Tag Archives: şebnem ferah

Pentagram – Akustik Plağım

akustik00

akustikcoverUzun zaman oldu yeni plak yazısı yazmayalı sevgili okur. Bu yazı da aslında epey gecikmiş bir yazı ama ancak zaman bulabildim. Evet, şu yazımda anlattığım İstanbul ziyaretimin en harika getirisi tüm grup üyelerinden imzalı bir Pentagram plağı ile Necrophagist‘in kült albümü Epitaph‘ın plağı oldu. Bu yazı Pentagram’ın kısa süre önce çıkardığı Akustik albümünün plak versiyonu için olacak.

Cihan‘la birlikte, plağı alıp köşeyi döndükten kısa süre sonra karşıma Mephisto Kitabevi çıktı. Birkaç kız ellerinde Pentagram Akustik albümünün CD’siyle birlikte konuşuyorlardı: “Çok bekledik ama beklediğimize değdi, tüm grup üyelerine imzalattık.” Konuşmalarına kulak kabartınca dayanamayıp sordum: “Burada bir etkinlik mi var?” Kız hiç duraksamadan devam etti: “Evet, Pentagram’ın imza günü var en üst katta.” Mephisto Kitabevi, üç katlı bir mekan sevgili okur. En üst katı kafe şeklinde kullanılıyormuş ve istan00grup üyeleri de buradaydı. Orta kata çıktığımda upuzun devam eden ve bir üst kata çıkan bir sıra gördüm. Cihan’la konuştuk, planımızı yaptık ve o ayrılıp başka bir mekana geçti. Ben de elimde plak olduğu halde beklemeye başladım. Aşağı yukarı bir saat kadar bekledikten sonra nihayet en üst kata çıktım. Nihayet elemanları görebildim. O an iyi ki beklemişim dedim. Çünkü, Eskişehir konserine katılamayan Demir Demirkan da oradaydı. Nihayet, grubun bu ortak çalışmasına yönelik en değerli materyali olan plağı, çalışmada yer alan müzisyenlerin tamamına imzalatabilecektim. Kısa bir süre sonra isteğime nihayet kavuşmuş ekibin ağa babaları Hakan Utangaç, Demir Demirkan ve Murat İlkan‘la ortak bir karede buluşmuştum.

istan99

Plağı anlatmadan önce, albümü müzikal olarak kısaca değerlendireyim önce. Pentagram’ın Mart ayında çıkardığı albüm, daha önce yayımlanan altı albümde yer alan en iyi parçaların (aslında en iyilerin tamamının değil) akustik yorumlarını içeriyor. Albümü bu denli kıymetli yapan şey ise eski grup elemanlarının da albüme ilk elden katkı vermiş olmalarıdır. Grubun şu anki vokali Gökalp‘in yanı sıra efsane Murat İlkan ve Ogün Sanlısoy‘un vokallerde; Demir Demirkan’ın ise gitarıyla gruba eşlik ediyor. Ayrıca ilk defa bir kadın vokal, Şebnem Ferah‘ın da Anatolia‘yı yorumlamasına şaşırıyoruz.

akustik01

Albümde toplam 11 parça bulunuyor. Çıkış parçası, klibi de çekilen Sonsuz oldu. Bu parça diskografideki akustik parçalardan birisiydi. Eski ve yeni grup elemanlarının katılımıyla yeniden yorumlanması, Demir Demirkan’ın soloyu atması ve söze Murat İlkan başladığında tüylerin diken diken olması sayesinde albümün tanıtımı çok başarılı oldu bence. TRT FM’de bile dinledim. Plaklara göre parça listesi şu şekilde:

A1          Apokalips 5:40
A2          Geçmişin Yükü 5:08
A3          Uzakta 4:48

B1           No One Wins The Fight 4:30
B2           Fly Forever 5:18
B3           Gündüz Gece 4:33

C1           Anatolia 4:36
C2           In Esîr Like An Eagle 5:43
C3           For The One Unchanging 5:31

D1          Give Me Something To Kill The Pain 5:04
D2          Sonsuz 5:44

Yukarıda da bahsettiğim üzere, albüm çıkalı üç ay oldu. Muhtemelen dinlediniz, duydunuz bir yerlerde. O yüzden parçaları tek tek değerlendirmeyeceğim. Favorilerim, akustik konseptine uyumlu olarak, In Esir Like An Eagle ve Sonsuz parçaları oldu. Albümde grup üyesi olmayan, ancak hemen her şarkıya yaptığı katkılarla teşekkürün belki de en büyüğünü hak eden adam, Ozan Tügen‘e buradan saygılar ve sevgiler.

akustik02

Evet, işin hikaye kısmı böyleydi. Şimdi gelelim plağın incelemesine. Pentagram’ın daha önce yayımladığı ve aynı zamanda ilk plağı da olan MMXII‘da yapılan hataların hiç biri bu üründe yapılmamış. Albümdeki hiç bir parça çıkartılmadan, çift plak olarak basılmış. MMXII’da üç parçanın çıkartıldığını fark edince başımıza kaynar sular dökülmüştü. Grup bu sefer bu hataya düşmemiş. Çift plak, doğal olarak bize gatefold yani açılır kapak akustik03olarak dönmüş ki bu da apayrı bir güzellik sevgili okur. Plak dediğin, tek plak olsa bile gatefold olmalı ve hatta bir de inner sleeve içermelidir. Bu albümde sleeve yok, ancak plakların zarfları var 🙂

Plaklar yurt dışında basıldığı için Türkiye’ye gelirken ambalajlanmış olarak geliyor. Dolayısıyla bandrol de bu ambalajın üzerinde oluyor. Benim tavsiyem plağın ambalajını açarken ceplerin olduğu taraftan hafifçe keserek açın böylece üzerinde bandrol ve bazen çeşitli etiketlerin de olduğu ambalajı atmadan katlayıp saklayabilirsiniz. Zira bandrol önemlidir. Şu an plaklarda korsan diye bir durum yok. Henüz o kadar popülerleşmedi. Ancak bu işin piyasasını fark edenler belki de yakın zamanda korsanına da girerler 😀

Albüm Sony Müzik‘ten çıkmış. İstanbul’daki meşhur Babajım Studios‘ta kaydedilip mikslenmiş. Albümdeki akustik havaya aldanmayın, konserde daha sertler. Açıkçası işimize gelen de bu zaten 🙂 Albüm için içimizde kalan tek ukde, konserde çalıp albüme koymadıkları This Too Will Pass. Ahh.

Pentagram Geçmişin Yükü Klibinde Gördüklerimiz

grup

Birkaç gün önce şu yazımda sizlere grubun çıkarmış olduğu yeni albüm MMXII‘yi yorumlamıştım.

Bu yazımda da albüme çekilen ilk klip olan Geçmişin Yükü‘ne dair bir takım bilgiler vereceğim.

Klipte bariz bir hikaye anlatılmıyor. Pentagram’a yakın olan ve pek çoğunu da popüler medya ve internet aracılığıyla tanıdığımız simaları görüyoruz klipte. Bu simaların hepsi çok farklı alanlardan seçilmiş üstelik. Klibin yönetmenliğini Hakan Ketche yapmış. Ketche, özellikle geçmişte Pentagram’a ve Türk metal müziğine çok destek vermiş bir kişi olarak anlatılıyor internette. Gruba olan yakın duruşu sadece klibi çekmekle değil, Pentagram’ın birkaç albümünde brutal back vokal olarak katılmakla da alakalıymış. Sadece klip değil, reklam ve film de çekiyor (Romantik Komedi).

hakan

Hakan Utangaç

Şarkının klibi Osmanlı döneminden kalma eski bir yapıda, İstanbul Balat’ta yaklaşık 12 saatte çekilmiş. Görüntü yönetmeni Soykut Turan, Fransız editor Fred Boudet ve Sinefekt’in de katkısıyla bir haftada montajlanmış. Grup üyelerinin hepsi açık açık görülüyor klipte. Yalnız ben en çok Hatan Utangaç‘ı beğendim duruş ve poz olarak. Şimdi klibi alt kısımdan açalım ve belirme sırasına göre tanıdığım ve bulabildiğim ünlü simaların kimler olduğuna bakalım.

kiskender1

kiskender2

Küçük İskender

ogun

Ogün Sanlısoy

vlcsnap-2012-06-04-20h40m43s201

Nejat İşler

vlcsnap-2012-06-04-20h40m53s45

Nejat İşler

vlcsnap-2012-06-04-20h42m39s89

Nikki Wild

vlcsnap-2012-06-04-20h42m57s17

Nikki Wild

vlcsnap-2012-06-04-20h48m47s176

Athena

vlcsnap-2012-06-04-20h43m25s10

Athena

vlcsnap-2012-06-04-20h45m05s17

Şebnem Ferah

vlcsnap-2012-06-04-20h45m59s211

Oky

vlcsnap-2012-06-04-20h46m14s183

Gözde Kansu

vlcsnap-2012-06-04-20h46m40s186

Mor ve Ötesi

vlcsnap-2012-06-04-20h49m45s255

Janset

vlcsnap-2012-06-04-20h49m48s34

Janset

vlcsnap-2012-06-04-20h49m01s63
Murat Garibağaoğlu

 

Evet, buraya kadar gördüğünüz isimler kesin olarak ya da çok az tereddütle saptayabildiğim isimler. Aşağıdaki iki kişinin kim olduklarını ise bilmiyor ancak çok merak ediyorum. Bu iki kişi dışındakilerin de tamamı grubun yakın çevresindeki fanlarıdır. Arada yine kaçırdığım isimler olabilir. Olurda onlardan birisi bir gün bu yazıya denk gelirse kaçıncı saniyede göründüğünü yorum olarak bırakabilir.

vlcsnap-2012-06-04-20h50m39s16

Tanımadığım Kişi 1

vlcsnap-2012-06-04-20h48m08s46

Tanımadığım Kişi 2

Evet sevgili okur, peki son olarak bana göre kimler olmalıydı bu klipte? Ben böyle bir klip çeksem, ya da böyle bir klibim çekilse veya Pentagram olsam Demir Demirkan ile Hayko Cepkin‘i de mutlaka bu videoda görmek isterdim.

Klipte oynayanlar: Athena, Şebnem Ferah, Janset, Küçük İskender, Murat Garibağaoğlu, Nejat İşler, Mor ve Ötesi, Nikki Wild (Punk Levent), Ogün Sanlısoy, Gözde Kansu, Oky.

EKLEME: 03.07.2012 Grup bir de kamera arkası görüntüleri yayınladı.

Son Yılların En Piyasa Albümü!

Nilüfer + EMO Bakışı + Gitar

Tutsun, fırtınalar koparsın, herkes dinlesin diye yapıldığı bu kadar belli olan bir albüm daha görmedim arkadaş!

Nilüfer‘in “12 Düet” isimli rock albümünden bahsediyorum. Çıkış parçası olarak Şebnem Ferah‘la birlikte söyledikleri “Erkekler Ağlamaz” seçilmiş. Klip falan da çekmişler. Ama şarkı bence tırt! Yani Şebnem Ferah’ın grubu evet kaliteli yapmış, mükemmel icra etmişler ama vokaller tırt. Şarkının çok fazla yerinde Şebnem Ferah ile Nilüfer’in seslerini ayırt edemiyorsunuz. Ayrıca Şebnem Ferah özellikle konserlerinde artık sıkça yapmaya başladığı ama beni feci halde bayan şu adını koyamadığım vokali yapıyor 4.42 kısımında şarkının.

Albümde son dönemde piyasada adı geçen hemen her rock ve pop grubunu bulmak mümkün. Yani özellikle bir çizgiden gidilmemişte “acaba buraya kimi koysak çok dinlenir bu albüm?” felsefesi uygulanmış. Albümde yer alan parçalar ve gruplar şöyle:

1. Erkekler Ağlamaz
Seslendiren: Nilüfer & Şebnem Ferah
2. Göreceksin Kendini
Seslendiren: Nilüfer & Yüksek Sadakat
3. Ara Sıra Bazı Bazı
Seslendiren: Nilüfer & Malt
4. Sensiz Olmaz
Seslendiren: Nilüfer & Teoman
5. Haram Geceler
Seslendiren: Nilüfer & Gece Yolcuları
6. Hey Gidi Günler
Seslendiren: Nilüfer & Ogün Sanlısoy
7. İntizar
Seslendiren: Nilüfer & Badem
8. Aşk Kitabı
Seslendiren: Nilüfer & Hayko Cepkin
9. Unut Gitsin
Seslendiren: Nilüfer & Cingi
10. Uzak Dur Ateşimden
Seslendiren: Nilüfer & Rashit
11. Selam Söyle
Seslendiren: Nilüfer & TNK
12. Kim Arar Seni
Seslendiren: Nilüfer & 4X4

Açık ve objektif düşündüğüme inanarak söylüyorum ki koskoca albümde 3 tane parça dinlenesi kalitede. Bu üç parça da Malt, Hayko Cepkin ve Şebnem Ferah’la yapılan düetler zaten. Özellikle Malt ve Hayko Cepkin’i çok beğendim. Neden peki? Çünkü adamlar şarkıyı öyle bir icra etmiş ve düzenlemişler ki resmen Nilüfer’in elinden almışlar. Şarkıyı dinlerken Nilüfer vokale başlayınca rahatsız oluyorum o kadar yani.

Malt’ın kullandığı gitar tonu ve vokallerini kendi adıma çok başarılı buldum. Hayko Cepkin’i ise rock müziğe çaktırmadan “double kick” ve “scream vokal”leri yedirmesinden dolayı ben de ufak ufak takdir ediyorum. Bu parçada da öyle yapmış kendisi. Tamam parçanın belki orjinal ruhu kalmamış ama Hayko belki de yapmasını gerekeni yapıp şarkıya yeni bir ruh vermiş. Helal olsun.


Albüm en büyük hayal kırıklığı ise 4×4′ün ve Teoman‘ın düetleri olmuş. Teoman’ın zaten sevmem de 4×4 neden böyle ucuz bir parça seçmiş anlamadım.

Şimdi bu yazıdan ne çıkarmalısın sevgili okur? Bu yazı bir albüm yorumu yazı değil. Yani evet formatı çok benziyor ama öyle değil. Bu yazı, artık piyasanın dinleyiciyi salak yerine koymaya başladığını farkeden bir düşüncenin yazısıdır. Hatta neden iyimser oluyorum ki? Piyasa uzun süredir bizi salak yerine koymaya çalışıyor ya lan!

Hadi rock yine bilinen, Powerturk‘te, Kral TV‘de falan kendine yer bulabilen bir tür. Aynı piyasalaşmanın ve kalitesizleşmenin metal müzikte, en üzücüsü de Türk Metal müziğinde oluşmaya başlamasına ne diyeyim bilmiyorum. Onu da yazarım yine bir gün.

Bir Bahar Yürüyüşü Böyle Geçti

V For Vandetta

Bu seneki geleneksel bahar yürüyüşünü bugün yaptık okulla. Geçen senelere göre çok sönüktü. Neden böyle oldu bilmiyorum.

Her neyse, biz yine bir son dakika aksiyonu yapıp Alper‘in fikriyle V For Vandetta temasını canladıralım dedik. Oğuz, Alper ve ben bunun için gerekli olan şeyleri listeledik. Önce maske olayını hallettik, sonra gittik pelerin için kullanılacak kumaşı bulduk, 30 metre aldık! 30 kişilik bir Vandetta ordusu ile katılacaktık bu seneki yürüyüşe. Oğuz okulda epey kişiyle anlaşıp para toplamıştı. En son detay olarak da gülleri aldık pazarlıkla. Oh, tertemiz oldu 🙂 Sonra Alperlerde epey uğraşıp 30 tane pelerinleri kesmeyi başardık. Gece de ısrar üzerine bizim kampüste çıkan Şebnem Ferah‘ı izlemeye gittik. Şebo ve ekibi iyiydi ama ses sistemi çok kötüydü. Nasıl bir ses kontrol yapılmış anlamadım. Davulun sadece bas ve trampet sesleri geliyordu, sanki adam zil kullanmıyor. Zaten gitarlar hiç yoktu. Allahtan vokalle klavyenin sesi geliyordu da dinlediğimizin ne olduğunu anlayabildik. Şebo yeni albümden 4 parça çaldı. Bir kez daha bu albümün hiç de güzel olmadığına kanaat getirdim. Zaman geçiyor fakat Şebo en gaz parçalarını çalmasına rağmen bir türlü eğlendiremiyordu. Çünkü gitar sesi yoktu! En son dayanamayıp ayrıldık ordan. Sabah erken kalkmak üzere uyudum.

İşte bu sabah da erkenden uyanıp hazırladığımız maskeleri bastırmak üzere baskıcıya gittim. Aksilikler çıkınca ilk derse geç kaldım. Çok kötü oldu. Neyse, okulda hep bir elden hazırladık maskeleri. Yardım eden herkese çok teşekkür edeyim buradan. Saat 12’de Vilayet Meydanı’na gittik. Orada bizimkileri bulup maske, pelerin ve güllerimizi dağıttık. Sonra yürüyüş başladı. Bir arada yürümek zor oldu biraz ama başardık. Ayrıca hava çok sıcak olduğundan arkadaşlar biraz dert ettiler ama olur böyle şeyler 🙂

Velhasıl işte yaptığımıza değdi dedirten birkaç kare. Ve bugünün sonu:

Ekibimizin Tamamı (resmi kaydedin, daha büyük)

Sercan - Merve - Mesut

Bu Aralar Şunları Aldım

:: Perşembe günü Temel İşlemler quizinden sıfır aldım. Gerçi sonuçlar henüz açıklanmadı ama ben şimdiden sipariş ettim.

:: Deri mont aldım: Deri diyorum siz inanmayın ama. Zira etiket fiyatı 140 liraydı, adam dükkanı kapatağı için 70 liraya verdi. O durumda bile adamın kâr ettiğini düşünürsek montun içerik olarak kalitesini anlayabiliriz. Gerçi ben çok temiz giyerim onu. 2-3 sene gider inşallah. Gerçi göbeğimde her geçen gün biraz daha irileşiyor, yakında sığmayabilirim.

Logitech NX80

:: Logitech mouse aldım: Aldım, evet. A4 Tech marka mouse’um bozulunca bende değişiklik olsun dedim ve Logitech NX 80 marka kablosuz mouse’ı aldım. Laptop mouse’u imiş. Lakin öyle çok ufak olanlardan değil. Teknosa‘dan 39 liraya aldım. Üzülmüyorum, eğer almasaydım pc yi bu gece mouse’suz kullanmak çok zor olurdu. Yalnız eski mouse’umun ağırlığına alıştım, bu çok hafif geliyor bakalım alışırım heralde buna da. Bu arada alakayı anlamadım, mouse kutusundan acayip ciks bir kılıf çıktı. Bir de Duracell marka iki tane kalem pil 🙂 Mouse’un roll’u sağa sola da hareket edebiliyor. Ancak bunu yapabilmem için internetten sürücüsünü indirmem gerekiyor.

Kaybolmuş Masumiyet

:: 3 liraya 3 kaset aldım: Bu hesaba göre tanesinin 1 lira ettiğini hesaplayabilmişsinizdir umarım. Her ne kadar 1 liraya kaset satılmasını doğru bulmasam da güzel albümleri bu fiyata bulunca bir süreliğine safımı değiştirebiliyorum. “Şimdi kaset mi kaldı birader?” diye sormayın. Bugün nasıl plak arıyorsam ileride de kaset arayacağımı biliyorum 🙂 Ayrıca seviyorum kasetleri. Koleksiyonum azar azar da olsa genişliyor böylelikle. Aldığım albümler şunlar:

  • Şebnem Ferah – Kadın: Güzel albümdür. 96 yılında çıkardı Şebo bunu. İlk albümü. Albümde çalan müzisyenleri de söyleyeyim; gitarlarda Demir Demirkan, bassta Tarkan Gözübüyük ve davul’da İskender Paydaş. Hiç bir şeyi bilmeyen bile Şebnem Ferah’ın Yağmurlar‘ını biliyordur. İşte o parça da bu albümde.
  • Athena – Herşey Yolunda: Bunu da kardeşim Murat için aldım. Bu albümde Öpücük, Beyoğlu gibi az sayıda sevdiğim Athena parçaları var. Olsun.
  • Asafated – Kaybolmuş Masumiyet: Yıl 1995. Ben henüz ilkokul 2. sınıftayım. Hesap edin daha ilköğretim bile birleştirilmemiş, okulda hala siyah önlük giyenler var. Bu adamlar bu albümü çıkarmışlar. Yıl 2009. Asafated dağılalı yıllar olmuş, vokalisti Tanju Can, UÇK Grind isimli grubuyla Eskişehir’e konsere gelmiş, bende “Human Race Must Be Destroyed” diye bağırıyorum. Yıl 2010. 95’te çıkan bu albümü 1 liraya buluyorum. Albümün içini açıyorum ve şöyle yazıyor: “Bu albüm kimyasal ve çeşitli savaşlar sonucu ölmüş bütün insanlara adanmıştır.”

Olay Koleksiyoncusu

Vize haftası bitmedi ancak yazacak epey şey birikti, onları birer ikişer cümle ile yazayım dedim.

:: Temel İşlemler’den çuvaladım: 35-40 beklediğim ilk vizeden 20 almışım. İkinci vizesi zaten berbattı. Eğer finalde bir mucize yaratmazsam kalırım gibi geliyor. Ama yalnız değilim lan 🙂

:: Süpriz Ata Oynamak: Şimdiye kadar geçen vizelerin Temel İşlemler hariç hepsi aynı derecede geçti. Bı sınavların sonuçlarını cidden merak ediyorum. Ya hepsi çok iyi gelecek, ya da hepsi batacak.

:: Hayal Kahvesi’nin Sömürücü Organizasyonu: Kardeşimin grubu bu hafta sonu Hayal Kahvesi’nde beş kuruş para vs. almadan sahneye çıkıyor. Bu çocukların her birine tanesi 5 liradan onar bilet vermişler satın diye. Eğer satamazlarsa da satamadıkları biletlerin paraları ceplerinden çıkacak! Yuh! Organizatöre ve Hayal Kahvesi’ne insanları resmen sömürdükleri, emeklerinin ve heveslerinin içine ettikleri ve böyle ucuz ve basit organizasyonlar yaptıkları için teşekkür ederim! Aynı Hayal Kahvesi’nin bir başka ayıbı için burayı okuyun.

Benim Adım Orman

:: Şebnem Ferah’ın Yeni Albümü: Benim Adım Orman, Şebnem Ferah’ın yeni albümü oluyor. Can Kırıkları albümünden sonra Şebnem giderek gazı arttırır diye düşünmeye başlamıştım. Bu albümün ilk şarkısı Merhaba‘yı dinleyince tamam dedim oldu işte. Ancak diğer şarkıları da dinleyince bu albümün de diğer Şebnem Ferah albümleriyle aynı sertlikte, aynı dozajda ve aynı tatta olduğunu anladım. Yalnız Ozan Tügen‘e ve Aykan İlkan‘a helal olsun. Adamlar epey ön plana çıkmışlar bu sefer. Altyapılar mükemmel 🙂 Albümün kapağını da beğendim lan ben. Ama dediğim gibi Şebnem yine aynı Şebnem, tekrar olmuş biraz 🙂

:: Hafta Sonu Etkilikleri: Lord Of The Rings Extended + Projeksiyon + Duvar = 12 saat!

Facebook

:: Facebook Temizliği: Facebook’um giderek çöplüğe benzemeye başladığı için önceden eklediğim ya da beni eklemiş olan ama sonradan tartıştığım, canımı sıkan, ne mal olduğunu anladığım, ne mal olduğunu anlayamadığım, çakma olduğunu belli eden kişileri sileceğim. Eğer siz benim bu yazdıklarımdan birine dahil olduğumu düşünüyorsanız siz benden önce davranın 🙂 Ancak bunu yapmama rağmen kimseye küsmeyeceğim, valla bak.

:: Eskirock Radyo: Volkan’ın yoğun emekleri ve çabaları sonucunda uzun süredir planını yaptığımız Eskişehir Rock Topluluğu Radyosu ‘EskiRock Radyo’nun altyapısını kurduk. Dün de denemesini yaptık. Radyoda ilk çaldığımız şarkı ne oldu? Sabhankra‘dan Sorrowland tabiki! Çok mutluyum lan. Yakında başlıyoruz yayınlarımıza, blogu takip edin.

:: Müzik Yapmak: Lan sınavdı, ödevdi bir türlü elime baget alıp çalışmadım. Bu hafta sonu japon asıllı gitaristimle bir buluşmam var 🙂 Alper’e sevgilerle 🙂

:: Koray Çok Mutlu: Daha mutlu olur inşallah.

Hayko Cepkin & Şebnem Ferah Konseri

Geç oldu yazmak için ama yazmadan duramazdım inanın. Konser 12 Mayıs günü İki Eylül Kampüsü konser alanında oldu. Biz normarle o bölgeyi Sivil havacılığın yanındaki çayırlık olarak ta adlandırırız. Neyse başlıyorum işte;
Sabah 9’da kalktım. Ders yok sanıyordum. Meğer varmış Smile Neyse, kısa bir telefon trafiğinden sonra saat 13:00-14:00 arası stüdyo ayarladık. Girdik, çaldık. İğrenç bir stüdyoydu. Kimse çalışmamış şarkılara. Oradan önce Esenlere gittik. Evde yoktular. Bizde Fincan Kafe’ye gittik. Sonra Esen aradı, onlarla tekrar buluştuk. Bu sefer yanımıza Mustafa’da geldi. Biz, Esen, Hicran, onların iki arkadaşı ve Mısdava Esenlere gittik. Esen’in doğum günüydü Akşam ki Hayko Cepkin & Şebnem Ferah konserine gidene kadar orada takılıp pasta yedik, kola içtik. Bu esna da bir kız daha geldi. Biz gidip Musti’nin fotoğraf makinesini aldık. Sonra hep birlikte çıktık evden. Tam 9 kişiydik. Benim EsKart’a 20 YTL yüklettik. Sonra bindik gittik benim kampüse. Zira konser İki Eylül kampusü’ndeydi. Biz gittiğimizde saat 6’yı geçmişti ve alan yarıyarıya dolmuştu. Ben, cananım, Mısdava ve Hicran bulunduğumuz noktadan ayrılmadık. Diğerleri koptu bizden. Saat tahmini 19:30-20:00 civarı Hayko çıktı. Biz ilk noktadan epey önlere geldik kaya kaya. Hayko’yu ilk defa izleme fırsatım oldu. Mısdava’nın 5 olmuştu Smile Alttan sample çalması kötü oldu yalnız. Mısdava’yla mükemmel fotoğraflar çektik. Aha bu da Hayko’nun playlisti;
1. Bertaraf Et: Açılışı yaptı, süperdi.
2. ???: Bu şarkının adını bilmiyordum
3. Fırtınam: Sevdiğim bir parça, güzel çaldılar.
4. Son Kez: Yine sevdiğim bir parça. Davulcu harikaydı. Bu parçada özel mikrofon ayaklığıyla yüzüne kırmızı boya fışkırttı Hayko.
5. Bilmezsin: Sadece dinledim.
6. Melekler: Sadece dinledim ve salladım Smile
7. 777: Baya zıpladık. Birde en iyi fotoğrafları bu parçayı söylerken çektik.
8. Ölüyorum: Güzeldi, fanları baya coşturdu. Davulcunun crashi devrildi ama adam hatasız devam etti.
9. Eller Aldı: Normalde pek beğenmem ama konserde iyiydi. Keşke klavyeleri Hayko’nun kendi çalsaydı.
10. Kaos: Resmen yıkıldı. Çoluk çocuk kulaklarını tıkadı.
11. Yalnız Kalsın: Beklediğim ve en sevdiğim parçası. Son kısmını konserden çok çok önce ezber biliyordum zaten Smile Hayko’yla birlikte böğüre böğüre söyledim. Önümüzdeki iki EMO’nun dönüp bana baktıklarını hatırlıyorum.
12. Bonus: Parçanın sonunda orjinalde olmayan twinleri koyan davulcuya bir kez daha hayran oldum.
13. Zaman Geçti: Uğursuz sayı ama süper kapanış…

Bu playlisti yazarken orada tanıştığım Hayko Fanı Ömer’in çok yardımı oldu. Sağolsun. Hayko’dan sonra alandaki yaş ortalaması giderek azaldı. Bir de Hayko’yla Şebo’yla alakası olmayan bir sürü adam vardı. Aşırıyakışıklılar, kekeşler, rapçiler, emolar… Artık daha fazla tahammül edemeyip Şebo’yu dinlemeden ayrıldık. Tam 5 dakika sürdü kalabalıktan çıkmamız. Alanın çok dışında bir yerde oturup Şebnem Ferah dinledik. Ama çok soğuktu. Şebo’nun duyabildiğim şarkıları;
1. Çakıl Taşları: Hep Okyanus’la başlardı, şaşırdım.
2. Can Kırıkları
3. Bir Kalp Kırıldığında
4. Perdeler
5. ???
6. Ben Şarkımı Söylerken

Sonra tam bir saat soğukta diğer kızları bekledik. Zar zor buluşup otobüs bulabildik. Dönüş tam bir felaketti. Bir daha böyle konserlere katılmamaya karar verdim. Gece arkadaşın evine gittik. Saat 2 de uyudum. Umarım bu yazdıklarımı okur ve yorum yaparsınız.