Tag Archives: plak

Vega – Delinin Yıldızı Plağım

delinin002

delininyildiziSon yıllarda çıktığı günden beri aralıksız dinlediğim az sayıdaki albümden birisiydi Delinin Yıldızı. Az değil, tam 12 sene sonra yayımlandığında, benzeri pek çok grubun aksine, kaldığı yerden devam etti müziğine Vega. Şaşırtmadı belki ama üzmedi de. İşte bu yüzden Vega, Delinin Yıldızı ile kendi tarzında son yılların en doğru dürüst işini yaptı diyebilirim.

Albüm çıkmadan hemen önce ön siparişi vermiştim. Şansıma Eskişehir‘deki konserinden önce CD’sini almıştık. Ancak birkaç ay sonra, grubun bağlı olduğu firma Gergedan Müzik, albümün plak formatında da yayımlanacağını duyurduğunda artık beklenecek üç şey kalmıştı: İlk klip, albümün plağı ve ilk reaksiyon. İlk reaksiyonu boş verin, onu daha sonra açıklayacağım. Okumaya devam et

Reklamlar

İlkyazım! Biricik Dolunayım!

dolnask02

Merhaba,

Bahar geldi artık. Hatta biraz da acele etti ve neredeyse yaza döndü yüzünü. Her sabah yalnız başıma, Eskişehir’in bahar sabahlarını adımlıyorum. Belki seneler sonra, bu şehre dair hatırlayacağım en güzel anları yaşıyorum bir başıma.
dolnask09Bu ay enfes bir dolunay var gökyüzünde. Üstelik ilginçtir, tam üç gündür öylece parlıyor. Fersah fersah uzakta ancak ışığı sıcacık, aydınlığı çok berrak. Baktıkça güzünü alamıyor insan. Sana çok yakınım biliyordum ama uzanıp dokunmak için bir hamle yapmıyordum. Yapmadım da. Döndüm ve geldim o küçük dünyama yine. Çirkinliğimi bağışla, inan içim seninle dolu.

Mor ve Ötesi büyük bir sürpriz yapmıştı hani geçen ay. Biriciğimiz, Sultan-ı Yegâh‘ımızı yeniden yorumlamıştı. İşte sürprizin büyüğü, bu teklinin plağa basılması oldu. Dayanamadım, sınırlı sayıda basılan kırkbeşliklerden bir tanesini sipariş ettim. Heyecanla beklemeye başladım. Şimdiye kadar aldığım en kaliteli kaliteli baskıya ve malzeme kalitesine sahip dış kabıyla çıktı geldi plağım.

Atilla İlhan, süper yazmış eyvallah da, Ergüder Yoldaş‘ın mucizesine her seferinde şaşırmak da neyin nesi? Bunca ay geçti, bir sana bakmaktan bir de bu şarkıyı dinlemekten bıkmadım.

dolnask03Bu tekli, ülkemizi yıllar sonra kaliteli baskı plaklarla yeniden tanıştıran, Rainbow45 Records tarafından 500 adet sınırlı sayıda yayımlandı. Ambalajda yer alan etikette de bu ibare yer alıyor. Bu noktada, Rainbow45’i bir kere daha tebrik etmek lazım. Çünkü ülkede plağa basılmayı hak eden ne kadar kaliteli albüm varsa birer ikişer yayımlamaya devam ediyorlar. Her ay muhakkak sitelerini (http://www.rainbow45records.com/)kontrol ediyorum. Plak koleksiyonculuğuyla ilgilenen herkesin de takip etmesinde fayda var. Çünkü ülkemizde plak basan firma sayısı çok az. Rainbow45’ten başka bir de Sony Music bu işi yapıyor ama açık söylemek gerekirse çoğu işi sırf para tuzağı, başka bir şey değil. Çok kaliteli materyaller sunamıyor.

dolnask01

Geçen hafta, dergileri düzenlerken OT‘un bir sayısında, bloga eklemek için işaretlediğim sayfaları fark ettim. İşaretlediğim dizelerin özellikle çizimleri beni benden aldı. “Neden herkes güzel olmaz?” diye soruyor. Neden herkes sen olmaz? Nedir seni, benim olarak gören her gözden çektiğim? “Seni görünce, aynı anda geçer aklımızdan aynı düşünce… Bir duvar gibi aramızdan.” El ayak çekildiğinde, karanlık bir gecede, sessizce bekleyen benim. Ne olur gözlerim kamaşsa ve kesilse soluk alış verişim?

Bu manzaraları eklemek artık geleneksel bir hal aldı. Belki aynı kareler diyebilirsin. Ancak yanılıyorsun. Her biri tam da o gün çekilen, o anı anlatan kareler. Hiçbir şey aynı kalmıyor. Bir sonraki dolunay, biraz daha yaşlanmış oluyor. Tıpkı büyüyen bir bebeğin fotoğrafını, her ay çekmek gibi düşün. Büyüyen yalnızca et ve kemik değildir onda. Düşüncelerdir, hislerdir ve en önemlisi içindeki o en gizli karanlıktır. Kendisiyle baş başa kaldığında duymaya başladığı o sestir, kendisidir. O hiç susmayan itiraftır. Sen de büyüyorsun dolunayım. Belki gökyüzünde, belki benim içimde…  Değişiyorsun, eskiyorsun, ama hiç bitmiyorsun. Biz göremiyoruz sendeki o tükenişi. Sahi, kim biliyor? Kaç kişiye fısıldıyorsun aklındakileri?

dolnask05

Ulus’a giden yol

dolnask06

Bariyer

Gün batımı

dolnask08

Gizli

Deftones – White Pony Plağım!

deft000deft003Geciken yazıları yazmaya başlıyoruz yine sevgili okur. Şubat ayında İstanbul‘a gitmiştik hatırlarsan. Uzun süredir almak istediğim ve o gün nihayet alabildiğim bir albüm, bir başucu albümü, Deftones‘un efsane albümü White Pony hakkında olacak bu yazı.

Dünya’da 2000’li yıllarda yükselmeye başlayan numetal ve alternatif rock türlerinin ders kitabı sayılabilecek albüm, tam da bu yılların en başında, 2000 yılında yayımlandı. Bu yönüyle, yolu açan albümlerden birisi demek hiç de yanlış olmayacaktır. White Pony, grubun ilk iki albümünde ortaya koyduğu tarzı iyice benimseyen, sözleri ve özellikle Okumaya devam et

Bloodbath – Unblessing The Purity 10″

blood000

blood001Plak arşivimin ilk 10″ (inç) plağıyla tanışmaya hazır ol sevgili okur. Karşında BloodbathUnblessing The Purity! Dört parçadan ve aslında dört hit parçadan oluşan bir maksi single. Plağın her bir yüzeyinde ikişer parça kayıt edilmiş.

Superband” olarak adlandırılan Bloodbath grubunun, 2008 yılında çıkardığı ikinci single albümü olmakla birlikte grubun dördüncü yayımlanan çalışması da olan Unblessing The Purity’nin en önemli özelliği, grubun sürekli değişen kadrosunda, bana göre en efsane vokalisti olan Mikael Åkerfeldt (Opeth) ile yayımlanan ilk albüm olması. Uzun ve karışık bir cümle oldu farkındayım. İzah edeyim. Bilmeyenler için Bloodbath, grup üyelerinin tamamının başka ve çok daha popüler projelerde yer aldığı bir keyif projesi. Bu tüp gruplara superband deniyor. Grubun birkaç üyesi hariç diğer tüm üyeleri albümden albüme ya da zamanla değişiyor. Örneğin Bloodbath bugüne kadar toplam üç vokalist, dört gitarist ve iki farklı davulcuyla çalışmış. Grubun değişmeyen üyeleri ise Katatonia grubundan Anders “Blakkheim” Nyström ile Jonas Renkse. İlginçtir Jonas, Katatonia’da vokalde ilahlaşmışken, Bloodbath kadrosunda bass gitar çalıyor.

Her neyse, gelelim Unblessing The Purity’e… Okumaya devam et

Headbang ve Plak Mecmuası

headbangGeçen senenin son aylarında yayımlanan çok önemli iki dergiden bahsedeceğim sevgili okur. Her ne kadar gecikmiş bir yazı olsa da, bahsedeceğim dergilerin formatı ve  yayım sürelerini göz önüne alırsak fazladan bir okuyucuyu bile kazanmak kar olacaktır.

Bahsedeceğim dergilerden ilki zaten yıllardır kesik kesik de olsa yayın hayatına devam eden baş tacı dergimiz Headbang. Blue Jean dergisinin eki olarak yayımlanan dergi, bir süre sonra kendi başına yayımlanmaya devam etti. İki ayda bir yayımlanan bu yepyeni pırıl pırıl formatı çok sevmiştik. Ancak son olarak 2016 yılı Ağustos sayısı yayımlandıktan sonra bir daha yayımlanmadı. Zaman zaman Çağlan Tekil derginin akıbetine ilişkin bilgiler veriyordu sosyal hesaplarından. Nihayet 2017 yılı Kasım ayında dergi yepyeni bir formatta, tam 160 sayfa, kuşe kağıt ve kitap formatında yayımlandı. Hatta öyle ki dergiye sayı verilmedi. Üzerinde yayım periyodu belirtilmedi. Başta D&R olmak üzere pek çok platform bu yeni formatın ne olduğunu anlayamamış olacak ki çizgi roman bölümünde okuyucuya sundular bu yeni formatı. Bookazine denilen bir format bu. Sürekli güncel kalabilecek nitelikte konuları, daha çok makale ve derleme türünde yazılmış. O açıdan çok kıymetli bir iş. Diğer yandan bağımsızlığını ilan eden bir dergi için çok daha özgür bir platform olmuş. Yıllar önce aynı ekibin yayımladığı “The Worst Of Laneth” isimli çalışma gibi bu da tam arşivlik bir iş olmuş. Çağlan Abi’nin ve arkadaşlarının ellerine sağlık. Karakarga Yayınları‘ndan çıkan dergi yakın zamanda 3. baskısını yaptı ve bu alanda bir rekor kırmış oldu. Halen internetteki kitap sitelerinde satışı devam ediyor. Okumaya devam et

Kill Bill I Soundtrack Plağım

killbill100Blogla biraz haşır neşir olmuşsan, Tarantino‘nun meşhur Kill Bill serisini sevdiğimi bilirsin. Filmdeki Uzakdoğu teması ve özellikle de müzikleri beni benden alır. Hiç sıkılmadan açıp açıp izlediğim filmlerin başındadır bu seri. Blogda da filmler hakkında pek çok yazı yazdım yıllar içinde. Şurada, serinin yönetmeni Quentin Tarantino‘yla ilgili güzel bir yazı yazmıştım. Şurada, yakın zamanda, bir arkadaşımın sürpriz hediyesinden bahsetmiştim. Ve nihayet şurada da serinin ikinci filminin soundtack albümünü plak formatında nasıl alabildiğimi anlatmıştım.

41sw7fjgvyLEpey bir zaman önce Kill Bill I‘in de soundtrack albümünü plak formatında aldım sevgili okur. Bu serinin film müzikleri, soundtrack kategorisinde dünyanın en çok satan albümleri arasında yer alıyor. Bu sebepten özellikle plak formatında bulmak bir süre önce epey zordu. Ancak herhalde yeni bir baskısı daha yapıldı ve şimdi pek çok dükkanda görebiliyorum. Ben de internetten, Opus3A isimli siteden aldım. Çok hızlı, çok özenli ve çok kaliteli bir alışveriş oldu. Herkese tavsiye ederim.

Bilemiyorum, belki filmin yirminci ya da başka bir yıl dönümünde bu plakları gatefold yani açılır kapak olarak, double plak formatında basarlar. Ancak serinin diğer filminde de olduğu gibi, bu materyal de ne yazık ki tek plaktan oluşuyor. Açılır kapak değil ve tasarım olarak diğerinden biraz daha zayıf. Neyse ki güzel bir inner sleeve’i var.

killbill102

killbill103

Inner sleeve

Plakta bağımsız şarkılar ve filmden skitler olmak üzere toplamda 15 parça var. Ancak dediğim gibi bazı parçaların içerisine filmden bazı sahneler de eklenmiş. Plakta yer alan parçalar şu şekilde:

Sıra Sanatçı Parça
A1 Nancy Sinatra Bang Bang (My Baby Shot Me Down)
A2 Charlie Feathers That Certain Female
A3 Luis Bacalov The Grand Duel (Parte Prima)
A4 Bernard Herrmann Twisted Nerve
A5 Lucy Liu and Julie Dreyfus Queen Of The Crime Council
A6 The RZA Ode To Oren Ishii
A7 Isaac Hayes Run Fay Run
A8 Al Hirt Green Hornet
A9 Tomoyasu Hotei Battle Without Honor Or Humanity
B1a Santa Esmeralda Don’t Let Me Be Misunderstood
B1b Santa Esmeralda Esmeralda Suite
B2 The 5.6.7.8’s Woo Hoo
B3a The RZA Crane
B3b Charles Bernstein White Lightning
B4 Meiko Kaji The Flower Of Carnage
B5 Zamfir The Lonely Shepherd
B6 Uma Thurman, David Carradine and Julie Dreyfus You’re My Wicked Life

Bunlardan Bang Bang ve The Lonely Shepherd herkesçe bilinen, çok popüler parçalardır. Bu arada yazıyı yazarken baktım, plak iki defa 2003’te ve 2015’te basılmış. Benim yeni aldığım bu kopya ise 2003 yılında basılan ilk seriden. Şansa bak 🙂

killbill101

killbill-pack_1800x

Serinin her iki soundtrack plağı

Pentagram – Akustik Plağım

akustik00

akustikcoverUzun zaman oldu yeni plak yazısı yazmayalı sevgili okur. Bu yazı da aslında epey gecikmiş bir yazı ama ancak zaman bulabildim. Evet, şu yazımda anlattığım İstanbul ziyaretimin en harika getirisi tüm grup üyelerinden imzalı bir Pentagram plağı ile Necrophagist‘in kült albümü Epitaph‘ın plağı oldu. Bu yazı Pentagram’ın kısa süre önce çıkardığı Akustik albümünün plak versiyonu için olacak.

Cihan‘la birlikte, plağı alıp köşeyi döndükten kısa süre sonra karşıma Mephisto Kitabevi çıktı. Birkaç kız ellerinde Pentagram Akustik albümünün CD’siyle birlikte konuşuyorlardı: “Çok bekledik ama beklediğimize değdi, tüm grup üyelerine imzalattık.” Konuşmalarına kulak kabartınca dayanamayıp sordum: “Burada bir etkinlik mi var?” Kız hiç duraksamadan devam etti: “Evet, Pentagram’ın imza günü var en üst katta.” Mephisto Kitabevi, üç katlı bir mekan sevgili okur. En üst katı kafe şeklinde kullanılıyormuş ve istan00grup üyeleri de buradaydı. Orta kata çıktığımda upuzun devam eden ve bir üst kata çıkan bir sıra gördüm. Cihan’la konuştuk, planımızı yaptık ve o ayrılıp başka bir mekana geçti. Ben de elimde plak olduğu halde beklemeye başladım. Aşağı yukarı bir saat kadar bekledikten sonra nihayet en üst kata çıktım. Nihayet elemanları görebildim. O an iyi ki beklemişim dedim. Çünkü, Eskişehir konserine katılamayan Demir Demirkan da oradaydı. Nihayet, grubun bu ortak çalışmasına yönelik en değerli materyali olan plağı, çalışmada yer alan müzisyenlerin tamamına imzalatabilecektim. Kısa bir süre sonra isteğime nihayet kavuşmuş ekibin ağa babaları Hakan Utangaç, Demir Demirkan ve Murat İlkan‘la ortak bir karede buluşmuştum.

istan99

Plağı anlatmadan önce, albümü müzikal olarak kısaca değerlendireyim önce. Pentagram’ın Mart ayında çıkardığı albüm, daha önce yayımlanan altı albümde yer alan en iyi parçaların (aslında en iyilerin tamamının değil) akustik yorumlarını içeriyor. Albümü bu denli kıymetli yapan şey ise eski grup elemanlarının da albüme ilk elden katkı vermiş olmalarıdır. Grubun şu anki vokali Gökalp‘in yanı sıra efsane Murat İlkan ve Ogün Sanlısoy‘un vokallerde; Demir Demirkan’ın ise gitarıyla gruba eşlik ediyor. Ayrıca ilk defa bir kadın vokal, Şebnem Ferah‘ın da Anatolia‘yı yorumlamasına şaşırıyoruz.

akustik01

Albümde toplam 11 parça bulunuyor. Çıkış parçası, klibi de çekilen Sonsuz oldu. Bu parça diskografideki akustik parçalardan birisiydi. Eski ve yeni grup elemanlarının katılımıyla yeniden yorumlanması, Demir Demirkan’ın soloyu atması ve söze Murat İlkan başladığında tüylerin diken diken olması sayesinde albümün tanıtımı çok başarılı oldu bence. TRT FM’de bile dinledim. Plaklara göre parça listesi şu şekilde:

A1          Apokalips 5:40
A2          Geçmişin Yükü 5:08
A3          Uzakta 4:48

B1           No One Wins The Fight 4:30
B2           Fly Forever 5:18
B3           Gündüz Gece 4:33

C1           Anatolia 4:36
C2           In Esîr Like An Eagle 5:43
C3           For The One Unchanging 5:31

D1          Give Me Something To Kill The Pain 5:04
D2          Sonsuz 5:44

Yukarıda da bahsettiğim üzere, albüm çıkalı üç ay oldu. Muhtemelen dinlediniz, duydunuz bir yerlerde. O yüzden parçaları tek tek değerlendirmeyeceğim. Favorilerim, akustik konseptine uyumlu olarak, In Esir Like An Eagle ve Sonsuz parçaları oldu. Albümde grup üyesi olmayan, ancak hemen her şarkıya yaptığı katkılarla teşekkürün belki de en büyüğünü hak eden adam, Ozan Tügen‘e buradan saygılar ve sevgiler.

akustik02

Evet, işin hikaye kısmı böyleydi. Şimdi gelelim plağın incelemesine. Pentagram’ın daha önce yayımladığı ve aynı zamanda ilk plağı da olan MMXII‘da yapılan hataların hiç biri bu üründe yapılmamış. Albümdeki hiç bir parça çıkartılmadan, çift plak olarak basılmış. MMXII’da üç parçanın çıkartıldığını fark edince başımıza kaynar sular dökülmüştü. Grup bu sefer bu hataya düşmemiş. Çift plak, doğal olarak bize gatefold yani açılır kapak akustik03olarak dönmüş ki bu da apayrı bir güzellik sevgili okur. Plak dediğin, tek plak olsa bile gatefold olmalı ve hatta bir de inner sleeve içermelidir. Bu albümde sleeve yok, ancak plakların zarfları var 🙂

Plaklar yurt dışında basıldığı için Türkiye’ye gelirken ambalajlanmış olarak geliyor. Dolayısıyla bandrol de bu ambalajın üzerinde oluyor. Benim tavsiyem plağın ambalajını açarken ceplerin olduğu taraftan hafifçe keserek açın böylece üzerinde bandrol ve bazen çeşitli etiketlerin de olduğu ambalajı atmadan katlayıp saklayabilirsiniz. Zira bandrol önemlidir. Şu an plaklarda korsan diye bir durum yok. Henüz o kadar popülerleşmedi. Ancak bu işin piyasasını fark edenler belki de yakın zamanda korsanına da girerler 😀

Albüm Sony Müzik‘ten çıkmış. İstanbul’daki meşhur Babajım Studios‘ta kaydedilip mikslenmiş. Albümdeki akustik havaya aldanmayın, konserde daha sertler. Açıkçası işimize gelen de bu zaten 🙂 Albüm için içimizde kalan tek ukde, konserde çalıp albüme koymadıkları This Too Will Pass. Ahh.

Carnophage – Monument Plağım

carno01Kendime not, Savaş Sungur’un yaptığı yorumla bu yazıyı bitireceğim.

Carnophage, Ankara’da kurulmuş bir death metal grubu. Brutal vokalli ve fazlasıyla teknik bir altyapıda, ezberlenmesi zor parçalar icra eden, Türkiye’de tarzında öncü gruplardan birisi. 2008 yılında ilk albümleri Deformed Future // Genetic Nightmare’ı Unique Leader Records’tan çıkardıklarında yalnızca iki yıl önce kurulan bir grubun uluslararası dağıtım yapabilen bir müzik şirketinden albüm çıkarabilmesine (üstelik Türkiye’den çıkmalarına rağmen) ben dahil pek çok müziksever şaşırmıştı. Halen yetmişten fazla underground olan ve olmayan metal grubunun albümünü basıyor ve dağıtıyor olduklarını da ilave edeyim.

carno00

Aradan geçen sekiz yılda grup, yurt içinde ve dışında pek çok konser verdi. Grubun ilk albümünün Türkiye’de dağıtılan kopyaları bitti, tükendi, yerin dibine geçti. Bir tane bile bulamıyoruz! Bu sekiz yıllık aradan sonra, nihayet bu yıl içerisinde yepyeni bir albümün, yine aynı firmadan çıkacağı haberini aldık. Ağustos başında albümden ilk parça At the Backside of Our Civilization, Youtube’dan yayımlandı. Şayet parçayı Carnophage’ın yeni parçası diye dinlememiş olsam Nechrophagist’in yeni albümünden bir parça sanardım. Şok geçirdim! İlk albüme kıyasla daha sert, çok daha teknik ve özellikle davul ve vokallerde harikalar yaratılmış bir parçaydı bu. Biraz erken bir çıkarım yaparak bu parçanın, bir Türk gruba ait olarak dinlediğim, teknik death metal türündeki en iyi parçalardan biri olduğunu söyledim hemen eşe dosta (oysaki albümün tamamını dinleyince sıralama değişecekti).

Grubun davulcusu, yakın arkadaşım Onur’la irtibata geçtim ve albümün plak formatında da yayımlanacağını öğrenip ön sipariş için sipariş verdim. Yurtdışında basılacak materyalin Türkiye’ye gelmesi Eylül ayından sonra olacakmış çünkü.  Sınırlı sayıda geleceği için almamak gibi bir hataya düşmek istemedim.

Albüm Eylül ayında yayımlanır yayımlanmaz stream’e yüklendi. Albümü dinleyince Onur’u arayıp kutlamak istedim bir cumartesi gecesi saat 02.00’de. (Aramadım o saatte ama ayıp olur diye.) Albümü dinledikçe aklımda ilk oluşan Necrophagist hissi tamamen kayboldu. Zira Necrophagist parçalarında olan o melodik riffler, Carnophage’ın yeni albümünde yoktu. Gitaristleri tebrik etmek lazım. Bass gitar yalnızca birkaç parçada ufak partlar halinde kendini ön plana çıkarıyor. Hep ön planda olan ise çok ciddi anlamda takdir ettiğim ve hayran olduğum vokaller. Aslında, arka planda Onur harika işler çıkarıyor ve tüm albümü bizzat kendisi çalarak kaydediyor ama vokaller özellikle bazı yerlerde öylesine ustalaşıyor ki parçayı geriye sarma isteği uyanıyor.

carno05

Sparks Of The Experiment, melodiklikten biraz nasibini almış ve albümdeki favori parçam. Bu parçayı grup geçtiğimiz yıl single olarak da yayımlamış ancak ben o sıralar ne yapıyorsam, hiç fark etmemişim. Albümün parça listesi şu şekilde:

  1. Incandescent
  2. Second Genesis
  3. Resistance Against Mind Clouding Heresy
  4. Same Old Circle
  5. Unbroken Fortitude
  6. At the Backside of Our Civilization
  7. Ode to Corruption
  8. Sparks of the Experiment
  9. Inertia and Failure

Hafta başında büyük bir heyecanla, Onur’la buluştuk. İmzalı olarak getirmesini istediğim plağı imzalatmayı unutmuş. Üzüldüm ama Onur’un başına gelen talihsizliği öğrendikten sonra hak verdim kendisine. Aslında imzaların olmaması bana grubun bir sonraki Eskişehir konserinde bir süre muhabbet etme fırsatı verecek, bu açıdan da mutluyum yalan yok.

carno03carno04

Onur’un talihsizliğinden ayrı bir yazıyla bahsedeceğim. Biraz da albümün plak baskısını anlatayım da ne alacağınızı bilin. Albüm ne yazık ki gatefold yani açılır kapak değil. Ancak inner sleeve dediğimiz baskılı iç zarf yer alıyor. Şarkı sözleri ve albüme dair tüm detaylar burada yer alıyor. Bu çok büyük bir artı. Albümün baskısındaki tek hata, plağın her iki yüzünde de ayırıcı bir işaret bulunmaması. Yani o anda pikaba A yüzünü mü B yüzünü mü koyacağınızı bilemiyorsunuz. Bu ilk etapta sıkıntılı gibi görünse de plağın olası ikinci baskısında bu hata düzeltilirse bu ilk baskı plaklar daha değerli olacak. Yani hangi yüzün hangisi olduğunu yalnızca gerçek fanlar anlayabilecek 😉

carno02Albüme özel olarak basılan tişörtlerden de bahsetmezsem olmaz. Ülkemizde çoğu yerli grup albüm bile bastıramıyorken çok az grup merchandise sunabiliyor fanlarına. Bu sebepten dolayı gruplara albümlerini, tişörtlerini ve diğer sunabildikleri ürünlerini alarak destek olmak zorundayız. Bedavaya dinleyerek gelebileceğimiz noktada debelenip duruyoruz zira. Bir adım ilerisi ancak maddi destekle olabilir. Her neyse sosyal mesaj burada bitiyor.

Son olarak albüm kadrosundan bahsedeyim. İç zarfta grubun dört kişilik bir fotoğrafı yer alıyor. Bu kadro albümü kaydeden kadronun fotoğrafı. Kadro şu şekilde: Oral – Vokal, Mert – Gitar ve Bass, Serhat – Gitar ve Bass, Onur – Davul. Albüm kayıtları yaklaşık bir yıl önce bittikten sonra, grubun eski basçısı güzel insan Bengi de gruba geri dönmüş. Yani şu anda beş kişiler. Albüm Ankara’da Stüdyo Deep’te Ünsal Özata ve Ali Öztürk tarafından kaydedilmiş. Mix ve mastering işlerini ise Tsun Tsun Productions yapmış. Albüm kapağı Cihan Engin tarafından çizilmiş ve yüksek çözünürlükte çıktı alınıp duvara asılacak nitelikte. Yazıya son noktayı koyduktan sonra soruşturmaya başlıyorum anlayacağın.

a3548660550_10

Son olarak şunu da yazayım. Albümle ilgili yapılabilecek en etkili yorumu Savaş Sungur yapmıştı daha ilk gün: “Biz onlara çıtayı yükseltin dedik, onlar çıtayı da kırıp gözümüze soktular.” Göz demediğinden emin olabilirsin.

Carnophage – Sparks Of The Experiment From the 2016 album Monument on LP. #carnophage #monument #longplay #vinyl #metalmusic #technical #deathmetal

Mesut Proofhead Çiftçi (@proofhead) tarafından paylaşılan bir video (13 Eki 2016, 09:11 PDT)

 

carno99

Savatage – Edge Of Thorns Plağım

savat01Bu yıl ki doğum günüm, hem gerçek bir sürpriz olması, hem de aldığım iki güzel plak dolayısıyla unutulmazlar arasına girmişti. Şu yazımda anlatmıştım. Bu yazıda, o gün Utku ve Hazal‘ın hediye ettiği SavatageEdge Of Thorns plağımdan bahsedeceğim. Uzun zamandır plak yazısı yazmıyordum. Evi taşıdıktan sonra yazdığım ilk plak yazısı bu olacak. Hadi bakalım.

Edge Of Thorns, Savatage’ın 1993 yılında çıkardığı kült albümü. Tipik bir heavy metal albümü olmasının yanı sıra elimdeki plaklar içerisinde kapağı tartışmasız en iyi olanlarda birisi. Müthiş fantastik ve her detayıyla bir şeyleri simgeleyen, harika bir çizim. Küçük bir araştırma yapınca albümün kapağının, albüm yayımlandığı dönemde de epey ilgi çektiğini öğrendim.

Resmin ortasında duran muhteşem kadın, grup bu albümü yayımladıktan sonra hayatını kaybedecek olan gitaristin eşidir. En azından çizer Gary Smith de bunu onaylıyor. Bu noktada albüm kapağında çok fazla detay dikkatimizi çekmeli. Plak kapağı boyut olarak daha büyük olduğundan bu detaylar daha fark edilebilir oluyor. Yukarıdaki görsel internetten bulduğum bir dosya. Ancak aşağıda görünen bizzat plak kapağından kendi çekimim. Burada çok ufak bir farklılık var:

savatagehighEn tepede, çok uzakta bir şato gözüküyor. Ağaç dallarının oluşturduğu öfkeli suratı da fark etmişsinizdir. Bu suratın, albüm çıkmadan önce gruptan ayrılan grubun kurucusu ve vokalist Jon Olivia‘nın suratı olduğu yönünde iddialar varmış. Ortada duran kadından bahsetmiştim zaten. Solda suyun içerisindeki timsahı ve sol en altta görünen bir başka timsahın tek gözü ise yine takdire layık bir ayrıntı. Ve son olarak en sağda duran goblin suratına biraz dikkatli bakın. Çünkü albümün internette gördüğüm hiçbir versiyonunda bu goblin yok. Ancak bendeki 2014 yılı Almanya basım plakta sudan dışarıya doğru bakmakta olan goblin ilave edilmiş görsele. Bu, muhtemelen az bilinen ve çok değerli bir ayrıntı. Discogs.com’da da kontrol ettim.

Albümün iç zarflarında şarkı sözlerinin yanı sıra grupla yapılan uzun bir röportaj ve albüm hakkında çok fazla detay yer alıyor. Albümde yer alan 15 şarkının double lp olarak basılması harika bir şey. Ancak double lp olarak basılan bir albümün gatefold yani açılır kapak olmaması da apayrı bir fiyasko. Belki de albümün tek fiyaskosu.

Savatage’ı Edge Of Thorns şarkısıyla tanıyordum. Yalan söylemeye gerek yok, bu şarkı haricinde de pek bilgim yoktu grup hakkında. Ama albüm biriktirmenin en güzel yanı da bu zaten. Biraz araştırınca gerçekten güzel detaylar yakalayabiliyorsunuz.

chris

Chris Olivia

Albüme adını veren parça dışında, Miles Away çok dikkat çeken bir parça. Tam da Volkan‘ın sevdiği heavy metal parçaları ayarında. Söz konusu heavy metal olunca, Volkan’ın benden daha iyi bir dinleyici olduğu kesin. Belki de o, bu albümü çok önceden keşfetmiştir bile. Miles Away, “All That I Bleed” ile birlikte, grubun gitaristi Chris Olivia ve kardeşi Jon Olivia’nın birlikte yazdıkları son iki şarkılar. Kayıttan önce Jon’un sesinin yetersiz kaldığını fark ettikleri an Zachary Stevens’ı vokal yapması için grubun kadrosuna alırlar. Jon’un planı, bu albüm çıktıktan sonra dinlenip bir sonraki albümde çift vokalli bir grup olarak devam etmektir. Ancak, kardeşi Chris ölünce tüm planları boşa çıkar. Chris albümün çıktığı aynı yıl 1993’te, bir konser sonrası sarhoş bir sürücü tarafından öldürülmüştür. Hatta aracında yanında bulunan karısı da ağır yaralanmıştır.

Dolayısıyla Edge Of Throns, grubun fanları için her zaman hüzünle hatırlanan bir albüm olmuştur.

savat02 savat03 savat04

Albümün parça listesi şu şekilde:

A1 Edge Of Thorns 5:54
A2 He Carves His Stone 4:14
A3 Lights Out 3:10
A4 Skraggy’s Tomb 4:22
B1 Labyrinths 1:29
B2 Follow Me 5:08
B3 Exit Music 3:05
B4 Degrees Of Sanity 4:36
B5 Conversation Piece 4:10
C1 All That I Bleed 4:41
C2 Damien 3:53
C3 Miles Away 5:06
C4 Sleep 3:52
D1 All That I Bleed (Acoustic Version) 4:34
D2 If I Go Away (Acoustic Version) 3:49

savat06

Perzonal War – Only For Promotion Kırkbeşliği

perzonal

Bu yazı, başlı başına bir Savaş Sungur kıyağıdır bana. Alman Power Metal  grubu Perzonal War‘ın sadece 200 kopya basılan ve herhangi bir firmadan yayımlanmayan “Only For Promotion” isimli EP’si onun sayesinde arşivime katılmış oldu.

Elimdeki en ilginç kırkbeşliklerden birisi bu oldu. Sıradanın aksine şeffaf kırmızı rengiyle dikkat çekiyor. Plağın ön ve arka yüzünde “Only for Promotion” ibaresinden başka hiçbir işaret yok. Discogs.com‘da görünen kopyalarda elle yazılmış kopya numaraları yer alıyor. Ancak bendeki kopyada en ufak bir işaret dahi yok. İlk defa dinlediğim bir grubun ilk defa duyduğum ve sadece bu albümde yer alan iki parçasının adlarının ne olduğunu bulmayı denedim bir süre. Shazam‘a dinlettim, ancak bulamadı. İmdadıma discogs.com yetişti. Kırkbeşlikte yer alan parçalar şu şekilde:

A1 Our Unity
B1 My Secret (Acoustic Version)

Bu parçalardan My Secret‘ın akustik olmayan normal versiyonunu bulabildim ancak Youtube’dan. Diğer parçalar yok. Bu da plağı, çok daha değerli hale getiriyor. Aşağıdaki parçayı imtina etmeyin, dinleyin, seveceksiniz: