Tag Archives: telefon

Telefonumu Kaybedeyazdım!

Bugün çok uzun süre sonra bir şeyimi kaybetmenin verdiği o can sıkıcı duyguyu hissettim sevgili okur: Telefonumu kaybedeyazdım.

Sabah göreve çıktık. Önce bir dağ başına; daha sonra ise nispeten daha ovalık, bağlık bir yere gittik. İşimiz bitince de geldiğimiz arabaya 5 kişi doluşup daireye döndük. İşte ne olduysa o zaman diliminde oldu. Yukarı çıkarken telefonumun cebimde olmadığını farkettim.

Önce ofise baktım, yoktu. Sonra montumun, ceketimin ceplerini iyice kontrol ettim. Hayır, sonuç olumsuzdu. Sağolsun Nurcan Hanım ve Adnan Bey birkaç defa beni aradılar. Telefon çalıyordu fakat açan olmadı. Camdan dairenin önünde başka bir göreve gitmek üzere bekleyen aynı araçtakilere doğru seslendim telefonum arabada mı acaba diye. Ancak onlar da olumsuz yanıt verdiler. Son bir umutla kaldığım odaya geri döndüm. Burayı da iyice araştırdım fakat bulamadım. Telefonum kaybolmuştu.

Arka Sokaklar’da Aylin

Öğle arasında Metin Bey‘le birlikte sabah göreve gittiğimiz yerlere bir daha gidip baktık. Fakat yine bulamadık. Defalarca aramama rağmen telefon çalıyor fakat açan olmuyordu. Sağolsun epey teselli etti beni Metin Bey. Ama bir kere bozulmuştu moralim. Sonra Turkcell Müşteri Hizmetleri‘ni aradım. Tam da işe yarayacağı her zaman olduğu gibi yine bir işe yaramadılar. Operatörle görüşmeyi bir türlü başaramadım. Lan teknolojiyi abartmak da bazen işe yaramıyormuş. Size nasıl yardımcı olabilirim, diyor kadın. Telefonumu kaybettim, diyorum. Tamam diyor bir sürü şey soruyor. Lan eski sistem öyle miydi? Bas beşe bağlan operatöre! Mobil olarak bağlanamayınca yayan olarak bağlanayım diyip çarşıya gittim Turkcell İşlem Merkezi‘ne. Burada durumu anlattım, ancak yardımcı olamayacaklarını, online olarak telefon takibi yapamadıklarını söylediler. Ben de onlara “Arka Sokaklar’da Aylil yapıyor ama?” dedim. Onlar da telefon izlemelerinde sadece Savcılıkların yetkili olduğunu söylediler. Yani elim boş döndüm.

Neyse, misafirhanede yedekte tuttuğum telefonu açtım, eşe dosta telefonumu kaybettiğimi söyledim. Sonra da aralıksız diğer telefonu aradım. Ama nafile, ne açan oldu ne de geri arayan. Tam bu esnada son bir kere daha sabah indiğim araçla göreve giden arkadaşları arayayım dedim. Murat Abi‘yi aradım numarasını daireden alıp, zira yedek telefonda hiç bir numara kayıtlı değil. Murat Abi’den tekrar bakmasını rica ettim arabanın içine. Ve bingo! Telefonu bulup beni geri aradı.

Telefon meğer, işe başlarken “lan bununla da ne film çekilir arkadaş” diyip aldığım trençkotun cebinden kaymış, Megane‘ın arka koltuğunda araya girmiş. Ön kısmına da Murat Abi oturunca doğal bir yalıtım mekanizması oluşup devreye girmiş ve telefonun sesi kesilmiş adeta.

Her neyse, artık telefonum yanımda. Göreve giderken de iple falan boynuma asmayı düşünüyorum. Numaralarımı yedekledim. Tüm özel bilgileri aktardım az önce. Telefonu vazgeçilebilir bir hale getirdim. İhtiyatlının anası ağlamıyor sevgili okur. Sen de bu yazıyı oku, marka ve modeli ne olursa olsun, hemen telefonunu yedeklemeye başla. Benim yaptığım gibi çok hayati içeriklerini de telefonundan kaldır.

Sevgilerimle.

Çok Garip Bir Rüya…

Dün gece çok garip bir rüya gördüm sevgili okur. Rüyamda uyuyorum. Aniden telefon çalmaya başlıyor ve uyanıyorum. Telefonun ekranına bakıyorum arayan numara yazmıyor. Açıyorum telefonu, karşı taraftan ses gelmiyor ama ben onun söylediklerini kafamın içinde duymaya başlıyorum. Ben konuşup cevap veriyorum ama karşı taraftan ses gelmiyor yine. Karşı tarafın cevabı hep kafamın içinde beliriyor.

Bu şekilde 10 dakika kadar konuşuyoruz. Daha doğrusu yarı telepatik yarı normal bir konuşma oluyor bu. Ben konuşuyorum sadece. Sonra bir an geliyor ve ben ondan geriye doğru saymaya başlıyorum.

ON…
Derin bir sessizlik var karşı tarafta.

DOKUZ…
Nefes alma sesi geliyor ama tek kelime yok.

SEKİZ…
Yutkunma sesi geliyor karşıdan.

YEDİ…
Sessizlik devam ediyor

(…)

İKİ…
Ben bir kaç kelime söylemeye çalışıyorum, olmuyor.

BİR…
Son defa yutkunuyorum.

SIFIR.
Telefon kapanıyor.

İşte telefon kapandıktan hemen sonra uyandım. Baktım ki üzerimdeki örtü kaymış, epey de üşümüşüm 🙂 Garip oluyor elbette böyle rüyalar. Ama ortaya çıkmaları çok daha garip oluyor. Kendimi siyah beyaz bir filmin içinde gibi hissediyorum böyle olunca. Gece rüyadan uyanınca sersemliyorum. Daha sonra kendime gelmem tüm günümü alıyor. Oysa eskiden daha fantastik rüyalar görürdüm. Şimdi gördüğüm kurgular, inanılması daha kolay gerçeklerden ibaret.

Rüya tasviri yapan bir arkadaşım var, Funda. Olur da bu yazıyı da okursan lütfen bana söyle. Ne anlama geliyor tüm bunlar 🙂