Tag Archives: taşınma

Uzun Hikayeler: Taşınma, Doğum Günü ve Dolunay

tasinma04
Bu yazıyı çok uzun zamandır erteleye erteleye bugüne kadar geldim. Neredeyse yirmi günlük bir yazı bu. 19 Temmuz 2016’da, hayatımın en güzel akşamlarından birini yaşadım. Doğum günüm dolunaya rastladı ve iki yıldır oturduğum evden taşınıp yeni bir eve geçtim.

Doğum günümün Temmuz ayı dolunayına rastlaması zaten beni epey heyecanlandırmıştı. Dolunaylardan başka tutunacak bir şey kalmadığı için, bu muhakeme gününün hoş tesadüfü, beni fazlasıyla mutlu etmeye yetti.

Bir süredir ev arıyorduk. Ancak emlakçıların komisyon pişkinliğinin artık dayanılmaz boyutlara ulaşması sebebiyle, öfkelenip güzel bir ev bulmak konusunda umudumu kesmiştim. Eski evin bir sonraki kirası son gün yaklaştıkça tedirginliğimiz artmıştı. Şansımıza, umudu kestiğimiz günün akşamı, bambaşka bir mahallede, Vişnelik Mahallesi‘nde tam da aradığımız gibi bir ev bulduk. İlanı gördüğümüz akşam hiç vakit kaybetmeden evi gezdik. Aynı gece evin sahibiyle epey uzun bir konuşma yapıp heyecanla ertesi sabahı beklemeye başladık. Çok uzun süre sonra ilk defa heyecandan uyuyamadım. Ertesi gün, evi tutmuştuk bile 🙂 Artık yeni bir ev sahibimiz ve arkadaşımız vardı: Selim.

tasinma07

Taşınma günü olarak 18 Temmuz’u seçmemize rağmen nakliye firmasının özrü ile 19 Temmuz gecesine kaldı iş. Neden gece? Çünkü tramvayın geçtiği caddelerdeki evlere nakliye asansörü kurulmasına ancak gece 01.00’den sonra izin veriliyormuş. 19 Temmuz günü iş yerinde heyecandan duramadım. Akşam adeta koşarak eski eve gittim. Günlerdir Merve, Hazal ve Utku‘nun  insan üstü gayretiyle tüm eşyalar kolilenmişti. Bir gün önceden de Murat Abi‘ye mobilyaları söktürmüştüm. Her şey hazırdı yani. O arada Yağızhan aradı.

Abi çok acil Pilot Bar‘da buluşmamız lazım, dedi. Lan, dedim. Akşam taşınacağım ne Pilot’u? Abi sahne durumu var, hemen konuşalım bağlayalım, dedi. Hesapladım. Nakliye aracı saat 23.00’de gelecekti. O arada bir kaç saat zamanım vardı. Peki, dedim Yağızhan’a. Hemen görüşüp eve dönmek için aceleyle çıktık evden. Yolda aklımda en büyük sıkıntı beliriverdi: Yeni taşınacağımız evin önünde park etmiş araçlar olacaktı. Gece 01.00’de bunların sahiplerini nereden bulup kaldıracaktık? Kaldıramazsak asansör kurulamazdı ki?

Mekana girdik Merve’yle. Bir anda tanıdığım bütün yüzler bana döndü ve İyi ki doğdun şarkısı söylemeye başladı! Hayatımın ilk sürpriz doğum günü kutlamasıydı bu. Abartmıyorum, ciddiyim. Yağız, Ender, Hazal, Utku, Uğur, Burcu, İpektoş, Şevkiye ve Betül oradaydı. Bir süre sonra yanlarına adaşım Mesut, Murat ve Gökçe de katıldılar. Doğum günü hediyesi olarak aldığım iki plak, başka bir yazının konusu olacak. Ama Şevkiye ve Betül’ün aldığı Pentagram plağıyla, Hazal ve Utku’nun aldığı Savatage plağı için teşekkür ederim buradan onlara. Ayrıca Burcu’nun babasının yaptığı Hürkuş uçağının merchandise şapkası için de ayrıca teşekkür ederim.

tasinma08

Doğum günüm

Bu sürpriz doğum günü kutlamasından sonra, Uğur’la birlikte eşyaların olduğu eve döndük. Nakliyeciler geldi. Yükleme başladı. Kazasız belasız bittiğinde saat 01.00 civarındaydı. Hızlıca bomboş daireyi temizledik ve önde biz arkada kamyon olduğu halde yeni eve doğru yola koyulduk.

tasinma05

Yeni evimin dolunay manzarası

tasinma06

O saatte yollar bomboş tabi. Geldik yeni eve. Murat ve Mustafa, süper bir iş başarıp evin önündeki park etmiş araçları çektirmişler. Rahatça yerleşti nakliyeciler. Ancak bu sefer de asansörün uzunluğu yetmedi. Yeni bir asansör çağırdılar. Eşyaları indirmeye daha doğrusu çıkarmaya başladılar. Bu asansör sistemi süper bir iş cidden. Salonun penceresini söküp kurdular ve tüm evin eşyasını buradan çektiler.

tasinma03

tasinma00

Darbe girişimini izlerken Volkan da Amerika’da müze geziyordu. Watsap grubundan anlık olarak haberdar ettik

Aynı günün sabahında, iki yıldır beyaz eşya dükkanında bekleyen ancak yer darlığı sebebiyle kullanamadığımız buzdolabını da getirtmek istemiştik yeni eve. Ancak kat asansörüne sığmadığından ve apartmanın merdivenleri de çok dar olduğundan bunu taşımak için de akşamı beklememiz gerekmişti. Buzdolabı da sorunsuzca çıkıp kurulacağı yere bırakıldıktan sonra saat 04.00 civarında iş bitti. Ertesi sabah işe gidecektim. Çünkü 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı izinlerimiz iptal edilmişti. Bu darbe girişimine dair bir şeyler yazmak istiyorum aslında. Bunu da bir başka yazıya bırakayım şimdilik. Darbe girişiminin yapıldığı akşam da Utku ve Hazalla koli yapıyorduk. Olaylar olunca ağzımız açık halde televizyonu izlemeye devam ettik.

Evi taşıdıktan sonraki gün yeni eve geldiğimde yapılacak bir dünya iş olduğunu gördüm. O gün tarih 20 Temmuzdu. Heh işte, bak bugün 7 Ağustos olmuş. Hala o işler bitmedi. Neden? Çünkü okumayı öğrendiğim 7 yaşımdan beri biriktirdiğim kitaplarım, buna ilave dvdler, cdler ve bilumum ıvır zıvırdan oluşan, iki yıldır annemlerin evinde bekleyen devasa bir mal varlığım vardı. Bunlar için yeni evin bir odasını tahsis etmiştim. Bak günler geçti. Halen buraya bir çeki düzen verebilmiş değilim. Yavaş ama güzel bir şekilde ilerliyor. Pek çok noktada kontrolü ele aldım.

tasinma11tasinma10tasinma12

Yeni evde, ilk bağlanan şey internet ve tv oldu. Apartmanda kablo dünya hizmeti vardı. Ben bu kadar çabuk gelip bağlayacaklarını hiç düşünmüyordum. Şu ana kadar en ufak bir sıkıntı yaşamadım. Televizyonda da süper belgesel kanalları var. Evin içinde pek çok yerde irili ufaklı tadilatlar yapmak ve elektrik hatları çekmek gerekti. Güzel oldu sevgili okur.

Yazıya koyacağım görselleri seçmek de epey zor oldu. Bir de doğum günü yazılarının geleneksel özelliği olarak geçmiş yılların doğum günü yazılarını koyuyorum buraya.

tasinma13

Şu an ki manzaram

Geçmiş doğum günümü kutlayan herkese teşekkür ederim. Bu yazı, yeni evin oturma odasında yazdığım ilk yazı oldu. Umarım bu yeni yaşımda her şey çok daha iyi olur. He unutmadan bir üzücü gelişme oldu bu süreçte. İlkan Abi Tokat’a tayin oldu. Şu aşağıdaki fotoğraf da hep birlikte geçirdiğimiz son iş günümüzden. Onun gidişini, benim de geçmiş doğum günümü kutlamıştık. Umarım Tokat’taki hayatın Bilecik çukurundan çok daha iyi geçer sevgili abim 😦
tasinma09

Alper’in Yeni Evi

Dönem başından beri orada burada, kuytularda, köşelerde barınan, yatıp kalkan dostum; güzel insan Alper‘e nihayet bir ev bulduk. Pazar günü de onun taşınması işiyle meşgul olduk. Aslında ev taşıma işleri artık hayatımızın sıradan bir parçası olduğundan dolayı bunu yazmasam da olurdu ancak bu sefer anlatılmaya değer olay ev taşıma değil, bunun sadece küçük bir kısmında yaşadığımız komik olaylardı.

Sercan‘ın sınıf arkadaşı Bilge‘nin bir akrabasının eviymiş Alper’in tuttuğu ev. Ev sahibinden, depozito zart zurt yok. Kirası da 400 lira. Yeni bina olduğundan biraz ısınma sorunu olacak gibi duruyor ama bakalım. Sağolsun Bilge sadece eve aracı olmakla kalmamış, kendi evindeki kullanmadığı birkaç parça eşyayı da vermeyi teklif etmiş.

Buna benzer bir kamyonetti

Pazar günü saat 12.00’de evin önünde buluştuk Sercan, Alper ve ben. Alper’in ev arkadaşı Salih de ailesi ile kısa bir süre sonra geldi. Salihlerin kamyondan yatak, çamaşır makinesi, fırın ve birkaç parça koliyi yukarı çıkardık. Herşey sorunsuz, sıkıntısız halloldu.

Bir sonraki aşamada ise daha önce hiç gitmediğimiz bir yer olan Karabayır Bağları‘na gidip, Bilgeler’in evi bulup Alper’e vereceği çekyat yatak benzeri eşyaları alacaktık. Üç kişilik bu kamyonete dört kişi nasıl sığacağımızı düşündük önce. Salih şofördü. Yanındaki 2 kişilik koltuğa önce ben oturdum Salih’in yanına. Sonra Alper oturdu. En son da Sercan, Alper’in dizlerine oturdu ama nefes alamamaya başladı. Bir süre sonra biz de alamamaya başladık. Bu halde yola çıktık.

Hyundai marka kamyonete binip Kütahya Yolu‘na doğru hareket ettik. Öncesinde Alper arayıp bir yol tarifi almıştı. Buna güvenip devam ettik. Osmangazi Üniversitesi yol ayrımından Sazova‘ya doğru döndük önce. Sonra yanlış döndüğümüzü anladık. Yola devam edip bir U dönüşü yaptık. Geri dönüp bu sefer köprünün üzerinden Osmangazi Üniversitesi’ne doğru yol almaya başladık. Bu esnada Sercan’ın telefondaki GPS‘ten yardım aldık sözde. Ekranda görülen yolun sonuna bakmadan yine gittik Osmangazi Üniversitesi’nin oralarda bir yerlerde U dönüşü yaptık yine. Gerisin geri gelip bu sefer şehre doğru sürmeye başladık.

Bir süre gidince bu yolunda yanlış olduğunu anladık. Ancak çoktan İl Tarım, Gıda ve Hayvancılık Müdürlüğü‘nün önünde gelmiştik. Alper arabadan inip oradaki görevliye sordu aradığımız adresi. O adam da sağolsun bize tarif etti.

Meğer az önce üzerinden geçip gittiğimiz köprünün altından geçip hemen sağa dönmemiz gerekiyormuş. Zaten köprünün altından geçince aradığımız yerin gösteren bir tabela gördük. Tarımsal Araştırma Enstitüsü 6 KM diyordu levhada. Tam 6 kilometre yol yaptık. Sağlı sollu villalar gördük. Köpekler kediler gördük. Süper tepelerden geçtik. Buraları bana hep Sivrihisar‘ı anımsattı sevgili okur. Şaka maka çocukluğumu özlemişim ben.

Gittiğimiz rota. (tıklayınca büyür)

Epey bir yol gidip artık buradan ileride de ev mev olmaz diye düşünmeye başladıktan sonra gördük enstitüy: Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü. Burada hemen Bilge’yi arayıp evlerinin yerini öğrendik ve evi nihayet bulabildik. Burası mükemmel bir doğanın ortasında sessiz, sedasız, tepelerde çevrili acayip otantik bir yerdi. Tam bir piknik mabediydi burası. Gerçi bakış açısına göre de değişirdi.

Bizi Bilge’nin annesi, muhtemelen ablası (Bilge’den büyük görünüyordu) ve Bilge karşıladı. Hemen eşyaları arabaya yükledik. Salih güzelce sardı. Sonra dönüş yolculuğu başladı. Gelirken çektiğimiz sıkıntıdan bahsetmiştim. Bundan dolayı uyanık davranan Alper ve Sercan benden önce hareket edip kamyona oturdular. Bu ayazda kasaya oturamayacağıma göre bir tanesinin dizlerine oturmak icap ediyordu. Önce üzerlerine zıplamayı denedim, izin vermedi hırtlar. Neyse, bende çıktım üzerlerinden kayıp tam ortalarına oturdum. Neden bilmiyorum Alper epey saydı sövdü bana, ulan az önce ben böyle mi oturdum, diye. Her neyse gayet rahattım sonuç olarak. Sercan cam açmaya kalktı, soğuk geliyor diye açtırmadım. Alper yine sövdü. Bu esnada yine yanlış yola girdik. Alper iyice çıldırdı bana vurmaya başladı. Kafamı kamyonun tavanına çarptım. Sercan’ın suratı da cama yapıştı. Daha sonra gülme krizine girdik. Sercan yine nefes alamadı, ölüyordu.

Eski Doğum Hastanesi’nin önünden Kızılcıklı Caddesi‘ne girişi kaçırınca Salih bu sefer yine yok yere şehir içi trafiğine daldık. Çok rahatmışız gibi neredeyse 15 dakika daha ekstradan bu eziyete katlandık. Birkaç defa trafik polisinin önünden geçtik. En nihayetinde Sakarya Meydanı‘na çıkabildik. Oradan Seval‘e geçip Alper’e vereceği yatağı aldık.

O kadar yorulmuştum ki anlatamam. O noktada Alperler’den ayrıldım. Benden sonra neler oldu bilmiyorum.Ama şunu öğrendim, eğer Alper rahat olmayı umarken siz bir şekilde ondan daha rahat olursanız Alper sizi dövüyor.

Alper’in yeni evi hayırlı olsun. Bilge’ye ve Seval’e de yardımlarından dolayı ayrıca teşekkür ederiz.

Bir Taşınma Hikayesi

Olan olmuştu artık. Martın ayazında başımız göğe doğru gezindik bir süre. Ancak nafile. Aradıklarımız telefonu açmıyor, açan da mantıksız fiyatları mantıksız ifadeler kullanarak söylüyorlardı. Kimisi 50 metrekarelik evinin gömme dolabını övüyor, fotoğrafına bakıp da farkedince de bir odasının kapısının olmadığını söylüyordu. Aynı densizler, 400 lira kira, 400 lira depozito ve muhtemelen ailesinden gelen kimbilir hangi genin azizliğine uğradığı için seyrek ve sigaradan sapsarı kesilmiş dişlerini göstererip 400 lira hava parasını gülerek peşin olarak istediğini ilave ediyordu.

Soğuğun artık iyiden iyide iliklerimize işlediği dakikalarda topluca ev aramayı bırakıp yakın zamanda çıkılacağını bildirdiğimiz eski eve döndük. Eski ev arkadaşına durum anlatılıp, hesap kitaplar yapıldı. Kim neyi alıp neyi almayacağını söylüyor ve şaşırılacak bir şekilde sükunet içerisinde konuşma devam ediyordu. Nihayet hesap kitap bitirildi. Eski ev arkadaşı kendi payına düşeni ödeyip odasına çekildi.

Akşamın ilerleyen saatlerinde binbir canın binbir delikte nefes aldığı o dakikalarda interneti bulan şahsın dedelerine rahmet okuyup memnuniyetimizi hem kendi kem de kafir lisanında dillendirdikten sonra yüzümüz biraz olsun güldü. Zamanımız az olduğu için artık lanet edip dünyadaki en büyük güce, mutluluğu daim eden, öfkeyi, kıskançlığı el üstünde tutan o varlığa paraya sığındık. Hemen arka sokaktaki emlakçıya gidip bulduğumuz ev ilanı için görüştük.

Evin yeri çok iyiydi. Yani benim tanıdığım bir konumdaydı. Temel ihtiyaçlara yakın olması da bir ayrı güzelliği idi. Bulunduğu kat itibariyle de tercihimiz sayılırdı. Bu emlakçı da mesleğinin kendisine kattığı insani değerlere tamamen bağlı olarak bu 2+1 evi bize 400 liraya kiraladı. Vicdanlı ve merhametli bir kimse olacak ki 400 liralık depozitoyu 4 taksite 300 liralık komisyonu da 2 taksite böldü. O gece yaptığı bu son işle ölmüşlerinin ruhu şad oldu. Bu masrafa hiç yokken bizi sokan iyi aile çocuklarını da alınlarından öptük.

Emlakçının sağladığı bir araçla hemen o gece evi gezdik gündüzün şerriden daha hayırsız olan o gecenin hayrına sığınıp. Evin konumu, apartmanın sakinleri, evin kullanılırlığı ve bilimum özellikleri fevkalade idi. Evi tuttuk.

Ertesi gün kağıt işlerini hallettik. Ancak aydınlıkta gördüğümüz evin karanlıkta gördüğümüz evden ufak tefek farklılıkları vardı. Karbonmonoksit cihazı yoktu, elektrik sistemi sorunluydu, banyoda duşakabinin altından su sızıyordu, çelik kapının lastikleri söküktü ve evin içindeki kapılardan iki tanesi çok kötü durumdaydı. Tüm bu eksiklik ve aksaklıkları emlakçıya bildirip, eski evdeki eşyaları toplamaya başladık. Kısmet bu ya eşyaları toplamak için eve dönerken apartmana taşınan birilerinin atılmak üzere bıraktığı onlarca koliyi gördük. Böylelikle kutu, koli arama derdimiz ortadan kalktı.

Eşyalar toplanıldı, kutular kapatıldı. Taşınmadan bir gece önce sağolsun bir dostumuz iş yerinden haftasonu mesaiye kalmayı göze alarak ticari bir araç getirdi. Tam 3 sefer yapıp kolileri ve ıvız zıvırın hepsini çektik yeni eve.

Taşınma günü geldiğinde, günlerdir insanın içini donduran, en babayiğite bile dededen kalma tumanlarını pantolon altından giydiren soğuktan eser kalmamıştı. Allaha inanlar şükürlerini sundular bu lütfundan dolayı; inanmayanlar da gülümsediler sadece. Üç gün önce en büyük lütufun internet olduğuna dair iddiaya tutuşan eli belindeler, o gün en büyük nimetin asansör olduğuna dair yemin billah ediyorlardı. Tüm eşyayı ama özellikle 4 büyükler çamaşır makinesi, buzdolabı, çekyat ve amortisörlü bazayı kolayca asansözle indirince herkesin keyfi yerine gelmişti. Daha sonra geriye kalan az buçuk eşyayı da kısa sürede indirdik. 20 liraya anlaşılan nakliyeci 5 dakika içinde kapıda oldu. Bizi gözüne kestirmemiş olacak ki adam arabayı caddeye yanaştırıp gözden kayboldu. Ancak iyiden iyiye gaza gelmiş bizler sadece 8 kişi olmamıza rağmen tüm eşyayı yaklaşık 10 dakika içerisinde kamyonete yükledik. 10 dakika sonra nakliyeci geldiğinde şaşkınlığını gizleyemedi. Hemen yeni eve geçtik. Yaklaşık 5 dakikada da eşyayı aşağı alıp sadece 25 dakika da 20 lira kazandığı için sevinen nakliyeciyle helalleşip yolladık adamı.

Bütün büyük parçaları taşıyıp yalnızca çekyatı aşağıda bıraktık. Kadim dostumuz olan o iki kişinin kısmetiydi bu parça da. Üç kıtada 600 sene hüküm sürmüş, elden ele adalet dağıtmış o şanlı imparatorlukla hiçbir alakası olmayan bu yiğitler son parçayı da çıkardıklarında artık taşınma işi haliyle son bulmuş oluyordu.

Acıkan karınları susturmak, açlığı da yalancıktan bastırmak üzere hemen 2.5 litrelik kolalar açıldı, tulum tulum mısır cipsleri misafirlere ikram edildi. O esnada yeni evde bulunan dost ademoğlu sayısı kafilerin şanlı efendi Fatih’in Konstantiniye’yi aldığı yıl 1453’ün rakamları toplamı olduğu için uğursuz saydıkları 13 ile aynı idi. Evet eve 13 kişi yardıma gelmişti. Yazı boyunca bilerek adlarını vermediğim o kişiler; Alper, Emre, Turgut, Volkan, Sercan, Murat, Koray, Merve, Burcu, B. Merve, Uğur, Savaşalp, Duran‘dı. Bu dostların hepsine tekrar tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Hepsi sağolsun, varolsunlar.

Eve eşyaları taşıyıp önceki ev sakinlerinin bıraktığı bir koltuğu ancak parçalayarak atabildikten sonra yerleşme kısmı başladı. Bu esnada eski ev arkadaşından bizim tenezzül edip aldığımız banyo aynasını, kimyacıların ölçüp en fazla 500 ml diyecekleri yumuşatıcının üçte birini ve bir gece hastalanıp apar topar acile götürürken taksiciye ödediği 15 lirayı geri istediğine dair bir mesaj aldık. Gülümseyerek bu işi de halledilecekler arasına yazdık.

Sonuç olarak taşındık sevgili okur.

Şu Sıralar…

:: Burçak Abla‘ya bir mail attım ama cevap gelmedi henüz. Acaba doğru adrese mi attım diye düşünüyorum.

:: Volkan‘ın evini taşıdık. Aytaç Caddesi’nin girişinde köşede Kafkas Spot var. Oradan bir kamyonet kiraladık 15 liraya. Savaş, Volkan, Duran, Gil ve ben çektik götürdük eşyayı.

:: Volkan’ın evini pislik götürüyordu lan:) Umarım yeni evinde böyle olmaz. N’olur olmasın lan.

:: Volkan’ın yeni ev sahibi ile tanıştım. Süper birisine benziyor ya bakalım ilerleyen zamanlarda neler göreceğiz.

:: Sercan‘ın evine misafir oldum. Sercan’ın 10 numara bir aşçı olduğunu gördüm. Herif bana Çerkez Tavuğu, Pilav, Patates Püresi yaptı. Tatlı olarak Yaş Pasta yaptığını yazmayacağım yalan söylüyorum sanmayın diye.

:: Yaz okulunda dersler bitti. Yani dersler bitti. Şimdi bir hafta uygulama var. Sonraki hafta finaller.

Orhan Abim ve Ben

Orhan Abim ve Ben

:: Stajımın başlamasına az kaldı. 17 Ağustos’ta başlıyor. Geçtiğimiz günlerde gittim SGK pürüzünü hallettim. Haftaya perşembe günü sakalımı ve bıyığımı kesiyorum lan 3 senin ardından. Orhan Abi‘min yanına gideceğim.

:: Teyzemler geldi İstanbul’dan. Cihan‘ın annesi.

:: Hayatımda benim için çok önemli bir şeyin o kadar da önemli olmadığını kavradım. Süper hissediyorum 😀

:: Myspace profilimi güncelledim.

:: Eskirock’ın myspace profilini de ben yaptım 🙂

:: Garaj Projemizi wordpress altyapısıyla güçlendirdik. Yönetimini ortaklaşa yapıyoruz artık. Güzel oldu lan.

:: Feci halde How I Met Your Mother‘a sardırmış haldeyim. Ve farkettim ki Alyson Hannigan‘a hastayım!

:: KeyB‘nin de yıllar önce benim yaşadığıma benzer bir derdi olduğunu öğrendim. Destek oldum kankama. Ama sözümü dinlemedi. İnşallah zararlı çıkmaz.

:: Savaş’a söylemiyorum ama yakında bir öykü daha yayınlayacağım. Ayrıca kitaplaştırma olayı iyice yattı kafama. Süper olacak.

:: Stüdyo yapmam lazım 🙂