Tag Archives: Sagopa Kajmer

Ve Eylül Başlar…

Salak gibi oturmuş sana ulaşmayı bekliyorum. Telefon çalıyor ama elbette açmayacaksın. Neden açasın ve acıyasın ki? Sırf dolunay var diye, yıllar önce verdiğim sözü hala tutuyorum diye, bana bağlı olmanı neden bekleyeyim ki? Her neyse unutalım şimdi bunları. Bu ay ki görsel Tahir Abi‘den geliyor. Yıllardır onun duvarını süslüyor. Belki imkan olsa, orijinal görseli tarayabilsem, aynısı ben de tablo yaptırabilirdim. Belki çizere ulaşmanın bir yolu olsa…

Şu iki cümleyi çok seviyorum: “Zaman geçiyor.” ve “Bu işler olur.” Olur, elbet olur ama nasıl? Geride nasıl bir yara bırakır? Ahmed Arif’in dizelerini okudum perişanlıkla. Bu nedir ya? Her canım sıkıldığında böyle mi hissedeceğim ben? Bilmem kaç yıl benden önce yazılmış şu kelimeler, öyle mi güzel denk gelir?

Eylül ayı başladı. Alper veda edeli haftalar oldu. Sindiremedim bir türlü. Huzur yok, keyif yok, yoruluyorum, düşüncelere boğulmuş haldeyim. Mert var gerçi. Mert’le zaman geçiriyoruz. Mert’in her geçen gün biraz daha büyümesini izliyoruz. Dört aylık olacak birkaç gün sonra. Artık sağa sola kendini döndürebiliyor.

Alper yıllardır ilk defa, blogla ilgili bir fikirle geldi. Gerçi kendisi de henüz tam şekillendirememiş ama bahsettiği kısmı bile heyecanlanmama yetki. Bakalım önümüzdeki aylarda Eskişehir – Ankara hattında neler olacak. Az önce güzel bir haber aldım. Yağızhan mezun olmuş.

Sagopa Kajmer, “Yunus” isminde bir EP çıkarmış. Yıllar sonra merak ettim dinleyeyim dedim. İlk parça “Pankart” epey ilgimi çekti. Parçanın başındaki strachler beni 2000’lerin ilk yarısındaki Sagopa / Silahsız Kuvvet dönemine götürdü bir anda heyecanlandım. Ancak devamında gelen melodik vokallerle yüzümü buruşturdum. Sonradan strachlerin bizzat Sagopa’ya ya da yıllardır duymadığımız ismiyle Dj Mic Check’e ait olduğunu öğrendim. Uzun süredir Ahmet’le bir araya gelemiyoruz. Fırsat bulursak bu yeni çalışma hakkında konuşabiliriz.

İlkan Abi aradı önceki gün. Aklıma bir tohum ekti. Inception olur mu bilmiyorum 🙂 Ama üzerinde enine boyuna düşünmem gerekecek. Aynı akşam Eskişehir Teknik Üniversitesi‘nin çevrimiçi sertifika törenine katıldım. Haftalar önce yaptığım şu çevrim içi sunum için benimle birlikte diğer konuşmacılara da birer teşekkür belgesi takdim ettiler. Hocalarımın büyük bir kısmını Zoom üzerinden de olsa görmek beni ziyadesiyle mutlu etti. Önümüzdeki dönemde de bu işlerin daha da güzel bir zemine oturtularak devam etmesini diliyorum.

Ve Eylül başlıyor. Takvimimde yaz bitti. Sıcaklar son bulmadı ama yüzümü sonbahara çevirdim artık. Bir yolunu buluncaya kadar, gözlerim üzerinde olacak, gökyüzünde.

Müzikte Yeni Arayışlarımız

jhjh

Tamamen can sıkıntısı! Yemin ediyorum öyle. Nedense birkaç haftadır üçlü olarak içimizde “death metal çalalım abi” gibilerinden yakınmalara sahibiz 🙂 Tabi işin geyiğindeyiz. Şu an ki seviyelerimizde bunu yapmamız çok zor. Olsun, biz de iki stüdyodur eğlencesine takılıyoruz. Arada çıkan melodiler fena da değil hani. Ancak bugün ağırlıklı olarak Sagopa Kajmer dinleyen dostumuz Duran‘ın yaptığı scream vokali gördüğümüzde inanın ne yapacağımızı bilemedik! Neye uğradığımızı şaşırdık… Savaş’ın hayret nidaları içerinde ev arkadaşı Duran’a yağdırdığı “küfürler dolu övgüler” hepimizi krize soktu 🙂 Bu arada davuldaki bu çift pedal olayını hafiften ilerletiyorum galiba. Farkediyorum yani kendimde.

Stüdyo bitip eve geldiğimizde bu sefer de klavyenin başına çöktük. Rap yaptık 🙂 Dj ben oldum, klavyenin hazır ritimlerinden birini açtım, Duran’da yine Sagopa’dan bir şeyler söyledi. Çok güldük eğlendik yav 🙂

Günün en güzel kısmı şu; stüdyoda ufaktan bir parça bestelemeye başladık. Gövde ritimlerini, girişini falan çıkardık. Dur bakalım eğer üşenmezsek bitirip adam gibi birşey yapabiliriz. Vokali Duran’ın yapacağı kesin. Hadi bakalım gazamız mubarek olsun 🙂

NOT: Bu yazıyı Volkan’ın 67 TL’ye aldığı Microsoft marka klavye ve mouse’unu kullanarak yazdım. Süper bir klavye. Tuşları çok rahat. Kablosuz, 2.5 metreden çekiyor 🙂

Güzel Bir Doğum Günü Daha :)

Geçen sene yazdığım şu yazımı tekrar okudum az önce. Duygulandım 🙂 Malumunuz 19 Temmuz günleri benim için 21 senedir doğum günü adı altında özel bir statüye sahiptir. Bu sene de güzel bir doğum günü geçirdim. Ayrıca bu seneki doğum günüm, kutlanma rekoru kırdı. Birazdan üşenmeyip herkesin adını yazacağım teşekkür etmek için. Muhtemelen çok mubarek bir kişiliğe sahibim ki doğum günüm Miraç Kandili gibi bir güne denk geldi. Ayrıca nasıl kötü bir şanstır ki her sene 19 Temmuz’u Fenerbahçeliler Günü (19 Temmuz = 19 07) olarak kutluyorlar. Bir Galatasaraylı olarak kendimden utanıyorum lan. Ayrıca 20 Temmuz 1969‘da Ay’a ilk defa ayak basıldığını düşünürsek doğum günüm böyle süper bir günün arefesi olarak daha az süper bir gün oluyor. Şaşılacak şekilde Temmuz 19, yılın tam 200. günü 🙂 Süper bak, küsüratı sevmem zaten. Ve belki de bugünün en süper yanı bugün tüm kapalı mekânlarda sigara yasağı başladı, he he he 🙂 Neyse sağolsun pek çok eş dost aradı. Bazı ekonomik durumu iyi olanlar ise paraya kıydı ve beni sevindirdiler. Bu hediyeler arasında, dediğime bakmayın 4 tane, iki tane CD var. Birisi Sagopa Kajmer‘in Şarkı Koleksiyoncusu toplaması. Diğeri ise gördüğümde acayip sevindiğim Barış Manço‘nun 1966’da Fransa’da çıkardığı Kızılcıklar Oldu mu? (Bien fait pour toi) plağının CD’ye basılmış hali. Tam koleksiyonluk, 4 parça içeren bir CD bu. Diğer hediyem ise son günlerde takip edenlerin hatırlayacağı üzere fanı olduğum yazar İhsan Oktay Anar‘ın Amat isimli romanı. Ve son hediyem ise bana acayip bir mutluluk yaşatan mini baterim 🙂

Üstten görünüş

Üstten görünüş

Önden Görünüş

Önden görünüş

Şimdi yazımı doğum günümü kutlayan herkesin adını yazarak bitireyim. Neden isim yazıyorum, zira bunu istatiksel bir olay olarak düşünün. Yazının başında verdiğim linkten de görebileceğiniz üzere, hedefim her sene doğum günümü kutlayan insan sayısını arttırmak. Hadi bakalım. Kutlayan tüm eş dost;

Merve, Cansu, Burcu, Sercan, Ayşe Mutlu, Seval, Didem, Deniz (merve), Emre, Serkan Abi, Murat Abi, Aygün, Özgür, Mert, İlker, Türker, Özgün, Volkan, Ergin (çevre), Özgür (karakedi), Onur, Ergin, Erman, Ahmet, Nuray, Ali Emre, Pelin, Alper, Tuğba, Yakup, Key B, Oğuz, Burak, Rabike, Erdal, Hasan, Özden, Deniz, Tuğçe, Sevinç, Koray, Cihan.

Renkler sadece tanışıklığımızın kaynağı ile ilgilidir. Lütfen fazla önemsemeyiniz. Bunu bilhassa ileride bu yazıyı okuduğumda işimi kolaylaştırmak için yaptım. Şunu farkettim ki liste uzadıkça keyfim yerine geliyor, neşem artıyor 🙂 Belki unuttuğum birileri vardır. Lütfen bağışlasınlar beni. Doğum günü pastası olarak Peki‘nin hazır pastasındaki tek bir mumu üfledim. Olsun be, canım sağolsun 🙂