Tag Archives: Teknosa

Sonbaharın Dolunayı

Bak işte sonbaharın ilk yazısını yazıyorum bu gece. Uzun bir tatilden sonra nihayet oturabildim bilgisayarın başına. Bu ayın dolunay yazısı, “sihirli aşk mısraları” başlıyor.

Geçen hafta neler oldu neler. Uzun süredir kullandığım Samsung Galaxy Note 2 telefonum bir daha açılmamak üzere kapandı. Teknik servis sorunun anakarttan kaynaklandığını söyledi ve onarım masrafının 600 TL olacağını ekledi. Bu durumda yapılacak tek şey çok uzun süredir gözümün üzerinde olduğu, Samsung Galaxy Note 5‘i almaktı. İlk çıktığı zamana göre fiyatı da ucuzlamıştı. Nihayet, bayramdan hemen önce gittim, bir daha tek bir çöp almamaya yemin ettiğim Teknosa‘dan aldım telefonu. Telefon için başlı başına bir yazı yazacağım. En aşağıdaki görseller yeni cihazla çekildi. Seni görebilmenin en iyi yollarından birisi.

20626564_10210396217567187_7655190690518992723_oBir süredir gözümüz kulağımız Sabhankra‘daydı. Yeni albümden ilk bombayı patlatmasını bekliyorduk  ve o bomba patladı: From The Frozen Mountains. Yüreğimiz cayır cayır yanarken, birden kendimizi buzulların ortasında bulduk. Kalplerimiz dondu ve taş kesildi. Sevgiden, kaderden ve yaşamaktan ümidimizi kesip kederin ve hüznün doğurduğu yepyeni acımasız ve öfke dolu insanlar olup çıktık. İşte, From The Frozen Mountains da bu filmimizin soundtrack’i oldu. Sabhankra, özlediğimiz klavye altyapıları, güçlü screamleri ve epik riffleriyle dopdolu bir parçayla yeni albüm için başlangıcı verdi. Artık gözümüzü geride kalan izlerden ayırıp karlı dağlara çevirdik. Bekliyoruz.

getik11Başka bir güzel haber ise biricik dergimiz Getik Fanzin‘den. Yine uzun bir aradan sonra, 11. sayımızı çıkarttık bu ay. Derginin teması para. Fakat biz temamızdan biraz daha bağımsız olarak, savaş ve tereddüt konusunu işledik. Bu sayıdaki öykümüz Ender‘in bir rüyasıyla başlıyor. Devamında ise direksiyona ben geçiyorum. Aysun, sağ olsun, yine bizi yalnız bırakmadı ve bir tepeye hem de senin resmini çizerek, konduruverdi hikayenin geçtiği hastaneyi. Bu hastaneyi de çocukluğumun geçtiği ilçenin tek hastanesini düşleyerek kurguladım. Öyküdeki her detay, bu hastaneye dair halen aklımda kalanlarla, hatırladıklarımla alakalı. Processed with VSCO

1 Ekim 1943 sabahı öldüğüme inanarak uyandım. Gözlerim bulunduğum odanın içerisindeki parlaklığa bir türlü alışamadı. Etrafımı göremiyordum, fakat o korkunç inlemeleri rahatlıkla duyabiliyordum. Başımı sağa sola çevirsem de kısık gözlerimden görebildiğim görüntü değişmiyordu. Işığın şiddeti her tarafımda aynıydı. Hiçbir şey hissetmiyordum. Duyduklarımdan başka hayat belirtisi yoktu, içeride de dışarıda da. İşte bu da beni daha çok korkutuyordu.

Dolunayım, bugün seni anlattım yine. “Vay be” dedi dost, öyle girdi. Sonra yutkunduk birlikte. Ancak vazgeçemedim ben gökyüzüne bakmaktan. 30 Ağustos’ta dünyamıza girdin. Yeşermeni bekliyorum. Seni bekliyorum.

Reklamlar

Teknosa İle Alışveriş Deneyimim

lgtv Kasım ayının son günü, 30 Kasım Pazar günü Teknosa’dan bir LED TV aldım. Uzun bir süre Samsung modellerine baktıktan sonra, LG’nin 42LB67 modelinin hem özellik hem de fiyat bakımından pek çok Samsung modelinden üstün olduğunu gördüm. Teknosa’ya gittik pazar günü öğlen saatlerinde. Oradaki satıcı bu modeli önerdi ve bugün ayın son günü olduğu için etiket fiyatından 100 lira daha ucuza sattıklarını, ertesi gün ürün fiyatının 100 TL daha pahalı olacağını söyledi. Ürünün bir diğer avantajının da LG televizyonlara özel akıllı kumanda ve 2 adet 3D gözlüğün de hediye olarak gelmesi olduğunu ekledi. Öğlen bu bilgileri alıp, internette ufak bir araştırma yaptık ve gerçekten de söylediği fiyatın çok iyi olduğunu, kumanda ve gözlüğün bedavaya geldiğini gördük. Aynı gün akşam saat 19’a doğru (mağaza kapanmak üzereyken) bir hışımla gittik TV’yi aldık. Sağolsun Volkan geldi ve eve taşımamıza yardım etti.

lgtv02Kurulum için ertesi gün LG Müşteri Hizmetleri’ni aradım ve kayıt yaptırdım. Daha sonra oradan aldığım numaradan da Eskişehir’deki yetkili servise ulaştım. Bu adamlara aynı gün kuruluma gelip gelemeyeceklerini sordum. Çok yoğun olduklarını ertesi güne gelebileceklerini söylediler. Hevesimiz kırılmış bir şekilde evde otururken servis aradı tekrar ve kuruluma gelebileceklerini söyledi. Heyecanla beklemeye başladık. Yarım saat sonra geldiler. Ürünün kutusunu açmaya başladılar. Açan eleman, bazen ekranın çatlak vs. çıktığını söyledi. Sonra baktık ki ekran sağlam. Ancak ben o anda ürünün arka panelinde bir göçük fark ettim. Elemanlar da gördüler ve hemen kutunun üzerini kontrol ettiler tekrardan. Taşıma esnasında zarar görmediğini anladılar, çünkü kutuda en ufak bir çizik dahi yoktu.

İşte sıkıntılı süreç de böylece başlamış oldu sevgili okur. Teknik servis ürünün kendisini, faturasını, her şeyini aldı ve elimize bir servis formu tutuşturup gitti. Hasarlı ürün için değişim formu düzenleyeceklermiş. Sonra da getirip ürünü bana geriye vereceklermiş. Ben de onların düzenlediği formla birlikte ürünü aldığım yere gidip yeni ürünümü alacakmışım. Salı günü hallolur dediler.

Ancak elbette o şekilde olmadı. Sürekli aradık sorduk, nihayet Çarşamba günü akşam kendimiz gidip teknik servise cihazı ve düzenledikleri değişim formunu aldık. Servisi beklesek iş ertesi güne sarkacaktı çünkü. Elimizde değişim formu ve cihaz olduğu halde tekrar Teknosa’ya gittik. Servis bize, değişim formunu verdiğimizde yeni ürünü alıp gidebileceğimizi söylemişti. Yine olmadı. Bu sefer de Teknosa değişim raporunda bir hata olduğunu, servisin rapora “değişimi uygun değildir” yazdığını, bu yüzden değiştiremeyeceklerini söyledi. Bize bir saat içinde cevap vereceklerini söyleyip yolladılar dükkandan. Bir saat sonra gittiğimizde ürünün değişimi için LG merkezi ile bağlantıya geçtiklerini, kendilerinin yeniden rapor hazırladıklarını, ertesi gün gelmemizi söylediler.

Perşembe günü yine gittik Teknosa’ya. Hala cevap beklediklerini, cevap gelince bizi arayacaklarını söylediler. Ben de kendi stoklarından yeni bir ürünü bana verip beni mağdur etmemelerini, değişimden gelecek yeni ürünü kendi stoklarına koyabileceklerini, söyledim. Ancak “o şekilde çalışmadıklarını” söylediler. Ürünü iade edip, paramı geri istediğimi söyledim. Ürün iade edemeyeceğimi söylediler.

Sevgili okur, o hafta bitti. Ve bir sonraki pazartesi günü yani ürünü aldıktan tam bir hafta sonra bu sefer gemileri yakmış bir şekilde, Teknosa’ya gittim. LG merkezinden yine cevap gelmemişti. Ancak beni daha fazla mağdur etmemek için kendi stoklarından bir ürün vereceklerini, söylediler. Yani mağdur edilme sınırı bir haftaymış demek ki. Yeni ürünü beklerken bir şey fark ettim ve canım daha da sıkıldı. Televizyonu satın alırken “ertesi gün 100 lira daha pahalı olacak” dedikleri için apar topar aynı gün almıştım. Ancak şimdi ürünün üzerinde yazan etikette benim aldığım fiyattan 50 lira daha ucuz bir fiyat yazıyordu! Kasadaki görevlilere söyleyince kontrol ettiler ve etiketin yanlış basıldığını farkettiler. 50 lira değil, 20 lira daha ucuza satılıyordu yani 🙂

Yeni televizyonu aldım, hazırladıkları rapor yüzünden bir haftadır mağdur olduğum servisi aradım. Aynı gün gelemeyeceklerini söylediler. Böylece ertesi gün, Salı günü, nihayet gelip televizyonu kurdular. Bu sefer bir sorun çıkmadı neyse ki.

Böylece, bir hevesle aldığım televizyonu, satın aldıktan 9 gün sonra izleyebildim. LG’nin ne kadar berbat bir teknik servisi olduğunu öğrenmiş oldum. Teknosa’nın ne kadar zayıf kaldığını öğrenmiş oldum.

Gelelim TV’nin özelliklerine. Evet, televizyon çok güzel sevgili okur. Canımı sıkan iki şey var ama: Kanal geçiş hızı yavaş ve doğru düzgün bir kanal listesi yok. Normal uydulardan alışık olduğumuz şu onlu kanal listesi yok bu televizyonda. Üçerli bir liste var. O da çok can sıkıyor.

lgtv01

Bu Togay’ın bir pozu

Onun dışında, 700 hertz yenileme hızına sahip ki Samsung’un çok az modeli bu yenileme hızına sahip. Dahili HD uydu alıcısı, akıllı kumandası, 3D özelliği çok çok iyi. Ama en iyi özelliği ne diyecek olursanız dahili Wifi alıcısı. Yani kablosuz internete bağlanabiliyorum, Youtube ve envai çeşit siteyi açıp video izleyebiliyorum. Yayın kaydetme özelliği de harika. Arka panelde 3 HDMi ve 3 USB bağlantı yuvası var. Ayrıca Scart, LNB ve LAN girişi de mevcut.

42 inch panelde çerçeve yok. Sadece alt kenarda gümüşi renk bir çerçeve var. Ürün yukarıda da belirtiğim gibi iki tane kumandaya sahip. Pratikliği sebebiyle akıllı kumanda elden düşmüyor. Ancak ben inatla diğer klasik kumandayı kullanmayı tercih ediyorum.

Televizyonun 3D özelliği fena değil. Hediye diye verdikleri 3D gözlükler de ortalama bir kaliteye sahip. Sinemada 2 TL’ye verdikleri gözlükle aynı. Bizzat denedim sinemada kullandım. Ayrıca sinemada verilen gözlüğü de evdeki televizyonda kullanabildim. Dolayısıyla gözlük hediyeli diye daha pahalı fiyatı tercih etmeyin. Bazı sitelerde baktım, gözlük hediyesi yok. Gözlük hediye eden siteden 50 lira daha ucuz bir fiyata veriyor. Gözlüğü boş verin, 50 lira daha ucuza vereni tercih edin.

LG Servisiyle bu tip saçmalıklar yaşadığım için başlangıçta epey hevesim kaçmıştı ancak akşam eve gidip televizyonun karşısına uzanınca o kaçan hevesim yerine geliyor. Ancak teknik servisin bu kadar hantal olması beni düşündürüyor. Bu televizyonu da tavsiye ediyorum ancak şimdiki aklım olsaydı kesinlikle bir Samsung modeli tercih ederdim, onu da asla Teknosa’dan almazdım. Dezavantajım şu olurdu: Aynı paraya daha küçük, 40 inch bir TV alırdım, alacağım cihaz daha düşük yenileme hızına sahip olurdu. Ya da daha çok para vermem gerekirdi. Ancak servisle sıkıntı yaşamazdım. Çünkü biliyorum önceki tecrübelerimden, Samsung servisi çok iyi.

Dert Tasa Sıkıntı Var

Bunların hepsi var şu ara. Calculus II vizesinden gene 40 45 beklerken 13 alarak hayata küstüm sevgili okur. Umudum da hevesim de iyice kırıldı lan. Kantine gitmek istemiyorum. Kantine gidince de hemen işimi halledip kaçıyorum laboratuvara geri. Eskiden olsa öyle mi olurdu lan, fakültenin güzel kızlarına bakardım, Erol‘la muhabbet ederdim, milletin masada bıraktığı gazeteleri dergileri okurdum. Hem kişisel gelişimime katkıda bulunur hem de o anda açık Kral TV’den piyasada dönmekte olan şarkıların kliplerini göz ucuyla izlerdim. Lan artık kimse kalmayınca kantinin mantinin de tadı olmuyor. Herkes mutlu lan, bakıyorum herkes geçmiş Calculus’u, öff başka hiçbir dertleri yok. Krallar gibiler. Bir de bana bak lan.

Red Riding Hood

Geçen gün Red Riding Hood diye bir film izledim. Kırmızı Şapkalı kız masalına epey bir boyut kazandırmışlar, cidden beğendim. Çok iyi hedef şaşırtıyorlar. Bir de dürüst olarak söylemek gerekirse filmin başından beri erkek seyircilerin %90’ının istediği şeyin filmin sonunda olması ayrı bir kayda değer noktaydı. Amanda Seyfried‘ı buradan öpüyorum lan. Çok samimiyetle öpüyorum kendisini.

Tekirdağ Köfte

Dün Sercan‘ın Tekirdağ‘ın en iyi köftecisinden getirdiği Tekirdağ köfteleri ıslattık Volkanlar’da. Volkan yoktu, daha gelmedi, onun anısına da ben gece boyunca hep matkapla oynayıp durdum. Hırvastistan maçını izledik. Kalecimizi alnından öptük. Alper de öptü. Bu arada Sabhankra‘nın Moonlight‘ı klavye ve gitar olarak çıkardık sayılır sevgili okur. Çok yakında yeni süprizlere hazır ol. Acayip olacak.

Dün Sercan’ın interneti hızlı diye biriktirdiğim dizi bölümlerini indirdim onlarda. Lan hepsini benim taşınabilir harddiske attım. Eve geldim, harddiski bilgisayara taktım ve geri zekalı “BİÇİMLENDİRMENİZ GEREKİYOR ABİ AÇMAK İÇİN” hatası verdi. Yani ayıp lan. Deli oldum. Şu anda da halen File Scavenger programı ile harddiski tarıyorum. Bakalım kurtaracam lan umarım formata gerek kalmadan.

Dediğim gibi sıkıntı çok. Ama iyi şeyler de olmuyor değil. Mesela bakalım yakın zamanda ilk ödemeyi alacağız projeden. Borcumu harcımı düzeltip rahata ereceğim. Bir de Sercan’la Merve‘ye bir sözüm var bakalım onu yapacağım. Ha bir de Alf Kırtasiye‘den bir süredir biriktirdiğim DVD kapaklarını bastıracağım.

Sivrihisar’dan tanıdığım bir arkadaşım var, Sevinç. Kendisi THY‘de aşçı olarak çalışıyor. Biniyor uçağa, Dünya’nın dört bir yanına uçuyor. Önceki akşam konuştuk biraz, nasıl mutlu oldum anlatamam. Japonya’daymış şu an. Dedim ki hemen benim koleksiyonuma bir tane Japon günlük gazetesi getir. O da sağolsun çok daha fazlasını getirmiş bugün mesaj attı. Bu beni mutlu eden bir diğer olaydı.

Geçen gün tarayıcının driver’ını bulamadığımdan bahsediyordum ya buldum onu kurdum. Şu an sistem maşallah çok kararlı sevgili okur. Bu arada şu yazımda aldığımı söylediğim mouse bozuldu. Kendi kendine kapanıyor. Gittim bugün Teknosa‘ya garantiye yolladım, bakalım neler olacak.

Çok uzun süre önce sözünü verdiğim video blog olayına başlıyorum artık. Yarın ilk videoyu Alper’le çekeceğim. Kısacık videolarla haftada bir ya da iki defa sizlere cam açacağım.

Volkan’ı, İlker‘i ve Savaşalp‘i çok özledim. Epeydir bir araya gelemiyorum bu adamlarla. Hepsine sevgiler.

Bu arada Doğa ve Çevre Kulübü olarak salı günü gittik Levent‘le dilekçeleri teslim edip resmen göreve başladık. Haydi bakalım.

Mouse Değişimi ve Teknosa Müşteri Hizmetleri

MYSZA4G7360N-1-1

A4 Tech G7-300

Taa şu yazımda aldığımı söylediğim logitech marka mouse‘um bozuldu bir süre önce. Tıklama tuşları çalışmamaya başlayınca teknik servise yolladım. Ancak 3. yollamamın sonunda beni arayıp mouse’un tamir olmayacağını ve mouse için ödediğim parayı hediye çeki olarak vereceklerini, bu sayede yeni bir mouse alabileceğimi söylediler.

40 liralık hediye çeki elimde Teknosa mağazasında dolaşmaya başladım. Ancak istediğim gibi bir mouse bulamadım. Tüm mouse’lar standart iki klik ve bir roll’dan oluşuyordu üstelik bu saçma halleriyle fiyatları 37 lira falandı. En son A4 Tech‘in bir mouse’unu buldum. Bu da çok iyi sayılmazdı ama pil tüketimi çok ekonomikti ve mouse’un tuşlarının işlevlerini ayarlayabiliyorduk.

Teknosa’nın bu noktaya kadar ilgisi beni memnun etti. Bu yukarıda bahsettiğim mouse’u ben 37 liraya ldım sevgili okur. Eve gelip baktığımda fiyatının diğer sitelerde 25 lira civarı olduğunu görünce çok pis sövdüm ama. Sonuç olarak çok çok iyi bir mouse’dan olup daha kötü bir mouse’a aynı parayı vermiş oldum.

Şimdilik devam ediyorum bakalım bu mouse’la. Neler olur bilmiyorum ama.

Kısa Film Çekmek

Zor iş, başta bunu söyleyeyim. Hele ki bizim gibiyseniz acayip zor.

Geçtiğimiz hafta sonumuzu Yeşil Kamera adlı organizasyona kısa film çekmek için harcadık. Aslında katılmayacaktık ancak son anda sitelerindeki “film göndermek zorundadırlar” ibaresini görünce dedik saçma falan bir şeyler yollayalım.

İyi oldu aslında. Çok şey öğrendim. Mesela Türkiye’deki sayılı elektronik atık toplayıcılarından olan Media Markt‘in bizim elektronik atıklar ilgili kısa filmimizdeki bir sahnemiz için izin vermemesi çok düşündürdü bizi. Üstelik bunu biz size döneriz diyerek geçirtirmeleri daha bir düşündürücü ve aslında ayıp oldu. Media Markt’a kalsa halen daha dönmelerini bekleyecektik. Benzer şekilde 15 saniyelik bir sahne için bir haftalık izin bürokrasisi şartı koşan Cinebonus‘a ve Teknosa‘ya teşekkür ederiz.

Ama teşekkürün en büyüğünü okulumuzu temsil etmek adına katıldığımız bu yarışmada 30 saniyelik bir görüntü için bir boş oda vermeyen okulumuzun kendi hastanesi Mavi Hastane‘ye ediyorum. Bu sebepten senaryoya hiç istemediğimiz eklentiler yapmak durumunda kaldık. Filmin en önemli sahnesini de bir türlü canladıramayınca film çöpe döndü. Allahtan montajını bizim İlker‘e yaptırdık da oradan biraz kotardık durumu.

Ama Erol‘la Volkan‘ın montaj esnasında bu kadar ciddi hataya nasıl izin verdiklerini bir türlü anlayamadım. Filmin sonuna bir müzik koysaydınız lan!

Neyse, dediğim gibi bu olay epey zor bir iş. Ama zevkli. Yalan söylemeyeceğim, yakın zamanda böyle bir proje olursa yine girerim. Çünkü bu sahne arkası muhabbetleri çok komik oluyor. Her filmde olduğu gibi bunda da yine en yırtık karakteri ben canlandırdım. Benim dışımdaki oyuncular ise çok da yabancı olmayan Alper, Erol, Volkan (hem çekti hem oynadı), Funda, Selma, Alper ve kuzeni. Sağolsun hepsi de.

Dediğim gibi film aklımdaki filme çok az benzediği için bir ödül vs beklentim yok. Bu sebepten de burada sizinle paylaşmıyorum. Ama set arkası fotoğraflarından koyacağım. Her biri de epey güldüğümüz anlara ait. Sonucunda birşey çıkmasa da emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyoro.

Sünger Birahanesi

Volkan'ın Evi

Volkan'ın Evi

Bayrak Direği

Mavi Hastane

Mavi Hastane

Mavi Hastane

Volkan Mutfak

Volkan'la İlker

Bu Aralar Şunları Aldım

:: Perşembe günü Temel İşlemler quizinden sıfır aldım. Gerçi sonuçlar henüz açıklanmadı ama ben şimdiden sipariş ettim.

:: Deri mont aldım: Deri diyorum siz inanmayın ama. Zira etiket fiyatı 140 liraydı, adam dükkanı kapatağı için 70 liraya verdi. O durumda bile adamın kâr ettiğini düşünürsek montun içerik olarak kalitesini anlayabiliriz. Gerçi ben çok temiz giyerim onu. 2-3 sene gider inşallah. Gerçi göbeğimde her geçen gün biraz daha irileşiyor, yakında sığmayabilirim.

Logitech NX80

:: Logitech mouse aldım: Aldım, evet. A4 Tech marka mouse’um bozulunca bende değişiklik olsun dedim ve Logitech NX 80 marka kablosuz mouse’ı aldım. Laptop mouse’u imiş. Lakin öyle çok ufak olanlardan değil. Teknosa‘dan 39 liraya aldım. Üzülmüyorum, eğer almasaydım pc yi bu gece mouse’suz kullanmak çok zor olurdu. Yalnız eski mouse’umun ağırlığına alıştım, bu çok hafif geliyor bakalım alışırım heralde buna da. Bu arada alakayı anlamadım, mouse kutusundan acayip ciks bir kılıf çıktı. Bir de Duracell marka iki tane kalem pil 🙂 Mouse’un roll’u sağa sola da hareket edebiliyor. Ancak bunu yapabilmem için internetten sürücüsünü indirmem gerekiyor.

Kaybolmuş Masumiyet

:: 3 liraya 3 kaset aldım: Bu hesaba göre tanesinin 1 lira ettiğini hesaplayabilmişsinizdir umarım. Her ne kadar 1 liraya kaset satılmasını doğru bulmasam da güzel albümleri bu fiyata bulunca bir süreliğine safımı değiştirebiliyorum. “Şimdi kaset mi kaldı birader?” diye sormayın. Bugün nasıl plak arıyorsam ileride de kaset arayacağımı biliyorum 🙂 Ayrıca seviyorum kasetleri. Koleksiyonum azar azar da olsa genişliyor böylelikle. Aldığım albümler şunlar:

  • Şebnem Ferah – Kadın: Güzel albümdür. 96 yılında çıkardı Şebo bunu. İlk albümü. Albümde çalan müzisyenleri de söyleyeyim; gitarlarda Demir Demirkan, bassta Tarkan Gözübüyük ve davul’da İskender Paydaş. Hiç bir şeyi bilmeyen bile Şebnem Ferah’ın Yağmurlar‘ını biliyordur. İşte o parça da bu albümde.
  • Athena – Herşey Yolunda: Bunu da kardeşim Murat için aldım. Bu albümde Öpücük, Beyoğlu gibi az sayıda sevdiğim Athena parçaları var. Olsun.
  • Asafated – Kaybolmuş Masumiyet: Yıl 1995. Ben henüz ilkokul 2. sınıftayım. Hesap edin daha ilköğretim bile birleştirilmemiş, okulda hala siyah önlük giyenler var. Bu adamlar bu albümü çıkarmışlar. Yıl 2009. Asafated dağılalı yıllar olmuş, vokalisti Tanju Can, UÇK Grind isimli grubuyla Eskişehir’e konsere gelmiş, bende “Human Race Must Be Destroyed” diye bağırıyorum. Yıl 2010. 95’te çıkan bu albümü 1 liraya buluyorum. Albümün içini açıyorum ve şöyle yazıyor: “Bu albüm kimyasal ve çeşitli savaşlar sonucu ölmüş bütün insanlara adanmıştır.”

LCD Monitör Aldım: Samsung P2250

Samsung P2250

Hepsiburada‘dan 12 Ocak’ta yaptığım alışverişten sonra bugün nihayet monitörüm geldi. Eren ile yaptığımız uzun araştırmalar sonucu aldık bu LCD’yi. Bu modelin Teknosa‘da fiyatı 365 TL idi. Ellerinde kutulusu kalmamış, teşhir fiyatı buydu üstelik. Bizde hepsiburada’dan araştırdık bulduk. Kısa bir süre için kampanyalı fiyatı 344 liraydı. Ayrıca 8 taksit yapınca kargo için de para almıyordu. Ven en güzeli de hızlı kargo idi. Bunun anlamı ertesi gün elimde olacaktı. Ama olmadı.

Bugün 18 Ocak. Kargo az önce geldi. Yani hepsiburada’nın hızlı kargo olayının çakma olduğunu tam 6 günlük bu gecikme ile anladım. Allah’tan kargoda en ufak bir sorun yoktu. O sevindirdi ve affettim hepsiburada’yı 🙂 Tastamamdı herşey. P2250 modelinin kutu içeriği şu şekilde; monitörün kendisi, montaj klavuzu, ürün garantisi, kullanıcı klavuzu CD’si, D-Sub kablosu, Elektrik kablosu, DVI kablosu, Temizleme bezi, kablo yerleşim bağlantısı, altlık, altlık konektörü, altlığa yapışık duvar monte aparatı. Bunların hepsi tamamdı.

Bu alışverişle ilgili tek problem gecikme oldu dediğim gibi. Ama temiz iş olduğundan sesimi çıkarmıyorum.

LCD monitör Samsung marka. 21,5″ ve Full HD. Bunun anlamı ekran çözünürlüğü 1920*1080. DVI ve analog bağlantısı da mevcut. Şu an dijital bağlantı ile bağladım. Dokunmatik tuşları var ön panelde. Tasarım falan güzel. Standı olsun çerçevesi olsun çok tatlı dönüşlerle yapılmış. Göze hoş görünüyor. Simsiyah lan 😀 2ms tepki süresi var. Masaüstü genişliği inanılmaz oldu. Eskiden simgeler ekranı doldururdu. Şimdi zavallıcıklar bi köşede kalakaldı.

Monitörün daha teknik özellikleri için Google’a bakın. Bakalım şimdilik, gerçi daha birkaç saat oldu ama, mutluyum memnunum. İlerleyen günlerde belli olacak detaylarda 🙂

NOT: Yeni monitörümde izlemek için bluray filmler aranıyor 🙂 Bendekileri eski monitörümde izlediğimden sizdekilere de talibim dostlar 🙂