Tag Archives: Savatage

Savatage – Edge Of Thorns Plağım

savat01Bu yıl ki doğum günüm, hem gerçek bir sürpriz olması, hem de aldığım iki güzel plak dolayısıyla unutulmazlar arasına girmişti. Şu yazımda anlatmıştım. Bu yazıda, o gün Utku ve Hazal‘ın hediye ettiği SavatageEdge Of Thorns plağımdan bahsedeceğim. Uzun zamandır plak yazısı yazmıyordum. Evi taşıdıktan sonra yazdığım ilk plak yazısı bu olacak. Hadi bakalım.

Edge Of Thorns, Savatage’ın 1993 yılında çıkardığı kült albümü. Tipik bir heavy metal albümü olmasının yanı sıra elimdeki plaklar içerisinde kapağı tartışmasız en iyi olanlarda birisi. Müthiş fantastik ve her detayıyla bir şeyleri simgeleyen, harika bir çizim. Küçük bir araştırma yapınca albümün kapağının, albüm yayımlandığı dönemde de epey ilgi çektiğini öğrendim.

Resmin ortasında duran muhteşem kadın, grup bu albümü yayımladıktan sonra hayatını kaybedecek olan gitaristin eşidir. En azından çizer Gary Smith de bunu onaylıyor. Bu noktada albüm kapağında çok fazla detay dikkatimizi çekmeli. Plak kapağı boyut olarak daha büyük olduğundan bu detaylar daha fark edilebilir oluyor. Yukarıdaki görsel internetten bulduğum bir dosya. Ancak aşağıda görünen bizzat plak kapağından kendi çekimim. Burada çok ufak bir farklılık var:

savatagehighEn tepede, çok uzakta bir şato gözüküyor. Ağaç dallarının oluşturduğu öfkeli suratı da fark etmişsinizdir. Bu suratın, albüm çıkmadan önce gruptan ayrılan grubun kurucusu ve vokalist Jon Olivia‘nın suratı olduğu yönünde iddialar varmış. Ortada duran kadından bahsetmiştim zaten. Solda suyun içerisindeki timsahı ve sol en altta görünen bir başka timsahın tek gözü ise yine takdire layık bir ayrıntı. Ve son olarak en sağda duran goblin suratına biraz dikkatli bakın. Çünkü albümün internette gördüğüm hiçbir versiyonunda bu goblin yok. Ancak bendeki 2014 yılı Almanya basım plakta sudan dışarıya doğru bakmakta olan goblin ilave edilmiş görsele. Bu, muhtemelen az bilinen ve çok değerli bir ayrıntı. Discogs.com’da da kontrol ettim.

Albümün iç zarflarında şarkı sözlerinin yanı sıra grupla yapılan uzun bir röportaj ve albüm hakkında çok fazla detay yer alıyor. Albümde yer alan 15 şarkının double lp olarak basılması harika bir şey. Ancak double lp olarak basılan bir albümün gatefold yani açılır kapak olmaması da apayrı bir fiyasko. Belki de albümün tek fiyaskosu.

Savatage’ı Edge Of Thorns şarkısıyla tanıyordum. Yalan söylemeye gerek yok, bu şarkı haricinde de pek bilgim yoktu grup hakkında. Ama albüm biriktirmenin en güzel yanı da bu zaten. Biraz araştırınca gerçekten güzel detaylar yakalayabiliyorsunuz.

chris

Chris Olivia

Albüme adını veren parça dışında, Miles Away çok dikkat çeken bir parça. Tam da Volkan‘ın sevdiği heavy metal parçaları ayarında. Söz konusu heavy metal olunca, Volkan’ın benden daha iyi bir dinleyici olduğu kesin. Belki de o, bu albümü çok önceden keşfetmiştir bile. Miles Away, “All That I Bleed” ile birlikte, grubun gitaristi Chris Olivia ve kardeşi Jon Olivia’nın birlikte yazdıkları son iki şarkılar. Kayıttan önce Jon’un sesinin yetersiz kaldığını fark ettikleri an Zachary Stevens’ı vokal yapması için grubun kadrosuna alırlar. Jon’un planı, bu albüm çıktıktan sonra dinlenip bir sonraki albümde çift vokalli bir grup olarak devam etmektir. Ancak, kardeşi Chris ölünce tüm planları boşa çıkar. Chris albümün çıktığı aynı yıl 1993’te, bir konser sonrası sarhoş bir sürücü tarafından öldürülmüştür. Hatta aracında yanında bulunan karısı da ağır yaralanmıştır.

Dolayısıyla Edge Of Throns, grubun fanları için her zaman hüzünle hatırlanan bir albüm olmuştur.

savat02 savat03 savat04

Albümün parça listesi şu şekilde:

A1 Edge Of Thorns 5:54
A2 He Carves His Stone 4:14
A3 Lights Out 3:10
A4 Skraggy’s Tomb 4:22
B1 Labyrinths 1:29
B2 Follow Me 5:08
B3 Exit Music 3:05
B4 Degrees Of Sanity 4:36
B5 Conversation Piece 4:10
C1 All That I Bleed 4:41
C2 Damien 3:53
C3 Miles Away 5:06
C4 Sleep 3:52
D1 All That I Bleed (Acoustic Version) 4:34
D2 If I Go Away (Acoustic Version) 3:49

savat06

Uzun Hikayeler: Taşınma, Doğum Günü ve Dolunay

tasinma04
Bu yazıyı çok uzun zamandır erteleye erteleye bugüne kadar geldim. Neredeyse yirmi günlük bir yazı bu. 19 Temmuz 2016’da, hayatımın en güzel akşamlarından birini yaşadım. Doğum günüm dolunaya rastladı ve iki yıldır oturduğum evden taşınıp yeni bir eve geçtim.

Doğum günümün Temmuz ayı dolunayına rastlaması zaten beni epey heyecanlandırmıştı. Dolunaylardan başka tutunacak bir şey kalmadığı için, bu muhakeme gününün hoş tesadüfü, beni fazlasıyla mutlu etmeye yetti.

Bir süredir ev arıyorduk. Ancak emlakçıların komisyon pişkinliğinin artık dayanılmaz boyutlara ulaşması sebebiyle, öfkelenip güzel bir ev bulmak konusunda umudumu kesmiştim. Eski evin bir sonraki kirası son gün yaklaştıkça tedirginliğimiz artmıştı. Şansımıza, umudu kestiğimiz günün akşamı, bambaşka bir mahallede, Vişnelik Mahallesi‘nde tam da aradığımız gibi bir ev bulduk. İlanı gördüğümüz akşam hiç vakit kaybetmeden evi gezdik. Aynı gece evin sahibiyle epey uzun bir konuşma yapıp heyecanla ertesi sabahı beklemeye başladık. Çok uzun süre sonra ilk defa heyecandan uyuyamadım. Ertesi gün, evi tutmuştuk bile 🙂 Artık yeni bir ev sahibimiz ve arkadaşımız vardı: Selim.

tasinma07

Taşınma günü olarak 18 Temmuz’u seçmemize rağmen nakliye firmasının özrü ile 19 Temmuz gecesine kaldı iş. Neden gece? Çünkü tramvayın geçtiği caddelerdeki evlere nakliye asansörü kurulmasına ancak gece 01.00’den sonra izin veriliyormuş. 19 Temmuz günü iş yerinde heyecandan duramadım. Akşam adeta koşarak eski eve gittim. Günlerdir Merve, Hazal ve Utku‘nun  insan üstü gayretiyle tüm eşyalar kolilenmişti. Bir gün önceden de Murat Abi‘ye mobilyaları söktürmüştüm. Her şey hazırdı yani. O arada Yağızhan aradı.

Abi çok acil Pilot Bar‘da buluşmamız lazım, dedi. Lan, dedim. Akşam taşınacağım ne Pilot’u? Abi sahne durumu var, hemen konuşalım bağlayalım, dedi. Hesapladım. Nakliye aracı saat 23.00’de gelecekti. O arada bir kaç saat zamanım vardı. Peki, dedim Yağızhan’a. Hemen görüşüp eve dönmek için aceleyle çıktık evden. Yolda aklımda en büyük sıkıntı beliriverdi: Yeni taşınacağımız evin önünde park etmiş araçlar olacaktı. Gece 01.00’de bunların sahiplerini nereden bulup kaldıracaktık? Kaldıramazsak asansör kurulamazdı ki?

Mekana girdik Merve’yle. Bir anda tanıdığım bütün yüzler bana döndü ve İyi ki doğdun şarkısı söylemeye başladı! Hayatımın ilk sürpriz doğum günü kutlamasıydı bu. Abartmıyorum, ciddiyim. Yağız, Ender, Hazal, Utku, Uğur, Burcu, İpektoş, Şevkiye ve Betül oradaydı. Bir süre sonra yanlarına adaşım Mesut, Murat ve Gökçe de katıldılar. Doğum günü hediyesi olarak aldığım iki plak, başka bir yazının konusu olacak. Ama Şevkiye ve Betül’ün aldığı Pentagram plağıyla, Hazal ve Utku’nun aldığı Savatage plağı için teşekkür ederim buradan onlara. Ayrıca Burcu’nun babasının yaptığı Hürkuş uçağının merchandise şapkası için de ayrıca teşekkür ederim.

tasinma08

Doğum günüm

Bu sürpriz doğum günü kutlamasından sonra, Uğur’la birlikte eşyaların olduğu eve döndük. Nakliyeciler geldi. Yükleme başladı. Kazasız belasız bittiğinde saat 01.00 civarındaydı. Hızlıca bomboş daireyi temizledik ve önde biz arkada kamyon olduğu halde yeni eve doğru yola koyulduk.

tasinma05

Yeni evimin dolunay manzarası

tasinma06

O saatte yollar bomboş tabi. Geldik yeni eve. Murat ve Mustafa, süper bir iş başarıp evin önündeki park etmiş araçları çektirmişler. Rahatça yerleşti nakliyeciler. Ancak bu sefer de asansörün uzunluğu yetmedi. Yeni bir asansör çağırdılar. Eşyaları indirmeye daha doğrusu çıkarmaya başladılar. Bu asansör sistemi süper bir iş cidden. Salonun penceresini söküp kurdular ve tüm evin eşyasını buradan çektiler.

tasinma03

tasinma00

Darbe girişimini izlerken Volkan da Amerika’da müze geziyordu. Watsap grubundan anlık olarak haberdar ettik

Aynı günün sabahında, iki yıldır beyaz eşya dükkanında bekleyen ancak yer darlığı sebebiyle kullanamadığımız buzdolabını da getirtmek istemiştik yeni eve. Ancak kat asansörüne sığmadığından ve apartmanın merdivenleri de çok dar olduğundan bunu taşımak için de akşamı beklememiz gerekmişti. Buzdolabı da sorunsuzca çıkıp kurulacağı yere bırakıldıktan sonra saat 04.00 civarında iş bitti. Ertesi sabah işe gidecektim. Çünkü 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı izinlerimiz iptal edilmişti. Bu darbe girişimine dair bir şeyler yazmak istiyorum aslında. Bunu da bir başka yazıya bırakayım şimdilik. Darbe girişiminin yapıldığı akşam da Utku ve Hazalla koli yapıyorduk. Olaylar olunca ağzımız açık halde televizyonu izlemeye devam ettik.

Evi taşıdıktan sonraki gün yeni eve geldiğimde yapılacak bir dünya iş olduğunu gördüm. O gün tarih 20 Temmuzdu. Heh işte, bak bugün 7 Ağustos olmuş. Hala o işler bitmedi. Neden? Çünkü okumayı öğrendiğim 7 yaşımdan beri biriktirdiğim kitaplarım, buna ilave dvdler, cdler ve bilumum ıvır zıvırdan oluşan, iki yıldır annemlerin evinde bekleyen devasa bir mal varlığım vardı. Bunlar için yeni evin bir odasını tahsis etmiştim. Bak günler geçti. Halen buraya bir çeki düzen verebilmiş değilim. Yavaş ama güzel bir şekilde ilerliyor. Pek çok noktada kontrolü ele aldım.

tasinma11tasinma10tasinma12

Yeni evde, ilk bağlanan şey internet ve tv oldu. Apartmanda kablo dünya hizmeti vardı. Ben bu kadar çabuk gelip bağlayacaklarını hiç düşünmüyordum. Şu ana kadar en ufak bir sıkıntı yaşamadım. Televizyonda da süper belgesel kanalları var. Evin içinde pek çok yerde irili ufaklı tadilatlar yapmak ve elektrik hatları çekmek gerekti. Güzel oldu sevgili okur.

Yazıya koyacağım görselleri seçmek de epey zor oldu. Bir de doğum günü yazılarının geleneksel özelliği olarak geçmiş yılların doğum günü yazılarını koyuyorum buraya.

tasinma13

Şu an ki manzaram

Geçmiş doğum günümü kutlayan herkese teşekkür ederim. Bu yazı, yeni evin oturma odasında yazdığım ilk yazı oldu. Umarım bu yeni yaşımda her şey çok daha iyi olur. He unutmadan bir üzücü gelişme oldu bu süreçte. İlkan Abi Tokat’a tayin oldu. Şu aşağıdaki fotoğraf da hep birlikte geçirdiğimiz son iş günümüzden. Onun gidişini, benim de geçmiş doğum günümü kutlamıştık. Umarım Tokat’taki hayatın Bilecik çukurundan çok daha iyi geçer sevgili abim 😦
tasinma09