Tag Archives: Resurgence Hour

Baht – In My Veins [2012]

En sevdiğim Türk gruplarından birisi olan Baht, geçenlerde Aquarelle isimli bir parça yayımladı. Ben parçayı incelerken korkunç bir şey farkettim. In My Veins’le ilgili bir şey yazmamışım. Aşağı yukarı tam 1 sene önce çıktı bu albüm sevgili okur. Bu kadar zamandır dinleyip neden yazmadım halen şaşırıyorum. Ayıp lan bana. İtiraf etmek gerekirse yazdım sanıyordum. Yazmamışım. O yüzden bu yazıyı büyük  bir utanç içerisinde yazıyorum.

In My Veins, 2009’da çıkan ve benim grubu tanımamı sağlayan EP, Resurgence Hour‘dan 3 sene sonra çıktı. Albüm, tarz olarak o EP’nin devamı, kayıt ve teknik olarak ise çok çok üstünde bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Teknik – Melodik – Progressive Death Metal türünde bir albüm. Açılış parçası The Trauma, albüm çıkmadan çok önce yayımlanmış ve süper tepkiler toplamıştı. Hatta Baht, bizim Eskirock Metal Fest Vol. 3‘te sahneye çıktığında bu parça ile başlamıştı performansına. The Trauma, Baht’ın ne yaptığının ve albümde ne dinleyeceğinizin çok güzel bir özeti. Melodiler, yeri geldiğinde Türkçe olarak giren sözleri ve çok başarılı davulları ile “Evet, Baht budur işte” dedirten bir parça. Şarkıdaki Türkçe kısımdan bir alıntı yapalım:

“Son nefesindir bu, bilincin zayıflıyor
Perde hep olduğu yerde, sadece yansıtıyor
Algıların değiştikçe, zihninde içselleşecek
Rüya dediğin, gerçeğin olmak üzere”

Albümün ikinci parçası Neden. Baht’ın ilk EP’si Bilinçten Derine (2008)’den beri yaptığı ilk tamamı Türkçe olan parçası. Harika bir girişi var. Soloları biraz vasat kalmış. Ancak sözleri şarkının çok önüne geçmiş. Bir sonraki parçanın adı Dua. Adı Türkçe olunca, şarkı da Türkçe sandım önce. Ancak sonradan İngilizce olduğunu anladım dinleyince. Neden bilmiyorum, giriş melodisini beğenmedim bu parçanın. Ancak 1.30 civarında bir kısım, bir melodi başlıyor, orası fevkalade. Özetle Dua, albümdeki ortalam bir parça. Bu arada albümde parçalar ortalama beş dakika civarında. Bir önceki EP’de daha uzundu süreler.

Bir sonraki parça Lost & Found‘da albümün başından beri beklediğim o olay var: Trafik değişimi. Hani parça devam eder, eder, birden bir şeyler olur ve melodi değişir, parça bambaşka bir hal alır. İşte o his bu parçada olmuş. Sacred Enigma‘da harika bir örneği vardı. Bunda da yapmışlar sonuna doğru. Creedish isimli parça da güzel bir giriş riff’i var. Creedish’in sonunda Bilgehan ve Emre gitarları bırakmışlar, sahnede sadece basçıları ve davulcuları var 🙂

Ve albümdeki en güzel sürpriz: Sacred Enigma. Aslında çok kızdım. Şarkının orijinal haline göre epey bir düzenlemişler. Vokal altı riffleri falan koymuşlar. Yani benim sevdiğim o hali biraz değişmiş ama. Şarkının ruhunu bozmamışlar. Özellikle o son kısmı aynı bıraktıkları için buradan Baht’a teşekkür ediyorum.

Introspection, çok iyi bir şarkı. Harika da bir başlangıcı var. Şarkı başlayıp ilerlerken aklımda hep ne zaman patlayacak, ne olacak, diye geçirip durdum. Beklediğim o şeyi, 2.30 civarında buldum. Şarkı değişti, yepyeni bir yöne doğru akmaya başladı. İşte müzik budur! Ve şarkının sonuna Bilgehan’ın brutali eşliğinde twinler yağmaya başlıyor. Şarkı az önceki o hüzünden kopup bir anda öfkeli bir hale bürünüyor. Evet işte, tipik bir Baht şarkısı daha. Bravo!

Orientation, inanılmaz melodik ve gaz bir girişle başlıyor. Kapanışı iddialı yapmak istiyor anlaşılan Baht. Albümde en çok dinlediğim parçalardan birisi bu. İkinci dakikanın başına kadar bu gaz devam ediyor. İkinci dakika ile birlikte ağlamaya başlıyoruz. Evet işte, Baht, önceki çalışmalarına göz kırpıyor. Bu hüzün gidiyor, gidiyor ve yine gaza basıyor Bilgehan. Ve beklenen outro, 5. dakikadan itibaren başlıyor. Baht, bir sonraki çalışmasına kadar bize veda ediyor.

Albümün parça listesi şu şekilde:

  1. The Trauma (05:41)
  2. Neden? (04:06)
  3. Dua (04:44)
  4. Lost & Found (05:16)
  5. Creedish (04:55)
  6. Sacred Enigma (05:11)
  7. Introspection (06:33)
  8. Orientation (05:28)
Albümle ilgili söylenecek çok önemli bir husus daha var. Albümün miksaj ve masteringini Dan Swanö yapmış. Hani şu Dan Swanö. Albümün kapağı ise Pierre D. Allain isimli bir sanatçının tasarımı. Baht, bu işi güzel yapıyor.

Baht’ın güncel kadrosu şu şekilde:
  • Bilgehan Engin : Gitar / Vokal
  • Emre Azaklar : Gitar
  • Ersin Özbalaban : Bass
  • Rıdvan Başoğlu : Davul (Live)
  • Joona Räsänen : Davul(Kayıt)
Albümü şu adresten temin edebilirsiniz.

Bu Aralar Hayat

Aşırı çalışmaktan

Bu aralar hayatımın kontrolünü şu stajım almış durumda sevgili okur. Bu senenin bana getirdiği üzüntü, yorgunluk ve kayıplardan sonra yaptığım staj da bunlardan kaçıp kafamı dinlemeye çalıştığım bir konuma geldi. Ancak tabi stajın da sonu geldi ve şimdi beni bir staj raporu telaşı sardı. Birkaç gündür bunlarla uğraşıyorum.

24 Ekim'de 222'de!

Bir diğer önemli mevzu da elbette Eskirock Metal Fest Vol. 3 etkinliği. Bu sefer önceki iki organizasyonda kendimizce sürekli yükselttiğimiz çıtamızı iyice yükseltip ükemiz metal piyasasında isim yapmış grupları davet ettik. Bu gruplar Sabhankra, Black Tooth, Garmadh, Baht, None Shall Return ve Blackmail. Bunlardan SABHANKRA’nın bana ne ifade ettiğinden bahsetme gereği görmüyorum bile. Savaş Abi‘nin askere gitmeden ve Sabhankra pause durumuna geçmeden önceki son konseri diyebiliriz. Seyircimiz süprizlere hazır olsun zira o gece sahnede ilk kadrodan bir isim de olabilir. Vee bir diğer dikkat çeken grup ise elbetteki Black Tooth! Yurtdışında ülkemizi başarı ile temsil eden ve yıllardır beklediğimiz albümünü nihayet çıkaracak olan Black Tooth, albümünden belki de hemen önce Eskirock sahnesinde olacak. Benim için önemli olan bir diğer grup da Baht sevgili okur. Baht’ın Resurgence Hour isimli EP’si hakkında şu yazıyı yazmıştım. İşte o Baht, geliyor 24 Ekim’de Eskişehir’e. Elbetteki Garmadh’ı da unutmuyorum. Serkan’ın inanılmaz özverisi ile hazırlıkları tamamlanan albümünden önce Garmadh’da yeni kadrosu ile Black Metal ve Blackened Death Metal sevenler için sahne alacak. Bu festivalde ağırlayacağımız son iki konuğumuz ise iyi bir çıkış yakalayan None Shall Return ile Cihan abimizin grubu Blackmail. Özellikle None Shall Return’u merakla bekliyorum sevgili okur. Yine aynı ekip olarak bu festivalde de iyi şeyler yapabilmek için uğraşacağız bakalım.

Malum tek dersten okulu uzatınca yüksek lisans hayallerim de versiyon değiştirip özel öğrencilik hayallerime dönüştü. Bakalım bunun için ayın 20’sinde belli olacak ne yapıp yapmayacağım. Şimdilik gün sayıyorum işte.

Canımı sıkan mevzu şu harç mevzusu. Bugün bir haber okudum YÖK Başkanı‘nın ağzından kaleme alınmış. Harç parası içinde ödediğimiz ders ücretlerini almayacaklarmış, alsalar bile geri vereceklermiş. O biraz moralimi düzeltti.

Staj yeri diyordum sevgili okur. Çok iyi yer lan. İnterneti iyi, arka bahçedeki elması, armudu, şeftalisi, domatesi ve karpuzu iyi, iyi yani. Geçen hafta bizim bölümden arkadaşlarım geldiler. Bunlar yeni adıyla İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nde staj yapıyorlarmış ve iyi bir arıtma tesisi olan OSB Arıtma Tesisi‘ne gelmişler. Müdürlükte staj yaptığım dönemde tanıştığım mühendislerle Hikmet ve Fatih Beylerle de hasret giderdik sağolsunlar. Can yine şakalarıyla bana rakip oldu ama beni yenemedi.

Bu geçen süre zarfında elbetteki çok şeyler öğrendim. Stajı kastetmiyorum, insan ilişkilerinden bahsediyorum. Beni mutlu eden şeylerin ısrarla benden kopmaya çalışmasına şahit oldum. Sonra geçen gün Burak aradı uzun süre sonra. İnanılmaz mutlu oldum. Geçen gün şu şiiri yazdım mutlu edebilmek ve emek verebilmek için yetilerime.

Hiç duymadığım o deniz kokusu tütüyor burnumda,
Garip oysa bilmediklerimi yaşayabilmek,
Bilmediğim bir sen varsın sanıyordum,
Yaşayamadığım bir tek sen.
Kapalı bir odadayım,
Şaşıracak o kadar çok şey var ki…
Tek telden şarkılar çalıyorum,
Bir gözüm ışığı arıyor,
Kabullenmiş karanlığı bir diğeri,
Tam ortasındaymış meğer bu güneş,
Kalbimin tam ortasında.
Kör edecek kadar yakın,
Yol gösterecek kadar yanımda.

Köreliyor tabi bu kullanmaya kullanmaya. Böyle olmamalı. Şu iki dizeyi de bir gecenin geç saatinde yazdım.

kopup gidersin belki bir gün renklerin içine,
belki de aynı karede iki ayrı renk oluruz,
çok farklı ama hep yanyana

Şimdi bunların teması sana hep aynı gelebilir okur. Ama elbetteki benim neyi nasıl görerek yazdığımı bilmen imkansız.

Elma

Aslan Abi Facebook’ta arkadaşınız değilse ekleyin. Stajda çektiği inanılmaz elma, armut, şahin, atmaca fotoğraflarını paylaşıyor. Alper geldi bu arada Bursa’dan. Onunla takıldık 2 gece. Yarın da yine birlikteyiz bakalım. Hadi iyi geceler öpüyorum hepinizi.

Baht – Resurgence Hour

Moral bozuklukları ve umutsuzluklarla geçen bir haftaya soundtrack olabilecek bir EP keşfettim sevgili okur. İki yıl gecikmeyle üstelik!

Resurgence Hour

2008 yılında çıkardıkları “Bilinçten Derine” isimli EP ile adını ilk kez duyduğum Türk Death Metal grubu Baht‘ın, 2009 yılında çıkardığı “Resurgence Hour” isimli iki parçalık ve 15 dakikalık toplam süreli bu EP’sini yalan yok ilk çalışmalarına göre çok çok daha fazla sevdim.

Baht

Grup İstanbullu bir Melodik Death Metal grubu. Resurgence Hour isimli bu çalışmaları yukarıda da yazdığım gibi 2 parçadan oluşuyor. Parçaların altyapı, melodiler ve temaları itibariyle birbirlerine çok uyuştuğunu söyleyebilirim. Zira kayıtlarını da o şekilde yapmışlar, parçalar birbiri ardına es vermeden başlıyor. EP’nin adı, “Diriliş Saati” anlamına geliyor. İnsanda ister istemez, bir önceki çalışmanın ardından herifler “işte biz bunu yapabiliriz lan” demişler de böyle mükemmel bir çalışma kaydetmişler hissi uyandırıyor. Bir de benim özellikle dikkatimi çeken durum şarkı sözleri oldu. İngilizce kullanımı hakikaten çok iyi lan. Saygı duydum.

Bu EP’nin bende böyle ilgi uyandırmasının bir diğer sebebi de çok çok iyi bir kapağa sahip olmasıdır. Diriliş Saat’i isimli bir EP’nin kapağında zaten bir saat olmasını beklemek herhalde yanlış olmazdı. Kapak çalışması ve anladığım kadarıyla grubun aşağı yukarı tüm grafik işleri Bora Mesut PALAS tarafından yapılmış.

Parça sayısı 2 olunca tabi parçalar bazında da rahatlıkla inceleme yapabiliyorum. İlk parça “Dead Conceit“, tam bir death metal parçasına yakışır gazda başlıyor. Kullanılan gitar riffleri ve davulun ataklarından hemen önceki ritim kalıpları klasik melodik death metal kalıplarıyla uyuşuyor. Parça ilerledikçe ataklarla beraber çok çok kaliteli melodilerin kulağınıza gelmeye başladığını farkediyorsunuz. Ve grup burada benim çok çok sevdiğim “Ulan bunlar kesin Türk” hissini uyandırıyor melodilerinin altyapısı ile. Vokaller sabit değil. Burada sabitlikten kastım sürekli olarak brutal ve clean olarak değişmesi durumudur. Bir sonraki parçada da bahsedeceğim üzere parça öyle bir programlanmış ki sanki iç içe iki parça çalınıyormuş gibi. 3:10 civarında başlayan bir gitar yürüyüşünün giderek ana melodiye dönüşmesi ve bu esnada arkadan duyulan belli belirsiz Türkçe sözler insanın parçanın olası kusurlarına olan tüm odağını dağıtıyor. Mest oluyorsunuz. Bu parçayı ilk dinlediğimde neden kaynaklandığını bilmeden davullar hakkında acayip bir hisse kapılmıştım. Yani gerçekten parçayla çok örtüşmesinin yanında parçaya hakim olan o yerel havanın dışında gelmişti. Bunun sebebini halen bulamadım. Ancak belki bir sebepten dolayı olabilir diye düşünüyorum. Bunu da yazının sonunda yazacağım. Parça 8 dakikaya yakın süresi içerisinde gazdan “bir gıdım” ödün vermeden akıp gidiyor. Geçişler fevkalade. Bitişte ise bir sonraki parçaya oldukça uyumlu bir melodi giriyor. Kendi adıma ben bu tip “parça sonlarında dinleyici parçayı kapattıktan sonra aklında kalabilecek türde” melodiler içeren çalışmalara hastayımdır. Bu arada son kısımda yer alan çıkış melodisi de bana felaket Sabhankra‘mı anımsattı.

İkinci parça kesinlikle birinci parçadan daha iyi! Birinci parça çok iyi ise ikinci parça çok çok iyi yani sevgili okur. Başlangıç melodisi benim taa Constantinopolis albümlerinde keşfettiğim o hüzünlü Türk işi melodiler tadında. Bu noktada şu tezimi ortaya sürüyorum sevgili okur: İsveçli Melodik Death Metal grupları nasıl kendi kültürlerinden gaza gelip melodiler üretip başarılı oldularsa Türk Melodik Death Metal grupları da aynı şeyi başarabilir. Sabhankra buna çok iyi bir örnektir. Baht’ta bir diğer güzel örneğim oldu bu durumda 🙂 Neyse, 2. parça Sacred Enigma özellikle 4:15 civarında başlayan ve artık 5:02 de adeta parçayı sırtlayıp götüren o bass partisyonlarında çok başarılı olmuş. Death Metal müzisyenlerinin aslında en yetenekli metal müzisyenleri olduklarını okumuştum bir yerde. Dünyanın icrası en zor müzik türlerinden birisinin Teknik Death Metal olduğunu da biliyorum. Belki Baht grubunun türü teknik death metal değil ama inanın melodik death metal’in hakkını vermişler bu çalışma ile. Hani her grubun vardır ya tüm grup üyelerinin yeteneklerini eksiksiz sergiledikleri bir parçası, (en yakın örneği ile Hope To Find’ın Witness Of Happiness geliyor aklıma) işte bu parça da öyle bir parça.

Davullar konusunda ufak bir araştırma yapınca davulların Joona Rasanen isimli bir davulcu tarafından yapıldığını gördüm. Acaba beni etkileyen o unsur davulcunun yabancı olması mı lan diye düşünüyorum ama emin değilim. Çalışmayı Erkan Tatoğlu kaydetmiş. Ellerine sağlık.

Bu tip yorumlarda puan vermeyi pek sevmem sevgili okur. Ama verecek olursam bu çalışmaya herhalde 10 üzerinden 9 puanı gözüm kapalı verebilirdim.

Myspace adresi: http://www.myspace.com/bahttr

Resmi sitesi: http://www.baht-tr.com/