Tag Archives: Our Kingdom Shall Rise

Tesadüfler: Ufuk Bulut’la Tanışma, İmzalı EP, Asia Minor Fan

Geride bıraktığımız ay içerisinde hayli ilginç tesadüfler yaşadım sevgili okur. Yıllık iznimi evde geçirmemin en büyük faydası, arşivlerimi düzenleme imkanı oldu. Varlığını unuttuğum pek çok belgeyi de bu sayede gün yüzüne çıkarabildim.

Ufuk Bulut’la Tanışma

Ufuk Bulut, şu an için Eskişehir’deki en aktif prova ve en profesyonel kayıt stüdyosunu işleten, sevdiğimiz, saydığımız bir arkadaşımız, abimiz. Sağ olsun Eskişehir’de çalışmaya başladığından beri irili ufaklı pek çok iyiliği geçti bize. Çok şey öğrendik. Efendi‘nin albüm kayıtlarında en büyük emeği o verdi. Pek çok parçaya değerli katkıları oldu. Bir dönem Yağızhan da yanında çalıştı. Özellikle kayıt işleriyle ilgili epey bir fikir edindik.

Ufuk Abi’yle tanışmamız aslında, çok daha öncesine dayanıyormuş. Ben bunu birkaç gün önce fark ettim. Yıllar önce, 2010 yılında ben daha üçüncü sınıftayken öğrencilik hayatımın en güzel okul gezisine gitmiştik. Ankara’da ODTÜ‘de Çevre Sorunlarına Öğrenci Yaklaşımı Sempozyumu (ÇSÖY) adıyla geleneksel olarak düzenlenen bir sempozyuma katılmıştık. 23 Nisan 2010 günü, sempozyumun ilk günü oturumları bittikten sonra akşam Ankara’da, gezmeye çıktık. Sağ olsun o dönem Ankara’da organizasyonu yapan arkadaşlar bize eşlik etmişti. Mekanın birinde canlı müzik yapıldığını görünce o mekana gitmiştik. Burada, şimdilerde Çevre Mühendisleri Odası Başkanı olan Baran Bozoğlu‘yla tanışmış epey de bir sohbet etmiştik.

ufukabiler

O akşam sahnede iki müzisyen akustik bir performans sergiliyordu. Tek gitar ve perküsyon setiyle harikalar yaratıyorlardı. Bir süre sonra ilgim iyice onlara kaydı ve ben sahnenin ön kısmına gittim. Tam da o anda Turn The Page çalmaya başladılar. Kapattım gözlerimi ve söylemeye başladım. Bir süre sonra omzumda bir el hissettim. Bir baktım Baran Abi. O da gelmiş kaptırmış kendisini. İyi ki akıl edip grubun bir fotoğrafını çekmişim. Tahmin edebileceğiniz üzere o iki müzisyen, yıllar sonra Eskişehir’de tekrar tanışacağım Ufuk ve Gökhan Bulut kardeşlerdi. Ben bu durumu, arşivleri düzenlerken şans eseri fotoğrafı görünce fark ettim. İnanılmaz bir andı. Hediye etmek için fotoğrafı bastırdım ve geçen uğradığımda bıraktım dükkana. Her ikisine de buradan selam olsun. uzun yıllar arkadaş kalabilmek dileğiyle 🙂

Sahafta Satılan İmzalı Sabhankra EP’si

Bir gruba eğer kendi isminle albüm imzalatıyorsan, o materyal artık çok daha kıymetli, çok daha paha biçilmez olur. En azından benim için öyle. Satmak şöyle dursun, kutusundan çıkarmaya bile kıyamadığım bir sürü ismime imzalı albümüm var.

sabhankraimzali

Sabhankra‘nın en iyi şarkılarından ikisini barındıran Our Kingdom Shall Rise EP’sini Eskişehir’de bir sahafta bulduk Mehmet‘le. Mehmet, albümün kutusunu açtığında iç yüzeydeki kartonetin, grubun tüm üyeleri tarafından ŞAFAK ismindeki bir müziksever adına imzalandığını gördü. İnanamadım. Hemen aldım. Hiç bırakır mıyım kurda kuşa? Yahu neden? Neden ismine imzalattığın bir albümü satarsın? Hem de üç kuruşa, bir sahafta…

Asia Minor’ın Kolaj Çalışması

Savaş Sungur sayesinde keşfedip dinlemeye başladığım ve hatta Between Flesh And Divine albümünün yeni basım plağını aldığım Asia Minor son bir iki yıldır toparlanıp üzerindeki ölü toprağını atıyor sevgili okur.

Grubun Facebook sayfası şu sıralar çok hareketli. En son 1981 yılında çıkardıkları albümden sonra geçen günlerde üçüncü albümlerinin müjdesini verdiler. Grubun davulcusu da değişiyormuş. Tüm bu gelişmeleri takip ederken Savaş Sungur, grup tarafından yayımlanan bir kolaj çalışmasını gönderdi. Bakınca ne göreyim? BEN!

asiaminorkolaj

Şu yazımda kullandığım ve grubun plağını tutarken çekilen fotoğrafım ile gatefold plağın iç kısmını gösteren fotoğrafımı yaptıkları güzel kolajın içerisine dahil etmişler. Çok mutlu oldum. Üstelik fotoğrafların altında yer alan blogun adresini de silmemişler. Böyle de krallar. Bunu görünce tabi ki daha bir sahiplendim grubu. Yeni albümlerini hevesle beklemeye başladım. Nightwind gibi bir şarkı daha yaparlar mı bilemiyorum ama aradan geçen neredeyse kırk seneden sonra boş cd çıkartsalar alacak durumdayım. Haydi bakalım.

My Resort Arkaplan Görseli

Mevcut arkaplan görseli

Bir süredir bu yeni temanın sağladığı avantajları değerlendirmekle meşgulüm. Bu avantajların birisi de arkaplan resmi kullanabilme oldu. Ben de aklımda hemen yer edinen iki objeyi tuttum yerleştirdim.

Şu anda blogun kenarlarından görünen görseller yukarıda gördüklerinizdir. Şayet göremiyorsanız ya da eksik görüyorsanız muhtemelen ekran çözününürlüğünüz benim default olarak atadığım değerden farklıdır. Blog için default olarak 1920×1080 çözünürlüğünde en iyi görülebilecek şekilde ayarlamalar yaptım. Nedeni bu çözünürlüğün full hd çözünürlüğü olması elbette. Artık herkesin giderek monitör büyüttüğünü de göz önüne alarak bu seçimi yaptım. Elbette diğer çözünürlüklere sahip okuyucular için bu durum blogun herhangi bir şekilde okunmasına engel değil. Ancak siz yine de yan kısımda bulunan ankete oy verin. Eğer çoğunluk göremiyorsa başka bir çözüm bulacağım.

Bu görselde sol üstte bir proofhead arması görülüyor. Onun hemen altında ise Sabhankra‘nın Our Kingdom Shall Rise EP’sinin kapağındaki şövalyelerden birisi duruyor elinde kılıcı ile. Bu şövalye Ramazan Abbasoğlu tarafından çizilmiş. Sağ taraftaki ejderhayı ise rinpoo-chuang isminde bir çizer çizmiş. Deviant’tan buldum kendisine de haber verdim.

Hazırlarken çok fazla atraksiyona girmedim. Çizimlerin orjinallerini bozmak istemedim çünkü çok güzellerdi. Ejderhanın arkasındaki şimşekleri ben ekledim sadece.

Bir de sağda en üst menüde Eskirock Üye Kartı başvuru formu ekledim. Başvurmak isteyenler orayı da kullanabilirler. Çıkacak formu doldurunca form bize geliyor, biz de size gelip kartınızı veriyoruz.

Sabhankra Merchandise

Sabhankra Merchandiseman

Malumunuz Eskişehir Yetkili Bayiliğini yaptığım grubumuz Sabhankra‘nın merchandise olayları epey güzelleşmiş, lezzetli olmuş durumda. Hemen siz de online olarak siparişinizi sabhankra@gmail.com adresine verin. Sıkıntısız sorunsuz olarak istediğiniz ürüne kavuşun.

Bu sayede hem gruba destek olun, hem de dünyanın pek çok “upperground” (!) grubundan bile daha kaliteli underground gruplara sahip Türk Metaline katkıda bulunun. Tamamı yerli sermayeyle çalışan gruplarımızın üretkenliklerine katkıda bulunun. Merchandise olarak tabir edilen “Grup logolu ürünler”, ekonomik getirileri çok düşük olsa bile gruplara manevi açıdan getirileri yüksek olaylardır. Sadece kendi grubum Sabhankra’nın değil, param oldukça buradaki konserlere gelen grupların da ürünlerinden, albümlerinden almaya çalışırım.

Merchandise olayına destek vermek, alamasak bile tanıtımına katkıda bulunmak, Chaos Murat Abi‘nin dert yandığı ve haklı olduğu internet metalciliği’nden sıyrılmanın da bir yoludur. Siz de alın, verin, metal ekonomisine can verin!

Yan tarafta Sabhankra merchandise’ları görülüyor.

  • Sabhankra Tişörtü: SABHANKRA T-shirtleri 15 tl olup S-M-L-XL bedenlerinde mevcuttur. Siparişi buradan, sabhankra@gmail.com veya http://www.myspace.com/sabhankra adreslerinden verebilirsiniz.
  • Sabhankra Patchi: Sabhankra patchinin boyutu 13cmX7,5cm dir. Fiyatı 4 ytl olan Sabhankra patch için siparişi buradan verebilir veya sabhankra@gmail.com a mail atabilirsiniz.
  • Sabhankra Kupası: Sabhankra kupaları Logolu, Armalı ve Resimli olmak üzere üç çeşittir ve fiyatı 10 ytldir. Siparişi buradan verebilir veya sabhankra@gmail.com a mail atabilirsiniz.
  • Sabhankra Şapkası: Henüz üretilmemiştir, yakında inşallah.
  • Sabhankra Albümleri: Bunlar merchandise sayılmaz. Powercraft (müzik marketlerden), To Die For A Lie (myspace sayfasından), Our Kingdom Shall Rise (basılı formatta benden, myspace’den)

Tadına Doyamadık Sabhankra

Sabhankra

Bu yazıya çok başlık düşündüm. Savaş Abi’den “Patlayan Dudak” diye bir öneri geldi hatta. Her neyse, bu yazı dün (21 Şubat 2010) tarihinde Eskişehir Artis Kafe Bar‘da gerçekleşen Chaos Fest V organizasyonunda sahne alan Sabhankra grubunun konser kritiğidir. Ya da en azından öyle olmasını temenni etmekteyim. Ama biliyorum ki yazının ortalarından itibaren konuyu dağıtacağım.

Sabhankra

Neyse efendim, o gün saat 3’te tren garında karşıladım olanca heyecanımla sevgili grubumu. Bunu, uzun süredir görmediğiniz arkadaşlarınız sizi görmeye geliyor diye düşünün. Hepsi ile iyi kötü konuşmuşluğum olduğundan dost canlısı insanlar olduklarını kestirebiliyordum, ve öyle de çıktılar sağolsunlar. Yanıltmadılar beni. Epey kalabalık bir kafile ile gelmişlerdi. Kısa bir tanışma faslından sonra hemen mekana geçtik. Klavyecileri Elif‘in o ağır Yamaha MO6′sını sırtlanıp grubun önüne düştüm ve  mekanın yolunu tuttuk. Mekan dediğim yer Artis Kafe Bar diye bir yer. Burası Kızılcıklı Caddesi‘nin ortasında eskiden Leman Kültür diye bildiğimiz bir mekan. Buraya sadece 1 kere gelmiştim. Onda da masalardan dolayı mekanın büyüklüğü konusunda kafamda pek birşey oluşmamıştı. Dün hep beraber mekana gittiğimizde ufak çaplı bir şok yaşadık o yüzden. Mekanın sahnesi yoktu en başta 🙂 Zeminle yükseltisi aynıydı. Ve mekan gerçekten çok küçüktü. Etkinlik sayfasında geleceğini söyleyen 600 kişi nasıl sığacaktı ki buraya? Şimdi bu noktada tüm oklar organizatör Murat Abi‘ye dönse de, işi bilenler bunda onun bir suçu olmadığını biliyor. Zira bu organizasyon Glow Bar‘da yapılacaktı. Mekana iki ay öncesinden haber verilmişti ancak Glow Bar ne hikmetse o gün tadilatta olduğundan son anda organizasyonu iptal etmek yerine buraya taşınması söz konusu oldu. Burada açıkça yapılan bu yakışıksız hareketin karşılıksız kalmamasını temenni ettim içimden.

Süha ve Elif

Grup, Murat Abi’den gerekli bilgileri aldıktan sonra Murat Abi’nin ayarladığı üzere hep beraber Donas‘a gittik. Şimdi takip eden okur hemen diyecektir Mesut daha geçenlerde Donas’a laf ediyordun diye. Hayır, Eskişehir’deki bozmayan tek Donas’a – Kızılcıklı Caddesi’ndeki- gittik. Grubun Donas hakkındaki genel fikri kendi sözcükleri ile “ÇOK BAŞARILI” oldu 🙂 Yemek faslından sonra da kendilerini yalnız bırakıp sırf benim ısrarım üzerine işlerini güçlerini bırakıp Sabhankra izlemeye gelen dostlarımın (ki adlarını tek tek saymazsam ayıp olur Koray, Sercan, Utku, Savaşalp, Alper, Selma, Burcu, Merve, Murat) yanına gittim. Volkan‘ı yazmadım, kendisi zaten her türlü gelecekti etkinliğe 🙂 Merve’ye de ayrıca teşekkür ederim, bu günün benim için önemini bildiği ve beni kırmayıp yanımda olduğu ve geceyi benim için unutulmaz yaptığı için. Evet. Murat ise kardeşim olur, ilk defa böyle bir olaya dahil oldu. Çok da mutluydu.

Saat 17:10 da kapı açıldı bizde içeri doluşup mekanın oturma imkanı olan iki koltuğundan birini hemen kendimize rezerve ettik 🙂 İlk grup Chopstick Suicide ismindeki gruptu. Önceki yazılarımda bahsetmiştim bu gruptan. Şarkıları birden bire değişiyor, bi caz havası giriyor, acayip oluyor falan. Güzel gruptu kendileri. Tebrik ettim.

Saat 18:10’da beklediğim an geldi ve Sabhankra sahneye çıktı. Kafamda aşağı yukarı 11 parçalık falan bir çalma listesi yapmıştım kendimce. Ancak önceki gruba bakaraktan kesin 7-8 parça çalarlar diye düşündüm. Öyle de oldu. Grup hızlıca bir ses kontrol aldı. Şimdi bu konularda çok uzman olmadığım için fazlaca yorum yapamıyorum. Ancak sahne önüne gelen ses iyiydi ilk parçalarda. Ancak ortalara doğru (Prophet’ten sonra) Savaş Abi’nin vokal ve gitarının sesi epey düştü.Konseri anlatmaya başladım madem dur parça listesini de vereyim:

  1. Powercraft
  2. Our Kingdom Shall Rise
  3. Prophet
  4. Tomorrow Never Comes
  5. You Will Die
  6. Hunt
  7. Buried In Dust

Savaş

Evet, 7 parça çaldılar sadece 😦 Beklediğimin neredeyse yarısı yani. Sonradan grubun planladığı listeyi aldığımda gördüm ki 10 parça düşünmüşler ve bunların arasında Sorrowland‘de varmış meğer. Ama işte kısa olunca adamlar Sorrowland’i iptal edip yerine acayip gaz You Will Die’ı koymuşlar. Keşke Hunt’ı iptal etselerdi ama neyse. Anlayacağın doyamadım tadına grubun. Grubun iddialı bir fanı olduğumdan bütün şarkıları aynı tatta çaldıklarını rahatlıkla söyleyebiliyorum. Sonradan Savaş Abi’nin kendini duymadan ezbere çaldığını öğrendim. Yine de iyiydi. Ancak işte sesler biraz daha yüksek olsaydı keşke. Şarkılardan Powercraft ve Our Kingdom Shall Rise mükemmel bir gazda geldi geçti. Ortalık karıştı. Benim payımda var elbette bunda. Sonradan Alper’den ağzımda salyalarla sağa sola saldırdığımı falan öğrendim. Ne olmuştu lan bana 🙂 Pogo esnasında mikrofon Savaş Abi’nin dudağına çarpıp patlatmış, Süha sallanırken kafasını ride ziline çarpmış falan 🙂 Yerin kısıtlı olmasının azizliği oldu dunlar hep. Bir de davul setup’ı çok yetersizdi. Neyse, You Will Die da zaten en sevdiğim parçalardan olduğundan iyi kopardım onda da. Şimdi tekrar bakıyorum da ayırt edemiyorum ya. Hepsinde de coşmuşum. O esnada Volkan onlarca kare fotoğraf aldı, Sercan’da konseri eksiksiz kaydetti videoya.

Süha

Konserden sonra grubumla fotoğraf çektirdik. Konseri yorumladık. Grubun davulcusu Yağız’ın biraz canı sıkıldı ve erken ayrıldı o. Sonra bende grubun bastırdığı kupayı ve Our Kingdom Shall Rise EP’sini alıp çeşitli istenmeyen sebeplerden ötürü erken ayrılacağımdan vedalaştım grubumla. Hepsi de 10 numara insanlar. Beklediğimin çok çok üstünde bir samimiyetle sağolsun katlandılar bana. İmzaladılar albümlerini. Hatta onlarda olmayanları bile 🙂 Süha, Savaş, Gürkan, Elif ve Yağız, hepside hem müziklerine hem de kendilerine hayran olunabilecek kadar iyi insanlar. Penalarını topladım bir canavar edasıyla 🙂 Koleksiyonumdaki yerini aldı hepsi.

Gürkan

Şiddetli bir boyun ağrısı ile yazmaya devam ediyorum. Grup açıkçası beğenmedi bu konserlerini. Hatta en kötüsü bu oldu dediler. Ancak dediğim gibi bunun en büyük sorumlusu mekanın kendisi ve ses düzeneğindeki yetersizlikler oldu. Ulan Glow! Artık kesinlikle kafama koydum, madem Eskişehir’de olmadı, bende gidip İstanbul’da izleyeceğim adamlarımı.

Grupla vedaşlatım ve mekandan ayrıldım diğer grupları izleyemeden. Bu yazıyı daha fazla uzatmayacağım. Sabhankra, sizi seviyorum. Aklımdakileri notaya döktüğünüz için, tek bir kötü parça bile yapmadığınız için, hepiniz ayrı ayrı çok kral olduğunuz için 🙂

OUR KINGDOM SHALL RISE!

NOT: Bu yazı bir iki gün içerisinde yeniden güncellenecektir. Video eklenecektir, yorum eklenecektir. Bu yazıya Volkan Vardar‘ın fotoğrafları eşlik etmektedir.
Grubun Our Kingdom Shall Rise EP‘sinden elimde orjinal olarak bulunmaktadır. Fiyatı 5 TL’dir. Koleksiyonuna almak isteyen, grubun tadına doyamayanlar lütfen buraya tıklayıp benimle iletişsin.

Düzenleme: Şarkı sıralamasını hatalı yapmışım. Onu düzelttim. 
Konserden bir performans videosu ekledim.

Göğe doğru haykıran benim

Yılbaşında Bursa!

Yine bir son dakika kararıyla 31 aralık gecesi kendimi otogarda buluverdim. Bursa‘ya gidiyordum. Bu yolculuğumu da kısa notlar halinde anlatayım o halde.

:: Yolculuğumu Özkaymak Turizm ile yaptım. Adı her ne kadar itici gelse de otobüsleri çok rahat. 14 liraya gittim Bursa’ya. Her koltukta şu radyolardan da var.

:: Kimi gördüm aynı otobüste? Arkadaşım Selen‘i 🙂 Selen çok sevdiğim iyi de anlaştığım bir arkadaşımdır. Otobüste de yanyana oturmak istedik ama olmadı. İkimizin de yanında oturanlar istemedi 😦

:: Otobüste yaklaşık yarım saatlik bir DVD problemi yaşandı. Ardarda pek çok film taktılar kimisini beğenmeyip, kimisini de dvd olduğu için (kumanda olmadığından ana menüden filmi başlatamadılar) değiştirdiler. En son Zincirbozan filminde karar kılabildiler. Ben film izlemedim. Gidene kadar müzk dinledim. Sabhankra‘nın yeni EP’si Our Kingdom Shall Rise‘ı birkaç defa dinledim. D.T.‘nin Fiction‘ı ve Atheist‘in Elements‘i ağırlıklı olarak döndürdüğüm parçalar oldu.

:: “Close your eyes, close your minds” diyordu Crematory. Bu yolculuk benim için böyle olmalı diye düşündüm. Aklımdaki olanca şeyi boşaltıp yola devam edebilmek istedim. Olmadı lan.

:: Hayatımda ilk defa Coffemate ile Nescafe’nin oranını mükemmel bir şekilde tutturdum. İlk defa içtiğim bir ayaküstü nescafesi bana bu kadar lezzetli geldi.

:: Bursa’ya varıp otobüsten inince Selen’e veda etmek için bakındım lakin göremedim. Havaya mı uçtun sen?

Sude 🙂

:: Yılbaşına da gayet normal, çekirdek çitleyip yedi aylık yeğenim Sude‘yi severek girdim. Bir de Çok Güzel Hareketler Bunlar‘ı izledim. Testere Skeci mükemmeldi. Hatta en iyi skeçlerinden birisiydi bence. Helal olsun. İnce İnce Yasemince vardı bir de. Ama olmamış, hiç olmamış hem de.

:: Ertesi gün kuzenimin bilgisayarını komple söktüm. Tüm fanları, güç kaynağını, herşeyini temizledim. Tozunu aldım. Tertemiz bir şekilde bağlantıları yaptım. İşlemciyi monte etmek için termal macunu da Teknolojix‘ten aldım 15 liraya. Bir şırınganın içinde satıyorlar, biraz pahalı geldi ama o an yapacak başka bir şeyimde yoktu zaten. Neyse geldik eve bağladık çalışmadı 😦 Meğer herifin Power Supply‘ı zaten bozukmuş ve anakartı yakmış. Geçmiş olsun demekten başka elimden bir şey gelmedi. Bir yerden Gigabyte’ın ortalama bir anakartı ile acayip sağlam bir güç kaynağı için 200 lira fiyat aldık. Bakalım ne yapacak.

:: Bu arada kuzenim bir yerden eski bir bilgisayar kasası bulmuş getirmiş. İçinden neler buldum neler 🙂 Kasa o kadar eski ki USB desteği yok 🙂 Benim koleksiyona epey malzeme çıktı anlayacağınız.

:: Kuzenimin takıldığı bir kıraathane var. Evet bildiğiniz kıraathane. Okey, batak falan on numara yani. Sigara yasağını şişe modeli ile deldiklerini gördüm gurur duydum. Şişe modelini anlatmayacağım.

:: Ertesi gün ise Alper, Selma ve Steve ile buluştum. Bu kısımdan sonrasını yeni başlığımda anlatacağım. Okumak isteyenler devam ederler.

Sabhankra – Our Kingdom Shall Rise

Our Kingdom Shall Rise

Bir fanın grubundan beklentisi nedir diye sordum kendime. O grubun onu mutlu etmesi değil midir? Beni tanıyanların iyi bileceği üzerinde şu dünyada beni mutlu eden yegane gruplardan işte Sabhankra. Türk olmaları bir yana, yaptıkları her parçada sözler olsun, melodi olsun kendimden birşey olması, bu adamlara ister istemez kanımın kaynamasına sebep oluyor. İstanbulda yaşamayı bir tek bu adamlarla arkadaş olabilmek için isterdim herhalde.

Bu yazı da Sabhankra’yı tanıtmayacağım size. Bu yazı Sabhankra’nın bu sabah çıkardığı Our Kingdom Shall Rise isimli EP’sinin bir incelemesi olacak. Sabhankra ile ilgili iddia ediyorum Türkçe yazılmış en kapsamlı yazıyı da şurada yazdım zaten. Merak eden okur.

Öncelikle belirteyim bu EP, Sabhankra’nın çıkması arap saçına dönmüş albümü değil. O albüm (Revenge) hala çıkacak. Bu EP, tahminim grubun beklemekten sıkılıp çıkardığı bir çalışma.

EP’nin görselleri ile başlayalım önce. Ön kapakta Sabhankra’nın anlattığı o epik, folk havaya uygun İki şövalye duruyor sırt sırta. Ortalarında da bir kalkan var. Arkadan benim Costantinopolis‘in albümündekine çok benzettiğim bir kale görünüyor. Tam ortada da grubun mükemmel logosu var. Kapak çizimini Ramazan Abbasoğlu yapmış helal olsun. Genel tasarımda aynı zamanda bir tasarımcı olan grubun klavyecisi Elif’e ait. Mastering ve Mix, grubun iki gitaristi (Savaş ve Süha) tarafından yapılmış.

Bu albümümde diğer albümlere göre özellikle vokallerde bariz bir farklılık var. Gitarlar ve davul yine aynı tatda, bozmamışlar. Eğer kulaklarım beni yanıltmıyorsa da bu albümde davullar canlı olarak çalınıp kaydedilmiş. Önceki EP ve albümlerde ses kalitesi açısından davullar drum machine ile kaydediliyordu. Bu albümde canlı olmuş, daha bir lezzetli olmuş. Haa eskisinden farkı yok onu söyleyeyim. Aynı hız, aynı teknik hatta biraz daha fazlası 🙂 Klavyenin verdiği his biraz daha artmış. Elif’in o yaratıcı ellerini öperim burdan. Sabhankra’nın en sevdiğim şarkılarının özelliği şudur ki nakarat olarak söz kullanmaz, melodi kullanır ve solo kullanır. Bu da şarkıyı kapattığınızda beyninize çivilenen notalar demektir.

Arka Kapak

İlk şarkı Alive ile başlayayım. Sözünü ettiğim vokal farklılığı bu şarkıda var işte. Sabhankra brutal vokalle başlayıp, screamle devam ettiği yolculuğuna bu sefer daha az yırtıcı bir screamle devam ediyor. Şarkının genel havası bana Gamma Ray‘i anımsattı. O açıdan daha da bir gurur duydum grubumla. Parçanın melodisi çok sağlam ve sololar şarkıya serpiştirilmiş.Son kısma bir headbang payı da bırakmışlar sağolsunlar.  Final solosu ve ardından gelen clean vokalde olayı bitirmiş zaten.

Ve albüme adını veren parça: Our Kingdom Shall Rise. Şu ana kadar dinlemem neticesinde en iyi parça bu olmuş diyebilirim. Vokaller önceki EP deki tadında olmuş.

Godlike Divine, bir önceki şarkının bıraktığı yerde başlıyor gibi başlayıp aynı tonda ve benzerlikte bir hava geliyor kulaklarımıza. Şarkı boyunca twin pedalın neredeyse hiç susmaması, sonlara doğru gitarların bir ses daha incelmesi falan şarkıya aşık ediyor.

Farewell bana önceki Sabhankra şarkılarını anımsattı. Fazlasıyla Türk işi melodiler falan güzel olmuş. Devamında gelen Tonight bu albümün en sert parçası. Vokallerde brutalde var bu sefer. Şarkı aynı tempoda giderken ortalara doğru Elif’in girdiği bir kısımla ve devamında gelen melodi ile fazlasıyla doyurucu bir parça. Yalnız şunu da hemen ekleyeyim Yağız’ı tebrik etmek gerek harbiden çok iyi çalmış kardeşim 🙂 Tonigh’ın melodisi aklımda acayip yer edindi bu arada.

Follow The Light, hiç Sabhankra şarkısı gibi başlamıyor. Albümdeki diğer şarkılardan farklı bir havası var yav sanki. Işığı takip ettikçe bu hissiyat giderek kendini Sabhankralılaşmaya bırakıyor ve yine o içimize sinen melodileri duymaya başlıyoruz. Çok güzel parça.

Merak edenler için Our Kingdom Shall Rise:

Yorum bitti. EP’nın adı ile Sabhankra sanki bir de mesaj vermek istiyormuş gibi geldi bana. Bu yorumu bir fan olarak, fanatik bir fan olarak:), elimden geldiğince sadece şarkıların bana hissettirdikleri ile yazmaya çalıştım. Bir hatam olduysa affola. Sabhankra’yı da hatta tek tek Savaş, Yağız, Süha, Gürkan ve Elif’i tek tek tebrik ediyorum. Elleri dert görmesin.

Krallığımız büyüyecek, çok büyüyecek hem de!