Tag Archives: sarısungur göleti

GNCTRKCLL Dragon Yarışları’nda Nasıl Elendik?

Önceki senelerdeki Dragon Yarışı maceramızı hafızan iyiyse hatırlayacaksın sevgili okur. Şu yazılarımda bahsetmiştim hani: 1. yazı, 2. yazı, 3. yazı

Bu sene de gnctrkcll‘in düzenlediği yarışlara bir önceki ekibimize yeni isimler ekleyerek katılmaya karar verdik. Takımımızın adı tıpkı bir önceki sefer de olduğu gibi “Pirates of Porsuk” olarak belirlendi. Ancak yarış öncesinde özellikle Pirates sözcüğünün telaffuzu ile sıkıntılar yaşanınca adımızı “Porsuk Korsanları” olarak değiştirdik.

Sarısungur Göleti’nde ön elemeye giderken

Ekibimizde geçen sene yer alan kardeşlerimiz Emre, Turgut, Atila ve Ersil bu sene yoktular. Ayrıca yine değerli arkadaşlarımız Meltem ve Filiz ile Filiz’in kardeşi de bu sene bizimle birlikte değillerdi. Biz de yeni isimleri takımımıza davet ettik. Bu sene hanım kürekçilerimiz Ezgi ve Esra oldular. Sercan’ın bölüm arkadaşları olan bu kızlarla çok kısa sürede aynı frekansta olduğumuzu anlayınca sanki kırk yıldır aynı takımda kürek çekiyormuşuz gibi oldu, kaynaştık. Hemen ardından Togay ve Emre kardeşlerimizi bağladık ki ikisi de fiziksel olarak tipik kürekçilerdi, hatta Emre eski OGÜ takımındandı. Geçen seneki ekibimizin yedekleri Sercan ve Murat‘ı da ilk 10’a aldık. Geriye bir tek tamtamcı kalıyordu. Tamtamcımızı da antrenmana gittiğimiz gün tamamen şans eseri olarak bulduk: Ezgi! Ezgi’yi hani Doğa ve Çevre Kulübü ile yaptığımız işlerden hatırlarsın belki sevgili okur. Ve böylece “Porsuk Korsanları” şu kadro ile yarışa hazır hale geldi:

:: Tamtam: Ezgi
:: İlk sıra: 2Emre – 1Togay
:: İkinci sıra: 4Koray – 3Murat
:: Orta sıra: 6Sercan – 5Alper
:: Dördüncü sıra: 8Esra – 7Ezgi
:: Son sıra: 10Volkan – 9ben

Geçen hafta perşembe günü ilk ve tek antrenmanımıza çıktık. Şansımıza kalabalık değildi ve çok rahat bir antrenman oldu. Aralıklarla iki tur yaptık. Oturma düzenini ve taktiklerimizi konuştuk, anlaştık ve ilk elemenin yapılacağı cumartesi gününü beklemeye başladık.

Cumartesi gözümü Alper‘in odada açtım. Yerde Sercan, Sercan’ın yanında da Alper yatıyordu. Uyandık, hazırlandık. Tüm takım Açıköğretim Fakültesi’nin yanındaki otoparkta toplandık. Üç araç olarak Sarısungur Göleti‘ne doğru yola çıktık. Gölete vardığımızda ortamın cidden kalabalık olduğunu gördüm. Geçen seferden farklı olarak takım kaptanlığı bu sefer Volkan‘daydı. Kuramızı çekti ve ilk sırada güçlü bir takımla, Uçan Hollandalı, yarıştığımız bir tablo çıkardı ortaya. Başa gelen çekilir diyip son hazırlıklarımızı da yaptıktan sonra kayığa doluştuk. Alper kayığa ters oturarak yandaki ekipte “bunlar işi bilmiyor” izlenimi uyandırdı. Neyse, kurbanlık koyun modunda başlama noktasına ilerledik.

Başlangıç noktasında iyi bir çıkış yapıp kısa sürede öne geçmeyi başardık. Tempomuzu uzun süre koruduktan sonra yavaş yavaş yorulmaya başladık. Bitişe çok az bir süre kala yandaki ekip de bizi yakalamaya başladı. Biz de gizli silahımız olan Atak hamlesini yaptık. Teknedeki herkes son gücüyle küreklere asıldı ve yarım boy farkla yarışı kazandık. Tekneden ininceye kadar bekledik. Ancak kıyıya yanaşır yanamaz herkes birbirine sarılmaya tebrik etmeye başladı. Sevinçten Alper’le kucaklaşıp zıplamaya başladık. Evet, ilk turu geçmiş ve ertesi gün Porsuk‘da yarışmaya hak kazanmıştık. Kısa bir süre sonra toplarlanıp ertesi günü düşünerek Sarısungur Göleti’nden ayrıldık. Ön elemeyi nasıl kazandığımızı şu videoda izleyebilirsiniz.

Pazar günü saat 10.00’da Adalar‘da eski belediye binasının önünde gnctrkcll etkinlikleri çoktan başlamıştı. Biz de gecikmelerle saat 10.15 civarında orada olabildik. En erken gelen Volkan, Sercan ve Alper’e takım adına beklettiğimiz için özür diliyorum. Kabul edin lan n’olur.

Murat ve Alper Kahvaltıda

Hazırlıklarımızı yaptıktan sonra Porsuk’ta küçük bir ısınma turu attık ve hepimiz aç olduğumuz için ekip olarak kahvaltı yapmaya gittik. Barlar Sokağı‘nda Public Tube‘da epey iddalı bir kahvaltı yaptık. İddialı olan kahvaltı değil, yan masada yenmemiş olarak duran patates kızartmaları ile sosisleri aşırabilecek kadar aç olan bizlerdik. Kahvaltıdan sonra yarış alanına döndük ve kurayı beklemeye başladık. Kurada Anadolu Hazırlık isimli takım çıktı karşımıza. Yarışma sırası olarak da 3. sırayı çektik. İç kulvarda yarışacaktık.

Zaman aktı gitti ve sıra bizim yarışımıza geldik sevgili okur. O ana kadar ufak tefek heyecanlanan ben, o anda heyecandan midemin bulandığını hissettim ilk defa. İskeleden hareket ettik başlangıç noktasına doğru. Yol boyunca taktiklerimizi tekrar tekrar gözden geçirdik. Ve nihayet başlama noktasına geldik. Heyecan hepimizi sarmıştı. İki takım aynı hizaya gelince start verildi ve tempoyla asıldık küreklere. Diğer ekip bizden yarım boy kadar önde gidiyordu. Volkan’la beraber takıma komut veriyorduk ve hızlanmadan tempoyu korumaya çalışıyorduk. İlk taktiğimizi tam da beklediğimiz yerde ilk virajda gerçekleştirdik ve yarım boy önce geçtik. Bir süre böyle gittikten sonra yorulmalar başladı takımımızda. Kısa süreli bir kaostan sonra yine komutla takımı dengede tutmaya çalışırken bu sefer diğer ekip öne geçti. Böylece elimizde son bir hamle şansımız kalmıştı ve uygun zamanı beklemeye başladık. Kararlaştırdığımız nokta geldiğinde Volkan’la birlikte son gücümüzle “aataaaakkk”diye bağırdık. Ancak antrenmanlarda ve bir önceki yarışta olan sıçrama olmadı bu sefer. Atağımız bir işe yaramadı. Son metrelerde iskelenin iki yanındaki insanlara bakabildim.

Yarışın en zor anlarında birisi

Yüzümde dehşet verici bir ifade olmalıydı herhalde. 30-40 santimlik bir farkla yarışı kaybettik. Bitiş noktasını geçtikten sonra yan takımın tamtamcısı suya düştü. Onun düştüğünü görünce kürekçilerinden birisi de suya atladı. Ancak o an ki hayal kırıklığı ile bunların hiçbirine dikkat edemedim. Halbuki bu durum diskalifiye sebebiydi, yarış öncesinde verilen kural listesinde o şekilde yazıyordu.

İki an çok etkilemişti beni sevgili okur. İlki az önce bahsettiğim an, yarışın bitimine birkaç metre kala iskeledeki insanlara baktığım andı. Yüzümdeki o ifadeyi düşündüm. Diğer an ise kaybettikten sonra iskeleye giderken kayıktaki o andı.

Yarıştan sonra sahneye çağrıldık. İki cümle birşeyler söyledi Volkan. Sonra bir fotoğrafımızı çekip verdiler. Toplarlanıp oradan ayrıldık.

Yarıştan sonra şu sitede şöyle bir haber çıktı. Bu da ekip olarak bizi biraz düşündürdü gerçek olabilir mi diye.

Tıklayınca büyüyor abisi!

EKLEME: Sakarya Gazetesi’nin 08.10.2012 tarihli baskısında çıkan haberimiz:

Dragon Yarışları 2. Antrenman

Vizelerden hemen önceki cumartesi günü daha önce şu yazımda da yazdığım ilk iki antrenmandan sonra kalan tek antrenman hakkımızı kullanmak için yine sabahın erken saatlerinde buluşup Sarısungur Göleti‘ne gittik. Orada hemen hangi grubun kaçıncı sırada antrenman yapacağına dair bir kura çekildi ve şansımıza ben 2. sırayı çektim. Bir müddet bekledik önce. Sonra sıramız geldi ve biz ciddi bir hata yapıp ısınma hareketleri yapmadan tekneye doluştuk. Bu arada o günkü kadroda bir önceki antrenmana göre bir takım değişiklikler vardı. Bu antrenmanda Meltem davulcu oldu. Dümencimiz Erman olamadı malesef, zira dümencilerin eğitimi tamamlanamamış. O sebepten dolaayı dümene organizasyon ekibinden Ceyhun geçti. Takımda 3 bayan bulundurmak zorunlu olduğundan kelli bir önceki takımdan Murat‘ı ve Sercan‘ı yedeğe alıp yerlerine deneyimli olan Filiz‘i ve ilk defa kürek çekecek olan Deniz‘i aldık. Benim yanıma Atila geldi. Deniz’le Filiz ise yanyana oturdular.

Bu antrenmanda bir öncekine göre daha iyiydik. Çünkü artık herkes yapması gerekeni öğrenmişti. Deniz bile ilk defa kürek çekiyor olmasına rağmen uyumluydu. Ceyhun’la Filiz’in de tanışıyor olması sebebiyle takımda daha samimi bir ortam oluştu.

Takımımız

Antrenmana başladık. Ceyhun yine bizi hemen yakından döndürdü, acayip kızdık. İlk sırada oturan Atila ve Ersil neden bilmiyorum bu antrenmanda uyumsuzdular. Ceyhun’un da tavsiyesi ile yarışta ön sıraya Alper ve Koray’ı geçirmeye karar verdik. Çok kısa sürdüğü için antrenman saat 3 gibi toparlandık. Ancak bizi götürecek otobüsün saat 6’da gelecek olması hiçbirimize makul gelmedi. Biz de kuşandık silahlarımızı düştük yola. Göl karşılıklı kıyıları arasındaki mesafe en fazla 300 metre olan ancak kıyı şeridi uzun olan bir göl. Yani şöyle özetleyeyim, eğer suda yürüyebilirseniz göletin dışına, otobüsün geçtiği yere gitmeniz 3 dakika sürer. Ancak eğer suda yürüyemiyorsanız, gölün çevresini dolaşmak zorundasınız. Bu da en az 20 dakika yürümek demek. Biz suda yürümeyi bilmediğimiz için kıyısından dolaştık ve 20 dakikaya çıkışa geldik. Ancak bu noktadan ancak bir saatte bir otobüs geçiyordu. Bizim şansımızı arttırmak için birkaç kilometre ötedeki otobüs durağına ulaşmamız gerekecekti. Bu yüzden karayoluna çıktık. Daha 5 dakika yürümüştük ki arkadan gelen bir tır sağolsun otostop işaretimize cevap verdi. Araca ancak 6 kişi sığabiliyormuş. Oysa biz 11 kişi idik. Bu esnada arkadan aynı firmaya ait ikinci bir tır yanaştı. Biz toplamda 11 kişilik iki grup bu tırlara bindik. Bu adamlar da sağolsunlar o dediğim durağa bizi bıraktılar. Burada da yirmi dakika kadar bekleyip gelen otobüse atlayıp şehre indik. Bu sayede saat 6’ya kadar beklemekten kurtulduk. Bu arada bu antrenmanda takımın adını da koyduk: PIRATES OF PORSUK. Antrenman böyle bitti.

Bu antrenmandan bir kare koyuyorum buraya. Sercan çekmiş, çok hoşuma gitti.

Duvarkağıdı (Tıkla büyür)

Dragon Yarışları Antrenmanı

Dragon Ekibim

Bugün çok uzun süre önce kararlaştırdığımız ilk antrenmanımızı Sarısungur Göleti’nde gerçekleştirdik sevgili okur. Acayip ıslandık ama çok eğlendik ve gaza geldik.

Dinamo Kiev

Saat 13:30’da hareket noktamızdan hareket ederek belediyenin tahsis ettiği bir otobüsle gölete geldik. Hemen benim ısrarla “GEMİ” dediğim kanoyu suya indirdik. Hazırlıklarımızı yaptık ve ön eğitimimizi aldık. Sonra sıra geldi artık “DENİZE” açılmaya!

Senkronizasyon problemimiz çok oldu sevgili oldu. Bir de Atilla ve ben acayip su sıçrattık ekibimizin üzerine. Bu arada ekip demişken hemen yazayım; davulda Merva, Alper, Murat, Volkan, Sercan, Turgut, Ersil, Atila, Emre, Koray, Erman ve ben. Dümencimiz Erman o gün özel eğitim aldığı için yaptığımız iki antrenmanda dümencilerimiz organizasyondaki elemanlar oldu.

Three-Step Power Supply

İlk antrenmanımız takdir edersiniz ki çok komik ve sulu oldu. Ancak özellikle ikincisinin sonlarına doğru her birimiz birer korsan edasıyla asıldık küreklere. Bu kürek çekmek de öyle basit bir olay değil ha. Acayip tekniği falan var yani.

Aslında bunu uzun uzun anlatırdım ama o zevkin tamamen bana ait olmasını istediğim için seni videoyla yetinmeye davet ediyorum sevgili okur.