Tag Archives: plakçalar

2016 Yılımın Özeti

Kan, şiddet, göz yaşı ve umutsuzlukla dolu, lanet olası bir yılı geride bıraktık sevgili okur. Kutuplaşan bir toplum, vahşetin hızla normalleşme sürecine girip insanların haber dinlemekten sıkılıp TV8’e hatta yetmiyormuş gibi 8,5’a koştuğu, aşşağılık yalanların hayatları mahvettiği bir yıl bitti. İyi şeyler de oldu muhakkak. Ancak kötülük o kadar fazlaydı ki geriye baktığımda bir tutam saçtan ve eğrelti birkaç nottan başka bir şey kalmadı aklımda.

My Resort‘un her yıl yeni okuyucuları olduğundan bir kere daha bahsetmekten üşenmiyorum. Şu an okumakta olduğun “Yılımın Özeti” bu blogun geleneksel yazılarından birisi ve hatta en sevilenidir. Her yıl 31 Aralık tarihi, hem yılın son günü hem de benim meslek hayatımın yıl dönümüdür. Geride bıraktığımız 31 Aralıkla birlikte çalışma hayatımın 4. yılı da bitmiş oldu.

Şimdi blogun istatistikleriyle beraber bütün bir yıl boyunca buralarda, hayatımda neler olup bitmiş şöyle bir bakalım. Okumaya devam et

Basit Müdaheleler: Plakçalar Kapağı

Bağımsız bir plakçalara sahip olmak iyidir. Sahip olduğunuz plakçalar “direct drive” diye tabir edilen türdeyse, yani plak tablası dönme hareketini doğrudan bir motora bağlı olarak gerçekleştiriyorsa, iyi ve muhtemelen pahalı bir makineye sahipsiniz demektir. İşte bu pahalı olma durumuna bir alternatif olarak “belt drive” plakçalar geliştirilmiştir. Eğer evinizde seksenlerin ortalarında, doksanların başında alınmış bir müzik seti varsa, bu setin en üstünde de bir plakçalar varsa çok büyük ihtimalle “belt drive” dediğimiz bu sisteme sahip bir plakçalarınız var demektir. Burada plak tablasının dönme hareketi, motordan bir kayış (belt) yardımıyla aktarılarak sağlanmaktadır. Yıllar geçip kayış eskidikçe plak tablası titremeye başlar. Kayış kopabilir, diş atabilir. Ancak ortalama bir ev kullanıcısı için pekala belt drive plakçalar da kullanılabilir. Önemli olan iyi bir iğneye sahip olmaktadır.

philipsBenim beş altı yıl önce, komşumuzun eski müzik setinden sökerek bağımsız hale getirdiğim bir plakçalarım vardı. Philips‘in FP9300 modeli. Sizde yoksa bile apartmandaki bir komşunuzda vardır ya da en azından bir yerlerde görmüşsünüzdür. Şu anda baktım gittigidiyor’da falan “bakım isteyen” bir tanesini 175 liraya satıyorlar. Tüm müzik setinden plakçaları ayırmak aslında basit bir iş. Plakçaların sistemle bağlantısını iki kablo sağlıyor sadece: Güç kablosu ve ses çıkış kablosu. Bunları iyi ayıklayabilirseniz, pekala harici bağlantılarla kullanmaya devam edebilirsiniz.

Plakçaları ayırdıktan sonra, yıllardır kullanmaya devam ettim. Hatta kendi evime taşındıktan sonra da yanımda getirdiğim ilk eşyalarımdan birisi bu olmuştu. Ancak bu plakçaların kapağı ilk günden beri kırıktı. Dolayısıyla setin üzerini kapatmıyordu. Nasıl ederim ne yaparım diye düşünerek birkaç yılı geride bıraktım. Daha sonra bir sabah bu işi çözmeye karar verdim.

Önce üst kapakla plakçaların bağlantısını sağlayan pimlerin hangi noktalara temas ettiğini çizdim. Daha sonra üst kapağa her bir pim için sıralı olacak şekilde karşılıklı dörder delik açtım. Bu aşamada ne yazık ki çok da estetik olmuyor. Çünkü bu deliklerden ip vs. geçirmeyi deneyince üst kapağı tutmadığından emin oldum. Ben de kolay bükülebilen ancak üzerindeki plastik kaplama sayesinde çok dayanıklı olan bir tel kullandım. Basitçe dikiş attım mika kapağın üzerine.

pikap06

derbi

İşte bu güçlü yapıştırıcıyı kullanıyorum

Daha sonra bu deliklere pimleri oturtup kapağı ve plakçaları bağlamış oldum. Üst kapakta birkaç kırık ve çatlak vardı. Buraları Derby marka güçlü yapıştırıcı ile yapıştırıp üzerine bir de aktivatöründen sıktım. Taş gibi oldu. Normal bantlara göre daha güçlü olduğu için 3M marka çift taraflı bantla da üzerinden geçtim. Şimdi geriye tek eksiğim bu üst kapağın üzerini bir tür folyoyla kaplamak kaldı. Bir dönem laptopların falan üzerini kaplardık hani. O türde bir folyo arıyorum şimdilerde.

Bu türde “how-to-build (nasıl yapılır)” yazıları için ayrı bir kategori açmayı düşündüm. Ancak sekiz yıldır bu yazıları bir şekilde diğer kategorilere yedirdiğimi gördüğümden vazgeçtim. Öpüyorum.

 

Yeni Bebeğim: Philips OTT2000/12 – İnceleme

ott2000

Uzun zamandır, taa geçen yıldan beri, kendime yeni nesil bir plakçalar almak istiyordum sevgili okur. Hatta birkaç model belirlemiştim bile kendime. Sonra işin rengi değişti ve aslında benim kendime yeni bir müzik sistemi almam gerektiği sonucuna vardım.

Eveet, nihayet bir gün haftalık D&R ziyaretimizi yaparken Philips‘in OTT2000/12 modelini gördük! Aradığım mikro ses sistemi buydu işte: Hem plak çalıyor, hem radyo çalıyor, hem CD çalıyor, hem USB çalıyor, hem bluetooth üzerinden ne bağlarsan çalıyor hem de line-in bağlantı imkanı veriyor! Üstelik o anda ne çalıyorsa USB üzerinden kaydetmenizi de sağlıyor. Gayet hafif, hareketli parçası yok, derli toplu bir sistem.

ott01

Sonra internet araştırmaları başladı benim için. En iyi fiyat, güvenilir satıcı sorguları falan derken iş uzadıkça uzadı. Nihayet, moralimin çok bozuk olduğu bir gece, bilgisayar sanki içimdekileri anlamışçasına yan tarafta bir ilan pıtlattı.

ott07

O gece siparişi verdikten iki gün sonra, yani yıllık izne ayrıldığım ilk gün, kargocu kapıyı tıklattı. Evimize yeni bir bebek gelmişti 🙂

Cihazın uzaktan kumandasında tek bir eksik var. O da CD çaları disk yerleştirmek için çıkartma (eject) tuşu yok kumandada. Bunun için cihazın üzerindeki butonu kullanıyoruz. Müthiş bir retro tasarımı var. Zaten Philips’in efsane  1965 AG4131 modeli baz alınarak yeniden tasarlanmış. Cihazın üzerinde dahili olarak iki adet 4 wattlık hoparlör ve bir adet 3 inçlik woofer yerleştirilmiş. Elbette harici ses çıkışı da alabiliyorsunuz.

ott03

ott05Plak ses kalitesi gayet yeterli. Yalnız şunu belirteyim 45’lik plakları oynatırken “Auto Stop” özelliğini kapalı hale getirmek gerekiyor. Cihaz biraz küçük ebatlarda olduğu için long playleri çalarken kenarlardan sevimli bir taşma oluyor 🙂 Ne demek istediğimi yandaki fotoğrafta görebiliyoruz.

Bluetooth özelliği, cihazın en sevdiğim özelliklerinden birisi oldu. Oturduğum yerden odanın diğer köşesindeki cihaza Nokia X3 telefonumda açtığım müziği bluetooth yardımıyla çaldırabiliyorum. Bu müthiş bir durum! Bir diğer olay ise ott06cihazın USB yuvasına bir bellek takıyor ve radyoyu açıyoruz. Koltuğa uzanıp muhabbete dalıyoruz. İlgi çeken bir şey çıkınca hemen kumandadan bir tuşa basarak USB’ye kaydetmeye başlıyoruz. Üstelik bunu sadece radyodan değil, arkadaşımızdan, dinlemek için ödünç aldığımız CD’den, harici bağlanmış bluetooth cihazından ve plaktan da yapabiliyoruz. USB belleğe mp3 olarak kaydedilmiş sesleri sonra bilgisayara aktarabiliyoruz.

ott04

ott02

Ben, elimdeki diğer pikabı bu yeni cihaza line-in girişinden bağladım. Dolayısıyla çift pikabı tek bir cihaza bağlayıp kullanabildim. Bu, sen belki farkında değilsin ama çok çok büyük bir nimet sevgili okur. Güzel ve herkese tavsiye edebileceğim bir cihazım daha oldu böylece.

Yaz Sıcağında Evde Oturmak

Bence en mantıklı iş sevgili okur! Yaklaşık 5 gündür evden dışarı çıktığım yok ekmek çarpsın. Sıcak basınca tişörtü çıkarıyorum, camı açıyorum, buz gibi ayran, kola artık ne varsa mis gibi gidiyor 😀

KPSS yaklaştığı için hocadan izin alıp evde ders çalışıyoruz ekip olarak. Canım çok sıkılıyor ama yapacak da bir şey  yok. En azından bir süre daha katlanmak gerekecek.

Evdeki tüm kitaplıkları boşaltıp düzenledim. Önceki gün elbise dolabımın içine de bir tane raf yapıp elim değmişken eski kıyafetlerden kurtuldum. Kıyafet dolabım artık daha düzenli duruyor. Kitaplığa eskisinden çok daha iyi bir görünüm verdim. Tam 7 çöp torbası eski okul kitabı, taranmış okul ödevi, ıvır zıvır attım. Ansiklopedilerimi ve tüm diğer ders kitaplarımı bir düzene soktum.

Koleksiyonların olduğu kutuları da elden geçirdim güzelce. Kırık dökük eşyaları attım. Epey yer açıldı.

rs100_6818Uzun süredir aklımda bir olay vardı sevgili okur. Komşumuzdan aldığım bir müzik seti vardı. Onun plakçaları sapasağlamdı. Ancak eski düzen müzik setlerini bilirsiniz. Tüm kısımları üst üste durur, devasa bir boyuttadır. Bu sette o şekildeydi. Plakçaları ile CD çaları sapasağlam olduğundan bunları ayırıp bağımsız olarak kullanabilir miyim diye düşünüyordum. Dün neredeyse tüm günümü o işe verdim ve sonunda başardım! Elimdeki eski bilgisayar hoparlörlerini de neredeyse tüm kablo tesisatını yenileyip sağlam ve çalışır hale getirdim. Şimdi yaptığım sistemde plakçaları müzik setinden bağımsız olarak çalıştırıp bu hoparlörlerden ses alabiliyorum. O açıdan çok başarı oldu yani.

parmak

Tıklayınca büyür

Tabi bir de aksilik oldu. Maket bıçağıyla sol el işaret parmağımı kemiğe kadar kestim yanlışlıkla. Kan uzun süre durmayınca doktora gideyim mi lan acaba diye düşünmeye başladım. Ama nihayet kan durdu. Şu an parmağım komple sargıda.

Güzel bir gelişme şu oldu: Hayatıma artık sporu dahil ettim! İki hafta önce tartıya çıktığımda 89 kilo olduğumu gördüm. Göbeğim falan da acayip büyüdüğü için artık spor yapmaya başladım sevgili okur. Okuldaki spor salonuna kayıt oldum ama bir türlü gidemedim. Geçen gün Alper çağırdı. Anneannem geldiği için gidemedim. Ama ben de boş durmuyorum, evde mekik falan çekiyorum. Bir de kollarımı çalıştırıyorum. Ekmek yemeyi de kestim. Bol meyve yiyorum karpuz şeftali falan. Şimdilik bu tip ufak önlemler aldım kendimce. Mutluyum.

KPSS için çalışmak çok sıkıcı oluyor bu arada. İnan sıkılıyorum. Kendimi çok zorluyorum ama. Test mest çözüyorum. Yapacak da bir şey yok zaten. Birkaç yeni albüm buldum, onları dinliyorum ama pek bir şeye benzetemedim.

rs100_6817Bu arada yazmayı unutmuşum, geçen gün bir yerden denk getirip Jules Verne‘nin tam 9 tane kitabını aldım çok uygun fiyata. Elimden geldiğince toplarlıyorum bütün eserlerini.

Volkan Denizli’de, Sercan Tekerdağı’nda, Savaş bugün gelecekti Eskişehir’e, Halil Antalya’da, Seval tatile gidecek, Merve Ankara’ya gitti çoktan, Togay ve Yağız buradalar. Geçen gün onlarla görüştük. Togay’ın gruba galiba davulcuyu bulduk sevgili okur. Eğer bir aksilik olmazsa çok sevdiğim bir arkadaşım artık Fire and Forget davulcusu olacak.