Tag Archives: Rumpelstiltskin

Grimm Kardeşlerin Masal Sandığı Projesi

İlginçtir, blogdaki şu yazıyı yazdıktan sonra bir birinden farklı birkaç okurumdan mail yoluyla geri dönüşler aldım. Onlar da tıpkı benim gibi, çocukluk dönemlerinde bu seriye sahip olmuşlar, ya birkaç kitapları eksikmiş ya da tamamı kaybolmuş. Gizem Saraçoğlu ismindeki bir okur ise bana bu zamana kadar hiç düşünmediğim bir hedef verdi: Seriye adını veren “Masal Sandığı“nı bulabilir miydim acaba?

Aradım, taradım ancak nafile. Türkçe olarak basılan sandığı bulmak imkansızmış onu gördüm. Ben de aynı serinin yurt dışında basılan İngilizce basımlarını araştırmaya karar verdim ve birkaç uygun anahtar sözcükten sonra buldum.

grimmsbox

Üç boyutlu bir görsel üzerinden iki boyutlu bir şablon çıkarmak için biraz uğraşmak gerekiyor. Bir kere çekilen fotoğrafların açıları nedeniyle görseldeki piksellerde kırılmalar ve bozulmalar oluyor. İnternetten bulduğum ve sandığın orijinal halini gösteren fotoğraflar, çok yüksek çözünürlüklü değildi. Ancak elbette bir avantajımız vardı ki, o da tasarımda kullanılan tüm görseller bizzat seride yer alan beş masal kitabının içerisinden alınmıştı. Dolayısıyla masal kitaplarındaki uygun görselleri yüksek çözünürlüklü tarayarak sandığın tüm yüzeylerindeki görselleri temin edebildim.

Bir diğer husus ise katlandığında üç boyutlu, kapanabilen bir kapağı olan bir kutunun şablonunu çıkarmaktı. İşte bu biraz zamanımı aldı. Çünkü üst kısımdaki kapanan kapağın hesabı milimetrik ve çok kesindi. Ben de iki farklı tasarımla biri magnetle, diğeri de orijinaline en yakın olaca şekilde kapanan iki kutu şablonu ürettim.

Photoshop’la ürettiğim dış kaplamayı folyo malzemeye bastırdım. Daha sonra da bu folyoları mukavvaya ve kartona sıvadım. Hava boşluğu meselesi yüzünden bu işi çok titizlikle yapmak gerekiyor. Fabrikasyon bir ürün olmadığından muhakkak hatalar oluyor. Bir de anladığım kadarıyla orijinal masal sandığı kutusu iki ayrı mukavva şablonun birleştirilmesiyle üretilmiş. Ancak ben tek bir kalıp üzerinden yaptım. Tasarımlardan bir tanesinde folyonun birleşme yerlerinde katlama payı bırakmayı unuttuğum için köşeler çok sırıttı.

Sonuç olarak masal sandığımı, bir okuyucumun bana verdiği bir ilhamla ve hedefle tamamladım.

grimmbox01grimmbox02grimmbox03grimmbox04

Bu seriyle, bu seride yer alan masallardan biri olan (ve en sevdiğim çocuk masalı olan) Rumpelstiltskin ilgili birçok yazı yazdım bu blogda. Ancak galiba bu yazıyla birlikte, bu seriyle ilgili yapacaklarımın sonu gelmiş oluyor. Kurbağa Prens masalının bir yedek baskısını hala arıyorum gerçi. Bulursam belki ileride, bahsederim.

Belki de aylar sonra, bir Google aramasıyla gelip bu yazıyı bulacak olan okur, blogun İletişim bölümünden ya da Sosyal Medya hesaplarım üzerinden bana ulaşırsan sana da kendi hazırladığım örnek baskı şablonunu gönderirim. Böylece sen de küçük bir uğraşla çocukluğundaki o serinin kutusunu yapabilirsin.

 

Dolunay’da Okunacak Masallar – Grimm Kardeşler

Pırıl pırıldı gözlerim, yüreğim kan ağlıyordu.
Açlıkla yokluğun arasında gidip geliyordum her gün. Gökte hiç bulut yoktu
Ve en güzel dolunay hep bir sonraki oluyordu,
Sana olan doyumsuzluğum bir sigara gibi, Tükendikçe her nefeste tazeleniyordu.
Ne biçim bir akşam oluyordu böyle?
Bu nasıl bir dolunay akşamıydı?
Uzakta, uzaklarda birileri Sabahattin Ali’den şiirler okuyordu “Eskisi Gibi”…
“Gönlüm seninkine yardı, ayaklarımız uyardı…”

Merhaba,

Gözlerinden uzakta, büyük bunalımlar yaşıyorum şu sıralar. Tanıdığım herkes, tanımadığım kimselere dönüşmüş durumda. Sözler duyuyorum, hareketler görüyorum. Şoka giriyorum! Anlayamıyorum, şaşkınlıkla bakıyorum. Artık işler çığırından çıkmaya başladı.

Bu ay yoğun bir ay oluyor. Özellikle şu son hafta, bir türlü yapamadığımız laboratuvar işleriyle dopdolu. Umarım Şubat ayı içerisinde tüm bu ekstralar bitecek ve nihayet Mart ayında masamın başına oturabileceğim. Elimde epey bir materyal birikti yine. Bunları düzenlemek gerekiyor. Bir de geçen hafta odamı düzenledim epey. Birkaç kitap, kaset ve CD çıktı. Bunlar için ufak tamiratlar gerekecek. Yapmaktan keyif aldığım mevzular olduğundan ötelemiyorum bu işleri.

rumpel02Şiirleri bir kenara bırakırsak, masalları oldum olası çok sevdim. Yıllar önce şu yazımda yazdığım “Rumpelstiltskin” ise favorimdir. Kapağını açan son el yüreğime dokundu çünkü. 2014’te yazdığım yazının son cümlesi “Umarım bir gün bir sahafta bir köşede bulurum temiz bir kopyasını.” şeklindeymiş. Evet, o dilek gerçek oldu ve sadece Rumpelstiltskin masalını değil, çocukken sahip olduğum ilk kitaplar olan Grimm Kardeşlerin Masal Sandığı serisinin tamamına sahip oldum tam 23 yıl sonra. 1995 yılında babamın aldığı üç kitapla sahip olmuştum serinin bir kısmına. Ancak diğer iki kitabını yıllardır bulamamıştım. Geçen zaman içerisinde elimdeki kopyalar da epey yıprandı. Parçalandı hatta. Nihayet yıllar sonra, yedekleriyle bulup tamamladım seriyi. Özellikle Zapp tarafından resimlendirilmesi sebebiyle bu baskılar birer efsaneye dönüşmüş durumdalar.

rumpel01

rumpel03

Mutlu son yoktur

Okunacak bir masal var elimde. Yalan ve aç gözlülükle başlıyor, kurnazlık ve acımasızlıkla devam ediyor. Felaketler başlıyor ve hiç umulmadık bir anda karanlık bir çukur çözüveriyor her şeyi. Tüm yaşananlar geride kalıyor. Bir küçük çocuk cıvıldıyor kucağında. Mutlulukla bakıyorsun. Geç oluyor belki ama sonsuza kadar sürüyor.

familyportrait

Rumpelstiltskin

Rumpelstiltskin, Grimm Kardeşlerin bir masalının adıdır. Bu benim sahip olduğum ilk kitaplardan birisidir ve okumayı öğrendikten sonra da okuyup ezberlediğim ilk masaldır. 1995 yılında, Sivrihisar‘da, okumayı yeni öğrendiğim, ilkokul 1. sınıfın sonlarına doğru bir zamandı. Babam bir akşam elinde üç tane kitapla çıkageldi. Küçük Kahraman Terzi, Kurbağa Prens ve Rumpelstiltskin. İlk ikisini hızlıca okuyup hemen bu üçüncüye, adı çok ilginç olduğu için başlamıştım. Aradan yıllar geçti, halen daha ilk ikisi bir köşede durur, Rumpelstiltskin başka bir köşede 🙂

Masalda bir cüce vardır, adı da Rumpelstiltskin’dir. Samandan altın eğirmesi beklenen bi kıza üç defa yardım eder. Her defasında kızdan birşeyler alır. Ancak son defa geldiğinde kızın verecek bir şeyi kalmadığı için, altın eğirmesi karşılığında evleneceği kralla yapacakları ilk çocuğunu vermeyi kabul eder. Aradan zaman geçer kız evlenir, bebeği olur ve cüce kızın karşısına yine çıkar. Bebeği vermesini ister, kız yalvarır yakarır, cüce de son bir şans verir kıza: Üç gün içerisinde adını tahmin etmesini ister. Kız bildiği tüm isimleri sayar, etrafa haberciler salar, duydukları isimleri kendisine getirmelerini ister. İlk iki gün tüö çabalar nafiledir. Çünkü cüce, söylenen her isme itiraz eder, adının o olmadığı söyler. Son gece tüm umutlar tükendiğinde son gelen bir haberci kraliçeye ormandan geçerken bir cücenin dans edip şarkı söylediğini, “Rumpelstiltskin adım benim, Kraliçe bilemez eminim” diye dalga geçtiğini söyler. Kraliçe de o gece cüce geldiğinde elinde kalan son üç ismi sayar ve evet, sonuncu isim Rumpelstiltskin doğrudur, cücenin adıdır. Çok sinirlenen cüce yerde tepinmeye başlar ve yerde açılan bir delikte kaybolur gider. Böylece kraliçe bebişini vermekten kurtulur.

Bu kitap, uzun süredir bende değildi. Bende olmadığı zamanlarda hangi cennetteydi kimbilir 🙂 Bu yazıyı yazmanın sebebi sizlere bu hikayeyi anlatmanın yanısıra, farkında olmadan, elimdeki baskının çok kıymetli bir baskı olduğunu farketmemdir. Meğer elimdeki baskı Rumpelstiltskin masalının dünyada en iyi resimlendirilmiş baskılarından birisiymiş.  Grafik tasarımları ve çizimler Zapp‘a aitmiş. Bendeki Türkçe versiyonundan farklı olarak pek çok farklı versiyonu da 1995 senesinde tüm dünyada basılmış.

Kitapla ilgili baskı ve katalog bilgileri için şu iki adresi inceledim:

https://openlibrary.org/works/OL15151103W/Rumpelstiltskin

https://archive.org/details/rumpelstiltskin00brya

Şu anda tek derdim, bendeki bu kopyanın (19 yıllık) çok eskimiş ve kardeşlerimin büyürken gazabına uğrayıp yer yer karalanmış olması. Umarım bir gün bir sahafta bir köşede bulurum temiz bir kopyasını.