu olanı,
Baktı uzun uzun…
İlk adımları uzun oldu koşarak,
Giderek yaklaştı yanına,
Rüzgârla uçuşan elbisesini toplayarak.
Onu gördü kesiliverdi içine akan kan…
Yüzü aydınlandı,
Elini çekti kılıcından, boynuna attı,
Hala oradaydı ölümden saklayan.
Kavradı ellerini aynı narinliğiyle,
Öptü uzun uzun…
Kalbinden koptu geldi damlalar gözlerine,
Bağırdı tekrar;
Ölüm bitti, yıkım bitti!
Kan ağlardı içim seni görene kadar,
Seni tekrar bulana kadar,
Hala sağım, ölmedim!
Senin için döndüm!
Halkım için döndüm!
Duyun sözlerimi ey gökler,
Üçlerin devrinin habercisidir bu,
Üçlerin çağı başlıyor uzaklarda…
Gördüğüm her ölümü,
Yaşam olarak isterim halkıma,
Hakkım vardır bunu almaya!
Gürledi gökler çığlıklar koptu,
Aldı hakkını ulu olan…