Tag Archives: Quentin Tarantino

Pulp Fiction Plağım

pulp01Baştan söylemekte yarar var, güzel bir hediye bu. Quentin Tarantino‘nun 1994 model filminin soundtrack albümünün plak formatına da nihayet sahip oldum böylece. Albümü daha önce kaset olarak bulabilmiştim.

Bir filmin çok sevilmesinde ve akılda kalmasında etkili olan önemli unsurlarından birisi de elbetteki soundtrack’leridir. İşte Pulp Fiction‘ın film müziği bu işlevi fazlasıyla yerine geçmiş ve hatta yer yer filmin bile ötesine geçmiş bir müzik. Filmi bilen bilmeyen herkes muhakkak şu melodiyi duymuştur: Misirlou.

Sevdiğim filmlerin soundtrack albümlerini yavaş yavaş plak formatında toplamaya devam ediyorum. Yıllar önce Kill Bill ile başlamıştım bu işe. Aslında bu açıdan bakıldığında Quentin Tarantino filmlerinin istisnasız hepsinin soundtrack albümleri toplanmaya değer işler. Çünkü çok çeşitli tarzlar içeriyorlar.

pulp02

Plaktan bahsedeyim biraz da. İçerisinden albümü mp3 olarak da indirmenizi sağlayan bir kod çıkıyor en başta: Back To Black Vinyl kodu. Bu güzel bir avantaj. Ancak plak ne yazık ki gatefold değil ve sleeve yok. Plak kabının arka yüzünde bilgiler yer alıyor. Ve biz burada neyi farkediyoruz? Plak, MCA Records‘tan çıkmış! Yani ben basmışım. (MCA Records, benim halen yürüttüğüm bir distro ya o açıdan şakasını da yapayım dedim.) Albümde toplam 16 tane parça bulunuyor. Filmden pek çok kare yer alıyor kapakta. Ön kapakta ise Uma Thurman‘ın hafızalara kazınmış o meşhur pozu yer alıyor. Yıllar sonra Kill Bill’le daha bir ünlü olacağını bilmiyor o sıralar.

pulp03

Şimdi herkes Misirlou‘yu bilir bu albümden. Ama bence asıl büyük keşif şudur. Çok iyi bir zamanlama ve biraz ön hazırlıkla müthiş keyif alarak dinleyebileceğiniz bir şarkıdır bu. Bir de şu şarkı var: Surf Rider Dinledikçe biraz da Türk işi geliyor melodi kulağa.

pulp

Filmden bir “sahne”

Bizim için bu filmin, bu albümün bir diğer önemi de bir diğer özelliği Yağız ve Ender‘in kurduğu grubun ismine ilham vermiş olması. Epey bir ilham alarak grubun adını UCUZ ROMAN koydular gençler.

Wilhelm Çığlığı

Geçen gün Tarantino filmlerindeki kült objelerden yola çıkarak detaylı bir araştırma yapmıştım internette. İşte o araştırmalarım sırasında karşılaştım Wilhelm Çığlığı efekti ile.

Bu ses efekti, 1951 tarihinde çekilen ve Raoul Walsh‘ın yönettiği, pek fazla bilinmeyen Distant Drums isimli filmde ortaya çıkmıştır. Film çok fazla ses getiremese de filmde ortaya çıkan ve yıllar boyunca sinema endüstrisinde “Wilhelm Scream” adıyla kullanılan efekt epey popüler olmuştur. 1953’te çekilen The Charge at Feather River isimli filmde Private Wilhelm isimli karakter yediği oktan sonra bu efektle bağırmış ve sonrasında bu efekt, artık endüstriyel bir ürün haline gelmiş. George Lucas‘ın Star Wars filmlerinde kullanmasıyla birlikte artık sinema literatürüne girmiş oluyor bu efekt.

Wilhelm’in oku yediği sahne

 Yazıya ilham olan Quentin Tarantino ve az önce bahsettiğim George Lucas haricinde pek çok ünlü yönetmen de filmlerinde bu efekti kullanıyor ki listede Peter Jackson, Ridley Scott ve Steven Speilberg gibi yönetmenler de var. Sayı olarak belirsiz ancak 200’ün üzerinde filmde kullanıldığı tahmin ediliyor. Şu sayfada sürekli olarak güncel bir listesi var. Listeye bakmaya üşenenler için çok ünlü olan ve yakın dönemde çekilen bazı filmlerden örnekler vereyim: Yüzüklerin Efendisi serisi, Star Wars serisi, Indiana Jones serisi Iron Man 2, Inglourious Basterds, Kung Fu Panda, Up, Tropic Thunder, Underworld Rise Of Lycans, Death Proof…

Saf bir Wilhelm çığlığı duymak için şu siteye gidebilirsiniz: http://www.wilhelmscream.net/

Bu bir Proofhead My Resort aydınlanma ve kültüre boğma hizmetidir.

Quentin Tarantino‘yu Neden Severim?

03 25

Django (En iyi senaryo Oscar’ı)

Hemen yazının başında belirtmekte fayda var, bu yazıyı bir film eleştirmeni, sinema yazarı edasıyla yazmıyorum. İnternette spesifik olarak bu konuda yayımlanmakta olan yüzlerce kaliteli blog ve internet sitesi var. Dolayısı ile okuyacaklarınız hiç bir iddiası olmayan bir takım saptama ve beğenilerin dile getirilmesinden ibarettir.

07 5Benim Quentin Tarantino ile tanışmam 2004 yılında oldu. Sivrihisar ilçe pazarında bir korsan tazgahında Kill Bill isimli bir filmin sarı renk kapaklı bir korsan vcdsini almıştım. Yalan yok, Uma Thurman‘ın kılıçlı pozu etkilemişti beni. O sıralar Sivrihisar’da hayatı ezbere yaşadığımızdan ve şimdiki gibi geniş internet olanaklarımız olmadığından ne filmin yönetmenine dair detaylı bilgi bulma şansım oldu ne de filmin o sıralar dünyada fırtınalar kopardığından haberim oldu. Çok umrumda da değildi zaten. Ergen dönemlerimdi zira. Lise 1’e gidiyordum ve aşıktım.

Birkaç yıl sonra Eskişehir’de liseye devam ederken, muhtemelen lise son sınıfta, bir gün bu Kill Bill muhabbeti 05 15yine açıldı ve ben o zamana kadar halen Kill Bill II’yi izlemediğimi farkettim. Birkaç gün içinde ikinci filmi de bulup izledim ve o günden sonra sırasıyla Kill Bill ve Quentin Tarantino hayranı oldum.

Bu yazı bir Tarantino hayranlık yazısı olacağından birazcık da uzun olacak. Zira yazıyı IMDB, ekşi sözlük ve Vikipedi‘nin hem İngilizce hem de Türkçe sayfalarından alacağım bilgiler ile zenginleştireceğim.

Pornocu kılıklı bir herif Tarantino, ama bana göre bir sinema dehası. Pek çok kişinin popüler kültür sinemacısı dediği bu adam bence popüler kültürle, sinema klişeleriyle en zekice biçimde dalga geçebilen az sayıdaki adamlardan birisi. Tarantino, sadece bir yönetmen değil, yapımcı, oyuncu ve aslında çok iyi bir senaristtir. Sektörün her dalında proje üretebiliyor olması, belki de tezgahından çıkan karelerin bu denli ses getirmesinin yegane sebebi.

13

Kill Bill Vol. I’in soundtrack albümünde iç kapakta bu fotoğraf vardır.

09 4Kendisi hipster olarak tanımlanıyor. Röportajlarından anladığım kadarıyla bu yakıştırmadan hiç de rahatsız değil. Sonuç olarak övündüğü yegane şeyler ortaya koyduğu, koyabildiği şeyler. Yapabileceğinin üzerinde işlerle kendisini pazarlamaya çalışmıyor. Ancak belki de işin en kötü yanı, giderek Tarantino isminin markalaşıp sırf “Tarantula film yapmış, gidelim” bayat esprilerine mahal vermesi. Tarantino, eleştirdiği popüler kültürün karşısında giderek popülerleşen ve özellikle son dönemde de tavan yapan bir adam oluyor.

02 29Tarantino denince akla gelen ilk unsurlardan birisi elbette ki oluk oluk akan kandır. Hemen her filminde vurulma, yaralanma sahneleri, abartı denecek kadar kanlıdır. Bir noktadan sonra bu abartı artık sizi rahatsız etmemeye başlar. Evet, bugüne kadar hiç “Ayy çok kanlıydı dayanamadım kapattım” diyen duymadım. Burada Tarantino, şiddetin aslında sürekli olarak etrafımızda bulunduğuna vurgu yapar.

Tarantino, çok iyi bir Western izleyicisidir. Kill Bill’de ve son filmi Django‘da bunu çok açıkça görebiliyoruz. Filmleri için seçtiği soundtracklerde çoğunlukla Ennio Morricone‘nin efsaneleşmiş Spagetti Western müzikleri yer alır. Filmlerindeki müzik kullanımı çok başarılıdır. O sebeptendir ki filmlerin soundtrack albümleri de en az filmleri kadar ünlüdür ve satış 01 33başarısı yakalamıştır. Benzer şekilde filmlerinde Spagetti Westernlere ve Japon sinemasına yaptığı atıflar daha çok bir saygı duruşu niteliğindedir. Pek çok filmindeki pek çok sahne (düello sahneleri) Western filmlerinden alınmadır. Çoğunluğu Spagetti Western’lerin de özellikleri arasında yer alan özel kamera açıları, karakterlerin gözlerine yapılan yakın çekimler, kadraj dışındaki karakterinin sesinin duyulurken uzun süre konuşmayan başka bir karaktere yapılan yakın çekim, kapı açma/kapama sahneleri, karakterlere verilen takma isimler ve bu karakterlerin çoğunlukla melez ırklardan oluşması (Japon-Fransız, Çinli-Amerikan,  birer klasikleşmiş Tarantino özellikleridir.

Filmlerindeki detaylar hiç şüphesiz bir diğer Tarantino sevme nedenini teşkil ediyor. Kahvaltılık gevrek takıntısı pek çok filmde ön plana çıkar. Hayali markalar yaratması da yine bu detayların sürekli olanlarındandır. Meksika açmazı denilen ve üç ya da daha fazla karakter aynı anda birbirlerine silah doğrulttuğu sahneleri Tarantino filmlerinde görebiliriz.

06 10Rezervuar Köpekleri filmi adamın üslubuna ve sinema anlayışına yönelik müthiş bir eserdi. Filmin başında aralıksız 5 dakika boyunca bir birlerine küfreden adamlar, olay örgüsü, kameranın çekim açıları vs. Herşeyi görmeye çalışıyor; sözlüklerde, internet sitelerinde okuduğum detayları filmin içerisinde bulmaya çalışıyordum. Tarantino’nun ses getiren ilk filmi olması ve yıllardır biriken sinema deneyiminin ekrana yansıması sebebiyle vizyona girdiği zaman inanılmaz bir ilgiyle karşılanmış. Bu film vizyona girdiğinde ben 5 yaşındaymışım. Muhtemelen de Tunceli’de oturuyorduk ya da Eskişehir’e yeni taşınmıştık.

04 20Inglorious Basterds, belki de İkinci Dünya Savaşı dönemini anlattığı için, bana hep diğer filmlerinden ayrı gelmiştir. Elbette bu sadece bir his. Yoksa filmde klasik Tarantino özellikleri fazlasıyla yer alıyor. Kill Bill projesinden de önce çekilmesi planlanmış bu filmin. Ancak izlemesi taa 2009’a nasipmiş. Bu filmde biraz da ticari bir kaygı ile Brad Pitt oynamıştır ama ön plana çıkan adam başkadır. Hans Landa rolünde oynayan adam ile Django’da King Schultz rolündeki adam aynı kişi, Christoph Waltz. (Zaten bu sene de Django’yla oscarı aldı.) Tarantino filmlerinde aynı aktörleri görmeye alışmak gerekiyor. Önceki projelerinde de aynı şeyi yapmıştı zira. (Samuel Jackson, Uma Thurman gibi.)

Çok iyi bir senarist olması onun filmlerinde kullandığı öykü anlatma şekillerini de çeşitlendirmiştir. Geriye dönük ve bölümler halinde anlatım Tarantino’nun öyküleme 08 5biçimleridir. Özellikle Kill Bill’deki bölümlemeler gayet başarılıdır.

Tarantino filmlerinde erotizm pek fazla bulunmaz (Inglorious Basterds’ta vardı gerçi bir ufacık sahne). Ancak Tarantino açıkça bir ayak fetişisti olduğu için hemen her filminde bir kadın ayağına yakın çekim yapılır. (Kill Bill’de gaza basma sahnesi, domuzcuklar sahnesi; Death Proof’un giriş sahnesi; Jackie Brown‘da Bridget Fonda ayak yüzüğü; Karanlıktan Şafağa bar sahnesi vb.) Özellikle yönetmediği ama senaryosunu yazdığı Karanlıktan Şafağa filminde kendisinin bu fetişik arzularını tamamen doyurduğunu görebiliyoruz 🙂

Yönetmenliğini yaptığı filmlerde Tarantino küçük, çoğunlukla önemsiz ve çabuk ölen roller oynar. (Django’da havaya uçtuğu sahne bugüne kadar en sevdiğim oldu bu arada.)

Yönettiği, oynadığı, senaryosunu yazdığı, yapımcılığını üstlendiği onlarca filmiyle bence Tarantino yaşayan bir efsane, pornocu kılıklı herifin tekidir. Şu anda tüm dikkatimizi Kill Bill 3’ün ne zaman çekileceğine vermeliyiz. Aferin Quentin.

tarantinodeathlist

Tarantino filmlerinde ölenlerin sayısı ve ölüm şekilleri

NOT: Tarantino filmografisini aşağıya yazıyorum. Oturup izleyin.

  1. Django Unchained (2012): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  2. Inglourious Basterds (2009): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  3. Death Proof (2007): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  4. Grindhouse (2007): Senarist (kısmen), Yönetmen (kısmen)
  5. Kill Bill Vol. I (2003): Yönetmen, Senarist
  6. Kill Bill Vol. II (2004): Yönetmen, Senarist
  7. Jackie Brown (1997): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  8. Pulp Fiction (1994): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  9. Reservoir Dogs (1992): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  10. From Dusk Till Down (1996): Senarist, Oyuncu
  11. Skuyaki Western Django (2007): Oyuncu
  12. Planet Terror (2007): Oyuncu

10 4

 

Yakın Zamanda Bloga Eklenecek Başlıklar

quentintar

QT

Zaman zaman böyle yazılar da yazıyorum. Bunlar hem okuyucuyu ileride nelerle karşılaşabileceği konusunda aydınlatıyor hem de böyle alenen açıklayınca bende yazma isteği uyandırıyor. Bu ara farkındayım, yazılar biraz seyreldi, eskisi gibi değil. Ancak hayatım da eskisi gibi değil artık biliyorsun sevgili okur. Yazı yazma işini öylesine yapmak istemiyorum, bu iş için zaman ayırmak istiyorum. Dolayısı ile uygun zamanı yaratmak özellikle bu sıralar biraz zor oluyor. Ancak yine de blog yazmayı bırakamam.

Önümüzdeki dönemde şiire ve didaktik yazılara yeniden başlamayı planlıyorum. Elbette ki en çok ilgi gören kategori “O An Yaşananlar”a da yazılar yazacağım. Yakın zamanda blogda şu yazıları okuyacaksınız:

  1. Quentin Tarantino‘yu neden severim?
  2. Karanlık Bahçe‘de Toplantı
  3. Tehlikeli Ejderhaların Kontrolü Yönetmeliği
  4. Kim Hangi Cikcikli Sözü Söyledi?
  5. Cüce Dilinde Günün Sözcükleri
  6. Yüzüklerin Efendisi Karakter Çizimleri

Takipte kalın, mutlu olun. Proofhead My Resort, toplum sağlığını önemseyen bir müessesedir. Yazıyı bitirecektim ama içimden yazmak geldiği için devam ediyorum.

Nihayet atandıktan neredeyse iki ay sonra kendi ofisimize geçebildik. Yavaş yavaş işlerimizin yoğunluğu da artmaya başladı. İşe daha bir hevesle gider oldum sevgili okur. Akşamları yalnız geçiyor tabiki. Yemek konusunda bir türlü istediğim ayarı tutturamıyorum. Onu da zamanla hallederim gibime geliyor. Neyse, birazdan maça gideceğim halı sahaya. Geçen hafta sağ elimi; ondan önceki hafta da sağ bacağımı sakatlamıştım. Bu hafta sağlam dönmeyi ümit ediyorum.