Tag Archives: plak

Carnophage – Monument Plağım

carno01Kendime not, Savaş Sungur’un yaptığı yorumla bu yazıyı bitireceğim.

Carnophage, Ankara’da kurulmuş bir death metal grubu. Brutal vokalli ve fazlasıyla teknik bir altyapıda, ezberlenmesi zor parçalar icra eden, Türkiye’de tarzında öncü gruplardan birisi. 2008 yılında ilk albümleri Deformed Future // Genetic Nightmare’ı Unique Leader Records’tan çıkardıklarında yalnızca iki yıl önce kurulan bir grubun uluslararası dağıtım yapabilen bir müzik şirketinden albüm çıkarabilmesine (üstelik Türkiye’den çıkmalarına rağmen) ben dahil pek çok müziksever şaşırmıştı. Halen yetmişten fazla underground olan ve olmayan metal grubunun albümünü basıyor ve dağıtıyor olduklarını da ilave edeyim.

carno00

Aradan geçen sekiz yılda grup, yurt içinde ve dışında pek çok konser verdi. Grubun ilk albümünün Türkiye’de dağıtılan kopyaları bitti, tükendi, yerin dibine geçti. Bir tane bile bulamıyoruz! Bu sekiz yıllık aradan sonra, nihayet bu yıl içerisinde yepyeni bir albümün, yine aynı firmadan çıkacağı haberini aldık. Ağustos başında albümden ilk parça At the Backside of Our Civilization, Youtube’dan yayımlandı. Şayet parçayı Carnophage’ın yeni parçası diye dinlememiş olsam Nechrophagist’in yeni albümünden bir parça sanardım. Şok geçirdim! İlk albüme kıyasla daha sert, çok daha teknik ve özellikle davul ve vokallerde harikalar yaratılmış bir parçaydı bu. Biraz erken bir çıkarım yaparak bu parçanın, bir Türk gruba ait olarak dinlediğim, teknik death metal türündeki en iyi parçalardan biri olduğunu söyledim hemen eşe dosta (oysaki albümün tamamını dinleyince sıralama değişecekti).

Grubun davulcusu, yakın arkadaşım Onur’la irtibata geçtim ve albümün plak formatında da yayımlanacağını öğrenip ön sipariş için sipariş verdim. Yurtdışında basılacak materyalin Türkiye’ye gelmesi Eylül ayından sonra olacakmış çünkü.  Sınırlı sayıda geleceği için almamak gibi bir hataya düşmek istemedim.

Albüm Eylül ayında yayımlanır yayımlanmaz stream’e yüklendi. Albümü dinleyince Onur’u arayıp kutlamak istedim bir cumartesi gecesi saat 02.00’de. (Aramadım o saatte ama ayıp olur diye.) Albümü dinledikçe aklımda ilk oluşan Necrophagist hissi tamamen kayboldu. Zira Necrophagist parçalarında olan o melodik riffler, Carnophage’ın yeni albümünde yoktu. Gitaristleri tebrik etmek lazım. Bass gitar yalnızca birkaç parçada ufak partlar halinde kendini ön plana çıkarıyor. Hep ön planda olan ise çok ciddi anlamda takdir ettiğim ve hayran olduğum vokaller. Aslında, arka planda Onur harika işler çıkarıyor ve tüm albümü bizzat kendisi çalarak kaydediyor ama vokaller özellikle bazı yerlerde öylesine ustalaşıyor ki parçayı geriye sarma isteği uyanıyor.

carno05

Sparks Of The Experiment, melodiklikten biraz nasibini almış ve albümdeki favori parçam. Bu parçayı grup geçtiğimiz yıl single olarak da yayımlamış ancak ben o sıralar ne yapıyorsam, hiç fark etmemişim. Albümün parça listesi şu şekilde:

  1. Incandescent
  2. Second Genesis
  3. Resistance Against Mind Clouding Heresy
  4. Same Old Circle
  5. Unbroken Fortitude
  6. At the Backside of Our Civilization
  7. Ode to Corruption
  8. Sparks of the Experiment
  9. Inertia and Failure

Hafta başında büyük bir heyecanla, Onur’la buluştuk. İmzalı olarak getirmesini istediğim plağı imzalatmayı unutmuş. Üzüldüm ama Onur’un başına gelen talihsizliği öğrendikten sonra hak verdim kendisine. Aslında imzaların olmaması bana grubun bir sonraki Eskişehir konserinde bir süre muhabbet etme fırsatı verecek, bu açıdan da mutluyum yalan yok.

carno03carno04

Onur’un talihsizliğinden ayrı bir yazıyla bahsedeceğim. Biraz da albümün plak baskısını anlatayım da ne alacağınızı bilin. Albüm ne yazık ki gatefold yani açılır kapak değil. Ancak inner sleeve dediğimiz baskılı iç zarf yer alıyor. Şarkı sözleri ve albüme dair tüm detaylar burada yer alıyor. Bu çok büyük bir artı. Albümün baskısındaki tek hata, plağın her iki yüzünde de ayırıcı bir işaret bulunmaması. Yani o anda pikaba A yüzünü mü B yüzünü mü koyacağınızı bilemiyorsunuz. Bu ilk etapta sıkıntılı gibi görünse de plağın olası ikinci baskısında bu hata düzeltilirse bu ilk baskı plaklar daha değerli olacak. Yani hangi yüzün hangisi olduğunu yalnızca gerçek fanlar anlayabilecek 😉

carno02Albüme özel olarak basılan tişörtlerden de bahsetmezsem olmaz. Ülkemizde çoğu yerli grup albüm bile bastıramıyorken çok az grup merchandise sunabiliyor fanlarına. Bu sebepten dolayı gruplara albümlerini, tişörtlerini ve diğer sunabildikleri ürünlerini alarak destek olmak zorundayız. Bedavaya dinleyerek gelebileceğimiz noktada debelenip duruyoruz zira. Bir adım ilerisi ancak maddi destekle olabilir. Her neyse sosyal mesaj burada bitiyor.

Son olarak albüm kadrosundan bahsedeyim. İç zarfta grubun dört kişilik bir fotoğrafı yer alıyor. Bu kadro albümü kaydeden kadronun fotoğrafı. Kadro şu şekilde: Oral – Vokal, Mert – Gitar ve Bass, Serhat – Gitar ve Bass, Onur – Davul. Albüm kayıtları yaklaşık bir yıl önce bittikten sonra, grubun eski basçısı güzel insan Bengi de gruba geri dönmüş. Yani şu anda beş kişiler. Albüm Ankara’da Stüdyo Deep’te Ünsal Özata ve Ali Öztürk tarafından kaydedilmiş. Mix ve mastering işlerini ise Tsun Tsun Productions yapmış. Albüm kapağı Cihan Engin tarafından çizilmiş ve yüksek çözünürlükte çıktı alınıp duvara asılacak nitelikte. Yazıya son noktayı koyduktan sonra soruşturmaya başlıyorum anlayacağın.

a3548660550_10

Son olarak şunu da yazayım. Albümle ilgili yapılabilecek en etkili yorumu Savaş Sungur yapmıştı daha ilk gün: “Biz onlara çıtayı yükseltin dedik, onlar çıtayı da kırıp gözümüze soktular.” Göz demediğinden emin olabilirsin.

Carnophage – Sparks Of The Experiment From the 2016 album Monument on LP. #carnophage #monument #longplay #vinyl #metalmusic #technical #deathmetal

Mesut Proofhead Çiftçi (@proofhead) tarafından paylaşılan bir video (13 Eki 2016, 09:11 PDT)

 

carno99

Savatage – Edge Of Thorns Plağım

savat01Bu yıl ki doğum günüm, hem gerçek bir sürpriz olması, hem de aldığım iki güzel plak dolayısıyla unutulmazlar arasına girmişti. Şu yazımda anlatmıştım. Bu yazıda, o gün Utku ve Hazal‘ın hediye ettiği SavatageEdge Of Thorns plağımdan bahsedeceğim. Uzun zamandır plak yazısı yazmıyordum. Evi taşıdıktan sonra yazdığım ilk plak yazısı bu olacak. Hadi bakalım.

Edge Of Thorns, Savatage’ın 1993 yılında çıkardığı kült albümü. Tipik bir heavy metal albümü olmasının yanı sıra elimdeki plaklar içerisinde kapağı tartışmasız en iyi olanlarda birisi. Müthiş fantastik ve her detayıyla bir şeyleri simgeleyen, harika bir çizim. Küçük bir araştırma yapınca albümün kapağının, albüm yayımlandığı dönemde de epey ilgi çektiğini öğrendim.

Resmin ortasında duran muhteşem kadın, grup bu albümü yayımladıktan sonra hayatını kaybedecek olan gitaristin eşidir. En azından çizer Gary Smith de bunu onaylıyor. Bu noktada albüm kapağında çok fazla detay dikkatimizi çekmeli. Plak kapağı boyut olarak daha büyük olduğundan bu detaylar daha fark edilebilir oluyor. Yukarıdaki görsel internetten bulduğum bir dosya. Ancak aşağıda görünen bizzat plak kapağından kendi çekimim. Burada çok ufak bir farklılık var:

savatagehighEn tepede, çok uzakta bir şato gözüküyor. Ağaç dallarının oluşturduğu öfkeli suratı da fark etmişsinizdir. Bu suratın, albüm çıkmadan önce gruptan ayrılan grubun kurucusu ve vokalist Jon Olivia‘nın suratı olduğu yönünde iddialar varmış. Ortada duran kadından bahsetmiştim zaten. Solda suyun içerisindeki timsahı ve sol en altta görünen bir başka timsahın tek gözü ise yine takdire layık bir ayrıntı. Ve son olarak en sağda duran goblin suratına biraz dikkatli bakın. Çünkü albümün internette gördüğüm hiçbir versiyonunda bu goblin yok. Ancak bendeki 2014 yılı Almanya basım plakta sudan dışarıya doğru bakmakta olan goblin ilave edilmiş görsele. Bu, muhtemelen az bilinen ve çok değerli bir ayrıntı. Discogs.com’da da kontrol ettim.

Albümün iç zarflarında şarkı sözlerinin yanı sıra grupla yapılan uzun bir röportaj ve albüm hakkında çok fazla detay yer alıyor. Albümde yer alan 15 şarkının double lp olarak basılması harika bir şey. Ancak double lp olarak basılan bir albümün gatefold yani açılır kapak olmaması da apayrı bir fiyasko. Belki de albümün tek fiyaskosu.

Savatage’ı Edge Of Thorns şarkısıyla tanıyordum. Yalan söylemeye gerek yok, bu şarkı haricinde de pek bilgim yoktu grup hakkında. Ama albüm biriktirmenin en güzel yanı da bu zaten. Biraz araştırınca gerçekten güzel detaylar yakalayabiliyorsunuz.

chris

Chris Olivia

Albüme adını veren parça dışında, Miles Away çok dikkat çeken bir parça. Tam da Volkan‘ın sevdiği heavy metal parçaları ayarında. Söz konusu heavy metal olunca, Volkan’ın benden daha iyi bir dinleyici olduğu kesin. Belki de o, bu albümü çok önceden keşfetmiştir bile. Miles Away, “All That I Bleed” ile birlikte, grubun gitaristi Chris Olivia ve kardeşi Jon Olivia’nın birlikte yazdıkları son iki şarkılar. Kayıttan önce Jon’un sesinin yetersiz kaldığını fark ettikleri an Zachary Stevens’ı vokal yapması için grubun kadrosuna alırlar. Jon’un planı, bu albüm çıktıktan sonra dinlenip bir sonraki albümde çift vokalli bir grup olarak devam etmektir. Ancak, kardeşi Chris ölünce tüm planları boşa çıkar. Chris albümün çıktığı aynı yıl 1993’te, bir konser sonrası sarhoş bir sürücü tarafından öldürülmüştür. Hatta aracında yanında bulunan karısı da ağır yaralanmıştır.

Dolayısıyla Edge Of Throns, grubun fanları için her zaman hüzünle hatırlanan bir albüm olmuştur.

savat02 savat03 savat04

Albümün parça listesi şu şekilde:

A1 Edge Of Thorns 5:54
A2 He Carves His Stone 4:14
A3 Lights Out 3:10
A4 Skraggy’s Tomb 4:22
B1 Labyrinths 1:29
B2 Follow Me 5:08
B3 Exit Music 3:05
B4 Degrees Of Sanity 4:36
B5 Conversation Piece 4:10
C1 All That I Bleed 4:41
C2 Damien 3:53
C3 Miles Away 5:06
C4 Sleep 3:52
D1 All That I Bleed (Acoustic Version) 4:34
D2 If I Go Away (Acoustic Version) 3:49

savat06

Perzonal War – Only For Promotion Kırkbeşliği

perzonal

Bu yazı, başlı başına bir Savaş Sungur kıyağıdır bana. Alman Power Metal  grubu Perzonal War‘ın sadece 200 kopya basılan ve herhangi bir firmadan yayımlanmayan “Only For Promotion” isimli EP’si onun sayesinde arşivime katılmış oldu.

Elimdeki en ilginç kırkbeşliklerden birisi bu oldu. Sıradanın aksine şeffaf kırmızı rengiyle dikkat çekiyor. Plağın ön ve arka yüzünde “Only for Promotion” ibaresinden başka hiçbir işaret yok. Discogs.com‘da görünen kopyalarda elle yazılmış kopya numaraları yer alıyor. Ancak bendeki kopyada en ufak bir işaret dahi yok. İlk defa dinlediğim bir grubun ilk defa duyduğum ve sadece bu albümde yer alan iki parçasının adlarının ne olduğunu bulmayı denedim bir süre. Shazam‘a dinlettim, ancak bulamadı. İmdadıma discogs.com yetişti. Kırkbeşlikte yer alan parçalar şu şekilde:

A1 Our Unity
B1 My Secret (Acoustic Version)

Bu parçalardan My Secret‘ın akustik olmayan normal versiyonunu bulabildim ancak Youtube’dan. Diğer parçalar yok. Bu da plağı, çok daha değerli hale getiriyor. Aşağıdaki parçayı imtina etmeyin, dinleyin, seveceksiniz:

Megadeth Super Collider Plağım!

collider

Geçen günkü doğum günümden sonra, kendim için doğum günü hediyesi almak istedim sevgili okur. Alınacaklar listesinde çok uzun süredir bekleyen ancak bir türlü alma fırsatımın olmadığı Megadeth – Super Collider albümü, alınacaklar listemin en tepesinden göz kırptı. Lan, dedim, acaba alsam mı? Acaba alsam mı? Dayamadım, aldım. Kendime aldığım en güzel doğum hediyelerinden birisi oldu.

Bu sıradan bir LP albüm değil. Limited Edition Deluxe Vinyl Set! Gatefold kapak, muhteşem baskılı bir iç kartonet, 7 inç’lik turuncu renkli bir EP (kırkbeşlik) ve albümü dijital olarak indirmeye de yarayan bir şifre. Pek bir sevimli, pek bir şirin bir set dolayısıyla.

collider_00Super Collider albümünü ilk çıktığında yine böyle bir yaz zamanıydı. 2013’te çıkan albümde, klip çekilen ilk parça albüme adını veren parça olmuştu. Tek düze bir klipti. Dave Mustaine‘e kız babası rolü hiç yakışmamıştı. Her halde klibin etkisinden olacak, sonrasında albüme de ısınamamıştım. Ancak bir süre sonra Kingmaker‘ın akustik versiyonu yayımlandı VEVO kanalından. Bu video işte yeniden albüme ısınmamı collider_03sağladı. Dave Mustaine, büyük bir ego gibi dursa da aslında içten içe sempatik bir herif de. Gerçi bu son albüm sürecinde yine epey “iddialı” çıkışları oldu ama tüm Megadeth sevenler bilir ki onun içinde alçak gönüllü bir taraf da vardır. VEVO’nun yayımladığı akustik Megadeth videolarına bakmanızı kesinlikle öneririm. Dört şarkının kesinlikle hiçbir yerde duyamayacağınız akustik versiyonları, üstelik Dave Mustaine’ın şirin mi şirin vokalleri ve önünü görmesini bile engelleyen saçları!

collider_01

Albümün normal çalma listesinde 11 şarkı yer alıyor. Ancak sınırlı sayıda basılan versiyonlarına 2 tane de bonus şarkı eklemişler. İşte bu 11 şarkı LP’de, bonus 2 parça ise EP’de yer alıyor. Ayrıca albümün içerisinden çıkan şifre ile girip albümü 320 kbps kalitesinde ve bonus parçalarla birlikte indirebildim.

No. Başlık Süre
1 Kingmaker 04:16
2 Super Collider 04:11
3 Burn! 04:11
4 Built for War 03:57
5 Off the Edge 04:11
6 Dance in the Rain 04:45
7 The Beginning of Sorrow 03:51
8 The Blackest Crow 04:27
9 Forget to Remember 04:28
10 Don’t Turn Your Back… 03:47
11 Cold Sweat 03:10
12 All I Want 02:53
13 A House Divided 04:04
collider_02

İç kartonet

Albümde öne çıkan parçalar Kingmaker, Super Collider, Forget To Remember, Don’t Turn Your Back. Albümün kapak resmi büyük hadron çarpıştırıcısına ait. Albüm tasarımı da bu temayla yapılmış. İç kartonette en dikkatimi çeken şey Dave Mustaine’ın yarım sayfa tutan teşekkür listesi. Pek çok Megadeth fanı nedense Chris Broderick’i sevmez, ama ben çok severim. Bu albüm de kendisinin Megadeth’le kaydettiği son albüm olduğu için ayrı bir öneme sahip oldu.

collider_04

İç kartonet

 Bu yazıyı perşembe günü yazacaktım. D&R paketi çarşamba akşamı geldi. Perşembe günü ise çok güzel bir gündü ve bu yazıyla taçlanmış olacaktı. Ancak o akşam internetimde bir sorun vardı ve bir türlü girememiştim. Ama olsun, her plakla yaptığım gibi bu plakla da fotoğrafımı çektim ve o muhteşem gün öylece bitmiş oldu 🙂 Megadeth.

In Flames Plakları Koleksiyonum

infdisco01 Şu yazıda anlattığım İstanbul seyahatimin en önemli getirilerinden birisi de In Flames koleksiyonuma çok ciddi parçalar kazandırması oldu şüphesiz. In Flames albümlerini bulabildiğim her formatta topluyorum. CD formatında eksiğim kalmadı (elbette ki en son albümü saymıyorum). Plak formatında ise taa şu yazıdan beri heyecanla beklediğim şey gerçekleşti ve yeniden basılıp Türkiye’ye gelen tüm In Flames plaklarına nihayet sahip oldum 🙂

Aldığım ilk In Flames plağım Sounds Of A Playground Fading olmuştu. Yıllar önce, 2012’de almıştım bu plağı. Henüz çalışmıyordum bile. Gatefold, double LP ve clear vinyl olarak basılan bu nadide eser arşivime girdiğinde sevinçten çıldırmıştım. Bu albüm yeni dönem In Flames’in kaydettiği en iyi albümdür. Bunun üstüne bir albüm daha yaptılar ama olmadı. Bu albümdeki çizgiyi yakalayamadı. Fear Is The Weakness ve Where The Dead Ships Dwell isimli parçalar albümde en sevdiklerim.

Aldığım bir sonraki In Flames plakları ise Whoracle ve The Jester Race albümleri oldu. Bu albümler, In Flames’in ilk dönem albümleri ve yıllar önce çok sınırlı sayıda olarak plak formatında basılmış. Ancak bu albümler basıldığında ben daha ilkokul 2. sınıfta olduğum için bırak elde etmeyi, grubu dinleme imkanım bile yoktu 🙂 Yıllar sonra bu albümler yeniden plak formatında basılınca benim gibi fanlara gündoğdu ve Hammer Müzik sayesinde bu başyapıtları olabilecek en iyi formatta, plak formatında arşivlerimize kattık.  The Jester Race ve Whoracle, sadece In Flames’in değil, melodik death metal tarihinin de en iyi albümleri arasında gösterilmektedir. Bu albümleri aldığımı müjdelediğim şu yazımda bir de hedef koymuşum kendime: “Bir sonraki hedefim ise Colony, Clayman ve Come Clarity albümlerini arşivime katmak olacak.”

plak1 Kendime koyduğum bu hedeften sonra nihayet beklediğim fırsat geldi ve İstanbul’a bir eğitim için dört günlüğüne gitme şansı doğdu 🙂 İşte bu şansı da Akmar Pasajı‘nda, Hammer Müzik‘te değerlendirdim sevgili okur. In Flames’in Colony (1999), Clayman (2000), Reroute The Remain (2002) ve Soundtrack To Your Escape (2004) albümlerini plak formatında aldım. İlkan abi ve ÇŞB’nin katkılarıyla tam dört albümü daha arşivime katmış oldum. Bu dördü içinde en sevdiklerim Clayman ve Colony. Ancak Reroute The Remain ve Soundtrack To Your Escape de orta dönem In Flames’in ilk albümleri oldukları için çok önemli albümler. R2R, Trigger şaheserini barındıran albüm mesela. Albümler, orijinal albüm kapaklarıyla basılmış. Ne yazık k, bu plaklar da gatefold değil. İçerisinden çıkan kartonette, albümlerin cd formatındaki kartonetlerinde yer alan içeriğin tamamı yer alıyor.

colonyColony (1999), efsane beşlinin kaydettiği albümlerden. Albümde en sevdiğim parçalar Embody The Invisible, Ordinary Story ve Resin. Özellikle Resin, karanlık Bilecik gecelerimin soundtracklerinden birisidir.

claymanClayman (2000), dinlediğim ilk In Flames albümüdür. Albümün açılış şarkısı Bullet Ride da muhtemelen ilk dinlediğim In Flames parçasıdır. Sahip olduğum ilk In Flames albümü de Clayman (kaset formatında) albümüdür. Yani neresinden tutarsan tut sevgili okur, diskografideki benim için en önemli albümlerden biridir. Albümdeki tüm şarkıları ve trafiklerini ezbere biliyorum. Albümdeki tüm şarkılar hittir, ancak benim favorim Swim‘dir. Saygılar 🙂

plak2

rerouteReroute The Remain (2002) yılında çıktığında muhtemelen grubun hayranları büyük şoka uğramıştı. Çünkü grubun soundu çok ciddi değişiklikler geçirmiş bu albümde. Bir kere clean vokal kullanmaya başladı grup. İlginç bir istatistik daha vereyim, bu albüm muhtemelen grubun en çok dinlediğim albümüdür. Hatta bir yıl boyunca aralıksız dinlediğim albümüdür. Lise 3 süresince telefonumda bu albüm vardı ve evden çıkıp okula gidene, okuldan çıkıp eve gidene kadar hep bu albümü dinledim. Bu da ezbere bildiğim albümlerden biridir.

styeSoundtrack To Your Escape (2004), diğer üçü arasında en az sevdiğim albümdür. Plak formatında almayı açıkçası çok düşünmüyordum ancak görünce dayanamadım 🙂 Superhero Of The Computer Age, Dial 595-Escape ve My Sweet Shadow albümdeki favorilerim.

Şu an elimdeki In Flames plağı sayısı 7 oldu. Almayı istediğim ve beklediğim albümler Come Clarity ve Subterrenean kaldı. Bunları da çıktıklarında alacağım.

Bu albümleri edinmemde katkısı olan, İlkan Abi’ye, ÇŞB’ye, Keyb’ye, Hammer Müzik ve Çılgın Koleksiyoncular Grubu‘na buradan selamlarımı iletiyorum.

infdisco02

The Jester Race ve Whoracle Plaklarım!

  inflam01Çok tutarlı hedefleri olan blog, My Resort, yine dediğini yaptı sevgili okur: Şu yazımda bahsettiğim plaklar, In Flames‘in The Jester Race ve Whoracle albümlerinin plakları, nihayet basıldı ve Türkiye’ye Hammer Müzik tarafından getirildi. İnsanlığın Instagram Profili, büyük insan Keyb‘nin müthiş çabaları sonucu elde edildi ve tarafıma postalandı 🙂

Bir In Flames fanı olarak bu albümlerin, aslında In Flames’in tüm albümlerinin, basıldığı tüm formatlarda arşivimde olması çok büyük önem taşıyor. Son iki albüm hariç, ilk ve orta dönem albümlerim hepsi CD formatında arşivimde vardı. Daha sonra plak olarak toplama fikri aklıma sızdı. Bu küçük fikir, aklıma kök saldı, adeta beni ele geçirdi. Ancak bir sorun vardı. Son üç albüm hariç, diğer albümleri plak olarak bulmak çok çok zordu. Neyse ki CM Distro tarafından tüm In Flames albümleri periyodik olarak plak formatında yayımlanacak. Bir sonraki hedefim ise Colony, Clayman ve Come Clarity albümlerini arşivime katmak olacak.

inflam02

Evet, gelelim şimdi elimdeki yavrulara. bunlardan ilki 1995 tarihli The Jester Race. Şüphesiz In Flames’in en efsane albümü. Boş şarkı yok. Moonshield baş yapıtıyla başlayan, içerdiği 10 parçanın  her biri ayrı ayrı başyapıt olan ve “Melodik Death Metal Nasıl Yapılır El Kitabı” diyebileceğimiz bir albüm. Anders‘in ilk defa vokal yaptığı albüm. Björn‘ün davul çaldığı son albüm.

inflam03Diğer albüm Whoracle ise In Flames’in 1997 yılında çıkardığı ve pek çok otorite tarafından Melodik Death Metal’in zirvesi olarak kabul edilen bir albümdür. In Flames’in (melodik death metal döneminin) The Jester Race ile birlikte en iyi albümü olarak kabul edilir. 11 parçalık muhteşem bir albümdür, ancak itiraf edeyim, The Jester Race gibi her şarkısı baş yapıt diyemiyorum bu albüm için. Ancak Jotun, Gyroscope, Episode 666 gibi en sevdiğim In Flames şarkılarını barındırması bile albümün vazgeçilemez olması için yeterlidir.

Albümlerin plakları orijinal albüm kapaklarıyla basılmış. Ne yazık ki gatefold (açılır kapak) değil ve görür görmez Alper‘in de farkettiği üzere albüm kapağında kullanılan görsellerin çözünürlükleri birazcık zayıf kalmış. Sanki CD kapağını büyütüp plak için basmışlar gibi 🙂 Ama olsun, taştan topraktan olsun, boş plak olsun ama adı In Flames olsun.

Plaklar black vinyl dediğimiz, bildiğimiz siyah renk plaklar ve her albüm tek plaktan oluşuyor. Oysa birkaç sene önce aldığım Sounds Of A Playground Fading albümü plağı hem gatefold, hem çift plak hem de clear vinyl denilen şeffaf plaklardı. Olsun, ne olursa olsun, The Jester Race’i plak olarak bulabilmek büyük nimet!

Bu albümleri edinmemde katkısı olan, başta Keyb kardeşim olmak üzere, Hammer Müzik ve Çılgın Koleksiyoncular Grubu‘na buradan selamlarımı iletiyorum.

Türkiye’nin En İyi Plakçıları

record-store-dayAskerden getirdiğim dökümanları karıştırırken bir gazete sayfası buldum. 19 Nisan 2014 tarihli Hürriyet Gazetesi‘nden bir sayfa. Her yıl Nisan ayının üçüncü cumartesine denk gelen Record Store Day-Plak Dükkanı Günü‘nün şerefine Türkiye’d         eki en önemli plakçıların isimlerini derlemişler. Benim de aşağı yukarı askerliği yarıladığım günlermiş. Neyse, şimdi o yazıdan atıfla tüm bu plakçıların adlarını ve adreslerini yazacağım. Ne yazık ki bunlardan sadece bir tanesi Ankara’da. Diğerlerinin hepsi İstanbul’da.

hammermuzik_rop_3Hammer Müzik: Akmar Pasajı‘nın ve Türkiye’nin en geniş metal müzik arşivine sahip müzik dükkanı burası. Ben de çok kereler alışveriş yaptım buradan. İnternet sitelerinin mail order kısmından istediğiniz plağı sipariş edebiliyorsunuz. Kişisel olarak tavsiye ediyorum. Mühürdar Cad. Akmar Pasajı, Kadıköy.

04_zihniZihni Müzik: Bu dükkan da Akmar Pasajı’nda, hatta Hammer ile komşu. Burada da müthiş bir arşiv var. Akmar’a gidince muhakkak uğranması gereken bir plakçı. Ağırlıklı olarak Rock ve Metal tarzında albümler var. Mühürdar Cad. Akmar Pasajı No: 70 Kadıköy.

07_opusOpus 3a: İkinci elden ziyade yeni plaklar satıyormuş. 70’ler Türk pop müziği arayanlar muhakkak bakmalıymış. Pürtelaş Hasan Efendi Mah. Cihangir Cad. No: 3, Cihangir.

deformDeform Müzik: Plak dükkanlarının eksilerindenmiş. Eğer aranan bir plak orada yoksa muhtemelen hiç bir yerde yokmuş. Turnacıbaşı Cad. No:45, Çukurcuma.

shadesShades:Caz, blues ve Rock dinleyen her Türk gencinin hayatında bir kere uğraması gereken bir yermiş. Ankara’nın plak merkeziymiş. Buraya, Ankara’ya bir sonraki gidişimde uğrayacağım kesin. Tunalı Hilmi Cad. No: 95/37 Kavaklıdere.

kontraKontra Plak: Arşivleri genelde elektronik müzik ağırlıklıymış. İstanbul’un en iyi plak dükkanı olabilirmiş. Hatta şanslıysak partiye bile denk gelebilirmişiz. Tomtom Mah. Yeni Çarşı Cad. 60 / a Galatasaray.

vintageVintage Records: Kaybedenler Kulübü’nden Mete Avunduk’un dükkanı burası. Dr. Esat Işık Cad. No: 20, Moda.

rainbowRainbow 45: Son derece güleryüzlü bir dükkan. Ben de buradan bir kere alışveriş yaptım. Aradığınızı bulamazsanız söylüyorsunuz, arayıp bulmaya çalışıyorlar. Kişisel olarak tavsiye ediyorum. Caferağa mah. Sakız Sok. No: 2-D, Kadıköy.

06_laleLale Plak: İstanbul’un en eski plakçısıymış. Galipdede Cad. No: 1 , Tünel.

Plak demek para demek. Yakın zamanda almayı planladığım birkaç plak var. Facebook’ta bir grubumuz var Çılgın Koleksiyoncular diye. Mükemmel paylaşımlar oluyor her gün. Ben de gaza geliyorum haliyle 😉

Aşırı In Flames Fanları İçin Çok İyi Bir Haber!

Selam In Flames Fanları,

Arşivinde en az iki orijinal In Flames albümü bulunduran fanlar, In Flames’i sadece ilk dönemiyle değil, bütün dönemleriyle sevebilen fanlar (tamam lan itiraf ediyorum son albümü ben de hiç sevemiyorum şu ara), In Flames çıkarsa boş cd bile gidip alırsınız. Biliyorum, ben de sizlerden birisiyim.

Uzun süredir In Flames’in plaklarını toplamaya çalışıyordum. Şu yazımda hatta Sounds Of A Playground Fading‘in plağını nihayet alabildiğimden bahsetmiştim. Bugün Facebook’ta tamamen şans eseri olarak In Flames’in en önemli iki albümü olan The Jester Race‘in ve Whoracle‘in plak formatında yeniden basılacağını gördüm. Hemen haberi paylaşan arkadaşın verdiği linke tıkladım ve Avrupa’nın en büyüğü CMDISTRO‘nun sayfasında haberi gördüm şu banner’la:

Bu ilana göre,

  • 15 Eylül-13 Ekim arasında ilk dönem In Flames albümlerini yani Lunar Strain, Subterranean, The Jester Race ve Whoracle albümlerinin yeniden basım CD’lerini ön sipariş verebiliyoruz. Burada sadece The Jester Race ve Whoracle albümleri plak olarak basılmış ve ben de bunları alacağım.
  • 22 Eylül – 20 Ekim tarihleri arasında son dönem In Flames albümlerini yani Come Clarity, A Sense Of Purpose ve Sounds Of A Playground Fading albümlerinin yeni basımlarını ön sipariş verebileceğiz.
  • 27 Ekim – 24 Kasım tarihleri arasında orta dönem ya da ikinci dönem albümler dediğimiz Colony, Clayman, Reroute The Remain ve Soundtrack To Your Escape albümlerinin yeniden basımlarını ön sipariş verebileceğiz.

Şimdi bu ürünleri CMDISTRO üzerinden getirtmek biraz pahalı olacak. Ancak bu durum şöyle bir güzellik sağlayacak. Bir süre sonra piyasada yine bu albümleri bulabileceğiz. Çünkü uzun süredir ikinci el piyasasında ya da müzik marketlerde In Flames albümleri tükenmiş ve bulunamaz durumdaydı. Yeni basımların olacak olması çok iyi bir haber dolayısıyla. Ben ise, tedarik etmek için zamanı geldiğinde farklı bir yöntem izleyeceğim.

Aşırı In Flames fanlarına duyurulur. Tüm bu güzel haberlerin üzerine şimdi aynı güzellikte bir şarkıyla veda ediyorum:

Ghost B.C – Infestissumam Plağım!

01 1

01_1Ghost B.C. ile ilgili olarak daha önce şu yazıyı okumuştunuz. O yazıyı yazdığım tarihten beri Infestissumam’ı aşağı yukarı her gün dinledim. Tarz olarak çok extreme olmadığından dolayı iş yerinde de rahatlıkla dinleyebiliyorum. Geçen hafta İstanbul’a giderken Hammer Müzik’in internet sitesini biraz inceledim. Galiba biraz da şans eseri olarak Infestissumam’ın kırmızı plağa basılı olan sınırlı sayıdaki versiyonundan bir tanesinin Hammer Müzik’te olduğunu gördüm. Bu, Türkiye’de satılık olan tek Ghost B.C. plağıydı üstelik.

İstanbul’a gittiğimde planladığım gibi Hammer Müzik’e gittim ve plağı orada buldum. İnternet sitesinde yazan fiyattan daha uygun bir fiyata (güzel bir indirimle) aldım. Dün gece de ilk defa paketini açıp dinledim. Sonuç: Çok iyi!

04 12Albüm’ün clear vinyl denilen şeffaf tabakaya (kırmızı renkli) basılmış. Gatefold, yani açılır kapak. Ancak Limited Edition’larda görmeye alıştığımız üzere herhangi bir ekstra materyal içermiyor. İç kapakta grubun fotosu ve şarkı sözleri yer alıyor. O kadar. Kapak, mat kâğıda basılmış. Dolayısı ile parlaklığı yok hiç.

Albüm kapağının tasarımı (Bp Necropolitus Cracovienses yapmış) 10 üzerinden 10 verilecek kadar güzel bence. Hatta bastırıp tişört yaptıracağım. Ya da ben yaptıramazsam siz yaptırın bana hediye verin. O kadar güzel yani 🙂

02 17

03 13

Albümden şu yazıda bahsettiğim için bu yazıda çok detaylı bahsetmeyeceğim. Şu adreste gayet detaylı bilgiler de yer alıyor. Parça listesini vereyim ama:

No. Parça Süre
A1. “Infestissumam” 1:42
A2. “Per Aspera ad Inferi” 4:09
A3. “Secular Haze” 5:11
A4. “Jigolo Har Megiddo” 3:58
A5. “Ghuleh / Zombie Queen” 7:29
B1. “Year Zero” 5:50
B2. “Body and Blood” 3:43
B3. “Idolatrine” 4:24
B4. “Depth of Satan’s Eyes” 5:25
B5. “Monstrance Clock” 5:53
Toplam Süre:
47:47

Kısacası çok iyi, başarılı bir albüm ve kesinlikle koleksiyonluk bir plak sevgili okur. Öpüyorum.

Wintersun Time I Plağım!

wintersunElime çok değerli bir plak geçince, hele hele çok çok uygun bir fiyata geçince kendimi yazı yazmaktan alıkoyamıyorum! Alıkoyamıyordum desem daha doğru olur bu sefer. Çünkü bu plak neredeyse iki haftadır bende ve nihayet yazmaya fırsat bulabildim. Tarih beni affetmeyecek sevgili okur, belki bu yazıyı okuduktan ve ilk defa duymuşsan, dinleyip grubu sevdikten sonra sen beni affedersin. Yazıya devam etmeden önce aşağıdaki videoyu başlat ve albümdeki parçalardan ilkini dinlemeye başla. Diğer parçaları da yazının içerisine serpiştireceğim.

Wintersun, Beyond The Dark Sun parçası ile bundan herhalde bir beş sene kadar önce tanıdığım bir gruptu. O dönemlerde metalin bu türünü pek sevmediğimden grubun fazla üzerine gitmemiş ve bu tek şarkısı ile yetinmiştim. Tepkilerim de “oha adamlar ne kadar hızlı çalıyor” şeklinde idi. Aradan yıllar geçecek ve ben bir gün Savaş Sungur ve Süha Kozbey‘in Facebook profillerinden Wintersun isimli o grubun “Time I” isimli bir albüm çıkardıklarını okuyacaktım.

Neredeyse tüm Sabhankra tayfası, meğer büyük bir merakla bekledikleri albüm çıkar çıkmaz yorumlarını ve beğenilerini iletilerine taşımışlardı. Albüm ilgimi o sayede çekti yani. Dinlemeye başlayınca da tüm o yorumlara hak verdim. Dinleyecek yeni bir şeyler arıyordum ve nihate bulmuştum: Wintersun – Time I.

01 26
Aslında Time, Wintersun’ın çok uzun bir süreden beri beklenen albümüymüş. Wintersun’ın beyni Jari Mäenpää zaman zaman albümle ilgili gelişmeleri paylamış. Bunlardan birkaç tanesini okudum. Bir tanesinde parçalarda 200’den fazla kanal var demiş. Bir tanesinde 4 GB ram yetmiyor demiş hatta. Velhasıl, şu ya da bu sebeplerden dolayı albüm gecikmiş de gecikmiş. Sonra toplam çalma süresi 80 dakikayı geçince, grup albümü iki kısım Time I ve Time II olarak yayımlamaya karar vermiş. Nihayet 2012 yılı Aralık ayı başlarında albüm Nuclear Blast‘tan Time I olarak çıktı.

Time I, toplamda 40 dakikalık bir çalma süresine ve 5 parçaya sahip. Parçaların çalma süreleri ve adları şu şekilde:

No. Parça Süre
1. “When Time Fades Away” 04:08
2. “Sons of Winter and Stars” 13:31
I. “Rain of Stars”
II. “Surrounded by Darkness”
III. “Journey Inside a Dream”
IV. “Sons of Winter and Stars”
3. “Land of Snow and Sorrow” 08:22
4. “Darkness and Frost” 02:24
5. “Time” 11:45

En sevdiğim parça Land Of Snow And Sorrow desem de aslında yalan söylüyorum. Hiç bir parçayı birbirinden ayıramıyorum lezzet olarak. Yani bu albüm çok iyi hazırlanmış bir karışım.  Özellikle performans videolarıyla birlikte izleyip dinleyince albümden aldığım keyif çok daha fazla oluyor. Stüdyo videolarında gördüğümüz ve albümü de hazırlayan kadro şu şekilde:

  • Jari Mäenpää − Vokal gitar
  • Teemu Mäntysaari − Gitar
  • Jukka Koskinen − Bass
  • Kai Hahto  – Davul

Albümün ilk Wintersun albümünden farkı, orkestrasyon olarak aşmış coşmuş olmasıdır. Ancak eleştirilen yanı ise aşırı derece bilgisayar albüm olmasıdır. Yani gitar, bass ve davul haricindeki enstrümanlar çoğunlukla sample imiş. Parça sayısının az olması, her ne kadar parça süreleri uzun olsa da uzun süredir albüm bekleyen fanlar için hayal kırıklığı yaratmış. Grubu doğru dürüst anlamda bu albümle tanıdığım için, parça sayısının azlığı bende bir sıkıntı yaratmadı. Parçalardaki vokalleri çok beğendim. Melodiler ise tek kelimeyle enfes! Beş parçadan iki tanesi enstrümental ve üç tanesi sözlü parçalar. Tema olarak tam da sevdiğim kuzey temalar işlenmiş. (Immortal da aynı şeyi yapıyor.)

03 20
Albümü iki formatta temin edebiliyoruz: CD ve plak. Tahmin edersiniz ki ben plak formatını tercih ettim. Bu albüm için özel olarak hazırlanan mavi renkli şeffaf plak ve gatefold (açılır) kapaklı versiyonuna bir de poster ilave etmişler. Evladiyelik, nefis bir iş olmuş. Türkiye’de kaç kişide vardır bilmiyorum ama bir tane bende var Time I’in plağı.02 22

Bu albümle ilgili olarak teşekkür edeceğim iki kişi var ve bu yazıyı da onlara ithaf ediyorum: Savaş Sungur ve Süha Kozbey. Yazıyı hazırlarken birkaç cümle ile yorumlarını istedim. Ancak hiç biri online değildi. Artık yorum yaparlarsa yazıya yorum olarak okuyabiliriz.

Grubun resmi sitesi: http://www.wintersun.fi/

05 13