Tag Archives: OT

İlkyazım! Biricik Dolunayım!

dolnask02

Merhaba,

Bahar geldi artık. Hatta biraz da acele etti ve neredeyse yaza döndü yüzünü. Her sabah yalnız başıma, Eskişehir’in bahar sabahlarını adımlıyorum. Belki seneler sonra, bu şehre dair hatırlayacağım en güzel anları yaşıyorum bir başıma.
dolnask09Bu ay enfes bir dolunay var gökyüzünde. Üstelik ilginçtir, tam üç gündür öylece parlıyor. Fersah fersah uzakta ancak ışığı sıcacık, aydınlığı çok berrak. Baktıkça güzünü alamıyor insan. Sana çok yakınım biliyordum ama uzanıp dokunmak için bir hamle yapmıyordum. Yapmadım da. Döndüm ve geldim o küçük dünyama yine. Çirkinliğimi bağışla, inan içim seninle dolu.

Mor ve Ötesi büyük bir sürpriz yapmıştı hani geçen ay. Biriciğimiz, Sultan-ı Yegâh‘ımızı yeniden yorumlamıştı. İşte sürprizin büyüğü, bu teklinin plağa basılması oldu. Dayanamadım, sınırlı sayıda basılan kırkbeşliklerden bir tanesini sipariş ettim. Heyecanla beklemeye başladım. Şimdiye kadar aldığım en kaliteli kaliteli baskıya ve malzeme kalitesine sahip dış kabıyla çıktı geldi plağım.

Atilla İlhan, süper yazmış eyvallah da, Ergüder Yoldaş‘ın mucizesine her seferinde şaşırmak da neyin nesi? Bunca ay geçti, bir sana bakmaktan bir de bu şarkıyı dinlemekten bıkmadım.

dolnask03Bu tekli, ülkemizi yıllar sonra kaliteli baskı plaklarla yeniden tanıştıran, Rainbow45 Records tarafından 500 adet sınırlı sayıda yayımlandı. Ambalajda yer alan etikette de bu ibare yer alıyor. Bu noktada, Rainbow45’i bir kere daha tebrik etmek lazım. Çünkü ülkede plağa basılmayı hak eden ne kadar kaliteli albüm varsa birer ikişer yayımlamaya devam ediyorlar. Her ay muhakkak sitelerini (http://www.rainbow45records.com/)kontrol ediyorum. Plak koleksiyonculuğuyla ilgilenen herkesin de takip etmesinde fayda var. Çünkü ülkemizde plak basan firma sayısı çok az. Rainbow45’ten başka bir de Sony Music bu işi yapıyor ama açık söylemek gerekirse çoğu işi sırf para tuzağı, başka bir şey değil. Çok kaliteli materyaller sunamıyor.

dolnask01

Geçen hafta, dergileri düzenlerken OT‘un bir sayısında, bloga eklemek için işaretlediğim sayfaları fark ettim. İşaretlediğim dizelerin özellikle çizimleri beni benden aldı. “Neden herkes güzel olmaz?” diye soruyor. Neden herkes sen olmaz? Nedir seni, benim olarak gören her gözden çektiğim? “Seni görünce, aynı anda geçer aklımızdan aynı düşünce… Bir duvar gibi aramızdan.” El ayak çekildiğinde, karanlık bir gecede, sessizce bekleyen benim. Ne olur gözlerim kamaşsa ve kesilse soluk alış verişim?

Bu manzaraları eklemek artık geleneksel bir hal aldı. Belki aynı kareler diyebilirsin. Ancak yanılıyorsun. Her biri tam da o gün çekilen, o anı anlatan kareler. Hiçbir şey aynı kalmıyor. Bir sonraki dolunay, biraz daha yaşlanmış oluyor. Tıpkı büyüyen bir bebeğin fotoğrafını, her ay çekmek gibi düşün. Büyüyen yalnızca et ve kemik değildir onda. Düşüncelerdir, hislerdir ve en önemlisi içindeki o en gizli karanlıktır. Kendisiyle baş başa kaldığında duymaya başladığı o sestir, kendisidir. O hiç susmayan itiraftır. Sen de büyüyorsun dolunayım. Belki gökyüzünde, belki benim içimde…  Değişiyorsun, eskiyorsun, ama hiç bitmiyorsun. Biz göremiyoruz sendeki o tükenişi. Sahi, kim biliyor? Kaç kişiye fısıldıyorsun aklındakileri?

dolnask05

Ulus’a giden yol

dolnask06

Bariyer

Gün batımı

dolnask08

Gizli

Reklamlar